{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ADANA BAM   17. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2025/63 - 2025/177<br>T.C.<br>ADANA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  17. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t              : 2025/63 <br>KARAR NO\t              : 2025/177<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t: <br>ÜYE\t: <br>ÜYE\t: <br>KATİP\t:  <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 04/10/2024<br>NUMARASI\t\t: ... Esas ... Karar<br>DAVACI\t: ...  -  <br>VEKİLİ\t:Av. <br>DAVALI\t:... ELEKTRİK DAĞITIM ANONİM ŞİRKETİ  <br>VEKİLİ\t:Av. <br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit (Abone Sözleşmesi)<br>KARAR TARİHİ\t               : 06/02/2025<br>GEREKÇELİ KARARIN <br>YAZILDIĞI TARİH\t: 06/02/2025<br><br>... Asliye Ticaret Mahkemesinin 04/10/2024 tarih ve ... Esas - ... Karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş ve mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla; HMK'nın 352. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkilinin ... Mah. ... Cad. ... İş hanı Zemin Kat .../ ...'da ... ismiyle işlettiği bir  işyeri bulunduğunu, müvekkili ile davalı şirket olan ... Elektrik Dağıtım A.Ş. arasında ... numaralı tesisat üzerinde elektrik aboneliği sözleşmesi akdedildiğini, müvekkilinin, davalı taraf ile arasındaki sözleşme kapsamında bugüne kadar kendisinden beklenen bütün yükümlülüklere uymuş, ödenilmemiş herhangi bir elektrik borcu bulunmadığını, elektriğin kesilmesine sebep olan kaçak kullanım borcu da müvekkilinin aboneliğinin başlangıcından daha önceye ait olup, söz konusu borcun ödenmemesinden dolayı yaşanan süreçten dolayı müvekkilinin mağduriyete uğratıldığını, davalı kurum tarafından elektrik direğinden, eski abonenin borcundan dolayı müvekkilinin elektrik enerjisi haksız şekilde kesildiğini, davalı kurum tarafından elektrik enerjisinin sağlanmaması nedeni ile, müvekkilinin işyerindeki faaliyet durmuş olup, işyerinin kapalı kaldığını, bu şekilde müvekkilinin haksız ve hukuka aykırı şekilde elekrik enerjisinin kesilmesi nedeniyle mali olarak oldukça zor duruma düştüğünü, müvekkili tarafından elektrik aboneliğinden kaynaklı tüm yükümlülükler yerine getirildiğinden ve hiçbir borcun bulunmadığından dolayı davalı kuruma gidilerek, elektrik enerjisinin sağlanması yönünde talepte bulunulmuş olup, davalı kurum tarafından herhangi bir olumlu dönüş yapılmadığı gibi '' önceki abonenin borcu nedeniyle elektrik enerjisinin kesildiği '' hususu şifahen müvekkiline bildirildiğini, ancak davalı kurumca elektrik enerjisi bugüne kadar açılmadığını, eski aboneye ait olan borç, yapılan bu baskı ile müvekkile ödettirilmeye çalışıldığını, dava konusu taşınmazın kullanım hakkı müvekkiline ait olup, müvekkili taşınmazda yasal kiracı konumunda olduğunu ve müvekkiline ait bir elektrik aboneliği mevcut olduğunu, yapılan elektrik kesinti işleminin tamamen hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek eski abonenin elektrik borcu nedeni ve bu borcun tahsili amacıyla yapılan bu haksız kesintinin tekrar etmemesi yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesine özetle: Davacının dava dilekçesinde belirttiği hususların hukuki temel ve dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkili şirketin bir elektrik dağıtım şirketi olduğunu, Mersin, Adana, Osmaniye, Hatay, Gaziantep ve Kilis illerinden oluşan ... Bölgesinde elektrik dağıtımı ve kaçak elektrik kullanımları ile mücadele faaliyetlerini yerine getirdiklerini, dayanağını yasal mevzuattan alan bu faaliyetlerin niteliği gereği birer kamu hizmeti olduğunu, davanın açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, zira dava tarihi itibariyle davacı hakkında düzenlenen bir tutanak/fatura veya başlatılan bir icra takibi olmadığını, davacının borçlu olmadığının tespitini istemesinde de aktif husumeti ve hukuki yararı bulunmadığını, aktif husumet yokluğu ve hukuki yarar yokluğundan dolayı reddinin gerektiğini, söz konusu tüketimin iş yerinde yapıldığını, görevli mahkemenin ticaret mahkemesi olduğunu, bu nedenle davada görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, davacının ... Barkodlu ... Sipariş Numaralı ve ... Barkodlu ... Sipariş Numaralı Kaçak Elektrik Tüketim Tespit tutanaklarından da anlaşılacağı üzere ... nolu tesisatın bulunduğu ticarethanede kaçak elektrik tüketiminde bulunduğunu, bu tüketim nedeniyle tahakkuk eden 34.099,24 TL ve 709,13 TL borcu olduğunun tespit edildiğini, davacının 2016 yılından itibaren Perakende Satış Sözleşmesi bulunduğunu, kendi işlettiği dönem borcu olduğunu, nitekim tutanak tarihlerinin kapsadığı kaçak tüketim tarihlerinin 2021-2022 yılları olduğunu,  ... nolu