{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1915 <br>KARAR NO: 2025/51<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 07/12/2017<br>NUMARASI: 2015/1103  E. -  2017/1061  K.<br>DAVANIN KONUSU: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacılar vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacılar vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin davalıların yönetim kurulu üyesi olduğu, ...kurucularından ...'nın mirasçıları olduğunu, şirketin ...,... ve murisleri ... tarafından kurulduğunu ve adı geçenlerin kardeş olduklarını, sonuç itibarıyla şirketin aile şirketi niteliğinde bulunduğunu, müvekkillerince şirketin genel kurul kararlarının iptaline ilişkin davalarda mahkemelerce yaptırılan bilirkişi incelemesi sırasında yönetim kurulu üyelerince gerçekleştirilen zararlandırıcı işlemlere rastlanıldığını, davalı yönetim kurulu üyelerinin şirketin tasfiye işlem ve eylemleriyle zarara uğrattıklarının ve sermayenin korunması ilkesini ihlal ettiklerinin sabit olduğunu, İst.21.ATM.nin 2013/78 E.sayılı dosyasında yaptırılan incelemede, şirket yönetim kurulu tarafından ederinin çok üzerinde taşınmaz alımı yapıldığı, fabrika binasının kaydı bulunmasına rağmen yeni alımı yapılan arsanın bilançoda kayıtlı olmadığının belirlendiğini, davalıların yaptıkları işlemlerle TTK.396.maddesinde belirtilen rekabet yasağını açıkça ihlal ettiklerini, şirketin büyük pay sahiplerinin kurmuş olduğu şirketler tarafından usulsüzce borçlandırıldığını, grup şirketleri olan , .. A.Ş, ... Tekstil... Şti ve ... Ltd.Şti'ye para aktarımı yapıldığını , şirket ile bağlı ortaklıklar , iştirakler ve kendi kurdukları şirketler arasında yapılacak olan uzman bilirkişiler marifetiyle geriye dönük 5 yıla ilişkin inceleme yapılmasına, davalıların rekabet yasağını ihlal etmelerini, başkaca şirketlere nakit aktarım yapmaları, şirklet defterlerini usulüne uygun tutmamaları, sahte vekaletname ve sahte genel kurul tutanaklarının tanzimi nedeniyle sorumlu olduklarını iddia ederek, şirketin davalılar tarafından yapılan eylemlerle uğradığı zararın tespiti ve şirkete ödenmesine karar verilmesini talep ve dava  etmiştir. Davalılar vekili, savunmasında özetle; dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaların haksız olduğunu, dilekçede bahsedilen İstanbul 21. ATM.nin 2013/78 E.sayılı dosyasının İst.16.ATM.ye devredildiğini ve 2015/783 E.sayısını aldığını, İst.21.ATM.nin anılan bu dosyasında davanın reddine ilişkin kararın Yargıtayca bozulduğunu ve 16.ATM.de yargılamanın halen devam ettiğini, davacılar tarafından şirketin 17/03/2014 tarihli genel kurul kararının iptali ve özel denetçi atanması istemiyle İstanbul 2. ATM.nin 2014/1057 E.sayılı dosyasında davanın görüldüğünü, ayrıca, mahkemenin  2015/538 E.sayılı dosyasında da şirketin 31/03/2015 tarihli genel kurul kararının iptali istemine ilişkin davanın yine davacılar tarafından açılmış olduğunu, şirketin öz varlığının sermayesinin çok üzerinde olup tamamen ödendiğini, karlılık içinde bulunduğunu, resmi kurumlara ya da 3.kişilere hiçbir borcunun bulunmadığını, davacılar tarafından muhtelif mahkemelerde açılan birçok davanın soyut ve gerçek olmayan nedenlere dayalı olarak açıldığını ve şirketin ana sözleşmesinin 8.maddesinin, yönetim kurulu üyelerinin başka şirket kurum kuruluşlarda yönetici ya da müdür olarak seçilmelerine imkan tanıdığını, dava dilekçesinde belirtilen diğer şirketlerin ortaklık yapılarının benzer olup aralarında rekabet bulunmadığını ve davacı tarafından bu durumun başlangıçtan beri bilindiğini, ...A.Ş'nin müşteriler tarafından sağlanan malzeme ile fason olarak hazır giyim ürettiğini, kendi adına tescilli 2 adet markasının olduğunu, ancak bu markalarla üretim yapılmadığını, yönetim kurulu üyelerinin şirketle kişisel herhangi bir ticari ilişkisi ya da şirket aleyhine yarar sağlayıcı faaliyetin bulunmadığını, ana sözleşmeyle rekabet yasağının kaldırıldığını savunarak,  davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Davalıların yönetim kurulu üyesi oldukları ...  San ve Tic.A.Ş ile .. Ltd. Şti ve ... Tekstil...Şti nin defter ve kayıtlarının incelendiği, şirketler arasında ticari ilişkinin bulunduğu, firmalar arasında tüm fatura ve ödemelerin karşılıklı kayıtlı bulunduğu, alım ve satım kayıtlarının işlendiği, vergi usul kanunu ve muhasebe usul ve esasları doğrultusunda bu işlemlerin yapıldığı, aralarında bulunan faturalaşma işlemlerinde satış birim fiyat ve örtülü aktarım ya da ...şirketin zararına herhangi bir işlemin olmadığı, diğer firmalara yapılan bir kar transferinin de  bulunmadığı ... Tekstil Şti firmasının satış ve pazarlama faaliyetinde bulunduğu, ...nin ürünlerinin satışını gerçekleştirdiği, davacıların ortak olduğu ...nin,...