{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1927 <br>KARAR NO:2025/48<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:28/05/2021<br>NUMARASI:2020/268  E. - 2021/450  K.<br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen karara karşı, davacı ve davalı vekilleri  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili,  dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı firma arasında davalıya ait 350 Kg gönderinin Türkiye’den Brezilya’ya taşınması hususunda anlaştıklarını,  davalıya ait gönderinin dava dışı alt taşıyıcı olan .... Şti. firması kullanılarak taşındığını, ..-... ve ...şmentosu ile taşıması yapılan gönderinin, varma yeri olan Brezilya’nın ... Limanına ulaştırıldığını, ancak davalıdan kaynaklanan nedenlerle malların gümrükten geçişi ile ilgili problemler yaşandığını, gönderiye Brezilya Gümrüğü tarafından el konulduğunu, gönderinin gümrük işlemleri için yapılacak masraflar için .... Şti. tarafından davalıdan onay alındığını, davalının onay vermesi ile gümrük işlemlerinin .... Şti. tarafından yapılarak gönderinin alıcısına teslim edildiğini, davalı adına gümrük işlemlerini gerçekleştiren ... Ştinin. yaptığı masraflara ilişkin faturayı, bu masrafların asıl muhatabı olan gönderici davalı ... A.Ş. ye kesmesi gerekirken bu tutarın müvekkili şirkete fatura edildiğini, ... Şti. tarafından müvekkili şirkete kesilen 5.206,26 USD tutarındaki faturanın, müvekkili şirket tarafından kabul edilmeyerek, asıl muhatabının davalı ... A.Ş. olduğu beyanı ile faturanın aslı iadeli taahhütlü posta ile .... Şti. ye iade edildiğini,... Şti. tarafından bu kez ilgili faturaya istinaden müvekkili şirket aleyhine ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ilgili icra takibine ilişkin gönderilen ödeme emri müvekkil şirketin kapalı olduğu bir saatte ilgili posta memuru tarafından muhtara tebliğ edildiğini, müvekkili şirketin icra takibinden 05.03.2014 tarihindeki haciz sırasında haberdar olduğunu,, usulsüz tebligat nedeni ile İstanbul Anadolu 6. İcra Hukuk Mahkemesinin 2014/303 Esas sayılı dosyası ile dava açılmışsa da ilgili mahkeme tarafından davanın reddedilmesi ile icra takibine konu alacak cebri icra tehdidi altında ödenmek zorunda kalındığını, İcra tehdidi altında ödenmek zorunda kalınan alacağa ilişkin faturanın asıl sorumlusu olan gönderici-davalı şirkete müracaat edildiğini, ancak olumlu netice alınamaması nedeni davalı şirket aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını icra takibine davalı tarafın itiraz ettiğini, itirazın iptali için İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/497 Esas ve 2016/541 Karar sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığını, mahkemenin bu kararı nedeni ile takipten sonra ve davadan önce ödenen miktar için ... sayılı dosyası ile davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini, arabuluculuk görüşmelerinde bir netice alınamadığını, davalıya ait gönderinin taşınmasında müvekkili şirketin yalnızca taşıyıcı konumunda olduğunu, davalıya ait gönderi için yapılan gümrük masrafları ve diğer ek masraflarla ilgili herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını iddia ederek,  itirazın iptaline, takibin devamına, alacağın %20'sinden az olmamak üzere  icra inkar tazminatına karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; Davacının dava konusu fatura alacağına ilişkin talep hakkının zamanaşımına uğradığını, İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/497 E ve  2016/541 K sayılı dosyası tahtında verilen kararda da açıkça belirtildiği üzere, huzurdaki davanın, taşıyıcının göndericiye karşı açmış olduğu rücuen tazminat davası olduğundan zamanaşımı