{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/921 <br>KARAR NO: 2025/44<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 24/11/2020<br>NUMARASI: 2018/792 Esas 2020/570 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 15/01/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:   <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile; davacının şirket borçlu şirket ile aralarındaki sözleşme gereğini yerine getirdiğini ve 17.05.2018 tarihli fatura ile de alacağını talep ettiğini, faturayı alan ve yasal süresinde de fatura içeriğine itiraz etmeyen borçlu şirket, davacı ... bugüne kadar oyaladığı gibi borcunu ödemediğini ve yapılan icra takibine de haksız olarak itiraz ettiğini, itirazın amacının borcun tahsilatını güçleştirmek ve geciktirmek olduğunu beyanla, davanın kabulüne, itirazın iptaline, takibin devamına, borçlunun asıl alacağın % 20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. <br>CEVAP: Davalı  vekili cevap dilekçesi ile;  davalının alacaklıya herhangi bir borcu bulunmadığından açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, \" Davacı tarafından davalı ile arasında akdedilen sözleşmeden kaynaklı 19.309,61 TL faturadan kaynaklı alacağın tahsili için davalı aleyhine icra takibi başlatıldığı ancak davalı tarafından süresinde borca itiraz edildiği ve davacı tarafından iş bu itirazın iptali davası açıldığı, Mahkememizde yapılan yargılama sırasında  alınan  29.07.2019 tarihli bilirkişi raporunda  davacının 2018 yılı ticari defterlerinin usulune uygun olmadığının, takibe konu 17.05.2018 tarihli Seri .. no.lu “SGK Teşvikleri Danışmanlık Ücreti” açıklamalı 19.309,61 TL tutarlı fatura incelendiğinde içeriğinin “SGK Teşvikleri Danışmanlık Ücreti” olduğu, taraflar arasında da 10.05.2018 tarihli 10 maddelik danışmanlık sözleşmesi akdedildiği, akdedilen sözleşmenin hizmet bedeli ve ödeme şekli maddesinde “MÜŞTERİ, geçmiş dönem teşvik taraması neticesinde Müşteri’ye kazandırılan teşvik indirim tutarının (iade prim net tutarının) (%15'i) kadar tutarının %5'ini (yüzde beş) peşin, geri kalanını (VADELİ) SGK ’nın müşteri’ye ilk ödemesinde olacak şekilde ... Danışmanlık’a ödemeyi kabul eder ve bu bedel ... DANIŞMANLIK tarafından fatura edilir. Bu tutar KDV hariç tutardır” dendiği ve davacı yan tarafından davalı yana kazandırılan teşvik indirim tutarının mevcut olup olmadığı, kazandırıldı ise tutarının ne olduğu ile ilgili dosyada belge ve veri mevcut olmadığı, takibe konu 17.05.2018 tarihli seri ... no'lu fatura içeriğinin ispatı için yeterli delil niteliğinin bulunmadığının tespit edildiği ve davacının iddialarını ispat edemediği anlaşılmakla \" davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; kargo ile gönderilen faturaya, davalının süresi içerisinde itiraz etmediğini, faturanın içeriğini kabul ettiğini, mahkeme tarafından müvekkil şirketin, davalı yana kazandırılan teşvik indirim tutarının mevcut olup olmadığı, kazandırıldı ise tutarının ne olduğu ile ilgili dosyada belge ve veri mevcut olmadığı, takibe konu 17.05.2018 tarihli Seri ... no.lu fatura içeriğinin ispatı için yeterli delil niteliğinin bulunmadığı kanaati oluştuğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de müvekkil şirket tarafından, davalı şirkete gönderilen 12/02/2019 tarihli ve ... Tic. Ltd. Şti. nezdinde geçmişe yönelik SGK prim teşviklerine dair yapılan veri girişleri ve mahsup sonuçları konulu rapor,  davalı şirkete ait ... (... Sistemi Projesi) ekran görüntüleri, davalı şirket adına müvekkil şirket tarafından yapılan SGK başvuru dilekçeleri, davalı taraf ile müvekkil şirket arasındaki mailler ve ilgili dönemlere ait müfredat kartları müvekkilin alacağını kanıtladığını belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;  Dava; danışmanlık sözleşmesinden kaynaklanan faturaya dayalı başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemli açılan davanın, yargılama sırasında davalı şirketin iflas etmesi nedeniyle alacağın masaya kayıt ve kabulüne ilişkindir. İstanbul ... İcra Müdürlüğü ...E. sayılı dosyası incelendiğinde; davacının \"SGK teşvikleri danışmanlık ücretleri\" açıklamalı 17/05/2018 tarihli 19.309,61 TL tutarlı 1 adet faturaya istinaden fatura bedeli kadar asıl alacağın  tahsili için  takip başlattığı, davalının  yasal süresinde ödeme emrine itiraz ettiği, davanın yasal 1 yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Yargılama sırasında davalı şirket iflas etmesi nedeniyle  taraf teşkilinin sağlanması için yerel mahkemece, İstanbul ... İflas Dairesine müzekkere yazılarak ... İflas sayılı dosyasında tasfiye şeklinin ve tasfiye memuru atanıp atanmadığı, atandı ise bilgilerinin gönderilmesi istenilmiş olup İstanbul ... İflas Dairesi tarafından cevaben ... İflas sayılı dosyasında tasfiyenin basit usulde yapıldığı ve tasfiyenin müdürlükleri tarafından re'sen yürütülmekte olduğu bildirilmiştir. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup mali müşavir ... tarafından hazırlanan 29/07/2019 tarihli raporda özetle ; \"  Davacı yan tarafından davalı yana düzenlenen takibe konu 17.05.2018 tarihli Seri ... no.lu “SGK Teşvikleri Danışmanlık Ücreti” açıklamalı 19.309,61 TL tutarlı faturanın davacı yan 2018 yılı yevmiye defterinin ... no.lu yevmiye maddesinde diğer satış faturaları ile birlikte toplu olarak kayıt altına alınmış olduğu, davalı yanın incelemeye gelmediği, ticari defter ve belgelerini ibraz etmediği,  davacı yan tarafından davalı yana kazandırılan teşvik indirim tutarının mevcut olup olmadığı, kazandırıldı ise tutarının ne olduğu ile ilgili dosyada belge ve veri mevcut olmadığından takibe konu 17.05.2018 tarihli Seri ... no.lu fatura içeriğinin ispatı için yeterli delil niteliğinin bulunmadığı \" kanaatine varılmıştır. Dosya kapsamına göre; davalı firmanın, 6111 sayılı Kanun uyarınca teşvikten yararlanması amacıyla taraflar arasında 10/05/2018 tarihli Danışmanlık Sözleşmesi imzalanmış sözleşme kapsamında davacı tarafından, davalının işyeri çalışanlarından teşvik kapsamında değerlendirilebilecek sigortalıların geçmiş dönem için belirlenmesi, listelenmesi, teşvik kapsamındaki sigortalıların dönem ve kazançlarının tespiti ve teşvikten yararlanacak sigortalıların iptal/ek/asıl aylık prim ve hizmet belgelerinin düzenlenmesi, davacı tarafından karşılanacağı kararlaştırılmış olup karşılığında davalının, geçmiş dönem teşvik taraması neticesinde kendisine kazandırılan teşvik indirim tutarının (iade prim net tutarının) (%15'i) kadar tutarının %5'ini (yüzde beş) peşin, geri kalanını (vadeli) SGK’nın kendisine ilk ödemesinde olacak şekilde davacıya ödemeyi kabul ettiği görülmüştür. Somut olayda, davacı, taraflar arasında imzalanan danışmanlık sözleşmesi uyarınca verilen hizmetler karşılığında, davalının hak kazandığı SGK teşvikleri üzerinden hesaplanan hizmet bedeline dayalı takibe konu fatura alacağının bulunduğu iddia etmiş olup mahkemece  davacı yan tarafından davalı yana kazandırılan teşvik indirim tutarının mevcut olup olmadığı, kazandırıldı ise tutarının ne olduğu ile ilgili dosyada belge ve veri mevcut olmadığı, takibe konu 17.05.2018 tarihli seri A050430 no'lu fatura içeriğinin ispatı için yeterli delil niteliğinin bulunmadığınından talebin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davacı şirket tarafından, davalı şirkete gönderilen 12/02/2019 tarihli ve davalı şirket nezdinde geçmişe yönelik SGK prim teşviklerine dair yapılan veri girişleri ve mahsup sonuçları konulu rapor, davalı şirkete ait ... (... Sistemi Projesi) ekran görüntüleri, davalı şirket adına davacı şirket tarafından yapılan SGK başvuru dilekçeleri ve taraflar arasındaki  mail