{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO: 2021/1452 <br>KARAR NO: 2024/1697 <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 01/06/2021<br>NUMARASI: 2018/80 (E) - 2021/387 (K) <br>DAVANIN KONUSU: Maddi Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 27/11/2024<br>Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile seyir halinde iken dava dışı ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın arka kısmına çarpması üzerine ... plakalı aracın arkasında aynı istikamette seyreden dava dışı ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın kaza nedeniyle durduğunu, dava dışı ...'nun sevk ve idaresindeki ... plakalı kamyonetin hızını ayarlayamayarak dava dışı ...'in sevk ve idaresindeki duran ... plakalı aracın arka kısmına çarptığını ve çarpmanın etkisiyle ... plakalı aracın da sol ön kısmı ile kaza yapan ... plakalı aracın sağ arka kısmına çarpması neticesinde meydana gelen yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazasında ... plakalı aracın sigorta poliçesinin olmaması nedeniyle davalı kuruma başvuru yapıldığını, sağlık raporu sunulmaması nedeniyle müvekkiline ödeme yapılmadığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 3.500 TL daimi maluliyet tazminatı ve 100 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 3.600 TL tazminatın 02/01/2018 başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde, davanın reddini savunmuştur. İlk derece mahkemesince, davanın kabulü ile 58.774,70 TL sürekli iş göremezlik ve 8.345,14 TL geçici iş göremezlik tazminatının 23/01/2018 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; maluliyet tazminatı talebinde bulunan davacının resmi ve yetkili bir hastaneden sağlık kurulu raporu alınması gerektiğini, başvuru şartı yerine getirilmeden haksız yere açılan davanın reddi gerektiğini, geçici iş göremezlik zararından sorumlu olmadıklarını, 30/10/2019 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağını, kaza esnasında davacının emniyet kemerinin takılı olmadığını, Sosyal Güvenlik Kurumunun (SGK) ödemiş olduğu tazminat varsa tespit edilerek ödenecek tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini, hatır taşıması indirimi yapılamayacağını, tazminat miktarının hesaplanmasında teknik faiz uygulanması gerektiğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Davacı tarafça başvuru şartının yerine getirildiği sabit olup eksik belge ile müraacat yapılmış olsa dahi başvuru koşulunun yerine geldiğinin kabulü gerekeceğinden bu yöndeki istinaf itirazının reddi gerekmiştir. İlk derece mahkemesince alınan 09/03/2020 tarihli bilirkişi raporunda; kazanın meydana gelmesinde, arkadan çarpma asli kusurunu işleyen dava dışı sürücü ...'nun trafik kurallarına aykırı, dikkatsiz ve tedbirsiz davranışlarıyla olayda %100 oranında asli ve tam kusurlu olduğu, olay şartında trafik kurallarına uygun davrandığı anlaşılan sürücü ...'in kusursuz olduğu tespit edilmiş olup raporun olayın meydana gelmesine neden olan kusur oranının yasal dayanaklarıyla birlikte, eylemler ile sonuç arasında nedensellik bağını ortaya koyacak biçimde, dosya kapsamından anlaşılan oluşa, bilimsel ölçütlere, usul ve Kanuna uygun olarak saptandığının anlaşılması karşısında hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. İlk derece mahkemesince Adli Tıp Kurumu (ATK) 2. İhtisas Kurulundan alınan 05/11/2019 tarihli raporda; davacının %12 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, iyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 6 aya kadar uzayabileceği tespit edilmiştir. Mahkemece hükme esas alınan maluliyet raporunun, davacının kaza sonrası tedavilerine ilişkin kayıtların ve raporların irdelenerek, raporlar arasındaki farklılık açıklanmak suretiyle kaza tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan yönetmelik hükümlerine uygun olarak ve kaza ile maluliyet arasında nedensellik bağını ortaya koyacak biçimde belirlenmiş olmasına göre hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmamaktadır.<br>Yeni Genel Şartların A.5.b. maddesinde tedavi süresine ilişkin geçici bakıcı gideri ve çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık giderleri teminatı kapsamında olduğu ve bu teminatın da SGK'nin sorumluluğunda olduğu, bu nedenle sigorta şirketlerinin sorumluluğunun bulunmadığı açıklanmış ise de 6111 sayılı Yasa ile değişik 2918 sayılı Yasanın 98. maddesinde SGK tarafından karşılanacak tedavi giderleri arasında geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri tazminatı sayılmamıştır. Bu durumda SGK'nin sorumluluğu alt norm düzeyindeki genel şartlar ile genişletilemiyeceğinden, sözü geçen ilgili genel şart hükmünün uygulanma kabiliyeti bulunmamaktadır. Bu durumda sigorta şirketlerinin/Güvence Hesabı'nın geçici iş göremezlik zararından sorumluluğu devam etmektedir. Dolayısıyla, bu yöne ilişkin mahkemenin kabulünde herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 52.maddesinde düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da getirebilir. Somut uyuşmazlıkta, kaza tespit tutanağında davacının bulunduğu yerin (1) işaretiyle ön koltuk, emniyet kemeri takılıp takmadığının (4) işaretiyle belirsiz olarak işaretlendiği görülmektedir. Bu durumda davacının kaza sırasında emniyet kemerinin takılı olmadığı hususunda dosya kapsamında herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığından müterafik kusur indirimine yönelik istinaf itirazı yerinde değildir. Herhangi bir çıkar karşılığı olmayan hatır taşıması nedeniyle TBK'nin 51. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Hâkim tazminattan mutlaka indirim yapmak zorunda değilse de indirim yaptığı takdirde indirim oranını objektif ölçüler içinde takdir etmek zorundadır. Bu bakımdan hatır taşıma ilişkisinin değerlendirilmesinde taşıma ya da kullanmanın kimin çıkar ve yararına olduğunun saptanması önemlidir. Yarar ekonomik olabileceği gibi, ortak toplumsal değerleri de ilgilendirebilir. Ancak taşıma ve kullanmada işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin bir çıkarı veya yararının bulunması halinde hatır taşımasından söz  edilemeyecektir. Yakın aile bireylerinde olduğu gibi maddi ve manevi menfaatin bulunduğu akrabalar arasındaki  ücretsiz taşıma ahlaki bir ödev niteliğinde olduğundan, davacının yolcu konumunda olduğu araç sürücüsü ile anne-oğul yakınlığı olduğundan belirlenen tazminat miktarından hatır taşıması indirimi yapılamaz. Kaldı ki davalı vekili tarafından cevap dilekçesinde de bu husus ileri sürülmemiştir. Yapılan açıklamalar doğrultusunda dosyadaki bilgi ve belgelere, ilk derece mahkemesince delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile çıkarılan sonuç ve oluşturulan hükümde usul ve yasaya aykırılık olmamasına göre mahkemece verilen kararda isabetsizlik bulunmamakta olup davalı vekilinin yerinde olmayan istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1. maddesi hükmü gereğince esastan reddi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesinin hükmüne yönelik istinaf başvurusunun, HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 4.584,96 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin yatırılan toplam 1.146,25‬ TL istinaf karar ve ilam harcı mahsup edilerek, bakiye 3.438,71‬ TL istinaf karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalının istinaf kanun yolu başvurusu nedeniyle harcadığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından, vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf kanun yolu incelemesi için yatırılan gider avansından artan tutarın, HMK'nin 333. maddesinin, 1. fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 27/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"97de111a84e65c26","SID":"c335e96b29c8ec71"}}