{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/928 <br>KARAR NO:2024/2008<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:25/02/2021<br>NUMARASI:2018/398 Esas -  2021/221 Karar<br>DAVA:Tespit<br>DAVA TARİHİ:19/04/2018<br>DAVA:Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:31/12/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün asıl ve birleşen davada davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ ASIL DAVADA<br>DAVA:Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; her iki davalı şirketin büyük pay sahiplerinin aynı olduğu ve davacıların aynı hukuki sebeple iki şirketten de talep hakkı olması sebebi ile usul ekonomisi gözetilerek dava birlikte ikame edildiğiini, yine davalı şirketlerin gerek ticaret sicil gerek kaşe adresleri, gerek internet sitelerinde yer alan adreslere bakıldığında sürekli ... ile... sokakları ve kapı numaralarını farklı farklı adres olarak verdikleri görüleceği, aslında her durumda adres tek bir yere ait olduğu ve sadece her iki sokaktan da kapı numarası aldığı bu sebeple her iki adreste yazıldığı, her iki davalı şirkette de pay sahibi olan davacılardan ...’ın eşi, ... ve ...’nın babası olan ... TC numaralı ... 16.04.2013 te vefat ettiği, davalı şirketlerde mevcut paylar, mirasçılarına kalmış olmasına rağmen, mirasçı davacıların şirkete ne kadar paylarının olduğu, adlarına tescili ve benzer tüm hususlarda şifai başvurulan ve talepleri şirket yetkilileri tarafından, çeşitli bahaneler ile geri çevrilmiş ve davamız tarihine kadar oyalandıkları, her iki davalı tarafa 13.02.2018 tarihinde Kadıköy ... Noterliğinin ... ve ...yevmiye numaralan ile ihtarname gönderilerek payların davacıların adına tescili yahut TTK 493/4 te yer alan haklarını kullanmalarını çağrısı yapıldığını, fakat davamız tarihine kadar hiçbir cevaba dönüş elimize ulaşmadığını, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünde ve Güngören Tapu Sici Müdürlüklerinde imkanları dahilinde araştırma yapıldığı ... A.Ş nin ... sicil numarası ile ... A.Ş’nin ise ... sicil numarası ile odaya kayıtlı olduğu  şirkete ait adreste yer alan gayrımenkulün Güngören Tapu Sicil Müdürlüğüne bağlı ... Ada ... parsel üzerinde davalı .... A.Ş adına kayıtlı olduğu tespit edildiğini,  İTO müdürlüğünde yapmış olduğu çalışmalarda vefat eden ...’e ait paylara ve haklarına ilişkin yaklaşık bir kanaate ulaşılmış ise de en sağlıklı neticenin mahkemece tayin edilecek alamnda uzman bilirkişi incelemesi ile tespit edileceği  bu sebeple pay miktarının bilirkişi aracılığı ile tespitini talep ettiği ileri sürerek davalı şirketlerde, ...’den davacılara kalan miras paylanmn aidiyetinin tespiti ile bu payların davacılar adına müştereken tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.   <br>CEVAP:Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle;  davalı şirket ortaklarından ...'in yasal mirasçıları olan Davacılar tarafından açılan davada; ...'e ait şirket paylarının mirasçıları adına  tescili talep edildiğini, davalı şirkete Kadıköy ... Noterligi'nin 13.02.2018 tarihli ihtarnamesi ile murisini yasal mirasçıları olan Davacılar tarafından gönderilen ihtarname sonrasında, ihtarname  ekinde Davalı şirkete gönderilen \"Mirasçılık Belgesi\" bilgileri dikkate alınarak payların Davacılar adına payları oranında devri ve pay defterine işlenmesi işlemleri ivedilikle gerçekleştirildiğini, ...'in yasal mirasçıları ve pay oranları haricen tespit edilemediği için ihtarnamenin Davalı şirket tarafından tebliğ alındığı 15.02.2018 tarihi öncesinde murisin paylarının devrine yönelik herhangi bir işlem yapılamadığını,  muris ...'in davalı şirkette mevcut paylarının tespiti ve Mirasçıları adına tescili talepli olarak açılan davada, davaya konu talepler  15.02.2018 tarihi itibariyle gerçekleştirilmiş olduğundan dava konusuz kaldığı ve reddi gerektiği belirterek her türlü fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile; Konusuz kalan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.