bakımından 6102 sayılı türk ticaret kanunu'nun zamanaşımı ile ilgili hükmünün uygulanacağını, davacı tarafından dava konusu faturanın 2.500 TL'sinin 05.03.2014'te 3.500 TL'sinin 07.04.2014'te  ...'e ödendiğini, davacının 16.04.2014 tarihinde dava konusu faturanın tamamı (13.000 TL) için müvekkili aleyhine icra takibi başlattığını davacı tarafından dava konusu faturanın 3.500 TL'si 09.05.2014'te ve 3.500 TL'sinin ise  06.06.2014'te ...'e ödendiğini, davacı tarafından 15.04.2015 tarihinde müvekkili aleyhine İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/497 e dosyası tahtında itirazın iptali davasının ikame edildiğini, anılan itirazın iptali davasında takip tarihinden önce ödenen 6.000 TL'lik kısım için takibin devamına karar verildiğini ancak takipten sonra ödenen 7.000 TL için icra takibinin  haksız bulunduğunu, bu nedenle davacının faturanın 3.500 TL'si için 09.05.2014'te yapmış olduğu ödemeye ilişkin rücu hakkının 09.05.2015 tarihinde ve faturanın kalan 3.500 TL'si için 06.06.2014'te yapmış olduğu ödemeye ilişkin rücu hakkının 06.06.2015 tarihinde zamanaşımına uğradığını, müvekkili ile ... arasında akdi bir ilişki bulunmadığını, davacının kendi riziko sahasından kaynaklanan zararlardan sorumlu olduğunu, davacı taşıma sözleşmesi gereği üstlendiği edimi zamanında ifa edemediğini, bu kapsamda kuşkusuz Ttk. md.875 uyarınca teslimdeki gecikmelerden sorumlu olduğunu, müvekkili ile gümrük masraflarının doğmasına sebebiyet olan ... arasında akdi bir ilişki bulunmadığından, dava konusu faturaya konu masrafların davacının riziko sahasında meydana geldiğini, tüm bu nedenlerle davacının faturanın 3.500 TLsi için 09.05.2014'te ...'e yapmış olduğu ödemeye ilişkin rücu hakkının 09.05.2015 tarihinde, faturanın kalan 3.500 TL'si için 06.06.2014'te ...'e yapmış olduğu ödemeye ilişkin rücu hakkının 06.06.2015 tarihinde zamanaşımına uğramış olduğunu savunarak, davanın usul veya  esastan reddine, %20’sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/497 Esas ve 2016/541 sayılı kararının, Yargıtay onaması ile kesinleştiği tarih, akabinde davacı tarafça başlatılan arabuluculuk başvuru aşaması ve davaya konu somut olayda TBK 'nın 158.  maddesinin uygulanması neticesinde davacı tarafın iş bu davayı  TTK 855/1 maddesi  uyarınca belirlenen zamanaşımı süresi içerisinde  açmış olduğu anlaşılmaktadır. İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/497 Esas ve 2016/541 sayılı kararının, Yargıtay yasa yolu  neticesinde onandığı dikkate alındığında usul ve yasaya uygun bilirkişi raporu hükme esas alınarak taşıma esnasında oluşan masrafın,  davalı tarafın kusurundan kaynaklandığı tespit edilmekle davacının ödemiş olduğu zarardan toplamda 4.756.26 USD tutarını rücu edebileceği, bunun 2.881.88USD kısmının kesinleşen yargı kararı ile tahsilatı gerçekleştiğinden bakiye kalan 1.874.38USD kısmını rücuen talep edebileceği kanaatine varılarak ...\" gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı takip borçlusunun ... Sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının kısmen iptali ile 1.874,38  USD asıl alacak yönünden devamına, kabulüne karar verilen takibe konu asıl alacağa takip tarihinden itibaren kamu bankalarının aynı yabancı para türünden (USD) bir yıl süreli mevduata uyguladıkları en yüksek faiz oranı üzerinden faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, kabulüne karar verilen asıl alacağa vaki haksız itiraz nedeniyle İİK'nın 67/2.maddesi uyarınca, kabulune karar verilen asıl alacağın takip tarihindeki Türk Lirası cinsinden karşılığı takdiren %20 oranında hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar  verilmiştir. Bu karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, katılma yolu ile istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davayı konu icra takibinde 2.394,38 USD talep edildiğini, diğer bir ifade ile kapıdan kapıya teslim ücreti olan 450,00 USD düşülerek takibin başlatıldığını, mahkeme tarafından bu hususun gözden kaçırıldığını, hatalı karar verildiğini, diğer yandan dava konusu edilen taşımada aynı gönderiye ilişkin iki ayrı taşımanın söz konusu olduğunu, davalı taraftan istenilen ve alt taşıyıcı tarafından düzenlenen faturada belirtilen kapıdan kapıya teslim ücretinin mükerrer olmadığını, davalı taraf gönderinin geminin bir sonraki uğrak limanında teslim edilmesini istemesi nedeniyle yapılan ikinci taşımaya ilişkin olduğunu, yine ilk taşımaya ilişkin ücretin alt taşıyıcıya ödenmiş olduğunu, müvekkili uhtesinde bulunmadığını, kısmi ret kararının yerinde olmadığını iddia ederek, kararın kaldırılmasını, davanın tam kabulüne karar verilmesini ve davalı tarafın istinaf başvurusunun reddine  karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkeme gerekçesinde, incelemenin uzmanlık gerektirdiği bilirkişi incelemesi yaptırıldığının belirtildiğini, bilirkişi incelemesine muhtaç alacakların icra taleplerinde icra inkar ve kötü niyet tazminatına hükmedilemeyeceğini, icra takibine konu edilen alacağın zamanaşımına uğradığını, davacının dilekçesinde delil olarak göstermiş olduğu İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/497 Esas ve 2016/541 Karar sayılı dosyasında verilen kararda da açıkça belirtildiği üzere taşıyıcının göndericiye karşı açmış olduğu rücuen tazminat davasında zamanaşımı bakımından TTK kanunun zamanaşımı ile ilgili hükmünün uygulanması gerektiğini, TTK 855.maddede zamanaşımının düzenlendiğini, davacının alacaklı olduğunun kabulü mümkün olmamakla birlikte davacının faturanın 3.500,00 TL için 09.05.2014 tarihinde yapmış olduğu ödemeye ilişkin rücu hakkının 09.05.2015 tarihinde ve kalan fatura bedeli 3.500,00 TL için ise 06.06.2014 tarihinde yapmış olduğu ödemenin ise rücu hakkının 06.06.2015 tarihinde zamanaşımına uğradığını, TTK 855.madde hükmü değerlendirildiğinde davacının rücu alacaklısı olduğunu iddia ettiği alacağının zamanaşımına uğradığını, ayrıca davacının henüz muaccel olmamış alacak bakımından yapmış olduğu icra takibi, dava gibi işlemlerin zamanaşımını kesmesinin mümkün olmadığını, aksinin kabulünün hukuku dolanmak anlamına geleceğini, öncelikle davanın zamanşamından reddi gerektiğini, müvekkili ile ... arasında akdi bir ilişki bulunmadığını, davacının kendi riziko sahasından kaynaklanan zararlardan sorumlu olduğunu, makul taşıma süresini aştığını, fatura bedeli içinde bulunan bir takım alacak kalemlerinin mükerrer talep edildiğini, TBK 158.maddenin somut olaya uygulanmasının mümkün olmadığını, İstanbul Anadolu 8. ATM'de açılan davanın vaktinden önce açılmış bir dava olmadığını, rücu hakkı doğmadan önce açılmış bir dava olduğunu, ayrıca TBK 158.madde hükmünün uygulanabilmesi için ilk sürenin başlangıcı yönünden kararın kesinleşmesine bağlı tutulduğunu, 60 günlük ek sürenin somut olaya uygulanmasının mümkün olmadığını, davacının icra  takibinde haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle İİK'nın 67. maddesi gereğince kötü niyet tazminatına karar verilmesi gerektiğini iddia ederek kararın kaldırılmasına ve davacının tüm taleplerinin reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, hava yolu ile uluslararası taşıma sözleşmesi nedeniyle dava dışı alt taşıyıcı tarafından düzenlenen fatura karşılığı akdî taşıyıcı tarafından ödenen bedelin davalı göndericiden rücuen tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine yönelik