{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>İSTİNAF KARARI<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 02/07/2020 (Asıl Karar) - 14/07/2021 (Ek Karar)<br>DAVA: Maddi ve Manevi Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 07/02/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ: 10/02/2025<br><br>Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonucunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı davacılar vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a cümle uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ<br>DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ:<br>Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...'in sürücüsü, davalı ... kayıtlı maliki, davalı ...'nin trafik sigortacısı olduğu ... plaka sayılı aracın banket üzerinde bulunan yaya ...'e çarparak ölümüne sebebiyet verdiği, ...'in davacı ...'in eşi, diğer davacıların ise babaları olduğu, sigorta şirketi tarafından destek zararı ödemesi yapıldı ise de bu ödemenin zararı karşılamadığı, bakiye destek zararlarının bulunduğundan bahisle maddi tazminat davası belirsiz alacak davası olacak şekilde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacı ... için 100,00 TL, davacı ... için 100.00 TL ve davacı ... için 100,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının, davalı ... yönünden temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte, diğer davalılar yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline, davacı ... için 5.000,00 TL, davacı ... için 3.000,00 TL, davacı ... için 3.000.00 TL ve davacı ... için 3.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'ten tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>DAVALI CEVABININ ÖZETİ:<br>Davalı ... vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; müvekkili sigorta şirketi tarafından davacı tarafa ödenen tazminatla muvekkili sigorta şirketinin üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirdiği, diğer yandan müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru, poliçe limiti ve kapsamı ile sınırlı olduğu, desteğin gelirinin, kusurun ve zararın usulünce belirlenmesi gerektiğini beyanla davanın reddini istemiştir.<br>Davalı ... vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; kazaya karışan aracın kayden müvekkili şirkete ait olmasına rağmen bu aracın 01/01/2017 tarihinde 1 yıllık kira sözleşmesi ile dava dışı ... adlı kişiye kiralandığı, davalı ...'in bu kişinin sigortalı işçisi olduğu, olay tarihi itibariyle müvekkilinin işleten sıfatının bulunmadığı, davanın zamanaşımına uğradığı, kusurun ilk derece mahkemesince yeniden belirlenmesi gerektiği, manevi tazminatın zenginleşme aracı olarak istenilmiş olduğunu beyanla davanın reddini istemiştir.<br>Davalı ... vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; tazminat davasının zamanaşımına uğradığı, ceza yargılaması derdest olup, kusurun netlik kazanmadığı, talep edilen tazminatın fahiş olduğunu beyanla davanın reddini istemiştir.<br>DELİLLER                                :<br>Denizli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosya kayıtları, trafik kazası tespit tutanağı, keşif, kusur raporu, mali bilirkişi raporu, sosyal ve ekonomik araştırma tutanağı, tanık beyanı tüm dosya kapsamı.<br>İDM KARARININ ÖZETİ       :<br>İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; trafik kazasının meydana gelmesinde davalı sürücünün tam kusurlu olduğu, alınan bilirkişi raporuna göre kazaya sebebiyet veren aracın uzun süreli davalı dışı ... 