{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1106 <br>KARAR NO: 2025/110<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br>ESAS NO: 2014/793<br>KARAR NO: 2021/500<br>KARAR TARİHİ: 15/04/2021<br>DAVA TÜRÜ: Kayıt Kabul<br>DAVA TARİHİ: 13/08/2014<br>KARAR TARİHİ: 05/02/2025<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında mal satımı konusunda ticari sözleşme kurulduğunu, davalı şirkete malların teslim edilmesine rağmen teslim edilen ürünlerin bedelini ödenmediğini, müvekkilinin şirket davalı şirkete vade farkı faturası düzenleyerek tebliğe edildiğini, ancak davalının hem ticari ilişkiden kaynaklanan bakiye borcunu hem de vade farkından kaynaklanan borcunu ödemediğinden İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasıyla borçlu aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını, takibe itirazın haksız ve kötü niyetle olduğunu beyanla, itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; sipariş konusu ürünlerin bedelinin müvekkili şirket tarafından hukuka ve yasaya uygun olarak ödendiğini, davacı şirketin vade farkı talep etmesinin kötüniyetli ve hukuka aykırı olduğunu, sipariş formunda taraflar arasında anlaşılan tarih 07.08.2012 olmasına rağmen davacı şirketin sipariş konusu ürünleri 10.10.2012 tarihinde teslim ettiğini, geç teslim ve numunelerdeki arıza nedeniyle taraflar arasındaki mahsuplaşma tamamlandıktan sonra davacı şitkete 08.01.2013 tarihinde 2.306.305,94 TL ve 10.464,24 TL tutarında ödeme yapıldığını, vade farkı faturasının ihtarname ile iade edildiğini, kaldı ki taraflar arasındaki ticari ilişkide vade farkını doğuracak bir gecikmenin söz konusu olmadığını, davacı adına ihale konusu ürünlerin ihaleye uygunluğunun tespit edilebilmesi adına yurtdışıda test yaptırılarak bedellerinin davacıya fatura edilmesi nedeniyle davacıdan alacaklı olduklarını, davanın kabulü anlamına gelmemek kaydıyla takas ve mahsup taleplerinin olduğunu savunarak davanın reddi ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Dava, İİK'nun 67/1 maddesinde düzenlenen itirazın iptali davası iken davalı şirketin yargılama sırasında iflas etmiş olması nedeni ile kayıt kabul davası olarak yargılamanın devam ettiği,  davalı şirket hakkında İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/774 Esas sayılı dosyası ile iflas kararı verilmiş, dava dosyası iflas idare memurlarına bildirilerek taraf teşkili sağlanılmış, iflas kararının kesinleştiği ve ikinci alacaklılar toplantısının 16/03/2020 tarihinde yapıldığı anlaşılmakla yargılamaya devam olunduğu, davacı tarafça takip konusu alacağı oluşturan 4 adet fatura düzenlenerek ticari defterlerine kayıt edildiği, davacı tarafından düzenlenen 2.401.051,45 TL bedelli ve 3.892,26 TL bedelli faturaların davalı yanın ticari defter ve kayıtlarında yer aldığı, davalı tarafından toplamda 2.316.770,18 TL ödeme yapıldığı, davacının takip konusu faturaların düzenlenmesinde önce 6.360,62 TL cari hesap alacağının mevcut olduğu, işbu alacağın davalı yanın defterlerinde de yer aldığı, davalı tarafından anılan faturalara itiraz edildiğine dair dosyada herhangi bir delilin bulunmadığı, anılan Yargıtay içtihadında da belirtildiği üzere davalının dava konusu faturayı ticari defterlerine kayıt etmesinin fatura konusu malın teslim edildiğine karine teşkil ettiği, bu hali ile davacının 81.812,91 TL karşılığı 40.945,35 USD alacağı bulunduğu kanaatine varıldığı, davacı tarafından düzenlenen 18.319,55 TL bedelli mal faturası yönünden; anılan faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı, davacı yana gönderilen ihtarname ile de faturanın kabul edilmediğinin bildirildiği, davacı tarafından işbu fatura konusu malın davalı yana teslim edildiğine dair dosyaya herhangi bir delilin ibraz edilmediği, bu hali ile davacının işbu faturadan kaynaklı alacağını ispat edemediği, davacı tarafından düzenlenen 32.537,69 TL bedelli vade farkı faturası yönünden; anılan faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı, davalı tarafından gönderilen ihtarname ile faturanın iade edildiği, taraflar arasında vade farkı uygulamasına yönelik yazılı herhangi bir sözleşme bulunmadığı, taraflar arasında vade farkı uygulamasının