tesisatta 14.11.2022 tarihinde ekte sunulmakta olan ... Barkod numaralı tutanakta sayacın laboratuvar incelemesi sonucunda sayaca müdahale olduğunun tespit edildiğini, davacının kaçak olarak elektrik kullandığının tespit edildiğini ve davacı hakkında Kaçak/Usulsuz Elektrik Tespit Tutanakları tutulduğunu, davacının müvekkili şirket tarafından kesilen elektriği yükümlülüklerini yerine getirmeden açıp kullandığının tespit edildiğini, tarafın  tesisatta 2016 yılından bu yana PSS sahibi olduğunu, tesisatta  14.11.2022 ve 05.12.2022 tarihlerinde ekte yer alan ... ve ... barkod numaralı  tutanaklar düzenlendiğini,  ... seri numaralı tutanağa ilişkin ... seri numaralı sayacın laboratuvar incelemelerinde sayaca müdahale edildiği açıkça görüldüğünü, bu nedenle tesisat kurulu güç üzerinden  09.11.2021-03.11.2022 tarih aralığına ilişkin dönem tüketimleri tenzil edilerek hesaplama yapıldığını,  ... seri numaralı tutanak ise kesilen elektriğin açılması üzerine 14.11.2022-05.12.2022 tarih aralığına endeks farkı alınarak hesaplandığını, davacının kaçak kullanımlardan ve kaçak kullanım nedeniyle tutulan  ... ve ... Barkod numaralı Kaçak Tespit Tutanaklarındaki borçlardan sorumlu olacağını, bu nedenlerle müvekkil şirket tarafından kaçak elektrik tüketimine konu olan tesisatın enerjisinin kesilmesi usul ve yasaya aykırılık teşkil etmediğini savunarak bu nedenlerle hukuki dayanaktan yoksun ve haksız davanın reddini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece\"....  Tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde, davacı adına kayıtlı olan iş yerinin aboneliğine ilişkin  davalı şirket tarafından yapılan elektrik kesintisinin iptalini, iş yerine elektrik enerjisi verilmesini, abonelikten kaynaklı olarak müvekkilinin borçlu olmadığının tespitinin talep edildiği anlaşılmakla;<br> Taraflar arasındaki uyuşmazlığın  mal alım-satımından kaynaklı menfi tespit davası olduğu, ... ... Vergi Dairesine yazılan müzekkere cevabında; davacının işletme esasına göre defter tuttuğu 2. Sınıf tacir olduğu bildirilerek son üç yıla ait beyannameleri gönderilmiştir. Davacının 2. Sınıf tacir olması davacıyı doğrudan tacir yapmayacak davacının VUK 177 uyarınca beyannameleri değerlendirilerek tacir sınırında kalıp kalmadığının tespitinin yapılması gerekecektir. <br>Uyuşmazlığın 2022 yılına ilişkin olduğu, 2022 yılında VUK'nun 177/1. Maddesi uyarınca işlem yapanların yıllık alış tutarlarının 400.000,00 TL satış tutarlarının 570.000, 00 TL olması gerektiği, davacının ise yıllık alış tutarının 57.229,01 TL satış tutarının 120.015,67 TL olduğu, davacının VUK 177/1 uyarınca aranan sınırı aşmadığı ve tacir olmadığı,  buna göre davalının faaliyetinin ticari nitelikte olmadığı, davacı tacir olmakla birlikte davalı tacir olmadığından taraflar arasındaki uyuşmazlığın her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan dava niteliğinde kabul edilemeyeceği, uyuşmazlık konusunun 6102 sayılı TTK'dan düzenlenen işlerden olmadığından mutlak ticari iş niteliğinde de olmadığı, sonuç olarak 6102 sayılı TTK'nın 4, 5 ve 11.maddesinin 2.fıkrasındaki düzenlemeler nazara alındığında taraflar arasındaki uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olmadığı, uyuşmazlığın çözümünde 6100 sayılı HMK'nın 2.maddesi uyarınca genel görevli mahkeme olan asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu anlaşılmakla davanın HMK.nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine, görevli ve yetkili mahkemenin ... Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğuna dair karar verilerek usul ve yasaya uygun aşağıdaki hüküm kurulmuştur. (Bknz; ADANA BAM 4. HUKUK DAİRESİNİN  2021/2164 E. 2021/1735 K Sayılı ilamı)<br>1-Davacının davasının 6100 sayılı HMK.'nun 114/1-c maddesi delaleti ile 115/2. maddesi gereğince; GÖREVSİZLİK NEDENİYLE USULDEN REDDİNE,<br>2-Aynı dava dosyasına ilişkin daha önce ... 2. Asliye Hukuk  Mahkemesi tarafından  görevsizlik kararı verilmesi nedeniyle mahkememizce verilen görevsizlik kararı kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleştiği takdirde ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi ile Mahkememiz arasında olumsuz görev uyuşmazlığı bulunduğundan görevli Mahkemenin belirlenmesi amacıyla 6100 sayılı HMK nun 20 ve 22 maddeleri gereğince Adana Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, <br>4-Sair hususlarının HMK'nun 331/2 maddesi uyarınca görevli Mahkemede değerlendirilmesine   ....