{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br><br>ESAS NO\t: 2023/1111 Esas<br>KARAR NO\t: 2024/1180<br><br>DAVA\t: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)<br>DAVA TARİHİ\t: 22/11/2023<br>KARAR TARİHİ\t: 28/11/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH \t: 18/12/2024<br>Yukarıda isim ve adresleri yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın açık yargılaması ve dosyanın tetkiki sonunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TALEP: davacı vekili özetle; müvekkilinin 200.500.000,00 TL sermayeli davalı şirkette 50.125.000,00 TL,  50.125.000,00 pay sahibi olduğunu, şirketin 24/08/2023 tarihli olağan genel kurul toplantısında kar payı dağıtımı ile ilgili gündemin 6. Maddesi görüşülürken davacı vekilinin söz aldığını “...Anonim ortaklıklar her şeyden önce kâr elde etmek ve bu kârı pay sahipleri arasında paylaştırmak amacıyla kurulurlar. Bu amaç dolayısıyla, ortaklığın elde ettiği kârdan pay almak pay sahipleri için bir haktır. Anonim ortaklık her hesap yılı sonunda düzenlenen bilanço ile yıllık kârı hesap ve tespit ederek yetkili organ olan genel kurulun kararıyla bütün pay sahiplerine kâr dağıtabilmektedir. Türk Ticaret Kanunu, anonim ortaklıklar bakımından TTK. Md. 507, 508 ve 509 hükümleriyle yıllık bilançoya göre pay sahiplerinin safi kârdan pay alabilecekleri esasını getirmiştir. Kar payının dağıtılıp dağıtılmaması hususunun takdiri Genel Kurula ait olmakla birlikte bu yetkinin kullanılması keyfiyete bağlı değildir. Her ticari ortaklık gibi anonim şirketlerin nihai amacı kar elde edip ortaklara dağıtmaktır. Pay sahiplerinin yeterli oranda kar payı üzerinde müktesep hakları vardır. Kar payı dağıtımı ancak şirketin inisiyatifi ve sürekli kar dağıtılabilir durumda tutulması için istisnai olarak sınırlanabilir. Kar payı dağıtmamanın uygun ve faydalı olduğunu şirket ispat etmek durumundadır. Kar payının hangi gerekçelerle tam olarak dağıtılmadığı hususunun somut bir şekilde ortaya konulması gerekmektedir. TTK’da ise esas itibariyle, sermaye şirketlerinde yıllık kar dağıtımı bir zorunluluk olarak kabul edilmiştir. Bilindiği gibi, önceki yıllara ait genel kurullarında şirketin kar dağıtmama yönündeki kararlarının iptali için davalar açılmış, alınan bilirkişi raporlarında ve buna göre verilen mahkeme kararlarıyla kar dağıtmama kararının, şirketin hem finansal yapısına ve hem de hakkaniyete uygun olmadığı belirlenmiştir. Anonim şirket ortağının ortak olma sebebi nihai olarak kardan pay almaktır. Kardan pay alma koşulları finansal olarak oluştuğu halde ortaklara üst üste ve yıllarca kar payı verilmemesi, ortakların yoksulluğa mahkum edilmesi sonucunu doğuracaktır.  Yönetim kurulu tarafından hazırlanan yıllık faaliyet raporunda şirketin ciro ve karlılık hedeflerine ulaştığı açıkça belirtilerek şirketin ”satışlar, verimlilik, gelir yaratma kapasitesi, karlılık, borç/ özkaynak” oranı ve benzeri konularda ileriye dönük riskleri bulunmamaktadır” şeklinde ifadelere yer verilmiş olduğu görülmüş olup dolayısıyla kar dağıtımı yapılmamasının somut bir gerekçesi bulunmamaktadır.” şeklinde muhalefet şerhini tutanağa geçirdiğini ve olumsuz oy kullandığını, aynı konuda söz alan yönetim kurulu üyesi ..... 'ın ise, “...2 yıl önce kar dağıtıldığını, küresel kriz ve dövizdeki volivitenin, vergisel yükümlülüklerin dikkate alınması gerektiğini, kar dağıtımı talebinin kötüniyetli olduğunu ve şirketin geleceğini tehlikeye attığını...” ifade ettiğini, yapılan oylamada oy çokluğu ile kar payı dağıtılmaması yönünde karar alındığını, TTK'nın 523. Maddesine göre kanunda ve esas sözleşmede öngörülen isteğe bağlı yedek akçeler ayrıldıktan sonra pay sahiplerine kar paylarının dağıtılması olduğunu,  Yargıtay uygulamaları ve doktrinde kanunda ve esas sözleşmede öngörülen isteğe bağlı yedek akçeler dışında yedek akçe ayrılmasına olağanüstü (fevkalade) yedek akçe denildiğini, TTK 523/2 ve 3. Maddesinin hangi sebeplerle olağanüstü (fevkalade) yedek akçe ayrılabileceğini düzenlediğini, bunların Aktiflerin yeniden sağlanabilmesi,  şirketin sürekli gelişimi ve olabildiğince kararlı kâr payı dağıtımı,  şirketin işçileri için yardım sandık ve örgütleri kurup sürdürmesi veya diğer yardım ve hayır amaçlarına hizmet şartları olduğunu,  belirtilen 3 sebebin hiçbirinin davalı şirket bakımından söz konusu olmadığını, şirket yetkilisi tarafından, soyut olarak ifade edilen \"küresel kriz ve dövizdeki volivite ve vergisel yükümlülükler...\"  sebebiyle bu yola gidildiğinin de söylenemeyeceğini, davalı şirketin 2013, 2014, 2015, 2016, 2017, 2018 2019, 2020 ve 2021  dönemlerine ilişkin olarak zaten kâr payı dağıtmadığını, sürekli kâr eden şirketin bir takım soyut ve finansal dayanağı bulunmayan gerekçeler ve her yıl tekrarlanan uygulamalarla kâr payı dağıtmama yönünde ısrarlı kararlılığını ortaya koyduğunu,  davalı şirketin 2007'de kurulmasından itibaren yapılan Olağan Genel Kurulların hiçbirinde kâr dağıtım kararı almadığını,  davacı tarafından 2019 yılına ait kâr payı dağıtılmamasına ilişkin olarak iptal davası açılmasından sonra, açılan davayı akim kılmak maksadıyla 26.04.2021 tarihinde yapılan Olağanüstü Genel Kurul'da sadece 2007-2012 dönemlerine ilişkin \"Kâr Paylarının Dağıtılmasına\" karar verildiğini,  şirketin mali yapısında, ekonomik göstergelerde sonuca etkili bir farklılık olmadığı halde alınan bu kararın, şirketin maddi, somut, finansal gereklere göre değil keyfî hareket ettiğini gösteren bir kanıt olduğunu, davalı şirketin 2014-2021 yılları arasında elde ettiği kârlar ve olağan GK.larda buna ilişkin alınan kararlara bakıldığında, 2014 yılı bilanço dönem net kârının 14.287.914,91.