da bulunmadığı, davacı tarafından vade farkı uygulamasının bulunduğuna dair delil olarak gösterilen davalı mailinde vade farkı olarak 5.900 USD ödeme yapıldığının ve başkaca vade farkı kabul edilmediğinin açıkça belirtildiği, bu hali ile taraflar arasında vade farkı uygulamasının teamül haline gelmediği anlaşıldığından, işbu faturaya yönelik istemin reddine karar vermek gerektiği, davalı tarafından düzenlenen 69.894,71 TL bedelli test bedeli faturası yönünden; taraflar arasında bu yönde yazılı bir anlaşma bulunmadığı, davalı tarafından düzenlenen faturanın davacı tarafından iade edildiği, davalı ile dava dışı idare arasındaki sözleşmede ürünlerin testlere tabi tutulması gerektiğine dair bir düzenlenme bulunmadığı, yalnızca ürünlerin testleri geçebilecek nitelikte olması gerektiğinin ifade edildiği, davalının ürünlerin şartnamede belirtilen gereklilikleri karşılamadığı ve testlerin eksik olduğuna dair, kabul komisyonun geçici veya kesin kabulünün bulunmadığı, buna ilişkin herhangi bir belgenin dosyaya ibraz edilmediği, yaptırılan testlerin Türkiye'de yaptırılmasının da mümkün olduğu, bu hali ile yaptırılan testlerin bedellerinin davacı yana yüklenilmesinin yerinde olmadığı, davacı tarafında icra takibi öncesi işlemiş faiz talep edilmemiş olmakla birlikte, davalı şirket yargılama sırasında iflas ettiğinden, davacının takip tarihinden iflas tarihine kadar olan alacağının da tespit edilmesi gerektiği, bu doğrultuda alınan bilirkişi raporu ile davacının anılan tarihler arasındaki faiz alacağının 8.994,51 USD olduğunun tespit edilmiş ve mahkememizce de benimsendiği, yukarıda belirtilen şekilde davacı alacağı tespit edilmiş olmakla birlikte; yabancı para alacağının iflas eden şirketin masasına TL karşılığının kaydı gerekmekte olup; iflas tarihi olan 30/12/2015 tarihi itibari ile Merkez Bankası Efektif Satış Kuru üzerinden davacının alacağı [40.945,35 USD x 2,92 = 119.560,42 TL asıl alacak ] ve  [8.994,51 USD x 2,92 = 26.263,97 TL işlemiş faiz] toplamı [119.560,42 TL + 26.263,97 TL = 145.824,39 TL] olarak belirlendiği, yargılama sırasında davalı şirket iflas etmesi nedeniyle yargılamaya kayıt kabul davası olarak devam edildiğinden, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığı, davacı yanın kötü niyeti sabit olmadığından reddedilen kısım yönünden davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmediği, yargılama giderleri bakımından davanın kayıt kabul davası olarak sonuçlandırılması nedeniyle, karar ve ilam harcı maktu olarak belirlenmiş ve maktu vekalet ücreti takdir edildiği gerekçesiyle Davanın KISMEN KABULÜ ile, Davalı şirket yargılama sırasında iflas etmiş olmakla davaya kayıt kabul davası olarak devam edildiğinden, 119.560,42 TL asıl alacak, 26.263,97 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 145.824,39 TL alacağın müflis ... San. Ve Tic. Ltd.Şti'nin iflas masasının kayıt ve kabulüne, Aşan istemlerin reddine, İcra inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına, Davacının kötüniyeti sabit olmadığından kötüniyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde; 05.01.2016 tarihli bilirkişi raporunda, müvekkil şirket ticari defter ve kayıtlarının delil niteliği taşımasına rağmen, davalı yanın ticari defterlerinin delil niteliği taşımadığının tespit edildiğini, müvekkil şirket defterlerinde gözüken 32.537,69 TL'lik vade farkı faturası ile 18.319,55 TL'lik bilgisayar ve sarf malzemeleri faturalarının davalıya teslim edildiğinin kanıtlanamadığı gerekçesi ile işbu alacaklarımız yönünden davamızın reddine karar verilmesinin yasaya ve gerçeğe aykırı olduğunu, dosyada mübrez olan ve taraf şirket yöneticilerinin yazışmalarında davalı yöneticilerinin 5.900,00 USD vade farkı ödediklerine ilişkin ikrarlarının mevcut olduğunu, bu durumda da taraflar arasında teamülen vade farkı uygulamasının olduğunu, içtihatlar uyarınca e-mail yazışmalarının HMK'nın 199. maddesi gereğince delil olarak kabul edildiğini, mail yazışmaları davalı tarafça inkar edilmediğinden ve mail içeriklerinden taraflar arasında vade farkı uygulamasının bulunduğu aşikar olduğundan vade farkı faturasına konu alacağımız yönünden de