<br>BİRLEŞEN DAVADA:<br>DAVA:Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin ...'inn mirasçıları olduğunu, murisin her iki şirkette ortaklıkları bulunduğunu, 16/04/2013 tarihinde vefat ettiğini, müvekkillerinin ölümden çok sonra şirketlerde ortaklıklarının bulunduğunu öğrendiklerini, yapılan şifahi başvuruların sonuç vermemesi üzerine ihtarname keşide ederek Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesine 2018/398 Esas sayılı dosyasını pay tespiti için dava açtıklarını, müvekkillerinin pay oranını yanlış hesaplandığını şirketin defter ve belgelerini inceleme için sunulmadığını, şirketin birçok mal varlığının bulunduğunu, ancak kötü yönetimden kaynaklı olarak mal varlığının azaltıldığı gibi kar payının müvekkillerine ödenmediğini  ileri sürerek, murisin paylarına doğru belirlenerek müvekkillerine verilmesine, murisin vefatı öncesi ve sonrası dağıtılmayan kar paylarının müvekkillerine ödenmesine, şirketin defter ve kayıtlarını incelemek üzere taraflara tevdine her iki şirket yönünden haksız rekabet mal kaçırma, şirketlerin içinin boşatılması, kar aktarma, hileli ortaklık vesair ilişkileri tespiti ile ilan edilen hakların iadesine şimdilik 5.000 TL kar payından kaynaklı alacak ile, şirketteki hukuksuz işlemler nedeniyle 5.000 TL maddi tazminat olmak üzere toplam 10.000 TL nin faizi ile birlikte müvekkillerine ödenmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalılar vekili cevap dilekçesinde; aynı taleplerle ilgili Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/398 Esas sayılı dosyasında dava açıldığını derdestlik bulunduğunu, aksi halde bekletici mesele yapılması gerektiğini, alacağın zaman aşımına uğradığını tedbir talebinin yerinde olmadığını savunarak, usul ve esas yönünden davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda,\" Somut olayda davacılar mirasçılık belgelerini şirkete bir ihtarname ile sunmuş olup davalı şirketin davadan önce  söz konusu mirasçılık oranları ile orantılı olarak davacıları pay defterine  geçirdiği gelen pay defterinden anlaşılmıştır. Davalı şirket davacıların söz konusu hisselerin üzerine geçirilme talebini reddetmemiş davacıları miras payına göre pay defterin kaydetmiştir.  özetle davalı şirket söz konusu payları davacılar üzerine geçirmeyi reddeTmesi halinde  iş bu davanın görülmesi gerekeceğinden davacıların bu aşamada paylarını alarak şirketten ayrılma gibi bir durumu söz konusu olmadığından iş bu eldeki davayı açma hakkı bulunmadığından pay değerini tespitini ve kendilerine ödenmesini isteme koşulları oluşmadığından asıl dava yönünden talepleri yerinde görülememiştir. (...) yapılan açıklama ve tespitler çerçevesinde; Davacıların dava konusu \tettikleri işlemler nedeniyle zarara uğrayacak olan, ortağı bulundukları ve davalı olarak gösterdikleri anonim şirkettir. Burada davacıların doğrudan zararlarından bahsedilemeyecektir.Davacıların  6102 sayılı TTK 'nun 555/1 maddesi gereğince dolaylı zarar nedeniyle tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilecekleri,  davacıların ise tazminatın doğrudan kendilerine ödenmesini talep ettikleri, bu şekilde dava açılamayacağı ( Yüksek Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 17/11/2016 gün ve 2016/7730 esas , 2016/8878 karar, 15/11/2016 gün ve 2015/11797 esas, 2016/8840 karar,  02/05/2016 gün ve 2015/9695 esas,2016/4941 karar sayılı ilamları ) anlaşıldığından davacıların  sorumluluk davasının bu yönüyle reddine ayrıca dolaylı zarar nedeniyle tazminat  talebinin şirkete yöneltilmesi mümkün olmadığından zira,  dolaylı zararda asıl zarara uğrayan şirketin kendisi olduğundan  davalı şirketlere karşı açılan dava yönünden  ise pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Tüm bu nedenlerle; asıl dava yönünden davanın reddine, birleşen Bakırköy 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1106 Esas sayılı dosyası yönünden davanın reddine, ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Asıl ve birleşen davada davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle;  İş  bu davayı ve birleşen davayı ikame ederken dava açılmasına sebep olan hiçbir soruna değinilmeden tüm taleplerinin göz ardı edildiğini, birleşen dava dilekçesi ile ana dava dosyalarındaki tüm dilekçelerinde ve diğer tüm beyanlarında bu davanın neden ikame edildiğinin, davacıların hukuki sorunu, bu dava ile çözülmesi amaçlanan hususların defalarca, detaylıca izah