{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ADANA BAM   9. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2022/328 - 2025/129<br>T.C.<br>ADANA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  9. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/328 <br>KARAR NO\t: 2025/129<br>KARAR TARİHİ\t: 23/01/2025<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t: <br>ÜYE\t: <br>ÜYE\t: <br>KATİP\t: <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 03/12/2021<br>NUMARASI\t\t: ... ESAS ... KARAR<br><br>DAVACI\t: ... -   <br>VEKİLİ\t: Av.  <br>DAVALI\t: ... ANONİM ŞİRKETİ  <br>VEKİLİ\t: Av. <br>DAVANIN KONUSU\t: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Menfi Tespit)<br><br>İSTİNAF KARARININ <br>KARAR TARİHİ                   :  23/01/2025<br>YAZIM TARİHİ                    : 23/01/2025<br><br>.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/12/2021 tarih, ... Esas,  ... Karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, istinaf talebinin süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirilmiş olduğu ve istinafa başvuru koşullarının mevcut olduğu dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucu anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonucunda;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNLARININ ÖZETİ                                           :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı banka ile ticari kredi sözleşmesi imzaladığını, daha sonraki süreçte davacının emekliliğe hak kazandığını, davacının emekli maaşını davalı banka üzerinden almak istediğini, bu esnada hukuki hiçbir geçerliliği olmayan bir taahhütname ile davacının emekli hesabına yatırılan paranın, yine davacıya ait başka bir hesaba virman yapılarak, davacının emekli maaşının üzerine hukuka aykırı olarak bloke konulduğunu, davacının hesabından kesinti yapıldığını ve halen de yapılmaya devam edildiğini, bu esnada davalı banka tarafından bu borca istinaden davacı aleyhine .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, haksız kesilen paranın iadesi ve bundan sonra kesinti yapılmaması, davacının emekli maaşından bu güne kadar kesilen meblağın iadesi ile davacının emekli maaşından kesinti yapılamayacağının tespiline karar verilmesi talep ve dava edilmiştir. <br>Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Davacının söz konusu krediyi kullandığını, ancak taksit tutarlarını ödemediğini, yasa gereği alacağın tahsili için takip açıldığını, ancak kesintilerin icra takip dosyasından değil davalı bankaya verilen ekli muvafakat name gereği davalı banka tarafından riske mahsuben yasaya uygun olarak yapıldığını, açılan davanın kötüniyetli olduğunu, kullanılan kredinin geri ödenmediğini, açılan davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KARAR ÖZETİ                                              :<br>İlk Derce Mahkemesinin kararında özetle; her ne kadar sözleşmede borçlu davacının maaş hesaplarına bloke konulabileceğine dair genel bir hüküm var ise de, İİK'nın 83/a maddesi uyarınca önceden verilen muvafakat geçersiz olup, davacı hakkında kesinleşmiş bir icra takibinde hacze muvafakat edildiğine dair bir iddia ve belge de bulunmadığından, blokenin kaldırılmasına ve yapılan tahsilatın iadesine dair  davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.<br>DAVALI VEKİLİ   TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ  :<br>Davalı vekili tarafından verilen istinaf dilekçesi ile; Yerel Mahkeme'nin kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, kredi sözleşmesi ekinde taahhütname, virman, takas ve mahsup talimatı ile banka nezdinde bulunan tüm alacakları ile mevduat ve bloke hesapları üzerinde hapis mahsup ve takas etme yetkisini verdiğini, davacı borçlunun emekli maaşını müvekkili bankadan aldığını, bilirkişi raporunun yapılan işlemin haklı olduğunun teyit edildiğini, hal böyle iken müvekkili bankadan kredi kullanıp taksitlerini ödemeyen borçluya davanın kabulü ile kesinti iadesine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.  <br>DELİLLER İLE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE                                                                                                                                 :<br>Dava, emekli maaşı üzerine konulan blokenin kaldırılması ve maaştan yapılan kesintilerin davalı bankadan tahsili istemine ilişkindir.