itirazın İİK'nın 67. Maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabul- kısmen reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı ve davalı vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya kapsamından, davacı ile davalı şirket arasında davalı şirkete ait 350 kg gönderinin Türkiye'den Brezilya'ya taşınması hususunda anlaşmaya varıldığı, gönderinin dava dışı alt taşıyıcı olan ... Şirketi tarafından taşındığı, gönderinin varma yeri Brezilya'daki hava limanına ulaştırıldığı ancak malların gümrük geçişi ile ilgili problemler yaşadığı, Brezilya Gümrüğü tarafından gönderiye el konulduğu, gümrük işlemleri nedeniyle yapılacak masraflar için dava dışı alt taşıyıcı tarafından davalıdan onay alınarak işlemlerin yapıldığı, göndericinin alıcısına teslim edildiği, alt taşıyıcı firma tarafından davacı şirket adına 25.10.2013 tarihli dokümantasyon ücreti, ardiye ücreti, kapıdan kapıya teslim ücreti, elleçleme ücreti, gümrükleme ücreti, hava yolu ithalat ücreti, mal kontrol ücreti olmak üzere toplam 5.206,26 USD tutarında fatura düzenlendiği, söz konusu faturanın davacı şirket tarafından dava dışı alt taşıyıcı şirket hesabına 05.03.2014 tarihinde 07.04.2014, 09.05.2014, 06.06.2014 tarihlerinde ödendiği, davacı şirket tarafından ödenen bedelin davalıdan rücuen tahsili amacı ile 16.01.2014 tarihinde... sayılı dosyasında 5.216,26 USD bedelli fatura alacağının tahsili amacı ile 10.550,40 TL tutarında ilamsız icra takibi başlattığı, davalı şirket tarafından icra takibine karşı itirazda bulunulduğu, İstanbul Anadolu 6. İcra Hukuk Mahkemesinin 2014/303 Esas, 2014/316 Karar ve 07.04.2014 tarihli kararı ile davalı şirketin icra takibindeki ödeme emrinin tebliğine dair yaptığı şikâyetin reddine karar verildiği, davacı şirket tarafından ... sayılı dosyasında 12.06.2018 tarihinde 2.394,38 USD alacağın 25.10.2013 tarihli fatura için ödenen bedelin rücuen tahsili amaçlı ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı şirket tarafından icra takibine karşı itiraz edildiği, davacı şirket tarafından davalı hakkında 14.04.2014 tarihinde ... sayılı dosyasında alt taşıyıcı şirket tarafından düzenlenen 25.10.2013 tarihli 5.206,26 USD bedelli faturanın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalı borçlu şirketin itiraz ettiği, davacının İİK'nın 67. maddesi gereğince İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/497 Esas sayılı dosyasında itirazın iptali davasını açtığı, mahkemece 2015/497 Esas, 2016/541 Karar ve 14.06.2016 tarihli karar ile davanın kısmen kabulüne ... takip dosyasında itirazının 2.811,88 USD üzerinden iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, asıl alacağa faiz işletilmesinin ve fazla talebin reddine karar verildiği, karar gerekçesinde rapor ve ek raporlar neticesinde davacının takip tarihi itibariyle dava dışı ... Firmasına 6.000,00 TL ödeme yapmış olduğu, bu davaya konu takip nedeniyle rücuen isteyebileceği tutarın USD karşılığı olarak kabul edildiği, takipten sonra ve davadan önce yaptığı ödemeler için bu davaya konu takipte karar verilmesinin uygun görülmediği, takipten önce yaptığı 6.000,00 TL ödemenin USD karşılığının 2.881,88 USD olarak belirlendiği ifadelerine yer verildiği, davacı şirket tarafından söz konusu davada dava değerinin 13.800,00 TL olarak gösterilmiş olduğu, davacı şirket tarafından davalı adına ...Taşımasına ilişkin olarak 29.08.2013 tarihli faturanın düzenlenmiş olduğu, mahkemece verilen kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2018/3607 Esas, 2019/5310 Karar ve 11.09.2019 tarihli ilamı ile onandığı, davacının iş bu davada aynı hukuki uyuşmazlığa dayanarak İstanbul Anadolu 6. İcra Hukuk Mahkemesinin 