{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br>KARAR TARİHİ  : 30/12/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ: 08/06/2021<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Taşınır Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ: 30/12/2024<br><br>İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davalı şirketin araçlarının sigorta poliçelerinin uzun yıllardır müvekkili şirket tarafından yapılmakta olduğunu, davalı borçlu şirket ile müvekkili arasında ticari bir ilişkinin söz konusu olduğunu, 2018 yılında yapılan poliçeler ile ilgili olarak davalı şirket tarafından herhangi bir ödeme yapılmaması üzerine davalı şirket yetkilisi tarafından müvekkilinin acentesi olduğu ve araçlarının sigortalandığı ...  vermiş olduğu dilekçe ile \"şirket adına olan tüm sigorta poliçelerinin iptalini \" talep ettiklerini ve müvekkili tarafından söz konusu poliçelerin iptal edildiğini, müvekkili tarafından poliçelere ilişkin primlerin sigorta şirketine ödendiğini, iptal edilen poliçeler gereğince doğan alacağın tahsili için müvekkilinin davalı şirket hakkında başlattığı Antalya 12. İcra Müdürlüğünün ... Sayılı takip dosyasına borçlu davalı şirketin itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, davalının itirazlarının iptaline, %20' den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalıya dava dilekçesi tebliğ edilmiş cevap dilekçesi ibraz etmediği anlaşılmıştır.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, \"...Davacı acenta ile davalı arasında davalı şirkete ait araçların sigortalarının yapılması konusunda ticari ilişki bulunduğu, bu hususun sabit olduğu, davacı acentanın poliçe düzenleme ve prim tahsil etme yetkisine sahip olduğu, davalı filo araçlarının ve deniz araçlarının sigorta poliçelerinin muhtelif sigorta şirketleri adına davacı acenta aracılığıyla yapıldığı, sigorta şirketlerine yapılacak poliçe ödemelerinin kimi zaman davacı şirket hesabından, kimi zaman davalı şirket yetkisinin verdiği kredi kartından ödenmek suretiyle açık hesap ilişkisinin oluşturulduğu, bu açık hesap kapsamında davalının yaptığı kimi ödemelerin davacı acentanın sair ödemelerinde kullanılıp, ödenen bu tutarların da yine davalının açık hesabından mahsup edilmek suretiyle ticari ilişkinin devam ettiği, taa ki  davalı şirketin yine davacı acenta aracılığıyla sigorta teminatı altına alınan deniz aracında meydana gelen hasarı ilgili dava dışı sigorta şirketinin karşılamaması nedeniyle davalı yetkilisinin ilgili sigorta şirketi nezdindeki tüm sigorta poliçelerini iptal ettirene kadar. Bu tarihten sonra bakiye alacak miktarı bakımından davalının davacının hesaplamasını kabul etmediği ve icra takibine yapılan itiraz üzerine iş bu davanın ikame ediliği, tarafların ticari defterlerinde aradaki ticari ilişkiye ilişkin bir kayıt bulunmadığı gibi mali müşavirin davacı yetkilisinin isticvab beyanındaki \"iptal tarihine kadar düzenli ödemelerin yapıldığı \" yönündeki ifadesini o zamana kadar alacak olmadığı şeklinde yorumlamasının yerinde olmadığı bu nedenle mali müşavir raporuna itibar edilmeyeceği, ilk rapordaki hesapların dosyada mübrez poliçeler, ödeme kayıtları ve iade kayıtları ile uyumlu olduğu, bu poliçeler ve dava dilekçesine ekli belgeler incelendiğinde davalı şirket yetkilisinin kimi poliçe ödemelerinin kendi kredi kartı ile yaptığı ve poliçelerin iptalinde de bakiye kalan süreye isabet eden poliçe bedelinin yine bu kartlara aktarıldığı, rapor ekinde yer alan listenin incelenmesinde davalı yetkilisinin kredi kartıyla yaptığı ödeme ve iadelerin takip konusu edilmediği, sadece davacı acentanın ödeyip iadeler mahsup edildikten sonra bakiye kalan miktarın takip konusu edildiği ve celp edilen banka kayıtları da incelendiğinde