-TL olduğu, 2015 yılı bilanço dönem  net kârının  2.785.061,39.-TL olduğu, 2016 yılı bilanço dönem  net kârının 16.664.308,49.-TL olduğu, 2017 yılı bilanço dönem net kârının 11.862.875,75.-TL olduğu, 2018 yılı bilanço dönem  net kârının 32.451.710,20.-TL olduğu, 2019 yılı bilanço dönem net kârının 30.563.999,23.-TL olduğu, 2020 yılı bilanço dönem net kârının 13.372.179,75.TL olduğu, 2021 yılı bilanço dönem  net kârının 85.623.963.02.-TL olduğu ve bu yıllarda kar payı dağıtılmadığını, 2022 yılı bilanço dönem net kârı 216.591.553,23 TL olduğu halde  davaya konu edilen 24.08.2023 tarihli Genel Kurul'da yine kâr payı dağıtılmadığını, davalı şirketin 25.09.2020 tarihli GK.nda Kar Payı Dağıtılmaması yönünden verilen karara karşı Bakırköy ... ATM.nin .... esas sayılı davası açıldığını, yapılan yargılama sonunda 16.03.2023 tarihli kararla \"...davalı şirketin 25.09.2020 tarihli GK.nda Kar Payı Dağıtılmaması yönünden verilen (7) no.lu kararın İPTALİNE...\" karar verildiğini, davalı şirketin 16.12.2021 tarihli GK.nda Kar Payı Dağıtılmaması yönünden verilen karara karşı Bakırköy .... ATM.nin ..... esas sayılı davası açılmış olup yapılan yargılama sonunda 25.01.2023 tarihli kararla \"...davalı şirketin 16.12.2021 tarihli GK.nda Kar Payı Dağıtılmaması yönünden verilen (7) no.lu kararın İPTALİNE...\" karar verildiğini,  davalı şirketin 01.09.2022 tarihli GK.nda Kar Payı Dağıtılmaması yönünden verilen karara karşı Bakırköy ... ATM.nin.... esas sayılı davası açıldığını bu davanın derdest olduğunu, bu dosyada aldırılan 04.08.2023 tarihli bilirkişi raporunda: \"Şirketin borca batıklık durumunun söz konusu olmadığı”, “Şirketin özkaynak ihtiyacı bulunmadığı”, “cari oranın ideal olan değerin çok üzerinde olduğu, bu durumun, işletmenin likiditesinin yüksek olduğunu ve borçlarını ödeyebileceğini gösterdiği, daha açık bir ifadeyle şirketin finansal durumunun çok iyi olduğu” ve son olarak “Şirketin net işletme sermayesi yeterli olup, kısa vadeli borçlarını ödeme yeteneğine sahip olduğu”nun tespit edildiğini,  bu tespitlerden hareketle davalı şirketin kar payı dağıtmamasının makul bir gerekçesi bulunmadığını, bu nedenle de genel kurulda alınan kar payı dağıtmama kararının iptali kabil olduğunu. Yargıtay 11.Hukuk Dairesi ve Bölge Adliye Mahkemesinin istikrar kazanmış içtihatları ile aktarılan bilimsel görüşler dikkate alındığında; davalı şirketin genel olarak kâr dağıtmama politikası ve bu uygulamalarıyla azınlık paydaş olan müvekkilin kâr payı alma hakkının ihlal edildiğini, somut uyuşmazlıkta kârın dağıtılmamasına ilişkin alınan kararın objektif iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu, bu nedenle davanın kabulüyle, 24.08.2023 tarihli olağan genel kurul toplantısının 6. Gündem maddesi kapsamında alınan \"kâr dağıtılmamasına\" dair kararın, iptaline, davalı şirketin 24.08.2023 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısı’nda alınan 6. numaralı \"kâr dağıtılmamasına\" dair kararın kanuna, esas sözleşmeye  ve dürüstlük kuralına aykırı olması nedeniyle TTK m.445 uyarınca iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>SAVUNMA:  davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: davacının genel kurulun 2,3,4,5,6,7,8,9 ve 10. Maddelerine muhalefet ettiğini, 6. Maddenin iptali için  dava ikame ettiğini, tüm muhalefet şerhlerinin önceden hazırlanarak toplantı başlangıcında teslim edildiğini ve toplantı sırasında bunların hiçbir şekilde değiştirilmediğini, söz konusu muhalefet şerhlerinin hukuken geçersiz olduğunu, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi gerektiğini, davalı tarafın temsilcisi ...... ın genel kurul toplantısı başında önceden hazır edilmiş tüm muhalefet şerhlerini toplantı başkanlığına usb bellek içerisinde vererek bunların tutanağa kopyalanmasını talep ettiğini ve kendisine genel kurul esnasındaki tüm izahatlere rağmen bu şerhlerde değişiklik yapıp yapmayacağı dahi sorulduğunu, temsilcinin bunlarda hiçbir değişiklik yapmayacağını belirttiğini, davalı temsilcisinin bu tutumu ... İnşaat Yatırım Sanayi ve Ticaret A.