Şti'nin % 98 oranında tedarikçisi konumunda bulunduğu ve aradaki ticari ilişkinin bundan kaynaklandığı, şirketin çalışanlarının sayısının, üretiminin ve karlılığının yıllara göre artış gösterdiği, makine tesisat ilave yapımı yapılarak kapasitesinin artırıldığı, şirketin kaynak ve sermayesinin davalı yöneticiler tarafından kendi kişisel menfaatleri yönünde kullandıkları iddiasının dayanaksız bulunduğu, davalıların şirketle olan borç ve alacak ilişkisi irdelendiğinde ortaklar cari hesabında 2010-2011-2012 yıllarında herhangi bir hareketin olmadığı, 2013 yılında 472.840,00 tL miktarında ortaklara borcunun olduğu ancak, 2014 yılında bu tutarın kapatıldığı ve borç bakiyesinin bulunmadığı, şirketin öz varlığının yıllara göre arttığı ve davacının iddiasının aksine sermayenin korunduğu, davalıları şirketi zarara uğratacak nitelikte yasaya aykırı eylem ve işlerinin bulunmadığı ve buna bağlı olarak da zarar unsurunun gerçekleşmediği kabul edilmiştir. Davacılar tarafından davalı yöneticilerin rekabet yasağını ihlal ettikleri ileri sürülmektedir,  şirketin 17/03/2014 tarihli olağan genel kurul toplantısında esas sözleşmenin 8.maddesinin değiştirildiği ve yönetim kurulu üyelerinin başka şirkette yönetici ya da müdür olmaları veya şirketle aynı faaliyet konusunda kendi başkaları adına veya hesabına işlem yapmalarının mümkün olduğu şeklinde değiştirildiği, dolayısıyla davalı yöneticilerin davacıların ortağı olduğu ...dışında ... Ltd. Şti, ... Giyim Ltd.Şti'de yönetici ya da ortak olmalarının rekabet yasağının ihlali olarak kabul edilemeyeceği, 17/03/2014 tarihli genel kurulda rekabet yasağının kaldırılmasına ilişkin kararın iptali istemiyle, İst.2.ATM.nin 2014/1057 E.sayılı dosyasında açılan davanın red ile sonuçlandığı, her ne kadar karar kesinleşmemişse de kararın gerekçesinde açıklandığı üzere, şirketin 07/06/2000 tarihli ola genel kurul toplantısından itibaren yönetim kurulu üyelerinin şirketle işlem yapma ve rekabet yasağının kaldırılmış olduğuna işaret edildiği, dolayısıyla davalı yöneticilerin, davacıların ortağı olmadığı diğer şirketlerde yönetici olmaları ve bu şirketlerle ticari ilişkiyi sürdürmelerinin rekabet yasağına aykırı olmadığı gibi davalı yönetim kurulu üyelerinin şirket yönetiminde yasaya aykırı zararlandırıcı bir işlemlerinin bulunmadığına ilişkin tespiti karşısında bu durumun sonuca bir etkisinin de olamayacağı ve şirketin karlılığının ve öz sermayesinin ve varlıklarının yıllara göre artış içinde olması göz önüne alınarak somut olayda kanuna aykırı eylem ile zarar unsurunun gerçekleşmediği  anlaşıldığından TTK 553.maddesine dayalı olarak açılan bu davanın yerinde bulunmadığı kanaatine varılarak... \" gerekçesiyle davanın reddine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda birçok hususun göz ardı edildiğini, defalarca itiraz etmelerine rağmen gerekli izahat yapılmadığını, alınan raporlar doğrultusunda aleyhlerine karar verildiğini, davalılarca şirketin yönetimine ilişkin yapılan usulsüzlük ve hataların görmezden gelindiğini, kendileri lehine olan hususlarda değerlendirme yapılmadığını, davalıların şirketi idare ederken 2010- 2011 yılları arasındaki kapanış onaylarını yaptırmadığını, aynı şekilde limited şirketinde yevmiye defterlerinin kapanış onaylarını yaptırmadığını, şirket kayıtlarına ilişkin makyajlama yapıldığını, bilançoların birbirine uygun hale getirildiğini ve davalı yönetim kurulu üyelerinin kanun dışı kara geçirildiğinin defalarca belirtilmiş olmasına rağmen tamamen şekli incelemeler yapıldığını, işin esasına geçilmediğini, Vergi Usul  Kanunun 182.maddesi uyarınca tutulması zorunlu defterlerden defteri kebirin dosyaya ibraz edilmemesinin tespit edilmesine rağmen bilirkişi tarafından görmezden gelindiğini, İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/78 Esas sayılı dosyada davalıların şirketin ticari defter ve kayıtlarında usulsüzlük yaptığı, şirketi zarara uğrattığı açıkça belirtilmiş olmasına rağmen mahkemece görevlendirilen bilirkişiler tarafından usulsüzlüklerin ve zararın nasıl giderildiğine ilişkin yorum yapılmadığını, bilirkişilerin sadece şirketin mevcut kayıtlarını incelediklerini, davalıların sorumluluğuna gidilemeyeceğini belirtmişlerse de tüm dilekçelerde ileri sürülen kayıtlarda makyajlama yapıldığına dair beyanlarının görmezden gelindiğini, kararın hatalı olduğunu, kısa bir süre sonra bu hususun sabit hale geldiğini, şirketin 2015 yılı mali dönemine ilişkin açılan İstanbul 13 ATM'nin 2016/630 Esas sayılı dosyasında bilgi edinme davasının müvekkilleri lehine sonuçlandığını, şirket defterlerinin ve kayıtlarının bağımsız denetim marifeti ile araştırma imkanı bulunduğunu, uzman raporu incelendiğinde görüleceği üzere şirketin eski ve yeni yönetim kurulu üyelerinin şirket nakdini serbestçe kullandıklarını, şirkete karşı fahiş şekilde borçlandıklarını ayrıca amortisman hesaplarındada kanuni oranlara riayet edilmediğini, sonuç olarak davalıların şirkete üç milyon küsür Türk Lirası borçları