{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>4. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2025/110 <br>KARAR NO:2025/146<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ:Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>NUMARASI:2024/890 Esas sayılı derdest dosya<br>ARA KARAR TARİHİ:29/11/2024<br>DAVA KONUSU:Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:05/02/2025<br>KARARIN YAZILDIĞI TARİH  :06/02/2025<br>Taraflar arasında görülen dava sonucu süresi içinde istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine dosyanın yapılan incelemesi sonucunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkil ...’un babası ... ile davalı tarafın 01.03.2018 tarihli sözleşme ile Sivas İli Yıldızeli İlçesi ... Mahallesi ... ada ... parselde bulunan taşınmaz üzerinde Güneş Enerjisi Santrali kurulumu konusunda anlaştıklarını ancak müvekkilin babası ...'un 09.07.2018 tarihinde vefat ettiğini, müvekkilin babasının vefatı üzerine babasının bütün ticari faaliyetlerini üzerine aldığını, davalı tarafın 01.03.2018 tarihli sözleşmenin yüklenicinin sorumluluklarını düzenleyen 4. maddesinde; yüklenicinin işbu sözleşme eklerinden olan iş programını gösterir listeyi müvekkile vereceğini, sözleşmeye konu işi, iş bitim tarihinde veya daha önce sözleşmeye uygun şekilde yerine getirmeyi taahhüt ettiğini, davalı tarafın sözleşmeye aykırı davrandığını, müvekkilin davalı tarafla akdedilen sözleşme gereğince 02.03.2018 tarihinde 125.000,00 $, 02.04.2018 tarihinde 50.000,00 $, 30.05.2018 tarihinde 50.000,00 $, 30.06.2018 tarihinde 22.000,00 $, 02.07.2018 tarihinde 70.000,00 $, 30.07.2018 tarihinde 70.000,00 $ ödeme yaptığını, müvekkilin bu miktarları davalı tarafa ödediğini, ödemelere ilişkin banka ödeme dekontlarını ve belgeleri dosyaya sunduklarını, davalı tarafın 30/05/2018 tarihinde işi bitirmediği gibi ön kabulü de yaptırmadığını, üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğini beyanla, davalı tarafça işin zamanında yapılmamasından dolayı 2018 yılı Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım ve Aralık aylarında elektrik üretimi yapamadığını ve maddi olarak zarara uğradıklarını, müvekkilin uğramış olduğu zararların ve sözleşmede kararlaştırılan cezai şartın davalı taraftan tahsili ile müvekkile ödenmesine karar verilmesini, müvekkilin uğradığı zararlar karşılığında şimdilik 5.000,00 TL’ nin işin teslim tarihi olan 30.05.2018 tarihinden itibaren ticari reeskont faiziyle beraber davalı taraftan tahsili ile müvekkile ödenmesini, taraflar arasında akdedilmiş olan sözleşme ile kararlaştırılan cezai şartın şimdilik 1.000,00 $’lık kısmının işin teslim tarihi olan 30.05.2018 tarihinden itibaren devlet bankalarının $ cinsinden açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödedikleri en yüksek faiz oranıyla beraber davalı taraftan tazmini ile müvekkile ödenmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davacı vekili 27/11/2024 tarihli ihtiyati haciz talep dilekçesinde özetle: müvekkilin hak kaybı yaşamaması amacıyla davalı taraftan olan alacağının teminat altına alabilmek için, davalı tarafa ait taşınır ve ve taşınmaz mallara, üçüncü kişi ve bankalardaki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasını talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ 29/11/2024 TARİHLİ ARA KARAR ÖZETİ: Mahkemece; \"dilekçe incelendiğinde, ihtiyati haciz talep edenin aleyhine talep ettiği kişiden alacağının mevcut olduğunu ve miktarını gösterir daha geniş bir anlatımla İİK'nun 257. maddesinde sayılan yasal koşulların bulunduğu ispat etmeye elverişli, mahkemeye yaklaşık ölçüde kanaat verici delil bulunmadığı, mahkeme dosyasında verilen kararın Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi'nin 09/10/2024 tarih 2024/77 Esas 2024/989 Karar sayılı ilamıyla kaldırıldığı, kaldırma kararı doğrultusunda bir rapor alınmadığı, alacağın yargılamayı gerektirdiği\" gerekçesiyle, davacının ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir. <br>Karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.