<br>Davacı vekili, müvekkilinin emekli maaşını davalı bankadan aldığını,  aynı zamanda bankadan kredi kullandığını, davalı banka tarafından hiç bir yargısal karar ya da icra takip işlemine dayanmadan müvekkilinin emekli maaşına bloke konulduğunu ve kesinti yapıldığını, yapılan işlemlerin açıkça hukuka aykırı olduğunu belirterek emekli maaşı üzerine konulan blokenin kaldırılmasına ve yapılan kesintilerin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, davalı vekili yapılan işlemlerin taraflar arasında imzalanan sözleşmeye uygun olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiş, neticede mahkemece yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş olup, iş bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br> 17.04.2008 tarihli ve 5754 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesi ile değişik 5510 sayılı Kanun'un 93 üncü maddesinde; “Bu Kanun gereğince  sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, sağlık hizmeti sunucularının genel sağlık sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu Kurum nezdinde doğan alacakları, devir ve temlik edilemez. Gelir, aylık ve ödenekler; 88 inci maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez. Bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin talepler, borçlunun muvafakati bulunmaması halinde, icra müdürü tarafından reddedilir” hükmü bulunmaktadır. <br>İİK’nın 83/a maddesindeki; \"İİK’nın 82 ve 83 üncü maddelerinde yazılan mal ve hakların haczolunabileceğine dair önceden yapılan anlaşmalar muteber değildir.\" hükmüne karşın, 28.02.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5838 sayılı Kanun’un 32 nci maddesi ile değişik 5510 sayılı SGK’nın 93/1 inci maddesinde; \"bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin taleplerin, borçlunun muvafakati yok ise, icra müdürü tarafından reddedileceği\" düzenlemesine yer verilmiştir. Bu hükmün İİK’nun 83/a maddesine göre daha özel düzenleme içerdiği ve takip hukukuna göre icra takibinin kesinleşmiş olması şartıyla haciz sırasında veya hacizden sonra 5510 sayılı Kanun'un 93 üncü maddesi kapsamındaki gelir, aylık ve ödeneklerin haczine ilişkin verilen muvafakatin geçerli olacağı, bu durumda borçlunun haciz sırasında veya haciz işleminin gerçekleşmesinden sonraki dönemde borçlu haczedilmesi mümkün olmayan mal ve haklarla ilgili olarak bu hakkından vazgeçebileceği, sözleşme hukukuna göre bu yasağın kesin olmadığı, yasanın tarafların iradesine ağırlık vererek muvafakat yoluyla emekli aylıklarına bloke konulmasına, borcun başka teminatlara başvurulmadan ödenmesine imkân sağladığı, böylece tarafların sözleşme ile belirledikleri hükmü ortadan kaldırmadığı anlaşılmaktadır(bkz. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2023/2751 Esas, 2024/559 Karar sayılı kararı)<br>Yine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2023/3-52 Esas, 2024/29 Karar sayılı kararında da belirtildiği gibi meseleye 2004 ve 5510 sayılı Kanun hükümleri açısından bakıldığında; kanun koyucu ekonomik yönden eşit olmayan taraflar arasında zayıf olanı korumaya yönelik olarak emekli maaşının haczedilemezliği ve haczedilemezlikten feragatin geçersizliğine dair anılan nispi emredici düzenlemelerle sosyal adaleti sağlama ve koruma görevini yerine getirmekteyse de somut olayda herhangi bir cebri icra işlemi değil, sözleşmenin âkidi tarafından borcun ifa biçimine ilişkin karşı âkide verilmiş bir yetki söz konusu olduğu göz ardı edilmemelidir. Emekli maaşının cebri icra kanalıyla haczedilemeyeceği ve bunun aksine yönelik önceden yapılmış anlaşmaların geçersiz olduğu hususu (henüz bu konuda bir takip başlatılmamış dahi olsa) açık kanun hükmü gereğidir. Ancak bu hükümler borçlunun rızayla borcunu ifa etmemesi hâline ilişkin kural ve yöntemleri belirler; kişi elbette kendi rızasıyla kendi borcunu, alacaklı ile aralarındaki anlaşmaya uygun şekilde dilediği gibi ödeyebilecektir. Aksi yönde bir değerlendirme, sözleşme serbestisi ve ahde vefa ilkelerine aykırı olacağı gibi, emekli maaşı dışında geliri ve bu surette teminat gösterebileceği herhangi bir mal varlığı bulunmayan tüketiciyi, tacir olmakla alacağının tahsili imkânını kuvvetlendirmek istemesi makul olan banka karşısında güç duruma düşürecek, günümüz sosyal ve ekonomik koşullarında emeklinin sahip olduğu nakdi varlıklar dışında hareket etmesine imkân bırakmayacaktır. <br>28.02.