{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2025/363 <br>KARAR NO: 2025/337<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ARA KARAR TARİHİ: 28/11/2023<br>NUMARASI: 2023/772 Esas<br>DAVANIN KONUSU: İhtiyati Haciz<br>KARAR TARİHİ: 06/02/2025<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın  istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Taraflar arasında 14/07/2020 tarihinde Elektrik Enerji Satış Sözleşmesi  akdedildiğini, sözleşme süresi sonunda da bu sözleşmeye ek olarak 26/07/2021 tarihli Ek Protokol imzalandığını, ilgili sözleşme uyarınca müvekkili tarafından 85.290,63- TL değerinde 31/07/2023 ve 31/08/2023 tarihli 3 adet fatura düzenlendiğini ancak sözü geçen faturalara konu alacağın süresinde ödenmediğini, her ne kadar borcun ödenmesine ilişkin şirket yetkilisi ile şifahi görüşmeler yapılmaya çalışılmışsa da sonuca ulaşılamadığını, hatta müvekkili şirket tarafından borcun tahsili amacıyla hukuki yollara başvurulmadan önce şirket yetkilisiyle mail yoluyla iletişime geçilerek ödeme yapılması için görüşüldüğünü, hatta mail yolu ile yapılan görüşmede şirket yetkilisi tarafından 20/09/2023 tarihinde atılan mailde borcun kabul edildiğini, bu maile rağmen borçlu şirket tarafından ödeme yapılmaması üzerine, borçlu şirkete Ankara .... Noterliğinin 04/10/2023 tarihli ve ... yevmiye no.lu ihtarnamesi gönderildiğini, ihtarnamede belirtilen süre içerisinde de ödeme yapılmaması nedeniyle dava konusu alacağın 12/10/2023 tarihinde temerrüde düştüğünü, bunun üzerine Konya ... İcra Dairesinin ... E sayılı dosyası kapsamında icra takibi başlatıldığını, bunun üzerine zorunlu dava şartı  olarak arabuluculuğa başvurulduğunu ancak yapılan görüşmeler sonucunda anlaşılamadığını, davalı şirketin yetkilisi tarafından dava konusu borcun kabul edilmesine rağmen ödeme yapmadığını ve süreci uzatmaya çalıştığını ileri sürerek itirazın iptaline, davalı borçlu şirket aleyhine %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini, davalı şirket yetkilisi tarafından müvekkili şirkete  atılan mailde de zor dönemden geçildiğini ve mevcut yerlerinden tahliye edildiği beyan edildiğini, bu nedenle İ.İ.K. 257. Maddesi uyarınca; davalı şirketin kendi beyanları dikkate alındığında yargılama sürecinde mal kaçırma ihtimali bulunduğundan davalının adına kayıtlı menkul ve gayrimenkul mallar ile 3. kişilerdeki hak ve alacaklarına teminatsız ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.Mahkeme,somut olayda, davacı ihtiyati haciz talep eden tarafından sunulan delillere göre, davacı alacağının var olup olmadığı ve miktarı hususları sabit olmadığından ve bilirkişi incelemesi gerektirdiğinden  alacağın muaccel olduğundan söz edilemeyeceği, yargılama yapılmadan yaklaşık ispat şartının gerçekleştiğinden de bahsedilemeyeceği, bu nedenlerle İİK 257/1.fıkrası şartlarının oluşmadığı, borçlunun mallarını gizlediği, kaçırdığı ya da kaçtığı tespit edilemediğinden İİK 257/2.fıkrası şartların da oluşmadığı  gerekçesi ile; \"1-İhtiyati  Haciz Talebinin REDDİNE, 2-Kararın taraflara tebliğine\"  istinafı kabil olarak 28/11/2023 tarihinde karar vermiştir. Kararı davacı vekili istinaf etmiştir.İstinaf dilekçesinde; davalının fatura borcunu ödemediğini,mal kaçırma ihtimalinin bulunduğunu,yaklaşık ispat şartlarının sağlandığını,ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.6100 sayılı HMK'nun 355 md gereğince, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre Talep ihtiyati haciz verilmesine yöneliktir. İstinafa gelen uyuşmazlık ise  ihtiyati haciz koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 257/1. Maddesine göre, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir. Mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından'' anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için ispat gerekmez, yaklaşık ispat için delil sunulması yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamaktadır (Yargıtay 19.HD'nin 12/12/2019 Tarih, 2019/2300 E-2019/5531 K). Yaklaşık ispat konusunda,  ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı/kuvvetli ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı etmez. Alacağın varlığına \" yaklaşık ispat\"a elverişli  fatura dışında başkaca delil sunulmamış olup uyuşmazlık konusu faturaya dair  tahakkuk edecek miktar yargılamaya muhtaçtır. Talep eden  borçlunun kaçma ve borçtan mal kaçırma ihtimalinin yüksek olduğunu ileri sürmüş ise de borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisinin kaçmaya hazırlandığını ya da kaçtığını ve yahut da alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunduğunu ispata yarar iddia harici başkaca  delil de sunmadığı anlaşılmaktadır. Dosyanın bulunduğu aşama itibariyle İİK 257. madde gereği ihtiyati haciz şartlarının oluşmadığı gözetilerek talebin reddine karar verilmesi isabetlidir.Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararın mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir. <br>K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine, Alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,) İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 06/02/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0b16eec5dc29d7d5","SID":"a613423af22828c2"}}