{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1682 <br>KARAR NO: 2025/101<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2014/1260  <br>KARAR NO: 2020/628<br>KARAR TARİHİ: 03/12/2020<br>DAVA: Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 05/02/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ... Projesi iksa ve kazı işlerini 77.380.982,00 USD sigorta bedeli ile ... Sigorta (%50 hisse), ... Sigorta (%25 hisse) ve ... Sigorta'ya (%25 hisse) 07/09/2011 başlangıç tarihli İnşaat All Risks Sigorta Poliçesi ile sigorta ettirdiğini, Projeye konu iksa işlerinin devamı sırasında, ... Mahallesi ... Caddesi ... Sokak'ta yer alan, -1. numaralı binada ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... numaralı binada ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., -5 numaralı binada ..., ..., ..., ... (...), -Ayrıca yine çevrede bulunan başkaca binalarda ikamet eden kişilerle birlikte ... Mahallesinde bulunan ... Rezidans'ta 17 ayrı bağımsız bölüm maliki tarafından hasar ihbarında bulunulduğunu, Zarar görenler tarafından yapılan başvuru neticesinde Üsküdar Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğü'nün ... sayı ve 18/12/2012 tarihli yazısı ile mahallede yapılan tetkiklerde komşu parsellerdeki binalarda çeşitli çatlaklar gözlemlendiğinin, gereken fiziki tedbirlerin alınması gerektiğinin ihbar edildiğini, Üsküdar Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğü tarafından statik inceleme sonucunda can ve mal güvenliği açısından yapıların tahliye edilmesinin uygun görüldüğünün 03/12/2013 tarihinde rapor altına alındığını, İksa faaliyetleri sonucunda ortaya çıkan üçüncü şahıs zararlarından sorumluluğun poliçe ve 1 sayılı zeyile göre 15.000.000,00 USD'ye kadar sigortacılara ait olduğunu, bu durumun 19/12/2012 tarihinde jeran ... Sigorta A.Ş.'ye bildirildiğini, sigorta şirketi tarafından yapılan ekspertiz incelemesi ve mahkeme tespitleri sonucunda elde edilen raporlarda hasarın, müvekkili tarafından yapılan iksa faaliyetlerinden kaynaklandığının tespit edildiğini, Sigortacının işbu hasarın doğurduğu sorumluluğun yönetimini üstleneceği konusunda müvekkiline olumlu bir bildirim yapmadığını, bahse konu binaların sakinlerine uygun yerler temin edilerek, kira bedelleri ve taşınma masrafları ödenerek durumun sigorta şirketlerine bildirmek suretiyle tahliye edildiğini, zarar görenlerin can güvenliği bu şekilde temin edildikten sonra binalardaki zararın tespiti ve zarar miktarı konusunda bina malikleriyle anlaşma çabalarının başlatıldığını, müvekkili tarafından miktarın tediyesi konusunda anlaşma yapıldığını, ... Sigorta A.Ş.'ye ana poliçe ve jeran klozu gereğince, TTK.'nın m. 1476/4'te öngörüldüğü üzere sulh sözleşmelerin onaylanması için Beşiktaş ... Noterliği'nin 28/02/2014 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarname ile bildirim yapıldığını, ... Sigorta A.Ş. tarafından keşide edilen Beyoğlu ... Noterliği'nin 17/03/2014 tarih ve ... yevmiye sayılı cevabi ihtarname ile müvekkilinin talebinin reddedildiğinin bildirildiğini, üçüncü şahıslar nezdinde artan zararların önlenmesi, hasarların giderilmesi amacıyla her türlü masraf ve bedeli içeren müvekkilinin ibra edileceği şekilde sulh sözleşmelerinin imzalandığını, ayrıca civardaki diğer binalardan yapılan ihbarların da sigorta şirketine bildirildiğini, henüz zararın tam olarak tespit edilmesi ve karşılanması mümkün olmadığından fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla; -1 numaralı bina için 1.300.000,00 TL, -2 numaralı bina için 400.000,00 TL, -5 numaralı bina için 275.000,00 TL, -... Rezidansta oluşan hasarlar için 70.800,00 TL olmak üzere toplamda 2.045.800,00 TL, -Noter masrafı (1, 2 ve 5 numaralı bina malikleri ile yapılan protokollere ilişkin ödenen noter masrafı) olarak 61.080,29 TL, -Tahliye ve geçici ikamet masrafı (1, 2 ve 5 no.lu bina malikleri için emlakçı komisyonu, depozito, kira bedeli, tüm bina maliklerinin taşınması için nakliye masrafı) olarak 514.834,98 TL, -Etüd ve projelendirme masrafı (1, 2 ve 5 no.lu binalar için yaptırılan etüd ve projelendirme masrafı) olarak 22.420,00 TL,  -Teknik inceleme ve raporlama masrafı  (1, 2 ve 5 no.lu binalar için teknik inceleme ve raporlama masrafı) 10.440,00 TL olmak üzere toplam 2.654.575,27 TL ödendiğini, -1 numaralı bina maliklerine ödenen 1.300.000,00 TL'den 50.000,00 TL'lik kısmın ihya niteliğini haiz olup toplam tazminat miktarından tenzil edildiğinde 2.604.575,27 TL kaldığı, yine poliçe gereği 15.000,00 USD'den az olmamak üzere hasar bedeli olan 2.604.575,27 TL'nin %10'u oranında 260.457.53 TL muafiyetin tenzil edilmesi gerektiğini, bu durumda bakiye 2.344.117,74 TL'nin davalı sigorta şirketleri tarafından ödenmesi gerektiğini beyan ederek, söz konusu bedelin ihbar tarihi olan 19/12/2012 tarihinden itibaren 45 günlük süreden sonra muaccel hale geldiği 02/01/2013 tarihinden itibaren işleyecek faiz ile birlikte %50'si olan 1.172.058,88 TL'nin ... Sigorta A.Ş.'den, %25'i olan 586.029,44 TL'nin ... Sigorta A.Ş., %25'i olan 586.029,44 TL'nin ... Sigorta A.Ş. tarafından ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP Davalı ... sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının takip yetkisi olmadığını, davanın usulden reddi gerektiğini, \"hasar ödemesi yapılacak taraf\" başlıklı maddede hasar ödemesinin ve sigorta tazminatının esası hakkında hüküm alabilme yetkisinin dava dışı ... Geliştirme A.Ş.'ne yapılacağının şart edildiğini, sorumluluk sigortasında tazminatın sigortalıya ödenebilmesi için ön şart sigortalının üçüncü kişilere hukuki sorumluluk hükümleri çerçevesinde tazminat ödemek zorunda kalmış olması olduğunu, aksi halde sigortacıya karşı dava hakkı zarar gören üçüncü kişiye ait olacağını, davacının üçüncü şahıslara tazminat ödediğini ispat edecek ödeme belgelerini sunmadığını, davaya konu hasarların ani ve beklenmedik olmadığını, bu nedenle riziko sigorta teminatı dışında olduğunu ve davanın esastan reddinin gerektiğini, davacının kendisinin sorumlu olmadığı bir tazminatı ödeme borcu altına soktuğunu, bu şekilde oluşan borç için sigortacıdan tazminat talep edilemeyeceğini, poliçede sigortacının açık onayı olmadıkça sigortalının üçüncü şahısların tazminat talebini kısmen veya tamamen kabule yetkili olmadığını, zarar görenlere herhangi bir tazminat ödemesinde bulunulamayacağının düzenlendiğini, riziko bedelinin sigorta teminatına dahil olmadığını, avans talebinin redde mahkum olduğunu, davacının talebinin fahiş olduğunu, ruhsatsız, projesiz ve yapı yönetmeliğine aykırı bina yapan zarar görenlerin zararın meydana gelmesinde müterafik kusurlu olduğunu ve bu kusurları oranında indirim yapılması gerektiğini beyanla davanın reddini savunmuştur. Davalı ... sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; sigorta konusuna giren bir zararın vuku bulmadığını, sigorta ile teminat altına alınmış üçüncü kişi zararının bulunmadığını, sigortalının poliçe özel ve genel şartları çerçevesinde yükümlülüğünün ihlal edildiğini, temerrüd faiz isteminin hatalı olduğunu, davacı tarafın iddialarının gerceğe aykırı olduğunu, davacı tarafın zararını tazmin ettiğini iddia ettiği ..., ... ve ... binalarının davacının iksa ve kazı faaliyetleri sebebi ile hasara ugradığını tespit eder hiçbir inceleme veya rapor bulunmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının öncelikle zarar gören üçüncü kişilerin söz konusu ödemelerinin dava öncesinde yapılmış olması gerektiğini, davaya konu inşaattaki faaliyetlerden doğacak hukuki sorumluluğun kime ait olduğunun da tespit edilmesi gerektiğini, TTK.'nın 1427 maddesine dayalı % 50 avans talebinin yasal şartlarının bulunmadığını, davacı sigortalının üçüncü şahısların binalarının yenilenmesini gerektirecek bir hukuki sorumluluğu bulunmadığını, davaya konu edilen inşaatın faaliyetinden önce zaten binaların kendi yapısından kaynaklanan sorunları olduğu ve oturulmasının teknik ve hukuki açıdan sakıncalı olduğunun mahkemece belirlendiğini, davaya konu üçüncü şahıs binalarının inşaat ve iskan ruhsatı sorunları olduğu, yapı tekniğine ve mevzuatına uygun inşa edilmediklerinin anlaşıldığını, davaya konu edilen üçüncü şahıs zararlarının sigorta teminatı haricinde olduğunu, rizikonun önceden bilinmeyen ve ani bir sebeple meydana gelmesi şartının gerçekleşmediğini, binalarda tam veya kısmi bir çöküntünün gerçekleşmediğini beyanla davacının aktif husumet ehliyetinin resen araştırılmasına, yokluğu halinde davanın öncelikle husumet nedeni ile reddini, şartları bulunmayan avans  ödeme talebinin reddini ve haksız davanın esastan reddini savunmuştur.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; ''...Her ne kadar davalı yanca, davacı yanın eldeki davada aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı iddia edilmişse de; davaya konu 07.09.2011 başlangıç tarihli ... sayılı İnşaat All Risks Sigorta Poliçesi ile davaya konu inşaatın, sigortalı işveren sıfatı ... Geliştirme A.Ş.'ye ait olmak üzere davalılar tarafından sigortalandığı, poliçenin düzenlenmesinden sonra 09.12.2011 tarihli zeyilname ile; ... Geliştirme A.Ş. şirketinin 09.12.2011 tarihi itibari ile işveren sıfatı ile poliçeye dahil edildiği, bu zeyilname ile davacı ... Geliştirme A.Ş.'nin sigortalı sıfatına haiz olduğu anlaşılmış, bu sebeple davalı yanın bu yöndeki dava şartı itirazı yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamına alınan bilirkişi kök ve ek bilirkişi raporlarında da belirlendiği üzere; Davacı taraf ... projesi kapsamında kazı ve iksa faaliyetlerine başladığı, ardından ... Mahallesi ... Caddesi ... Sokak’ta yer alan ..., ... ve ... numaralı binalarda ve ... Mahallesinde bulunan ... Rezidans’ta hasar gerçekleştiği hususunun kendilerine bildirildiği, bunun üzerine çeşitli incelemelerde bulunan davacı tarafın, söz konusu binalarda oturulmasının can ve mal güvenliği açısından sakıncalı olduğunun belediye başkanlığınca belirlenmesi sonucunda mal sahiplerinin tahliyesini başlatarak binalarda güçlendirme yapıldığı, davacı yanın tazmin ettiği hasarın, davalılar ile arasındaki İnşaat All Risks Sigortası gereğince mal sahipleri ile yaptığı sulh protokollerini davalı jeran sigorta şirketi ... Sigorta A.Ş.'nin onayına sunduğu belirlenmiştir. Somut olayda; davacı sigortalı, hasar gören taşınmazların sahipleri ile yaptığı protokolleri 28.02.2014 tarihinde davalı jeran sigorta şirketi ... Sigorta A.Ş.’ye ilettiği; ancak davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından 17.03.2014 tarihli cevabi ihtarnamede söz konusu protokollerin kabul edilmediği bildirilmiştir. TTK.'nın 1476/4 maddesi gereğince; sigortacının on beş gün içerisinde onay vermesi bir yükümlülük olmayıp, talebin cevapsız bırakılması da onaylanmaması anlamını taşımaktadır. Sigortacının bildirimden itibaren beş gün içerisinde izleyeceği yolu bildirmemesi ise; söz konusu zararların sigorta teminatı altında olması halinde kesinleşen zararların ödeneceği anlamını taşımayacağından söz konusu zararın sigorta teminatı altında olup olmadığı hususunun tespiti önem arz etmektedir. Davalı sigorta şirketleri savunmalarında; söz konusu hasarın binaların zayıflığından kaynaklandığını, bu sebeple İnşaat Sigortası Genel Şartları ile ... Klozları no 120 çerçevesindeki şartların mevcut olmadığını, hasarın ani veya beklenmedik değil öngörülebilir ve dolayısıyla teminat kapsamı dışında olduğunu, davacı taraf ise; söz konusu sorumluluğun sigortacı tarafından tazmin edilmesi için Kloz 120’nin uygulanmasına gerek olmadığını, zira bu klozun tünel, metro vb. inşaatlar için öngörüldüğünü, olaydaki hasarın açıkça inşaat faaliyetlerinden kaynaklanması karşısında sigortacı şirketin tazminat sorumluluğu bulunduğunu iddia ettiği anlaşılmıştır. Somut olay bakımından sigortacı şirketlerin sorumluluğunun belirlenmesi için zarar gören taşınmazların eski hali ile yeni hali arasındaki farklılığın inşaat faaliyetlerinden meydana geldiğinin belirlenmesi gerektiği, binaların eski durumlarının zayıf, eski, mühendislik hizmeti alınmamış vs. durumda olmaları üçüncü kişilere verilen zarardan sorumluluğun önüne geçmeyeceği gibi, sigortacının tazmin sorumluluğunu da engellemeyeceği, bu bağlamda inşaat faaliyetlerinin başlamasından önce Üsküdar 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2012/2 D. İş sayılı dosyası ile inşaat çevresindeki yapıların durumlarının tespit ettirildiği; bu incelemeye ilişkin tespitte; hasar bildiriminde bulunan binaların yer aldığı ... Sokak'ta herhangi bir hasarın mevcut olmadığı, binaların incelenmesinde ise; kimi binalarda dış görünüşte herhangi bir hasar olmadığı, kimi binalarda krozyona bağlı hasarların bulunduğunun belirlendiği, yine dosya kapsamına alınan 17.03.2020 tarihli ek bilirkişi raporunda da belirlendiği üzere; davaya konu yapıların taşıyıcı elemanlarında ve dilatasyon kısımlarında çatlaklar ve deformasyonların (kalıbı biçimi bozulma, biçimsizleştirme, biçim bozulması) tespit edildiği, Üsküdar Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğü'nün 03.01.2013 tarihli statik raporunda ise; davaya konu yapıların can ve mal kaybının yaşanmaması için tahliye edilmesinin uygun görüldüğü, dolayısı ile dosya kapsamına alınan bilirkişi raporlarında belirlenen \"inşaat işinin doğasından veya tarzından kaynaklanan ve kaçınılmaz olan kayıp ve zararlar, mal ve yapıların stabilitesini etkilemeyen ve kullanıcıları tehlikeye düşürmeyen yüzeysel hasarlar\" olduğuna ilişkin belirlemeye itibar edilemediği, Boğaziçi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümünün 08.05.2014 tarihli raporunda; davaya konu inşaatın çevre binalarda meydana gelen hasarlarla ilişkisinin tespiti için ... Sokak zemininde yapılan ölçümlerde yapılarda deformasyon bulunduğunun tespit edildiği ve yine ... Sokak'taki üç binada yapısal hasar belirlendiği, deformasyonların belirlenmesinde; kazı dolayısıyla meydana gelen su hareketleri ve hafriyat çukurunun açılması ile hareketlenen bu suların deformasyona sebep olduğu, yine yapıların kendi taşıyıcı sistemindeki zayıflıkların da bir araya gelmesi sonucunda yapılarda beklenilmeyen ve öngörülmeyen deformasyonlar oluştuğunun belirlendiği, Sigorta Eksperi İnşaat Mühendisi ...'ın 21.12.2012 tarihli ön raporunda ise; inşaat alanına komşu yapılarda deplasmanlar, yer değiştirmeleri ve deformasyonlar meydana geldiginin bildirildiği, binalarda çatlaklar oluştuğu; sokağın iç tarafına doğru eski binalarda küçük ölçekli çatlaklar ve açılmaların oluştuğu, ... Caddesi üzerinde yolda ve tretuvarlarda çatlaklar oluştuğu, olayın komşu binaların oturduğu zemindeki yeraltı su seviyesinin iksa ve kazı çalışmaları nedeniyle düşmesi sonucu zeminde oluşan boşluklardan dolayı üniform olmayan hızlı oturmalar olarak tanımlanabileceğinin belirlendiği, İstanbul Teknik Üniversitesi Deprem Mühendisliği ve Afet Yönetimi Enstitüsü  tarafından hazırlanmış olan 24.01.2013 tarihli teknik raporda ise; binaların taşıyıcı sistem elemanları ile bölme ve cephe duvarlarında düşey ve yatay ayrılmalar tespit edildiği, bina pencere kasaları ile duvarların ayrıldığı, daire içlerindeki kapı kasalarının gönyelerinden saptıklarının belirlendiği, binanın taşıyıcı sistem elemanlarının donatılarında korozyon oluşumuna bağlı çatlaktların mevcut olduğunun belirlendiği anlaşılmıştır. Tüm bu tespitler nazara alınarak meydana gelen hasarın ani ve beklenmedik olup olmadığı hususunun değerlendirilmesinde ise; ani ve beklenmedik rizikodan kasıt, hiçbir şekilde öngörülemeyen, doğaüstü olayların meydana gelmesi gibi haller olmadığı, ani ve beklenmedik olay ihtimal dahilinde olan, ancak ne gerçekleşmesi imkansız ne de kesin olan olayları ifade ettiği, somut olayda inşaat faaliyeti öncesinde hasar gören binaların zayıf olması, oluşacak tüm hasarların öngörülebilir olması sonucunu doğurmayacağı, ani ve beklenmedik olma şartının İnşaat Sigortası Genel Şartlarının bir unsuru olduğu, Üçüncü Şahıslara Karşı Sorumluluk Sigortası Klozu bakımından böyle bir şartın aranmadığı gibi verilecek zararın muhtemel olması, böyle bir rizikonun sigorta ettirilemeyeceği anlamını taşımayacağı, söz konusu olayda oluşan hasarın yukarıda yapılan tespitler nedeniyle inşaat faaliyetleri neticesinde oluştuğu, binalarda derz ayrılmasına bağlı deformasyonun davaya konu inşaat faaliyetleri ile iliyet bağı içinde olduğu, akabinde de söz konusu binaların yıkılarak yeniden inşası nazara alındığında öncesinde öngörülebilir zararlardan olmadığından sigorta teminatı kapsamına dahil olduğu anlaşılmıştır. Davacı sigortalının yaptığı ödeme yönünden yapılan incelemede ise; Üçüncü Şahıslara Karşı Sorumluluk Sigortası Klozunda bulunan, sigortalının sigortacının onayı olmaksızın herhangi bir tazminatı kabul edemeyeceği ve ödeme yapamayacağı hükmü, tek başına sigortacıları sorumluluktan kurtarmayacağı, aksinin kabulü halinde zararın katlanarak artması ve daha ciddi kayıpların yaşanması sonucuna yol açacağı; ayrıca sigortacının onay vermekten kaçınarak tazminat ödenmesini sürüncemede bırakılması, zarar gören kişilerin zor durumda kalması sonucunu doğurabileceği, somut olayda davacı sigortalının bildirimde bulunması, davalı sigortacının ise hasarın tazminini reddetmesi nedeniyle, üçüncü kişilerin gördükleri zarar sigorta sözleşmesinden bağımsız olduğundan tazmin edilen zararın davalı sigortacıların sorumluluğu dahilinde ödenmesi gerektiği açıktır. Davacı yanca üçüncü kişilere 2014 yılında ödeme yapılması sebebiyle esas alınan 2014 yılı Bina Yapım Metrekare maliyet fiyatlarına göre; ... Ada, ... parseldeki binaya ilişkin hasar bedelinin 475.875,00-TL, ... Ada ... parseldeki binaya ilişkin hasar bedelinin 781.320,00-TL, ... Ada, ... parseldeki binaya ilişkin hasar bedelinin 613.020,00-TL olmak üzere; toplam 1.870.215,00-TL olarak hesaplandığı, dava konusu binalar için yapılan hasar harcamaları ile ilgili bedellerin; ... Rezidans (17 ayrı bağımsız bölüm onarım masrafları) 70.800,00-TL Noter Masrafları 61.080,29-TL Tahliye ve Geçici İkamet Masrafları 514.834,38-TL Etüd ve Projelendirme Masrafları 22.420,00-TL Teknik Tespit ve Rapor Masrafları 10.440,00-TL TOPLAM 679.574,00-TL olduğunun tespit edildiği, bu değere de eskime payları düşülerek hesaplanan bina hasar değerlerinin eklenmesi sonucunda; 1.870.215,00-TL + 679.574,00-TL = 2.549.789,00-TL olarak hesaplandığı, sigorta poliçesinde yer alan tazminattan %10 oranında muafiyetin tenzili kararlaştırıldığından; 2.294.811,00-TL tazminat bedeli hesaplandığı, davacı yanca yapılan güçlendirmeye ilişkin masraflar, meydana gelen zararın niteliği, giderilmesi için gereken tazminat tutarı nazara alındığında olayda ödenen tazminatın fahiş olmaması sebebiyle; belirlenen 2.294.811,00-TL tazminatın, davalı ... Sigorta A.