yazışmaları, ilgili dönemlere ilişkin müfredat kartları davacı alacağını kanıtladığını ileri sürerek dayanak yapılan belge suretleri istinaf dilekçesine eklemiş olup dava dilekçesinde \" icra dosyası, takibe dayanak fatura ve sözleşme, sözleşme gereği hazırlanan evraklar, ticari defter ve kayıtlar, gerektiğinde bilirkişi incelemesi, yemin vs. \" delillere dayanmıştır. Davacı vekilinin hazır olduğu 21/05/2019 tarihli ön inceleme duruşmasının 1 nolu ara kararında \" HMK 140/5 maddesi kapsamında taraf vekillerine daha evvel dilekçeleriyle dayanıp ibraz etmedikleri yada getirilmeyen delilleri varsa, ibraz etmek ve ilgili yerlere teskere yazdırmak üzere iki hafta kesin süre verilmeiş, kesin sürenin hukuki sonuçlarının  gelmeyen tarafa tebliğine \" karar verilmiş olup 1 nolu ara karar  yerine getirildiği taktirde; iddia savunma ve toplanan deliller ve tarafların ilişki dönemini kapsayan ticari defter ve dayanağı belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir. Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinin ikinci fıkrası gereğince basit yargılama usulüne tabi olup, HMK 322/1 maddesinde, bu kanun ve diğer kanunlarda basit yargılama usulü hakkında hüküm bulunmayan hallerde, yazılı yargılama usulüne ilişkin hükümler uygulanacağı,  HMK 140/5 maddesinde, 139uncu madde uyarınca yapılan ihtara rağmen dilekçelerinde gösterdikleri belgeleri sunmayan veya belgelerin getirtilmesi için gerekli açıklamayı yapmayan tarafın bu delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına karar verileceği, 139/1.ç bendinde ise, ön inceleme duruşmasına çıkarılacak davetiyede, davetiyenin tebliğden itibaren iki haftalık kesin süre içinde tarafların dilekçelerinde gösterdikleri, ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmaları, bu hususların verilen süre içerisinde yerine getirilmemesi halinde o delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağına karar verileceği hükümlerine yer verilmiştir. Davacı tarafın istinaf dilekçesi ekinde sunmuş olduğu deliller, dava dilekçesinde dayandığı \"sözleşme gereği hazırlanan evraklar\" kapsamındadır. Her ne kadar süresi içerisinde dosyaya sunulmamış ise de söz konusu belgelerin ibrazı için  davacı vekiline HMK 140/5 maddesi uyarınca usulüne uygun yapılmış bir ihtar bulunmadan bilirkişi incelemesi yaptırılması doğru görülmemiştir. Şöyle ki davacı vekiline çıkartılan ön inceleme duruşma günü davetiyesinde HMK 139. maddesi gereği \" dilekçesinde gösterdiği, ancak henüz sunmadığı belgeyi mahkemeye sunması veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapması, bu hususların verilen süre içerisinde yerine getirilmemesi halinde o delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağına\" ilişkin ihtar bulunmadığı gibi ön inceleme duruşmasında davacı vekiline yapılan ihtarın hukuki sonucu diğer bir anlatımla verilen kesin süre içerisinde mahkemeye henüz sunmadığı yahut başka yerden getirtilebilmesi amacıyla gerekli açıklamayı yapmadığı belgeden vazgeçmiş sayılacağı açıkça ihtar edilmemiştir. İddia ve savunma hakkı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun hukuki dinlenilme haklı başlıklı 27. maddesi ile usul hukukumuza yansıtılmıştır. Anılan maddenin birinci fıkrasında davanın taraflarının kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları belirtildikten sonra maddenin ikinci fıkrasında bu hakkın \"açıklama ve ispat hakkı\"nı da içerdiği vurgulanmıştır. Davanın taraflarının usul hukuku hükümlerine aykırı olarak açıklama ve ispat hakkını kullanmalarının kısıtlanması, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27. maddesinde yer bulan “Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkeme, iki tarafa eşit şekilde hukukî dinlenilme hakkı tanıyarak hükmünü vermelidir. Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan  hukukî dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın, hâkime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak, hukukî dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir. Bu hak çerçevesinde, tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir. Bu kapsamda hukuki dinlenilme hakkı, bilgilenme/bilgilendirme, açıklama yapma, yargı organlarınca dikkate alınma ve kararların gerekçeli olması gibi hususları içerdiği açıktır. Bilgilenme hakkı, yargılamanın içeriğine dair tam bir bilgi sahibi olmanın yanında gerek karşı tarafın gerekse de yargı organlarının dosya içeriğine yapmış oldukları işlemleri öğrenmelerini kapsar. Bilgilenme/bilgilendirme hakkının etkin biçimde kullanılabilmesi için gönderilecek tebligat ve davetiyelerde kanunda öngörülmüş şekil şartlarına sıkı sıkıya uyulması gerekmektedir. Ayrıca bu hak sadece davanın başındaki iddia ve savunmalar açısından değil  yargılamanın  her  aşamasında dikkate alınmalıdır. Bu kapsamda devam eden bir yargılamada, tarafların açıklamaları için bilgilendirme yeterli olmayıp yargılamada yer alan diğer kişilerin (tanık, bilirkişi gibi) açıklamaları açısından da önemlidir. Bilgilenme hakkının usulüne uygun kullanımı ile tarafların haklarında öğrendikleri isnat ve iddialara karşı beyanda bulunabilme, davaya yönelik bilgi ve belge verebilme yani açıklama yapma hakkı da hukuki güvenceye bağlanmaktadır. Böylece davanın her iki tarafına eşit şekilde açıklama yapma hakkı tanınması ile adaletin görünür kılınması sağlanacaktır. Açıklamada bulunma hakkı, tarafların, yazılı veya sözlü şekilde iddia ve savunmalara karşı itirazda bulunabilme, davaya ilişkin beyanda bulunmalarını sağlar. (Yargıtay 22. H.D. 22/06/2020 tarih 2017/29720 E. 2020/6157 K. Sayılı ilamı) Bu durumda, davacı tarafın istinaf dilekçesi ekinde sunmuş olduğu deliller, dava dilekçesinde dayandığı,  \"sözleşme gereği hazırlanan evraklar\" kapsamında olduğu kabul edilerek, söz konusu belgeleri sunması için yada ilgili kurumlardan getirtilmesi amacıyla davacıya açıklama yapmak üzere usulüne uygun ihtar yapılmadan, tarafların iddia ve savunma hakkının kısıtlanarak bilirkişi incelemesi yaptırılması ve bilirkişi raporuna göre karar verilmesi doğru görülmemiştir. O halde mahkemece yapılacak iş, dosyaya sunulan belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre davacının, sözleşme kapsamında dayanak yapılan faturaya dayalı hizmet bedeli alacağı bulunup bulunmadığı belirlenerek karar verilmesi gerekmektedir. Davacı vekili diğer bir istinaf nedeni olarak, kargo ile gönderilen faturaya, davalının süresi içerisinde itiraz etmediğini, faturanın içeriğini kabul ettiğini ileri sürmüş ise de dosyaya sunulan teslimata ilişkinin kargo belgesinin açıklama kısmında sadece 1 adet paket yazıldığı, davalıya teslim edilen paketin, takibe dayanak yapılan fatura olduğu belli olmadığından bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; tarafların iddia ve savunma hakkı kısıtlanarak bilirkişi incelemesi yönteminde usule aykırılık bulunduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK 353.1.a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dairemizin kararına uygun şekilde yargılama yapıldıktan sonra yeniden karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine iadesine, karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile, İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 24/11/2020 tarihli ve 2018/792 Esas 2020/570 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE, 3-Davacı tarafından yatırılan başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, karar harcının istemi halinde davacıya iadesine, 4-Davacının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.15/01/2025 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4285c61a61cab608","SID":"b4071419109ef87c"}}