Ş. Vekili .... tarafından eleştiri konusu edildiğini ve \"Öncelikle onca sözel açıklamamıza rağmen önceden hazırlanmış muhalefet şerhlerinin hiçbir değişikliğe uğramaksızın toplantı başkanlığı tarafından tutanağa işletilmesini eleştiriyorum. Bu demek oluyor ki gündem maddelerindeki müzakere kavramı anlamını yitirmiştir. Sürekli bir yoksulluk edebiyatı üzerinden temettü talep edilmesi 2 yıl öncesinde kar dağıtıldığı da göz önüne alındığında kötü niyetli bulduğumu, eğer yönetimsel bir hata varsa yönetim kurulu üyelerinin niçin ibra edilmediğinin ve küresel kriz ve dövizdeki volitivitenin, vergisel yükümlülüklerdeki olası değişiklikler ki kimisi gerçekleşti ve değişme olasılığı da yüksekken ve şirketin sebebinle mücadele ediliyorken yoksulluk edebiyatı yapmanın ve sadece kar dağıtımı üzerinden bunu konumlandırmanın şirketin geleceğini tehlikeye atacağını belirtti. İştiraklerin yatırım ihtiyaçları ve nakit akışları sözel olarak anlatılmasına rağmen hazırlanmış peşin hükümlü ve somut bir nedene dayanmayan kar dağıtım taleplerinin anlamak mümkün değildir. Bu kötü niyetli tavra divan başkanı olarak sizin de izin vermenizi kabul etmiyorum ve bu genel kurul tutanaklarının şirketin kredibilitesini ve önümüzdeki enflasyonist küresel kriz beklentisi karşısında uğrayabileceğimiz zarardan dolayı tüm sorumlular hakkında dava ve talep haklarımızı saklı tutuyoruz. Kredi alınırken genel kurul tutanaklarının bile incelendiğini bilmek gerekliliği basiretli tacir olmanın önemli ilkesidir.\" şeklinde beyan geçildiğini, bilindiği üzere, muhalefetin karara yapılacağını, henüz gündem maddesi oylanmadan alınan bir karar olmadığından, peşinen muhalefette bulunulması da olanaklı olmadığını,  bu sayede, tüm kararlara blok olarak muhalefette bulunacak pay sahiplerinin de toplantı sonuna kadar genel kurulda kalmaları sağlanarak, yüksek sayıdaki stok muhalefetin de engellenmesinin de sağlanması gerektiğini, yine karar alınmadan yani peşin olarak muhalefette bulunulması TMK 2 uyarınca hakkın kötüye kullanılmasını oluşturacağını . ... da bir kararında, nasıl kanun yollarına başvuru için verilmiş bir mahkeme kararına ihtiyaç varsa, benzer durumun genel kurul kararlarının iptali bakımından da söz konusu olacağına hükmedildiğini, başka bir ifadeyle mahkemenin, ancak genel kurul kararından sonra muhalefet şerhi verilmesinin mümkün olacağına karar verdiğini, Yargıtay da istikrar kazanmış kararlarında, peşinen muhalefet şerhinin verilmesinin mümkün olmadığını, muhalefet şerhinin ancak karardan sonra verilebileceğini kabul etmektedir. Yüksek mahkemeye göre, öneriye muhalif kalınması iptal davası açılması için yeterli olmadığını, Yargıtay bir kararında (11. HD, 07.04.2016, E. 2016/ 3934, K. 3785) genel kurul kararına peşin muhalefetin olamayacağını, ancak karardan sonra muhalefet şerhi verilebileceğini belirttiğini, yine yüksek mahkeme aynı yöndeki başka bir kararında da (11. HD, 12.3.2002, E. 2001/10518, K. 2002/2269) genel kurul kararlarına peşin muhalefetin iptal davası açılması için gerekli olan muhalefet olarak nitelendirilmeyeceğini hükmettiğini, dava konusu kararın TTK 519 ve 523. Maddelerine göre hukuka tamamen uygun olduğunu, madde metni dikkate alındığında, 519/1 maddesinin yedek akçe ya da uygulamada 1. Tertip yedek akçe olarak tanımlandığını, TTK 340 delaletiyle emredici bir hüküm olduğunu, bu durumda ayrılmasının yönetim kurulu tarafından zorunlu olduğunu, kanunun hiçbir yerinde zorunlu yedek akçenin ayrılması hususunun genel kurulun görevine girdiğine dair bir hüküm bulunmadığını, ancak yedek akçelerin 519/3'de yer alan koşullar oluştuğunda şirketin bekası için kullanılmasının önü açıldığını, kanuni yedek akçenin bunun dışında kullanımının genel kurulun devredilmez yetkileri arasında olduğunu, maddenin 2. Bendinde yazılı hususun ise olabildiğince net olarak kanuni yedek akçenin sermayenin %20'sine ulaşmasını bir ön koşul olarak tanımlandığını, bu orana ulaşılamadıktan sonra 2/c maddesinde yer alan, pay sahiplerine yüzde beş oranında kar payı ödendikten sonra kardan pay alacak kişilere dağıtılacak toplam tutarın yüzde onu, hükmünün uygulanmasının mümkün olmadığını, kaldı ki holding şirket söz konusu olduğunda ortaklara %5 oranında kar payı ödenerek işlemlere devam etme zorunluluğunun da bulunmadığını, bu sonucu 523. Maddenin tartışmasız şekilde hükme bağladığını, D.r. ....; Anonim Şirketlerde Kanuni Yedek Akçe Kavramına bağlanan Hukuki Sonuçlar, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi Cilt 23 Sayı 1, 2021 syf 339 -381) makalesinin bu hususu aydınlatıcı olduğunu, bu tespit edilmeksizin yapılacak hukuki sonucun hatalı olacağını, gündemin 3. Maddesinde yer alan bilanço ve gelir tablosunun oy çokluğu ile onaylandığını, iptal davasına konu edilmeyen bilanço ve gelir tablosunun kabul edilmiş olması karşısında davanın hukuki himaye talebi olmadığından, usulden reddi gerektiğin, faaliyet raporunun onaylanması ve davaya konu edilmemesinin de bu sonucu desteklediğini, anonim şirketlerde yönetim kurulu faaliyet raporunun içeriğinin belirlenmesi hakkında yönetmeliğin 12/d maddesi gereğince raporun içeriğinin karın dağıtılıp dağıtılmayacağının eğer dağıtılmayacaksa ne şekilde kullanılacağının belirtilmesi zorunluluğu olduğunu, davalı şirketin bir holding şirket olduğunu, 2006 tarihinde bakanlık onayı ile bu statüye kavuştuğunu, TTK 523/2 çerçevesinde de dava konusu kararın hukuka tamamen uygun olduğunu, bütün pay sahiplerinin menfaatleri dikkate alındığında, şirketin sürekli gelişimi ve olabildiğince kararlı kar payı dağıtımı yönünden haklı görülüyorsa, kanunda