{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1116 <br>KARAR NO:2024/1884<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:26/12/2019<br>NUMARASI:2014/321 Esas -  2019/1267 Karar<br>DAVA:Alacak<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/12/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı ... vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:DAVA:Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkilleri tarafından ... Şirketi Yönetim Kurulu Başkanlığı'na gönderilen Beşiktaş ... Noterliği'nden düzenlenmiş 24/11/2011 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarname ile bir kısım yönetim kurulu üyelerinin şirkete zarar veren, sadakat yükümlülüğüne ve rekabet yasağına aykırı tutum ve işlemlerini görüşmek ve gerektiğinde sorumlular hakkında şirket adına sorumluluk davası açılmasını olanaklı kılmak üzere TTK 366 maddesi uyarınca olağanüstü toplantıya çağrılmasının talep edildiğini, anılan talep üzerine toplanan 16/01/2012 tarihli olağanüstü genel kurulda yönetim kurulu üyeleri ... ve ... hakkında TTK'nun 334, 335 ve 337 maddelerine aykırılık nedeni ile ... A.Ş.'nin uğradığı zararların tazminini sağlamaya yönelik olarak sorumluluk davası açılması talebinin çoğunluk oyları ile reddedildiğini, müvekkillerini temsilen muhalefet şerhinin genel kurul tutanağına yazdırıldığını, TTK md. 341'de düzenlenen 1 aylık süre içinde sorumluluk davasının denetçiler tarafından açılmaması nedeni ile TTK 309, 336 ve 337 maddeleri uyarınca iş bu davanın açılması zorunluluğunun doğduğunu, davalıların ... A.Ş.'deki yönetim kurulu üyeliği devam ederken İstanbul Ticaret Sicilinin ... numarasında kayıtlı ... Şti.'ni kurduklarını ve aynı zamanda hem ... A.Ş.'yi hem de ... Şti.'yi temsilen imzaladıkları sözleşmeler ile TTK md. 334'deki işlem yapma yasağını da çiğnediklerini, bu çerçevede davalıların ... A.Ş. uhdesinde bulunan maden sahası içindeki kömür, kil ve kum üretimi ile ilgili olarak ... Ltd. Şti.'yi hafriyatçı olarak devreye soktuklarını ve bu suretle ... Ltd. Şti.'ye haksız kazanç sağladıklarını belirterek ... A.Ş.nin uğradığı zarar ve ziyanın miktarının mahallinde yapılacak bilirkişi incelemesi ve ticari defter ve kayıtlarının değerlendirilmesi sonucunda belirleneceğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı tutulmak sureti ile ... A.Ş.'nin uğradığı zararın şimdilik 1.000.000,00-₺'lik kısmının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek ... A.Ş.'ne verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; ... A.Ş.'nin 1980 yılında yakın akrabalık ilişkisi içerisinde bulunan kişiler tarafından kurulduğunu, halen yakın akraba kişilerin hissedar olduğu bir çatı şirket olduğunu, şirket olarak imtiyazlı maden arama ve çıkarma ruhsatlarına sahip olduğunu ancak bizzat maden çıkarma faaliyetinde bulunmadığını, işletme metodu olarak bir takım maddi idari ve hukuki risklere karşı ve maddi külfeti olması sebebi ile maden çıkaran taşeron şirketlere ruhsat sahaları içerisinde sözleşmeler ile maden çıkarma ruhsatını kullandırdığını, taşeronlardan, çıkarılan madenin belli bir kısmını rodövans bedeli olarak tahsil ettiğini, taşeron olarak ister bizzat ... A.Ş.'nin ortakları tarafından, ister 3. kişiler tarafından kurulmuş şirketler devreye sokulmuş bulunsun tüm taşeronlara aynı rödovans bedelinin ödendiğini, davacıların ortağı oldukları dava dışı ... A.Ş. ile ... Ltd. Şti.'ye ödenen rödovans bedelleri arasında hiçbir farklılığın bulunmadığını, ana maden olan kömürde davacıların şirketine %4 oranında fazla ödeme yapıldığını, bu nedenle olayda... A.