olduğunu, bağımsız bilirkişilerce tespit edildiğini, davanın 2017 yılında uzman raporunda 6 ay önce karara çıktığı için mahkemece görülen davada kullanılamadığını, ayrıca İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/684 Esas sayılı dosyada hakim şirket aleyhine genel kurul kararının iptali davasının açıldığını, bilirkişilerin bilançoların gerçeği yansıtmadığını tespit ettiklerini, giyim şirketi tarafından alınan ibra ve bilançoların onaylanması kararının mahkemece iptal edildiğini, sonuç itibariyle şirketin yönetim kurulu üyeleri tarafından zarara uğratıldığını, hem önceki hem de sonraki tarihli mahkeme kararları ve yazılı delillerle ispatlanmasına rağmen bilirkişilerin ticari kayıtları gereği gibi incelememesi nedeniyle davanın müvekkilleri aleyhine sonuçlanmasına neden olduğunu iddia ederek, kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE  Dava, TTK'nın 553. maddesi gereğince anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğundan  kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacılar vekili yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Taraflar arasında, anonim şirket ortağı oldukları, ayrıca davalıların şirketin yönetim kurulu üyesi oldukları ve aralarında çok sayıda hukuki uyuşmazlığın mevcut olduğu hususlarında herhangi bir ihtilaf yoktur. Uyuşmazlık, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporlarının usul ve yasaya uygun olup olmadığı, davacıların iddia ve itirazlarının değerlendirilip değerlendirilmediği, davalı şirket yöneticilerinin diğer dava dosyalarında alınan bilirkişi raporlarındaki bir kısım tespitlere göre dava konusu uyuşmazlıkta sorumluluklarına yönelik kabulü gerektirip gerektirmeyeceği ile kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, dava dışı şirketin aile şirketi olarak kurulmuş olduğu, davacıların şirketin hissedarı, sermaye paylarının %8 olduğu, davalıların ise şirketin yönetim kurulu üyeleri oldukları, davacılar tarafından iş bu davadan önce İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/783 Esas sayılı dosyasında (bozmadan önce İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/78 Esas) 15.02.2017 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan kararların iptali amacı ile dava açtıkları, mahkemenin 19.06.2014 tarihli kararı ile davanın reddine dair hüküm tesis edildiği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2015/353 Esas, 2015/5705 Karar ve 22.04.2015 tarihli ilamı ile sonuç olarak bilirkişi raporunda varılan sonuca aykırı şekilde hüküm kurulmasının raporda varılan sonucun benimsenmemesi halinde hangi usul çerçevesinde inceleme yapılacağının  HMK maddelerinde belirtildiği, mevcut rapora karşı kayyım tarafından verilen rapor çerçevesinde kayyım raporu benimsenmek suretiyle hüküm tesisin doğru olmadığının belirtildiği, İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1057 Esas sayılı dosyasında davacılar tarafından dava açılmış olduğu, İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/538 Esas sayılı dosyasında davacıların 26.05.2015 tarihinde şirketin 31.03.2015 tarihinde yapılan genel kurul kararının iptali istemi dava açtıkları, mahkemenin 07.10.2016 tarihli kararı ile davanın reddedilmiş olduğu, davacıların 2016/630 Esas sayılı  dosyasında 06.06.2016 tarihinde şirket aleyhine iş bu dava tarihinden sonra TTK 437/5 uyarınca şirket ortaklarının bilgi alma ve inceleme hakkının kullandırılması talebine ilişkin dava açtıkları, mahkemenin 14.12.2017 tarihli kararı ile davanın TTK 437/5 maddesi gereğince kabulüne, şirketin 2015 yılına ilişkin 01.06.2016 tarihli genel kurul toplantı tutanağında 10 madde halinde bilgi talep ettiği hususlarla sınırlı olmak üzere bilgi alma ve inceleme hakkının kullandırılmasına dair kesin olarak karar verildiği, İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1057 Esas sayılı dosyasında davacılar tarafından iş bu davadan önce 17.09.2014 tarihinde şirketin 15.02.2013 tarihli genel kurulda alınan kararlarının iptali ile kayyım ve özel denetçi atanmasını talep edildiği, talebin reddine karar verildiği, davacılar tarafından İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/684 Esas sayılı  dosyasında iş bu davadan sonra 10.07.2017 tarihinde yapılan 2016 yılına ilişkin olağan genel kurul toplantısının gündeminin görüşülmesi sırasında yönetim kurulunun ibrası, yönetim kuruluna üye seçimi, 2016 yılı karının dağıtılmaması, huzur hakkı ödenmesine yönelik kararların iptali istemi ile dava açtıkları, mahkemenin 15.11.2018 tarihli kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verildiği, söz konusu kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 2019/1015 Esas, 2021/194 Karar ve 15.02.2021 tarihli kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddedildiği, davacıların dava dışı Tasfiye Halinde ... AŞ aleyhine açmış oldukları 24.03.2016 tarihli genel kurul