{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1920 <br>KARAR NO: 2025/49<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 26/05/2021<br>NUMARASI: 2018/163 E. - 2021/300  K.<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı ve davalı vekilleri  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;  davalı şirket ile müvekkili şirket arasında 20/04/2017 tarihli yurt dışı taşıma ve cari hesap sözleşmesinin akdedildiğini, davalının, işbu sözleşme kapsamında kendisine teslim edilen, müvekkili şirketin müşterilerine gönderdiği ürünleri kaybettiğini ve müşterilere teslim etmediğini, taraflar arasında akitli bulunan sözleşmenin 5. Maddesi kapsamında, davalı şirkete bildirimde bulunulması ve zararların tazmini talep edilmesine rağmen, davalının bu güne kadar zararlarını karşılamadığını, zararlarının tazmini için Üsküdar ... Noterliğinin 03/01/2018 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesinin keşide edildiğini, toplam zararları olan 54.275,89-TL'nin ödenmesinin talep edildiğini, ihtarnamenin 05/01/2018 tarihinde tebliğ edildiğini, davalının ihtarnameye cevabına gönderdiği 23/01/2018 tarihli cevabi ihtarında 7.247,00-TL'lik gönderinin kaybolduğunu ve buna ilişkin bedeli tazmin edeceğini kabul ettiğini, ancak diğer gönderilerle ilgili taleplerinin reddedildiğini,  sözleşmenin 1.4. Maddesi paket teslimlerinin hangi usul ile yapılacağının düzenlendiğini, davalı kendisine teslim  edilen paketlerin muhataplarına teslim edildiğinin ispatlanmasının gerektiğini, bu sebeple sözleşmede belirtilen usullerle muhatabına teslim edilmeyen ve davalı tarafından teslim edildiği  ispatlanamayan ürünler nedeniyle meydana gelen zararın davalı tarafından karşılanmasının gerektiğini, sözleşmenin 5. maddesinde davalı şirketin tazmin yükümlülüğün açıkça düzenlendiğini, gerçek zarar tutarı 54.275,89 TL'nin davalıdan ihtarname ile talep edilmesine rağmen toplam zarardan düşüldüğünü, yine bu süreçte ... ve ... numaralı gönderilere konu ürünlerin davalı tarafından bulunarak müvekkili şirkete teslim edildiğini, dava dilekçesinin ek 2 nolu listede yer alan ürünlerin müşterilerine teslim edilemediğinden işbu davanın ikame ettiklerini, her ne kadar gerçek zararlarının daha fazla olsa da fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydıyla zarar tutarlarının 35.094,60 TL olarak hesaplandığını, fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep haklarının saklı kalmak kaydıyla 35.094,60 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini  talep ve dava etmşitir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davalının, ... logosu ile yurt içi ve uluslararası paket ve hızlı kargo taşımacılığı ile iştigal ettiğini, taraflar arasında akdedilen sözleşmeye göre davacı şirkete ait paket ve kargoların taşındığını, sözleşmenin 5. maddesine göre taşıma esnasında meydana gelecek zararlardan TTK hükümleri geçerli olmak kadıyla sorumlu olduklarını, 5.4. Maddesinde de gönderenin yapacağı gönderimlerle ilgili KG değeri 8,33 SDR ( özel çekme hakkı) paket başına kıymeti de en çok 583,10 SDR olarak kabul ettiğini, bu değerin üzerinde kıymete sahip gönderilerin, gönderen dahilinde olduğunu kabul ettiğini, bu değerin üzerinde kıymete sahip gönderilerin, gönderen tarafından ...'ye bildirilmesi gerektiğini, aksi takdirde ...'nin sorumluluğunun bu limitler dahilinde olduğunu kabul ve taahhüt ettiğini, 5.5 maddesinde kıymet bildiriminde bulunan gönderilerde beyan edilen kıymetin binde beşi oranında risk bedeli ödenmesi halinde beyan olunan kıymetin nazara alınacağını, bu kıymetin de 10.000,00-TL'yi aşamayacağının hüküm altına alındığını, 5.6. maddesinde, kargonun alıcısına teslim edilmesi halinde hasarsız olarak teslim edildiğinin sayıldığının hüküm altına alındığını, 5.7, maddesinde ise