{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi               21.Hukuk Dairesi  2024/40 Esas 2024/1524  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2024/40 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2024/1524<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 26/10/2023<br>NUMARASI\t\t: 2023/52 Esas 2023/899 Karar<br>DAVACI \t:<br>VEKİLLERİ\t<br>DAVALI \t:<br>DAVA\t: Alacak (Bankacılık İşleminden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 26/11/2020<br><br>KARAR TARİHİ\t: 24/12/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 23/01/2025 <br>\tTaraflar arasındaki alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.  <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin hissesinin bulunduğu taşınmazların kamulaştırıldığını, mahkemelerce müvekkilinin hissesine isabet eden kamulaştırma bedeline yönelik davalı bankada müvekkili adına 3 aylık vadeli hesap açılmasına ve her 3 ayın sonunda vadeli hesabın yenilenmesine karar verildiğini, anılan kararlar uyarınca müvekkili adına davalı bankada ayrı ayrı vadeli hesap açıldığını, mahkeme kararlarının kesinleştiğini, hesaptaki paranın taraflarına ödendiğini, davalı bankanın her iki hesaptaki müvekkiline ait paralara 1 yıldan daha uzun bir sürede ödediği faizin düşük olduğunu, her iki hesaba da %5,5 oranında faiz işlettiğini, davalı tarafça uygulanan faiz oranının yasal ve hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek her iki hesap yönünden müvekkilinin uğradığı toplam 30.000,00 TL faiz zararının dava tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama aşamasında talebini toplam 44.111,23 TL olarak ıslah etmiştir.<br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının kamulaştırma bedelinin yatırıldığı hesaplara uygulanan faiz oranlarının usul ve yasaya uygun olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, alınan bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli görüldüğü, davalı banka tarafından davacıya yapılan kamulaştırma bedeli ödemesinin düşük faiz uygulamak suretiyle yapıldığı, raporda hesaplandığı üzere davacıya düşük faiz uygulamak suretiyle yapılan ödeme tutarının 44.111,23 TL olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, toplam 44.111.23 TL alacağın 30.000,00 TL'si için dava tarihinden itibaren, bakiye 14.111,23 TL için ıslah tarihi olan 13/04/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava konusu hesabı Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğünün 104/1 Genelgesi ve Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünün 22.09.2017 tarih 7174 sayılı Nemalandırma Konulu Cumhuriyet Başsavcılıklarına gönderilen kurum içi sirkülere uygun şekilde vadeli hesapta değerlendirdiğini, kararda haksız şekilde müvekkiline kusur yüklendiğini, dava konusu olayda da bir zarar var ise bu zararın öncelikli olarak Adalet Bakanlığından talep edilmesi ve Adalet Bakanlığının da müvekkili ile arasında yapılan protokol, genelge v.s. nedeniyle müvekkiline rücu için dava açabileceğini, müvekkiline böyle bir dava Adalet Bakanlığı tarafından açılabileceğinden davacının işbu davada taraf ehliyeti bulunmadığını, işbu davada müvekkilinin taraf sıfatının olup olmadığının irdelenmesi gerektiğini, haksız olarak ve herhangi bir gerekçe gösterilmeden tüm kusurun müvekkiline yüklenerek, davacının maddi zarara uğradığına ilişkin hazırlanan rapora itiraz etme zarureti doğduğunu, davanın Adalet Bakanlığına da ihbar edilmesi gerektiğini, hesap sahibi Adalet Bakanlığı olduğundan, hesap sahibinin mahkeme olduğu hesap ekstresinden de anlaşıldığından, işbu hesaba işleyen faize ilişkin açılacak davalar ve takiplerin hesap sahibi olarak Adalet Bakanlığı tarafından açılabileceğini, müvekkil ile Adalet Bakanlığı arasında bir hukuki ilişki olduğunu, davacı ile müvekkili arasında bir hukuki ilişki bulunmadığını, Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğünün 06.05.2008 tarih 104/1 numaralı “Mahkeme Emanet Paraları ile İcra İflas Dairelerince Tahsil Olunan Paraların