Ş.'nin 573.702.75-TL'sinden, davalı ... Sigorta A.Ş.'nin 573.702.75-TL'sinden, bakiye 1.147.405,50-TL'sinden ise; davalı ... Sigorta A.Ş.'nin sorumlu olması kaydıyla, davalı ... sigortacı ... Sigorta A.Ş.'ye sulh protokollerin tebliği tarihi olan 12.03.2014 tarihine TTK.'nın 1427/2 maddesinde belirlenen 45 günlük sürenin eklenmesi sonucunda tespit edilen temerrüt tarihi olan 28.04.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan belirtilen miktarlarda tahsili ile davacı yana verilmesine ilişkin davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine\" karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ 1-Davalı ... Sigorta A.Ş.  (eski unvan ... Sigorta A.Ş.) vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; İnşaat Sigortası Genel Şartları A.1 maddesine göre ani ve beklenmedik bir sebeple meydana gelen hasarların teminat kapsamında olduğunu,  ...'nın “özel şartlar” başlığını taşıyan C.11. Maddesinde “Bu Genel Şartlara, varsa bunlara ilişkin klozlara aykırı düşmeyen özel şartlar konulabilir.” denilmek suretiyle Genel Şartlara aykırı düşmemek kaydıyla özel şartlar konulacağının belirtildiğini, bu nedenle \"ani ve beklenmedik olma\" koşulunun yerel mahkeme kararının aksine özel şartlar ve klozlar bakımından da geçerli olduğunu, beklenen ve işin doğasından kaynaklanan zararların ise teminat dışı bırakıldığını, dava konusu hasarın ise ani ve beklenmedik bir hasar olmadığını, aksine davacı tarafından Boğaziçi Üniversitesi Mühendislik Fakültesinden alınan Prof. Dr. ... imzalı 08/05/2014 tarihli raporda “Bu tip zeminlerde öngörmeli ankrajlar kullanılarak yapılan kazılarda, civar zeminlerde bazı deformasyonlar olması kaçınılmazdır.” denilerek zemin deformasyonların beklenmedik olmadığının açıkça vurgulandığını, hatta davaya konu edilen üçüncü şahıs binalarında hasarın oluşması beklenen bir durum olduğu için davacının inşaatın henüz başındaki durumu tespit edebilmek bakımından Üsküdar 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012/2 D. İş sayılı dosyasıyla bilirkişi tespit talebindeki beyanı ile inşaat kazı ve iksa çalışması sırasında ortaya çıkacak hasarları öngördüğünü, beklediğini bizzat kabul ettiğini, Söz konusu arazi deplasmanlarının işin doğasından kaynaklandığının ve planlama aşamasında hesaplandığının inşaat projesi ve raporlarla sabit olduğunu, bu nedenle genel şartların dışında ayrıca 120 nolu klozda da inşaat işinin doğasından yada tarzından doğan ve kaçınılmaz olan kayıp ve zararların teminat harici bırakıldığını, Davaya konu edilen üçüncü şahıs zararları, poliçede ek teminat olarak alınan  Üçüncü Şahıslara Karşı Mali Mesuliyet Sigortası klozunda da istisna edildiğini ve bu nedenle ÜŞMMS teminatı yanında MR 120 EK klozu eklendiğini, Üçüncü Şahıslara Karşı Sorumluluk Sigortası Klozunun teminat dışı kalan haller başlıklı 2.b maddesi ile herhangi bir mülkün ya da yapının vibrasyon veya taşıyıcı, destek veya payandalarının zayıflatılması veya kaldırılması nedeniyle meydana gelecek bedeni veya maddi zararların teminat dışında bırakıldığını, bu istisnanın inşaat faaliyetinin herhangi bir üçüncü şahıs binasına zemin altından verebileceği zararların teminat harici bırakılması anlamına geldiğini,  zira “vibrasyon veya taşıyıcı, destek veya payandalarının zayıflatılması veya kaldırılması” etkenleri dışında üçüncü şahıs binalarına zemin altından başka bir şekilde zarar verilebilmesinin söz konusu olmadığını, bu şekilde oluşabilecek zararın ise MR 120 klozu ile teminat altına alınabileceğini, ancak MR 120 klozunun  ise üçüncü şahıslara ait yapılardaki zararı belli koşulların varlığı halinde teminat kapsamına aldığını, MR 120 ile verilen teminatın geçerliliği için herhangi bir yapı veya tesiste arazi bölümünde tam veya kısmi bir çöküntünün gerçekleşmiş olması gerektiğini, oysa somut olayda üçüncü şahıslara ait binalarda ve binaların arzın içinde kalan bölümlerinde tam veya kısmi bir çökme söz konusu olmadığını, dosya kapsamında alınan bilirkişi kök ve ek raporlarıyla olayda tam veya kısmi çökme olmadığı ve bu nedenle hasarın teminat dışında kaldığı belirlenmesine ve bu husus mahkemece kabul edilmesine rağmen hatalı olarak bu kabul ile çelişir şekilde hüküm tesis edildiğini, MR 120 klozu ile sadece çökmeye ilişkin sınırlı teminat verilmesinin sebebinin ise inşaat kazı ve iksa çalışmaları sırasında çevre arazi ve binalarda belirli oranda çatlamalar, arazi deplasmanlarına bağlı belirli oranda hasarlar meydana gelmesinin beklenen, bilinen, hesaplanan ve işin doğasından kaynaklanan bir durum olmasından kaynaklandığını, sigortacıların kısmi ve tam çökme gibi beklenmedik hasarları karşılayarak binaların temellerini etkilemeyen, yapısal olmayan ve işin doğasından kaynaklanan diğer küçük çaplı hasarları sigortalı müteahhidin kendi imkanları dahilinde gidermesinin amaçlandığını, sigortanın priminin de bu sınırlı teminata göre hesaplanıp alındığını, sigortacının hesaplanmamış ve primi alınmamış bir rizikoyu üstlenmesinin sigorta hukukunun temel prensiplerine aykırı olacağını, Davacının üçüncü şahıslara karşı yaptığı her taahhüdün ve her ödemenin sigorta kapsamında kabul edilemeyeceğini, kaldı ki sigorta poliçesine konu olan ... inşaatı öncesinde ekonomik olarak zaten değerlerini kaybetmiş ve kentsel dönüşüm mevzuatı çerçevesinde yenilenmesi zorunlu hale gelen ayrıca ruhsatsız olan binaların yerine sıfır bina ikamesi bedelinin ödenmesinin ise bina sahipleri yönünden sebepsiz zenginleşmeye sebebiyet verecek olup böyle bir taahhüt ve ödemenin ise sigortacıyı değil ancak davacıyı bağlayacağını, 120 nolu klozda teminatın geçerli olabilmesi için gerekli olduğu öngörülen 2.maddesine göre; sigortalı davacının hasarı önleyici tedbirleri alması gerektiğini ancak olayda davacının gerekli önlemleri aldığını gösteren bir delil bulunmadığını, Yine 120 nolu klozda işin doğasından ya da tarzından doğan ve kaçınılmaz olan kayıp ve zararlar yönünden sigortacının tazminat yükümlülüğünün olmadığı açıkça belirtilmekle, bu düzenlemenin ise ... nın A.1. maddesindeki “beklenmedik ve ani” olma şartı ile paralellik taşıdığını, ancak açıklandığı üzere dava konusu zararların beklenen zararlar olduğu ve işin doğasından kaynaklandığını, Davacı bizzat kendisi; üçüncü şahıs zararları ile ... inşaat faaliyeti arasında bir nedensellik bağı bulunmadığını, üçüncü şahıs binalarının inşaat öncesi durumda zaten yapısal sorunları olan inşaat tekniğine uygun inşa edilmemiş, ruhsatsız, kalitesiz beton ve demir donatılı, kötü işçilikli binalar olduğunu kendisine yöneltilen taleplerde bizzat kabul ve beyan etmiş iken ve aksi herhangi bir yargı kararıyla tespit edilmemişken, üçüncü şahısların zararını kendi inisiyatifiyle ödemesinin ise hukuki bir sorumluluğun yerine getirilmesi değil, sözleşmesel bir sorumluluğun yerine getirilmesi niteliği taşıdığını ve ÜŞMM Sigortası Genel Şartlarının 3.A-2 maddesine göre “Bir mukavelenin ifasına veyahut hususi bir anlaşmaya dayanıp, sigortalının kanuni mes'uliyet ölçüsünü aşan mutalebeler” sigorta teminatı haricinde olduğunu, Yine ÜŞMM Sigortası Klozunun 3/C maddesi uyarınca “Her türlü netice hasarları” dolayısıyla değer kayıpları, kira, taşınma giderleri vs. ad altında talep edilen her türlü gider sigorta teminatı haricinde olduğunu, bir an için bu tip zararların sigorta kapsamında olduğu kabul edilse dahi ödendiği belirtilen kira ve taşınma bedellerinin rayicine uygun olduğu, zorunlu ve makul olduğu, konut sahiplerince gerçekten binaların fiilen boşaltıldığı ispatlanmadığı gibi ödendiği belirtilen bedellerin ise fahiş olup gerçek zararı yansıtmadığını, ayrıca davacının dava dilekçesinde \"değer kaybı tazminatı\" talebi olmadığı halde mahkemenin değer kaybı hesaplaması yaptırarak hüküm altına almasının tamamen hukuka aykırılık teşkil ettiğini beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 2-Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; Bilirkişi kök raporu ile 1.ve 2.ek raporlarında davacının taleplerinin teminat dışı olduğu değerlendirilmesine rağmen Mahkeme 29/11/2018 tarihli ara kararı ile \"...binalarda var ise kazı çalışmasına bağlı derz kaymasından dolayı herhangi bir deplasman veya deformasyon meydana gelmiş ise bu hususun binalarda değer kaybına sebebiyet verip vermeyeceği, vermesi halinde değer kaybından kaynaklı zararın tespiti...\" için ara karar kurulduğunu, 3.ek raporda \"Davaya konu yapılar ile ilgili olarak derz kayması biçimindeki deplasman ve deformasyondan kaynaklanan zararların tespiti ile onarım - gideri maliyetlerinin tespiti mümkün olamamaktadır çünkü bu hasarların miktarlarına ait herhangi bir metraj bilgisi (genişlik, uzunluk, miktar vb.) dosyada mevcut değildir.\" denilerek ayrıca binalardaki olası değer kaybı hesaplamasının da heyetlerinin uzmanlık alanlarında olmadığının belirtildiğini, bunun üzerine mahkemece heyete bir de değerleme uzmanı atatarak dosya konusu dairelerde değer kaybı olup olmadığı tespiti yaptırıldığını ve 4.ek raporun alındığını, bu raporun herhangi bir somut veriye dayanmadığını, davacı tarafın dava dilekçesinde değer kaybı talebi olmamasına rağmen 2.294.811,00 TL'lik bir değer kaybı tazminatı hesaplandığını,  üstelik değer kaybı hesaplanan 2 evin kentsel dönüşümde yıkılıp yenilendiğini, bu evlere dahi değer kaybı hesaplandığını, değer kaybına ilişkin raporu veren bilirkişinin bizzat katıldığı keşifte davacı ...'ın yetkilileri dahi bu evlere ve çevresine ... inşaatının değer kattığını açıkca belirtmesine rağmen, raporda bundan hiç bahsedilmediğini, zoraki bir şekilde davacı lehine zarar hesabına gidildiğini, davacı tarafın dava dilekçesinde değer kaybı talebi olmamasına rağmen HMK 26. maddesine aykırı bir şekilde değer kaybına ilişkin rapor alındığı gibi raporun ise mahkeme ara kararına aykırı olduğunu, zira mahkeme tarafından değer kaybına ilişkin hesaplama yapılması için ara karar kurulmuşken binaların yıkılıp yeniden yapılma ücretinin hesaplandığını, olay 2012 yılında meydana gelmişken dava tarihi olan 2014 yılı esas alınarak hesaplama yapıldığını, keşif günü 9.parsel ile 11.parseldeki binaların kentsel dönüşüm kapsamında yıkılıp yeniden yapıldığının görüldüğünü, bilirkişi raporunun 6 sayfasında bu parseldeki binaların proje tarihlerinin 2015 ve 2017 yıllarına ait olduğunun yazıldığını, bilirkişinin inceleme yaptığı binaların ise olay tarihinde (... kazısı 2012 yılında başlanmıştır) 30-34 yıllık kaçak ve imar izni dahi olmayan yapılar olduğunu, nitekim o dönem kentsel dönüşüme girdiğini ve Belediye tarafından yıkılıp yeniden yapıldığını, bu hususlar bilirkişi heyet i tarafından bilinmesine rağmen yeni yapılmış binalar üzerinden sözde dava tarihi itibariyle fahiş değerler biçildiğini, m2 değerlerinin yıpranma paylarının hatalı olduğunu, bu nedenlerle 4.ek raporun hükme esas alınamayacağını, Sorumluluğu kabul anlamına gelmeksizin, olayda değer kaybı zararı olmadığı gibi bu zararı kanıtlama imkanının da bulunmadığını, kaldı ki ... inşaatı ile bölgedeki binalarda değer kaybı değil değer artışı olduğunu, Bilirkişi raporlarında sonuç olarak ... 120 no.lu kloz kapsamında sigorta teminatının söz konusu olması için, binalarda tam veya kısmi bir çöküntü gerçekleşmesi gerektiği, inşaat işinin doğasından veya tarzından kaynaklanan ve kaçınılmaz olan, beklenen, kayıp ve zararların, mal ve yapıların stabilitesini etkilemeyen ve kullanıcıları tehlikeye düşürmeyen yüzeysel hasarların 120 no.lu klozun teminat kapsamı dışında olduğu ve davacının tazmin ettiği üçüncü kişi zararlarının taraflar arasındaki sigorta sözleşmesi kapsamında olamayacağı kanaati bildirildiğini, Mahkeme kararında sigortadan bağımsız olarak anılan zararlardan olası sorumlu taraflar (dava dışı talep sahiplerinin ihmal veya kusurları dahil) ve gerçek zararın (iyileştirme zararı dahil) tespiti ve ayrıştırılması bakımından hiçbir değerlendirme ortaya konulmadığını, bu bağlamda binaların yapısal kusurları ve çevresel etkiler nedeniyle oluşan hasarların dikkate alınmadığını, oluşan hasar sadece iksa ve kazı faaliyetlerinden değil aynı zamanda geçmiş yıllarda yaşanan kuraklık ve iklim değişikliğinden yapıların yeterli mühendislik hizmeti almadan inşa edilmesinden, beton ve demir kalitesinin düşük olmasından, yapıların eski olmasından, korozyondan, 1999 depreminde oluşan hasardan ve sair çevresel etkenlerden kaynaklanmakta iken oluşan hasar nedeniyle müterafik kusur değerlendirmesi yapılmadığını, davacı taraf, dava konusu kazı çalışmasının işvereni konumunda olup müteahhit firma ile arasındaki hukuki ilişkinin ve tarafların sorumluluklarının irdelenmediğini, İnşaat Sigortasına bağlı Ek ÜŞMM klozu teminatında hasarın “ani ve beklenmedik” bir olaydan kaynaklanması ön şart olmasına rağmen Mahkeme tarafından gerek teminat ve gerekse olay yönünden “ani ve beklenmedik” olma şartının değerlendirilmediğini, oysa Poliçenin ikinci sayfasında “Bu sigorta poliçesi, yürürlükteki İnşaat All Risks poliçesi hüküm ve şartlarına göre tazmin edilebilir ani ve beklenmedik bir ziya veya hasar sonucu, Poliçe Cetveli’nde belirtilmiş olan teminatları sigorta süresi içinde ve toplam sigorta meblağını aşmamak koşuluyla, teminatın karşısında yazılı limitlere kadar tazmin eder.” denildiğini, buna göre Poliçe kapsamında üçüncü kişi hasarlarının ödenebilmesi için hasarın ÜŞMM Klozu ve 120 sayılı Kloz özel şartlarını taşınması gerektiğini ancak buraya gelmeden daha önce ilgili hasarın Poliçe ön şartını taşıması yani hasarın ani ve beklenmedik şekilde meydana gelmesi gerektiğini, bu hususun aynı zamanda ÜŞMM ve 120 sayılı Kloz’un da koşulunu oluşturduğunu, ancak dava konusu hasarın ani ve beklenmedik şekilde meydana gelmediğini, Zira davacının yaptığı inşaatın derinliği, teknik özellikleri ve hasar oluştuğu iddia edilen binaların yaşı, yapım özellikleri, kazıdan önceki hallerinin dikkate alınması gerektiğini, davacının gerçekleştirdiği kazı faaliyetinin sadece Türkiye’de değil Avrupa’da yapılan en derin İnşaat Kazısı olduğunu, projede 52 m derin temel kazısı ve 2.777.997 m3 hafriyat yapıldığını, bu araziden çıkarılan toprak ile Avrupa’nın en büyük etkinlik alanı olarak anılan Maltepe Sahili’ne dolgu yapıldığını, bu durumda kazı alanına komşu taşınmazlarda kazı sebebiyle kılcal çatlamaların, dilatasyon derzlerinde açılmaların,  yapısal olmayan hasarların oluşmasının olağan ve beklenen bir durum olduğunu, Üsküdar Belediye Başkanlığı’nın 03/01/2013 tarihli statik raporunda davaya konu hasarların oluştuğu binaların ruhsatlarının bulunmadığı, mahallinde yapılan incelemede ise binaların hiçbir mühendislik hizmeti almadan kanuna aykırı olarak inşa edildiği, binaların yapım yılı ve yapım teknikleri göz önüne alındığında çevresel etkiler sonucu oluşacak hasarların olağan olduğunun tespit edildiğini, 10/05/2013 tarihli İnşaat Mühendisi ... tarafından hazırlanan Ekspertiz Raporu’nda “Sigorta konusu projenin kapsamındaki iksa duvarlarının yapımı sırasında önceden planlanan ve öngörülenden daha farklı bir durumun ortaya çıkmadığı, hatta gerçekleşen deplasmanların öngörülenden daha düşük olduğu ve binalarda çatlaklara neden olan deplasmanların (esneme) etkisinin seçilen iksa sisteminin doğasından ve tarzından kaynaklandığı” tespitine yer verildiğini, 120 sayılı Kloz gereği inşaat işinin doğasından kaynaklanan kaçınılmaz olan kayıp ve zararlarda sigortacının sorumluğunun bulunmadığını, Mahkemece poliçedenin  “Üçüncü Şahıslara Karşı Sorumluluk Sigortası Klozu” Özel Şartlarının 2.bendinde yer alan “Sigortacının açık onayı olmadıkça, sigortalı tazminat talebini kısmen veya tamamen kabule yetkili olmadığı gibi, zarar görenlere herhangi bir tazminat ödemesinde bulunamaz.” hükmünün dikkate alınmadığını, TTK 1448 gereği sigorta ettirenin rizikonun gerçekleştiği veya gerçekleşme ihtimalinin yüksek olduğu durumlarda zararın önlenmesi, azaltılması, artmasına engel olunması veya sigortacının üçüncü kişilere olan rücu haklarının korunabilmesi için imkanlar ölçüsünde önlemler almak ayrıca sigortacının talimatlarına olabildiğince uymakla yükümlü olduğunu, somut olayda ise davanın bu yükümlülüklerini gözardı ettiğini, müvekkilinin talimatlarına uymayarak konunun yargıya intikal edip gerçekten bir zarar olup olmadığı, zarar varsa da bunun davacı inşaat çalışmalarından kaynaklanıp kaynaklanmadığının tespiti yapılmasını beklemeden tüm zararı kabul eden ve ödeyen sigortalı davacının tam kusurlu olduğunu bu nedenle müvekkilinin tazminat yükümlülüğünü tamamen ortadan kalktığını, ÜŞMM Klozu Teminat Dışında Kalan Haller Başlıklı 3.maddesi A bendi altında “Bir mukavelenin ifasına veyahut hususi bir anlaşmaya dayanıp, sigortalının kanuni mes'uliyet ölçüsünü aşan talepler” teminat dışında bırakılmakla, davacının kanuni sorumluluğunun belirlenmesini beklemeden tamamen kendi ticari repütasyonu için talep sahiplerine yaptığı ödemelerin bu madde gereği teminat dışında kaldığını, Yine davacının ödediği kalemlerden kira farkı/taşınma giderleri, noter giderleri, emlakçı komisyonu gibi masraflar netice zararı olarak adlandırılabilecek zararlar olup 3.Ş.M.M Klozu Teminat Dışında Kalan Haller Başlıklı 3.maddesi C bendinde açıkça Netice Zararlar için ödeme yapılmayacağının hüküm altına alındığını, Dava konusu dışında çevre binalarda benzer taleplerle açılan davaların ... inşaatı ile illiyet bağı kanıtlanamadığı gerekçesiyle reddedildiğini ve bu kararlar Yargıtay tarafından onanmasına rağmen mahkemece dikkate alınmamasının hatalı olduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 3-Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; Ana poliçe olan 07/09/2011 başlangıç – 07/03/2013 bitiş tarihli ve davaya konu İnşaat All Risks (Bütün Riskler) Sigorta Poliçesi’nde, yer alan “Hasar Ödemesi Yapılacak Taraf” başlıklı maddede hasar ödemesinin dava dışı ... Geliştirme A.Ş.’ye yapılacağının belirtildiğini, zeyilname davacının 09/12/2011 itibari ile işveren sıfatı ile poliçeye dahil edildiğini göstermekte ise de söz konusu zeyilnamede “ana poliçe üzerinde mevcut diğer her türlü detay aynen geçerli kalmak üzere” kaydı mevcut olduğundan, hasar ödemesinin TTK 1454.maddesi uyarınca ancak dava dışı ... Geliştirme A.Ş. tarafından talep edilebileceğini, bu nedenle davacının aktif husumeti ve davayı takip yetkisi bulunmadığından davanın usulden reddi gerektiğini, ... 