gönderen gönderimlerinde meydana gelen bir kayıp yada hasar durumunda tutanak tutulacağı ve ...'nin sözleşmede belirtilen mail adresine veya faks numarasına mail ile gönderileceği veya usulsüz ve fahiş olduğunu beyan edeceğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Taraflar arasında taşıma sözleşmesinin bulunduğu, fiili taşıma işinin davalı tarafından gerçekleştirildiği, davaya konu edilen emtianın sevk irsaliyelerine göre, davalı taşıyıcı tarafından tam ve sağlam olarak teslim alındığı, alıcı bilgileri hususunda davalı taşıyıcının bilgilendirildiği, emtianın davalı tarafından alıcısına teslim edilmediği ve taşıma sırasında kaybolduğu anlaşılmakla, TTK 882 ve 886.maddesine göre, gönderinin tamamının ziyaı halinde, zarara, kasten veya ihmal ile sebebiyet verilmişse, sorumluluk sınırlamalarından yararlanılamayacağı anlaşılmakla, sınırlı sorumluluk gözetilmeksizin 25.801,80 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilerek...\" gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 25.801,80 TL tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı ve davalı vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Tazminat hesaplamasında gerçek zararın ortaya çıkması için müvekkilinin müşterilerine faturalandırdığı tutarın değil malın gerçekte satıldığı bedelin dikkate alınması gerektiğini, ürünün liste fiyatı üzerinden hesaplama yapıldığını, müvekkili şirketin üretici olması yanında perakende satış yaptığını, bir ürünün yıl içinde yüklü alan bir müşteriye maliyetinin dahi altında satılabilecekken daha az ürün alan başka müşteriye pahalı satılabileceğini, hatta bazı müşterilere sembolik bedellerle veya ücretsiz ürünlerinde gönderildiğini ancak bu bedelin gerçek değerini yansıtmadığını, hesaplamada objektif kriter olarak liste fiyatının dikkate alınması gerektiğini, raporda hatalı olarak kayıp ürünlerin müşterilere kesilen faturaları üzerinden hesaplama yapıldığını, hatalı rapora göre karar verildiğini iddia ederek, kararın kaldırılarak talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Müvekkili şirketin yurt içi ve uluslararası paket ve hızlı kargo taşımacılığı işi ile iştigal ettiğini, taraflar arasında akdedilen 20.04.2017 tarihli yurt içi taşıma sözleşmesi gereğince davacı şirkete ait gönderilerin müvekkili şirket tarafından taşındığını, davacı şirketin müvekkili şirketin bütün dünyada uyguladığı otomosyon sistemi olan müşterisi olduğunu, müvekkilinin kurumsal müşterilerinin bilgisayar sistemine ... (otomosyon) sistemini kurduğunu, gönderi yapmak isteyen ... müşterisinin sisteme girip gönderen, gönderici alıcı bilgileri ile taşınması istenilen ürünün kıymetini, cinsini, ne olduğunu, sigorta bedelini, gönderi şekli gibi bilgileri girdiğini, daha önceden kendilerine verilen taşıma takip numaralarını her bir pakete verdiğini, taşınacak gönderilerin ambalajlamasını yapıp kapalı paket haline getirildiğini, şirket temsilcisini şoför gönderip en yakın aktarma merkezine teslim ettirdiğini, taşıma ücretinin ... sistemine işlendiğini, taşıtanın kendisinin belirlediği taşıma takip numarası ile yaptırmakta olduğu taşımayı sistem üzerinden gönderileri teslim ettiği andan gönderilerin teslim edildiği ana kadar taşımanın seyrini takip edebildiğini, ibraz edilen ... sistemi çıktılarından açık şekilde görüleceği üzere taşımaların hiçbirinde ... sistemine taşınacak ürünün ne olduğunu, cinsini, kıymetini deklere etmediğini, ... sistemine girmediğini bu hususun tartışmasız olduğunu, cevap dilekçesiyle yetki itirazında bulunulduğunu, müvekkili şirket adresinin Zeytinburnu olduğunu ve yetkili mahkemenin Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunun beyan edildiğini, sözleşmenin 5.maddesinde, TTK hükümlerinin geçerli olmak kaydı ile kayıp, hasar ve geç taşımadan