ve esas sözleşmede öngörülenlerden başka yedek akçe ayrılmasına da karar verebileceğini, buna göre, olağanüstü yedek akçe ayrımı için üç koşul sayılabileceğini, bunların yedek akçe ayırmanın aktiflerin yeniden sağlanabilmesi için gerekli olması, şirketin sürekli gelişimi ve olabildiğince kararlı kar payı dağıtımı yönünden haklı görülmesi ve bu konuda genel kurulda karar alınması olduğunu, kararda kar dağıtımının şirketin yatırım projesini etkilemesi gerekçe olarak kabul edildiğini, yatırım projelerinin şirketin varlıklarına ilişkin olduğu için, şirket aktiflerine dahil olacağını, TTK m. 523/2(b) gereği, yedek akçe ayrımı açısından, bütün pay sahiplerinin menfaatinin dikkate alınması gerekeceğini, buna göre, pay sahiplerinin pay oranının ne kadar olduğunun bir önemi olmadığını, bir başka deyişle burada kıstasın, bütün pay sahipleri olduğu için azlık pay sahibi olup olmaması önemli olmadığını, öte yandan kar dağıtılmaması, karın şirketin öz kaynağına ilave edilmesi anlamına geldiğini, kar dağıtımına ilişkin karar alınırken yatırımcının sübjektif durumu değil daha fazla sayıda kişiyi etkileyecek olan ya da başka bir deyişle daha kümülatif bir menfaat olan şirketin zenginliğinin artırılması hedeflenmesi gerektiğini, davalı şirketin genel kurulunun da tercihini bu yönde kullandığını, davacının iddia ettiği üzere, kar dağıtmama kararı ile çoğunluğun kötü niyetli olarak azınlığa zarar vermeyi temenni etmiş olmasının mantıksız olduğunu, kar dağıtılmadığı takdirde çoğunlukta kalanlar azınlıktakilere kıyasla daha büyük bir fedakarlığa katlanmakta olduğunu, şirket kasasında duran paranın yatırıma dönüştürülüp daha fazla değer olarak azınlık ya da çoğunluk olsun tüm hissedara dönme potansiyeline sahip olduğunu, şirket varlıklarının ne şekilde yatırıma dönüştürüleceği ve yatırımın iyi bir yatırım olup olmadığının ya da herhangi bir yatırım yapılıp yapılmayacağının değerlendirilmesinin ise hukuki olmaktan çok ekonomik ve yönetsel bir karar olarak düşünülmesi gerektiğini, şirketin menfaatini, şirkette daha çok payı olan kişilerin daha özenle koruyacakları hususu ekonomik mantık ile de örtüşdüğünü, buna aykırı bir durum olduğunun iddia edilmesi halinde bunun, niyet okumaya soyunmak yerine daha somut olarak ispat edilmesi gerektiğini, davalı şirketin 26/04/2021 tarihli olağanüstü genel kurulda 2007-2012 yıllarıa karlarına ilişkin ciddi meblağda kar payı dağıtımı gerçekleştirdiğini, davacının haklarının engellenmesi amaçlarının bulunmadığını, yönetim kurulu başkanı ....'ın kar payı dağıtılmamasına ilişkin gerekliliği genel kurul sırasında açıkladığını, stratejik bir karar olan kar payı dağıtılmamasının ülkemizin ve dünyanın içinde bulunduğu ekonomik koşulların ve şirketin karşı karşıya bulunduğu risklere ilişkin alınmış önlemlerin gereği olduğunu, davada alınacak bilirkişi raporunda ekonomist bir bilirkişinin de bilirkişi heyetinde yer alması gerektiğini, Türkiye ve Dünya'daki ekonomik duruma ilişkin detaylı açıklamalarını sunduklarını, dünyada global enflasyon, hatta stagflasyon yani  ; resesyon ile enflasyonun aynı anda görüldüğü  ortamda ; hammadde fiyatlarının günlük saatlik değiştiği , hammaddenin bulunamadığı , kıtlığının olduğu,  ülke para biriminin, alım gücünün giderek zayıfladığı, bir ekonomik durumda firmaların, kendilerini finansal olarak güçlü tutması, sermaye yapılarını korumaları gerekliliğinin aşikar olduğunu beyanla haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER:<br>Mahkememizin ... esas, ... esas sayılı dava dosyaları, ticaret sicil kayıtları, Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... esas sayılı dava dosyası, mahkememizce aldırılan 20/08/2024 tarihli bilirkişi raporu<br><br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava  davalı şirketin 24/08/2023 tarihinde yapılan 2022 yılına ait olağan genel kurul toplantısında alınan 6 nolu kararın TTK 445 maddesi gereğince iptali talebinden ibarettir.<br> Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.<br>Mahkememizce aldırılan 31/07/2024  tarihli bilirkişi raporu bilimsel veri ve içeriğe sahip, denetime elverişli bulunması sebebiyle hükme esas alınmıştır.<br>İptali talep edilen davalı şirketin 24/08/2023 tarihinde yapılan 2022 yılına ait olağan genel kurul toplantısında alınan 6 numaralı kararın incelenmesi;<br>\"24 Ağustos 2023 Tarihinde yapılan 2022 Yılı olağan Genel Kurul Toplantısın da; Gündemin 6. Maddesi gereği 2022 yılında oluşan karın dağıtılıp dağıtılmayacağı huşunda müzakere açıldı.<br> ... İnşaat Yatırım San. Ve Tic. A.Ş. vekili Sn. ... söz aldı; “Genel Olarak Şirketin, mevcut ve ileride bulunan yatırımları ile ilgili genel kurula bilgi verdi ve bu doğrultuda karın dağıtılmamasını teklif etti. Önümüzdeki süreçte ekonomik şartların hem enflasyonist baskıyı arttırması hem ticaret hacimlerinin azalması riskine karşılık .... Holding’ in iştirak firmalarına kaynaklarını koruyabilmeleri adına sermaye artışı ve farklı yöntemlerle ve bu sebeple kar dağıtımı yapılmamasını öneriyoruz” dedi. <br>... ve ... ’in önerilerine katıldıklarını beyan ettiler.