Yatırılacağı Bankalar ve İcmal Defterleri” konulu genelge kapsamında olduğundan, dava konusu mahkeme emanet hesabına da müvekkili tarafından Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü'nün 06.05.2015 tarih 104/1 Sayılı genelgesi kapsamında cari faiz oranları uygulanmak suretiyle nemalandırıldığını, müvekkilinin mahkeme tarafından kendisine verilen talimatlar yönünden sorumlu olduğunu, davacının müvekkili ile akdi ilişkisi bulunmadığını, davacının bankaya yönelik herhangi bir zarar nedeniyle talepte bulunamayacağını, davacının işbu davada taraf ehliyeti bulunmadığından davacının müvekkiline yönelik dava açmada aktif husumet ehliyeti olmadığından davanın HMK'nun 114 ve 115. maddeleri gereğince aktif husumet nedeniyle reddi gerektiğini, müvekkilinin mahkeme talimatlarına uygun hareket ettiğini, kusuru bulunmadığını, vade ve faiz oranından hem mahkeme hem de davacının haberdar olduğunu, müvekkilinin mahkeme talimatına ve Adalet Bakanlığı genelge ve iç sirkülerine uygun hareket ettiğini, eğer ortada bir kusur var ise bu kusurun davacı ve mahkemeye ait olduğunu, davacının kendi kusuruna ilişkin olarak işbu davayı müvekkiline yöneltemeyeceğini, mahkemenin kusuru olduğu düşünülürse, bu durumda da işbu davanın müvekkiline değil, Adalet Bakanlığına yöneltilmesi gerektiğini, \"Mevduat faizi\" ve \"Cari faiz\" kavramlarının birbiri ile karıştırıldığını, tabela (cari) faiz, Merkez Bankasına\" mevduat ilan edilen yıllık faiz oranları bildirim formu\" ile bildirilen \"tabela faizi (cari faiz)\" oranları olduğunu, müvekkilinin cari faiz oranları değil de, mevduat faizi ve  5 bankanın faiz oranlarına  göre değerlendirilen bilirkişi raporuna göre kurulan hükmün genel hükümlere ve hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkilinin ne kanunen ne de sözleşmesel olarak tüm bankaların fiilen uyguladığı yüksek mevduat faizi yönünden sorumlu olacağına ilişkin bir hüküm bulunmadığını, bu durumun kabulü halinde tüm mevduat hesap sahiplerinin müvekkiline dava açarak başka bankaların uyguladığı en yüksek mevduat faiz oranları yönünden müvekkilinden tazminat talep edebilir konuma geleceğini, bunun ise kabulü halinde kanunen ve sözleşmesel bir sorumlulukları bulunmadığı halde müvekkiline tazminat sorumluluğu yüklenmesi gibi hukuken izahı mümkün olmayan bir durumla karşı karşıya kalınacağını, bu genelge kapsamında müvekkiline yatırılan paraların cari faiz oranları ile değerlendirildiğini, kurum içi sirkülerde aynen \"Bir aylık mevduata uygulanacak \"tabela faizi (cari faiz)\" oranlarından en yüksek olanından az olmamak üzere nemalandırılması hususunda ... keyfiyetin yargı çevresindeki icra ve iflas dairelerine tebliği ve bilgileri açısından icra mahkemelerine duyurulması...\" istendiğini, T.C. Merkez Bankasına \"mevduat ilan edilen yıllık faiz oranları bildirim formu\" ile bildirilen \"tabela faizi (cari faiz)\" oranları üzerinden vadeli hesap açıldığını, müvekkiline bu hususta bir kusur yüklenemeyeceğini, davacının söz konusu hesabın vadesi ve uygulanan faiz oranına ilişkin, söz konusu vadeli hesabı açtıran mahkemeye zamanında müracaat ile faiz oranlarının düşük olmasına itiraz edip işbu davalarında iddia ettikleri şekilde en yüksek mevduat faizi oranın uygulanması için yeniden müzekkere yazdırabilecekken bu hususun ihmal edilerek mahkemeye başvuru yapılmaması sonucunda oluştuğunu iddia ettiği zararı talep edemeyeceğini, müvekkili tarafından dava konusu mahkeme emanet hesabına Merkez Bankasına bildirilen tabela (cari) faiz oranları uygulanmak suretiyle nemalandırıldığını, bir kusur var ise kusurun tamamının müvekkiline yüklenmesi, işleme vakıf olunmasına rağmen müdahale etmeyen davacı ve mahkemenin hiçbir kusuru bulunmadığı, tek kusurlu ve sorumlunun müvekkili olduğu yönündeki raporun usul ve yasaya aykırı bulunduğunu, zarar hesabı yapılırken müvekkilinin uyguladığı vade ve cari faiz oranlarına göre değil, fiilen uygulanan azami yıllık  faiz oranı üzerinden hesaplama yapılarak hazırlanan raporun hakkaniyete