taşıyıcının sorumlu olduğunun hüküm altına alındığı hususlarına yer verildiğini belirterek, taşıma takip numaralı gönderilerle ilgili ayrıntılı açıklamalar sonrasında, 20.12.2018 tarihli dilekçe ile bilirkişi raporuna itirazlarının belirtildiğini ve ek rapor alınmasının talep edildiğini, 20.03.2019 tarihli ek raporda TTK'nın 882 maddesine göre değilde gerçek zarar ile taşıyıcının sorumlu tutulması halinde ise 28.499,98 TL tutarında talepte bulunabileceğinin beyan olduğunu, ek rapora karşı itiraz edildiğini ve uyuşmazlığın taşıma işinden kaynaklanmış olduğu, bu nedenle bilirkişiler içerisinde taşıma uzmanı bilirkişinin bulunduğu heyetten rapor alınmasının talep edildiğini, mahkemenin 18.06.2019 tarihli celse ara kararı ile akademisyen taşıma uzmanı ve mutfak eşyası hususunda uzman mümkünse mühendis bilirkişinin heyete eklenmesi suretiyle ek rapor alınmasına karar verildiğini, heyet raporunda, iddia olunan kaybın taşıma esnasında meydana geldiği, zarardan taşıyıcının sorumlu olduğunun belirtildiği, sınırlı sorumluluk hesaplaması yapılmaksızın davacı şirketin zararının 25.801,80 TL olduğunun TTK 882 maddesi gereğince sınırlı sorumluluk hesaplanması halinde ise talep edilebilecek kayıp tazminatının 25.335,48 TL olduğunun beyan edildiğini, rapora ayrıntılı itirazlarına dair dilekçenin ibraz edildiğini, inceleme ve değerlendirme yapılmadığını, toplam 26 kap gönderinin ağırlığının 387,62 kg kabulü ile hesaplama yapıldığını, mahkemece 26.05.2021 tarihli celsede kök ve ek raporların hüküm kurmaya elverişli olduğu belirtilerek TTK'nın 889.maddesinin mahkeme tarafından değerlendirileceğine yer verilmek suretiyle yeniden rapor alınması taleplerinin reddedildiğini ve gerçek zarar olarak belirtilen 25.801,80 TL tazminatın tahsiline karar verildiğini, delillerin değerlendirilmesi kısmında davanın taşıma sözleşmesinden kaynaklı haksız fiil nedeniyle tazminat davası olduğunun belirtildiğini, mahkemenin bu hususa yönelik tespitinin hukuki olmadığını, davanın konusunun taşıma işleri hükümlerinde belirtilen taşıyıcının sorumluluğuna ilişkin ihtilaf olduğunu, raporlarda dava konusu emtianın taşınması esnasında zayi meydana geldiği, dolayısıyla taşıma işini üstlenen davalının oluşan zarardan sorumlu olmasının gerektiği hususların belirtildiğini, TTK 882.maddesine göre hesaplanan taşıyıcının sorumluluk tutarının davacı taşıtanın zararı olmayıp taşıyıcının sorumlu olduğu tutar olduğunu bu hususun yasada açık olmasına rağmen bilirkişi raporlarında ve mahkeme kararlarında davacının zararı olduğu belirlenmesinin hukuki olmadığını,  görüldüğü üzere davacı şirketin tazmin talep yazısında ibraz ettiği müşterileri ile olan yazışma belgelerinde dava dışı müşterilerine gönderilen teslim edilen kolilerin içinden eksik çıktığı beyan ve ikrarın bilirkişi raporunda ve mahkeme kararında tartışılmadığını iddia ederek, kararın elverişli olmayan raporlara itibar edilerek kurulduğunu belirtip, kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE  Dava, yurt içi eşya  taşıma sözleşmesinden kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı ve davalı vekili yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, yurt içi taşıma ve cari hesap sözleşmesinin mevcudiyeti konusunda herhangi bir uyuşmazlık yoktur. Uyuşmazlık, davacının uğradığı iddia ettiği zararı ve zarar miktarını ispat edip edemediği, kabul edilen tazminat bedelinin gerçek zararı yansıtıp yansıtmadığı, taşımada davacının talep etmekte haklı olduğu zarar miktarının ve  hesaplama yönteminin yerinde olup olmadığı, bilirkişi raporlarının ve mahkeme kararının usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. 