{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2024/1907 <br>KARAR NO:2024/1989<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:30/09/2024 (Ara Karar)<br>NUMARASI:2024/230 Esas  <br>TALEP:İhtiyati Hacze İtiraz <br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:31/12/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ: 14/01/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati hacze itiraz eden davalılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ <br>TALEP:İhtiyati hacze itiraz eden davalılar vekili itiraz dilekçesinde özetle; Davacı tarafın açmış olduğu dava üzerine hiçbir araştırma ve inceleme yapılmadan eksik inleme sonucu ara karar ile yargılama devam ederken hüküm doğuracak şekilde  haksız olarak İhtiyati Haciz kararı verildiğini,Huzurda görülen davanın zorunlu arabuluculuğa tabi bir dava olduğunu, davacı tarafça dava açılmadan önce Arabaculuk başvurusunun yapılması ve neticelendirilmesi gerektiğini, davacı tarafça huzurdaki davanın açıldığı 17.04.2024 tarihinde arabuluculuk sürecinin henüz sonuçlanmamış olduğunu, davacı tarafın arabuluculuk sürecini sona erdirmeden huzurdaki davayı açmış olduğunu, ... Bankası tarafından müvekkilleri aleyhine aynı borçtan dolayı... marifetiyle İcra Takibi yapılmış olduğunu, müvekkilleri aleyhine ... sayılı icra dosyası ile başlatılan İcra Takibine karşı taraflarınca ... ve ...  sayılı dosyası ile itiraz başvurusu yapıldığını,  akabinde taraflarınca İstinaf başvurusu yapıldığını, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi 2021/532 Esas ve 2023/610 Karar sayılı ilamı ile başlatılan İcra takibinin Yabancı para alacağı yönünden iptaline, takibin icra takibinin yapıldığı tarih itibariyle Türk Lirası üzerinden yapılmasına karar vermiş olduğunu, verilen bu kararın davacı tarafça Temyiz edildiğini,Temyiz incelemesi yapan Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2023/6728 Esas ve 2024/4151 Karar sayılı ilamı ile reddedildiğini, böylece karar Yargıtay denetiminden geçerek kararın kesinleşmiş olduğunu, müvekkillerinin davacı bankaya borcu bulunmadığını beyanla ihtiyati haczin kaldırılmasını talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu ara kararı veren ilk derece Mahkemesi tarafından ihtiyati hacze itiraz hakkında yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda, \"Somut dosya kapsamında İİK'nun 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın muaccel ve rehinle temin edilmemiş olması gerekmekte olup, dosyaya alacaklı vekilince sunulan delillerle \"yaklaşık ispat\" koşulunun sağlandığı, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için bu gereğin karşılanmasının yeterli olduğu sonuç ve kanaate varılmıştır Anılan durum karşında İtiraz eden vekilince ileri sürülen itiraz sebeplerinin İİK 265 maddesi kapsamında, ihtiyati hacze itiraz yargılamasında değerlendirilebilecek hususlardan olmadıkları, İİK'nun 265.maddesinde sınırlı olarak gösterilen sebeplerden birini teşkil etmedikleri, kaldı ki borçluların talebe konu borcun ödendiğine dair bir savunmaları olmayıp davanın  arabuluculuk dava şartının yerine gelmediğinden usulden reddini talep ettikleri anlaşılmakla, mahkememizce 27.09 2024 tarihli müraafa duruşmasında davalılar vekilince usulünce arabuluculuk başvurusunda bulunulmadığından bahisle özel dava şartı yokluğundan davanın usulden reddi talep edilmiş ise de dosyanın incelenmesi ile; davanın 17/04/2024 tarihinde açıldığı mahkememizce düzenlenen 19/04/2024 tarihli tensip 11 nolu ara karar gereği davacı vekiline arabuluculuk son tutanağını ibraz etmek üzere 1 haftalık kesin süre verildiği ve davacı vekiline 27/04/2024 tarihinde tebliğ edildiği, davacı vekilince 30/04/2024 tarihli dilekçe ekinde 29/04/2024 