ve genel hükümlere aykırı olduğunu, müvekkilinin bu yönüyle kanunen ya da sözleşmesel bir yükümlülüğü de olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; bankaya depo edilen kamulaştırma bedeline düşük oranda faiz işletilmesinden kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tEskişehir Tüketici Mahkemesinde aynı iddialarla açılan davada 2020/48 Esas 2020/326 Karar sayılı kararıyla arabuluculuk dava şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verildiği, kararın istinaf incelemesinde geçmeden 08/09/2020 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. <br>\tAnılan karar üzerine arabuluculuk son tutanağı eklenmek suretiyle dava Eskişehir Tüketici Mahkemesinde açılmış olup, davanın kabulüne yönelik verilen 2020/534 Esas 2021/478 Karar sayılı kararına karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 2022/1835 Esas 2022/1518 Karar sayılı kararıyla asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın görevli ve yetkili Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi edilmek üzere Eskişehir Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna gönderilmesine karar verilmiş, anılan karar üzerine dosya Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi edilerek 2023/52 Esas sırasına kaydı yapılmıştır. <br>\tDavacının banka hesap ekstreleri, Adalet Bakanlığının 104/1 nolu genelge sureti, TCMB müzekkere cevabı, Eskişehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/287 Esas 2018/464 Karar sayılı dosyası, Eskişehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/285 Esas 2018/473 Karar sayılı dosyası, anılan mahkemelerce davalı bankaya yazılan müzekkere suretleri, yargılama aşamasında bankacı bilirkişiden alınan 22/02/2021 tarihli rapor sureti dosya içerisinde yer almaktadır. <br>\tEskişehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/287 Esas 2018/464 Karar sayılı dosyasında, Eskişehir Sanayi Odası OSB tarafından, ... ve diğer malikler aleyhine kamulaştırma talebiyle açılan davada yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, taşınmaz kamulaştırma bedelinin 367.927,06 TL olarak tespitine, kamulaştırma bedeline dava tarihinden 4 ay sonraki tarih olan 08/10/2018 tarihinden başlamak kaydıyla karar tarihine kadar yasal faiz uygulanmasına, taşınmazın bilirkişi raporunda belirtilen kısmın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, kamulaştırma bedeli olarak tespit edilen miktarın 101.543,94 TL'sinin derhal davalılara payları oranında ödenmesi için Vakıfbank Eskişehir Şubesine yazı yazılmasına, bakiye 266.383,12 TL'nin 3'er aylık vadeli hesaba yatırılarak kararın kesinleşmesi halinde davalılara payları oranında ödenmesine karar verilmiş, karara karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin incelemesi sonucu esastan reddine karar verilmiş, bu karara karşı temyiz kanun yoluna başvurulmadığından karar kesinleşmiştir. <br>\tAnılan karar üzerine mahkemece davalı bankaya 29/11/2018 tarihli müzekkere yazılarak bankada depo edilen bedelin artık kamu kurumuna ait bir mevduat olmayıp, karar kesinleştiğinde gerçek veya tüzel kişi olan tapu kaydı malikine ödeneceğinden 3'er aylık vadeli hesaba depo edilen bakiye 266.383,12 TL'ye kamu kurumları arasında geçerli olan faiz uygulanmayarak bankada 3'er aylık vadeli hesap açtıran kişilere uygulanan mevduat faizinin uygulanması, bu uygulamanın her 3 aylık dönem sonunda devam ettirilmesi, bu uygulamanın başkaca bir yazışmaya mahal verilmeksizin tüm kamulaştırma bedeli tespit ve tescili davalarında uygulanması, aksi bir uygulama yapıldığı taktirde tarafların muhtemel zararında bankanın sorumlu olacağı bildirilmiştir. <br>\tEskişehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/285 Esas 2018/473 Karar sayılı dosyasında, ... OSB tarafından, ... ve diğer malikler aleyhine kamulaştırma talebiyle açılan davada yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, taşınmaz kamulaştırma bedelinin 1.357.200,00 TL olarak tespitine, kamulaştırma bedeline dava tarihinden 4 ay sonraki