<br>Sn. ... vekili .... söz aldı. <br>Şirket ortağı ... vekili “Anonim ortaklıklar her şeyden önce kâr elde etmek ve bu kârı pay sahipleri arasında paylaştırmak amacıyla kurulurlar. Bu amaç dolayısıyla, ortaklığın elde ettiği kârdan pay almak pay sahipleri için bir haktır. Anonim ortaklık her hesap yılı sonunda düzenlenen bilanço ile yıllık kârı hesap ve tespit ederek yetkili organ olan genel kurulun kararıyla bütün pay sahiplerine kâr dağıtabilmektedir. Türk Ticaret Kanunu, anonim ortaklıklar bakımından TTK Md. 507, 508 ve 509 hükümleriyle yıllık bilançoya göre pay sahiplerinin safi kârdan pay alabilecekleri esasını getirmiştir. Kar payının dağıtılıp dağıtılmaması hususunun takdiri Genel Kurula ait olmakla birlikte bu yetkinin kullanılması keyfiyete bağlı değildir. Her ticari ortaklık gibi anonim şirketlerin nihai amacı kar elde edip ortaklara dağıtmaktır. Pay sahiplerinin yeterli oranda kar payı üzerinde müktesep hakları vardır. Kar payı dağıtımı ancak şirketin inisiyatifi ve sürekli kar dağıtılabilir durumda tutulması için istisnai olarak sınırlanabilir. Kar payı dağıtmamanın uygun ve faydalı olduğunu şirket ispat etmek durumundadır. Kar payının hangi gerekçelerle tam olarak dağıtılmadığı hususunun somut bir şekilde ortaya konulması gerekmektedir. TTK' da ise esas itibariyle, sermaye şirketlerinde yıllık kar dağıtımı bir zorunluluk olarak kabul edilmiştir. Bilindiği gibi, önceki yıllara ait genel kurullarında şirketin kar dağıtmama yönündeki kararlarının iptali için davalar açılmış, alınan bilirkişi raporlarında ve buna göre verilen mahkeme kararlarıyla kar dağıtmama kararının, şirketin hem finansal yapısına ve hem de hakkaniyete uygun olmadığı belirlenmiştir. Anonim şirket ortağının ortak olma sebebi nihai olarak kardan pay almaktır. Kardan pay alma koşulları finansal olarak oluştuğu halde ortaklara üst üste ve yıllarca kar payı verilmemesi, ortakların yoksulluğa mahkûm edilmesi sonucunu doğuracaktır.<br> Yönetim kurulu tarafından hazırlanan yıllık faaliyet raporunda şirketin ciro ve karlılık hedeflerine ulaştığı açıkça belirtilerek şirketin \" satışlar, verimlilik, gelir yaratma kapasitesi, karlılık, borç/ Öz kaynak” oranı ve benzeri konularda ileriye dönük riskleri bulunmamaktadır\" şeklinde ifadelere yer verilmiş Olduğu görülmüş olup dolayısıyla kar dağıtımı yapılmamasının somut bir gerekçesi bulunmamaktadır. \" diyerek muhalefet şerhlerini tutanağa geçirtti ve olumsuz oy kullandı. <br>.... İnşaat Yatırım Sanayi ve Ticaret AŞ vekili Sn. .... söz aldı. <br>Öncelikle onca sözel açıklamamıza rağmen önceden hazırlanmış muhalefet şerhlerinin hiçbir değişikliğe uğramaksızın toplantı başkanlığı tarafından tutanağa işletilmesini eleştiriyorum. Bu demek oluyor ki gündem maddelerindeki müzakere kavramı anlamını yitirmiştir. Sürekli bir yoksulluk edebiyatı üzerinden temettü talep edilmesi 2 yıl öncesinde kar dağıtıldığı da göz önüne alındığında kötü niyetli bulduğumu, eğer yönetimsel bir hata varsa yönetim kurulu üyelerinin niçin ibra edilmediğinin ve küresel kriz ve dövizdeki volitivitenin, vergisel yükümlülüklerdeki olası değişiklikler ki kimisi gerçekleşti ve değişme olasılığında yüksekken ve şirketin sebebinle mücadele ediliyorken yoksulluk edebiyatı yapmanın ve sadece kar dağıtımı üzerinden bunu konumlandırmanın şirketin geleceğini tehlikeye atacağını belirtti. İştiraklerin yatırım ihtiyaçları ve nakit akışları sözel olarak anlatılmasına rağmen hazırlanmamış peşin hükümlü ve somut bir nedene dayanmayan kar dağıtım taleplerinin anlamak mümkün değildir. Bu kötü niyetli tavır divan başkanı olarak sizin de izin vermenizi kabul etmiyorum ve bu genel kurul tutanaklarının şirketin kredibilitesini ve önümüzdeki enflasyonist küresel kriz beklentisi karşısında uğrayabileceğimiz zarardan dolayı tüm sorumlular hakkında dava ve talep haklarımı saklı tutuyoruz. Kredi alınırken genel kurul tutanaklarının bile incelendiğini bilmek gerekliliği basiretli tacir olmanın önemli ilkesidir. <br>Oylamaya geçildi.<br> .... İnşaat Yatırım Sanayi ve Ticaret AŞ vekili Sn. .... tarafından verilen ilk teklif toplantı başkanlığınca oylamaya sunuldu <br>... vekili .... ’ın 50.125.000 olumsuz oyuna karşılık, .... İnşaat Yatırım Sanayi ve Ticaret AŞ vekili .... ’ın 150.375.000 olumlu oyuyla kar dağıtılmaması hususu oyçokluğuyla kabul edildi. <br>.... vekili ... söz alarak karın dağıtılmasını teklif etti, verilen bu 2. Teklif toplantı başkanlığınca oylamaya sunuldu, <br>... vekili ... 50.125.000 olumlu oyuna karşılık, .... İnş. Yatırım San. Ve Tic. A.Ş. vekili ... ’ ın 150.375.000 olumsuz oyuyla kar dağıtılması hususu oy çokluğu ile ret edildi.\" şeklinde olduğu görülmüştür.<br>Davalı şirketin durumunun incelenmesi;<br>Şirketin iç kontrol sistemi ve iç denetim faaliyetleri hakkında bilgiler ile yönetim organının bu konudaki görüşü; şirketin 2022 yılında ... sicil numaralı ... Bağımsız Denetim A.Ş. ile tam tasdik kapsamında olduğu görülmüştür.<br>Şirketin 2022 hesap döneminde yapmış olduğu yatırımlardan demirbaşlar hesabı incelendiğinde 2022 yılında 641.596,44.