toplantısındaki 3 ve 4 nolu kararlarının batıl olduğunun tespiti ve iptali istemlerine dair davanın mahkemece kısmen kabulüne karar verildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 2019/108 Esas,  2021/259 Karar ve 25.02.2021 tarihli kararı ile TTK 413/2 maddesi uyarınca gündemde bulunmayan konuların genel kurulda müzakere edilemeyeceği, karara bağlanamayacağı, davalı şirket tarafından düzenlenip ilan edilen toplantı gündeminde tasfiyeye ilişkin açık hükmün bulunduğu, gündemin 4 sayılı kararının gündeme bağlılık ilkesini ihlal ettiğinden söz edilmesinin olanaksız olduğunu, kararın tasfiye işlemlerine başlanmasına ilişkin olduğu gözetilmek suretiyle karar verilmesi gerektiği, delillerin toplanılmadığı ve değerlendirilmediği gerekçesiyle mahkeme kararın kaldırılmış olduğu, davacılar vekili tarafından kapatılan İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/78 Esas, 2014/165 Karar sayılı kararının Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2015/353 Esas, 2015/5705 Karar ve 22.04.2015 tarihli ilamı ile bozulması üzerine davalı şirket yönetim kuruluna hitaben Beyoğlu ... Noterliğinde düzenlenen 31.08.2015 tarihli ihtarnamenin düzenlendiği, söz konusu ihtarnamede, Yargıtay'ın 2015/5705 Esas sayılı kararı ile mahkeme kararının bozulduğu belirtilerek bozma gerekçesinde yaptırılan bilirkişi incelemesinde ticari defter ve kayıtların usulüne uygun tutulmadığı, olması gereken bir takım hesapların defterlerde yer almadığı, buna göre düzenlenen kar zarar hesabı ile bilançonun gerçeği yansıtmadığının belirtildiği, yönetim ve denetim kurulunun ibrasında yasal dayanağı olmadan atanan kayyım raporunun esas alınmasının gerekçe gösterilerek kararın bozulduğunu, bilirkişi raporunda usulsüzlüklerin tespit edildiğini, 2009 yılına ait hesap incelemesinde şirketin kasasında bulunan 4.230.149,37 TL'nin neden hesaba yatırılmadığı ve 2010 yılında bu rakamın 382.913,0  TL'ye düşmesinin nedeninin yönetim kurulundan sorularak sorumluluk davası açılması gerektiğini, şirket için alınan 31.12.2010 yılı blançosunda gösterilen fabrika binasının değerinin 304.962,00 TL olduğu ancak bilançonun gerçeği yansıtmadığı için gayrimenkulün gerçek değerinin tespit edilerek fazlaya ilişkin durumun ortaya çıkarılması gerektiği ayrıca genel kurulda yönetim kurulu üyesi ...'lere ait olan yedi adet marka hakkında bu markaların şirket aleyhine zararlandırıcı işlem olarak kullanılıp kullanılmadığının tespitinin gerektiğinin belirtilerek yönetim kurulundan genel kurulun toplantısı için ortaklara belirtilen gündem maddeleri ile ilgili çağrı yapılmasının talep edildiği, davacılar vekili tarafından ihtarname tarihi sonrasında davalı yönetim kurulu üyelerinin şirkete kasti işlemleri ve eylemleri ile zarara uğrattıkları, İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/78 sayılı dosyasında bilirkişilerce tüm mali ve kayıpların ve defterlerin incelendiği, davalı yönetim kurulu üyelerinin yapmış oldukları işlemlerle TTK 396.maddesi uyarınca açıkça rekabet yasağını ihlal ettiklerini, davalı şirketin büyük pay sahiplerinin yönetim kurulu üyelerinin kurmuş oldukları başka şirketlerin mevcut olduğunu, müvekkillerinin ... AŞ şirketinde azınlık pay sahibi olduklarını, aynı davalılara ilişkin davaların kendi lehlerine sonuçlandığına dair iddiaların ileri sürülerek iş bu sorumluluk davasının açılmış olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece, tarafların delillerini ibraz ve celbi aşamasından sonra bilirkişi raporu alınmıştır. 13.07.2017 tarihli bilirkişi heyet raporunda; davacıların yönetim kurulu üyelerinin şirket menfaatlerini ihlal ederek şirketin kaynaklarını ve sermayesini kendi kişisel menfaatlerine kullandıkları, diğer kurdukları şirketlere üstü örtülü aktırımlar ile şirketin içini boşaltarak şirkete faal olmayan bir şirket izlenimini verip davalı yönetim kurulu üyelerinin şirketi borçlandırmış oldukları ve şirketi tasfiyeye sokarak sorumluluklarından kurtulma saiki içinde olduklarını, şirkete verdikleri zararlardan dolayı sorumlu olduklarının tespitini ve bu zararın hesaplanması ile şirkete tanzim edilmesi yönünde iddiaa bulundukları,  bu sebeple de dava dışı ... A.Ş firmasının defter ve belgelerinde ödemeler, diğer cari hareketlerin görüldüğü, incelendiği. ihbar olunan diğer davacının ortak olmadığı ... Giyim LTD ve ... Tekstil firmaların daki yerinde yapılan incelemede de  davacının ortak olduğu ... firmasının cari hesaplarının bu cari hesaplar kapsamında yapılan satış faturaları, ödemeler, diğer cari hareketlerin görüldüğü, 2010-2011-2012-2013-2014-2015 yıllarına ait firmaların cari dökümlerinin verilmediği, cari hesap içeriği, yıl devirleri yevmiye defterine kaydedilmiş ve Envanter ve defteri kebir ile uyumlu olduğu, tarafların cari hesap içeriğinde birbirlerine olan satışları, bu satış ve ödemelerinin irdelendiği, tazminat talebinde bulunan davacıların ... A.