<br>İSTİNAF SEBEP VE GEREKÇESİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; cezai şartın bağlı olduğu asıl borcun varlığı ve borcun zamanında yerine getirilip getirilmediği hususlarına hiç değinmeden cezai şartın reddine karar verildiğini, davalı tarafın sözleşme yükümlülüğünü zamanında yerine getirmediğinin dosya arasında mevcut olan delil tespitinde alınan bilirkişi raporu ile sabit olduğunu, davalı tarafın sözleşmeye aykırı davranarak Güneş Enerjisi Santrali tesisini süresinde teslim etmemesi üzerine, Yıldızeli Asliye Hukuk Mahkemesi’ne başvurularak, davalı tarafın 01.03.2018 tarihli sözleşme ile yüklenmiş olduğu işin tamamlanıp tamamlanmadığının tespitinin talep edildiğini, Yıldızeli Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2018/18 D. İş. 2018/17 Karar numaralı dosyasında yapılan keşif ve hazırlanan 24.10.2018 tarihli bilirkişi raporu ile tespite konu Güneş Enerjisi Santralinde davalı tarafın 01.03.2018 tarihli sözleşme ile yüklenmiş olduğu imalatları tamamlamadığı, sistemin devreye alınıp enerji üretmeye başlamadığının gözlemlendiğinin belirtildiğini, dosya kapsamında Mahkemece dinlenilen tanık beyanlarından da işin davalı-karşı davacı tarafça süresi içerisinde teslim edilmediğinin aşikar olduğunu, Mahkemece işin süresi içerisinde bitirilip bitirilmediğine ilişkin hiçbir değerlendirme yapılmayarak, cezai şartın ve zarar talebinin reddine karar verildiğini, ceza hakkının saklı tutulduğunu gösteren davranışların cezai şartı talep edebilmek için yeterli sayıldığını, dosya kapsamında bulunan bilgi-belgeler, değişik iş dosyası ve tanık beyanları ile davaya konu GES projesinin yapımının davalı tarafın kusurlu eylemlerinden kaynaklandığının ispatladığını, Yargıtay kararları kapsamında davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, Mahkemece reddine karar verilmesinin ve bilirkişi raporlarına hangi gerekçe ile itibar edilmediğinin belirtilmemesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesinde; <br>Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan tazminat ve cezai şart, karşı dava ise bakiye alacak ve cezai şartın tahsili istemine ilişkin olup, davacı-karşı davalı iş sahibi, davalı-karşı davacı ise yüklenicidir.<br>Asıl davada davacı, davalı ile onun taşınmazı üzerinde güneş enerjisi santrali kurma konusunda anlaştıklarını, 01.03.2018 tarihindeki sözleşmeye uygun olarak belirtilen tarihlerde ödeme yükümlülüğünü yerine getirdiğini, davalının 30.05.2018 tarihine kadar ön kabul yaptıracağını taahhüt etmesine rağmen bunu yapmadığını, 13.08.2018 tarihinde işin teslimi için ihtar çektiğini, Yıldızeli Asliye Hukuk Mahkemesi aracılığıyla 24.10.2018 tarihinde yapılan tespit ile davalı yanın yükümlülüklerini yerine getirmediğinin tespit edildiğini, davalı tarafın sözleşmede belirtilen yükümlülüklerini zamanında yerine getirmemesi nedeniyle zarara uğradığını,  bu sebeple 7 ay elektrik üretiminden yoksun kaldığını, sözleşmede belirtilen tarihe kadar işin teslim edilmemesi halinde cezai şart kararlaştırıldığını ileri sürerek, mevcut  zararın ve cezai şartın ödenmesini talep etmiştir. Davalı ise davacı tarafından yapılan ödemelerin gecikilerek yapıldığını, eksik ödemeler olduğunu, ücret ödemesini