120 kloz şartı yani binalarda tam veya kısmi çöküntü meydana gelmesi koşulunun somut olayda gerçekleşmediğini, dosyada alınan 15/12/2016 tarihli bilirkişi kök raporu, 25/10/2017 tarihli bilirkişi ek raporu, bilirkişi ikinci ek raporu ve bilirkişi üçüncü ek raporu ile davacının talep ettiği zararların sigorta teminatı dışında kaldığı isabetle tespit edildiğini, davaya konu olan 3. kişilere ait taşınmazlardaki hasarların dava konusu inşaat faaliyetinden meydana gelmediğini, 21/12/2012 tarihli ekspertiz raporunda ağır çatlak olarak tanımlanan çatlakların korozyona bağlı çatlaklar olduğunu ve korozyona bağlı olarak oluşan düşey kolon çatlakları dışında başka herhangi bir hasara ait fotoğraf bulunmadığını, anılan nedenlerle davacının tazmin ettiği 3. kişi zararlarının sigorta sözleşmesi kapsamında olmadığını, Bilirkişi dördüncü ek raporunda önceki raporlarda tespit edilen hususlara yer verilmediğini, bu nedenle hükme esas alınamayacağını, binaların yıkılıp yeniden yapılmış olması sebebiyle raporları hazırlayan bilirkişi heyetinin binalarda kazı çalışmasına bağlı derz kaymasından dolayı herhangi bir deplasman veya deformasyon olup olmadığını yerinde incelemeyle tespit etmek imkanına sahip olamadıklarını, dosya içinde ise dava konusu binalarda kazı çalışmasına bağlı derz kaymasından dolayı herhangi bir deplasman veya deformasyon olduğunu ispat edecek bir rapor ya da sair delil mevcut olmadığını, bu durumda 4. Ek Raporu hazırlayan bilirkişi heyetinin tamamen varsayım üzerinden binaların yeniden yapım maliyetini hesaplayarak rapor oluşturduklarını, İnşaat Sigortası Genel Şartları m. 3/1-d hükmüne göre üçüncü şahısların maruz kalacağı zararlar nedeniyle sigortalıya düşecek hukuki sorumlulukların sigorta kapsamı dışında ise de poliçeye Üçüncü Şahıslara Karşı Sorumluluk Sigortası Klozu ve ... Klozları eklenerek genişletildiğini, buna göre somut olay bakımından tazmini gereken zarar sigortalının üçüncü kişilere karşı sorumluluğu çerçevesinde olduğundan Üçüncü Şahıslara Karşı Sorumluluk Sigortası Klozu ve ... Klozlarının bu tür zararları teminat kapsamına alıp almadığının incelenmesi gerektiğini, yine herhangi bir mülkün ya da yapının vibrasyon veya taşıyıcı, destek veya payandalarının zayıflatılması veya kaldırılması nedeniyle meydana gelecek bedeni veya maddi zararların Üçüncü Şahıslara Karşı Sorumluluk Sigortası Klozu uyarınca teminat dışı ise de Üçüncü Şahıs Mali Mesuliyet Ek Teminatının üçüncü şahıslara ait bir mülkün ya da yapının vibrasyon nedeniyle veya taşıyıcı destek veya payandalarının zayıflatılması veya kaldırılması nedeniyle meydana gelecek bedeni veya maddi zararları kapsayacak şekilde genişletilmesinin ... uyarınca kararlaştırıldığını, buna göre somut olayda üçüncü şahıslara ait yapılardaki zarar vibrasyon (titreşim) nedeniyle meydana gelmiş ise dava konusu zararların teminat kapsamında olup olmadığına karar verirken ... KLOZ 120’de aranan şartların mevcut olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiğini, bu şartın ise yukarıda yer verildiği gibi binalarda tam veya kısmi çöküntü meydana gelmesi halinde gerçekleşeceğini ancak somut olayda şartın gerçekleşmediğini, ... KLOZ 120'de sigortacının yapı (inşaat) işinin doğasından ya da tarzından doğan ve kaçınılmaz olan kayıp ve zararları tazmin yükümlülüğünün bulunmadığını, bu sigorta türünde sigortacının inşaat işinin doğasından ya da tarzından olan ve kaçınılmaz olan kayıp ve zararları da tazmin etmediğini, Türkiye’nin ve Avrupa’nın en büyük kazısı kabul edilen davaya konu inşaat sırasında çevredeki yapıların zarar görmesinin ise inşaat işinin doğasından ve tarzından doğup kaçınılmaz olduğunu, nitekim davaya konu Sigorta Poliçesinde davacı işveren ile birlikte sigortalı olarak gösterilen yükleniciler ... Enerji Üretim Tic. ve San. A.Ş ile ... Turizm ve Ticaret A.Ş'nin 12/10/2011 tarihinde yapı ruhsatını aldıktan sonra 19/01/2012 tarihinde Üsküdar 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’ne başvurarak kazı çalışmaları nedeniyle çevre yapılarda ve yollarda ileride oluşabilecek hareketin, deplasmanın, çatlağın, hasarın önceki haliyle kıyaslanabilmesi ve değerlendirilebilmesi için tespitini talep etmiş olmalarının inşaat işinin doğasından ve tarzından olan, kaçınılmaz riziko gerçeğini açıkça ortaya koyduğunu, Üsküdar Belediye Başkanlığı’nın 03/01/2013 tarihli Statik Raporu’nda imar işlem dosyası üzerinde yapılan incelemede davaya konu binaların ruhsatlarının bulunmadığı, binaların hiçbir mühendislik hizmeti alınmadan inşa edildiği, yapım yılı ve yapım teknikleri gözönüne alındığında çevresel etkiler sonucu yapı elemanlarında oluşacak hasarların olağan olduğunun tespit edildiğini, yine İnşaat Mühendisi Sigorta Eksperi ... tarafından hazırlanan 10/05/2013 tarihli Ekspertiz Raporunda da davaya konu rizikonun kazı işinin doğasından ve kaçınılmaz olduğunun belirlendiğini, Ayrıca Sigorta Poliçesi’nin 2. sayfasında bu sigorta poliçesinin İnşaat All Risks poliçesi hüküm ve şartlarına göre tazmin edilebilir ani ve beklenmedik bir ziya veya hasar sonucu, Poliçe Cetvelinde belirtilmiş olan teminatları tazmin edeceği hususunun düzenlendiğini oysa dava konusu rizikonun ani ve beklenmedik değil, işin doğasından kaynaklanan kaçınılmaz bir riziko olduğunu, Yukarıda yer verildiği üzere Sigorta Poliçesinde davacı işveren ile birlikte sigortalı olarak gösterilen yükleniciler ... Enerji Üretim Tic. ve San. A.Ş ile ... Turizm ve Ticaret A.Ş'nin 19/01/2012 tarihinde delil tespiti istemiyle mahkemeye yaptıkları başvuru üzerine yapılan keşif neticesinde Üsküdar 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2012/2 D. İş sayılı Dosyasında 23/01/2012 tarihli Bilirkişi Tespit Raporu ve 23/02/2012 tarihli Bilirkişi Ek Tespit Raporunda davaya konu binaların keşif tarihindeki durumlarının tespit edildiğini, bu keşiften 1 yıl sonra 03/01/2013 tarihinde bu kez davalılardan ... Sigorta A.Ş’nin talebi ile Kadıköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2012/1327 D. İş sayılı dosyası tahtında yine mahallinde keşif yapıldığını ve hazırlanan Bilirkişi Raporunda binaların 19/01/2012 tarihinde yapılan keşifte tespit olunan durumları ile 03/01/2013 tarihinde yapılan keşifte tespit edilen durumları arasında bir fark olmadığı, binalarda mevcut donatı korozyonu nedeniyle oluşan hasarların iksa ve kazı çalışmalarına bağlı olmadığının tespit edildiğini, ayrıca hasarlı olduğu belirtilen binalardan yapı denetim kuruluşu ... Yapı Denetim firması yönetiminde alınan örneklerin ... Hizmetleri Ltd. Şti. tarafından teste tabi tutulduğunu, yine ... İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından zemin etüdleri yapıldığını, laboratuvar raporunda ise hasarlı binaların betonlarının “standart dışı” olduğu ve demir donatılarının erimiş vaziyette olduğunun tespit edildiğini, Yine Sigortalı yüklenici ... – ... Adi Ortaklığı’nın başvurusu üzerine İstanbul Teknik Üniversitesi Deprem Mühendisliği ve Afet Yönetim Enstitüsü İnşaat Fakültesi, İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim üyeleri tarafından hazırlanan 24/01/2013 tarihli Teknik Raporda davaya konu ... Sokak No: ... adresindeki binada beton kalitesinin düşük olduğu, işçiliğin iyi olmadığı, binanın taşıyıcı sistem elemanlarının donatılarda korozyon oluşumuna bağlı çatlaklar olduğu tespit edilmekle, bu tespitlerin binadaki hasarın binanın kendi ayıbından kaynaklandığının göstergesi olduğunu, Davaya konu binaların çökme tehlikesinin bulunması, bu binaların yapı ruhsatlarının olmaması, hiçbir mühendislik hizmeti almadan inşa edilmiş olmaları, taşıyıcı sistemlerinde düzensizlik ve çerçeve süreksizliği bulunması, binaların yaşlı (30 yaşında), beton kalitesi ile işçiliğinin kusurlu olması ve büyük deprem geçirmiş olmalarına bağlı olup bu nedenlere bağlı hasarların sigortacı tarafından tazmininin mümkün olmadığını, Olayda sigorta sözleşmesinin konusunun inşaat, iksa ve kazı işleri olduğunu, iksa ve kazı işlerinin dava dışı ... Ticaret A.Ş ... Madencilik Enerji Üretim Ticaret ve Sanayi A.Ş ... tarafından yürütüldüğünü, taraflar arasındaki sözleşmenin eser sözleşmesi olup davacının işsahibi, dava dışı ... ve ... şirketlerinin oluşturduğu ortak girişimin ise yüklenici olduğunu, eser sözleşmesinin niteliği gereği davacının TBK 66 uyarınca adam çalıştıran sorumluluğu bulunmadığını, yine hasarın oluştuğu tarihte ortada inşaatı tamamlanmış bina veya yapı olmadığından yüklenicinin üçüncü kişilere verdiği zarardan sigortalı işsahibinin TBK 69 hükmü gereği sorumlu tutulamayacağını, iksa ve kazı fiilini yapan davacı olmadığından davacının haksız fiil sorumluluğunun olmadığını, davacının sorumlu olmadığı bir tazminatı ödediğini, bu şekilde oluşan borç için sigortacıdan tazminat talep edilemeyeceğini, Davacının talep ettiği zararların sigorta teminatı kapsamında olmadığına dair istinaf sebepleri saklı kalmak kaydıyla, Yerel Mahkemenin hükme esas aldığı Bilirkişi Heyeti 4. Ek Raporunda dava konusu binaların yeniden yapım maliyetlerinin hesaplanmasında 2014 yılı bina yapım metrekare maliyetlerinin dikkate alınmasının hatalı olduğunu, hasarın meydana geldiği 2012 yılı yapım maliyetlerinin esas alınması gerektiğini, zira  üçüncü şahısların doğrudan dava açtığının kabulü halinde zararlarının 2012 yılı itibariyle hesaplanacağını şayet davanın kabulüne karar verilirse faize hükmedilebileceğini, Sigorta Eksperi ... tarafından hazırlanan Sigorta Ekspertiz Raporu’nda 2012 yılına ait Tebliğ esas alınmak suretiyle davaya konu üç binanın yeniden yapım maliyetlerinin toplamının 1.207.602,00 TL, %35 yıpranma payı tenzili ile rayiç bedellerinin (hasardan bir gün önceki piyasa değerlerinin) 784.941,30 TL olacağının hesap edildiğini, Poliçede her bir hasarda 15.000 USD’den az olmamak üzere hasarın %10’u tutarında tenzili muafiyet uygulanacağı belirtildiğinden bir an için rizikonun teminata dahil olduğu ve binalardaki hasarların tümünün sebebinin kazı ve iksa işlerine bağlı olduğu farz edildiğinde sigortacıların ödemek zorunda kalacağı tazminat tutarının hasarlı üç binanın toplam rayiç bedeli 784.941,30 TL’den, %10’u olan 78.494,13 TL’nin tenzili ile kalan 706.447,17 TL olacağını, müvekkili ise poliçeye göre zararın %25’ini tazmin borcu altında olduğundan sorumluğunun 706.447,17 TL’nin %25’i olan 176.611,79 TL ile sınırlı olacakken 573.702,75 TL ödemeye mahkum edilmesinin usule ve yasaya aykırı olduğunu, Diğer yandan davacının, taşınmaz maliklerine binalardaki değer kaybı cinsinden bir tazminat ödediği iddiası bulunmadığı gibi dosyada bu hususta bir delil de olmadığından HMK m. 26 hükmünde taleple bağlılık ilkesine aykırı olarak Yerel Mahkemenin davacının iddia veya talep etmediği “binalardaki değer kaybı” türünden bir zarar hakkında karar vermesinin usule ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, Dava konusu Sigorta Poliçesinin “Üçüncü Şahıslara Karşı Sorumluluk Klozu” başlıklı maddesinin 3 sayılı Teminat Dışında Kalan Haller hükmünün (C) bendinde her türlü netice hasarlarının teminat dışında kalacağının kayıtlı olduğunu, davacının talep ettiği noter masrafları, tahliye ve geçici ikamet masrafları, etüd ve projelendirme masrafları, teknik tespit ve rapor masrafları “netice zararları” türünde olduğundan her durumda sigorta teminatı dışında  kaldığını, kaldı ki davacı’nın üçüncü şahıslara ödediğini iddia ettiği tahliye, emlakçı komisyonu ve geçici ikamet masrafları gibi bedellerin rayiç bedellere uygun olduğunu, binaların gerçekten tahliye edildiğini, bina maliklerinin başka taşınmazlarda kiracı olmak için kira sözleşmeleri yaptığını, emlakçılara komisyon ödediklerini ispat edilmediğini beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki \"İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz\" kuralı nazara alınmıştır. ... Mah. ... Cad. Libadiye/Üsküdar adresindeki ... Projesinin kazı ve iksa işleri, 07/09/2011-07/03/2013 (18 ay) inşaat dönemi, 07/03/2013-07/03/2015 (24 ay) bakım dönemi için koasürans esasına göre davalı ... Sigorta A.Ş.'nin %50 (jeran), davalı ... Sigorta A.Ş.'nin %25, davalı ... Sigorta A.Ş.'nin %25 oranında sorumlu olacağı şekilde 23/09/2011 tarihinde İnşaat All Risks Sigorta Poliçesi düzenlenmiş, sonraki süreçte vade uzatımına ilişkin tanzim olunan zeyilnameler ile inşaat ve bakım süreleri uzatılmıştır. Dava, davacı şirkete ait inşaatın yapımı esnasında 3.kişilere verilen zararların davacı şirket tarafından tazmin edilmesi sebebiyle, ödenen bedellerin inşaat all risk sigorta poliçesi kapsamında davalı sigorta şirketlerinden sorumluluk esaslarına göre tahsili istemine ilişkindir. Ekspertiz Raporları; 1-... Sigorta Eksperlik Hizmetleri (...) tarafından 1, 2 ve 5 no.lu binalarla ilgili olarak hazırlanan 10/05/2013 tarihli ekspertiz raporunda özetle; \"İksa sistemine paralel konumdaki ... Caddesine dik istikametteki ... Sakağının girişindeki sağ ve sol köşedeki kapı no.ları 1 ve 2 ile 5 olan, zemin katları işyeri, üst katları konut olarak kullanılan, yaklaşık 30 yaşındaki binalarda çatlaklar oluştuğu görülmüştür. ... Sokak No.1'deki betonarme karkas apartman binasının oturum alanının 230 m2 olduğu, zemin, giriş ve 4 normal kattan oluştuğu görülmüş olup apartman bitişik iki blok halinde inşa edildiği için, zemin kattaki kolonlarda çatlaklar ve binaların birleşim yerinde (dilatasyon) açma, kirişlerde ve duvarlarda kısmi çatlaklar oluştuğu görülmüştür. ... Sokak No....'deki oturum alanı 110 m2, giriş ve 4 normal katlı, betonarme karkas binanın gitiş katındaki dükkanda kolonlarda ağır, duvarlarda ve kirişlerde hafif çatlaklar oluştuğu anlaşılmıştır. Özetle, binaların yapısal kusurları nedeniyle kullanılamayacak durumda olmaları ve ağır korozyona maruz kaldıkları için risk arz etmeleri nedeniyle yıkılıp yeniden yapılmasının gerektiği ortaya çıkmıştır. Ancak, binalarda imar planlarına aykırı olarak ilaveler olduğu için hak kayıpları oluşacağı anlaşıldığından binaların içine yeniden bir taşıyıcı sistem oluşturulması hususunda çalışma yapılmış ve proje hazırlanmış olduğu belirlenmiştir.\" tespitlerine yer verilmiş, binaların geçerli deprem yönetmeliği esas alınarak güçlendirilmesi / yıkmadan yeniden yapımı için sigortalı tarafından hazırlanan uygulama projelerinin maliyeti raporda gösterilmiş, binaların etkilenme durumları ile oluşan hasarlar ve bilirkişi tespitleri esas alınarak takdiren değerlendirme yapıldığı, öncelikle hasarların meydana geldiği 2012 yılına ait 28/04/2012 tarihinde 28277 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olan Mimarlık ve Mühendislik Hizmet Bedelleri Hesabında Kullanılacak Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri esas alınarak yapıların inşaat maliyetleri belirlendiği, binaların ortalama 25 yıllık olduğu esas alındığında en az %35 mertebesinde yeni-eski farkına (yıpranma/amortisman) tabi olabileceği, iksa sistemindeki deplasmanların neden olduğu etkilerin (bir anlamda yüzeysel hasarlar) giderilmesi için yapılacak harcamalar takdiren değerlendirildiği açıklanarak; A - ... Ada / ... parseldeki ... no.lu bina, ... ve ... katlı, III. Sınıf A Grubu, 468 m2 x 475 TL/m2 = 222.300 TL (yeni yapım bedeli) - 77.805. TL (yıpranma %35) = 144.495. TL (rayiç bedel) hesaplandığı, onarımlar için (duvar çatlakları, pencere kasalarında açılmalar, kapılarda ve kasalarda kısmi deformasyonlar, boya onarımları) 8.300 TL takdir edildiği, B - ... Ada / ... parseldeki 1 no.lu ... Apartmanı binası, ..., ... normal ve çatı arası katı, III. Sınıf B Grubu (asarısörsüz, kısmen kalariferli), 12386 m2 x 560 TL/m2 = 776.160 TL, Asansör fark tenzil edildi %5  (-) 38.808 TL, Toplam 737.352 TL  (yeni yapım bedeli) - 258.073,20 TL (yıpranma %35) = 479.278,80 TL (rayiç bedel) hesaplandığı, onarımlar için (duvar çatlakları, döşeme kaplamasında açılma, tratuar ile bina arasında açılma, dilatasyonlarda açılmalar, seramiklerde kırılmalar, boya onarımı, diğer onarımlar) 18.500 TL takdir edildiği, C - ... Ada / ... parseldeki 2 no.lu ... Apartmanı binası, ... ve ... normal katlı, III. Sınıf A Grubu, 522 m2 x 475TL/m2 = 247.950 TL  (yeni yapım bedeli) - 86.782,50 TL   (yıpranma %35) = 161.167,50 TL (rayiç bedel) hesaplandığı, onarımları için (duvar çatlakları ile zemin kat kolonlarında paspayı atması, boya onarımları) 8.400 TL takdir edildiği, sonuç olarak sigortalı tarafından yapılan ve yapılacak olan harcamaların toplam bedelinin bu aşamada 1.997.548 TL olduğu, ayrıca bu bedelden netice hasarı olan kira bedelleri ile taşınmaların karşılığı 303.256 TL'nin tenzili ile güçlendirme ve onarım bedelinin 1.694.292 TL hesaplandığı ve bu bedelin hasar olarak değerlendirilemeyeceği tespitlerine yer verilmiştir. Raporun devamında; \"Yukarıda Sigortalının talebinin irdelenmesine karşılık hasar değerlendirilmesi yapılmıştır. Binaların, her birinin yeniden yapım maliyetleri, yıpranmaları ile rayiç bedelleri tablo halinde verilmiştir. Ayrıca, binalarda taşıyıcı sistemde zaafiyet olmasaydı yapılacak onarımların tutarı takdiren değerlendirilmiştir... - Sigorta konusu projenin kapsamındaki iksa duvarının yapımı sırasında önceden planlanan ve öngörülenden daha farklı bir durumun ortaya çıkmadığı, hatta gerçekleşen deplasmanların öngörülenden daha düşük olduğu, - İksa yapısının gerçekleştirilmesinde Sigortalının yeterli ve gerekli önlemleri almış olduğu, - İksa duvarındaki (beklenen / öngörülen) esnemenin yanı sıra yağış sularının erozyon etkisiyle yollarda ve bina derzlerinde açılmalar oluştuğu, - Ayrıca, binalardaki tespit edilen son durumun iksa duvarının henüz 10 m yükseklikteyken Sigortalı tarafından İTÜ'ye yaptırılan tespit çalışmalarında belirlenen durumlarından farklılık arz etmediği, - İksa duvarının oluşturduğu deformasyonların binalarda kısmi ve tamamen yıkıma neden olabilecek boyutta olmadığı, ancak binaların yapısal zaafiyet içinde bulunduğunun yapılan incelemede ortaya çıkmış olduğu kanaati oluşmaktadır. Bu durumda, Sigortalının herhangi bir sorumluluğunun oluşmadığı düşünülmektedir. Ayrıca, poliçedeki MRe 120 Vibrasyon (titreşim) Payanda Desteğinin Zayıflaması ya da Yer Değiştirme Klozu göz önünde bulundurulduğunda aşağıdaki görüşler oluşmaktadır. -  Klozda belirtiten tam vaya kısmi bir çöküntünün gerçekleşmemiş olması, - Üsküdar 1. Sulh Hukuk Mahkemesinde 2012/2 D. İş sayılı dosyadan İTÜ akademisyenleri tarafından düzenlenen 23.02.2012 tarihli bilirkişi raporunda belirtilenlerden daha farklı bir durum ortaya çıkmamış olması, - Uygulanan iksa sistemine ait projenin kusursuz olduğu gibi emniyetli olduğu, projelendirme aşamasında ve genel prensiplere göre beklenen deplasman ve deformasyonların çok altında esnemeler meydana gelmiş olması, - Ancak, binalarda çatlaklara neden olan deplasmanların (esneme) etkisinin seçilen iksa sisteminin doğasından ve tarzından kaynaklandığı, en az duvarın yüksekliği kadar geri plandaki bölgeyi etkilemesinin, bu itbbarla da bu bölge içindeki yapıların etkilenmesinin kaçınılmaz olması sebepleriyle hasarların teminat kapsamı dışında kalacağı\" yönünde kanaat bildirilmiştir. 