2014/303 Esas sayılı dosyası ile dava açılmışsa da mahkeme tarafından davanın reddedilmesi neticesinde takibe konu alacağın icra tehdidi altında ödenmek zorunda kalındığını, ödenmek zorunda kalan alacağa ilişkin faturanın asıl sorumlusunun gönderici olan davalı şirkete müracaat edildiğini ve şirket aleyhine ... takip başlatıldığını, itirazın iptali davasında takip konusu alacağın kısmen kabulüne karar verildiğini, mahkeme kararı ile takipten sonra ve davadan önce ödenen miktar için ... sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, davalı tarafın takibe itiraz ettiğini, itirazın haksız olduğunu iddia ederek iş bu davayı açmış olduğu, dava konusu ... sayılı dosyada davacı şirket tarafından davalı hakkında alt taşıyıcı şirket tarafından düzenlenen 25.10.2013 tarihli fatura için ödenen bedelin rücuen tahsili amacıyla 2.394,34 USD alacak nedeniyle ilamsız icra takibi başlattığı, davalı şirketin takibe itirazı üzerine davacının İİK 67.maddesi gereğince iş bu itirazın iptali davasını açmış olduğu, 25.10.2013 tarihli faturanın yukarıda yer verildiği üzere dava dışı alt taşıyıcı şirket tarafından davacı şirket adına düzenlenen toplam 5.206,26 USD tutarlı fatura olduğu, kesinleşen mahkeme kararında söz konusu faturanın değerlendirilmiş olduğu bir kısım ödemelerin takip sonrası ve davadan önce ödenmiş olduğu gerekçesiyle  fatura bedelinin kısmen  kabul edildiği anlaşılmıştır.Uyuşmazlık davanın zamanaşımı, hak düşürücü süreye uğrayıp uğramadığı, kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığına ilişkindir.Mahkemece, tarafların delillerini dosyaya ibrazı ile birlikte ilgili dosya ve  takip dosya örnekleri dosya içerisine celp edildikten sonra 25.01.2021 tarihli  bilirkişi raporu alınmıştır.Davacı vekili bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçesinde; zamanaşımı süresinin bilirkişilerin tespitlerinin aksine bir yıl olmayıp iki yıl olduğunu, alacak konusunun uluslararası hava taşımasına ilişkin olduğunu, olaya uygulanması gereken ... Konvansiyonu ve ... Konvansiyonu'nda hava taşımalarında zamanaşımı süresinin iki yıl olarak belirlendiğini, ayrıca alacağın rücu alacağı olması nedeniyle ödemek zorunda kalınan tutarların asıl sorumlusundan talep edildiğini, dava konusu edilen hususun taşımadan dolayı oluşan zararın rücu edilmesine ilişkin olmayıp taşımadan dolayı oluşan ücret alacağına ilişkin olduğunu, dava konusu alacağa ilişkin süresi içerisinde 16.04.2014 tarihinde icra takibi başlatıldığını, ... başlatılan takibe itiraz üzerine İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinde itirazın iptali davası açıldığını, mahkeme tarafından davanın haklılığının takip tarihi itibariyle belirlenmesi gerektiğini, bu nedenle takipten önce yapılan 6.000,00 TL ödemenin USD kur karşılığı olarak 2.811,00 USD olarak belirlendiğini ve bu miktar üzerinden kısmen kabul kararı verildiğini, temyiz yoluna gidildiğini ancak takipten sonra yapılan kabul edilmeyen alacak için ... dosyasında takip başlatıldığını, kararın 04.12.2019 tarihinde kesinleştiğini, kesinleşme üzerine arabuluculuğa başvurulduğunu ve sürecin sonuçlanmasını müteakip 30.01.2020 tarihinde dava açıldığını belirterek, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesinde; icra takibine konu alacağın zamanaşımına uğradığını, bilirkişi raporunda zamanaşımına ilişkin tespitlerin yer aldığını, bilirkişi raporunda tespit edilen hususlar uyarınca iddia olunan rücu alacağı ve davaya konu İstanbul Anadolu 8. ATM tarafından reddedilen meblağların 3.500,00 TL fatura tarihinin 09.05.2014, ödeme tarihinden itibaren rücu hakkının 09.05.2015'te, bakiye 3.500,00 TL için ise 06.06.2014 tarihinde yapılan