Ş.'nin herhangi bir zararının olmadığını, şirket hissedarları tarafından kurulan taşeronlara görev verilmesinin 1990 yılından beri sürdürülen bir uygulama olduğunu ve uzun yıllar boyunca bu görevin davacının şirketleri olan ... ve ... tarafından yürütüldüğünü, davacıların şimdi davalılar tarafından kurulan ... ile olan ilişkiye karşı çıkmalarının iyi niyet ile bağdaştırılamayacağını, davacıların kendi şirketleri ile ... A.Ş. arasında imzalanan taşeronluk sözleşmeleri nedeni ile cari hesaplarda borçlarının bulunduğunu, ... A.Ş.'nin 16/01/2012 günlü olağanüstü genel kurul toplantısında yönetim kurulu toplantısında yönetim kurulu üyelerine TTK md. 334 ve 335 kapsamında izin ve icazet verildiğini, bu izin ve icazetin varlığı karşısında yönetim kurulu aleyhine sorumluluk davası açılmasının mümkün olamayacağını, ayrıca gerek ihtar konusu ... Ltd. Şti.'nin kuruluş tarihi (2007) açısından gerekse ... Ltd. Şti.'nin şirket ile akdetmiş olduğu sözleşmenin tarihi (01/03/2008) açısından TTK'nun 335/son fıkrası uyarınca zamanaşımı süresinin dolmuş olduğunu belirterek tüm bu sebeplerden dolayı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" ...davalılar ... ve ...'ın dava dışı İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil numarasında kayıtlı ... A.Ş.'deki yönetim kurulu üyeliği görevleri devam ederken genel kuruldan izin almadan %50-%50 sermaye payına sahip oldukları İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil numarasında kayıtlı ... Şti.'ni kurdukları ve ... A.Ş. ile ... Ltd. Şti. ve ... arasında 01/03/2008 tarihli \"Hafriyat ve Kömür Üretimi Sözleşmesi\"ni akdettikleri, anılan sözleşmede \"Maden İşletme Ruhsat Sahibi\" (Dava dışı) ... A.Ş., diğer taraftan da \"Hafriyatçı\" olarak %50-%50 ortağı oldukları ... Ltd. Şti.'yi temsilen imza attıkları, anılan sözleşmede ... Ltd. Şti.'nin ise taşeron olarak tanımlandığı, sözleşmenin her yıl yenilendiği, en son 01/01/2012 tarihinde yenilenen sözleşmenin süresinin ek bir protokol ile 31/12/2013 tarihine kadar uzatıldığı, ... Ltd. Şti.'nin anılan sözleşme kapsamında aracı pozisyonunda olduğu sabittir. Bir anonim şirketin yönetim kurulu üyelerinin genel kuruldan izin almadan şirketle kendi veya başkası adına bizzat veya dolaylı olarak iş yapması TTK 334 maddesinde açıkça yasaklanmıştır. Yönetim kurulu üyelerinin bağlılık borçlarının bir diğer uygulama alanı ise TTK 335. maddesinde düzenlenen ortaklıkla rekabet etmek yasağının izinsiz ihlalidir. TTK 334 ve 335 hükümleri emredici olmayıp bu maddelerde düzenlenen yasaklar genel kurul kararı ile kaldırılabilmektedir. Somut olayda her ne kadar dava dışı ... A.Ş.'nin 16/01/2012 tarihli genel kurul toplantısında gündemin 3 nolu maddesi kapsamında yönetim kurulu üyelerine 2001 tarihinden geçerli olmak üzere TTK 334 ve 335 maddeleri kapsamında izin ve icazet verilmesine karar verilmiş ise de anılan kararın yukarıda açıklandığı üzere mahkememizin 24/12/2013 tarih, 2012/25-2012/322 E.K. sayılı ilâmı ile hükümsüz olduğunun tespiti ile iptaline karar verilmiştir. Yukarıda yazılı olan ve mahkememizce benimsenen 22/04/2019 tarihli bilirkişi kurulu raporundan dava dışı ... A.Ş.'nin uhdesinde bulunan sicil; ..., I.R.5296 sayılı maden sahası işletme ruhsatı kapsamı dahilinde koordinatlar ile sınırlandırılmış alanda hafriyat-dolgu yapılarak, 3213 sayılı Maden Kanununda ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına ilişkin 5177 sayılı kanuna göre kömür ve işletmenin zaruri neticesi çıkabilecek kil ve kum üretimi için akdedilen 01/03/2008 tarihli sözleşmenin, faaliyeti gerçekleştiren \"\" ... Ltd. Şti. ile \"Ruhsat Sahibi\" ... A.Ş. arasında doğrudan yapılmadığı ve ... Şti.'nin anılan sözleşmede aracılık yaparak bundan kaynaklı kâr sağladığı, ruhsat sahibi ... A.Ş.'nin sözleşmeye dayalı olarak üretilip satılan kömür ve kum tutarlarından kâr kaybının söz konusu olduğu, bu durumda neticeten kömür üretimi için ... A.