'a kiralanması nedeniyle davalı ... Şti.'nin işleten sıfatının bulunmadığı, davacı tarafın maddi tazminat davasından feragat ettikleri gerekçesiyle maddi tazminat davalarının feragat nedeniyle reddine, davalı ... Şti.'nin pasif husumetinin bulunmaması nedeniyle bu davalı aleyhine açılan manevi tazminat davasının reddine, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, davalının menkul ve gayrimenkul malı olmayışı, kirada ikamet ediyor oluşu ve bakmakla yükümlü eşi ve kızları olduğu, ayrıca ilgili ceza mahkemesi ilamı incelendiğinde davalı ...'in cezasının da  adli para cezasına çevrilmiş olması, vefatın tarifsiz ızdırap hissine rağmen tazminatın zenginleşme aracı olamaması gerektiği ilkesi, davacı eşin kirada oturmuyor olması, 2 adet apartının ve aracının bulunması hususları dikkate alınarak davacıların açtıkları manevi tazminat davalarının kısmen kabulü ile davacı ... için 2.500,00 TL, davacı ... için 1.500,00 TL, davacı ... için 1.500,00 TL ve davacı ... için 1.500,00 TL manevi tazminatın 03/05/2017 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'den tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.<br>Davalı ... Şti. vekili 27/09/2020 tarihli dilekçesiyle; manevi tazminat davasının müvekkili şirket yönüyle pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesine rağmen, kendisini vekil aracılığıyla temsil ettiren müvekkili lehine vekalet ücreti takdir edilmediğini beyanla HMK'nın 305/A maddesi uyarınca hükmün tamamlanması suretiyle lehlerine vekalet ücreti takdirini talep etmiş, ilk derece mahkemesi 14/07/2021 tarihli ek kararıyla; \"Mahkememizin 02/04/2020 tarih ... esas ... karar sayılı ilamının 3 numaralı maddenin c bendinin hükümden çıkartılarak; c-Davacı ...'den 1.500,00 TL,  davacı ...'den 1.500,00 TL, davacı ...'dan 1.500,00 TL, davacı ...'den 2.500,00 TL olmak üzere toplam 7.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'den alınarak davacılara verilmesine, 2-Mahkememizin 02/04/2020 tarih ... esas ... karar sayılı ilamının 3 numaralı  bendine ek olarak, e-Davalı ...yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle red edildiğinden 3.400,00 TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalı  ...'e verilmesine\" karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ            : <br>Davacılar vekili asıl karara karşı istinaf dilekçesinde özetle; araç kira sözleşmesine göre üçüncü kişilere verilen zarar halinde sorumluluğun kiralayana ait olacağının hüküm altına alınmadığı, davalı kayıt maliki şirket lehine olan sigorta poliçesinin iptal edilmemiş olduğu, bu nedenle davalı .... Şti.'nin işleten sıfatının bulunduğu, diğer yandan hükmedilen manevi tazminattan indirim yapılmasının doğru olmadığı, manevi zararlarının karşılanmadığını beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.<br>Davalı ... vekili asıl karara karşı istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın talep ettiği tazminatın zamanaşımına uğradığı, ceza mahkemesince belirlenen kusurun hukuk hakimini bağlamadığı, ölenin olayın meydana gelmesindeki etkisinin göz önüne alınmadığı, müvekkilinin hem ceza davasından adli para cezası ödemekle, hem de hukuk mahkemesinden tazminat ödemekle yükümlü tutulmasının müvekkilini ekonomik olarak zor duruma düşüreceğini beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.<br>Davacılar vekili ek karara karşı istinaf dilekçesinde özetle; kendilerinin trafik kaydına güvenerek davalı ... husumet yönelttikleri, bu davalının aracı kiralamış olduğunu bilemeyecekleri, husumet nedeniyle ret kararı verilmesi halinde davalı şirket aleyhine vekalet ücreti takdiri gerekmediğini beyanla ilk derece mahkemesi ek kararının kaldırılmasını istemiştir.<br>Davalı ... vekili ek karara karşı istinaf dilekçesinde özetle; asıl istinaf dilekçelerindeki beyanlarını tekrarla, müvekkilinin davacı tarafa ayrıca vekalet ücreti ödemesi yapmasının müvekkilinin zor duruma düşüreceğini beyanla ilk derece mahkemesi ek kararının kaldırılmasını istemiştir.<br>İSTİNAFA CEVAP                   : <br>Davalı ... vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin uzun süreli araç kiraladığından işleten sıfatının bulunmadığı, davacı tarafın sorumluluğa dair gerekçelerinin yerinde olmadığını beyanla istinaf talebinin reddini istemiştir.<br>G E R E K Ç E<br>Uyuşmazlık, trafik kazasına bağlı ölümden kaynaklanan haksız fiil nedeni ile maddi ve manevi tazminat isteğine ilişkindir.