{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>53.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO: 2024/1640 <br>KARAR NO: 2025/49<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 19/09/2024<br>NUMARASI: 2024/476 Esas (Derdest) <br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit <br>KARAR TARİHİ: 16/01/2025<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sırasında verilen ara kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/269 D. İş 2024/289 Karar sayılı dosyasında; \"  talep eden ile aleyhine tedbir talep  olunan arasında akdedilmiş olan eser sözleşmesi kapsamıında bir takım eksiklikler ile birlikte geçici kabul tutanağının düzenlenmiş olduğu, bu kapsamda teminat amaçlı verilmiş ve hususun ilgili senedin arkasına açıkça şerh düşülmüş olduğu, talep eden yüklenicinin ibraz etmiş olduğu hakedişlerde hesabın kapandığı kaydını düşmüş olması sebebiyle yaklaşık ispat koşulunun sağlandığı kanaatine varılmakla İİK m.72 hükmü uyarınca talep tarihi ve sonrasında başlatılmış ve başlatılacak olan icra takiplerinin tedbiren durdurulmasına karar vermek gerekmiş olup bunun haricinde bütün hukuki işlemlerin durdurulması mahiyetinde üçüncü kişilerin haklarına zarar verecek şekilde tedbir kararı verilemeyeceğinden talebin kısmen kabulüne...\"şeklinde karar verildiği, daha sonra İstanbul 19.ATM 2024/476 e. Sayılı dava dosyası ile esas davanın açılığı, verilen bu değişik iş kararına 20/08/2024 tarihli dilekçe ile  itiraz edildiği anlaşılmıştır. Mahkemece İİK md. 72/2 \"İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.\" şeklinde olduğu, aynı maddenin üçüncü fıkrası ise \"İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez, ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir.\" hükmünü içerdiği ve kanundan anlaşılacağı üzere menfi tespit dosyalarında tedbir talepleri davanın icra takibinden önce veya sonra açılmasına göre farklılık arz ettiği, somut olayda davacı tarafından menfi tespit talepli olarak dava açıldığı ve İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/269 D. İş ve 2024/289 Karar sayılı dosyasında yeteri kadar teminat alındığı, tüm dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler değerlendirilerek İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen tedbir kararı usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle bu aşamada yapılan itirazın yerinde olmadığından itirazın reddine  karar verilmiştir. Davalı vekili, istinaf başvurusunda 3 milyon TL bedelli senedin 05.07.2024 tarihinden itibaren icra takibine konu edilmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verildiğini ve bu karara yaptıkları itirazın reddedildiğini, yaklaşık ispat koşulunun oluşmadığını, davacı yüklenicinin işi gereği gibi yapmadığını, sözleşmeyle belirlenen malzeme ve işçilik bedellerinin fazlasıyla ödendiğini, borçlu olmadıklarını aksine alacaklı olduklarını, davacının işi yarım bıraktığını, 11.11.2022 tarihli sözleşmeye ek olarak 22.11.2023 tarihinde “Teminat Şartları ve Kalan Ödeme Planı” başlığı altında bir zeyilname düzenlendiğini ve bu senedin kesin teminat olarak davalıya verileceğinin kararlaştırıldığını, yaptırdıkları tespit sonucunda imalatların hatalı olduğunun belirlendiğini, bu nedenle iade yükümlülüklerinin bulunmadığını, kesin hak ediş hesabı yaptıklarını ve bu hesaplamaya göre fazla ödeme yaptıklarını, ayrıca davacı tarafça fatura kesilmediğini ve kötü niyetli hareket ettiğini ileri sürerek, sözleşme ve zeyilname kapsamında yüklenicinin eksik veya kusurlu yaptığı işler ile yapılan işlerin usulüne aykırı şekilde davalıya teslim edilmemesi nedeniyle ihtiyati tedbire yönelik itirazlarının haklı olduğunu belirterek ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Menfi tespit davası ise, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesinde düzenlenmiştir. İhtiyati tedbirin özel bir türü olan menfi tespit davalarında takibin durdurulması İİK 72. Maddesinde düzenlenmiş olup, İİK 72 . Maddesinde borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir hükmü düzenlenmiştir. Söz konusu yasal düzenleme ile, borçluya takipten önce menfi tespit davası açma olanağı getirilmiş olup, maddenin 2 fıkrasında takipten önce açılan menfi tespit davasında takibin tedbiren durdurulması olanağı tanınmıştır. Takipten sonra açılacak menfi tespit davasında tedbiren takibin durdurulmasına olanak bulunmamaktadır. Bu durumda borçlu ancak icra veznesine giren paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde tedbir talep edebilecektir. Yasal düzenlemenin konuluş amacı, henüz ortada icra takibinin olmadığı aşamada borçluya menfi tespit davası açma ve açtığı bu davada aleyhine icra takibi yapılmadığı anda takibin durdurulması yönünde tedbir kararı alabilme imkanı sağlamaya yöneliktir. Mahkemece yasanın açık düzenlemesine göre verilen karar usul, yasa ve dosya kapsamına uygundur. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme ara kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 19.09.2024 tarih ve 2024/476 Esas sayılı ara kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40  TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin mahsubu ile bakiye 187,80 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-f bendi gereğince  KESİN olmak üzere 16/01/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e2acd4c4d197aef5","SID":"fa295d7dd1c1f7cf"}}