davamızın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, alacak likit olmakla icra inkar tazminatına da hükmedilmesi gerektiğini, Yerel Mahkemece lehlerine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir iken, maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin yasaya aykırı olduğunu belirterek, reddedilen kısım yönünden kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı Kanunun 341 nci maddesi uyarınca istinaf kanun yolu açık olan davadaki yasal şartları taşıyan istinaf incelemesi, 6100 sayılı Kanunun 355 nci maddesi uyarınca resen gözetilen kamu düzenine aykırılık halleri dışında, taraflarca yargılama aşamasında ileri sürülen iddia ve savunma kapsamında kalan ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır. Dava, satış sözleşmesi kaynaklı cari hesap alacağı nedeniyle başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olarak açılmış olup, davalı şirketin dava devam ederken iflas etmesi nedeniyle kayıt kabul istemine ilişkindir. Davaya konu İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası incelendiğinde; takip alacaklısının ... Sistemleri Tic.Ve San. A.Ş., borçlunun ise ... Tekn. San. Ve Tic. Ltd. Şti. olduğu, 59.603,66 USD üzerinden 30.09.2013 tarihinde başlatılan icra takibinde faturalar, cari hesap ekstresi borcun sebebine dayanıldığı, ödeme emrinin takip borçlusuna 07.10.2013 tarihinde tebliğ edildiği, 10.10.2013 tarihinde borca itiraz edildiği, 2004 sayılı İcra İflas Kanununun 67 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıllık hak düşürücü süre içinde itirazın iptali davasının açıldığı tespit edilmiştir.İlk Derece Mahkemesince bilgisayar mühendisi, ticaret hukuku mevzuatından kaynaklı nitelikli hesaplama uzmanı ve mali müşavirden oluşan bilirkişi heyetinden aldırılan 05.01.2016 tarihli raporda:\"davacı yanın ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun olarak tutulduğu, davacının öteden beri gelen ticari ilişki nedeniyle 6.360,62 TL alacaklı olduğu, davacı tarafından 3 adet mal faturası ile 1 adet vade farkı faturası düzenlendiği, davalı tarafından yapılan ödeme ve davacının kur değerleme kayıtları ile kendi kayıtlarına göre 118.539,76 TL alacaklı olduğu, davalının ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun olarak tutulmadığı, davacı kayıtlarında yer alan 18.319,55 TL bedelli mal faturası ile 32.537,69 TL bedelli vade farkı faturasının davalı kayıtlarında yer almadığı, davalı tarafından 69.894,71 TL bedelli test bedeli faturasının davacı cari hesap alacağından düşüldüğü, davalının kendi kayıtlarına göre 11.918,20 TL alacaklı olduğu, davacının 18.319,55 TL tutarlı faturaya konu malların davalı yana teslim edildiğini ispat edemediği, 32.5437,69 TL vade farkı faturasının yerinde olmadığı, davalı tarafından düzenlenen 69.894,71 TL bedelli test bedeli faturasının davacıdan talep edilemeyeceği, bu hali ile davacının 81.812,91 TL karşılığı 40.945,35 USD alacaklı olduğu...\" şeklinde kanaat bildirilmiştir. İlk Derece Mahkemesince mali müşavirden bilirkişiden aldırılan 27.10.2020 tarihli ek raporda:\"Davacı ... Tic. Ve San.A.Ş.’nin takip tarihi (30.09.2013) itibarı ile davalı/borçlu ... San. ve Tic.Ltd.Şti.’den 81.812,91.-TL.(40.945,35.-USD) Asıl alacağı olduğu, Davacının, takip tarihinden (30.09.2013) iflas tarihine (30.12.2015) kadar olan faiz alacağının 8.994,51.-USD. olarak hesaplandığı,\" 11.02.2021 tarihli ek raporda ise:\"Davacı ... Sistemleri Tic. ve San.A.Ş. ile davalı ... Bilişim Tek.San. ve Tic.Ltd.Şti.'nin dosyada mevcut ticari defter kayıtlarına göre; taraflar arasında alışıla gelmiş Vade Farkı uygulamasına rastlamadığı, talep edilen Vade Farkının yerinde olmadığı, Davalı ... San. ve Tic.Ltd.Şti. Kadıköy ...Noterliğinin 22.01.2013/... tarih ve yevmiye numaralı ihtarnamesi ile \"31.10.2012/... tarih ve numaralı 18.319,55.-TL. (10.154,96.-USD) tutarlı (Bilgisayar ve Sarf Malzemeleri) faturası ile 15.01.2013/... tarih ve numaralı 32.537,69.-TL. (18.269,34.-USD) tutarlı Vade Farkı Faturası\"'nı davacıya iade ettiği,...