2- ... Hiz. Ltd. Şti. (...) tarafından ..., ... ve ... no.lu binalarla ilgili olarak hazırlanan 05/07/2013 tarihli ekspertiz raporunda özetle; \"...söz konusu hasarların (bitişik nizamdaki binalardaki derz ayrılması şeklinde ortaya çıkan deplasman ve deformasyonlar ile kaldırım taşlarında ve bina su basmanı ile kaldırım birleşim bölgelerinde meydana gelen yer yer ayrılma ve kırılma şeklindeki hasarların) sigorta konusu iş kapsamında yapılan iksa kazı çalışmaları nedeni ile, bu binaların oturduğu zemindeki yeraltı su seviyesinin düşmesi ve dolayısıyla oluşan boşluk nedeni ile üniform olmayan oturma nedeni ile meydana gelmiş olabileceği düşünülmektedir. ...Zarar gören binaların mühendislik hizmeti almamış yapılar olduğu gözlenmiş olup, hasarların ne zaman başladığı da bilinmemektedir. Zira diğer yol tarafında ... tarafından yapılmış bloklarda da kılcal çatlaklar olduğu beyan edilmiş ancak talep bile oluşmamıştır. Bu çerçevede ... sokaktaki yapıların bu derece etkilenmiş olmaları, kendi yapısal performansları gereğince beklenen bir durumdur. ...Rapor içinde yer aldığı üzere meydana gelen hasarlara sebep olacak tam veya kısmi çöküntü söz konusu değildir. Proje başlamadan önce söz konusu binaların mevcut durumlarının belirlenmesi için çalışma yapılmadığı beyan edilmiştir. Ancak olaylar başladıktan sonra İTÜ kanalı ile böyle bir çalışma yaptırılmıştır. Uygulanan iksa sistemine ait projenin kusursuz olduğu gibi emniyetli olduğu, projelendirme aşamasında ve genel prensiplere göre beklenen deplasman ve deformasyonların çok altında esnemeler meydana geldiği anlaşılmıştır. Bu bilgilere istinaden söz konusu hasarlar Teminat Harici olarak değerlendirilmiştir.\" 3- ... Sigorta Eksperlik Hizmetleri tarafından ... Residence Sitesi ile ilgili olarak 30/10/2013 tarihinde hazırlanan ekspertiz raporunda özetle; Olayın oluş şekli ve mahiyeti açısından müteahhitliğin kalite kontrol şefi Jeo. Yük. Müh. ...'un hazırladığı 20 Nisan 2012 tarihli ... Projesi Güney Bölge Teknik Raporunda; \"... Projesi kapsamında; ... Parsel'e Komşu Parsel ... Rezidance Sitesine aittir. ... parselde yaklaşık olarak 21 m derinlikte bir kazı yapılmış olup gerekli emniyet koşulları kazıklar, ankrajlar ve çelik boru sistemleri ile sağlanmıştır. Ancak sıkışmış olan yeraltı sularının açtığımız temel çukurundan yol bulup kaçmalarını teknik olarak engellemek mümkün değildir. ... Rezidance yaklaşık 14 yıl önce yapılmış ve zemininde sıkışmış yeraltı suları bulunması muhtemel yapıdır. Açılmış olan temel çukurunda sıkışmış olan sular yol bularak çıkmış ve blokların temelinde oturmalara neden olmuştur. Bu oturmalar dere içlerinde duvarlarda ve seramik yüzeylerde çatlama ve kırılmalara sebebiyet vermiştir.\" denildiği, Bunun paralelinde projenin denetimiyle görevlendirilmiş ... Yapı Denetim firmasının Proje Müdürü İnşaat Mühdndisi ...'nun hazırladığı 20 Nisan 2012 tarihli ... Projesi Soyak Rezidance Tespit Raporunda; \"Dairelerde genel olarak duvarlarda süreksiz, yer yer süreklilik arz eden çatlaklar, ıslak hacimlerde ve seramik yüzeylerde çatlama ve yerinden oynamalar, kapı kenarları ve pencere pervazlarının kenarlarında çatlamalar tespit edilmiştir. Parkelerde bütünlük bozulması tespit edilmiştir. Bazı dairelerde duvar kâğıdı uygulaması mevcut, çatlaklar gölge halinde gözlenmiştir.\" denildiği, Özetle, 2012 yılı Mart ayından itibaren 4 adet 2+1 dairede ve 9 adet 3+1 dairede hasar oluştuğu, Sigorta konusu işin kapsamındaki fore kazıklı germeli ankrajlı iksa sisteminin kazı derinleştirildikçe geliştirildiği, inşaat sahasına batı yönünden komşu parselde bulunan 2 adet 3'lü blok ile 1 adet tekli blokta 122 daire ve 8 dükkandan oluşan ... Residence sitesinde muhtelif hasarların ortaya çıktığı, Sigorta ettiren yetkilisinin beyanında; kazı ve iksa sistemi nedeniyle ... Residance sitesinin oturduğu zemindeki yer altı su seviyesi düşmüş olabileceği için binalarda deplasman ve deformasyon oluştuğunun ifade edildiği, Ancak bunun paralelinde iksa sisteminde projelendirme sırasında önceden planlanan ve öngörülen deplasmanların oluştuğu dikkate alındığında sistemin yeterli olmasına karşılık çevre yapıları etkilemesinin kaçınılmaz olabileceği, Binalarda oluşan hasarların yapısal olmadığı, binaların deplasmanlarının ortaya çıkmasından beri kullanılmakta olduğu ve yapısal bir sorun bulunduğuna dair bir çalışma yapılmadığı, yapılarda tam veya kısmi çöküntü olmadığı ayrıca, hasarların inşaat sırasında doğrudan oluşmadığı, dolaylı/netice hasarı olduğu belirtilmiştir. Bu bilgiler ışığında poliçede mevdut MRe 120 Klozundaki hususlar mevcut durumla karşılaştırıldığında; klozda belirtilen tam vaya kısmi bir çöküntünün gerçekleşmediği, uygulanan iksa sistemine ait projenin kusuru bulunmadığı gibi emniyetli olduğu, projelendirme aşaması ve genel prensiplere göre beklenen deplasman ve deformasyonların çok altında esnemeler meydana geldiği, binalarda çatlaklara neden olan deplasmanların (esneme) etkisinin seçilen iksa sisteminin doğasından ve tarzından kaynaklandığı, en az duvarın yüksekliği kadar geri plandaki bölgeyi etkilemesinin, bu itibarla da bu bölge içindeki yapıların etkilenmesinin kaçınılmaz olduğu, bu sebeplerle hasarların teminat kapsamı dışında kalacağı, ayrıca yeraltı suyunda kazı nedeniyle oluşmuş olabilecek seviye değişikliğinin de kısmen hasarların oluşumuna katkısı olabileceği belirtilerek; Ortak mahaldeki hasarlar; blokların altlarındaki dükkanların asma tavanlarında oluşan hasarlar 10.188,20 TL, havuz sahası ve bahçe duvarlarındaki hasarlar  8.330,00 TL, Bloklardaki dairelerin içindeki hasarlar; 4 adet 2+1 dairede 16.200,00 TL, 9 adet 3+1 dairede 40.950,00 TL olmak üzere ... Residance binalarında oluşan toplam hasarın 75.668,20 TL olduğu, 15.000 USD tutarındaki muafiyetin bir kez veya daire mülkiyetine göre birden fazla kez uygulanmasının Sigorta Şirketinin takdirinde olduğu belirtilmiştir. Dosyada Yer Alan Sair Tespit Ve Raporlar; Üsküdar Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğü tarafından 13/12/2012 tarihli 7219 sayılı ve 17/12/2012 tarihli 7220 sayılı şikayet dilekçeleri ilgi tutularak ... Yapı Denetim Ltd. Şti'ne yazılan 18/12/2012 tarihli yazıda; \"İlgi dilekçeler ile Üsküdar ilçesi, ... Mah., ... Cad., ... pafta, ... ada, ... parsel sayılı yerde yapı denetim görevini üstlendiğiniz inşaatta yapılan kazı çalışmaları sebebiyle binaların hasar gördüğü iddaa edilerek şikayette bulunulmuş, bahse konu şikayetler üstüne mahallen yapılan tetkik neticesinde; komşu parsellerdeki binalarda çeşitli çatlakların bulunduğu gözlemlenmiştir.\" denilerek mezkur parselde şikayete konu olumsuzluklar ile ilgili tespitlerin yapılması, can ve mal güvenliği açısından tehlikeli bir durum oluşmaması için gerekli fiziki tedbirlerin alınması ve yapılan işlemlere ilişkin bilgi verilmesi istenilmiştir.  Üsküdar Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğü'nün ... sayılı, 03/01/2013 tarihli Statik Raporunda ... ada ..., ... ve ... sayılı parseller ile ... ada ... parselde yapılan incelemeler neticesinde; binaların yapı ruhsatlarının bulunmadığı, konut amaçlı kullanılan binaların hiçbir mühendislik hizmeti alınmadan inşa edildiği, taşıyıcı elemanlarında ve dilatasyon kısımlarında çatlaklar ve deformasyonlar tespit edildiği, binaların yapım yılı ve yapım teknikleri göz önüne alındığında çevresel etkiler sonucu yapı elemanlarında oluşacak hasarların olağan olduğu belirtilmiştir. Sonuç ve öneriler kısmında ise \"Mevcut yapıların ne kadar güvenli olduğunun tespit edilmesi için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından lisanslandırılmış kurumlara veya teknik üniversitelerin inşaat mühendisliği bölümlerine başvurulması gerekmektedir. Dolayısıyla bu süreçte can ve mal kaybının yaşanmaması için yapılan tahliye edilmesi uygun görülmüştür...\" şeklinde görüş bildirilmiştir. ... Hizmetleri Ltd.Şti.'nin 08/01/2013 tarihli raporunda; söz konusu binalardaki kolonlardan beton karot numuneleri alınmış, schmidt çekici okumaları yapılmış, elemanların donatı durumları tespit edilmiş, bu deneylere göre ... ada ... nolu parsel (kapı no:...) olan yapıda beton sınıfı ... olarak belirlenmiş, ... ada ... nolu parsel (kapı no:1) olan yapıda beton sınıfı ise standart dışı olarak tanımlanmıştır.İTÜ İnşaat Fakültesi Öğretim Üyeleri Doç.Dr. ..., Y.Doç.Dr. ... ve Y.Doç. Dr. ... tarafından hazırlanan 24/01/2013 tarihli teknik raporda; ...-... Adi Ortaklığının İTÜ Deprem Mühendisliği ve Afet Yönetimi Enstitüsü Müdürlüğüne yapmış olduğu başvuru ve talep üzerine ... Sok No: ..., ..., ... adreslerindeki binalar ile ... Sokak ve ... Sokaktaki bir kısım binalara ilişkin tespitler yapıldığı anlaşılmıştır. İşbu davaya konu ... Sokak No:... adresindeki konut binası yönünden yapılan incelemede: \"19 Ocak 2013 tarihinde yerinde yapılan incelemeler esnasında, binada genel olarak beton kalitesinin düşük ve işçiliğinin iyi olmadığı anlaşılmıştır. Binada ekteki fotoğraflarda görüldüğü üzere, taşıyıcı sistem elemanları ile bölme ve cephe duvarlarında düşey ve yatay ayrılmalar tespit edilmiştir. Diğer yandan, bina pencere kasaları ile duvarların ayrıldığı, daire içlerindeki kapı kasalarının gönyelerinden saptıkları görülmüştür. Binanın taşıyıcı sistem elemanlarının donatılarında korozyon oluşumuna bağlı çatlaklar mevcuttur. Binada tespit edilmiş olan hasarlarla ilgili, tespit tarihi öncesine ait bilgi olmadığından, mevcut hasarların kazı ve iksa kaynaklı olup olmadığı net bir şekilde anlaşılamamaktadır. Mevcut hasarların proje başlangıç tarihinden sonra oluşmuş olduğunun tespit edilmesi halinde, bu hasarların projenin kazı derinliği ve proje lokasyonunun bina ile ilişkisi ve zemin harekteristikleri nedeni ile oluşması olasılık dahilinde olduğu düşünülmelidir.\" şeklinde kanaate yer verilmiş ayrıca raporun gözleme dayalı olarak düzenlendiği açıklanmıştır. Davacı şirket tarafından, çevre binalarda meydana gelen hasarla yapılan inşaatın ilişkisinin tespiti için Boğaziçi Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Fakültesinden rapor tanzim edilmesinin talep edilmesi üzerine Prof.Dr. ... tarafından hazırlanan Mayıs 2014 tarihli raporda; yapımına devam edilmekte olan ... projesine ait derin kazı uygulamaları sırasında ... Cad. ile ... Sok. kesişme noktasındaki üç binada yapısal hasarlar oluştuğu, bu tip zeminlerde öngermeli ankrajlar kullanılarak yapılan kazılarda, civar zeminlerde bazı deformasyonların kaçınılmaz olduğu, ancak bu deformasyonların mertebesinin her zaman tam olarak tespit edilemeyeceği, yapılan tüm analizlerin sonuçlarının kullanılan parametrelere bağlı olduğu, bu parametrelerin sondajlardan elde edilmiş olan numuneler üzerinde yapılan laboratuar deneyleri ve sondaj içinde gerçekleştirilen yerinde deneylerle belirlendiği ancak sahada mevcut kartal formasyonu üyesi kayaçlar ağır tektonizma geçirmiş malzemeler olup, çok sık aralıklarla süreksizlik düzlemlerinin özelliklerine bağlı olarak çok farklı özellikler gösterebildiği, deformasyonların betirlenmesinde etkin olan ikinci unsurun ise kazı dolayısı ile meydana gelen su hareketleri olduğu,  her ne kadar bu formasyon içinde süreklilik gösteren bir yer altı su seviyesi bulunmasa da, süreksizik düzlemlerinde mutlaka sızıntı suları bulunduğu ve hafriyat çukurunun açılması ile hareketlenen bu suların süreksizliklerin özelliklerine de bağlı olarak az veya çok deformasyona sebep olduğu, sonuç olarak her ne kadar alınmış olan iksa tedbirleri ve yapılan ölçümler yeterli görünmekteyse de, iksa sisteminin bu bölgesinde olası olarak kayaç özelliklerindeki zayıflıklar, süreksizlik düzlemlerinin özelliği itibarı ile sızıntı sularının olumsuz yansıması ve yapıların kendi taşıyıcı sistemindeki zayıflıklar bir araya geldiğinde, bu yapılarda beklenilmeyen ve öngörülemeyen deformasyonlar oluştuğu belirtilmiştir. Delil Tespit Raporları; 1-Üsküdar 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2012/2 D.İş no.lu dosyası; İşbu dosyada ... Ticaret A.Ş ve ... Enerji Üretim Ticaret ve Sanayi A.Ş vekili tarafından 16/01/2012 tarihinde sunulan dilekçe ile; ... işinin Türkiye'de yapılacak en derin inşaat kazısı olma özelliğine sahip olduğu,  her türlü önlem alınmış olsa da hem arazi büyüklüğü hemde kazı derinliği dikkate alındığında herhangi bir olumsuz veya ani durum sebebiyle mevcut yapı ve yolların etkilendiğinin iddia edilmesi söz konusu olacağından, kazı çalışmaları nedeniyle mevcut binalarda ve yollarda herhangi bir etkileşimin, deformasyonun olup olmadığının, herhangi bir hasarın meydana gelip gelmediğinin saptanması, var ise yapılardaki tehlikenin ve değişimin tespit edilmesi ayrıca haklı/haksız taleplerin ayırt edilmesi açısından mevcut durumlarının tespit edilmesi talep edilmiştir. Mahkemece İTÜ İnşaat Fakültesi Öğretim Üyeleri Prof.Dr. ..., Doç.Dr. ... ve Y.Doç.Dr. ... bilirkişi olarak atanmış ve yerinde 19/01/2012 tarihinde keşfen ayrıca 21/01/2012 tarihinde bilirkişi heyeti tarafından inceleme yapılmıştır. Bilirkişi heyeti tarafından tanzim olunan 23/01/2012 tarihli raporda; Söz konusu mahalde ...-... adi ortaklığı tarafından fore kazık imalatına başlandığı, kazının en derin yerinin yaklaşık 10 m olup kazı çalışmalarının devam ettiği, sınırda kazı yapılan yerde kısmi olarak ankraj çubukları çekildiği, ve göğüsleme kirişleri imal edildiği, ankraj çubuklarının boyunun 45 m olduğu, kazı alanı çevresinde bulunan cadde ve sokaklarda incelemeler yapıldığı, ... Caddesinden ... Camii sokağına giriş ile ilerideki kavşak noktası hattındaki yolda kaplama sökülmesi nedeniyle çukurlar oluştuğu, kazı çevresindeki diğer cadde ve sokaklarda yer yer yolun oturmasına bağlı çukurluklar oluştuğu, kazı sınırından itibaren 50 m uzaklıktaki alanda bulunan bina, cadde ve sokakların tek tek incelendiği, binaların önce kat adedi, gözle görülür çatlak, yarık, beton dökülmesi, duvar hasarı yönlerinden dışarıdan incelendiği, ardından bina içlerine girilerek bodrum, zemin, merdiven kovasında kolon, kiriş, perde, duvar gibi taşıyıcı elemanlarda çatlak, beton dökülmesi ve donatıda korozyon olup olmadığının gözlemlendiği belirtilmiştir. Ayrıca rapor ekinde her bir taşınmaz yönünden \"Bina Tespit Raporu\" bağlığı altında ayrı ayrı fotoğrafların sunulduğu, fotoğrafların altında binaların mevcut durum tespitlerinin yapıldığı anlaşılmış aynı heyetten alınan 23/02/2012 tarihli ek raporda da benzer tespitlere yer verilmiştir. Raporda ... Sokak'taki binalara ilişkin fotoğraflar ve tespitler incelendiğinde; ... Sokak No: ...'daki binanın ...normal kat konsol döşemesinde sehim nedeniyle çatlaklar tespit edildiği, döşeme duvar ayrılmasının ve konsol kiriş donatılarının açığa çıktığının görüldüğü ifade edilmiştir. 2-Kadıköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/1327 D.İş nolu dosyası; İşbu dosyada ... Sigorta A.Ş vekili tarafından 25/12/2012 tarihinde sunulan dilekçe ile; ... Projesi kapsamında inşaat çalışmalarında iksa sisteminin projelendirilmesinde öngörülen deplasmanların çevre yapılarını etkilemesinin mümkün olup olmadığı, gerekli önlemlerin alınıp alınmadığı, çevre binalarda ika sistemi ve kazı nedeniyle deplasman ve deformasyon, kısmi yada tamamen göçme oluşup oluşmadığı hususlarının tespiti talep edilmiştir. Mahkemece YTÜ İnşaat Fakültesi Öğretim Üyeleri Prof.Dr. ..., Doç.Dr. ... ve Doç.Dr. ... bilirkişi olarak atanmış ve yerinde 03/01/2013 tarihinde keşfen inceleme yapılmıştır. Bilirkişi heyeti tarafından tanzim olunan 21/03/2013 tarihli raporda; Yerinde yapılan gözlemde iksa sisteminde herhangi bir olumsuzluğa rastlanmadığı gibi inklinometre ölçümleriyle de bunun doğrulandığı, öngörülen iksa sisteminin hesaplar ve aletsel gözlemler uyarınca çevre binaların etkilenmemesi için gerekli önlemlerin alındığını göstermekte olduğu, söz konusu alanda iksa sistemi imalatlarının yapılmış olduğu ancak kazı çalışmalarının devam ettiği, kazının en derin imalarının yaklaşık 50 m civarında olduğu, Çizelge 1 (Üsküdar 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2012/2 D.İş no.lu dosyasında tespit edilen) ve Çizelge 2 (İTÜ İnşaat Fakültesi Öğretim Üyeleri Doç.Dr. ..., Y.Doç.Dr. ... ve Y.Doç. Dr. ... tarafından hazırlanan 24/01/2013 tarihli teknik raporda tespit edilen) de belirlenen hasarların aynen heyetçe de tespit edildiği ve fotoğraflandığı, bu tespitlerde donatı korozyonuna bağlı betonda çatlak ve parça atma hasarlarının oluştuğunun görüldüğü, binaların yaşı, beton kalitesi ve işçilik kusurları dikkate alındığında bu hasarların iksa ve kazı çalışmalarına bağlı olmadığı ancak dilatasyon derzlerindeki açılmaların, kaldırım taşlarında ve bina su basmanı ile kaldırım birleşim bölgelerinde gözlenen yer yer ayrılma ve kırılmaların kazı ve iksa işlerine bağlı olduğu kanısına varıldığı, bu etkinin oluşumunda yapılan kazı dolayısıyla iksa sisteminin izin verilebilir sınırların altında hareketi (esnemesi) yanında yağış sularından kaynaklanan taşınma sonucu ortaya çıkan zemin oturmalarının rol oynadığının söylenebileceği, çevre binalarda yapısal elemanların örtü ve çekirdek betonlarında donatı korozyonuna bağlı çatlak ve parça atma hasarlarının oluştuğunun görüldüğü, bunların kazı dolayısıyla oluşan çok küçük zemin hareketlerine bağlı olarak daha belirgin hale geldiğinin saptandığı, binalara ait taşıyıcı sistemlerin büyük çoğunluğunda mevcut olan düzensizlik ve çerçeve süreksizlikleri, binaların yaşı, beton kalitesi ve işçilik kusurları dikkate alındığında bu hasarların iksa ve kazı çalışmalarına bağlı olmadığı, kusurların inceleme konusu yapılarda göçme veya kısmi göçme oluşturmadığı kanaatine varıldığı, diğer yandan böylesi derin kazıların, çevre yapılar ve kazı stabilitesi açısından uzun süre açıkta kalmasının riskli olması nedeni ile inşaat faaliyetlerine bağlı olarak çevre yapılarda zeminde ve iksa sisteminde düzenli ölçüm alınmasına devam edilmesi gerektiği ve alınan ölçüm sonuçları belirli sürelerde değerlendirilerek yapılarda hareket veya olumsuzlukların görülmesi durumunda ivedilikle tahliyeleri önerildiği ifade edilmektedir. Bilirkişi Raporları; 1-Mahkemece Prof.Dr ... (İÜ Hukuk Fak. Öğretim Üyesi), Prof.Dr. ... (İTÜ İnşaat Fak. Öğretim Üyesi), Prof.Dr ... (Beykent Ü. İİBF Öğretim Üyesi), Doç.Dr. ... (İÜ Hukuk Fak. Öğretim Üyesi), Y.Doç.Dr ... (İGÜ Öğretim Üyesi)'dan oluşan bilirkişi heyetinden alınan 21/12/2016 tarihli bilirkişi raporunda özetle; \"...A. Hukuki İnceleme ve Değerlendirmeler; ...TK m. 1475 hükmüne göre sigortalı sorumluluk doğuracak durumları on gün içerisinde, kendisine yöneltilen talepleri ise derhal sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. TK m. 1476 hükmüne göre ise sigortacı bildirimden itibaren beş gün içerisinde izleyeceği yolu sigortalıya bildirmekle yükümlü olup aksi takdirde sigortalı aleyhine kesinleşen tazminatı ödeyecektir. Hükmün son fıkrasında ise sulh sözleşmeleri ayrıca zikredilmiş olup, sigortalının yaptığı sulh sözleşmesinin bildirimden itibaren on beş gün içerisinde onaylanmamış olması durumunda sözleşmenin sigortacıya karşı geçersiz olacağı, sigortacının ise haklı olmayan sebeplerle onay vermekten kaçınmayacağı belirtilmiştir. Somut olayda davacı sigortalı, hasar gören taşınmazların sahipleri ile yaptığı protokolleri 28.02.2014 tarihinde davalı jeran sigorta şirketi ... Sigorta A.