tarih olan 08/10/2018 tarihinden başlamak kaydıyla karar tarihine kadar yasal faiz uygulanmasına, taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, kamulaştırma bedeli olarak tespit edilen miktarın 421.200,00 TL'sinin derhal davalılara payları oranında ödenmesi için Vakıfbank Eskişehir Şubesine yazı yazılmasına, bakiye 936.000,00 TL'nin 3'er aylık vadeli hesaba yatırılarak kararın kesinleşmesi halinde davalılara payları oranında ödenmesine karar verilmiş, karara karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin incelemesi sonucu esastan reddine karar verilmiş, bu karara karşı temyiz kanun yoluna başvurulmadığından karar kesinleşmiştir. <br>\tAnılan karar üzerine mahkemece davalı bankaya 26/11/2018 tarihli müzekkere yazılarak bankada depo edilen bedelin artık kamu kurumuna ait bir mevduat olmayıp, karar kesinleştiğinde gerçek veya tüzel kişi olan tapu kaydı malikine ödeneceğinden 3'er aylık vadeli hesaba depo edilen bakiye 936.000,00 TL'ye kamu kurumları arasında geçerli olan faiz uygulanmayarak bankada 3'er aylık vadeli hesap açtıran kişilere uygulanan mevduat faizinin uygulanması, bu uygulamanın her 3 aylık dönem sonunda devam ettirilmesi, bu uygulamanın başkaca bir yazışmaya mahal verilmeksizin tüm kamulaştırma bedeli tespit ve tescili davalarında uygulanması, aksi bir uygulama yapıldığı taktirde tarafların muhtemel zararında bankanın sorumlu olacağı bildirilmiştir. <br>\tYargılama aşamasında bankacı bilirkişiden alınan raporda, davalının dava konusu mevduatlar için uyguladığı (%5,50) faiz oranının TCMB'ye bildirilen faiz oranlarının çok altında olduğu, bu uygulamanın davacının faiz kaybına uğramasına yol açtığı, davalının 01/11/2018 hesap açılışı ve 20/12/2019 hesap kapanış tarihleri arasında TCMB'ye bildirdiği 3 aya kadar vadeli mevduat faiz oranları üzerinden davacıya ait 2 adette toplam 300.595,78 TL mevduata 3 aylık faiz miktarının ana paraya eklenerek yapılan hesaplamada davacıya ait hesapların 364.764,20 TL bedel ile kapatılması gerektiği, bankanın düşük faiz uygulayarak ilgili hesapları 20/12/2019 tarihinde 320.652,97 TL bedelle kapatması sebebiyle davacının 44.111,23 TL faiz kaybına uğradığı, TCMB tarafından sunulan 5 bankanın TCMB'ye bildirdiği faiz oranları üzerinden davacıya ait iki adette toplam 300.595,75 TL mevduata 3 aylık faiz miktarının anaparaya eklenerek yapılan hesaplamada davacıya ait hesapların 364.906,82 TL ile kapatılması gerektiği, bankanın 320.652,97 TL bedelle kapatması nedeniyle davacının 44.253,85 TL faiz kaybına uğradığı tespit edilmiştir. <br>\tDavacının hesap kapatma açıklamasının yer aldığı banka dekontlarından, 20/12/2019 tarihinde davalı bankadan 70.952,99 TL, 20/12/2019 tarihinde davalı bankadan 249.699,98 TL para çektiği anlaşılmıştır. <br>\tDavacı yan davalı bankaya kamulaştırma davasında hüküm altına alınan kamulaştırma bedellerinin davalı bankada açılan vadeli hesaba yatırıldığını, davalı bankanın açılan vadeli hesaplara düşük oranda faiz işlettiğini, faiz alacağı bulunduğunu iddia etmiş, davalı yan ise Adalet Bakanlığı Genelgesi ve mahkeme talimatına uygun olarak açılan hesaplara talimatlara uygun oranda faiz işletildiğini, davacının faiz alacağı bulunmadığını savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda bilirkişi raporunda yer alan davacının 44.111,23 TL faiz alacağı bulunduğunun tespiti esas alınmak suretiyle yukarıda özetlenen şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. \t<br>\tTaraflar arasında davalının hissedarı olduğu taşınmazın kamulaştırılması davalarında hüküm altına alınan kamulaştırma bedelinin peşin ödenen kısmı dışında bakiyesinin davalı bankada 01/11/2018 tarihinde açılan vadeli hesaba yatırıldığı, davacının hesaptan parayı çektiği 20/12/2018 tarihine kadar davalının bu hesaba %5,5 oranında faiz uyguladığı hususlarında bir ihtilaf bulunmamaktadır. <br>\tUyuşmazlık, davacı lehine hüküm altına alınan kamulaştırma bedelinin yatırıldığı vadeli hesaba davalının uygulaması gereken faiz oranı, davalının