<br>Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince kasten veya taksirle başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. Ölüm halinde ölenin desteğinden yoksun kalanların aynı kanunun 53/3 maddesi gereğince maddi tazminat isteme hakları bulunmaktadır. Yine aynı kanunun 56/2 maddesi gereğince ölüm halinde ölenin yakınları manevi tazminat isteyebilirler. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesi gereği motorlu araç işleteni doğan zararlardan sürücü ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91, 97 ve 99. maddeleri gereği trafik kazasına ve zarara sebebiyet veren motorlu aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı, yasa ve genel sigorta şartları kapsamına dahil maddi zararlardan işletenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.<br>Davalıların sürücüsü, kayıtlı maliki ve trafik sigortacısı olduğu aracın davacıların yakınına çarparak ölümüne sebebiyet vermesinden dolayı, davacılar uğradıkları bakiye destekten yoksun kalma zararları ile manevi zararlarının tahsilini talep etmiş, ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda maddi tazminat davasının feragat nedeniyle reddine, manevi tazminat davasının davalı ... yönünden pasif husumet nedeniyle reddine, davalı sürücü ... yönünden kısmen kabulüne karar verilmiş, hükmün tamamlanması suretiyle manevi tazminat davasında davalı ... lehine vekalet ücret takdir edilmiş, asıl karar ile hükmün tamamlanması kararına karşı davacılar vekili ile davalı ... vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.<br>6100 Sayılı HMK.'nun 355. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde gösterilen istinaf sebepleri ile sınırlı yapılan istinaf incelemesi sonucunda;<br>Denizli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/03/2019 gün ve ... esas, ... sayılı kararı ile davalı ...'in, tam kusurla ve taksirle ...'in ölümüne sebebiyet vermesi suçundan TCK'nın 85/1, 62, 50 ve 52. maddeleri gereğince 18.200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, bu karar Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin 04/10/2019 gün ve ..., ... sayılı kararı ile yargılama giderinin düzeltilmesi suretiyle istinaf istemlerinin reddine karar verilmek suretiyle kesinleşmiştir.<br>Kural olarak Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi gereğince ceza mahkemesince verilen kararlar hukuk hakimi bakımından bağlayıcı değildir. Ancak, hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir, ceza mahkemesince fiilin hukuka aykırılığına yönelik kesinleşen maddi olgular hukuk hakimi bakımından da bağlayıcı olup, taraflar yönünden de kesin delil niteliği taşımaktadır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17/09/2008 tarih ve 2008/4/564 esas, 2008/536 karar).<br>1-Davalılar ... vekili ile davalı ... vekili cevap dilekçelerinde, davanın süresi içerisinde açılmadığını beyanla zamanaşımı definde bulunmuş, ancak ilk derece mahkemesince davalıların zamanaşımı def'i konusunda bir ara karar oluşturulmamıştır.<br>Karayolları Trafik Kanunu'nun 109. maddesi gereğince motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş bulunmuşsa bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir. Yine 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 72. maddesi gereğince maddi veya manevi zarara ilişkin davalar zarara uğrayanın zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrenme tarihinden itibaren 2 yıl ve herhalde zararı doğuran fiilin işlenmesinden itibaren 10 yıl geçtikten sonra zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır. Ceza zamanaşımı süresinin uygulanması için ceza davasının açılmış olması  gerekmez, haksız eylemin suç niteliğinde olması yeterlidir. Takipsizlik kararı verilse dahi ceza zamanaşımı uygulanabilir. Ceza davasının hiç açılmaması durumunda, hukuk hakimi, haksız eylemin suç niteliği taşıdığını saptamışsa, uzamış ceza zamanaşımını uygulayacaktır. Trafik kazası 03/05/2017 tarihinde gerçekleşmiş, eldeki dava 28/12/2018 tarihinde açılmıştır. TCK'nın 85/1 maddesinde yazılı ceza miktarı itibarı ile ceza davası zamanaşımı süresi TCK.'nun 66/1-d maddesi gereğince 15 yıldır. Haksız fiil tarihinin 03/05/2017 olduğu dikkate alındığında dava tarihine kadar geçen süre içerisinde zamanaşımı süresi dolmamıştır. Bu nedenle davalı ... vekilinin zamanaşımına yönelik istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.