edildiğini, eski beyanlarını tekrarla, ana dava ön inceleme duruşmasında talebinin sadece pay tespiti olmadığı vurgulanarak \"Davacı vekilinden soruldu; dava dilekçemizi tekrar ederiz, dava dilekçemizde payların tescilini istemiş isek de gerek dava dilekçemizde gerekse daha sonradan sunduğumuz dilekçelerden görüleceği üzere davalı şirkette usulsüzlüklerin olduğu, davacıların bu nedenle haklarının tespitini talep ediyoruz\" şeklinde açıkça beyan edildiğini, birleşen Bakırköy 5. Ticaret Mahkemesi dosyasındaki taleplerinin de gözetilmediğini, davalı tarafa gönderilen ihtarnamelere süresinde cevap vermemeleri, pay tespiti yapıp yapmadıkları hususunda bilgisiz bırakıldıklarını, şirkete dair diğer hususlarda bilgi vermemeleri sebebi ile huzurdaki davaların açılmasına davalıların sebep olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE:Asıl dava, miras yoluyla edinilen anonim şirket paylarının mirasçılar adına kaydedilmesi; birleşen dava ise kar payının tespiti ve tahsili ile şirket zararının tazmini davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, taleplerin gereğince incelenip incelenmediği noktasındadır. Davacı tarafça, murisin davalı şirketlerde hissedar olduğu ve murisin hisselerinin mirasçılar adına kaydının yapılmadığı, murisin ölümünden önce ve sonra kar payı dağıtılmadığı, şirketin zarara uğratıldığı iddialarıyla asıl davada murisin paylarının mirasçı davacılar adına kaydına, birleşen davada ise kar payı alacağı ve şirket zararının tahsiline karar verilmesi istemiyle eldeki davalar açılmıştır.Davacı tarafça asıl davaya ilişkin dava dilekçesinde, davalı şirketlerde muris ...'den davacılara kalan miras paylarının aidiyetinin tespiti ile bu payların davacılar adına müştereken tesciline karar verilmesi istenmiş; cevaba cevap dilekçesinde ise, davanın konusunun sadece pay defterine kayıt değil, muris üzerinden hak iktisap etmiş mirasçıların,  davalı şirketlerden hiç bir bilgi alamaması üzerine mağduriyetlerinin giderilerek haklarının, var ise davalı tarafın hukuka aykırı ve aleyhlerine işlemlerin tespiti olduğu belirtilmiştir.Davalı şirketlerdeki muris hisselerinin davacı mirasçılara davadan önce intikalinin yapıldığı anlaşılmaktadır.Davacı tarafça davalı şirketlerden hiç bir bilgi alamadıkları ileri sürülmüş ise de, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun bilgi alma hakkıyla ilgili olarak ayrı hukuki prosedür düzenlenmiş olup, eldeki davada bunun değerlendirilmesi mümkün değildir. Davalı tarafın hukuka aykırı ve aleyhlerine işlemlerin tespiti şeklindeki talebin ise davalı şirketleri yöneltilmesi mümkün değildir.Birleşen davada ise, murisin ölümünden öncesi ve sonrasına ilişkin kar payı talep edildikten sonra davalıların hukuka aykırı iltisakları, haksız rekabet, rekabet etmeme yükümlülüğü, şirketlerden mal kaçırma ve şirketin içinin boşaltılması, kar aktarımı, hileli ortaklık, yetkisiz temsil ve şirket hesaplarından usulsüz para çekilmesi vb. İlişkilerin tespiti ile ihlal edilen tüm hakların tespitiyle zararın davalılardan tahsiline karar verilmesi talep edilmiştir. Ancak, kar payı istemi yönünden Kanuni prosedürün yerine getirilmemesi ve ilk derece mahkemesince de açıklandığı gibi zarar kalemlerine ilişkin söz konusu taleplerin şirkete yöneltilmesi mümkün olmaması karşısında, davacının anılan talepleri yerinde görülmemiştir. Asıl davaya yönelik talepte de açıklandığı üzere bilgi alma hakkıyla ilgili olarak ayrı bir hukuki prosedür düzenlenmiş olup, eldeki birleşen davada da bunun değerlendirilmesi mümkün değildir. Açıklanan bu nedenlerle, ilk derece mahkemesinin asıl ve birleşen davanın reddine dair kararı ve gerekçesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından asıl ve birleşen davada davacılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Asıl ve birleşen davada davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Asıl ve birleşen davada davacılar tarafından başvuru sırasında istinaf karar harçları peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Asıl ve birleşen davada davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.  31/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8aab24fc9a52cb82","SID":"f23cd5197e866092"}}