Ş.'ye iletmiş, ancak ... Sigorta A.Ş. tarafından 17.03.2014 tarihli cevabi ihtarnamede söz konusu protokollerin kabul edilmediği bildirilmiştir. TK m. 1476/4 lafzına bakıldığında, sigortacının on beş gün içerisinde onay vermesi bir yükümlülük olmayıp, talebin cevapsız bırakması dahi onaylamama anlamına gelecektir. Sigortacının bildirimden itibaren beş gün içerisinde izleyeceği yolu bildirmemesi ise, kendiliğinden tüm zararların ödenmesi sonucunu doğurmayacak, yine hükmün lafzına göre ancak kesinleşen zararlar ödenecek, ayrıca pek tabii ki söz konusu zararların sigorta teminatı altında olması aranacaktır. Şu halde hem davacının bildirime rağmen cevap verilmediği iddiası hem de sulh sözleşmelerinin onayının reddedilmesinin haklı olup olmadığı bakımından yapılması gereken inceleme söz konusu hasarın nereden kaynaklandığı ile eğer davacı fiillerinden kaynaklanmıyorsa bunun sigorta teminatı altında olup olmadığı hususlarında toplanmaktadır. İnşaat faaliyetlerinin başlamasından önce Üsküdar 1. Sulh Hukuk Mahkemesi 2012/2 D. İş sayılı dosyası ile inşaat çevresindeki yapıların durumları tespit ettirilmiştir... İnşaat faaliyetleri sonrasında şikayetler üzerine Üsküdar Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğü tarafından inceleme yapılmış 18.12.2012 tarihli yazı ile yapıların tahliye edilmesinin uygun görüldüğü, binaların ne kadar güvenli olduğunun tespiti bakımından Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile üniversitelerin teknik bölümlerine müracaat edilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Boğaziçi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi nezdinde öğretim üyesi Prof. Dr. ... tarafından 08.05.2014 tarihinde hazırlanan raporda, bu tip kazılarda çevrede bazı deformasyonlar olmasının kaçınılmaz olduğu, ancak deformasyonların mertebesinin kestirilmesinin her zaman mümkün olmadığı, önlemler alınsa da... beklenilmeyen ve öngörülemeyen deformasyonların meydana gelebileceği belirtilmiştir. Şu halde yapılacak ilk tespit, her ne kadar hasar gören binalar zayıf olsa da, inşaat faaliyetleri sonucunda bu binaların hasar görmesinin mümkün ve muhtemel olduğudur. Binaların kendi yapılarındaki sorunlar, çevresindeki inşaat faaliyetleri ile bunlara zarar verilebileceği, hatta yıkılabileceği anlamına gelmemektedir. Verilen zarardan da sorumluluk ortaya çıkacak, sorumlu olunan miktarın tazmin edilmesi gerekecektir. Dolayısıyla teknik incelemelerde bahsi geçen binalarda gerçekten inşaat faaliyetleri nedeniyle hasar oluştuğu tespit edildiği takdirde, zararın inşaat sahibi davacı tarafından tazmin edilmesi gerektiği açık olup, ikinci soruna, yani böyle bir zararın sigorta teminatı kapsamında olup olmadığı sorununa geçilmelidir. ...Olayda (iddialara göre) oluşan hasar inşaat sebebiyle üçüncü kişilere verilen zarar niteliğindedir. İnşaat sigortası TK çerçevesinde ayrıca düzenlenmiş bir sigorta türü olmayıp, öncelikle İnşaat Sigortası Genel Şartları (İSGŞ) ve sözleşme) hükümleri uygulanacak, daha sonra genel hükümler ile mal sigortalarına ilişkin hükümler uygulama alanı bulacaktır. İSGŞ m. 3/1-d hükmüne göre; üçüncü şahısların maruz kaldIğı zararlar nedeniyle sigortalıya düşecek hukuki sorumluluklar sigorta kapsamı dışındadır. Ancak aynı hükümde bunların da sigorta poliçesine dahil edilerek teminat altına alınabileceğinden bahsedilmiştir. Sigorta poliçesi incelendiğinde, teminat kapsamı standart İnşaat All Risks Türk Genel Şartları ile belirlenmiş, ayrıca işaret edilen ... Klozları poliçeye eklenerek teminat kapsamı genişletilmiştir. Öyleyse, somut olay bakımından tazmini gereken zarar sigortalının üçüncü kişilere karşı sorumluluğu çerçevesinde olduğundan, İSGŞ çerçevesinde istisna edilen, ancak poliçede yer verilen Munich Re Klozları kapsamında teminat altına alınabilecek türden zararlardır. Dolayısıyla ... Klozlarının böyle zararları teminat kapsamına alıp almadığı, alıyor ise hangi şartlarda aldığını incelemek gerekir. Poliçedeki ilgili hükümler, Üçüncü Şahıslara Karşı Sorumluluk Sigortası Klozu ile 120 nolu Klozdur. ...Buna göre teminatın kapsamına, inşaat ve montaj işlerinin ifası sırasında meydana gelen üçüncü şahıslara ait mal veya kıymetlerin zıya ve hasara uğraması sebebiyle, poliçede gösterilen sıfat, faaliyet ve hukuki münasebetlerinden dolayı, sigortalıya karşı üçüncü şahıslar tarafından ileri sürülecek zarar ve ziyan taleplerinin sonuçları da dahildir. Ancak aksine sözleşme yoksa herhangi bir mülkün ya da yapının vibrasyon veya taşıyıcı, destek veya payandalarının zayıflatılması veya kaldırılması nedeniyle meydana gelecek bedeni veya maddi zararlar yine teminat dışında kalacaktır. Klozda da öngörüldüğü üzere, aksine sözleşme hükmü bulunması halinde bu zararlar da teminat kapsamına dahil edilebilecektir. İşte 120 nolu kloz, aksine sözleşme hükmü niteliğindedir ve bahsi geçen zararları da belirli şartlar altında teminat kapsamına almaktadır. Kloz şart olarak; tam veya kısmi bir çöküntü gerçekleşmesini, inşaat faaliyetinin başlamasından önce ilgili malların sağlam durumda olduğunun (talep halinde bir raporla) tespit edilmesini ve hasarı önleyici tedbirlerin alınmış olduğunun belirlenmesini saymaktadır. Son olarak inşaat işinin doğasından veya tarzından kaynaklanan ve kaçınılmaz olan kayıp ve zararlar, mal ve yapıların stabilitesini etkilemeyen ve kullanıcıları tehlikeye düşürmeyen yüzeysel hasarlar 120 Klozun kapsamında dahi teminat dışında bırakılmıştır. Şu halde, somut olay bakımından sigortacı şirketlerin sorumluluğunun belirlenmesi, teknik incelemeler sonucunda ortaya çıkacak şu soruların cevaplarına bağlıdır: Üçüncü kişilere verilen zararlar mülkün ya da yapının vibrasyon veya taşıyıcı, destek veya payandalarının zayıflatılması veya kaldırılması nedeniyle mi meydana gelmiştir? Eğer bu soruya olumsuz yanıt verilirse, üçüncü kişilere karşı sigortalının mesul olduğu zararların Üçüncü Şahıslara Karşı Sorumluluk Sigortası Klozu nedeniyle sigorta teminatı altında olduğu kabul edilmelidir. Adı geçen klozun özel şartları aşağıda ayrıca incelenecektir. Eğer yukarıdaki soruya olumlu yanıt verilirse bu sefer sorulacak soru, söz konusu zararın yine de 120 nolu Kloz kapsamında olup olmadığıdır. Dolayısıyla bu ihtimalde, teknik incelemelerde tam veya kısmi bir çökmenin meydana geldiği, önleyici tedbirlerin alındığının tespit edilmesi gerekir. Ayrıca sigortacıların sorumluluğu için zarar gören taşınmazların eski hali ile yeni hali arasındaki farklılığın, yukarıdaki maddede ifade edildiği üzere, inşaat faaliyetlerinden meydana geldiği belirlenmelidir. Zira 120 nolu Klozda yapıların eski halinin sağlam olduğunun tespit ettirilmesi aranmaktadır. Buradaki sağlamlıktan kasıt, binaların yeni bina koşullarında, hiçbir sorun taşımayan binalar olması değil; eski halinde söz konusu olmayan hasarların yeni halinde mevcut olmasından ibarettir. Tabii ki bu hasarların sigortalının sorumluluğunu doğurur nitelikte olması gerekir ki sigortacıların da tazmin yükümlülüğü bulunsun. Ancak davalıların iddiaları aksine, binaların eski durumlarında zaten zayıf, eski, mühendislik hizmeti alınmamış vs. Durumda olmaları, üçüncü kişilere verilen zarardan sorumluluğun önüne geçmeyeceği gibi, sigortacının tazmin sorumluluğunu da engellemez. Sonuç olarak, üçüncü kişilere ait taşınmazlara verilen hasarların öncelikle Üçüncü Şahıslara Karşı Sorumluluk Sigortası Klozu ile sigorta teminatına dahil edildiği tespit edilmiştir. Bu kapsamda hasarın mülkün ya da yapının vibrasyon veya taşıyıcı, destek veya payandalarının zayıflatılması veya kaldırılması nedeniyle meydana geldiği tespit edilirse, 120 nolu Klozun özel şartları sigortacıların sorumluluğu bakımından aranacaktır. Bunların yanında Üçüncü Şahıslara Karşı Sorumluluk Sigortası Klozu özel şartlarının da incelenmesi gerekir. Somut olay bakımından önem arz eden hükümler özel şartların B ve C bentleridir. B bendine göre, sigortacının onayı olmaksızın sigortalı tazminat talebini kabul edemeyecek ve herhangi bir ödemede bulunamayacaktır. C bendine göre ise, sigortalı herhangi bir tazminat talebi ile karşılaştığında, durumu sigortacıya bildirmek, dava açılması halinde vekaletname vermek, sigortacının temsilcilerinin rizikonun meydana geldiği yerde ve belgeler üzerinde yapacakları incelemelere müsaade etmek zorundadır. Somut olayda, hasar ve tazminat talepleri sigortacılara bildirilmiş olmakla birlikte, jeran sigorta şirketinin kabul etmemesine rağmen davacı sigortalının iddialarına göre tazminat talepleri kabul edilmiş ve ödemeler yapılmıştır. Dolayısıyla bu bakımdan, sigortalının Üçüncü Şahıslara Karşı Sorumluluk Sigortası Klozu özel şartlarına aykırı davrandığından bahsedilebilecektir. Buna karşın söz konusu şarta aykırılığın sonucu doğrudan sigortacının sorumluluktan kurtulması olamaz. Zira eğer gerçekten sigorta kapsamında bulunan bir zarar meydana geldi ise, sigortacının reddederek, cevap vermekten kaçınarak veya sigortalının ihmali davranışı üzerine sorumluluktan kurtulması düşünülemez. Çünkü söz konusu hüküm, sigortacının ileri sürülen zararları araştırabilmesi, gerçekliğini tespit edebilmesi, gerekli hazırlıkları yapabilmesi amacını taşır ve sigortalının buna aykırı davranışı ancak ödenecek tazminatın tutarının belirlenmesinde önem arz eder. Kaldı ki somut olayda, sigortalı kendisine yöneltilen talepleri sigortacıya bildirmiş, jeran sigortacı tarafından gönderilen karşı ihtarnamede ise hasardan sorumlu olunmadığı beyan edilmiştir. Meydana gelen hasarın ani ve beklenmedik olup olmadığı hususunu ayrıca incelemek gerekmektedir. Ani ve beklenmedik rizikodan kasıt, hiçbir şekilde öngörülemeyen, doğaüstü olayların meydana gelmesi gibi haller değildir. Aksine ani ve beklenmedik olay ihtimal dahilinde olan. ancak ne gerçekleşmesi imkansız ne de kesin olan olayları ifade eder... Somut olayda inşaat faaliyeti öncesinde hasar gören binaların zayıf olması, oluşacak tüm hasarların öngörülebilir olması sonucunu doğurmaz... Kaldı ki ani ve beklenmedik olma şartı, İnşaat Sigortası Genel Şartlarının bir unsuru olup, Üçüncü Şahıslara Karşı Sorumluluk Sigortası Klozu bakımından böyle bir şart aranmamaktadır. Zira üçüncü kişilere zarar verilip verilmeyeceği, zarardan sigortalının sorumlu olup olmayacağı zaten geleceğe yönelik belirsiz bir mevzudur. Verilecek zararın muhtemel olması, böyle bir rizikonun sigorta ettirilemeyeceği anlamına gelmez... Olayda oluşan hasarın yukarıdaki iki madde bakımından inşaat faaliyetleri neticesinde oluştuğu ve sigorta teminatı kapsamına dahil olduğu tespit edildiği takdirde, sigortalının yaptığı ödemenin mevzuat ve sözleşme şartlarına uygun olup olmadığının incelenmesi gerekir. Öncelikle belirtelim ki, yukarıda de belirtildiği üzere, Üçüncü Şahıslara Karşı Sorumluluk Sigortası Klozunda bulunan, sigortalının sigortacının onayı olmaksızın herhangi bir tazminatı kabul edemeyeceği ve ödeme yapamayacağı hükmü, tek başına sigortacıları sorumluluktan kurtarmaz. Zira, eğer sigorta sözleşmesi kapsamında teminat altına alınan zarar, yalnız sigortacılar kabul etmediğinden tazmin edilemeyecek olursa. hem zararın katlanarak artması hem daha ciddi kayıpların yaşanması sonucuna yol açacaktır. Ayrıca böylesine bir yorum, sigortacının onay vermekten kaçınarak tazminat ödenmesini sürüncemede bırakması, zarar gören kişilerin zdr durumda kalması sonucunu da doğurabilecektir. Şöyle ki, sigortalının kendisine yöneltilen tazminat taleplerini sigortacıya bildirmesi ve gereken önlemlerin alınması pek tabii sigortalının yükümlülükleri arasındadır. Ancak somut olayda vuku bulduğu gibi, sigortalının bildirimde bulunması, sigortacının ise hasarı tazmini reddetmesi halinde, üçüncü kişilerin gördükleri zarar sigorta sözleşmesinden bağımsız olduğundan tazmin edilecek, sonrasında sigortacının sorumlu olup olmadığı belirlenecektir. Şu halde somut olayda da, sigortacının sorumluluğu dahilinde bulunan bir hasarın varlığı tespit edildiği takdirde, onay verilmeden sulh olunması, tazminatların ödenmesi gibi vakıalar ancak bir indirim sebebi olacaktır... B.Teknik İnceleme ve Değerlendirmeler; Kurulumuz'un teknik bilirkişileri, davacı yanın kazıya başlamadan önce mahallinde mahkeme njıarifetiyle \"taşınmazına 55 m mesafedeki tüm komşu taşınmazların\" mevcut durumunu bu taşınmazların taşıyıcı sistemlerinde çatlak vb. hasarların bulunup bulunmadığını, varsa çatlakların niteliklerinin ne olduğunu, tespit ettirmesinin yerinde ve uygun olduğunu, zira, davacının kendi taşınmazında yaptıracağı kazı çalışmaları aşamasında gerek titreşimlerle gerekse bu aşamada yeraltı sularının yer değiştirmesiyle komşu binalarda ortaya çıkabilecek hasarların \"kazı çalışmalarından önce mi yoksa sonra mı oluştuğunun\", kazı çalışmalarının çevre binalarının hangi kısımlarına ne derecede hasar verebileceğinin ancak bu şekilde tespit çalışmaları ile anlaşılabileceği görüş ve kanaatindedir. Diğer yandan davalı sigorta şirketi de mahallinde yaptıracağı tespitlerle komşu binalarda ortaya çıkan hasarları, bu hasarların niteliklerini, hasarların davacının yaptırmış olduğu kazı çalışmalarından kaynaklanıp kaynaklanmadığına, bu taşınmazların taşıyıcı sistemlerinde ve taşıyıcı olmayan sistemlerinde ortaya çıkan hasarların niteliklerini taşınmazların yapı sınıflarını, yaşlarını dolayısıyla hasar gören taşınmazlarda ortaya çıkan hasarların değerlerini ve yıpranma değerlerini, hasar sonucu yıkılması gereken binaların rayiç değerini tespit ettirmesi mümkün olmasına rağmen bunu yapmadığı anlaşılmaktadır. Davalı sigorta şirketi vekili itiraz dilekçesinde, “Davaya konu yapılarda oluşan hasarın yeraltı sularının yer değiştirmesinden değil, temel kazısının yakınlığı ve derinliği” ile ilgili olduğunu beyan etmektedir. Davacının kazı alanından uzak çevre binalarda da hasarların oluşmasının, hasarın sadece yakınlıkla tanımlanamayacağını, kazı alanının hemen yakınında bulunan taşınmazlarda hasarın en fazla olacağı, kazı alanından uzaklaştıkça kazı alanından uzaklığa bağlı olarak hasarın azalacağı beklenir.C.Mali İnceleme ve Değerlendirmeler; Davacı şirket ile ilgili olarak ibraz edilen ticari defterlerin TTK hükümlerine uygun tutulduğu,... davacı şirketçe dava konusu poliçe kapsamında tazmini talep edilen zarar kalemlerinin, ayrı ayrı alt gruplardan oluştuğu, bu bağlamda taleplerinin ilgili zarar kalemleri itibarıyla dağılımının ilgili tabloda listelendiği gibi olduğu, davacı şirketin ilgili tabloda listelenen zarar kalemlerini oluşturan tutarların, \"159 Verilen Sipariş Avansları\" ve \"127 Diğer Ticari Alacaklar\" defteri kebir hesabı altında açılmış yardımcı-muavin hesaplarında izlendiği, ibraz edilen fişler ve dayanağı ödeme belgeleri bazında yapılan tespitlere göre. dava konusu harcama tutarlarının, talep miktarları ile karşılaştırmalı olarak ilgili tabloda özetlenmiş olup, kayıtlara göre raporlanan net harcama tutarı 2.560.471,77 TL tutarında görünürken, dava konusu net tazminat talebinin ise 2.344.117,74 TL düzeyinde bulunduğu \" şeklinde mütalaada bulundukları görülmüştür. 2-Önceki bilirkişi heyetine Prof.Dr. ... (İTÜ İnşaat Fak. Öğretim Üyesi), Doç.Dr. ... (İTÜ İnşaat Fak. Öğretim Üyesi) eklenerek alınan 25/10/2017 tarihli 1.ek raporda; Dosyada bilirkişi olarak görev verilen Prof.Dr. ... ve Doç.Dr. ... söz konusu binaları incelemek üzere gittiklerinde dava konusu binalar kaldırılmış olduğu için binalardaki hasar durumu vb. konularda yerinde herhangi bir inceleme yapılamadığı, bu nedenle teknik değerlendirmelerin dava dosyasına sunulmuş olan bilgi ve belgelere dayanılarak yapılacağı açıklanmış, yukarıda da yer verilen bir kısım ekspertiz raporları, tespit raporları, analiz raporları, teknik raporlar özetlenerek, devamında; - I. Bilirkişi Heyetine Bu Aşamada Atanan İki Üyenin Teknik Yönden Değerlendirmeleri; \"...Davaya konu yapıların yakınında gerçekleştirilmiş olan kazının derinliğinin 50 metreye ulaştığı anlaşılmaktadır. Dava konusu iksalarda yapılan deformasyon ölçümleri de dosyada bulunmaktadır. Söz konusu deformasyonların beklenen sınırlar içerisinde olduğu söylenebilir. Dosyaya sunulmuş olan önceki raporlar ve fotoğraflar hep birlikte değerlendirildiğinde yapılarla ilgili olarak aşağıdaki görüş ve kanaatlere varılabilir; - Davaya konu olan ... Sokak no: ..., ... ve ...'de bulunan yapılarda, yakındaki derin kazı nedeniyle, bitişik nizam binalarda derz ayrılması biçiminde deplasman ve deformasyonların ortaya çıktığı görüşüne varılmaktadır. Bu hareketlerin ne kadar olduğuna dair herhangi bir bilgi dosyada mevcut değildir. Ancak, 21.03.2013 tarihli bilirkişi raporunda; düzenli ölçümlere devam edilmesi ve sonuçların belirli sürelerde değerlendirilerek yapılarda hareket veya olumsuzlukların görülmesi durumunda ivedilikle tahliye önerisi dikkate alındığında, söz konusu raporun hazırlandığı tarihte olumsuz bir durumunun olmadığı görüş ve kanaatine varılabilir. Yukarıda özetlenen raporlarda kolon ve kiriş gibi yapı elemanlarındaki çatlakların uzunlukları, genişlikleri, yönlenmeleri yapısal çatlak olup olmadıkları veya başka yapısal hasar olup olmadığı gibi bilgiler bulunmamaktadır. 