Ş.'ye 359.090,19-₺ eksik ödeme gerçekleştirildiği, kum üretimi için ise 3.063.944,20-₺ eksik ödeme gerçekleştirildiği, tüm bu sebeplerden dolayı davalıların TTK md. 334 hükmünde ön görülen yasağı ihlal etmek sureti ile ... Ltd. Şti.'ye kazanç sağladıkları, dava dışı... A.Ş.'ye zarar verdikleri, bu durumda davacının davasında haklı olduğu kanaatine varılmakla davanın kabulüne,\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesinin dava esnasında dile getirilen haklı gerekçelerini dikkate almadığını, ayrıca mahkemenin kendi ara kararı ile çelişen bir bilirkişi raporuna dayanarak karar verdiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun, mahkeme ara kararına aykırı ve birbiri ile çelişen tespitler içerdiğini, mahkemenin ibrayı dikkate almadığını, ibranın bütünü ile yönetim kurulu üyesinin sorumluluğunu ortadan kaldırdığını, ibranın gerçekleştiği Genel Kurul’da ihtilaf konusu hafriyat sözleşmelerinden de bahsedildiğinden ibranın bu husus da gözetilerek gerçekleştiğinin kesin olduğunu, bu maddeye karşı herhangi bir iptal davası da açılmadığını, bu nedenle, ibra hususunu göz önüne almayan mahkemenin, hukuka aykırı karar verdiğinin ispat edildiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: davalının istinaf dilekçesinde; mahkemenin kendi ara kararı ile çelişen bir bilirkişi raporuna dayanarak karar verdiği yönündeki iddiasının yerinde olmadığını, bu konuda kanunla düzenlenmiş bir zorunlu bekletici mesele hali bulunmadığını, ceza davasının İhtiyari bekletici mesele yapılmamış olmasının usule aykırı ve  istinaf sebebi de olmadığını, davalı tarafın, kötü niyet savunmalarının dinlenmediği iddiasının temeli olmadığını, davalı tarafından yargılamayı uzatmak amacıyla ileri sürülen ve uyuşmazlığın çözümüne ve çekişmeli vakıaların aydınlanmasına hiç bir etkisi olmayan hususların ispatına gerek olmadığını,  davalının, \"mahkemen ibrayı dikkate almamıştır\" şeklindeki istinaf itirazının mesnetsiz olduğunu, davalının, 2011 yılı genel kurulunda, ihtilaf konusu hafriyat sözleşmelerinden \"bahsedildiği\" ve ibranın bu hususu da gözetilerek gerçekleştiği iddiasının ise gerçeğe apaçık aykırı olduğunu,  şirkete zarar verici sözleşmeleri yapan Yönetim kurulu üyeleri ile sonradan bu işlemlerine Genel Kurul kararı ile icazet veren pay sahiplerinin, çoğunluğunun aynı kişiler olduğunu ve bu icazet kararının da mahkemece iptal edildiğinden, ne icazetin ne ibranın, hukuka aykırılığı gidermesine ve sorumluları tazminattan kurtarmasına imkan olmadığını, mahkemenin bu hususta da isabetle karar verdiğini ve gerekçesini açık ve net bir biçimde ortaya koyduğunu beyanla, istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE:Dava, anonim şirket yöneticisinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalılardan ...  vekili istinaf yasa yoluna başvurmuştur.İstinafa konu uyuşmazlık temelde; davalının da içinde bulunduğu yönetim kurulu üyeleri  hakkında verilen ibra kararının davanın görülmesine engel olup olmadığı, davanın hakkın kötüye kullanılması mahiyetinde olup olmadığı, delillerin takdirinde hata edilip edilmediği,  noktalarında toplanmaktadır. Davacılar;  davalılar ... ve ... tarafından dava dışı ... A.Ş. yönetim kurulu üyelikleri devam ederken %50-%50 pay sahibi oldukları ... Ltd. Şti.'nin 6762 sayılı TTK'nun 335 maddesine aykırı olarak kurulduğunu, davalıların her iki şirketi temsilen ... Ltd. Şti. ile dava dışı ... A.Ş. arasında 01/03/2008 tarihli \"Hafriyat ve Kömür Üretimi Sözleşmesi\"ni akdetmek sureti ile 6762 sayılı TTK 334 maddesindeki şirketle işlem yasağını çiğnediklerini, anılan sözleşme dolayısı ile ... Ltd. Şti.'nin haksız kazanç sağladığını ve ortağı oldukları ... A.