bu poliçelere yönelik davacının bir ödemesinin bulunmadığı bu şekilde davacının davasında haklı olduğu  ve davacının alacağının likit olduğu kanaatine varılmakla davanın kabulüne, \" karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; öncelikle 28.10.2019 tarihli eski hale getirme talepleri uyarınca davaya cevap ve delillerinin geçerli sayılması gerektiğini zira müvekkili şirkete gönderilen dava dilekçesini içerir tebligatın o dönem müvekkili şirket bünyesinde çalışmakta olan ama kısa bir süre sonra işten ayrılan bir işçiye 18.07.2019 tarihinde tebliğ edildiğini ancak tebliğ mazbatasından da görüleceği üzere \"müvekkil  şirket yetkilisinin durumunu ve ona tebliğ edilmeme sebebi \" şerh düşülmeden doğrudan işçiye tebligat yapıldığını, bu durumda gerek mevzuat gerekse de yüksek mahkeme içtihatları doğrultusunda müvekkili şirkete yapılan tebligatın usulsüz olduğunun sabit olduğunu, davacı yanın, dosyaya 200'e yakın araç poliçesi sunduğunu, hangi poliçe için ne tutarda bir talepte bulunduğunu açıklamadığı gibi, sayın mahkemenin de davacıyı bu hususta bir yükümlülük altına sokmadığını, şayet davacı tarafa gerekli mühlet verilse idi  kesin süreye rağmen davacı yanca açıklama yapılmaması halinde davanın usulden reddi gerekeceğini, tüm bunların yanı sıra müvekkilinin davacıya borcu bulunmadığını, müvekkili şirket ile yetkilisi ... adına olan ..., ..., ..., ... ve ... numaralı kredi kartlarından davacıya ödemeler yapıldığını ayrıca dava konusu kimi poliçeler için müvekkili lehine düzenlenmiş ibraname bulunmadığını, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ve ek raporun da eksik inceleme ve değerlendirme ile düzenlendiğini, ilk bilirkişi raporunda borç olarak belirtilen meblağ gibi, son bilirkişi raporunda belirtilen meblağı da hiçbir şekilde kabul etmemekle birlikte; hesap değerlendirmelerinde bir çelişki olduğunun aşikar olduğunu ve yine mahkemece verilen % 20 icra inkar tazminatına hükmedilmesinin de yukarıda açıkladıkları sebeplerden dolayı yanlış olduğunu çünkü gerek takip talebinde gerekse de dava dilekçesinde hangi poliçe için ne tutarda bir talepte bulunduğunu açıklamadığından ortada likit bir alacak olmadığını, davacının inkar tazminatı talebinin reddi gerektiğini, tüm bu nedenlerle haksız ve eksik inceleme ve değerlendirme  neticesi verilen kararın  kaldırılmasını talep ve beyan etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, vekaletsiz iş görme nedeniyle açılan alacak istemine ilişkindir. <br>Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın davanın kabulüne karar verilmiştir. <br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davalı tarafa yapılan tebligatın usulüne uygun olmasına, davalı şirket yetkilisinin kredi kartıyla yaptığı ödeme ve iadelerin takip konusu yapılmamış olmasına, banka ve finans uzmanı bilirkişi raporunun gerekçeli, denetime ve hükme esas almaya elverişli olmasına, alacak likit olup icra inkar tazminatının yasal koşullarının oluşmuş olmasına, HMK m. 355/1. gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına  göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun  HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 4.656,34 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 1.164,08 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.492,26 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,<br>3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, <br>4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6-Kararın İlk Derece Mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,  <br>Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 30/12/2024\t\t\t<br>...<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a1d42d8e731fd43c","SID":"37c851fac62f454b"}}