Ş üzerinden ortak olmadıkları firmalar üzerinden  ileri sürdüğü şirketi zarara uğrattıkları iddiasıyla ilgili durumun incelendiği, ihbar olunan her üç firmanın cari hesaplarının 2010 -2011-2012-2013-2014-2015 yıl sonları itibariyle mutabık olmadıkları dönemlerde sonraki yı! gerekli düzeltmelerin sağlandığı  ve mutabık oldukları, cari hesap ve defter kayıtları açılış ve kapanış muhasebe kayıtları üzerinden kontrol edilerek görüldüğü  ihbar olunan firmalar arasındaki tüm fatura ve ödemelerin karşılıklı kayıtlı olduğu alım ve satış kayıtlarına işlendiği, evrak ve kayıt düzeni gelir ve maliyet hesaplarına işlenmesinin VUK ve muhasebe usul ve esasları doğrultusunda gerçekleştiği iş bu nedenle ihbar olunan firmalar arasında ticari ilişkinin var olduğunun görüldüğü,  dava dışı ... A.Ş firmasının ihbar olunan diğer firma dışındaki satış faturaları, fatura klasörlerinden örnekleme yolu ile örnek alınarak ihbar olunan firmalara yapıları satış birim fiyat ve davacının iddialarını kapsayan örtülü aktarımlar ve şirketin boşaltılması, yönetim kurulu üyelerinin TTK' nın emredici hükümleri gereğince sorumluluklarını kasti ve ihmal ihtiva eden eylem ve işlemlerden dolayı ihlal edip etmedikleri hususlarının değerlendirildiği, bu kapsamda çalışma esnasında  firma muhasebe yetkilisi tarafından ayrıntılı satış raporunun cari baz ayrımlı kendi sistemlerinde alınamadığı yönünde verdiği bilgi nedeniyle; dava konusu ilişkili ihbar olunan ... Giyim ve ... Tekstil firmaları ile bunların dışında satış yapılan firmalara resmi defterlerdeki satış muavin dökümünden seçilerek örnekleme yapılan faturaların incelendiği, 2015 - 2014- 2013 - 2012- 2011 - 2010 yıllarına ait uygulanan birim satış analizlerinin ihbar olunan  ... Tekstil-... Giyim ve diğer müşterilere satılan mallar için fatura üzerindeki ürün satış birim fiyatları üzerinden yapıldığı,  fatura örneklerinin yıl itibariyle verildiği,  ... A.Ş firmasından diğer ihbar olunan ... Giyim —... Tekstil firmalarına düşük-afaki fiyat uygulamalarının olmadığı, diğer müşterilere uygulanan ürün birim fiyatları çerçevesinde bir uygulamanın olduğu, Kurumlar Vergisi  beyannamelerindeki transfer fiyatlaması bölümünde de bu ortaklık yapısı eş olan firmaların Gelir İdaresine bildirimde bulunulduğu, beyannamelerininde Yeminli Mali Müşavirlik tarafından tetkik edildiği bu nedenle itibar edileceği kanaatinin oluştuğu, elbise askısı-astar şeklinde farkındalık gösteren satışlar olsa da tutar azlığı nedeniyle dikkate alınmadığı, iş bu sebeple ... A.Ş firmasından diğer ihbar olunan firmalara bir kar transferinin olmadığının görüldüğü, bu noktada davacının iddia ettiği davalıların ... A.Ş zarara uğrattıkları noktasının ... sağladığı, ... Giyim firmasının ... firmasına mal satışı  ... Tekstil ürünleri pazarlama firmasımın da satış ve pazarlama faaliyetlerinde bulunduğu ... A.Ş flrma ürün ve ürünlerinin satışını gerçekleştirdiği defter kayıtlarından bu defter kayıtlarından oluşan mizan kontrolleri ile görüldüğü, ... Ltd Firmasının 2010 -2011-2012-2013-2014-2015 yılları satıcı hesaplarında yapılan tetkikte %98 yakın kısmının tedarikçisinin davacıların ortak olduğu ... A.Ş olduğu, ilişkilendirilebileceği görüldüğü, dava dilekçesinde şirketin faal olmayan bir şirket izlenimi verilmediği hususundaki ek tespitlerin yapabilmesi üzere de firmanın Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği tarafından verilmekte olan Eksper ve raportör imzalı Kocaeli Sanayi odası onaylı ve TOBB onaylı Kapasite raporlarındaki iddia edilen yıllardaki gelişimi ve firmanın “çalışan sayısı-makine teçhizat durumu  şirket sermayesi - İşyeri durumu(kapalı ve açık alan) sermaye- üretilen ve sarf olunan malzemeye bağlı kapasite durumundaki gelişim (artış-azalış)  ürün yelpazesi” hususlarının irdelendiği,  kapasite raporlarının ikişer yıl sürelerle firmalara teknik personel ve raportör aracılığı ile düzenlendiği, ihbar olunan ... A.Ş' nin çalışan sayılarınin 3. maddedeki kapasite raporunun bulunduğu adreste SGK başkanlığı verilen tahakkuk fişlerinden her yılın 12.aylarının tetkik edildiği,  yapılan tespitte, 2010/12 ay 576 kişi olduğu, 2011/12 ay 617 kişi, 2012/12 ay 659 kişi, 2013/12 ay 766 kişi, 2014/12 ay 805 kişi, 2015/12 ay 730 kişi çalışan olduğu, şirketin faaliyetlerine devam ettiği, çalışan sayılarının kapasite raporu ile uyum içinde olduğu, bu sebeplerden dolayı da bilirkişiliğimizce üretgen bir şirket olduğunun görüldüğü,  2010-2011-2012-2013-2014-2015 yıllarına ait Genel kurul toplantı tutanakları Ticaret sicil gazetesindeki yayınlandığı üzere tetkik edildiği, tüm genel kurullarda davacı tarafın tüm genel kurul kararlarına ve yönetim kurulu ibralarına aleyhte oy kullânmış oldukları, yapılan oylama sonucu oy çokluğu ile yönetim kurullarının ilgili yıllarda ibra edildiği ticaret sicil gazetelerinde görüldüğü, 2015 dönemine ait amortisman listelerinin tetkikinde davacının şirket faal olmayan şirket iddiası yönünden irdelendiği, amortisman listelerinde göze çarpan fâbrika binasının 1998 yılında alınmış olması olduğu, daha sorıra bina tadilatları ve elektrik işleri binalar sabit kıymet kayıtlarına girdiği,  başkaca da bir kaydın olmadığı,  binalara yatırımın 2009-2011-2015 yıllarında devam ettiği en büyük yatırımın 83.600 TL ile yangın alarm sistemi olduğu, 253 tesis, 254 taşıt, 255 demirbaşlarında da ana yatırımın 1998 yılında 2015 yıkıma kadarda devam ettiği, ... A.