{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1349 <br>KARAR NO: 2024/1944<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 29/05/2024<br>NUMARASI: 2024/174 Esas -  2024/405 Karar<br>DAVA: Şirketin İhyası<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/12/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün  davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, ... San. ve Tic. Ltd. Şti. bünyesinde 03.01.2018 ile 31.01.2020 tarihleri arasında satış temsilcisi olarak çalıştığını, müvekkilinin çıkışını hukuka aykırı olarak gerçekleştirmesi bir yana maaş hariç hiçbir işçilik alacağını ödemediğini, buna ilişkin olarak Bakırköy 10. İş Mahkemesi'nde 2020/92 esas sayılı dosyada işçilik alacakları davası açıldığını, dava süreci içerisinde davalı şirketin sicil kaydını kapattığının tespit edildiğini, Bakırköy 10. İş Mahkemesi tarafından kendilerine şirketin ihyasına ilişkin dava açmak üzere süre verdiğini, bu nedenlerle dava dışı şirketin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı Tasfiye Memuru vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının dava dilekçesinde dava dışı şirkete husumet yönelttiğini, daha sonra 03.03.2023 tarihli dilekçesi ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne ve müvekkili ...'ın taraf olarak gösterildiğini, dava açılırken husumet yöneltilmeyen ve davalı olarak gösterilmeyen bir kimsenin daha sonra verilecek bir dilekçe ile davada taraf haline getirilmesinin mümkün olmadığını, tasfiye edilen ve tüzel kişiliği ticaret sicilinden terkin edilmiş bir şirketin, davada taraf ve dava ehliyeti de bulunmayacağından dolayı, dilekçede davalı konumunda gösterilmesinin hatalı olduğunu, tasfiye edilmiş bir şirketin dava ehliyeti yokluğundan dolayı davaya taraf olamayacağını, bu sebeple husumet yokluğu nedeni ile davanın reddi gerektiğini, ihya davasının, alacaklı tarafından doğrudan tasfiye memuruna ve şirketin tasfiyesini tescil eden ticaret sicil müdürlüğüne karşı açılabileceğini, sonradan müvekkilinin davalı olarak husumet yöneltilmesini kabul etmemek kaydıyla müvekkiline hangi sıfatla husumet yöneltilmeye çalışıldığının da dava dilekçesinden anlaşılamayacağını, dava dışı ... San. ve Tic. Ltd. Şti'nin 30.000,00 TL sermaye ile ... AVM içerisinde GSM bayisi olarak faaliyette bulunmak üzere kurulduğunu, şirketin henüz 4. yılını doldurmadan pandemi sürecinin başlamasıyla ciddi anlamda ticari zarara uğradığını ve tasfiye yoluna gidilmesinin zorunlu bir hal aldığını, bu süreçte herhangi bir mal kaçırma kastının olmadığını, tasfiyedeki amacın şirketin daha da fazla zarara uğramadan ticari faaliyetlerini sonlandırması olduğunu, Bakırköy 10. İş Mahkemesi'nin 2020/92 esas sayılı dosyasına ... San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili olarak sundukları cevap dilekçesinde de belirttikleri üzere ...'in iş akdi, çalıştığı süre boyunca işvereni aldatıcı ve zararına neden olan birçok davranışta bulunması nedeniyle haklı sebeple feshedildiğini, dolayısıyla davacının, tasfiye edilip ticaret sicilden terkin edilmiş olan ... San. ve Tic. Ltd. Şti'nden herhangi bir alacağı bulunmadığını, açılan ihya davasının yersiz ve kötü niyetle açıldığını ve bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Müdürlüğü cevap dilekçesinde özetle; Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün, Ticaret Sicili’ne tescil konusundaki taleplerinin, ilgili yasanın kendisine verdiği yetki ve görev alanı içinde değerlendirdiğini ve sonuca bağladığını, yargı merci gibi hareket edemeyeceğini, yasal şartlar oluşmuşsa yapılan işlemle ilgili tescil kararı verdiğini, aksi halde, gerekçe göstererek tescil talebini reddettiğini, müvekkili müdürlüğe ... ticaret sicil numarasına kayıtlı dava dışı ... San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin prosedürlere uygun olarak tasfiye edildiğini, olağan tasfiye sürecinden kaynaklanan tasfiye sürecindeki eksik yada erken sonuçlandırılan tasfiye memurunun kusurundan dolayı Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün sorumluluğu bulunmadığını, müvekkilinin davanın açılmasına sebep olacak herhangi bir işlem yapmadığını, tasfiye sürecinde eksik olarak yapıldığı iddia edelin işlemlerin muhatabının tasfiye memuru olduğunu, bu nedenle müvekkilinin yasal hasım konumunda olduğundan yargılama masraflarının üzerlerine yüklenmemesi gerektiğini, müvekkili yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesince, \"....Ticaret sicilinden terkin edilerek tüzel kişiliği ortadan kalkmış bulunan şirketin tüzel kişiliğinin ihyası istemine ilişkin davada, ihyası istenilen şirketin tasfiyesini yürütmüş olan tasfiye kurulu üyeleri veya tasfiye memuru ile yasal hasım durumundaki terkin işlemini yapan Ticaret Sicil Memurluğuna husumet yöneltilerek açılması gerekmekte olup, somut olayda  dava dilekçesinde ticaret sicilinden terkin edilen tüzel kişilik ve taraf sıfatı kalmayan şirketin davalı olarak gösterildiği, dava açıldıktan sonra  dava dışı tasfiye memuru ve ticaret sicil müdürlüğünün adreslerini bildiren dilekçede tasfiye memuru ile yasal hasım durumundaki terkin işlemini yapan Ticaret Sicil Memurluğu davalı olarak gösterilmişse de, dilekçenin adres bildirimi dilekçesi olup dava dilekçesi vasfına haiz olmadığı görülmekle, şirket tasfiye memuru ve ticaret sicil müdürlüğü aleyhine usulüne uygun açılmış bir dava bulunmadığı ve ihyası istenen şirket yönünden açılan bu davada  HMK. 114/2. maddesi uyarınca da taraf ehliyeti bulunmadığı anlaşıldığından davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine,\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  03/03/2023 tarihli dilekçe ile Tasfiye Halinde ... San. ve Tic. Ltd. Şirketi Tasfiye Memuru ...  