Ş.'nin ise maddî zarara uğratıldığı iddia edilmektedir. ... A.Ş. nin 16/01/2012 tarihli genel kurul toplantısında alınan \"Yönetim kurulu üyelerine 2001 tarihinden geçerli olmak üzere TTK'nun 334 ve 335. maddeleri kapsamında izin ve icazet verilmesine\" ilişkin karar aleyhine TTK md. 381 uyarınca iptal davası açıldığı, 2012/25 E. 2012/322.K. sayılı karar ile \"Davanın kabulü ile Yönetim kurulu üyelerine TTK 334 ve 335 md. kapsamında izin ve icazet verilmesine,\" dair kararının hükümsüz olduğunun tespiti ile İPTALİNE karar verildiği,  kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2014/3731-10863 E.K. Sayılı 09/06/2014 tarihli ilamı ile onanmasına karar verildiği ve  09/09/2014 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. ... A.Ş. nin 12/10/ 2011 tarihli genel kurul toplantısı hazirun cetveline göre ..., ..., ...,..., ..., ..., ...'ın değişik grup ve adetlerde hisseleri bulunduğu, dava konusu şirketin davacı ve davalılar dışında ortaklarının da bulunduğu görülmektedir. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanununun 2. maddesinde “Bu Kanunda aksi öngörülmemiş ve/veya farklı bir şekilde düzenlenmemişse; a)TTK.nun yürürlüğe girdiği tarihten önce meydana gelen olayların hukuki sonuçlarına bu olaylar hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişlerse o kanun hükümleri uygulanır.  b)TTK.nun yürürlüğe girdiği tarihten önce gerçekleşmiş hukuki fiiller, bağlayıcılıkları ve hukuki sonuçları itibarıyla, bu tarihten sonra dahi, gerçekleştikleri tarihte yürürlükte bulunan kanuna tabidir. c)TTK.nun yürürlüğe girdiği tarihten sonra meydana gelen olaylara TTK hükümleri uygulanır.” düzenlemesi yer almaktadır. Somut olayda dava 01/03/2008 tarihinde akdedilen \"Hafriyat ve Kömür Üretimi Sözleşmesi\"ne dayalı olup, dava konusu olayların meydana gelip sonuçlarını doğurduğu tarih itibari ile yürürlükte olan 6762 sayılı TTK hükümlerinin nazara alınması gerekmektedir. 6762 sayılı TTK 340 maddesinde ortaklara da tazminat davası açma hakkı tanınmış ve maddede 336-337 ve 309'a atıf yapılmış olup, madde  309/1 uyarınca da somut olayda olduğu gibi pay sahiplerinin tazminat davası açmasına ve tazminatın şirkete ödenmesini talep edebilmelerine imkan tanınmıştır.Davanın yasal dayanağı olan 6762 sayılı TTK'nun \"Şirketle Muamele Yapmak Yasağı\" başlıklı 334. maddesinde \"İdare meclisi azalarından biri umumi heyetten izin almadan kendi veya başkası namına bizzat veya dolayısıyla şirket konusuna giren bir ticari muamele yapamaz. Aksi takdirde şirket yapılan muamelelerin batıl olduğunu iddia edebilir. Aynı hak diğer taraf için mevcut değildir.\" hükmü, TTK'nun \"Rekabet Yasağı\" başlıklı 335. maddesinde \"İdare Meclisi azalarından biri umumi heyetin müsaadesini almaksızın şirketin konusuna giren ticari muamele nevinden bir muameleyi kendi veya başkası hesabına yapamayacağı gibi, aynı nevi ticari muamelelerle meşgul bir şirkete mesuliyeti tahdit edilmemiş olan ortak sıfatıyla da giremez. Bu hükme aykırı harekette bulunan idare meclisi azasından şirket tazminat istemekte veya tazminat yerine yapılan muameleyi şirket namına yapılmış addetmekte ve üçüncü şahıslar hesabına akit olunan mukavelelerden doğan menfaatlerin şirkete aidiyetini talep etmekte, serbesttir. Bu haklardan birinin tercihi birinci fıkra hükmüne aykırı harekette bulunan azadan başka azalara aittir. Bu haklar, zikredilen ticari muamelelerin yapıldığını veyahut idare meclisi azasını diğer bir şirkete girdiğini sair azaların öğrendikleri tarihten itibaren 3 aylık ve herhalde vukularından itibaren bir yıllık müruruzamana tabidir.\" hükmü yer almaktadır.  