21.12.2012 tarihli ekspertiz raporunda, 2 nolu binadaki kolonlarda ağır, duvarlarda ve kirişlerde hafif çatlaklar oluştuğu ifade edilmesine karşın 21.03.2013 tarihli bilirkişi raporunda sadece donatı korozyonuna bağlı çatlaklardan bahsedilmektedir. Bu durumda, 21.12.2012 tarihli ekspertiz raporunda belirtilen çatlakların korozyona bağlı çatlaklar olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır. Aynı konuyla ilgili olarak dosya içindeki CD'de bulunan fotoğraflardan görülebildiği kadarıyla da kolonlardaki çatlaklar beton içindeki donatının korozyonuna bağlı ortaya çıkmış çatlaklardır. Söz konusu fotoğraflarda kolon veya kiriş gibi taşıyıcı elemanlarda kesme (kayma) çatlağı vd. başka bir hasar görülememektedir. Korozyon çatlakları betonun kalitesi ile ilgili olup yıllar içerisinde gelişmektedir ve bunların yakındaki kazıyla herhangi bir ilgisi bulunmamaktadır. Ancak, daha önce gözle görülmeyen veya fark edilmeyen donatı korozyorunun, kazı dolayısı ile oluşan küçük zemin hareketlerine bağlı olarak daha belirgin hale gelmesi mümkündür. Korozyon çatlakları ve bitişik nizamdaki binalar arasındaki derz açılmalarının dışında, binalardaki kolon ve kiriş gibi yapısal elemanlarda herhangi bir hasar olduğuna dair başka bir bilgi dava dosyasında görülememiştir. Davaya konu yapılarla ilgili olarak yukarıdaki raporlarda başka bir hasardan bahsedilmediği için, yapısal elemanlardaki korozyon hasarlarının ve tuğla duvar gibi taşıyıcı olmayan elemanlardaki hasarların onarılabilir nitelikte olduğu söylenebilir.Yapılacak uygun onarımlarla yapı elemanlarının eski hallerine (kazı öncesi haline) getirilebilir olduğu düşünülmektedir. Bitişik nizamdaki binalar arasındaki derz açılmalarının ise bina değerine etkileri emlak değerleme uzmanlarınca belirlenebilir.Davaya konu üç yapıyla ilgili olarak dosyada onarıma ilişkin herhangi bir bilgi veya belge görülememiştir. Dosyaya sunulmuş olan statik analiz raporları ve üç adet teklif ise binaların güçlendirilmesine ilişkindir.Davaya konu olan ve kaldırılan binalardaki hangi hasarlara dayanarak bunların kaldırılması kararının alındığına dair herhangi bir bilgi dosyada görülememiştir. ... residence binalarındaki onarımlarının yeterli olduğu\" görüş ve kanaatine varılmıştır. ...III. Genel Ve Hukuki Değerlendirme; ...Teknik Heyetimizin incelemeleri sonucunda yer verilen değerlendirmelerinde; - Sigortalı inşaatın proje ve teknik hesaplarında % 2 deplasman öngörüsü bulunduğu, - Davaya konu yapıların yakınında gerçekleştirilmiş olan kazının derinliğinin 50 metreye ulaştığı, dosyada bulunan deformasyon ölçümlerine göre, söz konusu deformasyonların beklenen sınırlar içerisinde kalmış olduğu, - Davaya konu olan ... Sokak no: ..., ... ve ...'de bulunan yapılarda, yakındaki derin kazı nedeniyle, bitişik nizam binalarda derz ayrılması biçiminde deplasman ve deformasyonların ortaya çıktığı, ancak 21.03.2013 tarihli bilirkişi raporunda; \"düzenli ölçümlere devam edilmesi ve sonuçların belirli sürelerde değerlendirilerek yapılarda hareket veya olumsuzlukların görülmesi durumunda ivedilikle tahliye önerisi\" dikkate alındığında, söz konusu raporun hazırlandığı tarihte olumsuz bir durumunun olmadığı, - Aynı konuyla ilgili olarak dosya içindeki CD'de bulunan fotoğraflardan görülebildiği kadarıyla da kolonlardaki çatlakların beton içindeki donatının korozyonuna bağlı ortaya çıkmış çatlaklar olduğu, söz konusu fotoğraflarda kolon veya kiriş gibi taşıyıcı elemanlarda kesme (kayma) çatlağı vd. başka bir hasar görülemediği, - Korozyon çatlaklarının betonun kalitesi ile ilgili olup yıllar içerisinde geliştiği ve bunların yakındaki kazıyla herhangi bir ilgisinin bulunmadığı, - Netice itibariyle somut olayda; üçüncü kişilere ait taşınmazlardaki hasarın inşaat faaliyetlerinden meydana gelmediği, bu nedenle; Davacının tazmin ettiği üçüncü kişi zararlarının taraflar arasındaki sigorta sözleşmesi kapsamında olmadığı\" yönünde kanaat bildirilmiştir. 3-Bilirkişi heyetinden alınan 11/09/2018 tarihli 2.ek raporda; Dosyada mevcut olan 1.ek raporda da yer alan bir kısım hususlar özetlenerek; \"...Dava dosyasına sunulmuş olan fotoğraflarda kolonlardaki korozyon çatlakları ile bitişik nizamdaki binalar arasındaki derzlerde derz ayrılması biçiminde deplasman ve deformasyonlar görülmektedir. 21.03.2013 tarihli bilirkişi raporunda, düzenli ölçümlere devam edilmesi ve sonuçların belirli sürelerde değerlendirilerek yapılarda hareket veya olumsuzlukların görülmesi durumunda ivedilikle tahliye önerisi dikkate alındığında, söz konusu raporun hazırlandığı tarihte olumsuz bir durumunun olmadığı görüş ve kanaatine varılabilir. Yukarıda özetlenen raporlarda kolon ve kiriş gibi yapı elemanlarındaki çatlakların uzunlukları, genişlikleri, yönlenmeleri, yapısal çatlak olup olmadıkları veya başka yapısal hasarlar olup olmadığı gibi bilgiler bulunmamaktadır. 21.12.2012 tarihli ekspertiz raporunda sadece “ağır çatlak” veya “hafif çatlak” gibi ifadeler mevcuttur. Kolonlarda ve kirişlerde kesme çatlakları mı, eğilme çatlakları mı, korozyon çatlakları mı olduğu, çatlakların yerleri (kolon - kiriş birleşimlerinde mi, kolon - kiriş orta noktalarında mı), çatlak genişlikleri, çatlak yönleri, kılcal çatlaklar veya daha geniş çatlaklar mı oldukları gibi hiçbir bilgi bulunmamaktadır... 03.01.2013 tarihli Üsküdar Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğü tarafından hazırlanmış raporda da ...elemanlardaki çatlak özelliklerine ait herhangi bir detay açıklanmamaktadır. Davaya konu yapılardaki hasar durumu ile ilgili olarak tek somut bilgi (yukarıda belirtilen 21.12.2012 tarihli ekspertiz raporu ve 03.01.2013 tarihli Üsküdar Belediye Başkanlığı raporundan sonraki tarihte hazırlanmış olan) 21.03.2013 tarihli bilirkişi raporunda tanımlanmakta olan korozyona bağlı hasarlardır. 21.03.2013 tarihli bilirkişi raporunda sadece donatı korozyonuna bağlı çatlaklardan bahsedilmektedir. Söz konusu bu bilirkişi raporunu hazırlayan bilirkişilerin inşaat mühendisliği alanında çalışan akademisyenler oldukları anlaşılmakta olup, raporun hazırlandığı tarihte binalarda başka herhangi bir hasar olması durumunda bunları tespit edebilecek yetkinliğe sahip oldukları düşünülmektedir. Dolayısıyla, 21.12.2012 tarihli ekspertiz raporunda belirtilen ve sadece ağır çatlak olarak tanımlanan çatlakların korozyona bağlı çatlaklar olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır. Ayrıca, dosyadaki mevcut fotoğraflar incelendiğinde de, korozyona bağlı olarak oluşan düşey kolon çatlakları dışında başka herhangi bir hasara ait fotoğraf görülememiştir. Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyesi tarafından hazırlanan raporda ise zemin hareketleri değerlendirimekte, dava konusu yapılardaki hasara ilişkin ait herhangi bir bilgi verilmemektedir. Diğer taraftan, iksalarda yapılmış deformasyon ölçümleri de dosyada mevcut olup bu deformasyonların beklenen sınırlar içerisinde olduğu söylenebilir. Davacı vekili dilekçesinde çatlakların büyüyüp büyümedikleri konusuyla ilgilenilmediği ifade edilmektedir. Bir çatlağın ilerleyip ilerlemediği, genişletip genişlemediğini belirlemek için çatlak üzerine çatlak ölçerler sabitlenip belirli aralıklarla takip edilmektedir. Dava dosyasında, çatlakların ilerlediği ve genişlediğini gösteren böyle herhangi bir kayıt mevcut değildir. Söz konusu bölgedeki diğer bazı binalar ile ilgili, farklı mahkemelerdeki dosyalar kapsamında hazırlanmış çok sayıda bilirkişi raporu tekrar sunulmuştur. Bu raporlar incelendiğinde, binaların hiçbirinde binaların yıkılarak kaldırılmasının gerektirecek ağır hasarlar bulunmadığı, hasarların tamamının onarılabilir nitelikte olduğu belirtilmektedir. Dolayısıyla, söz konusu bilirkişi raporlarının tamamı, bu davaya konu binalardaki hasarların onarılabilir nitelikte olduğu yönündeki görüş ve kanaatimizi destekler niteliktedir. Davaya konu yapılar ile ilgili olarak derz kayması biçimindeki deplasman ve deformasyondan kaynaklanan zararların tespiti ile onarım - giderim maliyetlerinin tespiti mümkün olamamaktadır çünkü bu hasarların miktarlarına ait herhangi bir bilgi dosyada mevcut değildir. Bitişik nizamdaki binalar arasındaki derz açılmalarının bina değerine bir etkisi olması mümkün olup emlak değerleme uzmanlarınca belirlenebilir. Ancak, derz açılmalarının ne kadar olduğuna dair herhangi bir sayısal veri de dosyada bulunmamaktadır. ...Yapılan teknik değerlendirmeler çerçevesinde; Davacının tazmin ettiği üçüncü kişi zararlarının taraflar arasındaki sigorta sözleşmesi kapsamında olmadığı için talep edilemeyeceği yönünde varılan kanaatin değişmesini gerektiren sebep bulunmadığı...\" belirtilmiştir. 4-Bilirkişi heyetinden alınan 05/08/2019 tarihli 3.ek raporda; Önceki raporlarda yer alan teknik tespitler, kök rapor ile 1.ve 2.ek raporda yer alan görüşler özetlenerek; \"...Davacı taraf vekili beyanlarında özetle hasarların zamanla arttığı vurgulanmaktadır. Ancak arttığı belirtilen çatlaklara ait herhangi bir bilgi (çatlak yeri, doğrultusu, genişliği, yönlenmesi, kesme çatlağı veya korozyon çatlağı vb. olup olmadığı, çatlak genişliklerinin zamana göre değişim kayıtları vb.) dosyada görülememiştir. Davacı taraf dilekçesinde kazı derinliğinin 70 metreye ulaştığı ifade edilmektedir. Aynı dilekçede; yapılan aletsel gözlem sonuçlarına göre en fazla 27 mm'lik yanal yer değiştirme tespit edildiği belirtilmektedir. Dava dosyasına sunulmuş olan iksa deformasyon ölçümleri incelendiğinde de bu deformasyonların beklenen sınırlar içerisinde olduğu söylenebilir. Önceki ek raporlarda da belirtildiği gibi çatlağın ilerleyip ilerlemediği, genişleyip genişlemediğini belirlemek için çatlak üzerine çatlak ölçerler sabitlenip belirli aralıklarla takip edilmesi gerekmektedir. Dava dosyasında, çatlakların ilerlediği ve genişlediğini gösteren böyle herhangi bir kayıt mevcut değildir. Dava konusu binalar kaldırılıp yeniden yapıldıkları için binaları yerinde incelemek de mümkün olamamaktadır. Söz konusu bölgedeki diğer bazı binalar ile ilgili, farklı mahkemelerdeki dosyalar kapsamında hazırlanmış çok sayıda bilirkişi raporu taraflarca yeniden dosyaya sunulmuştur. Bu raporlar incelendiğinde, genel binaların hiçbirinde binaların yıkılarak kaldırılmasının gerektirecek ağır hasarlar bulunmadığı, hasarların tamamının onarılabilir nitelikte olduğu belirtilmektedir. Dolayısıyla, söz konusu bilirkişi raporlarının tamamı, bu davaya konu binalardaki hasarların da onarılabilir nitelikte olduğu yönündeki görüş ve kanaatimizi destekler niteliktedir. Davaya konu yapılar ile ilgili olarak derz kayması biçimindeki deplasman ve deformasyondan kaynaklanan zararların tespiti ile onarım-giderim maliyetlerinin tespiti mümkün olamamaktadır çünkü bu hasarların miktarlarına ait herhangi bir metraj bilgisi (genişlik, uzunluk, miktar, vb.) dosyada mevcut değildir. Heyetimizden binalarda değer kaybına sebebiyet verip vermeyeceği, vermesi halinde değer kaybından kaynaklı zararın tespiti hususunda görüş talep edilmektedir. 2. Ek raporda da belirtildiği üzere, bitişik nizamdaki binalar arasındaki derz açılmalarının bina değerine bir etkisi olması mümkün olup bu husus gayrimenkul değerleme uzmanlarınca belirlenebilir... Binalardaki olası değer kayıpları heyetimizin uzmanlık alanı dışındadır. Söz konusu derz deplasman ve deformasyonlarının binalarda değer kaybına sebebiyet verip vermeyeceği, vermesi halinde değer kaybından kaynaklı zararın tespiti hususlarında deneyimli ve SPK lisansına sahip gayrimenkul değerleme uzmanlarının görüş bildirmesi uygun olacaktır.\" şeklinde görüş bildirdikleri anlaşılmıştır. 5-Bilirkişi heyetine inşaat mühendisi gayrimenkul değerleme uzmanı ... eklenerek alınan 17/03/2020 tarihli son raporda özetle; \"...Üsküdar Belediye Başkanlığı Gelirler Müdürlüğü'nden alınan; ilk 1998 yılı verilen emlak vergisi beyannamelerine göre, Üsküdar ilçesi ... Mahallesi ... pafta ... ada, ... ve ... parseller ile, ... ada, ... parseldeki binaların emlak vergisi  beyannamelerindeki alan bilgileri: Taşınmaların, Üsküdar Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğü İmar Arşivinde mimari uygulama projesine, yapı ruhsatlarına rastlanmamıştır. Bu sebeple ...-... ve ... parseller üzerindeki binaların alanları, emlak vergisi beyannamelerindeki alanlarından yararlanılarak toplam bina alanları çıkarılmıştır. 1-... Ada, ... parseldeki bina: Betonarme karkas yapı; kaloriferli, inşaatın bitim tarihi 01.01.1988 , meskenler 64,00 m2 + 90,00 m2.+ 75,00 m2.+ 130,00 m2 olup, toplam 423,00 m2 alanlıdır. Bina yapılış tarihi 01.01.1988 olup, 20.10.2014  dava tarihi itibariyle 26 yıllıktır. 2-... Ada. ... parseldeki bina: Betonarme karkas yapı; kaloriferli, inşaatm bitim tarihi:01.01.1980, meskenler: 6 x 80,00 m2=480,00 m2 + 2 x 100,00 m2=200,00 m2 + dükkanlar; 2 x 43,00 m2=86,00 m2 olmak üzere, toplam 766,00 m2 alanlıdır. Bina yapılış tarihi 01.01.1980 olup, 20.10.2014 dava tarihi itibarîyle 34 yıllıktır. 3-.... Ada, ... parseldeki bina: Betonarme karkas yapı; kalorifersiz, inşaatın bitim tarihi:01.01.1980, meskenler: 6 x 80,00 m2 = 480,00 m2 + 121,00 m2 olup, toplam 601,00 m2 alanlıdır. Bina yapılış tarihi 01.01.1980 olup, 20.10.2014 dava tarihi itibariyle 34 yıllıktır. Dosyadaki Sigorta Eksperi İnşaat Mühendis ...'ın hazırlamış olduğu 21.12.2012 tarihli ön rapor; İstanbul Teknik Üniversitesi Deprem Mühendisliği ve Afet Yönetimi Enstitüsü'nün hazırlamış olduğu 24.01.2013 tarihli teknik rapor; Boğaziçi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümünün 08.05.2014 tarihli raporu dikkate alındığında, yukarıda yer verilen ... Sokak'taki üç binanın, ... Projesi için yapılan 45,00 m. derinliğinde geniş derin kazı yapılmasından kaynaklı, binalarda ağır hasarlar meydana gelmiştir. Yaptığım piyasa araştırmasına göre 2014 yılı Bina Yapım Metrekare maliyet 1.500,00 TL/m2 alınmıştır. Buna göre; 1-... Ada, ... parseldeki binanın 20.10.2014 dava tarihi itibariyle değerinin hesaplanması: Bina değeri; 423,00 m2 (Binanın hesaplanan alanı) x 1.500,00 TL/m2 = 634.500,00 TL Eskime payı: %25 x 634.500,00 TL =158.625,00 TL Eskime payı düşülerek hesaplanan bina değeri 475.875,00 TL olarak bulunmuştur. 2-... Ada ... parseldeki binanın 20.10.2014 dava tarihi itibariyle değerinin hesaplanması: Bina değeri; 766,00 m2 (Binanın hesaplanan alanı) x 1.500,00 TL/m2 = 1.149.000,00 TL Eskime payı: %32 x 1.14.000,00 TL =367.680,00 TL Eskime payı düşülerek hesaplanan bina değeri 781.320,00 TL olarak bulunmuştur. 3-... Ada,... parseldeki binanın 20.10.2014 dava tarihi itibariyle değerinin hesaplanması: Bina değeri; 601,00 m2 (Binanın hesaplanan alanı) x 1.500,00 TL/m2 = 901.500,00 TL Eskime payı: %32 x 901.500,00 TL  =288.480,00 TL Eskime payı düşülerek hesaplanan bina değeri 613.020,00 TL olarak bulunmuştur. Eskime payları düşülerek hesaplanan bina değeri toplam değeri : 475.875,00 TL + 781.320,00 TL + 613.020,00 TL = 1.870.215,00 TL olarak hesaplanmıştır. Dosyada mevcut sayın bilirkişiler; Prof. Dr. ..., Prof. Dr. ..., Prof. Dr. ..., Doç. Dr. ..., Yad. Doç. Dr. ... tarafından imzalı 15.12.2016 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu binalar için yapılan hasar harcamaları ile ilgili bedellerin; ... Rezidans (17 ayrı bağımsız bölüm onarım masrafları) 70.800,00 TL Noter Masrafları 61.080,29 TL Tahliye ve Geçici İkamet Masrafları 514.834,38 TL Etüd ve Projelendirme Masrafları 22.420,00 TL Teknik Tespit ve Rapor Masrafları 10.440,00 TL TOPLAM 679.574,00 TL Olduğu tespit edilmiştir. Bu değeri de yukarıda tespit edilen eskime payları düşülerek hesaplanan bina değerleri eklediğimizde;1.870.215,00 TL + 679.574,00 TL = 2.549.789,00 TL olarak hesaplanmıştır. Sigorta poliçesinde yer alan tazminattan %10 oranında muafiyetin tenzili kararlaştırıldığından:%10 Muafiyet : 2.549.789,00 TL x 0,10=254.978,00 TL muafiyet bedeli düşüldüğünde muafiyet sonucu kalan miktar; 2.549.789,00 TL - 254.978,00-TL = 2.294.811,00 TL tazminat bedeli hesaplanmıştır.\" şeklinde mütalaada bulundukları anlaşılmıştır.Poliçe ... Mah. ... Cad. Libadiye/Üsküdar adresindeki ... Projesinin sadece kazı ve iksa işleri, 07/09/2011-07/03/2013 (18 ay) inşaat dönemi, 07/03/2013-07/03/2015 (24 ay) bakım dönemi için koasürans esasına göre davalı ... Sigorta A.Ş.'nin %50 (jeran), davalı ... Sigorta A.Ş.'nin %25, davalı ... Sigorta A.Ş.'nin %25 oranında sorumlu olacağı şekilde 23/09/2011 tarihinde İnşaat All Risks Sigorta Poliçesi düzenlenmiş, sonraki süreçten vade uzatımına ilişkin tanzim olunan zeyilnameler ile inşaat ve bakım süreleri uzatılmıştır. İnşaat All Risks Sigorta Poliçesinde; -... Geliştirme A.Ş. ile ... Ticaret A.Ş, ... Ticaret ve Sanayi A.Ş Joint Venture ve/veya müteahhitleri ve/veya tüm alt müteahhitleri ve/veya taşeronları ve/veya alt taşeronları ve/veya supervisorlar/danışmanlar/mühendisler/proje yönetim şirketi \"SİGORTALI\", -... A.Ş. \"İŞVEREN\", -... A.Ş. \"SİGORTA ETTİREN\" olarak anılmaktadır. Poliçede ayrıca; \"Bu sigorta poliçesi, yürürlükteki İnşaat All Risks poliçesi hüküm ve şartlarına göre tazmin edilebilir ani ve beklenmedik bir ziya veya hasar sonucu, Poliçe Cetveli'nde belirtilmiş olan teminatları, sigorta süresi içinde ve toplam sigorta meblağını aşmamak koşuluyla, teminatın karşısında yazılı limitlere kadar tazmin eder.\" ifadesine yer verilerek, poliçenin A.Poliçe Cetveli ve B.İnşaat All Risks Ek Teminatlar/Garanti Hükmü/Özel Şartlar olmak üzere iki bölümden oluştuğu belirtilmiştir. Poliçenin \"A.İnşaat All Risks Poliçe Cetveli\" kısmında; \"Teminat Kapsamı\" kısmında; \"*Standart İnşaat All Risk Türk Genel Şartları ve ek olarak *... I ve III.kısımlar (İnşaat & 3ŞMM) *... Klozlar, Genişletmeler, Garanti Hükümleri, Özel Şartlar *Belirtilmiş olan alt limitler aksi belirtilmemişse her bir olay ve poliçe suresince toplam şeklinde geçerlidir.\" denilerek devamında ise teminatlar sayılmış ve \"...(M.R.END.120) Vibrasyon (Titreşim), Taşıyıcı Elemanlar Kloz (Limit: 5.000.000 USD)...3.Şahıs MM (Olay başı ve toplamda Limit: 15.000.000 USD)\" olarak belirtilmiştir. Ancak 11/10/2011 tarihli \"İnşaat All Risks Sigorta Poliçesi Zeyil 1\" ile İngilizce poliçede doğru şekilde belirilmiş olan MR 116 ve MR 120 kloz limitlerinin Türkçe poliçede sehven yanlış yazıldığı açıklanarak MR 120 yönünden limit, \"(M.R.END.120) Vibrasyon (Titreşim), Taşıyıcı Elemanlar Kloz (Limit: Olay başına ve proje süresince toplam 3.ŞZMM Limitleri ile 15.000.000 USD)\" şeklinde düzeltilmiştir. \"Muafiyetler\" kısmında; \"3.Şahıs Mali Mesuliyet : USD 15.000, hasarın %10'u\" olarak belirtilmiştir. Poliçenin \"B.