Ş firmasının yıllık beyanname, mali tablolar ekleri, bildirimlerin tasdiklerini kapsayan Yeminli Mali Müşavirlik sözleşmesinin devam ettiği kurumlar beyanname eklerinden  2016 YMM sözleşme örneğinden görüldüğü, şirketin kapasite raporu ve üretim prosesine uygun iş bölümünü gösteren organizasyon şemasının görüldüğü,  davacının iddiaları arasında yer alan şirket kaynak ve sermayesinin davalılar tarafından kendi kişisel menfaatlerine kullandıkları yönündeki iddiaları kapsamında şirket yatırımları, satışlar, davalıların ortak olduğu şirketlere satışlar, yapısal küçülme-büyüme vb tüm unsurların ayrıntısı ile  irdelendiği, burada ise davalıların şirkete olan borçları-alacaklarının yıllar itibariyle analizlerinin planlandığı, gelir idaresine verilen ve YMM tarafından onaylanan kesin mizan çalışmalarırıda kısa-uzun vadeli ortaklar cari hesapları ile kısa ve uzun vadeli ortaklar cari hesapları 2010-2011-2012 yıllarında bir hareket olmadığı, 2013 yılında 472.840,00 TL olduğu ortakların cari hesabında ortaklara borcunun görüldüğü , 2014 yılında ise bu tutarın kapandığı yıl sonu bakiyesinin olmadığı, ... AŞ'nin 2012-2013 yıllarına ilişkin 17.03.2014 tarihli olağan genel kurul toplantısında esas sözleşmesinde 8.maddesinin yönetim kurulu üyelerinin başka şirket, kurum ya da kuruluşta yönetim kurulu üyesi, müdür ya da yönetici olması veya şirketle aynı faaliyet konusunda kendi veya başkaları adına veya hesabına işlem yapmaları mümkündür şeklinde değiştirildiği, taraf beyanlarından genel kurulda alınan kararlar aleyhine iptal davasının açıldığı, TTK 449.madde uyarınca iptal davasında mahkemenin dava konusu genel kurul kararının yürütülmesinin geriye bırakılmasına karar verilebileceği, böyle bir yürütülmenin geri bırakılması kararı verilmedikçe iptal kararına kadar genel kurul kararının uygulanabileceği, ... AŞ yöneticilerinin başka bir şirkette yönetici olmalarının ya da aynı faaliyet alanına ilişkin işlemlerinin kendi ya da başkaları ad ve hesabına yapmalarının rekabet yasağına aykırılık oluşturmadığı kanaatine varıldığı,  davacı ... ve ...” nın dosyaya sunulan tüm bilgi ve belgeler ile ortak oldukları ... A.Ş firması ticari defterleri, muavin kayıtları, kapasite raporu SGK kurum bildirgeleri, Vergi beyannameleri , cari hesapları ile ... A.Ş diğer ortakların kişisel ortak oldukları ve İhbar olunan ... Pazarlama Ltd. Şti ile ... Giyim Ltd. Şti firmalarının ticari defterleri, muavin kayıtları, cari hesapları fatura örnekleri, kurum vergi beyannameleri üzerinde yapılan inceleme sonucu dava konusu ile ilgili yapılan tespit değerlendirmede, tazminat davasına konu olan alacak tutarının ... Giyim Sana Ticaret AŞ firmasının ortaklarından ... ve ...'nin davalı ...Yönetim kurulu üyelerinin şirket menfaatlerini ihlal ederek ... Giyim San, ve Tic. A.Ş nin tüm kaynaklarını ve sermayesini kendi kişisel menfaatlerine kullandıkları diğer kurdukları şirkete üstü örtülü aktarımlar ile şirketin içini boşaltarak şirkete faal olmayan bir şirket izlenimini verip davalı yönetim kurulu üyelerine şirketi borçlu oldukları ve şirketi tasfiyeye sokarak sorumluluklarından kurtulma içinde oldukları, bu nedenle de yönetim kurulu üyelerinin TTK'nın emredici hükümleri gereğince sorumluluklarını kasti ve ihmal ihtiva eden eylem ve işlemlerden dolayı ihlal ettiklerinden söz konusu şirketin uğradığı zararların tazmininden ve söz konusu şirkete temsil ve denetim kayyumu atanması ve zararlandırıcı işlemlerin tespit taleplerinin oluştuğu, davacı ... ve ... 'nın “ şirket menfaatlerini ihlal ederek ... Giyim San. ve Tic. A.Ş nin tüm kaynaklarını ve sermayesini kendi kişisel menfaatlerine kullandıkları diğer kurdukları şirkete üstü örtülü aktarımlar ile şirketin içini boşaltarak şirkete faal olmayan bir şirket izlemini verip davalı yönetim kurulu üyelerinin şirketi borçlandırmış oldukları yönündeki iddialarının yersiz olduğu,  inceleme bölümünde ... AŞ firmasının yeminli mali müşavir onaylı mizan detayı, ortak cari hesapları, diğer ihbar olunan firmalara satış ve tahsilatlar , satışların davacı taraf iddiaları şeklinde ... A.Ş'ni uğratacak nitelikte olmadığı, YMM onaylı Gelir idaresi Başkanlığına verilen Kurum beyannameleri ve transfer fiyatlanması konusunda gösteriliği, kapasite raporu, sigortalı çalışanların tespiti ile de  ... A.