ödeme nedeniyle rücu hakkının 06.06.2015 tarihinde zamanaşımına uğradığını belirterek, davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, ayrıca kargoya el konulmasında müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, davacının makul taşıma süresini aştığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davalı tarafından gönderilen kargonun ücret karşılığında taşıyıcı tarafından yurt dışına taşınması taahhüdü ile yapılması nedeniyle taşıma işinin 12.06.2013 tarihinde yapıldığı da dikkate alındığında, taşıma ile ilgili konularda uyuşmazlığın çözümü bakımından 1999 tarihli ... Konvansiyonunun uygulanması gerekmektedir. Davacı ve davalı arasında hava yolu ile uluslararası bir taşıma sözleşmesinin mevcut olduğu anlaşılmaktadır. Davacı tarafça davalı hakkında ... sayılı dosyasında 16.04.2014 tarihinde 5.206,26 USD tutarındaki alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatmıştır. Takip konusu 25.10.2013 tarihli dava dışı fiili taşıyıcı tarafından davacı adına düzenlenen ve ödendiği iddia edilen fatura bedelidir. Davalı şirket itirazı üzerine açılan İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/497 Esas sayılı dosyada dava tarihi 15.04.2015 tir. Söz konusu dosyada alınan 18.02.2016 tarihli bilirkişi heyet raporunda, davacı tarafça icra  takip yolu ile tahsil talebinde bulunmuş olmasına rağmen davalı aleyhine takip başlatıldığı 16.04.2014 tarihi itibariyle dava dışı ... Firmasına 05.03.2014 tarihinde 2.500,00 TL, 07.04.2014 tarihinde 3.500,00 TL olmak üzere toplam 6.000,00 TL ödemede bulunduğu, bakiye 7.000,00 TL'nin ise 09.05.2014 tarihinde 3.500,00 TL ve 06.06.2014 tarihinde 3.500,00 TL olarak ödendiği dolayısıyla davacı tarafın kendi alt taşıyıcısına olan borcunun 7.000,00 TL'sini icra takibinden sonra ödemiş olmakla birlikte dava tarihinde borcun tamamını ödemiş olduğu belirtilmiştir. Davacı tarafça, kesinleşen dava neticesinde hüküm altına alınmayan bakiye 3.394,38 USD alacağın tahsili amacıyla ... davalı şirket aleyhine 13.06.2018 tarihinde başlatmış ve  icra takibine karşı itiraz üzerine iş bu davayı açmıştır. Davacı akdî taşıyıcının davalı şirket aleyhine başlatmış olduğu her iki icra takibinin  dava dışı fiili taşıyıcı tarafından davacı  adına düzenlenen 25.10.2013 tarihli fatura ile ilgili olarak yapmış olduğu tespit edilmiştir. Havayolu ile yapılan uluslararası kargo/yük taşımalarında Varşova Konvansiyonu (1929),La Haye Değişiklikleri (1955), 4 no.lu Montreal Protokolü ile saptanmış yükümlülükler kapsamında, bu kurallara taraf olan Türkiye, son değişiklikleri içeren ve 1999 yılında imzalamış bulunduğu \"Havayoluyla Uluslararası Taşımacılığa İlişkin Kuralların Birleştirilmesine dair Sözleşmeyi 26/03/2011 tarihinde onaylamıştır. Bu nedenle anılan sözleşme Türkiye içinde bağlayıcı bulunmaktadır. Konvansiyonun coğrafi uygulama şartı, Konvansiyonun 1/2 maddesi anlamında uluslararası taşımanın icra edildiği ilgili devletlerin başlangıç ve varış ülkesi devletlerin her ikisinin de Konvansiyon tarafı olmasıdır.Uyuşmazlığa konu havayolu ile yapılan taşımada her iki ülkenin de Konvansiyon'a taraf olmaları nedeniyle, somut olayda ... Konvansiyon hükümleri, Konvansiyon'da yer almayan konularda ise iç hukuk kuralları uygulama alanı bulacaktır. ... Konvansiyonun 35. maddesinde; “(1)Eğer bir dava, varış yerine ulaşma tarihinden ya da hava aracının ulaşmış olması gereken ya da taşımanın durdurulduğu tarihten itibaren hesaplanan iki (2) yıllık bir süreç içerisinde açılmazsa, hasara dair haklar geçersiz olacaktır. (2) Bu sürecin hesaplanması yöntemi, davaya bakan mahkemenin kuralları tarafından tayin edilecektir.” hükmü yer almaktadır. Dava açılmasında