\" karar verilmiştir. <br>Karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>DAVACI VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ:  Müvekkili adına kayıtlı olan iş yerinin aboneliğine ilişkin  davalı şirket tarafından yapılan elektrik kesintisinin iptali, iş yerine elektrik enerjisinin verilmesi, abonelikten kaynaklı olarak müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti istemleriyle açtıkları davada müvekkilinin aboneliğinin işyeri olması nedeni ile ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesince görevsizlik kararı verilerek dosyanın Yerel Mahkemeye gönderildiğini, yerel mahkeme ise her tacirin işleminin ticari iş olmayacağından bahisle yine görevsizlik kararı verdiğini, bu şekilde oluşan görev uyuşmazlığında görevli olan mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu ileri sürerek istinaf incelemesi neticesinde  ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 01/10/2024 tarih ve ... E - ... K sayılı kararının kaldırılmasına, dosyanın görevli ... Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine ve davanın kabulüne, yargılama  giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraftan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava davalı şirket tarafından  kaçak elektrik kullanımı iddiasına dayalı olarak düzenlenen tutanak nedeni ile borçlu olunmadığının tespitine ilişkindir.<br>İnceleme 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve re'sen kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dava öncelikle ... 2.Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmış olup, mahkemece tarafların tacir olduğu, davanın nispi ticari davalardan olduğu  gerekçesiyle görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğu belirtilerek, göreve ilişkin dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir. Kararın kesinleşmesine müteakip süresindeki talep üzerine dosya ...  Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi edilmiştir. <br>İlk derece mahkemesinde yapılan yargılamada uyuşmazlıkta Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğundan bahisle, davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddine,  mahkemelerinin karşı görevsizliğine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. <br> Buradan hareketle görevli mahkemenin tespiti gerekmektedir. <br> 6100 sayılı HMK'nın 1/(1) maddesinde \"Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir.\" hükmü düzenlenmiştir. <br>6100 sayılı HMK'nın 114/(1)-c maddesine göre, görev hususu dava şartlarından olup, aynı kanunun, 115. maddesine göre, dava şartlarının mevcut olup olmadığının mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılması ve gözetilmesi gerekmektedir.<br>    Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 09.03.2016 tarih 2014/13-1023 E. 2016/294 K. Sayılı ilamında da belirtildiği gibi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1 maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerektiği, taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemeyeceği, ticari davaların, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olarak üç gruba ayrıldığı, mutlak ticari davaların, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar olduğu, mutlak ticari davaların TTK'nın 4/1. Maddesinde bentler halinde sayıldığı, bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davaların da bulunduğu, bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartların aranmadığı, TTK'nın 4/1 bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesinin yeterli olduğu, bu davaların kanun gereği ticari dava sayılan davalar olduğu, nispi ticari davaların, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalar olduğu, TTK 4/1 maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davalarının ticari dava sayılacağı, bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için hem iki tarafın ticari işletmesi ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gerektiği, bu şartların birlikte bulunmadıkça uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari sayılması davanın ticari dava olması için yeterli olmadığı, ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK'nın 19/2 maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyeceği, TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davaların haricinde ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlediği, hal böyle olunca işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmeyeceği, üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalar olduğu, yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgisi olmasının TTK'da yeterli görüldüğü anlaşılmaktadır. <br>Somut olayda, eldeki davanın mutlak ticari dava olmadığı açıktır. Nispi ticari dava olabilmesi için de her iki tarafın da tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi gerekmektedir.