-TL'lik artışın oluştuğu, taşıtlar hesabı incelendiğinde 2022 yılında 8.666.220,18 TL'lik bir artışın oluştuğu, özel maliyet yatırımlarının 23.812,54 TL olduğu, diğer maddi olmayan duran varlıkların 545.603,43 TL olarak gerçekleştiği görülmüştür. Şirketin doğrudan veya dolaylı iştirakleri ile pay oranları 2022 hesap döneminde 92.530.639,65.-TL iştiraklerinde temettü geliri elde ettiği,  2022 hesap döneminde 6.191.472,02.-TL net satış gerçekleştiği, şirketin 2022 yılında yılı vergi sonrası 216.591.553,23.-TL net kar ettiğinin mahkememizce  aldırılan 20/08/2024 tarihli bilirkişi raporuyla tespit edildiği anlaşılmıştır.<br>HUKUKİ MÜTAALA\t:<br>Yokluk ve butlan hallerinin yanı sıra genel kurul kararlarının hükümsüzlük hallerinden birisi de iptaledilebilirliktir. Genel kurul kararlarına karşı iptal davasını açma hakkını düzenleyen TTK. m. 446 hükmüne göre: <br>“a) Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten,<br>b) Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren paysahipleri, … iptal davası açabilir.<br>Sözkonusu hükümden de açıkça anlaşıldığı üzere, kural olarak paysahiplerinin iptal davası açabilmeleri için toplantıda hazır bulunmaları, iptale konu ettikleri karara karşı olumsuz oy kullanmaları ve bu muhalefetlerini tutanağa yazdırmaları gerekir. Toplantıda hazır bulunan, karara muhalif olan ve keyfiyeti zapta geçiren paysahiplerinin açmış oldukları iptal davasının kabul edilebilmesi için ayrıca bu kararların yasaya, esas sözleşmeye veya iyiniyet kuralına aykırı olduklarının da kanıtlanması gerekir (TTK. m. 445).<br>Yapılan davete rağmen toplantıya katılmayan ve muhalefet şerhini tutanağa yazdırmayan bir pay sahibi ancak,<br>- usulüne uygun toplantı davetinin yapılmamış olması, <br>- gündemin gereği gibi ilan edilmemiş olması, <br>- genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmemesi, <br>- genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullanmaları, <br>- müktesep hakların ihlal edilmiş olması<br>hallerinden birinin varlığı ve bu aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu kanıtlaması durumunda, iptal davası açabilir (Güzin Üçışık/Aydın Çelik, Anonim Ortaklıklar Hukuku, C. I, Ankara 2013, s. 366 vd.).<br> Genel kurul kararlarının iptaline ilişkin TTK. m. 445 uyarınca yasaya, esas sözleşmeye veya iyiniyet kuralına aykırı kararlara karşı iptal davası açılabilir. Dolayısıyla anılan kararların iptalinin sağlanabilmesi için bu kararların kanun, anasözleşme veya afaki iyiniyete aykırı olması da gerekir. Bir başka deyişle sadece bir takım usuli eksiklikler bulunduğu gerekçesiyle alınan kararların iptali sağlanamaz. <br>Gerçekten de Yargıtay vermiş olduğu bir kararında bu hususu şu şekilde dile getirmiştir: “…TTK.nun 381 maddesinde yazılı olduğu üzere toplantıda alınan kararların yasaya, anasözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğu iddia ve ispat edildiği takdirde iptale karar verilmesi mümkün bulunmaktadır. Sadece usulsüz çağrıya dayanılarak açılan davada iptal kararı verilemiyeceğinden davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir…” (Y. 11. HD.’nin E. 1991/6466, K. 1993/563 sayı ve 01.02.1993 tarihli kararı). Dolayısıyla dava konusu kararların ele alınarak incelenmesi gerekmektedir.<br> Karın dağıtılıp dağıtılmayacağı ve dağıtılacaksa ne ölçüde dağıtılacağı hususunda genel kurulun geniş takdir yetkisi bulunmaktadır. Gerçekten genel kurul dağıtılabilir kardan TTK. m. 523/2 hükmüne göre yedek akçe ayırabileceği gibi, belirli şartlar altında bu karın esas sermayeye eklenmesine de karar verebilir. Ancak genel kurul bu yetkilerini kullanırken bazı sınırlamalara tabidir. Kardan yapılacak ayırımlar konusunda öncelikle emredici kanun hükümlerine riayet etmek gerekir. Bu kapsamda vergi, fon, kanuni yedek akçe gibi emredici kanun hükümleriyle belirlenmiş ayırımların yapılması kaçınılmazdır. İkinci olarak, esas sözleşme hükümleriyle kar dağıtımı konusunda bazı prensipler belirlenmişse genel kurul bunları da bertaraf edemez. Örneğin esas sözleşmede belirli oranda karın dağıtılması öngörülmüş ise, pay sahipleri bakımından güçlü bir müktesep hak oluştuğu için genel kurul bu dağıtımı yapmak zorundadır. Üçüncü olarak, gerçek anlamda genel kurulun takdirine bırakılan ayırımlar konusunda da (TTK. m. 523/2-3), genel kurulun takdir hakkını sınırlayan ilkeler söz konusudur. Bunlar, kanun ve esas sözleşmede belirlenenlerden daha fazla miktarda yedek akçe ayrılmasının geniş anlamda objektif iyi niyet kuralları ile şirketin devamlı gelişmesi ve istikrarlı kar dağıtımı bakımından gerekli olmasıdır. Söz konusu ayırımlara ve kar dağıtımına ilişkin genel kurul kararlarının iptali istenmesi halinde mahkeme bu kriterleri uyulup uyulmadığını araştıracaktır (Güzin Üçışık/Aydın Çelik, Anonim Ortaklıkta Finansal Tablolar, Yedek Akçeler ve Kar Dağıtımı, İstanbul 2018, s. 399-400)<br>Yukarıda ifade ettiğimiz üzere, genel kurul kararlarının iptalinin nedenlerinden birisi de, alınan kararın afaki iyi niyet kuralına aykırı olmasıdır. Söz konusu olan afaki iyi niyet, MK. m. 2 hükmünde öngörülen dürüstlük kuralıdır. Genel kurulda çoğunluğu oluşturan belli bir grup pay