TTK 335'deki tazminat yaptırımı TTK 336/5 maddesi kapsamında pay sahiplerinin bireysel olarak sorumluluk davası açarak tazminatın şirkete ödenmesini talep etmelerine engel oluşturmadığı doktrinde genel kabul gören bir görüştür.Aynı yasanın  ibra başlıklı  380. Maddesi:  Bilançonun tasdikine dair olan umumi heyet kararı, aksine sarahat olmadığı takdirde, idare meclisi azalarıyla müdürler ve murakıpların ibrasını tazammun eder.Bununla beraber bilançoda bazı hususlar belirtilmemekte veyahut bilanço şirketin gerçek durumunun görülmesine mani yanlış bir takım hususları ihtiva etmekte ise, idare meclisi azalarıyla müdürler ve murakıplar, bilançonun tasdikiyle ibra edilmiş olmazlar. Bu düzenleme  yönetim ve denetim kurulu üyelerinin ibrası ile ilgili ayrı bir gündem maddesi bulunmaması halinde bilançonun onaylanmasına ya da onaylanmamasına dair kararın, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin ibrası ya da ibra edilmemesi anlamına  gelmektedir.Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, zarara uğratılan şirketin açtığı sorumluluk davalarında  ibranın geçerli bir hukuki sonuç doğurabilmesi için genel kurula sunulan bilanço, gelir-gider tabloları ile harcamalara ilişkin tüm bilgi ve belgelerin gerçeği yansıtması, ilgililerin sorumluluğunu doğuracak işlemler hakkında genel kurulun bilgilendirilmesi ve yapılan doğru bilgilendirme sonucu ibra kararının alınmış olması gerekir. İbraya ilişkin karar, genel kurulun bilgisi dışında kalan hususlarda veya genel kurula yanlış olarak sunulmuş gerçeği yansıtmayan belge ve bilgilere dayalı olarak verilmiş ise şeklen geçerli bir ibra kararı mevcut olsa da söz konusu karar ilgililer yönünden geçerli bir ibraya bağlanan hukuki sonuçları doğurmayacağından ilgilileri sorumluluktan kurtarıcı bir etki yaratmayacağı kabul edilmektedir.Dosya arasında bulunan 1 kasım 2011 tarihli Türkiye Ticaret sicili gazetesinde yayınlanan 2008-2009 ve 2010 yıllarına ait oup 12/10/2011 tarihide yapılan olağan genel kurul toplantısında uyuşmazlık konusu sözleşmeye ilişkin herhangi bir bilgi verilmeden davalıların ibra edildiği, 16/01/2012 tarihli olağanüstü genel kurul kararında herhangi bir ibra kararının alınmadığı,  2011 yılına ait 10/05/2012 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında ibraya ilişkin görüşmenin ertelendiği, 22/06/2012 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında da uyuşmazlık konusu sözleşmeye dayalı herhangi bir açıklama bulunmadan davalıların ibra edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda davalıların genel kurulca ibralarına ilişkin alınan kararın ilgililer yönünden geçerli bir ibraya bağlanan hukuki sonuçları doğurmayacağı, ilgilileri sorumluluktan kurtarıcı bir etkisi bulunmadığı, kaldı ki davanın şirket tarafından değil ibraya muhalefet şerhi koyan ortaklar tarafından açıldığı anlaşılmakla eldeki davanın   görülmesine herhangi bir etkisi bulunmadığından davalıların bu yöne ilişen istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Dava dışı ... A.Ş. nin  davacıların ortağı olduğu ... A.Ş. ile yapmış olduğu hafriyat sözleşmesini, davalıların ortağı oldukları, falkon madencilik ile yapılan sözleşme ile aynı olduğu, bu durumda eldeki davanın TMK 2 maddesi anlamında hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğuna yönelik istinafı değerlendirilmiştir. 4721 sayılı TMK'nun  Dürüst davranma başlıklı  2. Maddesi  \" Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.