olarak düzelterek beyanda bulunduklarını, bu dilekçe ile yeni davalı eklenmediğini, hali hazırda İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün yasal hasım konumunda olduğunu, dava dilekçesinde davalı tarafı yanlış betimlendiğini ve bunun fark edildiğinde bu hususta unvanda ve tanımlamada düzeltme yapıldığını, yerel mahkemenin gerekçeli kararında 03.03.2023 tarihli dilekçelerini adres dilekçesi olarak kabul ettiğini, fakat 03.03.2024 tarihli dilekçelerinde düzeltilen adresin değil tarafın ismi olduğunu, zaten dava dilekçesinde adres bildirdiklerinin görüleceğini, HMK 124 kapsamında dava dilekçeleri ile 03.03.2023 tarihli davalı tarafın sadece isminin düzeltilerek sunulan düzeltme dilekçesinin dikkate alınmasını ve yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava,TTK'nın 547. Maddesi uyarınca tasfiye sonucu ticaret sicilinden terkin edilen şirketin derdest dava nedeniyle tüzel kişiliğinin ihyası istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın taraf ehliyeti nedeniyle dava şartı nedeniyle usulden reddine kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili istinaf yasa yoluna başvurmuştur. TTK'nın 547. maddesi gereğince \"(1) Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu  anlaşılırsa, son tasfiye memurları,  yönetim kurulu  üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret  mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. (2) Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir\". Alacaklıların çağrılması ve korunması başlıklı 541/3 maddesinde \" şirketin, henüz muaccel olmayan veya hakkında uyuşmazlık bulunan borçlarını karşılayacak tutarda para notere depo edilir\" hükümleri   düzenlenmiştir. Şirketlerin tüzel kişiliği ticaret sicilinden terkin ile sona ermektedir. şirketin tasfiye işlemlerinin eksiksiz ve tam olarak yapılması halinde tüzel kişiliğin sona ermesinden söz edilecektir.Tüzel kişiliğin son bulması sonucunu doğuran fesih ve tasfiye işleminin hatalı veya eksik olması halinde gerçek anlamda tasfiyeden söz etmek mümkün olmayıp bu durumda   bundan zarar görenler veya o işlemi gerçekleştirenler tasfiyenin kaldırılmasını ve şirketin ihyasını talep etme hakkına  olacaktır. Ek tasfiye niteliği gereği yeni bir hukuki durum yaratmayıp, tasfiye aşamasında ihmal edilen veya eksik yapılan işlerin tamamlanmasına imkan sağlayarak   tasfiyenin gerçek anlamda tamamlanmasına hizmet eden geçici bir tedbir niteliğindedir. TTK'nın geçici 547. maddesine göre açılan şirket ihyası davalarında husumet son tasfiye memuru ve yasal hasım olan sadece ticaret sicil memurluğuna yöneltilir. Ticaret sicilinden tasfiye sonucunda terkin edilerek tüzel kişiliği ortadan kalkmış bulunan şirketin tüzel kişiliğinin ihyası istemine ilişkin davada , ihyası istenilen şirkete  karşı  açılan bu davada taraf ehliyeti bulunmamaktadır. Davacı vekili  şirket tasfiye memurunun sehven yazılmadığını HMK 124 maddesi uyarınca işlem yapılması gerektiğini, ticaret sicil müdürlüğünün de yasal hasım olması nedeniyle davaya devam edilmesi gerektiğini sürmüş ise de HMK 124.maddesi uyarınca işlem yapılarak davanın tasfiye memuruna yöneltildiğinin kabul edilmesi halinde dahi  eldeki davanın tasfiye memuru ile yasal hasım durumundaki terkin işlemini yapan Ticaret Sicil Memurluğuna husumet yöneltilerek açılması gerekli olup, davacının ticaret sicil müdürlüğüne karşı açılmış bir davası bulunmamaktadır. HMK da dahili davalı yapılmak suretiyle davaya taraf eklenmesi de olanaklı olmadığından  ve birleştirme istemli bir davada açmamış olmama sına göre ilk derece mahkemesince kaldırma kararımız uyarınca tasfiye memuru ve ticaret sicil müdürlüğü aleyhine usulüne uygun açılmış bir dava bulunmaması  ve  ihyası istenen şirket yönünden açılan bu davada  HMK. 114/2. maddesi uyarınca da taraf ehliyeti yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.(Y.11.H.D'nin 04/04/2019 tarih ve  E: 2019/1272 -K: 2019/2661sayılı ilamı ). Davanın şirkete karşı açılması ve karar başlığında davalı olarak  tasfiye memuru ve  Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılması  mahallinde her zaman düzeltilebilecek bir hata olması nedeniyle kaldırma konusu yapılmamış eleştirilmekle yetinilmiştir. Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 27/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3212e3c91746f831","SID":"9a0e16542cfa0c68"}}