zamanında yapmayan davacının zarar talep edemeyeceğini, zaten bu iddianın bu bakımdan dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu, davacının TEDAŞ'tan alınması gerekli proje onayını alamadığını, bundan dolayı proje revize işlemiyle işin geciktiğini, bu nedenle kendilerine kusur atfedilemeyeceğini, işlerinin aksaması sebeplerinin davacıdan kaynaklandığını, ÇEDAŞ ile bağlantı anlaşmasının 2 yıllık süresinin bittiğini, bağlantı anlaşması süresinin uzatılması işlemleri ve murisin yatırım teşvik belgesinin olmamasının, akabinde vefatı ile aynı belgenin davacı adına çıkması için ayrıca beklendiğini, işin 20.10.2018 tarihinde tamamen bitirildiğini buna rağmen geçici kabul işlemlerinin yapılmadığını, ancak 14.12.2018 tarihinde geçici kabul verildiğini, işin bitiş tarihinin 25.10.2018 olduğunu, bunun taraflarca imza altına alındığını, bu tarihin teslim tarihi olarak alınması gerektiğini, kendilerine ihtarname tebliği olmadığını, tespit raporunun hükme esas alınamayacağını, zaten eski proje üzerinden tespit yapıldığını, bu sebeple bunun değerlendirmeye esas alınamayacağını, cezai şartın ifaya eklenen nitelikte olduğunu ve eseri teslim alırken bunun saklı tutulması lazım geldiğini, bu nedenle cezai şart hakkının düşeceğini, cezai şartın ekonomik yıkıma yol açacak kadar büyük olduğunu, indirilmesi gerektiğini savunarak asıl davanın reddine savunmuş,  karşı dava olarak ise 86.312,48 USD bakiye alacağı olduğunu, bakiye borcun olması sebebiyle sözleşmenin 15.maddesi gereği cezai şart alacağının olduğunu ileri sürerek bu alacak cezai şart isteminin kabulünü talep etmiştir.<br>Mahkemece 2019/249 Esas-2023/809 Karar ile; taraflar arasında düzenlenen sözleşmede cezai şart dışında ayrıca cezai şartı aşan zararın istenebileceğine dair açık hüküm bulunmamakta olup, mevcut delillere göre davacının tazminini talep ettiği zarar da taraflarca sözleşmede kararlaştırılan cezai şart tutarının altında kaldığından, bu durumda TBK'nun 180/2. maddesi hükmü karşısında davacının cezai şartı aşan zararın tazminine ilişkin isteminin de reddi gerektiği, karşı davadaki alacak talebi yönünden  tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemeleri neticesinde taraflar arasında kararlaştırılan sözleşme hükümlerine göre karşı davacının karşı davalıdan 17.811,31-USD bakiye alacağının kaldığı, bu nedenle karşı davacının bakiye alacağını talep etmekte haklı olduğu, ancak karşı davalıyı karşı dava tarihinden önce temerrüte düşürdüğünü ispatlar delil bulunmadığı, yine karşı davacı, karşı davasını ıslah etmediğinden taleple bağlılık kuralı gereği hüküm tesis etmek gerektiği gerekçesiyle asıl davada davacının davasının reddine, karşı davanın ise kısmen kabulü ile taleple bağlılık kuralı gereği 1.000,00-USD alacağın karşı dava tarihi olan 09/09/2019 tarihinden itibaren ticari reeskont faizini geçmemek koşuluyla 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince devlet bankalarınca USD üzerinden açılmış 1 yıllık mevduata uygulanan en yüksek faiz oranında işleyecek faiziyle birlikte karşı davalıdan alınarak karşı davacıya verilmesine, karşı davacının cezai şart isteminin reddine karar verilmiştir.<br>Karar taraf vekilleri tarafından asıl ve karşı davaya yönelik olarak istinaf edilmiştir.