{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ADANA BAM   9. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2022/336 - 2025/133<br>T.C.<br>ADANA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  9. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2022/336 <br>KARAR NO\t: 2025/133<br>KARAR TARİHİ\t: 29/01/2025<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t: <br>ÜYE\t: <br>ÜYE\t: <br>KATİP\t: <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 24/11/2021<br>NUMARASI\t\t: ... ESAS  ... KARAR <br>DAVACI\t: ... LİMİTED ŞİRKETİ- \t  <br>VEKİLLERİ\t: Av. <br>DAVALI\t: ... GIDA TEKSTİL NAKLİYE İNŞAAT ELEKTRİK MALZEMELERİ İTHALAT İHRACAT SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ  <br>VEKİLİ\t: Av.  <br>DAVANIN KONUSU\t: Tanıma Ve Tenfiz<br><br>İSTİNAF KARARININ<br>KARAR TARİHİ                  : 29/01/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ    : 29/01/2025<br><br>....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas ... karar sayılı kararına karşı istinaf başvurusu üzerine dosya Dairemize gönderilmiş olmakla, dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ                                                                    :<br>Davacı vekili,  müvekkil şirket ile davalı yan arasında 06.06.2018 tarihinde sözleşme akdedi'miş olup taraflarlar arasında karşılıklı yükümlülükler doğduğunu, ancak davalı yanın işbu sözleşmeden doğan yükümlülükleri yerine getirmemesi nedeni ile müvekkili şirket davalı yana karşı sözleşme gereği yetkili Moldova Cumhuriyeti ... Mahkemesi'nde alacağın tahsili için dava açtığını, Yabancı mahkeme tarafından verilen kararın Türkiye'de de geçerli olabilmesi ve hükmün uygulanabilmesi için mahkemenizce yabancı mahkeme kararının tanınması gerektiğini, davalı şirketin, dava sürecinde borcu ödememek ve alacaklırının tahsil imkanının ortadan kaldırma amacıyla mal kaçırma ihtimali bulunduğunu, ekli ticaret sicil kaydından da görülebileceği üzere davalı şirketin ortakları ve müdürleri de yabancı uyruklu olup oturma ve/veya çalışma izinlerinin bitmesi/uzamaması veya her halükarda her an kolaylıkla Türkiye'yi terk etmelerinin mümkün olduğunu, ayrıca davalı şirketin yabancı ülkelerdeki borçlarını da ödemediğinin öğrenildiğini, bu itibarla 2004 sayılı kanunun 257. Maddesinde sayılan ihtiyati haciz şartlarının gerçekleştiğini, bu nedenle alacaklarının tahsilini temin için teminatsız olarak ihtiyati haciz talep ettiklerini, nitekim Türkiye Cumhuriyeti ve Moldova Cumhuriyeti Arasında Hukuki, Ticari ve Cezat Konularda Adli Yardımlaşma Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun'un 14. Maddesi: \"Âkif Taraflardan birinin uyruğundan, diğer Âkit Tarafın adli makamları önüne çıktığında, salt yabancı olması veya diğer Âkit Tarafın ülkesinde meskeni veya ikametgahı bulunmaması nedeniyle dava masrafları için teminat senedi ve/veya akçesi verilmesi istenemeyeceğini, söz konusu ilamın tanınması ve tenfizini talep ve dava etmişlerdir. <br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ                  \t\t\t\t\t                                :<br>Davalı vekili, davacı tarafın dava dilekçesindeki iddia  ve talepleri kabul etmediklerini,\t5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanuna yabancı ülke mahkemesinin kararının tanınması ve tenfizi için; yabancı bir mahkeme tarafından verilmiş bir ilam olması, talep konusu karar (şekli anlamda) kesinleşmiş olması, tanınması istenen kararın özel hukuk alanına ilişkin bir karar olması, tanınması talep edilen yabancı mahkeme kararının kamu düzenine açıkça aykırı olmaması, kararın, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verildiğini, dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı halde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmemiş olması, kararın davalının savunma haklarına uygun davranılarak verilmiş olması gerektiğini, Romanya mahkemelerinden müvekkil şirkete,  bu aşamaya kadar usule uygun Türkçe diline tercüme edilerek tebliği sağlanan herhangi bir dava dilekçesi veya mahkeme kararı bulunmadığını, müvekkili şirkete cevap hakkı tanınmadığı için Romanya ülkesinde alınan mahkeme kararı savunma hakkına aykırı olduğunu, bu nedenle Romanya