{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    21. HUKUK DAİRESİ     2022/765 Esas  - 2024/1525 Karar<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2022/765 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2024/1525<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 15/04/2019<br>NUMARASI\t\t: 2017/449 Esas 2019/327 Karar<br>DAVACI \t:<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI \t<br><br>DAVA\t: Menfi Tespit <br>DAVA TARİHİ\t: 21/06/2017<br>KARAR TARİHİ\t: 24/12/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 24/12/2024<br><br>\tTaraflar arasındaki  menfi tespit istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı bankaca müvekkiline karşı Ankara 10. İcra Müdürlüğünün 2017/11419 sayılı icra dosyası ile 84.500,00 TL tutarlı bonoya dayanılarak  kambiyo senetlerine özgü takip başlatılmış ise de, söz konusu bononun müvekkilinin bankadan kullandığı kredilere karşılık olarak verildiğini, ancak borç miktarının takibe konu edilen miktar kadar olmadığını, davacının davalı bankaya 55.900,00 TL dışında icra takibi tarihi olan 09/06/2017 tarihinde doğmuş olan başka bir borcunun bulunmadığını, davalı bankanın davacıya kredi kullandırırken ona miktarı ve tarihi boş olan bono imzalattığını, boş bonoyu 84.500,00 TL tutarında doldurduğunu ve takibe koyduğunu iddia ederek aradaki fark olan 28.600,00 TL için davalı bankaya borcunun bulunmadığının tespiti ile asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kambiyo senetlerinin illetten mücerret ve kayıtsız şartsız olarak belirli bir para borcunu havi şekilde keşide edildiğini, genel kredi sözleşmesinin imzalandığı gün tanzim edilen söz konusu bononun hukuka uygun olarak doldurma yetkisi verilerek müvekkili bankaya keşide edildiğini belirterek davanın reddini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; bilirkişi raporu ile tespit edildiği üzere davacının takip tarihi itibariyle davalı bankaya toplam 51.875,12 TL borcunun bulunduğu, kötü niyet tazminatının koşullarının oluşmadığı gerekçeleriyle davanın kabulü ile Ankara 10. İcra Müdürlüğünün 2017/11419 sayılı takip dosyasında davacı borçlunun esas alacak olarak takip tarihi itibariyle 28.600,00 TL borçlu olmadığının  tespitine, koşulları oluşmayan kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi tarafından kredi borcunun işleyen faizi hesaplanırken kambiyo senedine özgü takipte talep edilen faiz oranının uygulanmasının hatalı olduğunu, taraflar arasındaki kredi sözleşmesinde belirtilen akdi ve temerrüt faiz oranları dikkate alınarak hesaplama yapılması gerektiğini, mahkemece takip konusu çek basım tarihleri araştırılmaksızın hüküm kurulduğunu ve çek karnesi hesabından kaynaklanan alacaklarının tümüyle göz ardı edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, yine 28/02/2018 tarihli müzekkere ekinde yer alan hesap hareketlerinde görülen toplam 4.567,06 TL tutarındaki 3 kalem alacağın dikkate alınmadığını bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.<br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; genel kredi sözleşmesi kapsamında düzenlenen bonoya istinaden başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.<br>\tTaraflar arasında düzenlenen genel  kredi sözleşmesi, ödeme planları, hesap ekstreleri, dava konusu bono, icra dosyası, 29/08/2018 tarihli kök ve 13/02/2019 tarihli ek raporları ile sair deliller dosya arasında mevcuttur. <br>\tDosya kapsamından, davacı ile davalı arasında 18/05/2015 tarihinde imzalanan genel kredi sözleşmesi kapsamında davalıya taksitli ticari krediler kullandırıldığı, çek karnesi verildiği ve kredili mevduat hesabı açıldığı, kredi sözleşmesi kapsamında ve kredi alacağına karşılık ödeme aracı olarak davacı tarafından davalı lehine düzenlenen 18/05/2015 tanzim, 02/06/2017 vade tarihli, 84.500,00 TL miktarlı bononun verildiği, kredi borçlarının ödenmemesi üzerine davalı tarafından davacı aleyhine söz konusu bonoya istinaden eldeki dava konusu kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibinin başlatıldığı anlaşılmaktadır. <br>\tDavacı yanın, bononun kredi sözleşmesinden kaynaklanan borçların karşılığı olarak verildiğine dair bir itirazı söz konusu olmayıp, toplam kredi borcunun takip tarihi itibariyle bono miktarı olan 84.500,00 TL kadar olmadığını, borcun dava tarihi itibariyle 55.900,00 TL olduğundan aradaki fark olan 28.600,00 TL miktardan sorumlu olmadığını iddia etmiş;  davalı yan ise, davacının iddialarını ispatlaması gerektiğini savunmuştur. <br>\tMahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup,   29/08/2018 tarihli kök ve 13/02/2019 tarihli ek raporları esas alınarak hüküm kurulmuş ise de, bilirkişi raporlarında taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesi hükümleri değerlendirilmeden yalnızca bonoya dair düzenlemeler esas alınarak hesaplama yapıldığı gibi mahkemece de davacı uhdesinde bulunup davalıya iade edilmeyen  çek yapraklarının basım tarihleri dikkate alınarak dava tarihi itibariyle davacının çek yapraklarından kaynaklanan sorumluluğu bulunup bulunmadığına ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın hüküm kurulduğu anlaşılmış ise de; <br>\tDava ve takip konusu bononun genel kredi sözleşmesi kapsamında ve davacıya kullandırılan kredi alacaklarına karşılık ödeme aracı olarak verildiği tarafların kabulünde olmakla ve davanın menfi tespit davası olup, borç miktarının dava tarihi dikkate alınarak hesaplanması gerektiği gözetilerek mahkemece banka kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak davacının davalı bankaya olan kredi borçlarının hangi kredilerden kaynaklandığı (taksitli ticari kredi, KMH, kredi kartı veya çek karnesi ve saire) tespit edilerek KMH ve kredi kartı yönünden TCMB tarafından belirlenen akdi ve temerrüt faiz oranları, taksitli ticari krediler ve/veya diğer krediler yönünden bankanın temerrüt tarihindeki aynı nitelikteki kredilere uyguladığı cari faiz oranı belirlenip bu oran üzerinden sözleşme hükümlerine göre temerrüt faiz oranı ve miktarı belirlenerek  bononun vade tarihi itibariyle asıl alacak ve işlemiş temerrüt faizi toplamının tespit edilip, takip tarihi itibariyle tespit edilen bu miktarın kredi alacağı olduğunun nazara alınarak ve bononun kredi alacağına karşılık ödeme aracı olarak verildiği dikkate alınarak bononun vade tarihi olan 02/06/2017 ile takip tarihi olan 09/06/2017  tarihleri arasındaki dönem için tespit edilen asıl alacak miktarına  kambiyo senetlerine uygulanması gereken %9,75 oranında avans faizi uygulanarak vade tarihi ile takip tarihi arasındaki işlemiş temerrüt faizi miktarı tespit edilmek suretiyle takip tarihi itibariyle talep edilebilecek toplam asıl alacak ve işlemiş temerrüt faizi miktarlarının tespitinden sonra takip tarihi olan 09/06/2017  ile dava tarihi olan 21/06/2017 tarihleri arasındaki dönem için de yine asıl alacak miktarına %9,75 oranında avans faizi uygulanmak, varsa ödemelerin de mahsubu suretiyle dava tarihindeki toplam alacak miktarının tespit edilerek ve taleple bağlılık ilkesi de gözetilerek  sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yukarıda açıklanan hususlar gözetilmeksizin hazırlanan bilirkişi raporlarının esas alınarak karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. <br>\tÖte yandan, davalı yanca çek yapraklarından kaynaklanan asgari sorumluluk tutarları nedeniyle alacak bulunduğu savunulmuş olup, dosyaya iddia edilen 9 adet çek yapraklarına ilişkin bir liste ibraz edilmiş, mahkemece çek yaprakları yönünden herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır. \t<br>\t5941 Sayılı Çek Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair 6273 Sayılı Kanunun 2.maddesi ile 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 3. maddesine eklenen son fıkrasında “Çekin, üzerinde yazılı baskı tarihinden itibaren beş yıl içinde ibraz edilmemesi hâlinde, muhatap bankanın üçüncü fıkraya göre ödemekle yükümlü olduğu tutara ilişkin sorumluluğu sona erer” hükmü düzenlenmiştir.<br>\tYine aynı Yasanın  Geçici 3. maddesinin 4. fıkrasında “Bankaların müşterilerine verdikleri eski çek defterleriyle ilgili olarak, muhatap bankanın 3 üncü maddenin üçüncü fıkrasına göre ödemekle yükümlü olduğu tutara ilişkin sorumluluğu 30/06/2018 tarihinde sona erer.” düzenlemesi mevcuttur.<br>\tSomut olayda, davalı bankaca 25/12/2018 tarihli yazı ekinde Çek Karnesi Bilgi Tablosu'nun incelenmesinde, belirtilen çek yapraklarının baskı tarihleri bildirilmemiş olup, mahkemece çekler yönünden 5941 Sayılı Çek Kanunu'nun yukarıda belirtilen 3.maddesinde ki düzenlemeler dikkate alınarak gelinen aşamada davacının söz konusu çek yaprakları nedeniyle sorumluluğunun devam edip etmediğinin araştırılmamış olması da usul ve yasaya aykırıdır. <br>\t6100 Sayılı HMK'nın 22/07/2020 tarih ve 7751 Sayılı Yasa'nın 35.maddesi ile değişik 353/(1)-a.6.maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması.\" halinde duruşma yapılmadan karar verileceği, düzenlemeleri yer almaktadır.\t<br>\tTüm bu nedenlerle  ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli nitelikteki delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olduğu anlaşılmakla 6100 Sayılı HMK'nın 22/07/2020 tarih ve 7751 Sayılı Yasa'nın 35.maddesi ile değişik 353/(1)-a.6.maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. \t<br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;  <br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6 maddesi gereğince KABULÜNE,  <br>\t2-Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/04/2019 tarih ve 2017/449 Esas 2019/327 Karar   sayılı kararının  KALDIRILMASINA, <br>\t3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>4-Davalı tarafından yatırılan 488,42 TL istinaf karar harcının talep halinde davacılara iadesine, <br>\t5-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/(1)-a.6 ve 362/(1)-g.maddeleri uyarıca  kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 24/12/2024<br><br><br><br>Başkan-            Üye -                           Üye -              Zabıt Katibi -<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f863cbc57845a01a","SID":"4aba497f39cd1a8f"}}