<br> Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 22/09/2008 tarih ve 2007/7851 E., 2008/10258 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; TTK.nun 11. madde (6102 sayılı TTK 11.madde) hükmüne göre, ticarethane veya fabrika (md.12), yahut ticari şekilde işletilen diğer müesseseler (md.13) ticari işletme sayılır. Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir (md.14) (6102 sayılı TTK 12.m). Esnafın tanımı 17. maddede yapılmış ve bunların tacir olmadıkları vurgulanmıştır. Esnafın yaptığı işin hacim ve ehemmiyeti, ticari muhasebeyi gerektirdiği ve ona ticari veya sınai bir müessese şekil ve mahiyeti verdiği taktirde, bu müessesenin de ticari işletme sayılacağı 13. maddede hüküm altına alınmıştır. Bir kimsenin Vergi Usul Kanunu’na göre esnaf sayılması, TTK yönünden de esnaf kabul edilmesini gerektirmez. Ticari işletmenin, ticaret siciline kayıtlı olmaması, diğer anlatımla esnaf odasına kayıtlı olması, bu işletme sahibinin tacir sayılmamasını gerektirmez ve tacir olmamanın kesin bir kanıtı da değildir. Vergi mükellefi olup olmamak da tacir-esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak değerlendirilmez.<br> TTK.nun 17. maddesi (6102 sayılı TTK 15. madde) uyarınca, iktisadi faaliyeti, nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri esnaftır. 11/06/2002 tarih ve 24782 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulu’nun 11 numaralı Kararı’nın 2. maddesinde, imalatla iştigal etmekle beraber, 5590 sayılı Ticaret ve Sanayi Odaları, Ticaret Odaları, Sanayi Odaları, Deniz Ticaret Odaları, Ticaret Borsaları ve Türkiye Ticaret, Sanayi Deniz Ticaret Odaları ve Ticaret Borsaları Birliği Kanunu'nun 3. maddesindeki “Sanayici” tanımının kapsamına girenler ile TTK'nın 17. maddesi (6102 sayılı TTK 15. madde)  dışında kalanların esnaf ve sanatkar sayılmayacağı belirtilmiştir.<br>Diğer yandan, TTK'nın 1463. maddesinde de (6102 sayılı TTK 11/2. madde), önce 17. maddeye gönderme yapılarak, 507 Sayılı Kanun hükümlerinin saklı tutulduğu belirtildikten sonra \"Bakanlar Kurulu'nun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz\" denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir. Gerçekten, 19/02/1986 tarih ve 19024 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 25/01/1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK.nun 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir.  (21/07/2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 18/06/2007 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK.nun 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar  tespit edilmiştir.) Buna göre;<br> 1-Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesinin 1. fıkrasının 1 ve 3 no'lu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar,<br> 2-Vergi Usul Kanunu’na istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci maddede belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.<br>Dosya kapsamında yapılan incelemelere göre, davacının ikinci sınıf tacir olduğu,  ... Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından gönderilen beyannamelerin tetkikinde VUK 177. maddesindeki hadlerin aşılmadığı, davanın da TTK'da sayılan mutlak ticari davalardan olmadığı anlaşılmış olup, davaya görevsizlik kararı veren ... 2.Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından bakılması gerekmektedir. ... Ticaret Mahkemesinin bu gerekçe ile verdiği karşı görevsizlik kararı yerindedir.  Davacı vekilinin göreve ilişkin istinaf itirazlarının reddi gerekir.<br>Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanunun 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine, dosyanın görevli mahkeme olan ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanunun 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine,<br>2-Dosyanın görevli mahkeme olan ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmek üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>3-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL istinaf karar harcının, alınması gereken 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 187,80 TL  istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, <br>4-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, <br>5- HMK'nın 359/4. maddesi gereğince harç iade ve karar tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, <br>6-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığı için istinaf incelemesi için vekalet ücreti  takdirine yer olmadığına,<br> Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 6100 sy. HMK'nın 362/1-c maddesi gereğince KESİN olmak üzere OY BİRLİĞİ ile karar verildi.06/02/2025<br>\t<br>\t\t\t<br>Başkan<br> <br>e-imzalıdır<br> <br>Üye<br> <br>e-imzalıdır<br> <br>Üye<br> <br>e-imzalıdır <br> <br>Katip<br> <br>e-imzalıdır <br> <br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"eec1d0d85c9cf019","SID":"f60c3ec39654eef3"}}