sahibinin yetkilerini kötüye kullanmak suretiyle, ortaklık dışı özel veya ortaklık ile ilgili kişisel çıkarlarının korunmasına yönelik olarak, azınlıktaki pay sahiplerinin menfaatlerine aykırı bir şekilde aldığı kararlar dürüstlük kuralına aykırı kabul edilmektedir. Ancak kararın dürüstlük kuralına aykırılık oluşturabilmesi için her zaman özel ve şahsi menfaat elde edilmesi zorunlu değildir. Eşit hukuki durumda bulunan pay sahipleri hakkında eşit uygulamalara gidilmemesi suretiyle eşitlik ilkesinin ihlali de, dürüstlük kuralına aykırılığın tespitinde ölçüt olarak kabul edilmektedir. Objektif iyi niyet kuralına aykırılığı, ortaklığın geleceği, işleyişi ve yönetimi bakımından önemi göz önünde tutularak, yersiz şekilde genişletmemek ve ancak ciddi etken sebeplerin varlığı halinde kabul etmek gerekir. Bu bakımdan ancak, çoğunluğun yetkilerini kötüye kullanarak ve dürüstlük kuralına aykırı bir şekilde, ortaklığa ve diğer pay sahiplerine zarar vermek için kasıtlı olarak alınan bir genel kurul kararının, iyi niyet kuralına dayanarak iptali istenebilir (Üçışık/Çelik, AO, s. 358). Dolayısıyla somut olayda karın tamamının dağıtılmamasına ilişkin kararın objektif iyiniyet kuralına da aykırı olmaması gerekir.<br>Kar payının dağıtılıp dağıtılmaması hususunun takdiri genel kurula ait olmakla birlikte bu yetkinin kullanılması keyfiyete bağlı değildir. Gerçekten de Yargıtay vermiş olduğu bir kararında bu hususu şu şekilde dile getirmiştir: “Her ticaret ortaklığı gibi anonim şirketlerin de nihai amacı kar elde edip ortaklarına dağıtmaktır. Pay sahiplerinin yeterli oranda kar payı üzerinde müktesep hakları vardır. Kar payı dağıtımı ancak şirketin inkişafı ve sürekli kar dağıtabilir durumda tutulması için istisnai olarak sınırlanabilir. Kar payı dağıtmamanın uygun ve faydalı olduğunu şirket ispat etmek durumdadır” (Y. 11. HD.’nin E. 2005/10060, K. 2006/13738 sayı ve 21.12.2006 tarihli kararı).<br>Kar payının hangi gerekçelerle tam olarak dağıtılmadığı hususunun somut bir şekilde davalı tarafından ortaya konulması gerekmektedir. Türk Ticaret Kanunu’nda ise esas itibariyle, sermaye şirketlerinde yıllık kâr dağıtımı bir zorunluluk olarak kabul edilmiştir. TTK'nun 507.nci maddesine göre her pay sahibi, kanun ve esas sözleşme hükümlerine göre, pay sahiplerine dağıtılması kararlaştırılmış \"Net Dönem Kârına\" payları oranında katılma hakkına sahiptir.<br>Bunun yanında TTK’nun 523.ncü maddesine göre genel kurul; a) Aktiflerin yeniden sağlanabilmesi için gerekliyse, b) Bütün pay sahiplerinin menfaatleri dikkate alındığında, şirketin sürekli gelişimi ve olabildiğince kararlı kâr payı dağıtımı yönünden haklı görülüyorsa, Kanunda ve esas sözleşmede öngörülenlerden başka yedek akçe ayrılmasına da karar verebilir. Yukarı, mali inceleme bölümünde yer alan “Satışlar, verimlilik, gelir yaratma kapasitesi, karlılık, borç/öz kaynak oranı ve benzeri konularda ileriye dönük riskler; bulunmamaktadır… şirketin 2022 yılı net satışları 6.191.472,02.-TL, dönem net karı ise 216.591.553,23.-TL olarak gerçekleşmiştir. Net kar-zarar/ net satışlar oranı %02,86 olmuştur. 31.12.2022 tarihli bilanço cari oranı 26,67, borç/özkaynak oranı %3,25 olarak gerçekleşmiştir. Şirketin net işletme sermayesi yeterli olup, kısa vadeli borçların ödeme yeteneğine sahiptir… Davalı şirketin bilançosu analiz edildiğinde; öncelikle 2021 yılı dönen varlıkları 39.264.812,18.-TL olduğu 2022 yılında ise dönen varlıklarda büyük bir yükseliş gerçekleşerek, 272.071.592,99.-TL ye çıktığı ciddi bir artış gerçekleştiği, bu durum şirketin likidite seviyesinin yükseldiğini göstermektedir. Dönen Varlıklar; Hazır değerler, menkul kıymetler, ticari alacaklar ve stoklar olarak alt gruplara ayrılır ve para hazır değere yaklaştıkça işletmenin daha likit olduğundan söz edebiliriz… Şirketlerin en önemli mali göstergelerinden olan cari oran a bakıldığında; “Cari Oran = Dönen Varlıklar / KVYK” 2021 yılı için Cari Oran = 39.264.812,18 / 3.642.589,19 = 10,78 olup bu oran ideal olan 2/1 den yüksektir. Cari oranın 2/1 den büyük olması işletmenin ihtiyacından fazla dönen varlığa sahip olduğunu, likidite durumunun fazla olduğunu ve şirketin borçlarını zamanında ödeyebilme yeteneğini ifade eder. 10,78 oranı Yüksek cari oran olup, işletmeninin likiditesinin yüksek olduğunu ve borçlarını ödeyebileceğini gösterir…. 2022 yılı için Cari Oran = 272.071.592,99 / 10.203.167,48 = 26,67 olup 2021 yılına göre çok büyük artış olduğu, cari oran yine ideal olan değerin çok üzerindedir. Bu durum, işletmenin likiditesinin yüksek olduğunu ve borçlarını ödeyebileceğini gösterir. Daha açık bir ifade ile şirketin finansal durumunun çok iyi olduğunu gösterir… Şirketin 2021 yılında dönem net karının 85.623.963,02.-TL den 2022 yılında 216.591.553,23.-TL ye yükseldiği ve ciddi karlılık gösterdiği yorumu yapılabilir… Buna göre şirketin hesap yılında kâr elde etmemesi halinde kâr payı dağıtması söz konusu olmaz; zira kâr payı dağıtımı için ilk şart şirketin kâr elde etmiş olmasıdır. Bu tespitlerden hareketle şirketin kar payı dağıtmamasının makul bir gerekçesi bulunmadığı sonucuna varılmaktadır” yönündeki tespitler dikkate alındığında, kar payı dağıtılmamasına ilişkin alınan kararın iptali şartlarının oluştuğu sonucuna varılmaktadır.