İnşaat All Risks Ek Teminatlar/Garanti Hükmü/Özel Şartlar\" kısmında; -Kloz 120 Vibrasyon (Titreşim), Taşıyıcı Elemanların Zayıflaması veya Kaldırılmasına İlişkin Özel Şart; \"...işbu poliçede verilen Üçüncü Şahıs Mali Mesuliyet Ek Teminatının, üçüncü şahıslara ait bir mülkün ya da yapının vibrasyon nedeniyle veya taşıyıcı destek veya payandalarının zayıflatılması veya kaldırılması nedeniyle meydana gelecek bedeni veya maddi zararları kapsayacak şekilde genişletilmesi kararlaştırılmıştır. Ancak bu teminatın geçeli olabilmesi için; 1-Herhangi bir yapı veya tesiste, arazi bölümünde maddi hasar veya sorumluluk nedeni olacak tam veya kısmi çöküntü gerçekleşmeli, 2-Yapı sözleşmesi gereği inşaat faaliyetinin başlamasından önce söz konusu taşınır-taşınmaz mallar ve arazi parçasının sağlam durumda olduğu ve hasarı önleyici tedbirlerin alınmış olduğunun belirlenmesi, 3-Talep edilmesi halinde, sigorta ettiren tarafından masrafı kendisine ait olmak üzere söz konusu taşınır-taşınmaz malların sağlamlığının inşaat faaliyetlerinin başlamasından önce bir raporla tespit edilmesi gerekmektedir. Aşağıdaki hallerde sigortacının tazminat yükümlülüğü yok sayılacaktır; 1-Yapı (inşaat) işinin doğasından yada tarzından doğan ve kaçınılmaz olan kayıp ve zararlar, 2-Taşınır-taşınmaz malların ve yapının stabilitesini etkilemeyen veya kullanıcıları tehlikeye düşürmeyen yüzeysel hasarlar, Sigorta süresince gerekli olduğu için yapılmış olan hasarı önlemeye ve en aza indirmeye yarayan giderler (Limit: 3.SMM Limiti ile) -Üçüncü Şahıslara Karşı Sorumluluk Sigortası Klozu \"1) Teminatın Kapsamı: Bu kloz sigortalıyı, sigortanın yürürlüğü esnasında, sigortalanmış olan inşaat ve montaj işlerinin ifası sebebiyle meydana gelen olay neticesinde, A) Üçüncü şahısların ölmesi veya bedeni zarara uğraması, B) Üçüncü şahıslara ait mal ve kıymetlerin zıya ve hasara uğraması sebebiyle, poliçede gösterilen sıfat, faaliyet ve hukuki münasebetlerinden dolayı, kendisine karşı, üçüncü şahıslar tarafından ileri sürülecek zarar ve ziyan taleplerinin sonuçlarına karşı, Türkiye Cumhuriyetinin hukuki sorumluluk hükümleri çerçevesinde ve aşağıda belirtilen haller ve özel şartlar göz önünde tutularak, poliçede belirtilen teminat limitleri dahilinde temin eder... 2) Aksine Sözleşme Yoksa, Teminat Dışında Kalan Haller A) Herhangi bir mülkün ya da yapının vibrasyon veya taşıyıcı, destek veya payandalarının zayıflatılması veya kaldırılması nedeniyle meydana gelecek bedeni veya maddi zararlar... 3) Teminat Dışında Kalan Haller Sigortacı, aşağıdaki hallerden sorumlu olmayacaktır: A) Bir mukavelenin ifasına veya özel bir anlaşmaya dayanıp, sigortalının kanuni sorumluluk ölçüsünü aşan talepler, B) Ana teminat kapsamında temin edilebilir herhangi bir kıymetin, ikame, onarım, iyileştirme veya yeniden yapımı için gerekli olanı masraflar, C) Her türlü netice hasarları..., 4) Özel Şartlar: ...B)Sigortacının açık onayı olmadıkça, sigortalı tazminat talebini kısmen veya tamamen kabule yetkili olmadığı gibi, zarar görenlere herhangi bir tazminat ödemesinde bulunamaz. C) Sigortalı, bu kloz teminatına girebilecek herhangi bir olay vukuunda dava yolu ile ve/veya sair suretle bir tazminat talebi karşısında kalması halinde: a)Durumu sigortacıya derhal bildirmek veya cezai takibatla ilgili olarak almış olduğu ihbarname, davetiye gibi belgeleri sigortacıya vermek, b)Dava açılması halinde, davanın takip ve idaresi ıçin sigortacının göstereceği avukata gerekli vekaletnameyi vermek, c)Tazminat yükümlülüğü ve miktarı ile rücu haklarının saptanması için sigortacının yetklli kıldığı temsilcilerinin, rizikonun gerçekleştiği yerde ve bunlarla ilgili belgeler üzerinde yapacakları araştırma ve incelemelere müsaade etmek ile yükümlüdür. (Limit: Olay Başı ve Toplamda 15.000.000 USD)\" \"İnşaat All Risks Sigorta Poliçesi Zeyilnamesi\" başlıklı  09/12/2011 tarihli 2 no.lu zeyilnamede ise; \"İşbu Zeyilname ile ana poliçe üzerinde mevcut diğer hertürlü detay aynen geçerli kalmak kaydı ile ... GELİŞTİRME A.Ş, firmasının 09.12.2011 tarihi itibarı ile işveren sıfatı ile poliçeye dahil edildiği kaydolunmuştur.\" denilerek, Sigortalı olarak \"... Gelistirme A.Ş. ve ... A.Ş.\" gösterilmiştir. İnşaat Sigortası Genel Şartları (Bütün Riskler) İnşaat Sigortası Genel Şartları (Bütün Riskler) \"A.1 Sigortanın Kapsamı\" başlıklı maddesi uyarınca; \"Bu sigorta, konusunu teşkil eden değerlerin teminat müddeti içinde, inşaat sahasında bulunduğu sırada, inşaat süresinde bu poliçede gösterilen istisnalar dışında kalan, önceden bilinmeyen ve ani bir sebeple herhangi bir ziya ve hasara uğraması halini temin eder\". \"Ek Sözleşme ile Teminat Kapsamına Dahil Edilebilecek Kıymetler ve Haller\" başlıklı A.3 maddesi uyarınca; \"Aşağıdaki haller dolayısıyla meydana gelen ziya ve hasarlar sigorta teminatının dışındadır. Ancak bunlar ek sözleşme ile poliçede belirtilen limitlerle sigorta teminatına dahil edilebilir. ... d) Üçüncü şahısların maruz kalacağı zararlar nedeniyle sigortalıya düşecek hukuki sorumluluklar...\" Hasar ve Tazminat konusu B bölümünde düzenlenmiştir. \"B.1 Hasar Halinde Sigortalının Yükümlülükleri \" başlıklı kısımda açıklandığı gibi; \"Sigortalı, hasar vukuunda aşağıdaki hususları yerine getirmekle yükümlüdür. a) Hasarın meydana geldiğini öğrendiği tarihten itibaren geç 5 gün içinde sigortacıya ihbar etmek. b) Sigortalı değilmişcesine gerekli kurtarma ve korunma tedbirlerini almak ve bu maksatla sigortacı tarafından verilecek talimata elinden geldiği kadar uymak...\" İhtarnameler Ve Protokoller Davacı şirket tarafından, Beşiktaş ... Noterliği'nden keşide edilen 28/02/2014 tarihli ve ... no.lu ihtarname; Sigorta şirketi tarafından yapılan ekspertiz ve mahkeme tespitleri sonucunda elde edilen raporlarda 1, 2 ve 5 no.lu binalarda hasar oluştuğu ve hasarın iksa faaliyetlerinden kaynaklandığının tespit edildiği, binada oturanların can güvenliği tehdit altında olduğundan anılan poliçe kapsamında olay sigortacıya derhal bildirilmesine rağmen TTK'nın 1476. maddesinde belirlenen süreler içinde cevap verilmediği, bu nedenle bahse konu bina sakinlerinin uygun yerler temin edilmek, kira bedelleri ve taşınma masrafları ödenmek ve durum sigorta şirketine bildirilmek suretiyle tahliye edildikleri, can güvenlikleri bu şekilde temin edildikten sonra binalardaki zararın tespiti ve zarar miktarı konusunda bina malikleriyle anlaşma çabaları başlatıldığı, zarar görenlerle ekli protokollerde görülen miktarın tediyesi hususunda anlaşmaya varıldığı ancak TTK 1476.maddesinin son fıkrası gereği yapılan sulh sözleşmelerinin imzalanmasından önce, sigortacının onayına sunulması gerektiği açıklanarak, 1 no.lu ... binası (... ada ... Parsel, ... bağımsız bölüm, 1 kahvehane ve 1 büro) sakinleriyle imzalanması planlanan sözleşme örneği, 2 no.lu ... binası (... ada ... Parsel, ... bağımsız bölüm konut, 2 işyeri) sakinleri ile imzalanması planlanan sözleşme örneği, 5 no.lu ... binası (... ada ... Parsel) sakinleri ile imzalanması planlanan sözleşme örneği yönünden bilgiler paylaşılmış, Yasa maddesinde belirlenen sürenin sonuna kadar sulh protokollerine onay verilmediği takdirde sulhun gerekleri yerine getirilerek ödemelerin gerçekleştirileceği ve gerçek zararın tazmin ilkesine göre ... binası için ihya olduğu tespit edilen 50.000 TL'nin haricinde kalan kısım için ödenen bedellerin sigortacıdan faizi ile birlikte talep edileceği ihtar edilmiş, ihtarname 03/03/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. şirket tarafından, Beyoğlu ... Noterliği'nden keşide edilen 17/03/2014 tarihli ve ... no.lu ihtarname; Muhatap temsilcileri, brokerleri ve avukatlarının katılımı ile gerçekleştirilen toplantı ve müteaddit yazışmalarda, taleplerin poliçe teminatı kapsamında yer almadığının açıklandığı, yukarıdaki ihtamamesi karşısında, bir kez daha yazılı olarak taleplerin reddedildiğinin beyan edildiği, muhataptan talepte bulunan kişilere ait binalarda oluştuğu iddia olunan hasarların yürütülen projeye dahil kazı iksa işi ile ilişkisi bulunmadığı, zira gerek ekspertiz gerekse mahkeme tespit raporlarında iksa duvarlarının usulüne uygun yapıldığı, planlanandan ve öngörülenden farklı bir durumun ortaya çıkmadığı, hatta gerçekleşen deplasmanların öngörülenden daha düşük olduğu, gerekli tedbirlerin alındığı, iksa duvarının oluşturduğu deformasyonların binalarda kısmen veya tamamen bir yıkımına sebebiyet verecek şekilde bulunmadığı ancak binalarda bu işlemlerden bağımsız olarak yapısal zafiyetlerin mevcut olduğu, düşük beton kalitesiyle yapıldığı, korozyonların olduğu ortaya çıktığından illiyet bağı olmadığı gibi 3. ŞMM teminatı ve 120 no.lu kloz kapsamında olmadığı açıklanarak hasarın reddedildiği, sulh protokollerinin kabul edilmediği ihtar olunmuştur. ...-... Adi Ortaklığı ile davacı ... Geliştirme A.Ş'nin \"Firmalar\", hasara uğrayan bina maliklerinin ise \"Hak Sahipleri\" olarak anıldığı aşağıdaki \"Protokoller\" imzalanmıştır; -Kadıköy ... Noterliğinden tasdikli 20/03/2014 tarih ve ... yevmiye no.lu \"Protokol\", 2 no.lu ... binası (... ada ... Parsel, ... bağımsız bölüm konut, 2 işyeri) sakinleriyle imzalanmıştır. Protokol gereği; Depozito bedelleri, emlakçı komisyon ücretleri, kira ve nakliye bedelleri olarak toplam 111.948,27 TL (Mart 2014 ayı kiraları da dahil), Bina ve Hak Sahiplerinin tüm zararları için toplam 400.000 TL tazminat ödenmesi kararlaştırılmıştır. -Kadıköy ... Noterliğinde düzenlenen 25/03/2014 tarih ve ... yevmiye no.lu \"Düzenleme Şeklinde Sözleşme\", 5 no.lu ... binası (... ada ... Parsel) sakinleri ile imzalanmıştır.  Sözleşme gereği; Depozito bedelleri, emlakçı komisyon ücretleri, kira ve nakliye bedelleri olarak toplam 62.617,73 TL (Haziran 2014 ayı kiraları da dahil), Bina ve Hak Sahiplerinin tüm zararları için toplam 275.000,00 TL tazminat ödenmesi kararlaştırılmıştır. -Kadıköy ... Noterliğinden tasdikli 25/06/2014 tarih ve ... yevmiye no.lu \"Protokol\", 1 no.lu ... binası (... ada ... Parsel, ... bağımsız bölüm, 1 kahvehane ve 1 büro) sakinleriyle imzalanmıştır. Protokol gereği; Depozito bedelleri, emlakçı komisyon ücretleri, kira ve nakliye bedelleri olarak toplam 199.444,00 TL (Haziran 2014 ayı kiraları da dahil), Bina ve Hak Sahiplerinin tüm zararları için toplam 1.300.000,00 TL tazminat, İşbu protokol tarihi sonraki döneme ilişkin toplamda 50.000,00 TL kira bedeli ödenmesi kararlaştırılmıştır. <br>İstinaf Sebeplerinin İncelenmesi; Dava konusu olayda; davacı tarafından ... projesi kapsamında kazı ve iksa faaliyetlerine başlanmasının ardından ... Mahallesi ... Caddesi ... Sokak'ta yer alan 1, 2 ve 5 numaralı binalarda ve ... Mahallesinde bulunan ... Rezidans'ta hasar gerçekleştiğinin bildirilmesi üzerine, söz konusu ..., ... ve ... numaralı binalarda oturulmasının can ve mal güvenliği açısından sakıncalı olduğu gerekçesiyle mal sahiplerinin tahliyesinin başlatıldığı, yine ... Rezidans'ta oluşan hasar yönünden tespitlerin yapıldığı, davacı tarafça mal sahipleri ile sulh protokolleri düzenlendiği anlaşılmıştır. Davacı tarafça, sulh protokolleri sigorta poliçesinde jeran konumunda olan davalı ... Sigorta A.Ş.'nin onayına sunulmuş, söz konusu bedellerin poliçe kapsamında ödenmesi talep edilmiş ancak davalı sigorta şirketleri tarafından istemin reddedilmesi üzerine eldeki dava açılmıştır. Somut olayda ihtilaf; davacının aktif husumetinin olup olmadığı, davacı tarafça tazmin edilen 3.kişi zararlarının inşaat faaliyetinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı, davacı tarafça yapılan ödemelerin, işbu dosyada talep edilen bedellerin poliçe ve teminat kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve bu bağlamda davalı sigorta şirketlerinin ödeme yükümlülüğü olup olmadığı, meydana gelen hasarın miktarı ve hesaplama yöntemi noktalarında toplanmaktadır. Aktif husumet (sıfat) itirazı yönünden yapılan inceleme; Sıfat davanın esasına yani maddi hukuka ilişkin bir kavram olup dava konusu talep bakımından kimin hak sahibi, kimin yükümlü olduğunu ifade eder. Davada davacı ve davalı olarak yer almakla taraf olarak gösterilenlerin maddi hukuk bakımından gerçekten bu niteliği taşıyıp taşımamaları tümüyle birbirinden farklı kavramlardır. Sıfat, tarafın bir özelliği olmadığı gibi usule ilişkin bir kavram da değildir. Aksine sıfat, davanın taraflarının ihtilaflı maddi hukuk ilişkisinin gerçek süjesi olup olmadığı ile ilgilidir (Pekcanıtez Usul, S.607). Sıfat, nihai karar verildiğinde, davanın haklı veya haksız olduğunu ifade eder. Dava takip yetkisi ve sıfatın davadaki durumunu belirtmek bakımından, davanın yürütülmesi ve karara ulaşmasındaki sürecin dava takip yetkisini, bu sürecin sonunda maddi hukuka yönelik sonucun ise sıfatı karşıladığı söylenebilir (Pekcanıtez Usul, S.612). Bir sübjektif hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bu nedenle, o hakka ilişkin bir davada davacı olma sıfatı (aktif husumet ehliyeti) da o hakkın sahibine aittir. Mesela, bir alacak davasında davacı olma sıfatı, o alacağın alacaklısına aittir. Alacak davası o alacağın alacaklısından başka bir (üçüncü) kişi tarafından açılırsa, (dava konusu alacağın mevcut olmadığından dolayı değil) davacının davacı (alacaklı) sıfatına sahip olmadığından (sıfat yokluğundan, husumetten) dolayı reddedilir... Taraf sıfatı dava şartı değildir. Çünkü sıfat, usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu (subjektif) hakkın özüne ilişkin, bir maddi hukuk sorunudur. Sıfat yokluğu, bir def'i değil, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olan bir itirazdır. Hakim kendisine sunulan dava malzemesinden (davalı veya davacının bildirdikleri vakıalardan yani dava dosyasından) bir itiraz sebebinin varlığını (sıfat yokluğunu) öğrenirse, bunu kendiliğinden gözetir (Medeni Usul Hukuku El Kitabı, Prof. Dr. Baki Kuru, Av. Burak Aydın, C.I, S.332, 333, 334). İnşaat All Risks Sigorta Poliçesine ekli 09/12/2011 tarihli 2 no.lu zeyilnamede davacı ... GELİŞTİRME A.Ş. 09/12/2011 tarihi itibariyle \"İŞVEREN\" sıfatı ile poliçeye dahil edilerek, poliçede \"SİGORTALI\" olarak gösterildiği için davalı ... Sigorta A.Ş.'nin aktif husumet itirazları yerinde görülmemiştir. Davacı tarafından, hasara uğrayan bina sahiplerine yapılan ödemelerin hukuki niteliği ve sigorta poliçesi yönünden yapılan inceleme; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 24/02/2016 tarih 2014/11-289 E. 2016/163 K. sayılı ilamında kusursuz sorumluluk kavramı şu şekilde açıklanmıştır; \"...Geniş anlamıyla sorumluluk kavramı, bir kişinin başka bir kişiye verdiği zararları giderme yükümlülüğü olarak açıklanmıştır. Hukuki anlamda sorumluluk ise, taraflar arasındaki borç ilişkisinin zedelenmesi sonucu doğan zararların giderilmesi (tazmin edilmesi) yükümlülüğünü içerir. Sorumluluk hukukunun tarihsel gelişim süreci içerisinde, kusur sorumluluğundan kusursuz sorumluluğa uzayan bir yol izlenmiştir. Kusur sorumluluğunda bir zararı başkasına tazmin ettirmek, ancak zarar onun kusurlu bir fiilinden doğmuş ise mümkündür (Tandoğan Haluk, Türk Mes’uliyet Hukuku, Ankara 1967, s.89). Bu sorumlulukta kusur, sorumluluğun öğesidir (Eren Fikret, Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, C.1, B.6, İstanbul 1998, s:554). Sorumluluk, için mutlaka kusurun aranması bazı hallerde modern tekniğin ve makineleşmenin icaplarına yabancı düşmektedir. Bu sebeple hukukun, esas prensibi olan kusur sorumluluğu yer yer zayıflamış hatta bazı hallerde tamamen ortadan kalkarak yerini kusursuz sorumluluğa terk etmiştir. Teknik ilerlemeler ve ona bağlı olan tehlikelerin artması karşısında, kusura dayanan subjektif sorumluluk artık, yalnız başına, zarar görenlere etkili bir koruma sağlamaya elverişsiz ve dolayısıyla adaleti gerçekleştirmek bakımından yetersiz kalmıştır. Kusur yoksa sorumlulukta ortaya çıkmaz görüşü artık geçerliliğini kaybetmiştir. Objektif ihtimam vazifesinin ihlali mülahazası gereğince; bir şeye veya şahsa karşı kendisine, kanuni bir ihtimam vazifesi yükletilen kimse, bu vazifeyi kusuru olmaksızın yerine getirmese dahi, bu yüzden doğan zarardan mesul olmalıdır. Kusura dayanmayan sorumlulukta; sorumluluğu doğuran olay, zarar ve zararla söz konusu olay arasında bir illiyet bağı bulunması sorumluluğu doğurmak için yeterlidir (Tandoğan Halûk, Kusura Dayanmayan Sözleşme Dışı Sorumluluk Hukuku, Ankara 1981, s. 3-10; Tekinay/Akman/Burcuoğlu/Altop, Tekinay Borçlar Hukuku,  Cilt I, Beşinci Bası, İstanbul 1985, s. 671). Öğretide kusursuz sorumluluk halleri \"olağan sebep sorumluluğu-tehlike sorumluluğu\" gibi ikili ayırıma tabi tutulduğu gibi (Eren Fikret, Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, C.1, B.3, 1989; Tandoğan Haluk, a.g.e., s.22); \"hakkaniyet sorumluluğu-nezaret ve ihtimam gösterme yükümünden doğan sorumluluk-tehlike sorumluğu\" şeklinde üçlü ayırım yapanlar da vardır (Tekinay /Akman /Burcuoğlu/ Altop, Tekinay Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, B.7, İstanbul 1993, s:498). Kusursuz sorumluluk, genellikle olumsuz bir biçimde sorumlu kişinin kusurunu gerektirmeyen bir sorumluluk olarak tanımlanır...\" Kusursuz sorumlulukta illiyet bağının kesilebilmesi için zarar görenin ağır kusurunun olması, üçüncü bir kişinin illiyet bağını kesebilecek nitelikte ağır kusurunun olması veya zararlandırıcı sonucun meydana gelmesinde öngörülmeyen bir halin bulunması şartlarından birini gerçekleşmesi gerekmektedir. 4271 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 683.maddesinde yer alan; \"Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir\" hükmü ile mülkiyet hakkının kanunla toplum yararına kısıtlanabileceği temel ilke olarak kabul edilmiştir. Maddenin ikinci fıkrasında, mülkiyet hakkının nasıl korunacağı hükme bağlanmış, Kanun'un 730 ve 737. maddeleriyle de taşınmaz malikinin başkalarına zarar vermesinin önlenmesi hedeflenmiştir. Yapma, kaçınma, katlanma olarak özetlenebilecek bu sınırlamaların önemli bir bölümü TMK'nın \"komşu hakkı\" başlığı altında, 737 ile 750. maddelerinde düzenlenmiş, 751 ile 761. maddelerinde de yine malikin yapması ve katlanması gereken hususlar belirtilmiştir. TMK'nın 738. maddesiyle, 737. maddeye benzer daha özel bir düzenleme getirilmiştir. Söz konusu madde hükmüne göre \"Malik, kazı ve yapı yaparken komşu taşınmazlara, onların topraklarını sarsmak veya tehlikeye düşürmek ya da üzerlerindeki tesisleri etkilemek suretiyle zarar vermekten kaçınmak zorundadır. Komşuluk hukuku kurallarına aykırı yapılar hakkında taşkın yapılara ilişkin hükümler uygulanır.\" Bir kimsenin kendi taşınmazında yaptığı hafriyat veya inşaat nedeniyle komşusunun taşınmazına bir zarar vermiş veya onu zarara maruz bırakmışsa, bu zararın hoşgörü sınırlarını aşıp aşmadığını aramaya gerek yoktur. Komşuluk hukukundan kaynaklanan el atmanın önlenmesi, eski hale getirilmesi ve tazminat davalarında kusur aranmaz. Yani inşaatı yapanın kusurlu olup olmaması, kasıtlı hareket edip etmemesi, bu tür davalarda etkili değildir. Ancak inşaat faaliyeti ile komşu taşınmazda oluşan zarar arasında illiyet bağı bulunması gerekmektedir. Bu nedenle komşuluk hukukundan kaynaklanan tazminat davalarında öncelikle inşaatı yapanın eylemi ile komşu taşınmaz zararı arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığının tespit edilmesi, sonra varsa komşu taşınmazın uğramış olduğu zararın miktarının bilirkişi aracılığı ile tespit edilmesi, tazminatın bu zarara göre tayin ve takdir edilmesi gerekir. Hemen belirtmek gerekir ki, tazminat miktarı hiçbir zaman zararı aşamaz. Oluşan zararın kapsamı belirlenirken, tarafların zararın oluşumuna hangi oranda etki ettikleri yani müterafik (bölüşük) kusurlarının olup olmadığı belirlenerek, komşu taşınmazın zararın artmasında kusuru varsa, tazminat miktarı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 52. maddesine göre indirilmeli veya tamamen ortadan kaldırılmalıdır. 