20.06.2017 tarihli sözleşmenin 13. maddesinde, sözleşmeden kaynaklanan ihtilaflarda İstanbul mahkemeleri ve icra daireleri yetkili kabul edildiğinden ve  bu yetki sözleşmesi  HMK'nın 17. maddesi anlamında davacıya yetkili olarak belirlenen mahkemede dava açma hakkı verdiğinden, davalı tarafın mahkemenin yetkisine olan itiraz ve istinaf nedenlerininde yerinde olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Dosya kapsamından, taraflar arasında 20.04.2017 tarihinde yurtiçi taşıma ve cari hesap sözleşmesinin imzalandığı, sözleşmede davacı şirketin gönderici, davalı şirketin ... Taşıma Şirketi olarak yer aldığı, sözleşmenin 1.maddesinden itibaren hükümlerin ayrıntılı şekilde düzenlendiği, gönderiye dair ne şekilde işlem yapacağı hususlarına yer verildiği, 2.maddede taşıma servis tipi ve şartlarının ayrıntılı şekilde düzenlendiği, sözleşmenin 4.maddesinde ,yetki ve sorumluluk başlığı ile davalı paketlerin nakli sırasında kullanacağı yöntemleri gönderene bildirmeksizin belirleme hakkını saklı tutacağı hususlarına yer verildiği, kayıp, hasar ve tazminin 5.maddenin üst başlığında yer aldığı, 5.1.maddede gönderen tarafından yapılan tüm gönderimlerin ...'nin güvencesi altında olduğu, taşıma konusu malın gönderenden alınıp alıcısına teslim edilene kadar olan sürede meydana gelebilecek zarar ve hasardan TTK hükümleri geçerli olmak üzere ...'nin sorumlu olduğu, 5.2.maddede ,...'nin kendi kontrolü dışındaki mücbir sebeplerden kaynaklanan ya da grev, lokavt vb gibi sebeplerden dolayı kargonun geç teslimi, hasar ya da kaybından sorumlu olamayacağının belirtildiği, 5.3.maddede ...'nin gönderen tarafından orjinal ambalajında verilmeyen paketleri reddetme hakkının saklı tuttuğu, reddedilmiş paketlerin verilmesi durumunda sorumluluğun göndericiye ait olacağı, 5.4.maddede gönderenin yapacağı gönderimin kg değerinin 8,33 SDR (özel çekme hakkı) paket başına kıymetin en çok 583,10 SDR hakkı olarak kabul edeceği bu değerin üzerinde kıymete sahip gönderinin gönderen tarafından ...'ye bildirmesi gerektiği, aksi takdirde gönderenin ...'nin gönderilenlerdeki tazmin sorumluluğunun bu limitler dahilinde olduğunun kabul ve taahhüt ettiğinin belirtildiği, 5.5.maddede, göndericinin kıymet beyanında bulunduğu gönderileri için ...'ye beyan edilen kıymetin %5 oranında risk bedeli ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği, gönderilerin hasarlı olması halinde hasar bedelini kayıp olması halinde malın satın alma değerinin tazmin etmeyi kabul ve taahhüt edeceği, gönderenin ...'nin sorumluluğunun tek parça gönderi için 10.000,00 TL ile sınırlı olduğunun kabul ve taahhüt ettiğine yer verildiği, 5.6.maddede alıcının kargoyu teslim aldığında kargonun hasarsız olarak teslim edilmiş sayılacağı, kargonun hasarlı olması veya hasarlı olduğu gerekçesiyle teslim alınmaması durumunda kargonun teslim edilmeyeceği, hasarlı ya da hasarlı olduğu için kargonun ...'nin depolarında bekletileceği ve gönderenin yazılı talimatına göre hareket edileceği, 6.1.maddede, sözleşmenin 3 aylık deneme süresini takiben yürürlüğe gireceği ve bir yıl geçerli olacağı hususlarına yer verildiği, sözleşmenin imzalanması aşamasından sonra gerçekleştirilen taşımalardan kaynaklı olarak davacı şirket tarafından hasar/kayıp/tazmin/talep başlıklı yazıları davalı şirket adına düzenlediği, söz konusu düzenlenen yazılarda kargo takip numarası, alıcı bilgileri, gönderi tarihi, talep sebebinin, satış faturasının, ürün miktarlarının ve talep edilen tutarın belirtildiği, taraflar arasında ayrıca mail yazışmalarının gerçekleştirildiği, yazışmalarda, kargonun eksik teslimatı vb hususlara yer verildiği, verilen cevapta, eksik teslimatla ilgili bilgi sahibi olunmadığı vb şeklinde veya kaç koli ürün teslimatı yapıldığına dair cevapların yer aldığı, davacı şirket tarafından davalı şirkete 03.01.2018 tarihli Üsküdar ... Noterliğinde düzenlenen ihtarnamenin keşide edildiği, 9 Aralık 2017 