\" düzenlemesini içermektedir. Bir hakkın kötüye kullanımından bahsedebilmek için 3 unsurun varlığı aranmaktadır. Bunlar hukuken tanınmış bir hakkın  varlığı, hakkın dürüstlük kurallarına açıkça aykırı kullanılması ve hakkın dürüstlük kurallarına aykırı surett kullanılmasından başkalarının zarar görmüş veya zarar görme tehlikesi ile karşılaşmış olmasıdır. (Prf.dr, Jale Akipek, Prf.dr. Turgut Akıntürk, Dr, Derya Ateş, Türk  Medeni Hukuku Başlangıç Hükümleri Kişiler Hukuku, birinci cilt,  17 baskı. Beta yayınlara sayfa 188 ve devamı)Davalının savunmasında  geçen geçmişte başka şirketle yapılan anlaşma;  davalıların uyuşmazlık konusu olayda  eğer bir ihmal veya ana özleşmeye ve yasaya aykırılık var ise bunu ihlal veya aykırılık olmaktan çıkarmaz. Geçmişteki iddia olunan olaya ilişkin herhangi bir pay sahibinin dava açmamış olması davacıları iyi niyetli olmaktan çıkarmadığı gibi  dava hakkının açıkça dürüstlük kuralına aykırı kullanıldığı anlamına da gelmez. Bu durumda davalının bu yönlere ilişen istinaf sebepleri de yerinde değildir.Dosyaya kazandırılan 14/01/2014 tarihli bilirkişi raporunda dava dışı ... A.Ş ile yine dava dışı ... Ltd. Şti. Ticari defterleri incelenmiştir.  30/03/2017 tarihli bilirkişi raporunda  ...Ltd. Şti'nin 08/10/2007 - 31/12/2012 tarihleri arasında 3213 sayılı maden kanunu 12 maddesi uyarınca madenin sevkiyatı esnasında zorunlu olarak düzenlenen ve aynı yasanın 3. Maddesi uyarınca VUK 240. Maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinde yer alan taşıma irsaliyelerindeki bilgileri ihtiva eden beyan niteliğinde olan  ve Maden İşleri Genel Müdürlüğüne verdiği işletme faaliyet bilgi formalında yaptığı kömür üretimi 122.649,81 Ton, kum üretiminin 5.428.359,40 ton olarak belirlenmiştir. Hükme esas alınan 22/04/2019 tarihli bilirkişi raporunda ise; davalıların tüm hisselerine sahip oldukları ...Ltd. Şti. İle her iki şirketi temsilen yaptıkları sözleşme ile dava dışı taşeron...Şti. nin taşeron olarak yaptığı çalışmadan elde edilen kömür %7 kum için %12 kil için %9 oranında pay alarak dava dışı ... A.Ş nin zararına neden olduğu belirlenmiş, 01/03/2008 tarihli sözleşmenin 3. Maddesine göre ruhsat sahibi ... A.Ş. ile faaliyeti gerçekleştiren ... arasında ... Ltd. Şti.'nin aracılık yapmaması durumunda kömür için 803.324,67 TL alması gerektiği, ... hesaplarında ise rödövans geliri olarak 444.234,48 TL kaydedildiği, kut madenciliğe eksik ödenen kısmın 359.090,19 TL olduğu,  kum üretimi için ... A.Ş nin alması gereken miktarın 5.430.824,36 TL olduğu, ödenen rödovansın ise 2.356.880,16 TL olup zararın 3.063.994,20 TL olduğu belirlenmiştir. Denetime elverişli ve hüküm kurmaya yeterli bilirkişi raporu ile uyuşmazlık konusu sözleşmeye ait veriler esas alınarak yapılan hesaplamanın  esas alınmasında ve hüküm tesisinde herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Davalılar ve bir kısım başka sanıklar hakkında İstanbul 7. Ağır ceza mahkemesinin 2020/333 esas 2022/54 k. Dosyası ile nitelikli dolandırıcılık suçunda yapılan kovuşturma soncunda \"sanıkların dolandırıcılık kastı ile hareket ettiklerinin sabit olmadığı, eylemin hukuki nitelikte bir ihtilaf mahiyetinde bulunduğu\" gerekçesi ile CMK 223/2-c maddesi uyarınca beraat kararı verildiği görülmekte olup, bahsi geçen dosyada verilecek kararın eldeki uyuşmazlığı etkiler mahiyette olmadığı, Hukuk hakiminin  ceza mahkemesinde verilen beraat kararı ile bağlı olmadığı gibi eza mahkemesinin kusura ve zararın miktarına ilişkin kararları ile de bağlı olmadığı, ancak mahkumiyet ve tespit edilen maddi olgularla bağlı olduğu anlaşılmakla  davalının  istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı ... tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 17.134,4‬0 TL harcın, alınması gerekli olan 68.310,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 51.175,6‬0 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.  26/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e6a2a1c447f82f0b","SID":"65799976f0e5fd3f"}}