<br>2-Davacıların yakını ... bölünmüş yolda yolun karşısına geçmiş ve yolun karşısındaki banket üzerinde davalı tarafa ait aracın kendisine çarpması sonucu hayatı kaybetmiştir. Davacıların yakını kaza anında banket üzerinde bulunduğundan trafik kazasının meydana gelmesinde bir etkisi bulunmamaktadır. Davalı ... ise sürücüsü olduğu aracını bir zorunluluk hali de bulunmadan karayolu dışında banket üzerinde sürdüğünden sebebiyet verdiği kazada asli ve tam kusurludur. Davalı ... vekilinin kusura yönelen istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.<br>3-2918 sayılı KTK'nın hükümlerine göre, trafik kaydı “işleteni” kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin 3. kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur. Aynı Yasa'nın 3. maddesinde, “işleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır.” şeklinde tanımlanmıştır. Aynı Kanun'un 85. maddesinde ise, “Bir motorlu aracın işletilmesi, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.” hükmüne yer verilmiştir.<br>Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla), artık üzerindeki fiili hakimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir. Ancak bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması şarttır.<br>İlk derece mahkemesince davalı ....'nin ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucu, davalı şirket ile ...-... arasındaki ticari ilişkinin ticari defterlere işlendiği, kira aktine konu ... ve kazaya karışan ... plaka sayılı araçlar için 2017 yılı içerisinde 9 aylık toplam 14.868,00 TL tutarında fatura kesildiği ve bedelinin cari hesaba borç kaydı yapılmak suretiyle tahsil edildiği mütalaası üzerine davalı şirketin işleten sıfatı bulunmadığı gerekçesiyle manevi tazminat davasının pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.<br>Davalı .... ile dava dışı ... arasında harici düzenlenen 01/01/2017 tarihli Araç Kira Sözleşmesi kaza tarihinden 1 gün sonra 04/05/2017 tarihinde notere tastik ettirilmiştir. Kira sözleşmesine göre kira bedeli her ayın 2'sinde ödenmesi gerekmesine rağmen, ilk fatura 01/04/2017 tarihinde düzenlenmiştir. Bilirkişi raporunda ödemenin ne şekilde yapıldığına dair (elden ödeme, banka havalesi vb) bir kayıt bulunmaktadır.<br>Uyap SGK kayıtlarına göre davalı ...'in olay tarihi itibariyle ...'da çalışma kaydı varsa da, hem olay tarihi öncesi ve hem olay tarihi sonrasında da davalı ... nezdinde çalışma kaydı bulunmaktadır. Bu davalı 20/04/2017 tarihinde dava dışı ...'ın yanında işe başlamış ise de, işe giriş bildirgesi sisteme olay tarihinden sonra 04/05/2017 tarihinde işlenmiştir.<br>Adi nitelikteki kira aktinin her zaman düzenlenebilir olduğu gözetildiğinde, ilk derece mahkemesince davalı ...'nin işletenlik sıfatının yeterince araştırmadığı anlaşılmaktadır.<br>Bu durumda 01/01/2017 tarihinde kiralanan araç için kirayan firma tarafından kaza tarihinden önce yapılan bir ödeme varsa buna ilişkin belge ve dekontların dosyaya ibrazının sağlanması, kira sözleşmesi ve kira bedelinin Maliye ve vergi dairelerine bildirilip bildirilmediğinin araştırılması, gerektiğinde kiracının ticari defter ve kayıtları üzerinde konusunda uzman bir bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmak suretiyle, kira sözleşmesinin fatura ödemesi, ruhsat ve olay tarihi öncesi defterlere işlenmiş cari hesap hareketleri gibi yan delillerle desteklenip desteklenmediği hususları tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde davalı ... Şti.'nin işleten sıfatının bulunmadığına dair hüküm kurulması isabetli görülmemiştir.