tarihli mailde, bu ürünlerinin bir kısımının bedelinin ödeneceğinin belirtilmesine rağmen talebin büyük bir kısmının kabul edilmediğinin anlaşıldığı, gönderilen maildeki açıklamalarda bulunulduğu ve öteye gidilmediği belirtilerek ihtarnamede sözleşme kapsamında taşınan gönderilerin ilgililere ulaşmadığı, eksik ulaştığı veya hasar gördüğü belirtilerek 24 kalem gönderi ile alakalı olarak toplam 54.275,89 TL tutarında tazminat ödenmesinin talep edildiği, davalı şirketin 23.01.2018 tarihli ihtara cevap dilekçesi ile e-posta bildirildiği üzere şirketin tazminat talebine konu edilen 24 adet gönderi ile alakalı yapılan detaylı araştırmalar neticesinde bu gönderilerden belirtilen bir kısım gönderilerin tazmin taleplerinin ilgili gönderilerin taşıma sırasında kaybolması nedeniyle yasal sorumlulukları çerçevesinde kabul edildiği, diğer gönderilerin ise muhatap firma ile aralarındaki sözleşme hükümlerine uygun biçimde teslim olunduğunun imza tutanakları teslimata ilişkin yazışmalar teslimatın yapıldığına dair alınan yazılar vs delillerle sabit olduğundan bu tazmin taleplerinin red olunduğu, talep edilen toplan 54.276,00 TL tutarındaki tazmin talebinin kabul edilen kısmının 7.247,00 TL olduğu, kalan kısma ilişkin tazminat taleplerinin haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğu belirtilerek reddedildiğinin ifade edildiği, davacı şirket tarafından ihtara cevap sonrasında iş bu davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır. Dava dilekçesinde ihtarnameye cevap dilekçesinde kabul edilen tutarın toplam zarardan düşüldüğü ifade edilmiştir. Taraflar arasında 20.06.2017 tarihli imzalanan sözleşmenin aynı mahiyette olduğu, 13.maddede, ihtilaflarda İstanbul Mahkeme ve İcra Daireleri yetkili olduğunun kabul edildiği tespit edilmiştir.  Mahkemece, tarafların delillerini dosyaya ibraz ve celbi sonrasında bilirkişi raporu ve ek raporları alınmıştır. Mahkemece, bilirkişi rapor ve ek raporları sonrasında emtianın alıcısına teslim edilmediği ve kaybolduğu gerekçesiyle TTK 882 ve 886 maddeleri gereğince zarara kasten veya ihmal ile sebebiyet verilmesi durumunda sorumluluk sınırlandırılmasından taşıyıcının yararlanamayacağı belirtilerek, sınırlı sorumluluk  gözetilmeksizin talebin kısmen kabulüne karar verilmiştir.  Mahkemece alınan bilirkişi rapor ve ek raporları dosya kapsamına uygun, yeterli ve gerekçelidir. TTK'nın 875. maddesi gereğince taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur. Taşıyıcının sorumluluktan kurtulmasında genel sebepler ve özel sebepler ayrımı yapılmış olup taşıyıcı ancak TTK'nın 875/3, 876 ve 878. maddesinde gösterilen hallerin mevcudiyetini ispat etmek suretiyle mesuliyetten kurtulur. TTK'nın 876.maddesine göre, zıya, hasar ve gecikme, taşıyıcının en yüksek özeni göstermesine rağmen kaçınamayacağı ve sonuçlarını önleyemeyeceği sebeplerden meydana gelmişse, taşıyıcı sorumluluktan kurtulur. Bunun dışında,  TTK 875. maddesi uyarınca, taşıyıcının sorumluluktan kurtulabilmesi için hasarın, gönderen tarafından yapılan yetersiz ambalajlamadan veya gönderen yahut gönderilen tarafından yapılan yükleme ve boşaltma işleminden kaynaklanması gerekir. Bu noktada ispat yükü taşıyıcıya aittir. TTK'nın 875/1 maddesindeki düzenlemeye göre taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur. Karayolu Taşıma Yönetmeliği m. 40/9'daki düzenlemeye göre ise  yetki belgesi sahipleri; eşya, kargo ve bagajları, teslim aldıkları andan teslim edinceye kadar, eşyanın, kargonun veya bagajın tamamen veya kısmen kaybından, zayiinden, hasara uğramasından, çalınmasından, güvenliğini sağlamaktan, teslim aldıkları şeklini muhafaza etmekten, korunması ve taşınmasından sorumludurlar. Anılan yasal düzenlemeler uyarınca taşıyıcı, eşyayı taşınmak üzere teslim almasından teslim edinceye kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaı ve hasarı ile teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur.  