tarihli arabuluculuk son tutanağının mahkememizce ön inceleme duruşması yapılmaksızın ve davacı vekilince cevap dilekçesi ibraz edilmeksizin verilen kesin süre içeresinde ibraz edilmiş olduğu görülmekle özel dava şartı eksikliğinin yerine getirilmiş olduğu anlaşılmakla (BAM 12. Hukuk Dairesi 18/01/2024 tarih 2023/2497-127 E. K.) bu yöndeki özel dava şartı  itirazın reddine karar verilerek tahkikat duruşmasına geçilmiş davalılarca yapılan İİK 265 vd maddelindeki itiraz sebeplerinden olmayan itirazın  reddine,\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:İhtiyati hacze itiraz eden davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece davanın usulden reddine karar vermesi gerektiğini, mahkeme nezdinde görülen itirazın iptali davası, zorunlu arabuluculuğa tabi bir dava olup davacı tarafça dava açılmadan önce arabaculuk başvurusunun yapılması ve neticelendirilmesi gerektiğini, davacı vekilinin talebi üzerine mahkemece davacı tarafın talep ettiği talep ve miktar doğrultusunda, hiçbir inceleme ve araştırma yapmadan ve üstelik duruşma açılmadan dosya üzerinden ihtiyati haciz kararı verildiğini, mahkemece henüz hiçbir delil toplanmadan, davalılar aleyhine yapılmış mükerrer icra takibi varken, davanın sonucuna etki edecek şekilde ihtiyati haciz kararı verilmesi açıkça hukuka aykırı olduğunu, davacı garanti bankası tarafından davalı aleyhine aynı borçtan dolayı ... marifetiyle icra takibi yapıldığını, davacı banka tarafından aynı alacak için mükerrer icra takibi yapıldığını, dolayısıyla davacı bankanın davaya konu ettiği alacak yönünden alacağın varlığı yargılamayı gerektirdiğini, somut olayda ihtiyati haciz şartlarının oluşmadığını, davalıların davacı bankaya borcu bulunmadığını, işbu husus davalı şirket ticari defter ve belgeleri incelendiğinde açıkça ortaya çıkacağını, davalıların davacı bankaya borcu olduğunun kabulü anlamına gelmemek üzere, takip öncesi ve takip sonrası hesaplanan faiz oranına itiraz edildiğini ve mahkemece bu konuda şuan bilirkişi incelemesi yapıldığını, davacı bankanın ileri sürdüğü kefillik durumu 2014 tarihli kredi sözleşmesine dayalı olarak 2018 yılı kullandırılan krediye dayalı olarak kefil olduğu durumu ile ilgili olduğunu,bir kişinin kefilliğin geçerli olabilmesi için neye kefil olduğunun açıkça belli olması gerektiğini, bu hususların kefilin kendi el yazısı ile yazılıp imzalatılması gerektiğini, yine kefilin kefil olduğu kredi bittikten sonra tekrardan kredi kullanıldığı durumlarda kefilin kefaletinin geçerli olabilmesi için tekrardan neye kefil olduğunun açıkça belirtilerek imzasının alınması gerektiğini, yoksa bir defa imzası alınan kişinin kefil olduğu şahsa kullandırılan her kredi için kefil olarak kabul edilmesi ve buna göre işlem yapılmasının açıkça hukuka aykırı olduğunu, bu anlamda davalılara atfedilen kefillik hususunun TBK'daki kefalete ilişkin hükümlere de aykırı olduğunu, davacı tarafından mahkemeye sunulan kredi sözleşmesinin 2014 yılına ait olduğunu, davalı ...'dan 2014 yılında kefil olarak imza alındığını, 2014 yılından sonra 2018 yılında kullandırılan kredi için tekrardan kefil olarak imza alınmadığını, bu şekilde davalıların kefil olarak icra takibine maruz kalmasının hukuka aykırı olduğunu,... yönünden davacı bankanın 5.979.623,64-tl üzerinden kefil olduğundan bahisle huzurdaki davayı açmasının hukuka aykırı olduğunu, davacının sunduğu belgelerde kefil olarak kendi el yazısı ile yazmış olduğu bir miktar söz konusu olmadığını, bu anlamda davalının kefaletinin geçerli olmamakla bu husuta bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen ihtiyati haciz kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. <br>GEREKÇE:Talep,  genel kredi sözleşmesi, kefalet sözleşmesi ve hesap kat ihtarına dayalı olarak verilen ihtiyati haczin itirazen kaldırılması, istemidir.