belirlenen süre hak düşürücü süre olup, hak düşürücü süreler yönünden zamanaşımı sürelerindeki gibi durma ya da kesilme sözkonusu olmaz. Somut olayda ise talep konusu hasar bedeli değildir. Talep, taşıyıcının göndericiden fiili taşıyıcı tarafından tahsil edilen fatura bedelinin rücuen tahsili istemidir. Konvansiyonun 10. maddesine göre, gönderen, hava sevk fişine kendisi veya kendi adına eklenen veya taşıyıcıyı kendisi tarafından veya kendi adına yetkilendirmek suretiyle kargo makbuzuna eklenen veya madde 4. paragrafında belirtilen farklı yöntemlerin içerdiği kayıtlara eklenen ayrıntı veya ifadenin doğruluğundan sorumludur. Taşıyıcı , bu tür bilgi ve belgelerin doğruluğunu ya da yeterliliğini araştırmak konusunda hiçbir yükümlülük altında değildir. Konvansiyonun 10 maddesinin 2. fıkrasının son cümlesi gereğince gönderici, taşıyıcının kendisinin veya taşıyıcının sorumlu olduğu tüm diğer kişilerin uğrayacağı bütün zararları taşıyıcı yüklenecektir.Somut olayda, gönderici davalı tarafından hatalı olarak bildirilen gemi adı nedeniyle kargoya Brezilya gümrüğü tarafından el konulmuş ve alt yüklenici taşıyıcı tarafından acente aracılığı ile kargonun gümrükten çekilme işlemleri gerçekleştirilmiştir. Bunun için belirli masraflar yapılmıştır ve fatura tutarı davacıya yansıtılmıştır. Yurt içi havayolu taşımalarında Türk Sivil Havacılık Kanunu'nda taşıyıcılar arasındaki rücu ilişkisi hakkında bir düzenlemenin mevcut olmadığı tespit edilmiştir. Dava, taşıyıcının göndericiye karşı açmış olduğu rücuen tazminat davası olduğundan bu durumda TTKnın zamanaşımı ile ilgili hükümlerinin uygulanması uygun olacaktır. TTK m.855/1 hükmü uyarınca, bu kitap hükümlerine göre taşımalarda yolcunun bir kaza veya ölmesi veya bedensel bütünlüğü zedeleyen bir zarara uğraması hâlinde istem hakkı on yılda, diğer zararlarda ise bir yılda zamanaşımı uğrar. TTK'nın 855. Maddesinin 3. fıkrasında, rücu haklarına ilişkin zamanaşımına yer verilmiştir. Düzenlemede, rücu alacaklısının zararı ve rücu borçlusunu öğrendiği tarihten itibaren üç ay içinde zarar hakkında rücu borçlusuna bildirimde bulunması şartıyla rücu alacaklısına karşı mahkeme kararının kesinleştiği günden, kesinleşen mahkeme kararı bulunmayan hâllerde rücu alacaklısının borcu ifa ettiği tarihten itibaren  işlemeye başlayacağı belirtilmiştir. İş bu değerlendirme, taraflar arasında aynı alacak talebinin kısmen kabulü ile sonuçlanan ve onanarak kesinleşen İstanbul Anadolu 8.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/497 Esas,2016/541 Karar ve 14.06.2016 tarihli kararı ile sübuta ermiştir. HMK'nın 204/1 maddesinde, ilamlar ile düzenleme şeklindeki noter senetlerinin, sahteliği ispat edilmedikçe kesin delil sayılacağı düzenlenmiştir. Somut dolayda rücu alacaklısına karşı açılmış bir dava yoktur. Rücu hakkını kullanan davacının kendisi  tarafından açılan bir dava vardır. Bu durumda davacının borcu ifa ettiği tarihten itibaren TTK'nın 855/1 maddesinde düzenlenen bir yıllık zamanaşımı süresinin işletilmesi gerekecektir. Bu tarihler ise davacının da kabulünde olduğu üzere, 09.05.2014 ve 06.06.2014 tarihli fatura bedelini ödeme tarihleridir. Davacı tarafça tüm fatura alacağının tahsili amacı ile 14.04.2014 tarihinde takip başlatmış ise de... sayılı takip aşamasında henüz davacı tarafın rücu edebileceği alacak hakkı olmadığından TBK'nın 154/2. maddesi gereğince zamanaşımın kesildiğinden söz edilemeyecektir. Kesinleşen İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin dava tarihi ise 15.04.2015 dir. TBK'nın 154. maddesi gereğince davacı alacağına esas fatura tarihleri üzerinden henüz bir yıl geçmemiştir. TBK'nın  156/1. maddesi gereğince