\" bildirilmiştir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 06.12.2012 Tarih ve 2012/12679 E., 2012/18618 K. ilamı:\"Taraflar arasındaki uyuşmazlık vade farkı faturasından kaynaklanmaktadır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel  Kurulu’nun 27.06.2003 tarih, 2001/1 Esas, 2003/1 karar sayılı  kararına göre, vade farkı istenebilmesi için taraflar arasında bu konuda yazılı bu sözleşme ya da teamül haline gelmiş fiili  bir uygulamanın mevcudiyetinin kanıtlanması gerekmektedir. Taraflar arasında vade farkı ile ilgili yazılı bir sözleşme bulunmamaktadır. Hal böyle olunca davacının vade farkı talep edebilmesi için taraflar arasında bu konuda teamül halini almış fiili bir uygulamanın bulunup bulunmadığının saptanması gerekmektedir. Teamülün mevcut olduğunun kabulü için en az iki ya da daha fazla vade farkı faturasının davalı tarafça itirazsız ödenmiş olması gerekmektedir. Dairemizin  istikrarlı uygulaması da bu yöndedir...\"şeklindedir. Davacı tarafından düzenlenen 15.01.2013 tarihli 32.537,69 TL bedelli vade farkı faturası yönünden taraflar arasında vade farkı uygulanacağına dair sözleşme bulunmadığı, iki veya daha fazla vade farkı faturasının davalı tarafından itirazsız ödendiğine ilişkin bir teamülün de oluştuğuna dair mali müşavir bilirkişinin 11.02.2021 tarihli ek raporu ile tespit de bulunulmadığı tespit edilmiştir. Davacı vekilince 10.01.2013 tarihli davalı şirket yöneticisi tarafından gönderilen elektronik posta yazışmasında daha önce 5.900,00 USD vade farkı ödediklerine ilişkin ikrarın bulunduğu bildirilmiş ise de davalı tarafın daha önce böyle bir vade farkı ödemesi bulunduğunun kabulü halinde dahi en az iki ya da daha fazla vade farkı faturasının davalı tarafça itirazsız ödenmiş olması hali mevcut olmadığından taraflar arasında vade farkı ödenmesine dair teamül bulunduğu sonucuna varılamaz. Bu nedenlerle vade farkı faturası yönünden İlk Derece Mahkemesince verilen ret kararının isabetli olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin bu konudaki istinaf sebeplerine itibar edilmemiştir.Davacı tarafından düzenlenen 31.10.2012 tarihli 18.319,55 TL bedelli bilgisayar ve sarf malzemelerine ilişkin faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı, davacı yana gönderilen ihtarname ile de faturanın kabul edilmediğinin bildirildiği, davacı tarafından işbu fatura konusu malın davalı yana teslim edildiğine dair dosyaya herhangi bir delilin ibraz edilmediği, bu hali ile davacının işbu faturadan kaynaklı alacağını ispat edemediği şeklindeki İlk Derece Mahkemesi gerekçesinin isabetli olduğu, ispat yükü üzerinde bulunan davacının 6100 sayılı Kanunun 190 ncı maddesi ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 6 ncı maddesi uyarınca fatura konusu malları teslim ettiğini ve dolayısıyla alacağın varlığını ispat edemediği anlaşılmıştır. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 18.12.2014 Tarih ve 2014/2991 E., 2014/8259 K. ilamı:\"Öte yandan, iflas kararının kesinleşmesi ile müflis hakkındaki icra takiplerinin düşmesi nedeniyle icra inkâr tazminatına hükmedilemeyeceği gözetilerek, icra inkâr tazminatı isteminin reddine karar verilmelidir....Öte yandan kayıt kabul davaları alacağın iflas masasına kaydı istemine ilişkin olup, belirli bir miktarın tahsiline yönelik olmadığından, bu davalarda vekalet ücretinin maktu tarife üzerinden belirlenmesi ve maktu harca hükmedilmesi gerekir. Mahkemece, bu husus gözardı edilerek, davacı yararına nispi vekalet ücretine hükmedilmesi ve nispi harç hesaplanması da doğru olmamıştır...\"şeklindedir.  Davalı şirketin yargılama sırasında iflası nedeniyle itirazın iptali davasının kayıt kabul davasına dönüşmesi nedeniyle İlk Derece Mahkemesince icra inkar tazminatına hükmedilmeyerek maktu vekalet ücreti tayin edilmesinde isabetsizlik bulunmamakta olup aksi yöndeki davacı vekilinin istinaf sebeplerine itibar edilmemiştir. Açıklanan sebeplerle; incelenen mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı tarafın istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davacı tarafından  yatırılan 59,30 TL 'nin mahsubu ile arta kalan 556,10 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iadesine,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 05/02/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7e6bc9caed4e1005","SID":"02fc6f6bf22d57f1"}}