<br>Dairemizin 2024/77 esas 2024/989 karar sayılı kararı ile; \".. mahkemece öncelikle işin teslim tarihinin ne olduğu, teslimde gecikme olup olmadığı belirlenerek, gecikmenin hangi tarafın kusurundan kaynaklandığı, yatırım teşvik belgesinin olmamasının ve yapılmayan ödemelerin miktarının gecikmeye neden olup olmayacağı ve davalı-karşı davacının sözleşmeden kaynaklı alacağının miktarı noktasında taraflar arasındaki sözleşme kapsamı konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınarak, tarafların cezai şarta yönelik taleplerinin değerlendirilmesinde ise; tarafların eylemlerinin ihtirazı kayıt içerir davranışlar olup olmadığı yönünde inceleme yapılarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmesi doğru olmamıştır\" şeklindeki gerekçe ile Mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.Mahkemece bu yönler göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup taraf vekillerinin istinaf başvurusu bu nedenlerle yerinde bulunduğundan HMK'nun 353/1-a.6 maddesi uyarınca başvurusunun kabulüne ve hükmün kaldırılmasına\" karar verilmiştir.<br>Davacı vekili 27/11/2024 tarihli dilekçesi ile ihtiyati haciz talep etmiş olup Mahkemece incelemeye konu ara karar ile talep red edilmiş, davacı ara karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur.<br> İİK'nın 257 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan ihtiyati hacze karar verilebilmesi için muaccel alacaklarda alacağın vadesinin gelmiş olması ve alacağın rehinle temin edilmemiş olması şartları aranır. Muaccel olmayan alacaklarda ise borçlunun belli bir yerleşim yerinin olmaması, mallarını gizlemeye-kaçırmaya çalışması, kendisinin kaçmaya hazırlanması veya alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunması koşullarının gerçekleşmesi gerekir.<br>Davalı yönünden, mevcut aşama itibari ile ihtiyati haciz kararı için gerekli yaklaşık ispat şartlarının bu aşamada oluşmadığı anlaşılmakla ihtiyati haciz kararının reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.<br>Somut olayda, ihtiyati haciz talep eden tarafın ileri sürdüğü alacağın rehinle temin edilmediği sabit olduğu gibi, alacağın varlığı ve miktarı  yargılamayı gerektirmektedir ve bulunulan aşama itibarı ile alacağın muaccel olduğuna ilişkin somut bir veri bulunmamaktadır. Vadesi gelmemiş alacaklarla ilgili ihtiyati haciz koşulları arasında sayılan (İİK 257/2) hususlarından hiçbirisinin varlığı konusunda kesin delil aranmamakla birlikte haklı ve makul görülebilecek bir yaklaşık ispat koşulu bulunması da yasa hükmü gereğidir. <br>Açıklanan nedenle İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen ihtiyati haciz talebinin reddi kararında usul ve kanuna aykırılık görülmediğinden davacı vekilinin yerinde olmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı Hmk'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M:Yukarıda açıklanan nedenlerle,<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davacının istinafı nedeniyle alınması gerekli 615,40-TL harçtan peşin yatan 427,60-TL'nin mahsubu ile bakiye 187,80-TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, <br>3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, <br>4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-Karar tebliği ve harç işlemlerinin 6100 Sayılı HMK'nun 359/4 md. uyarınca İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, <br>  6-Kullanılmayan gider avansı var ise 6100 Sayılı HMK'nun 333. maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği'nin 59. maddesi uyarınca karar kesinleştikten sonra İlk Derece Mahkemesi Yazı İşleri Müdürünce başvurana iadesine, <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1-f. maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 05/02/2025\t<br><br>    <br><br>                                                                                                                                                       <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e6ab203adfd86880","SID":"552617808c37c9ee"}}