<br>Tarafların iddia ve savunmaları, celp edilen tüm deliller mahkememizce aldırılan  20/08/2024 tarihli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına binaen <br>Somut Olayda; <br>davacının peşin muhalefet ettiğini dolayısıyla dava açma şartını yerine getirmediği ileri sürülmüş ise de, genel kurul tutanağı dikkate alındığında, davacının madde görüşmeleri sırasında muhalefetini dile getirerek muhalefet şerhini tutanağa işlediği, davacının üç aylık süre içinde de işbu davayı açmış olduğu, dolayısıyla davacının dava açma şartlarını yerine getirmiş olduğu, <br>kar dağıtılıp dağıtılmayacağı ve ne ölçüde dağıtılacağı hususunda genel kurulun geniş takdir yetkisi bulunduğu, genel kurulun TTK 523/2 hükmüne göre dağıtılabilir kardan yedek akçe ayırabileceği, belirli şartlar altında bu karın esas sermayeye eklenmesine de karar verebileceğini, bu  yönde alınacak kararların ise emredici kanun hükümleriyle belirlenmiş ayrımların yapılması gerektiği, ayrıca esas sözleşme hükümleri ile de kar dağıtımı hususunda belirlenmiş prensiplere aykırılık teşkil edemeyeceği, alınan kararın iyi niyet kuralına Medeni Kanun'un 2. Maddesinde öngörülen dürüstlük kuralına aykırı olmaması gerektiği, genel kurul kararının dürüstlük kuralına aykırılık teşkil etmesi için özel ve şahsi menfaatler elde edilmesi gerekmediği, eşit hukuki durumda bulunan pay sahipleri hakkında eşit uygulamalara gidilmemesi suretiyle eşitlik ilkesinin ihlali de dürüstlük kuralına aykırılığı oluşturacağı, kar payı dağıtılıp dağıtılmaması hususunun genel kurulun yetkisinde olsa da keyfiyete bağlı olmadığı, TTK 507. Maddesine göre pay sahiplerinin, kanun ve esas sözleşme hükümlerine göre, pay sahiplerine dağıtılması kararlaştırılmış \"Net dönem karına\" payları oranında atılma hakkına sahip olduğu, mahkememizce aldırılan bilirkişi raporuyla şirketin faaliyetleri, ekonomik durumu, aktif pasifleri, satışları, verimliliği, gelir yaratma kapasitesi, karlılığı, borç/öz kaynak oranı ve benzeri konulardaki durumu incelenmiş olup, şirketin mevcut durumunda kar payı dağıtılmamasını gerektirecek ileriye dönük riskler bulunmadığı, şirketin 2022 yılı net satışları, dönem net karı, net kar-zarar/net satışlar oranı, bilanço cari oranı, borç/özkaynak oranına göre ve şirketin net sermayesine göre, kısa vadeli borçları ödeme yeteneğinin mevcut olduğu, 2021 yılı dönen varlıklarına göre 2022 yılında dönen varlıklarda büyük bir yükseliş gerçekleştiği, şirketin likidite seviyesinin yükseldiği, dönen varlıklar alt gruplara ayrılır ve para hazır değere yaklaştıkça işletmenin daha da yüksek likiditeye sahip olacağının anlaşıldığı, şirketin 2021 ve 2022 yılları cari oranının 2/1'den büyük olduğu, bu oranın ise işletmenin ihtiyacından fazla dönen varlığa sahip olduğunu gösterdiği,  cari oranın 2021 yılına kıyasla 2022 yılında büyük bir artış gösterdiğinin tespit edildiği, bu durumda şirketin finansal durumunun çok iyi olduğu, ciddi karlılık gösterdiğinin anlaşıldığı, şirketin kar payı dağıtmamasının makul bir gerekçesi bulunmadığı, davanın kabulü ile davaya konu Davalı şirketin 24/08/2023 tarihinde yapılan 2022 yılına ait genel kurul toplantısında alınan 6 nolu kararının iptaline karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davanın kabulü ile;<br>2-Davalı şirketin 24/08/2023 tarihinde yapılan 2022 yılına ait genel kurul toplantısında alınan 6 nolu kararının iptaline,<br>3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60 TL harcın peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile eksik 157,75‬ TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, <br>4-Davacı tarafından yapılan ‭ayrıntısı UYAP'ta kayıtlı 12.141,75‬ TL posta gideri, bilirkişi ücreti vb. masraflar  ile toplam harç gideri ‭539,7‬0 TL olmak üzere toplam ‭12.681,45‬ TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, <br>5-HMK'nun 333. maddesi uyarınca yatırılan avanstan kullanılmayan gider avansının (iş bu kararın tebliğ gideri avanstan karşılanmak ve bu gider mahsup edilmek kaydıyla) kararın kesinleşmesinden sonra resen davacıya iadesine, <br>6-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap edilen 30.000,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,<br>7-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>8-HMK'nun 333. maddesi uyarınca davalı tarafından yatırılan avanstan kullanılmayan bakiye avansın kararın kesinleşmesinden sonra resen davalıya iadesine, <br>Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve  345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle  tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili  İstinaf Dairesi nezdinde istinaf  yolu açık olmak üzere  verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı. 28/11/2024<br><br>Başkan ...<br> e-imzalıdır<br>Üye ...<br>e-imzalıdır <br>Üye ...<br>e-imzalıdır <br>Katip ...<br>e-imzalıdır <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b518bbb2e2644eb1","SID":"bdb412802df978a7"}}