{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/897 <br>KARAR NO:2024/1874<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:03/02/2021<br>NUMARASI:2016/652 Esas -  2021/69 Karar<br>DAVA:İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/12/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  davalı ile davacı müvekkili şirketin havayolu taşımacılığı faaliyeti konusunda ticari faaliyette bulunduklarını ve davacı müvekkilinin yükü süresinde ve özenli taşıması sonucu varma yerine götürmesine rağmen gönderilen davalı tarafından teslim alındığı halde hak ettiği navlun bedelini ve diğer alacaklarını alamamasından dolayı zarara uğradığını, davacı ve davalı arasında yapılan taşımalara ait bilgilerin davalının adresinden 14.04.2015 (ilgili taşımaya ait fatura 6.647,00 EURO), 20.04.2015 (ilgili taşımaya ait fatura 577,60 USD), 22.04.2015. ilgili taşımaya ait fatura 688,40 USD), 20.05.2015 ilgili taşımaya ait fatura 782,40 USD), 30.06.2015 ilgili taşımaya ait fatura 1185,00 USD) tarihlerinde evrak teslim tutanakları ile alındığını ve gönderilen adreslerden taşıma konusu ürünler alınarak alıcıya teslim edildiğini, taşımaya ilişkin tüm masrafların ve navlun ücreti davalıya ait olup ödenmediğini, davacı müvekkilinin davalının talimatıyla hareket ettiğini, davalının talimatlarını içeren e-mail yazışmalarında davalının konu taşımalara ilişkin olarak ücretlendirmeye bir itirazının da olmadığını, dolayısıyla davalının navlun bedelini ve v.s bedelleri ödemekle yükümlü olduğunu, davalının  navlundan doğan fatura ve vade farkını icra takibine koymak suretiyle tahsil etmek isteyen davacının icra takibine davalı haksız yere itiraz ettiğini ve zarara uğramasına yal açtığını,  davalının tüm itirazlarının haksız ve kötü niyetli olduğunu belirterek davalarının kabulüyle ihtiyati tedbir istemleri ile ... sayılı dosyasında takibe geçilen 7.634,44 EURO ve 2.797,69 USD tespiti ile devamına borçlunun borca itirazının iptaline, takibin devamına, haksız itiraz eden borçlu aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere inkâr tazminatına, ticari faize hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil şirket ile davacı arasında süregelen ticari ilişki neticesinde davacı tarafından düzenlenen ve ... sayılı dosyası ile takip konusu yapılan 1 S/04/2015 tarihli, 6.729,60- EURO bedelli fatura; 24/04/2015 tarihti, 577,60- EURO bedelli fatura; 29/04/2015 tarihli, 688,40- USD bedelli fatura; 25/05/2015 tarihli, 782,40- USD bedelli fatura; 06/07/2015 tarihli, 1.279,40- USD bedelli fatura; 23/07/2015 tarihti, 190,75 EURO bedelli vade farks fatura (İcra takibinde fatura tarihi 22/07/2015 olarak belirtilmiştir); 24/07/2015 tarihli, 23,23 USD bedelli, vade farks faturalarının (İcra takibinde fatura tarihi 22/07/2015 olarak belirtilmiştir) taraflarınca incelendiğini, işbu fatura bedellerinin müvekkili tarafından davacı şirketin banka hesaplarına tam ve eksiksiz olarak yatırıldığını, müvekkilinin davacı şirkete işbu faturalardan kaynaklanan herhangi bir borcu bulunmadığından icra takibine süresinde itirazda bulunulduğunu, davacının dava dilekçesinde belirtmiş olduğu fatura bedellerinin müvekkili tarafından ödenmediği yönündeki iddialarının gerçekliğinin bulunmadığını, müvekkil şirket defterleri ve banka kayıtları üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde bu husustaki beyanlarının haklılığının ortaya çıkacağını belirterek haksız ve mesnetsiz olarak açılmış alan davanın reddine, davacı tarafın %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" ...Yapılan yargılama ve toplanan tüm delillere göre, davacının alacağını alabilmek için davalı lehine ... sayılı dosyasında takibe başladığı, davalının süresi içerisinde borca itiraz ettiği, davacının davalının itirazının iptali ile %20 icra inkar tazminatına ilişkin iş bu davayı açtığı, Taraflar tacir olması nedeniyle tarafların ticari kayıtları üzerinde mali müşavir, muhasebe ve hesap hukukçu olmak üzere bilirkişi heyetinden rapor alındığı, alınan rapora göre davalının takipten sonra 28/07/2015 ve 03/08/2015 tarihinde ödeme yaptığı, ve fatura borçlarının tamamen ödediği anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiş, yine davalının takipten sonra ödeme yaptığı için davacının kötü niyetli olmadığı anlaşıldığından koşulları oluşmayan kötü niyet tazminatının