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, ihtiyati haczin şartlarının bulunup bulunmadığı noktasındadır. İhtiyati haciz isteyen tarafça, hesap kat ihtarına konu boncun ödenmediğinden bahisle, ihtiyati haciz kararı verilmesi talep edilmiş, Mahkemece talep kabul edilerek ihtiyati haciz kararı verilmiştir. Bunun üzerine ihtiyati hacze itiraz eden tarafından, mükerrer takip bulunduğu, borç bulunmadığı, alacağın ipotekle teminat altına alınmış olduğu, kefaletin şartlarının bulunmadığı ve arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediği iddiasıyla ihtiyati haczin kaldırılması istemiyle incelemeye konu itiraz yapılmıştır.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 257/1. Maddesine göre, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir. Mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından'' anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir.Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için ispat gerekmez, yaklaşık ispat için delil sunulması yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamaktadır (Yargıtay 19.HD'nin 12/12/2019 Tarih, 2019/2300 E-2019/5531 K). Borçlu tarafından kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati hacze karşı İİK'nın 265/1. maddesine uyarınca, ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı; huzurunda yapılan hacizlerde haczin tatbiki, aksi halde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde mahkemeye müracaatla itiraz edilebilir. İİK'nın 265/3. Maddesinde ise, Mahkemenin, gösterilen sebeplere hasren tetkikat yaparak itirazı kabul veya reddedeceği, düzenlenmiştir. Buna göre mahkemece ihtiyati hacze vaki itiraz, ancak kanunda gösterilen ve itiraz eden tarafından ileri sürülen itiraz sebepleriyle sınırlı olarak incelenebilir.Somut olayda, ihtiyati hacze itiraz eden davalılar vekili ihtiyati hacze itiraz eden tarafından, mükerrer takip bulunduğu, alacağın ipotekle teminat altına alınmış olduğu, kefaletin şartlarının bulunmadığı ve arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediği hususları itiraz sebebi yapılmıştır. Ancak ... sayılı dosyasında başlatılan icra takibinin yabancı para cinsinden olan kısmı mahkeme kararı ile iptal edilmiş olup, ihtiyati hacze engel tekil etmesi mümkün değildir. İleri sürülen ipotek ise, kredi asıl borçlusunun borcunu teminat altına almış ve kredi asıl borçlusu yönünden ipotek limiti düşülerek talepte bulunulmuş olup, söz konusu ipoteğin kefilin borcunu temin etmediği de nazara alındığında ihtiyati haciz verilmesine engel değildir. Dosyada örneği bulunan kefaletlerde kefalet limiti yazılı olup, kefalet limitinin kefilin el yazısı ile yazılmadığı ve kefaletin şartlarının bulunmadığı hususları ise açılacak menfi tespit davasına konu olabilecek nitelikte olup, kanunda sayılan ihtiyati hacze itiraz nedenleri arasında sayılmadığı değerlendirildiğinde bu itirazların ihtiyati hacze itiraz aşamasında değerlendirilmesi mümkün değildir. Dava şartı olan arabuluculuğun ihtiyati haczin şartları arasında bulunmadığı da nazara alındığında, ilk derece mahkemesince ihtiyati hacze vaki itirazın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından ihtiyati hacze itiraz eden davalılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-İhtiyati hacze itiraz eden davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-İhtiyati hacze itiraz eden davalılar tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-İhtiyati hacze itiraz eden davalılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 31/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8891046742c17ecf","SID":"73695e9f711a6859"}}