Ş firmasının zararlı işlemlere tabi tutulduğu, kar aktarımı ve sermaye azaltıldığına yönelik iddiaları ve tasfiye yönündeki çabalarının olmadığı bu nedenle Yönetim Kurulu üyelerinin şirketi zararlandırıcı bir işlem yapmadığı, ... A.Ş'nin 2012-2013 yıllarına ilişkin 17.03.2014 tarihli olağan genel toplantısında esas sözleşmenin 8. maddesinin  “yönetim kurulu üyelerinin başka şirket, kurum ya da kuruluşta yönetim kurulu üyesi, müdür yönetici olması veya şirketle aynı faaliyet konusunda kendi veya başkaları adına veya hesabına işlem yapmaları mümkündür” şeklinde değiştirildiği, taraf beyanlarından 17.03.2014 tarihli genel kurulda alınan kararlar aleyhine iptal davası açıldığının anlaşıldığı; TTK m. 449 uyarınca iptal davasında mahkemenin dava konusu genel kurul kararının yürütülmesinin geriye bırakılmasına karar verebileceği; böyle bir yürütülmenin bırakılması kararı verilmedikçe iptal kararına kadar genel kurul kararının uygulanabilir olduğu; şayet açılan iptal davasında mahkeme sözleşmenin değiştirilen 8. maddesinin yürütülmesinin geriye bırakılması kararı vermediyse ... A.Ş yöneticilerinin başka bir şirkette yönetici olmalarının ya da aynı faaliyet alanına ilişkin işlemlerinin kendi ya da başkaları ad ve hesabına yapmalarının rekabet yasağına aykırılık oluşturmadığı kanaatine varıldığı, buna karşın 17.03.2014 tarihli olağan genel kurulda alınan kararlar aleyhine açılan iptal davası sonucunun bekletici mesele yapıp yapmamanın mahkemenin takdirinde olduğu belirtilmiştir. Davacılar tarafından bilirkişi raporuna itiraz edilmiştir. İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1057 Esas, 2016/266 Karar ve 07.04.2016 tarihli kararı ile davacılar tarafından 17.09.2014 tarihinde açılan davada, 17.03.2014 tarihli genel kurul kararının iptali ile şirkete özel denetçi atanmasının talep edildiği,  davanın17.04.2016 tarihli karar ile reddedildiği, gerekçede, davalı şirketin 07.06.2000 tarihli olağan genel kurul toplantısından itibaren yönetim kurulu üyelerinin şirketle işlem yapma ve rekabet yasağının kaldırılmış olduğu sabit olduğundan genel kurulun 8.maddesinde aynı iznin verilmesinde kanuna, esas sözleşmeye, dürüstlük kuralına aykırılik bulunmadığı, 700'den fazla çalışanı bulunan şirketin yönetim kurulu üyelerine  huzur hakkı verilmesinde de dürüstlük kuralına aykırılık bulunmadığı, aynı şekilde yönetim kurulu üye sayısının bir ila beş arasında oluşabileceğinden yönetim kurulu üyelerinin üç yıl süreli olduğu, süresi biten üyenin tekrar yönetim kurulu üyesi seçilmesine ilişkin gündemin 8.maddesinin yasal  düzenlemeye uygun olduğu, TTK'da ağırlaştırılmış nisapların geçerli olduğunun kabulü ile şirketin 2.000.000  adet payından toplam 162.500 adet payın olumsuz oyuna karşılık oy çokluğu ile kabulünde esas sözleşmeye, dürüstlük kuralına aykırılık bulunmadığı ve ayrıca özel denetçi tayini yönünde ayırma kararı verildiğinden değerlendirme yapılmadığı belirtilerek davanın reddine dair karar verildiği anlaşılmıştır. 30.10.2017 tarihli ek bilirkişi heyet raporunda; tarafların rapora beyan ve itirazları, ayrıca kök rapordaki tespit edilen hususlar ayrıntılı şekilde açıklanarak ayrı ayrı cevaplandırıldıktan sonra, sonuç olarak tarafların itirazlarının kök rapordaki sonucu değiştirici nitelikte olmadığı, davacıların 2014 yılında alınan rekabet yasağının kaldırılmasına ilişkin esas sözleşme değişikliğinin öneminin olmadığını bu tarihten önceki rekabete aykırılığı ortadan kaldırmayacağını ileri sürdükleri, esas sözleşme değişikliğinin daha önceki rekabet yasağına aykırılıkları kaldırmayacağının şüphesiz olduğu ancak davacının ileri sürdüğü üzere davalı şirket yöneticilerinin rekabet yasağına aykırı eylemleri sonucunda şirketin uğradığı herhangi bir zararın mali incelemelerde tespit edilemediği, şirketin zararının bulunup bulunmadığının ticari defterler üzerinde yapılacak incelemeler sonucunda ortaya çıkabileceğini, bilirkişilerin gerek davalı, gerek ihbar olunan şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde yaptıkları incelemelerin davalı şirketin herhangi bir zararının olmadığını, davalı şirketler ve ihbar olunan şirketlerin birbirleri arasındaki ticari ilişkilerde herhangi bir usulsüzlüğe rastlanmadığının tespit edildiği, ortakları aynı olan şirketlerin birbiri ile ticari ilişkiye girmelerinde herhangi bir hukuka aykırılığında bulunmadığı, yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu davasında tazminata hükmedilebilmesi için zarar, yönetim kurulu üyelerinin hukuka aykırı eylemi, kusur ve zarar ile hukuka aykırı eylem arasında uygun illiyet bağı olmak üzere dört şartın bir arada bulunmasının gerektiği, bu şartlardan birinin yokluğu halinde tazminata hükmedilmesinin mümkün olmadığı belirtilmiştir. Davacılar vekili, ek rapora karşı itirazlarını dosyaya ibraz etmişlerdir. 