reddine,\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  Mahkemece verilen kararın gerekçesi ile çeliştiğini, kararın ortadan kaldırılarak yeniden yargılama yapılması ve davanın kabulü karar verilmesi gerektiğini,  davalı tarafa hükmedilen vekalet ücretinin de hatalı olduğunu,  yerel mahkemenin davalının itirazının da kötü niyetli olduğunu görmezden gelerek hüküm kurduğunu, davalının borçlu olduğunu bilerek sadece icrai işlemlerin durması ve borcun fer'ilerinden kurtulmak amacıyla itiraz ettiğini ve icra dosyasına ödeme yapmayarak bu fer'ileri ödemeden doğrudan alacaklı davacıya ödeme yaparak davacının yaptığı masrafları ödememe yoluna gittiğini, böylelikle haksız itiraz yaptığını da ikrar etmiş olduğunu, davalı hakkında icra inkar tazminatına karar verilmesi gerekirken karar da davacı tarafın takipte kötü niyetli olmadığından bahisle kötü niyet tazminatı ödenmesine gerek olmadığına kararı verildiğini, bilirkişi raporlarından da anlaşılacağı üzere ödemelerin takipten sonra yapıldığını, davada tespit edilecek hususun, borçlunun icra takibine karşı yaptığı itirazın haklı olup olmadığının belirlenmesi olduğunu, itirazın iptali davalarının yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğunu, bu nevi davalarda, borçlunun takip sonrası yaptığı ödemelerin dikkate alınmasının zorunlu olduğunu, alacaklının dava tarihi itibarıyla talep edebileceği alacak miktarı üzerinden hüküm kurulması gerektiğini, borçlu, itirazın iptali davası açılmadan icra takibine konu borcun tamamını öderse bu durumda itirazın iptali davası açılmasında hukuki yarar bulunmayacağını, itirazın iptali davası açılmadan önce kısmi ödeme yapılması halinde tüm alacak miktarı için itirazın iptali davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, bu durumda ödenmeyen kısım için dava açılmasında hukuki yarar olduğunu,  yerel mahkeme kararının Hukuk Genel Kurulu kararları doğrultusunda değerlendirildiğinde de yanlış ve yasal gerekçeden yoksun olduğunun anlaşılacağını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: Yerel Mahkemede yapılan yargılamada,  davalının davadan önce tüm fatura bedellerinin ödenmesine rağmen, davacının itirazın iptali, itiraz edilen alacağın 7.634,44- Euro ve 2.797,69- USD olarak tespiti ve davalının icra inkar tazminatı ödemesi talebi ile dava açmakta hukuki yararı bulunmadığından davacı haksız bulunmuş ve bu husus dikkate alınarak davanın reddine karar verildiğini, taraflar arasında görülen davada İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın reddine ilişkin verilen kararın yasaya uygun, haklı ve hakkaniyetli bir karar olduğunu, davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE:Dava taraflar arasında taşıma sözleşmesine dayalı bakiye cari hesap alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın reddine kararı verilmiştir.Karara karşı davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile  istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davacı tarafça davalı hakkında ... sayılı dosyası ile fatura alacağı ve işlemiş faizleriyle birlikte  7.634,44 Euro ve 2.797, 68 USD alacağın (takip tarihindeki kur üzerinden takip talebinde TL değeri 30.240,74 TL gösterilmiştir) tahsili amacıyla 23/07/2015 tarihine ilamsız icra takibi başlatıldığı, borcun sebebi olarak 7 adet faturaya dayanılıp 5 adet fatura örneğinin takibe eklendiği, vade farkına ilişkin 2 adet faturanın ise eklenmediği, vade farkına ilişkin fatura örneklerinin dava dosyasına  davalı tarafça  sunulmuş olduğu, davalı borçlunun 04/08/2015 tarihli borca ve faize ve ferilere yönelik itirazı üzerine takibin durduğu, eldeki itirazın iptaline ilişkin davanın 27/05/2016 tarihinde 7.634,44 Euro ve 2.797,69 USD dava değeri TL karşılığının da 32.742,33 TL gösterilerek açıldığı anlaşılmaktadır.Davalı tarafın cevap dilekçesinde fatura içeriklerine yönelik bir itirazı bulunmayıp bedelinin ödenmiş olması nedeniyle davanın reddi savunulmuştur. Davalı tarafça takip tarihinden sonra, dava tarihinden önce 28/07/2015 tarihinde davacının banka hesabına cari ödeme açıklaması ile 24.777,72 TL ve 03/08/2015 tarihinde 5.463,02 TL  ödeme yapılmıştır. Ödenen bedel takip talebinde istenilen yabancı para cinsi alacağın takip tarihindeki TL karşılığı olan 32.742,33 TL  olduğu görülmektedir. Tarafların ticari defterleri üzerinde  yapılan inceleme sonucu her ika tarafın bir birine mutabık