<br>4-İlk derece mahkemesince davacıların açtığı manevi tazminat davalarının davalı ... Şti. yönünden pasif husumet nedeniyle reddine, davalı ... yönünden kısmen kabulüne, davacılar lehine 3.400,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'den, davalı ... lehine 3.400,00 TL vekalet ücretinin davacılardan tahsiline karar verilmiş, davalı ... yönünden vekalet ücreti konusunda olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulmamış, davalı ... vekilinin 27/09/2020 tarihli talebi üzerine14/07/2021 günlü hükmün tamamlanmasına dair ek kararla, manevi tazminat davası nedeniyle davacılar lehine hükmedilen vekalet ücretinin yer aldığı bendin kaldırılarak, yerine her bir davacı yararına hükmedilen tazminat miktarı kadar olmak üzere, davacı ... için 1.500,00 TL,  davacı ... için 1.500,00 TL, davacı ... için 1.500,00 TL, davacı ... için 2.500,00 TL olmak üzere toplam 7.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'den alınarak davacılara verilmesi hükmünün yazılmasına, ayrıca ek bentle davalı ... için 3.400,00 TL  vekalet ücreti takdirine karar verilmiştir.<br>İlk derece mahkemesince manevi tazminat davasında davacılar yararına tek kalem olarak 3.400,00 TL vekalet ücretine hükmedilmişken, davacıların bir talebi de olmamasına rağmen, HMK'nın 305/2 maddesine aykırı düşecek şekilde davalı ...'a yüklenen vekalet ücretinin resen artırılması usul ve yasaya aykırı düşmüştür. Bu nedenle davalı ... vekilinin ek karara yönelen istinaf talebi yerinde görülmüştür.<br>Trafik kazasına sebebiyet veren ... plaka sayılı araç kayden davalı ... adına trafik siciline kayıtlıdır. Bu davalı yargılama sırasında aracın uzun süreli kira sözleşmesi ile dava dışı kişiye kiralandığını ve bu nedenle işleten sıfatı bulunmadığını savunmuş, ilk derece mahkemesince bu savunmasının doğruluğunun tespiti için bilirkişi incelemesi yapılmış ve nihayetinde davalı ... Şti.'nin işleten sıfatını bulunmadığı kanaatiyle bu davalı yönüyle davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. Davacı tarafın dava dışı üçüncü kişinin araç işleteni olduğunu bilmediği ve bu durumun davalı şirketin savunması üzerine açığa çıktığı gözetildiğinde, davalı ... lehine vekalet ücreti takdir edilmemesi gerekirken HMK'nın 305/A maddesi gereğince hükmün tamamlanması suretiyle davalı şirket lehine vekalet ücreti takdiri yerinde görülmediğinden davacılar vekilinin ek karara yönelen istinaf itirazı kabul görmüştür.<br>5-Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesi hükmüne göre hakimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve ... sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.<br>İlk derece mahkemesince davalı sürücünün tam kusurlu olduğu kabul edilmiş, davacıların yakınına ise herhangi bir kusur izafe edilmemiştir. Olay tarihi ve haksız fiilin ölümle sonuçlandığı gözetildiğinde davacı eş için hükmedilen 2.500,00 TL, davacı çocukların her biri için hükmedilen 1.500,00'er TL manevi tazminat miktarı dosya kapsamına göre azdır. Belirtilen nedenler ile hak ve nesafet kuralları çerçevesinde dava dilekçesinde talep edilen manevi tazminat miktarları da makul ve sebepsiz zenginleşmeye yol açmayacağından talep edilen manevi tazminat miktarının tamamına hükmedilmesi gerekirken, manevi tazminat davalarının kısmen kabulüne karar verilmesi dosya kapsamına aykırı düşmüştür.<br>Dairemizin davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğunun kabul gerekçesine göre, davalı ... vekilinin manevi tazminat miktarına yönelen istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.<br>6-Kabule göre de, dava dilekçesiyle manevi tazminat talepleri için faiz talep edilmediği halde HMK'nın 26. maddesine aykırı düşecek şekilde hükmedilen manevi tazminatların olay tarihinden itibaren faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı düşmüştür.