ülkesindeki mahkeme kararının tanınması ve tenfizi mümkün olmadığını, davanın reddine karar verilmesini  talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ                                                     :<br>Yerel mahkemece verilen karar ile;\" tarafların iddia ve savunmaları ile dosyaya sunulan davaya ilişkin tercüme belgelerinin birlikte incelenmesi sonucunda; her ne kadar davalı taraf adil yargılama hakkının ihlal edildiğini, tenfizi istenen karara ilişkin tebligatların yapılmadığını ve davadan haberdar edilmediğini beyan etse de davacı tarafa verilen süre sonucu sunulan belgelerin incelenmesinde; davalıya duruşma gününün ve yargılamanın bildirildiği, tenfizi istenen Moldova Cumhuriyeti ... Mahkemesi'nin 15/01/2020 tarihli ... (...) sayılı 18/02/2020 sayılı kesinleşme tarihli ilamı  bakımından 5718 sayılı kanunun 54. maddesinde sayılan tenfiz şartlarının bulunduğu anlaşılarak  hakem kararının aynen tenfizine \" şeklinde karar verilmiştir.  <br>DAVALI  TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ\t\t\t\t\t\t     \t:<br>Davalı vekili tarafından verilen istinaf dilekçesi ile; davalıya tebligatın başvurulan ülkede Türkiye'de yapılması halinde başvurulan ülkenin tebligata ilişkin temel prensiplerini ihlal edecek şekilde yapılmış olmasının tenfiz talebinin reddine imkan sağlayacağının düzenlendiğini, müvekkiline yabancı mahkemede yapılan yargılama ile ilgili herhangi bir tebligat yapılmadığını, müvekkilinin itiraz ve savunma hakkını kullanmasının engellendiğini, müvekkilline gönderildiği iddia edilen kargoya ilişkin bilgilerin yer almadığını, müvekkilinin kargoyu teslim almadığını,  belgede ismi yazan kişiyi tanımadığını, tebligat kanununun temel prensiplerini ihlal edildiğini, tenfiz kararının bu nedenle hukuka aykırı olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve beyan etmiştir. <br>DELİLLER                                                                                              \t\t\t\t\t\t         :<br>Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri ve tüm dosya kapsamı. <br>GEREKÇE                                                                                               \t\t\t\t \t\t        :<br>Dava \"Yabancı Mahkeme Kararının Tanınması ve Tenfizi\" talebine ilişkindir. <br>Davacı tarafından, taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla Moldova Cumhuriyeti ... Mahkemesi'nde  dava açtığı, mahkemece yapılan yargılama sonucu, 34.827,00 USD ve 18.899,88-MDL (Moldova Leisi) alacağın davalıdan tahsiline karar verildiği, kararın 18.02.2020 tarihinde kesinleştiği belirtilerek, kararın  tanınması ve tenfizi talep edilmiş, davalı ise, yabancı mahkemece, kendisine herhangi bir dava dilekçesi veya mahkeme kararı gönderilmediğini, kararının verilme şeklinin, tebligat usulünün,  7201 Sayılı Tebligat Kanunu yönünden kamu düzenine aykırı olduğunu, davada cevap hakkı tanınmadığı için mahkeme kararının savunma hakkına aykırı olduğunu, bu nedenle davanın reddi gerektiğini savunmuş, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır. <br>İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.  <br>Moldova Cumhuriyeti ... Mahkemesi'nin 15/01/2020 tarihli ... (...) sayılı 18/02/2020 sayılı kesinleşme tarihli ilamı ile 34.827,00 USD ve 18.899,88-MDL (Moldova Leisi) alacağın davalıdan tahsiline karar verildiği, kararın 18.02.2020 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.<br>Yabancı mahkeme ilamının kesin delil veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi için, 5718 sayılı MÖHUK'un 58. maddesi gereğince yabancı ilamın tenfiz şartlarını taşıdığının mahkemece tespitine bağlı olduğu, tanımada aynı yasanın 54. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin uygulanmayacağı, yine aynı yasanın 50. maddesinin 1. fıkrasında; yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilamların Türkiye'de icra olunabilmesi yetkili Türk mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlı olacağı, yine aynı yasanın 54. maddesinin (a) bendinde; Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma ya da o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilamın tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmü veya fiili uygulamanın bulunmasını, (b) bendinde; ilamın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olmasını, (c) bendinde; hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmamasını ve (ç) bendinde; o yer kanunları uyarınca kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı Türk mahkemesine itiraz etmemiş olması gerektiği belirtilmiştir. <br>MÖHUK’nın 54/ç maddesi gereğince, o yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmaması, mahkemede temsil edilmemesi ve bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında karar verilmiş olması hâllerinde, ilgilinin tenfize karşı Türk mahkemesinde itiraz etmesi üzerine yabancı mahkeme kararının tenfizi mümkün olmayacaktır. Bu maddede belirtilen hususların ihlal edilip edilmediği, tenfizi istenilen kararın verildiği yer kanunlarına göre belirlenecektir. <br>Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 30.03.2016 tarih ve 2015/4460 Esas-2016/9068 Karar sayılı ilamının ilgili kısmı; \"...Yabancı devletin usul hukukuna tabi olarak verilmiş olan bir mahkeme kararının mahkeme ilamı niteliğinde olup olmadığı, taraf teşkili ve kesinleşme şartları, münhasıran kararın verildiği ülkenin usul hukukuna göre tayin olunur...\" şeklindedir.<br>Yine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 19.12.2019 tarih ve 2019/11-272 Esas-2019/1396 Karar sayılı ilamında da; \"Uyuşmazlık tarafının kararın verildiği ülke kanunlarındaki usule göre çağrılmasına rağmen savunma yapılmaması ve avukat görevlendirilmemesi durumunda gıyapta karar verilmesi savunma hakkının ihlali niteliğinde sayılmaz.\" şeklindedir.<br>Somut olayda, davalı tarafından, tenfizi istenen karara ilişkin tebligatların yapılmadığı ve davadan haberdar edilmediği, bu haliyle savunma hakkının kısıtlandığı, bu nedenle, tenfiz şartlarının oluşmadığı savunulmuş ise de, yabancı mahkemece, davalıya duruşma gününün ve yargılamanın bildirildiği, revizyon yasağı gereğince, yabancı mahkemenin, uyguladığı hukuku ve aynı şekilde kendi usul hükümlerini doğru uygulayıp uygulamadığının incelenemeyeceği ve yabancı ilamın içeriğinin tetkik edilemeyeceği, tenfizi istenen  kararda MÖHUK'nun 54/1-b maddesi kapsamında Türk kamu düzeninin ihlali olarak nitelendirilecek bir husus da bulunmadığı, bu nedenlerle, mahkece, tenfizi istenen Moldova Cumhuriyeti ... Mahkemesi'nin 15/01/2020 tarihli ... (...) sayılı 18/02/2020 sayılı kesinleşme tarihli ilamı  bakımından 5718 sayılı kanunun 54. Maddesinde sayılan tenfiz şartlarının bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş olmasının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır.<br>Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf  başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş, buna dair aşağıdaki  hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere                                      \t\t\t\t\t      :<br>1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun  ESASTAN REDDİNE,<br> 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40.TL  maktu istinaf karar harcından peşin alınan 1.146,43.TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 531,03.TL  maktu  istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde talep halinde davalıya İADESİNE, <br>3-6100 sayılı HMK'nın 326/1 maddesi gereğince istinaf eden davalı  tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerine BIRAKILMASINA,<br>4-6100 sayılı HMK'nın 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından  lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>5-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE,<br>6-6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı yasanın 30. maddesiyle değişik 359/4 maddesi gereğince kararın kesin olması nedeniyle ilk derece mahkemesince taraf vekillerine TEBLİĞİNE,<br> Dair, 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle; 6100 Sayılı HMK'nun 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere  karar verildi. 29/01/2025<br><br>\t\t\t\t<br>Başkan<br> <br>e-imzalıdır<br> <br>Üye<br> <br>e-imzalıdır<br> <br>Üye<br> <br>e-imzalıdır <br> <br>Katip<br> <br>e-imzalıdır <br> <br>    <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"74bbabe2c78d9e3d","SID":"c81741f8e873c9e8"}}