kayıtları ile takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan 7.497,95 Euro ve 2.773.44 USD alacağı bulunduğu belirlenmiştir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 1530/2. maddesi, ticari işletmeler arasında mal ve hizmet tedariki amacıyla yapılan işlemlerde, alacaklı, kanundan veya sözleşmeden doğan tedarik borcunu yerine getirmiş olmasına rağmen, borçlu, gecikmeden sorumlu tutulamayacağı hâller hariç, sözleşmede öngörülmüş bulunan tarihte veya belirtilen ödeme süresinde borcunu ödemezse, ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşer, şeklinde düzenlenmiştir. Madde metninden de anlaşılacağı üzere TTK'nın 1530/2. maddesinin uygulanabilmesi için taraflar arasında mal ve hizmet tedariki sözleşmesi olması gerekir. Davacı tarafça, taraflar arasında  mal veya hizmet tedarik sözleşmesi olduğunu ve kendisinin de tedarikçi  olduğunu ispatlayamamıştır. Dolayısıyla TTK'nın 1530/2. Maddesinin eldeki davaya uygulanmasına olanak yoktur.İcra takip tarihinden önceki dönem için temerrüt faizine hükmedilmesi TBK'nın 117.maddesi koşullarına bağlı olup icra takip tarihinden önce davalıya temerrüt ihtarı gönderilmesi gerekir. Bu durumda, davacının davalıyı takipten önce temerrüde düşürdüğünü ispat edemediği gibi, taraflar arasında ödeme günü kararlaştırıldığı da ileri sürülmediğinden davacı alacaklının icra takip tarihinden önceki dönem için temerrüt faizi talebinde bulunma imkanı yoktur.Davalı tarafından  takip tarihinden sonra, 28/07/2015 tarihinde  24.777,72 TL ve 03/08/2015 tarihinde 5.463,02 TL olarak yaptığı  ödemenin TBK 100 maddesi gereği öncelikle faiz ve masraflara mahsubu bakiye kalması halinde asıl alacaktan mahsup edilerek dava tarihi itibariyle davacının asıl alacak ve işlemiş faiz alacağının belirlenmesi, belirlenen bu miktar esas alınarak hüküm kurulması, icra inkâr tazminatının da bu miktar üzerinden belirlenmesi gerektiği hususu göz ardı edilerek karar verilmesi doğru değildir.  (Emsal yargıtay 23.hd 2014/2255 e.  2014/7493 k. sayılı ilamı).Yargıtay 19. HD'nin 06/11/2018 tarih,  2017/2059 esas ve 2018/5532 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere temerrüt ve takip tarihi olan 23/07/2015 ile  24.777,72 TL'lik ödemenin yapıldığı 28/07/2015 tarihi arasında davacını  7.497,95 Euro  alacağına Temmuz 2015 tarihinde kamu bankalarınca   uygulanan %. 2,75 oranı üzerinden 2,82 Euro faiz hesaplanmıştır.  2.773.44 USD alacağına ise aynı süre için %2,35 oranı üzerinden 0,89 USD faiz hesaplanmıştır. Bu durumda yapılan ödeme fiili ödeme günündeki usd=2,7641 TL, euro 3,0544 TL kuru esas alınarak öncelikle faiz ve masrafa bakiyesinin ana paraya mahsubu gerekir. Davacının 2,82 Euro faiz alacağının karşılığı 8,61 TL,  0,89 USD faiz alacağının fiili ödeme günüdeki TL karşılığı  ise 2,46 TL dir. Yapılan  24.777,72 TL'lik ödemeden 8,61 TL ile 2,46 TL faiz alacağının mahsubundan sonra kalan 24.523,11 TL nin takip talebine konu edilen faturaların düzenleme tarihleri ve TBK 102 maddesindeki sıra dikkate alınarak  22.319 TL lik kısmına denk gelen  6,729,60 Euro ve 577,60 Euro'luk iki fatura alacağından mahsubu gerekir. Davalının kalan bakiye 2.204,11 TL'lik ödemesi sıradaki USD cinsi fatura alacaklarından 797.40 USD  Olarak mahsubu gerekmektedir. Bu durumda 28/7/2015 tarihi itibarıyla davacının 190,75 Euro ve  1.976,04 USD asıl alacağı kalmaktadır.Bu miktarlara 2. Ödemenin yapıldığı 03/08/2015 tarihine kadar 0.08 Euro ve 0,76 USD faiz hesaplanmıştır. Ödeminin yapıldığı 03/08/2015 tarihli USD kuru 2,7828 TL,  Euro kuru 3,0522 TL esas alınarak mahsup işleminin yapılması gerekir. Buna göre 0.24 TL Euro cinsi alacak faizi, 2,11 TL USD cinsi alacak faizi olmak üzere toplam 2,35 TL işlemiş faizin 5.463,02 TL den mahsubu ile bakiye 5.460,67 TL lik kısmın asıl alacaktan mahsubu gerekir. Bu miktarın 1.962,29  USD olarak hesaplanmıştır. Bu durumda son ödemenin yapıldığı 03/08/2015 tarihi itibarıyla davacının bakiye 190,75 Euro ve 13,74 USD asıl alacağı kalmaktadır.Yabancı para üzerinde yapılan takipler ve açılan itirazın iptali davalarında  yargılama giderleri,  vekalet ücreti ve  kesinlik sınırı  dava tarihindeki kur esas alınarak, İcra inkar ve kötü niyet tazminatları ise takip tarihindeki kur esas alınarak belirlenir.Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin  istikrarlı bir şekilde kabul ettiği üzere, yabancı para borcu ile ilgili alacaklarda talep edilen yabancı paranın dava tarihindeki efektif döviz kuru karşılığı Türk Lirası üzerinden karar tarihindeki tarifeye göre vekalet ücreti ile nispi karar ve ilam harcının hesaplanması gerekmektedir.(Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 14.12.2022 Tarih ve 2021/8284 E.- 2022/9092 K. sayılı; 19.09.2011 Tarih ve 2010/966 E. - 2011/10441 K. Sayılı kararları).İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir.Eldeki davada, davacının faturaya dayalı olup davalı kayıtlarına işlenen alacağı likit (belirlenebilir) olup, hüküm altına alınan miktar üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları oluşmuş bulunmaktadır.Davalı tarafça  kötü niyet tazminatına ilişkin hüküm istinaf konusu yapılmadığından aleyhe kaldırma yasağı kapsamında bu hususta değerlendirme yapılmamıştır.Bu durumda mahkemece yukarıda belirtilen esaslara göre hüküm kurulması gerekirken davanın reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır.İİK 67 maddesi gereği kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için; geçerli bir ilamsız takibin bulunması, süresi içinde usulünce itiraz edilmiş olması, yasal süresi içinde açılmış bir itirazın iptali davası bulunması, davacının takibinde ve itirazın iptali davası açmasında haksız ve kötü niyetli olması, açılmış olan itirazın iptali davasının reddedilmiş  olması ve  davalı tarafça kötü niyet tazminatının talep edilmiş olması gerekir. Yine itirazın iptali davasının dava şartı yokluğundan reddi halinde davacı kötü niyet tazminatı ile sorumlu tutulamaz. Eldeki uyuşmazlıkta davacının takip yapmakta ve dava açmakta kötü niyeti ispat edilmediğinden bu talebin reddine karar vermek gerekmiştir.Karar sadece davacı tarafça istinaf edilmiş olmakla aleyhe kaldırma yasağı kapsamında davalı yararına ilk derece mahkemesince takdir edilen vekalet ücretini aşmamak üzere vekalet ücretine hükmetmek gerekmiştir HMK'nın 355.Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Mahkemece eldeki davanın reddine karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne dair  aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,1-Davanın kısmen kabulü; davalının ... dosyasına yaptığı itirazın 190,75 Euro  ve 13,74 USD asıl alacak yönünden iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, 2-Davacının fazlaya ilişkin istemin hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine, 3-Asıl alacak miktarlarına son ödeme tarihi olan 03/08/2015 tarihinden itibaren 3095 Sayılı kanunun 4/a. Maddesi uyarınca Devlet Bankalarının Euro ve USD para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanmasına, 4-İtirazın iptaline karar verilen 190,75 Euro  ve 13,74 USD  alacağın takip tarihindeki kur esas alınarak belirlenen 603.20 TL karşılığının %20'si olan 120,64 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödemesine,5-Davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine, 6-Davacının peşin yatırdığı 407,96 TL harçtan alınması gerekli 427,60 TL karar harcın mahsubu ile bakiye 19,64 TL harcın  davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,7-Davacı tarafından yatırılan 407,96 TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 8- Davacı tarafından yapılan 29,20 TL başvurma harcı, 1.800,00 TL bilirkişi ücreti, 888,00 TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 2.712,20 TL yargılama giderinin kabul ve ret oranına göre 47,00 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine bakiye kısmının davacı üzerinde bırakılmasına,9-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre davanın kabul kısmı üzerinden  hesaplanan 576,60 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,10-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre davanın ret kısmı üzerinden hesaplanan 11.971,99 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,11-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde talep halinde yatıran tarafa iadesine,12-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak; a-Davacı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,b-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 162,10 TL, posta gideri 48,50 TL olmak üzere toplam 216,60 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 26/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"861947552532078a","SID":"e434e4f9a955e494"}}