Taşıyıcının sorumluluğu kural olarak eşyayı teslim ettiği anda son bulur. Buradaki teslimden, taşıma sözleşmesi veya senedinde gönderilen olarak belirtilen kişi ya da sonradan gönderen veya gönderilenin talimatı üzerine teslimi istenen üçüncü kişi tarafından eşyanın teslim alınması anlaşılmalıdır. TTK'da öngörülen sorumluluktan kurtulabilmesi için taşıyıcı, TTK'nın 876. maddesi uyarınca ''çok tedbirli bir taşıyıcının gösterebileceği özeni göstermiş olsaydı yine de zıya, hasar veya gecikmenin oluşacağını'' ya da zararın TTK’nuın 878. maddesinde sayılan özel durumlardan birinden kaynaklandığını ispatlamalıdır. Sorumluluk miktarının tespiti açısından uygulanması gereken TTK'nın 880/1 maddesi hükmüne  göre taşıyıcı, eşyanın tamamen veya kısmen zıyaından dolayı tazminat ödemekle sorumlu tutulduğunda, bu tazminat, eşyanın taşınmak üzere teslim alındığı yer ve zamandaki değerine göre hesaplanacağı belirtilmiştir. Tazminat hesaplamasında 880 ve 882/1 maddesi ile sınırlama getirilmiştir. Buna göre  hesaplanan tazminat hiç bir zaman eksik brüt ağırlığın kilogramı başına 8,33 Özel Çekme Hakkını aşamayacaktır. Sınırlı sorumluluk durumu bu olmakla beraber, TTK'nın 886.maddesinde \"Sorumluluğu sınırlama hakkının kaybı\" başlığı altında, taşıyıcının sorumluluktan kurtulma hallerinden ve sorumluluk sınırlamalarından yararlanamayacağı hallerin belirlendiği görülmektedir. TTK’nın 886. maddesi uyarınca taşıyıcı veya TTK’nın 879. maddede belirtilen kişiler zarara, kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiil veya ihmalle sebebiyet verdiklerinin ispat edilmesi halinde sorumluluktan kurtulma hâllerinden ve sorumluluk sınırlamalarından yararlanamayacaklardır. Bu bilgilere göre somut olay değerlendirildiğinde; davalı taşıyıcı tarafından zarara neden olan taşıma konusu emtiaların alıcısına teslim edilmediği, taşıma sırasında kaybedilmiş  olduğu tespit edilmiştir. Davalı taşıyıcı aksini ispat edememiştir. Bilirkişi raporunda davacının zarardan sorumlu olacağı belirtilmekle birlikte sınırlı sorumluluk miktarını da gösterir şekilde alternatif hesaplama yapılmıştır. Taraflar arasında imzalanan sözleşmede davalı taraf gönderilene ait riski ve hasar/kayıbı TTK hükümleri kapsamında kabul ve taahhüt etmiştir. Sözleşme hükümleri ve TTK kapsamımda davalı taşıma şirketinin alıcısına teslim edilmeyen ,kayıp edilen gönderilerden dolayı TTK'nın 882. maddesindeki sınırlı sorumluluk hükümlerinden yararlanamayacağı gerekçesiyle verilen  kararda  bir isabetsizlik görülmemiştir. Taraflar arasında, yazılı şekilde taşıma sözleşmesi mevcuttur. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile taraf şirket kayıtları üzerinde gerçekleştirilen inceleme ve değerlendirme neticesinde düzenlenen rapora göre verilen karar isabetli olduğundan davacı vekilinin zararın daha fazla olduğuna dair iddia ve istinaf nedenleri yerinde görülmemişir. Davacı vekilinin, dava dışı alıcı müşteri ile müvekkili şirket arasındaki ticari ilişki kapsamında emtia bedellerinin farklı olduğu  iddiası, ancak  bir şirket politikası ve müşterisi ile davacı şirket arasındaki ticari ilişki olarak kabul edilebileceğinden itibar edilmemiştir. Davacının zararı, gerçekleşen satış bedeli kadardır. Bu nedenle davacı vekilinin zarara yönelik istinaf nedenleri de yerinde görülmemiştir.  Açıklanan bu gerekçelerle, HMK7nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 174,76 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 1.321,88 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 28.01.2025 tarihinde oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7a74b941bc4663c4","SID":"ffff4713bc93bd50"}}