4271 sayılı Kanun'un 737 ve 730. maddelerinden doğan sorumluluk kusura bağlı bir sorumluluk olmadığından, inşaatı yapanın kusursuz olması ,se tazminat miktarının düşürülmesine etkili olamaz. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 13/10/2020 tarihli 2019/835 E 2020/3372 K. sayılı ilamı) Davacı tarafından, hasara uğrayan bina sahiplerine yapılan ödemeler komşuluk hukukundan kaynaklanmaktadır. Yapılan açıklamalar uyarınca; komşuluk hukukundan kaynaklanan sorumluluk hali, kusursuz sorumluluk hallerinden olduğu için illiyet bağının tespit edilmesi durumunda sorumluluk doğacağının nazara alınması, tazminat miktarının belirlenmesinde karşı tarafın müterafik kusurunun olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un \"Eski Hukukun ve Türk Ticaret Kanununun Uygulanacağı Haller\" başlığı altında 2.maddesinde; \"(1) Bu Kanunda aksi öngörülmemiş veya farklı bir şekilde düzenlenmemişse: a) Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten önce meydana gelen olayların hukukî sonuçlarına, bu olaylar hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişlerse, o kanun hükümleri uygulanır. b) Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten önce gerçekleşmiş hukukî fiiller, bağlayıcılıkları ve hukukî sonuçları itibarıyla, bu tarihten sonra dahi, gerçekleştikleri tarihte yürürlükte bulunan kanuna tâbidir. c) Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten sonra meydana gelen olaylara Türk Ticaret Kanunu hükümleri uygulanır...\" ; 6103 sayılı Kanun'un \"Beklenen Haklar\" başlığı altında 4.maddesinde; \"(1) Eski hukuk yürürlükte iken gerçekleşmiş olup da Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girdiği tarihte henüz herhangi bir hak doğurmamış olaylara Türk Ticaret Kanunu hükümleri uygulanır.\" Aynı Kanun'un \"Sigorta Sözleşmesi\" başlığı altında 39.maddesinde ise; \"(1) 6762 sayılı Kanun yürürlükte iken yapılmış ve hüküm ifade etmeye başlamış sigorta sözleşmelerine, Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girmesinden itibaren bir yıl süreyle 6762 sayılı Kanun hükümleri uygulanır. Ancak, bu bir yıllık süre içinde sigorta ettireni, sigortalıyı ve lehdarı koruyan hükümler bakımından, 1517nci maddesi müstesna, Türk Ticaret Kanunu hükümleri geçerli olur...\" düzenlemeleri yer almaktadır. Yasal hükümlere göre somut olayda poliçe 23/09/2011 tarihinde düzenlenmiş, ekspertiz raporunda hasarın 20/12/2012 tarihinde ihbar edildiği, hasar tarihinin ise 19/12/2012 öncesi olarak belirtilmiştir, bu durumda 6762 sayılı e.TTK değil 6102 sayılı TTK hükümleri gereğince değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 11/1 maddesinde; \"Sigorta sözleşmelerinin ana muhtevası, Müsteşarlıkça onaylanan ve sigorta şirketlerince aynı şekilde uygulanacak olan genel şartlara uygun olarak düzenlenir. Ancak, sigorta sözleşmelerinde işin özelliğine uygun olarak özel şartlar tesis edilebilir. Bu hususlar, sigorta sözleşmesi üzerinde ve özel şartlar başlığı altında herhangi bir yanılgıya neden olmayacak şekilde açık olarak belirtilir.\", 11/4 maddesinde; \"Sigorta sözleşmelerinde kapsam dahiline alınmış olan riskler haricinde, kapsam dışı bırakılmış riskler açıkça belirtilir. Belirtilmemiş olan riskler teminat kapsamında sayılır.\" 6102 sayılı TTK'nın 1409.maddesinde; \"(1) Sigortacı, sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumludur. (2) Sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığını ispat yükü sigortacıya aittir.\", TTK'nın mal sigortasına ilişkin hükümlerin düzenlendiği kısımda 1453.maddesinde; \"(1) Rizikonun gerçekleşmemesinde menfaati bulunanlar, bu menfaatlerini mal sigortası ile teminat altına alabilirler...\",  1459.maddesinde; \"(1) Sigortacı, sigortalının uğradığı zararı tazmin eder.\", TTK'nın sorumluluk sigortasına ilişkin hükümlerin düzenlendiği kısımda 1473.maddesinde; \"(1) Sigortacı sorumluluk sigortası ile, sözleşmede aksine hüküm yoksa, sigortalının sözleşmede öngörülen ve zarar daha sonra doğsa bile, sigorta süresi içinde gerçekleşen bir olaydan kaynaklanan sorumluluğu nedeniyle zarar görene, sigorta sözleşmesinde öngörülen miktara kadar tazminat öder.\", 1475.maddesinde; \"(1) Sigortalı sorumluluğunu gerektirecek olayları, on gün içinde, sigortacıya bildirir. (2) Sigortalı kendisine yöneltilen istemi, aksi kararlaştırılmamışsa derhâl sigortacıya bildirir. Bu bildirim üzerine veya zarar görenin sigortacıya doğrudan başvurması hâlinde 1427 nci madde uygulanır. (3) Bildirim yükümlülüğünün ihlali hâlinde, 1446 ncı maddenin ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri kıyas yolu ile uygulanır.\", 1476.maddesinde; \"(1) Sigortacı, 1475 inci maddeye uygun olarak bildirimde bulunulması tarihinden itibaren beş gün içinde, zarara uğrayanın istemleriyle ilgili olarak ve sigortalının adına, fakat sorumluluk ve tüm giderler kendisine ait olmak üzere, gerekli hukuki işlemlerin gerçekleştirilip, kararların alınmasını ve ayrıca savunmaya yardımda bulunmayı üstlenip üstlenmeyeceğini sigortalıya bildirir; aksi hâlde bu maddenin dördüncü fıkrası uygulanır. (2) Birinci fıkrada belirlenen sürenin sonuna kadar yapılması zorunlu işlemleri sigortalı yürütür. (3) Sigortacı birinci fıkra anlamında üstlenmede bulunmuşsa, sigortalının hak ve menfaatlerini gözetir. (4) Sigortacı bildirimde bulunmamışsa, sigortalı aleyhine kesinleşen tazminatı öder. Ancak, sigortalının sigortacının onayını almadan yaptığı sulh sözleşmesi, bildirimden itibaren onbeş gün içinde onay verilmemişse, sigortacıya karşı geçersizdir; sigortacı haklı olmayan sebeplerle sulhe onay vermekten kaçınamaz.\", TTK'nın 1427.maddesinde ise \"(1) Aynen tazmine ilişkin sözleşme yoksa sigorta tazminatı nakden ödenir.(2) Sigorta tazminatı veya bedeli, rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her hâlde 1446 ncı maddeye göre yapılacak ihbardan kırkbeş gün sonra muaccel olur. Can sigortaları için bu süre onbeş gündür. Sigortacıya yüklenemeyen bir kusurdan dolayı inceleme gecikmiş ise süre işlemez. (3) Araştırmalar, 1446 ncı maddeye göre yapılacak ihbardan başlayarak üç ay içinde tamamlanamamışsa; sigortacı, tazminattan veya bedelden mahsup edilmek üzere, tarafların mutabakatı veya anlaşmazlık hâlinde mahkemece yaptırılacak ön ekspertiz sonucuna göre süratle tespit edilecek hasar miktarının veya bedelin en az yüzde ellisini avans olarak öder. (4) Borç muaccel olunca, sigortacı ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşer. (5) Sigortacının temerrüt faizi ödeme borcundan kurtulmasını öngören sözleşme hükümleri geçersizdir.\" hükümlerine yer verilmiştir. Dava konusu poliçe İnşaat All Risk Poliçesidir. İnşaat sigortası bir mal sigortası olup, sigortacının tazminat ödeme yükümlülüğünün doğabilmesi için sigortanın konusunu teşkil eden değerlerin sigorta süresi zarfında zıya veya hasara uğramış olması gerekir. Poliçede ayrıca Üçüncü Şahıslara Karşı Sorumluluk Sigortası Klozu verilmiştir. Anılan kloz ile sigortalanmış olan inşaat faaliyetleri nedeniyle üçüncü şahıslara ait mal ve kıymetlerin zıya ve hasara uğraması hali teminat altına alınmıştır. Bu klozun özel şartlar kısmında aksine sözleşme yoksa, herhangi bir mülkün ya da yapının vibrasyon veya taşıyıcı, destek veya payandalarının zayıflatılması veya kaldırılması nedeniyle meydana gelecek bedeni veya maddi zararların teminat dışı olduğu belirtilmiştir. Poliçede ise aksine düzenleme MR Kloz 120 teminatı ile sağlanmıştır. Nitekim bu teminatın özel şartında açıkça Üçüncü Şahıs Mali Mesuliyet Ek Teminatının üçüncü şahıslara ait bir mülkün ya da yapının vibrasyon nedeniyle veya taşıyıcı destek veya payandalarının zayıflatılması veya kaldırılması nedeniyle meydana gelecek bedeni veya maddi zararları kapsayacak şekilde genişletilmesinin kararlaştırıldığı ifade edilmiştir. Fakat MR Kloz 120 teminatının yürürlüğe girebilmesi poliçede; \"1-Herhangi bir yapı veya tesiste, arazi bölümünde maddi hasar veya sorumluluk nedeni olacak tam veya kısmi çöküntü gerçekleşmeli, 2-Yapı sözleşmesi gereği inşaat faaliyetinin başlamasından önce söz konusu taşınır-taşınmaz mallar ve arazi parçasının sağlam surumda olduğu ve hasarı önleyici tedbirlerin alınmış olduğunun belirlenmesi,\" şeklinde özel şartlar getirilmiş, ancak \"1-Yapı (inşaat) işinin doğasından yada tarzından doğan ve kaçınılmaz olan kayıp ve zararlar, 2-Taşınır-taşınmaz malların ve yapının stabilitesini etkilemeyen veya kullanıcıları tehlikeye düşürmeyen yüzeysel hasarlar\" yönünden ise sigortacının tazmin yükümlülüğü bulunmadığı belirtilmiştir. Yine Üçüncü Şahıslara Karşı Sorumluluk Sigortası Klozunda bir mukavelenin ifasına veya özel bir anlaşmaya dayanıp, sigortalının kanuni sorumluluk ölçüsünü aşan talepler, ana teminat kapsamında temin edilebilir herhangi bir kıymetin, ikame, onarım, iyileştirme veya yeniden yapımı için gerekli olanı masraflar, her türlü netice hasarları yönünden sigortacının sorumlu olmayacağı açıkça ifade edilmiştir. Davacı tarafından yapılan ödemeler nedeniyle davalı sigorta şirketlerinin sorumluluğu ancak yukarıda yer alan koşulların oluşması halinde mümkündür. Mahkemece hükme esas alınan son raporda; \"Sigorta Eksperi İnşaat Mühendisi ...'ın hazırlamış olduğu 21.12.2012 tarihli ön rapor, İstanbul Teknik Üniversitesi Deprem Mühendisliği ve Afet Yönetimi Enstitüsü'nün hazırlamış olduğu 24.01.2013 tarihli teknik rapor, Boğaziçi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümünün 08.05.2014 tarihli raporu dikkate alındığında, yukarıda yer verilen Seyran Sokak'taki üç binanın, Emaar Square Projesi için yapılan 45,00 m. derinliğinde geniş derin kazı yapılmasından kaynaklı, binalarda ağır hasarlar meydana gelmiştir.\" tespitine yer verilmiş ise de söz konusu raporların hiçbirinde, dava konusu binalarda kazı çalışmasına bağlı olarak hasar meydana geldiği yönünde bir tespite yer verilmediği gibi aynı bilirkişi heyetinin düzenlediği önceki kök ve ek (1., 2. ve 3.) raporlarda ise aksi yönde görüş ve kanaat bildirildiği açıktır. Buna rağmen bilirkişi heyetini son raporlarındaki bu görüşe ulaştıran verilere ilişkin ayrıntılı bir değerlendirme ve gerekçe rapor içeriğinde bulunmadığından, hükme elverişli değildir. Yukarıda açıklandığı üzere, hasara uğrayan bina maliklerine karşı, davacının sorumluluğu komşuluk hukukuna dayanmaktadır. Somut dosya yönünden de gerek davacının, gerekse poliçe itibariyle davalıların sorumluluğunun bu çerçevede değerlendirilmesi gerekmektedir. Kusursuz sorumluluk hallerinden olan komşuluk hukukundan kaynaklanan sorumluluk türünde öncelikle illiyet bağının tespit edilmesi zorunludur. Dava dosyası kapsamında yer alan raporlarda kazı çalışmalarının, binalarda gerçekleşen hasarlarda etken olduğu anlaşılmakla birlikte sebebiyet verdiği hasarın niteliği ve derecesini tam olarak tespite elverişli bir rapor ise düzenlenmemiştir. Yine tüm rapor ve kayıtlarda binaların söz konusu kazı olayı olmasa dahi bir kısım kusurlarının bulunduğu da anlaşılmaktadır.  Bu tespitler ise, söz konusu hasarların kazı çalışmalarından kaynaklı olarak gerçekleştiğinin kabulü halinde dahi müterafik kusur değerlendirmesi yapılması gerekliliğini ortaya koymaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 06/12/2022 tarihli 2021/11-478 E. 2022/1665 K. sayılı ilamında açıklandığı üzere; \"...Zarar sigortalarının (mal ve sorumluluk sigortaları) amacı, rizikonun gerçekleşmesi hâlinde sigortalının maruz kaldığı veya kalacağı zararın tam olarak tazminini sağlamaktan ibarettir. Özellikle mal sigortalarında rizikonun gerçekleşmesi üzerine sigortalının alacağı tazminatın gerçek zararla sınırlı olması ve sigortalının hiçbir surette maruz kaldığı olay dolayısıyla haksız zenginleşme imkanına kavuşmaması gerekmektedir. Başka bir deyişle sigorta sözleşmesi bir kazanç sağlama aracı olmadığından sigortalının mal varlığında haksız bir artış meydana getirmemelidir. Zenginleşme yasağı olarak ifade edilen bu durum sayesinde sigorta sözleşmesi kazanç aracı olmaktan uzaklaşacaktır...\" Sigorta kapsamına giren bir rizikonun gerçekleşmesi halinde sigorta şirketinin ödeyeceği tutar, gerçek zarar miktarıyla sınırlı olacaktır. Bu nedenlerle her ne kadar davacı tarafından protokoller kapsamında ödemeler yapılmış ise de davalı sigorta şirketlerinin sorumluluğu davacının ödediği bedellere bağlı olmayıp gerçek zarar miktarının tespit edilmesi zorunludur. Hasara uğrayan 1, 2 ve 5 no.lu binalar yönünden son bilirkişi raporunun hasarın hesaplama yöntemi açısından hükme elverişli olmadığı sabittir. Bilirkişi tarafından binaların yeniden yapım maliyeti hesaplanarak yıpranma payları tenzil edilmiş ve rayiç değer hesabı yapıldığı anlaşılmıştır. Mahkeme tarafından ise hesaplanan rayiç bedeller nazara alınarak karar verilmiştir. Yani davalılar taşınmaz rayiç bedellerinden sorumlu tutulmuştur. Oysa yukarıda açıklandığı gibi zararı etkileyen sair faktörlerin, müterafik kusurun nazara alınması gerektiği açıktır. Yine bilirkişi raporunda binaların sınıfları tespit edilmeden sabit bir m2 fiyatı esas alınmıştır. Oysa ekspertiz raporunda her bir bina yönünden ayrı ayrı sınıf ve m2 bedeli yöünden değerlendirilme yapıldığı anlaşılmakla rapor bu yönden de eksik ve hatalıdır. Hükme esas alınan son bilirkişi raporunda 1, 2 ve 5 no.lu binalar yönünden hatalı da olsa hesaplama yapılmış ise de, davacının diğer talep kalemlerini oluşturan miktarlara yönelik kök ve ek raporlarda hesaplama ve değerlendirme yapılmamıştır. Davacının diğer talep kalemleri; -... Rezidansta oluşan hasarlar için 70.800,00 TL, -Noter masrafı (1, 2 ve 5 numaralı bina malikleri ile yapılan protokollere ilişkin ödenen noter masrafı) olarak 61.080,29 TL, -Tahliye ve geçici ikamet masrafı (1, 2 ve 5 no.lu bina malikleri için emlakçı komisyonu, depozito, kira bedeli, tüm bina maliklerinin taşınması için nakliye masrafı) olarak 514.834,98 TL, -Etüd ve projelendirme masrafı (1, 2 ve 5 no.lu binalar için yaptırılan etüd ve projelendirme masrafı) olarak 22.420,00 TL, -Teknik inceleme ve raporlama masrafı (1, 2 ve 5 no.lu binalar için teknik inceleme ve raporlama masrafı) 10.440,00 TL şeklindedir. Talep edilen bu tutarların gerçek zarara işaret edip etmediğinin, ödenen bedellere ilişkin davacı tarafça sunulan belgeler incelenerek tespit edilmesi gerekmektedir. Protokoller nedeniyle yapılan noter masraflarının makbuzlarla teyidi mümkündür. Ancak emlakçı komisyonu yönünden, bina maliklerinin hangi emlak şirketinin aracılık etmesi neticesinde yeni konutlara kiracı olarak taşındıkları, yani fiili olarak simsarlık hizmeti verilip verilmediği, sözleşme imzalanıp imzalanmadığı, emlakçıya ne kadar ödeme yapıldığının belirlenmesi ve ücret ödenmesi koşulunun TBK 520 vd hükümleri uyarınca gerçekleşip gerçekleşmediğinin her bir hak sahibi yönünden ayrı ayrı değerlendirilmesi, kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak emlakçı komisyonunun hesap edilmesi, yine depozito ve kira bedellerinin kira sözleşmeleri de nazara alınarak hesap edilmesi, süre açısından da makul olup olmadığının tespit edilmesi ayrıca taşınma masraflarının rayice uygun olup olmadığının değerlendirilmesi, yine etüd ve projelendirme masrafı yönünden de raporlar ve yapılan ödemelerin değerlendirilmesi gerekmektedir. Tüm bu değerlendirmeler yapılırken Üçüncü Şahıslara Karşı Sorumluluk Sigortası Klozunda \"bir mukavelenin ifasına veya özel bir anlaşmaya dayanıp, sigortalının kanuni sorumluluk ölçüsünü aşan talepler, ana teminat kapsamında temin edilebilir herhangi bir kıymetin, ikame, onarım, iyileştirme veya yeniden yapımı için gerekli olanı masraflar, her türlü netice hasarları\" yönünden sigortacının sorumlu olmayacağı ifade edildiği için, talep edilen bu kalemlerin sigortalının kanuni sorumluluk ölçüsünü aşan talepler ve netice hasarları olduğu yönündeki davalı savunmaları da incelenmeli, her bir talep kalemi, ifade edilen bu yönden de ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Söz konusu binaların yıkılmış olması nedeniyle fiili bir tespit yapılmasına imkan bulunmadığından, bilirkişilerce yapılacak değerlendirmeler sonrasında, müterafik kusur hükümleri de dikkate alınarak gerekirse bedelin TBK'nın 50. maddesi uyarınca hakkaniyete uygun olarak belirlenmesi gerektiği de göz önünde bulundurulmalıdır. Anılan hususlar çerçevesinde; binalardaki hasarların doğrudan inşaat faaliyetlerinden kaynaklanıp kaynaklanmadığının, doğrudan inşaat faaliyetlerinden kaynaklanmıyor ise inşaat faaliyetlerinin hasara etkisinin, taşınmazların bulunduğu zeminin jeolojik yapısından kaynaklanan hususlar, binaların yaşı ve yıpranma payları, mühendislik kurallarına uygun olarak inşa edilip edilmedikleri, 1999 depreminden etkilenip etkilenmedikleri vb şekilde zararın oluşmasında ve artmasında etken olan hususların araştırılarak değerlendirilmesi, bu çerçevede zararın meydana gelmesinde bina sahiplerinin müterafik kusurunun bulunup bulunmadığının belirlenmesi, bina sahiplerinin gerçek zarar miktarlarının tespit edilmesi, yukarıda özetlenen tüm tespit ve raporların değerlendirilmesi, bilirkişi heyetinin kök ve ek (1, 2 ve 3) raporları ile son ek rapor arasında oluşan çelişkinin giderilmesi, davalı itirazlarının karşılaması için akademik kariyere sahip inşaat mühendisi, geoteknik mühendisi, jeoloji mühendisi ile  dava konusu poliçe konusunda uzman sigortacı ve hesap bilirkişilerinden oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetinden denetimine elverişli rapor alınarak hasıl olacak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davalı ... Sigorta A.Ş., davalı ... Sigorta A.Ş. ve davalı ... Sigorta A.Ş. vekillerinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilerek, Dairemizin kararına uygun şekilde yargılama yapıldıktan sonra yeniden karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine iadesine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1- Davalı ... Sigorta A.Ş., davalı ... Sigorta A.Ş. ve davalı ... Sigorta A.Ş. vekillerinin istinaf başvurusunun AYRI AYRI KABULÜ ile İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1260 E. 2020/628 K. sayılı 03/12/2020 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nIn 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE, 3-Davalılar tarafından ayrı ayrı yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına, 4-Davalılar tarafından ayrı ayrı yatırılan istinaf karar harçlarının talep halinde ilk derece mahkemesince iade edilmesine, 5-Davalıların yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğ edilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 05/02/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3329612088a49439","SID":"189bfa27d18fbd87"}}