<br>Bilindiği üzere, 7251 Sayılı Kanunun 35. maddesi ile değişik 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra a-6 ıncı bendinde; \"Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş” olması halinde kararın esasının incelenmeden kararın kaldırılmasına karar verileceği hüküm altına alınmıştır.<br>Deliller toplanmış olmasına rağmen delilleri değerlendiren bir karar verilmemiş olması (örneğin sadece zamanaşımı yönünden karar verilmesi), delillerin kısmen eksik toplanması ve bu kısmının değerlendirilmemesi, hükmün esasını etkileyen en önemli delilin (maddi olayda olduğu gibi işleten sıfatı yeterince araştırılmadan) toplanmaması madde kapsamında değerlendirilmelidir. Karşılaştırılmalı hukukta bu konu örneğin İsviçre’de “…önemli vakıaların tamamlanması gerekiyorsa…”, Alman Hukukunda ise “…eksiklik nedeniyle kapsamlı ya da çok emek harcayarak delil toplanması gerekiyorsa…” şeklinde düzenleme altına alınmıştır.<br>Eksik inceleme ile karar verilmesi hem yukarıda gösterilen düzenlemelere, hem de 6100 sayılı HMK’nun 27. maddesinde yer verilen Hukuki Dinlenilme, Anayasanın 36. ve AİHS’nin 6. maddesinde hüküm altına alınan Adil Yargılanma Haklarına aykırılık teşkil eder. 6100 Sayılı HMK’nun 30. maddesinde belirtilen Usul Ekonomisi İlkesi gözetilerek veya üstü kapalı buna dayanılarak Adil Yargılanma ve Hukuki Dinlenilme Hakkı bertaraf edilemez.<br>Hal böyle olunca açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; davalı ... vekilinin asıl karara yönelen ve yerinde görülmeyen istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK.'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca esastan reddine, davacılar vekilinin asıl kararda işleten sıfatına ve manevi tazminat miktarına, ek karara yönelen, davalı ... vekilinin ek karara yönelen istinaf istemlerinin kabulü ile 6100 Sayılı HMK.'nun 353/1 inci fıkrasının (a-6) bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının 02/07/2020 tarihli asıl ve 14/07/2021 tarihli ek kararının esası incelenmeden kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. <br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalı ... vekilinin asıl karara yönelen ve yerinde görülmeyen istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK.'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davacılar vekilinin asıl kararda işleten sıfatına ve manevi tazminat miktarına, ek karara yönelen, davalı ... vekilinin ek karara yönelen istinaf istemlerinin KABULÜNE,<br>2-Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... - ... Karar sayılı, 02/07/2020 tarihli asıl ve 14/07/2021 tarihli ek kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1 fıkra (a-6) bendi gereğince ESASI İNCELENMEDEN KALDIRILMASINA,<br>3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>4-Davacı ve davalı ... tarafından nihai karara yönelik başvuru için ayrı ayrı peşin yatırılan 148,60 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının ve ek karara yönelik başvuru için ayrı ayrı peşin yatırılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvuru harcının ve davalı ...'in nihai karara yönelik başvurusu nedeniyle ödediği (142,00 TL + 99,65 TL) 241,45 TL istinaf karar harcının Hazineye gelir kaydına; davacının nihai karar için peşin ödediği 54,40 TL istinaf karar harcı ile ek karar cihetinden yatırdığı 59,30 TL istinaf karar harcının ve davalı ...'in ek karar için yatırdığı 240,00 TL istinaf karar harcının  isteği halinde yatıranlara iadesine; nihai karara yönelik başvurunun reddi nedeniyle bakiye 373,95‬ TL istinaf karar harcının davalı ...'den alınarak Hazineye verilmesine, <br>5-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, harç tahsil/ iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>İlişkin dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 07/02/2025 tarihinde, 6100 sayılı HMK'nun 353. maddesi (1-a) bendi gereğince KESİN olarak oy birliğiyle karar verildi.<br>...</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"be11c6519693d440","SID":"db943748e7c4ecbc"}}