07.12.2017 tarihli zapta geçen beyanlarında; tekrar rapor alınması talep edilerek, davalı ile aralarındaki davalara ilişkin olarak sunulan raporlar ve dayanılan delillerin incelenmediğini, anılan raporlarda belirtilen zararların ne şekilde giderildiğine ilişkin bir açıklama bulunmadığını belirterek, yeniden rapor alınmasını veya davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın reddine dair hüküm tesis edilmiştir. Eldeki uyuşmazlıkta öncelikle TTK'nın 553. maddesi gereğince, sorumluluğun ne şekilde değerlendirilmesi ve ispat yükünün kimde olduğunun belirlenmesi gerekmektedir. Yargıtay 11. HD'nin 18.04.2019 tarih ve 2018/1398 E. 2019/3160 K. sayılı ilamında ve bu ilama dayanak olana Dairemizin 2017/686-910 E. K. Sayılı ilamında belirlendiği üzere, TTK'nın 553. maddesi uyarınca, davalıların sorumluluğunun bulunup bulunmadığı belirlenmelidir. Buna maddede, \"Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini (Ek ibare: 6335 S.K.-26.06.2012/m.28) \"kusurlarıyla\" ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar. Kanundan veya esas sözleşmeden doğan bir görevi veya yetkiyi, kanuna dayanarak, başkasına devreden organlar veya kişiler, bu görev ve yetkileri devralan kişilerin seçiminde makul derecede özen göstermediklerinin ispat edilmesi hâli hariç, bu kişilerin fiil ve kararlarından sorumlu olmazlar. Hiç kimse kontrolü dışında kalan, kanuna veya esas sözleşmeye aykırılıklar veya yolsuzluklar sebebiyle sorumlu tutulamaz; bu sorumlu olmama durumu gözetim ve özen yükümü gerekçe gösterilerek geçersiz kılınamaz \" düzenlenmesi bulunmaktadır. Davalılara atfedilen eylemlere  6102 sayılı TTK hükümleri uygulanacaktır. Dosyada yönetim kurulu üyesi olan davalıların kusurlarıyla şirketin zarara uğramasına neden olduklarına dair somut ve inandırıcı belge ve delil sunulamamıştır. Eski TTK' da ispat yükü davalı olan yönetim kurulu üyelerinde iken yeni TTK' da ise ispat yükü davacı taraftadır. Yargıtay 11.HD'nin 2016/3725 E- 2017/5626 K.sayılı, 23.10.2017 tarihli emsal kararında da belirtildiği üzere; TTK'nın 553.maddesindeki sorumluluk kusur sorumluluğu olup, salt zararın kanıtlanması sorumluluk için yeterli olmayıp, ayrıca davalıların kusurlarıyla şirkete zarar vermiş olduklarının kanıtlanması gerekir. Davacılar, davalıların kusurlu olduklarını, şirketin uğradığı zararın davalıların kusurlu eylem ve işlemlerinden kaynaklandığını ispat edememiştir. Somut olayda, bilirkişi heyeti tarafından gerek davalıların yönetim kurulu üyesi oldukları şirket ve gerekse de yönetim kurulu üyelerinin iş yaptığı iddia edilen dava  ihbar edilen şirketlerin tüm ticari defter ve kayıtları incelenmiştir. İncelemeler neticesinde davalıların şirketi zarara uğrattığına dair   bir kanıt bulunmamıştır. Davalıların yöneticisi olduğu şirket tarafından, şirket esas sözleşmesinin rekabet yasağına dair hükmünün değiştirilmesi neticesinde bir kısım şirketlerle ticari ilişkide bulunmuş iseler de karar henüz mahkeme tarafından iptal edilmemiş olduğundan, yöneticilerin ticari ilişkide bulunmalarında herhangi bir engel  olmamakla birlikte şirket defter ve kayıtlarında da şirketin zarara uğradığına dair bir veri mevcut değildir. Davacılar tarafından her ne kadar davalılar hakkında açılan dosyalarda alınan bilirkişi raporları ve delillerinde değerlendirilmesi talep edilmiş ise de söz konusu davalar çoğunlukla genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkin olup  şirket aleyhine açılmış davalardır. Diğer taraftan her davanın konusu farklıdır. Ayrıca bilirkişi raporunun kesin delil olarak kabul edilmesi  söz konusu olamayacağından, davacıların aksine iddiaları yerinde görülmemiştir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu,  şirket ticari defter ve belgeleri ile ihbar olunan şirketlere ait ticari defter ve belgeler üzerinde inceleme ve değerlendirme yapılarak düzenlenmiştir. İnceleme sonucunda yukarıda ifade edildiği üzere davalıların kusurlu eylemleri ile birlikte şirket zararı ispat edilememiştir. Yukarıda açıklandığı üzere, TTK'nın 553. maddesi uyarınca kusuru ispat yükünün davacı üzerinde olup davacılar tarafından, davalıların kusurlu olduğu   ispat edilememiştir. İlk derece mahkemesince yapılan inceleme hüküm vermeye yeterli olup, davalıların kusurları ile dava dışı şirkete zarar verdiklerinin kanıtlanmadığı anlaşılmakla, davacılar vekilinin tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle HMK'nın 353/1.b.1.maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;  1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,  2-Davacılar tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 496,80 TL istinaf karar harcının davacılardan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Davacılar tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 28.01.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4f054420614615f1","SID":"3e42d9808cc93560"}}