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5838 sayılı Kanun’un 32 nci maddesi ile değişik 5510 sayılı Kanun’un 93 üncü maddesine gelen ek ibare ile borcun icra takibiyle tahsili yoluna başvurulmuş olması hâlinde borçlunun muvafakati ile hacze devam edilmesine imkân tanınmış, yine kişinin iradesi ve kendi tasarruf tercihleri göz ardı edilmeyerek üstün kılınmıştır. Emekli maaşından başka bir gelirinin olmadığı yönündeki genel kabulden dolayı zayıf tarafı daha da zayıf hâle getirmeme saiki ile korunan tüketicinin, kendi iradesi ile imzaladığı kredi sözleşmesi çerçevesinde kavuştuğu ve sosyo-ekonomik ihtiyaçları doğrultusunda harcadığı meblağı yine emekli maaşı ile ödemek zorunda olduğunu bilebilecek durumdayken, çekeceği kredinin ödeneceği ihtimalini banka gözünde kuvvetlendirir şekilde emekli maaşını mal varlığının bir parçası olarak gösterdiği, bu inançla hareket eden bankanın davacıya birden çok kez kredi tahsis ettiği, davacının başka bir yolla taksit ödemesinde bulunmadığı, en başından beri ödeme yöntemi olarak tercih ettiği virman usulüyle kredi taksitlerinin her ay düzenli tahsil edilmesine itiraz etmediği ve dava açmakla davacının bu yöndeki iradesinin ortadan kalktığını gören banka tarafından bu usulle yapılan tahsilâta son verildiği gözetildiğinde söz konusu kesintilerin hukuka aykırı olduğu iddiasıyla iptalinin ve bu talebin kabulüyle bağlantılı olarak da kesilen bedellerin iadesinin istenmesi hakkın kötüye kullanılması teşkil eder ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 2 nci maddesi gereğince iyiniyetle bağdaşmadığından hukuk düzeni tarafından korunmamalıdır.<br>Somut olayda; taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinin ek maddesine göre davacı tarafından davalı bankaya emekli maaşı üzerinde takas, mahsup ve virman imkanı tanındığı, yukarıda ayrıntılı olarak izah edildiği üzere yasanın tarafların iradesine ağırlık vererek muvafakat yoluyla emekli aylıklarına bloke konulmasına ve borcun başka teminatlara başvurulmadan ödenmesine imkân sağladığı, inceleme konusu davanın kabulüne dair kararın usul ve esas yönünden hatalı olduğu anlaşılmıştır.<br> Ancak, kararda hata edilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun  kabulüne, 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b-2 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, davacı yanın açmış olduğu davasının yukarıda açıklanan nedenlerle reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br><br>HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere                                                      :<br>1)-Davalı vekili tarafından .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/12/2021 tarih, ... Esas,  ... Karar sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun KABULÜNE,<br>2)-YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA,<br>3)-Davanın REDDİNE, <br>4)-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40.TL maktu istinaf karar harcından peşin alınan 59,30.TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 556,10.TL istinaf karar harcının davacıdan  alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,<br>c-Davalı kendisini bir  vekil ile temsil ettirdiğinden, kararın verildiği tarihte yürürlükte olan AAÜT'ne göre hesaplanan 30.000,00.TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,<br>ç-Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,<br>d-Arabuluculuk Bürosu tarafından T.C. Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenmesine karar verilen 1.320,00.TL arabuluculuk ücretinin,  6183 sayılı kanuna göre davacıdan tahsil edilerek HAZİNEYE İRAT KAYDINA,<br>e-Hüküm kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının ilgilisine İADESİNE,<br>İstinaf incelemesi yönünden,<br>1)-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin alınan 59,30,TL istinaf  karar harcının kararın kesinleşmesi ile talep halinde davalıya İADESİNE,<br>2)--6100 sayılı HMK'nin 326/1 maddesi gereğince davalı tarafından yapılan 162,10.TL istinaf başvurma harcının davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,<br>3)-6100 sayılı HMK'nın 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>4)-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE,<br>5)-6100 sayılı HMK'nin 7035 sayılı yasanın 30. maddesiyle değişik 359/4 maddesi gereğince kararın kesin olması nedeniyle ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,<br> Dair, 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle; 6100 Sayılı HMK'nun 362/1-a maddesi gereğince karar tarihindeki dava değerinin 544.470,00.TL'nin altında olması nedeniyle kesin olmak üzere \t 23/01/2025 tarihinde karar verildi.<br><br>\t\t\t\t<br>Başkan<br> <br>e-imzalıdır<br> <br>Üye<br> <br>e-imzalıdır<br> <br>Üye<br> <br>e-imzalıdır <br> <br>Katip<br> <br>e-imzalıdır <br> <br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a3dbc32b41dba764","SID":"b56924fc9c0dc8ed"}}