zamanaşımın kesildiği 15.04.2015 tarihinden itibaren yeni bir süre işlemeye başlamıştır. Dava konusu icra takibi 13.06.2018 tarihinde ... sayılı dosyasıyla başlatıldığı anlaşılmıştır. İcra takibinin en geç 15.04.2016 tarihinde başlatılması gerekirken zamanaşımı süresi dolduktan sonra başlatılmış olduğu anlaşılmıştır.Davacı tarafça söz konusu fatura tutarının tümü üzerinden takip başlatılmış olmasına rağmen yargılama aşamasında takip tarihi itibariyle faturanın kısmen ödemiş bulunulduğu anlaşıldığından, kısmi olarak itirazın iptaline karar verilmiştir.Davacının takibe konu olan ödemlere ilişkin fatura tarihleri ise yukarıda belirtildiği üzere 09.05.2014 ve 06.06.2014 tarihlidir. Ayrıca davacı iddiaları arasında yer alan TBK'nın 158. maddesinin değerlendirilmesi de isabetli olacaktır. Anılan maddede, davanın reddinde ek süre başlığı ile dava veya definin mahkemenin yetkili veya görevli olmaması ya da düzeltilebilecek bir yanlışlık yapılması yahut vaktinden önce açılmış olması nedeni ile reddedilmiş olup da o arada zamanaşımı veya hak düşürücü süre dolmuşsa alacakların altmış gün ek süre içinde haklarını kullanabileceği düzenlenmiştir. Somut olayda, davacının vaktinden önce açmış olduğu  bir dava yoktur. İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/497 Esas, 2016/541 Karar ve 14.06.2016 tarihli dosyada takip tarihi itibarıyla davacının alacak hakkı mevcut değildir. Aksinin kabulü hâlinde ise  davacı tarafça karar tarihi olan 14.06.2016 tarihinden itibaren altmış günlük ek süre içerisinde yani 14.08.2016 tarihinde dava konusu icra takibinin başlatılması gerekir iken yukarıda yer verildiği üzere icra takibi 13.06.2018 tarihinde başlatılmıştır. Bu durumda davacının yasal düzenleme kapsamında bir yıllık zamanaşımı süresi içerisinde takip başlatmış olduğunun kabulü mümkün olmadığından, davalının zamanaşımı definin kabülü ile davanın zamanaşımı  nedeniyle reddi gerekirken, dosya kapsamına uygun olmayan gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi isabetsiz olmuş, bu nedenler davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında dairemizce yeniden harar verilmesine ve neticede davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunu kabulü ile HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;1-Davanın zamanışımı nedeni ile  reddine, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin olarak yatırılan 189,06 TL harcın mahsubu ile bakiye 426,34 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukat Asgari Ücret Tarifesinin 13/2 fıkrası gereğince belirlenen 14.270,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,6-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 7-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avans bakiyelerinin, yatıran taraflara iadesine,8-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama yargılama giderleri yönünden;a)Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından yatırılan peşin istinaf karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,b)Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının hazineye gelir kaydına; davalı tarafından yatırılan peşin istinaf karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,c)Davalı tarafından sarf edilen 162,10 TL istinaf başvuru gideri harcı ile 80,60 TL posta gderi olmak üzere toplam 401,30 TL kanun yolu giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, d)Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,9-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,10-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda,  28.01.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f12103d1eef3f674","SID":"4358f08b9e28e9dd"}}