bu hesaba düşük faiz oranı uygulayıp uygulamadığı, uygulamış ise davacının faiz alacak miktarı, davalının bu miktardan sorumlu bulunup bulunmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır. <br>\tDavalı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun \"kamulaştırma bedelinin mahkemece tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili\" başlıklı 10. maddesinin 10. ve 11. fıkralarında; hak sahibinin tespit edilemediği durumlarda mahkemece, kamulaştırma bedelinin üçer aylık vadeli hesaba dönüştürülerek nemalandırılması amacıyla gerekli tedbirler alınacağı, kamulaştırılması yapılan taşınmaz malın, tahsis edildiği kamu hizmeti itibariyle sicile kaydı gerekmeyen bir niteliğe dönüşmüş ise, istek halinde mahkemece sicil kaydının terkinine karar verileceği, \"aynın ihtilaflı bulunması\" başlıklı  18. maddesinde, idarenin, kamulaştırılması kararlaştırılan taşınmaz malın mülkiyeti üzerinde ihtilaf olup olmadığını, taşınmaz malın bulunduğu yerdeki tapu idaresi, kadastro müdürlüğü ve hukuk mahkemelerinden sorarak ve mahallinde araştırma yaparak tespit edeceği,\tyapılan araştırmalar sonucunda, taşınmaz malın tapuda kayıtlı olmakla birlikte mahkemede mülkiyeti üzerinde ihtilaf olduğu veya kadastrosu yapılmasına rağmen kadastro mahkemesinde davalı olduğunun tespit edilmesi halinde idarece, 10. madde uyarınca hazırlanan belgelerin tamamının, taşınmaz malın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesine verilerek, taşınmaz malın kamulaştırma bedelinin tespitiyle, bu bedelin mülkiyet ihtilafıyla ilgili uyuşmazlığın sonucunda belli olacak hak sahibine peşin veya kamulaştırma 3. maddenin ikinci fıkrasına göre yapılmış ise taksitle ödenmesi karşılığında idare adına tesciline karar verilmesinin isteneceği, mahkemece, taşınmaz mal hakkındaki mülkiyet ihtilafı ile ilgili davanın tüm taraflarına, 10. madde uyarınca tebligatların ve ilanların yapılmasının, taşınmazın kamulaştırma bedelinin yine bu maddedeki usule göre tespit edilmesinin ve bu bedelin mülkiyet ihtilafıyla ilgili davanın sonucunda belli olacak hak sahibine ödenmek üzere idarece mahkemenin belirttiği bankaya 10. madde uyarınca ve üçer aylık vadeli hesaba yatırılmasından sonra, bu bedelin ileride belli olacak hak sahibine ödenmesine ve taşınmaz malın idare adına tesciline karar verileceği ve bu kararın tapu dairesine ve paranın yatırıldığı bankaya bildirileceği, 3/2. maddesine göre yapılan kamulaştırmalarda mahkemece belirlenecek kamulaştırma bedelinin ilk ve takibeden taksitlerinin de mahkemenin belirlediği bankadaki üçer aylık vadeli hesaplara yatırılacağı, mülkiyet ihtilafı ile ilgili davanın sonucunda, hak sahibi olduğuna mahkemece karar verilen kişinin müracaatı üzerine kamulaştırma bedelini tespit eden mahkemenin, paranın bu hak sahibine ödenmesi için bankaya yazacağı talimat üzerine paranın hak sahibine ödeneceği düzenlenmiştir. <br>\tEskişehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/285 Esas 2018/473 Karar ve  Eskişehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/287 Esas 2018/464 Karar sayılı davanın kabulüne ilişkin kararlar üzerine davalı bankaya gönderdiği yazılar ile, bankada depo edilen bedellerin artık kamu kurumuna ait bir mevduat olmayıp, karar kesinleştiğinde gerçek veya tüzel kişi olan tapu kaydı malikine ödeneceğinden 3'er aylık vadeli hesaba depo edilen bakiye bedellere kamu kurumları arasında geçerli olan faiz uygulanmayarak bankada 3'er aylık vadeli hesap açtıran kişilere uygulanan mevduat faizinin uygulanması, bu uygulamanın her 3 aylık dönem sonunda devam ettirilmesi, bu uygulamanın başkaca bir yazışmaya mahal verilmeksizin tüm kamulaştırma bedeli tespit ve tescili davalarında uygulanması, aksi bir uygulama yapıldığı taktirde tarafların muhtemel zararında bankanın sorumlu olacağı bildirilmiştir. <br>\tDavalı banka tarafından anılan mahkemelerce yazılan müzekkerelere rağmen bankada 3'er aylık vadeli hesap açtıran kişilere mevduat faiz oranı değil, kamu kurumu mevduatlarına uygulanan %5,5 oranında faiz uygulanmak suretiyle davacı adına davalı bankada depo edilen 3 aylık vadeli hesaptaki kamulaştırma bedeli nemalandırılmak suretiyle bu faiz oranı üzerinden toplam miktar davacıya ödenmiştir. <br>\tYargılama aşamasında alınan bilirkişi raporu ile, davalı bankanın TCMB'ye bildirdiği 3 aya kadar vadeli mevduat faiz oranları esas alındığında 3 ayın sonunda işleyen mevduat faizi anaparaya ilave edilmek suretiyle yapılan hesaplama sonucu hesap kapatma tarihinde davacının her iki hesabındaki toplam miktarın 364.764,20 TL olması gerekirken bu miktarın 320.652,97 TL olduğu, davalı tarafından bu bedelin davacıya ödenmek suretiyle hesapların kapatıldığı tespit edilmiştir. Yapılan hesaplamadan anlaşılacağı üzere davalı banka tarafından kamulaştırma kararı veren mahkeme dosyalarında yazılan talimatlara uygun olarak bankada 3'er aylık vadeli hesap açtıran kişilere uygulanan mevduat faizi uygulanması gerekeceğinden davacının faiz kaybının 44.111,23 TL olduğu anlaşılmıştır. <br>\tAlınan rapor ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunduğu gibi, raporda kamulaştırma kararı veren mahkemelerin davalı bankaya yazdığı müzekkereye uygun faiz oranı üzerinden hesaplama yapıldığı gibi, emsal 5 bankanın TCMB'ye bildirdiği faiz oranları üzerinden hesaplama yapılarak davacının faiz kaybı alternatifli hesap yöntemiyle belirlenmiştir. <br>\tHal böyle olunca, mahkemece yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunun ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunduğu, raporda yer alan alternatifli hesap yöntemlerinden kamulaştırma kararı veren mahkemelerin davalı bankaya yazdığı müzekkereye uygun nitelikteki bankada 3'er aylık vadeli hesap açtıran kişilere uygulanan mevduat faizinin uygulanması halinde davacının uğradığı faiz zararının esas alınması gerektiği gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>\tÖte yandan, yukarıda açıklandığı üzere mahkemece bilirkişi raporundaki alternatifli hesap yöntemlerinden kamulaştırma kararı veren mahkemelerin davalı bankaya yazdığı müzekkereye uygun nitelikteki faiz oranı uygulanmak suretiyle faiz zararının hesaplandığı yöntem esas alındığından davalı vekilinin emsal 5 bankanın faiz oranının esas alınmasının hatalı bulunduğuna yönelik istinaf itirazı dosya içeriğine uygun bulunmadığı görülmüştür. <br>\t Davalı vekili davacının açılan davada aktif husumet ehliyeti bulunmadığını ileri sürmüştür. Davacı tarafından bankada açılan hesaba yatırılan kamulaştırma bedellerine düşük oranda faiz oranı işletildiğini iddia ederek faiz alacağının tahsili için işbu dava açılmıştır. Kamulaştırma bedeli davacı adına yatırıldığı gibi, hesap üzerine kamulaştırma kararı veren mahkemenin talimatına aykırı oranda faiz işleterek davalının davacının faiz zararına sebebiyet verdiği anlaşıldığından davacının işbu davada aktif husumet ehliyeti bulunduğundan davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf itirazları yerinde değildir. <br>\tDavanın Adalet Bakanlığına ihbar edilmesi gerektiğine yönelik istinaf itirazı incelendiğinde ise, davalı vekilince yargılama aşamasında sunulan cevap dilekçesi ve diğer yazılı beyan dilekçelerinde davanın Adalet Bakanlığına ihbar edilmesine yönelik bir talebi bulunmamaktadır. Davalı vekilince ilk derece mahkemesi yargılaması sırasında talep edilmeyen davanın ihbarı istinaf aşamasında talep edilemeyecektir. <br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında isabet görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davalıdan alınması gerekli olan 3.013,23 TL harçtan peşin alınan 753,31 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.259,92 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>\t3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, \t<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 24/12/2024<br><br>Başkan -           Üye -                Üye -                 Zabıt Katibi <br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f90ab2534fbe0749","SID":"3e26b7226d2c590d"}}