{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi               21.Hukuk Dairesi  2022/1146 Esas 2024/1296  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2022/1146 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2024/1296<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 31/03/2022<br>NUMARASI\t\t: 2019/728 Esas 2022/260 Karar<br>NAKİT ALACAK YÖNÜNDEN TEMLİK EDEN DAVACI-GAYRİ NAKİT ALACAK<br>YÖNÜNDEN DAVACI \t:<br>VEKİLİ\t<br>DAVALILAR \t<br><br>DAVA\t: İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 20/12/2019<br>KARAR TARİHİ\t : 05/12/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t : 03/01/2025 <br><br>\tTaraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davalı ... yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.  <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili için başlatılan icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP<br>\tDavalılar ... Petrol Ürünleri İnş. Nak. Mad. San ve Tic. Ltd. Şti ile ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının talep ettiği borç miktarının ayrıntılı olarak belirtilmesi ve denetlenebilir olması gerektiğini, müvekkili ...'ın davalı şirketin borcundan sorumlu olmadığını, akdedilen tüm sözleşmelerde kefil sıfatı bulunmadığını, başlatılan icra takibindeki meblağın fahiş olduğunu, haksız oranda faiz talep edildiğini, icra inkar tazminatının dayanağının bulunmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir. <br>\tDavalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketin ortağı olarak kullanacağı kredilere kefil olduğunu, 05/10/2010 tarihinde hissesinin tamamını devrederek şirket ortaklığından ayrıldığını, müvekkilinin şirket ortaklığından ayrıldığı dönemde şirketin davacı bankaya karşı ödenmemiş herhangi bir borcu bulunmadığını, 12/03/2008 tarihli genel kredi ve teminat sözleşmesi kapsamında kullandırılan tüm kredilerin kapatıldığını, davacının şirketin yeni ortaklarının kefaletini alarak yeni genel kredi sözleşmesi yaptığını, bu sözleşme kapsamında kredi kullandırmaya devam ettiğini bildirerek davanın reddini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, davacı ile davalı asıl borçlu şirket arasında genel kredi sözleşmeleri akdedildiği, davalı dan ...'in 12/03/2008 tarihli sözleşmede müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu, DBS kredisinin davalı ...'in kefalet imzasının bulunduğu sözleşmeye istinaden açıldığı, takibe konu edilen borç miktarının anılan kefilin kefaletinin bulunmadığı 25/07/2017 tarih 2.500.000,00 TL limitli kredi sözleşmesine istinaden yapılan kullandırımlardan kaynaklandığı, 12/03/2008 tarihli sözleşmedeki kefaletinin 25/07/2017 tarihli sözleşmeye istinaden kullandırılan kredileri kapsamayacağı, kaldı ki anılan davalı yönünden keşide olunan 25/10/2010 tarihli ihtarnamede şahsi kefilliğinden vazgeçtiğini, asıl borçlu şirketle ilgili doğacak borçları kabul etmediğini davacı bankaya bildirdiği, davacı tarafından davalı ...'in kefaletinin bulunmadığı sonraki tarihli davalı ...'ın kefaletinin bulunduğu kredi sözleşmeleri akdedildiği, takip ve davaya konu banka alacağından kefil sıfatıyla davalı ...'in sorumlu tutulamayacağı, diğer davalılar asıl borçlu şirket ve ...'ın tespit edilen toplam 410.004,79 TL nakdi alacak ile 13 adet çekten kaynaklı yasal garanti tutarı toplamı 26.390,00 TL'nin davacı banka nezdinde faiz getirmeyen bir hesapta depo edilmesinden sorumlu oldukları, alacak likit olmakla davacı banka lehine icra inkar tazminatına, davalı ... aleyhine açılan davanın ve icra takibine girişmekte davacı banka haksız ise de kötü niyetli olduğu kanıtlanamadığından kötüniyet tazminat isteminin reddi gerektiği gerekçesiyle davalı ... hakkında açılan davanın reddine, diğer davalılar hakkında açılan davanın kısmen kabulüne, anılan davalıların icra takip dosyasına vaki itirazlarının kısmen iptaline, takibin DBS kredilerinden kaynaklı 334.089,84 TL asıl alacak, 52.986,64 TL işlemiş faiz, 2.649,33 TL BSMV, ticari kredi kartından kaynaklanan 16.984,58 TL asıl alacak, 1.830,37 TL işlemiş faiz, 91,52 TL BSMV, 1.372,51 TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 410.004,79 TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin ve davalı yanın tazminat isteminin reddine, hüküm altına alınan 410.004,79 TL'nin %20 oranında icra inkar tazminatının davalılar ... Petrol Ürünleri İnş. Nak. Mat. San. Ve Tic. Ltd. Şti ve ...'tan alınarak davacıya verilmesine, davalılar ... Petrol Ürünleri İnş. Nak. Mat. San. Ve Tic. Ltd. Şti ve ... hakkındaki gayri nakdi depo isteminin kabulü ile 13 adet çekten kaynaklı yasal garanti tutarı toplamı 26.390,00 TL'nin davacı banka nezdinde faiz getirmeyen bir hesapta depo edilmesine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyada alınan eksik ve hatalı incelemeye dayalı bilirkişi raporuna ayrıntılı ve gerekçeli itiraz edildiğini, itirazları kapsamında her ne kadar ek rapor alınsa da bilirkişi ek raporunda, önceki rapordaki tespit, görüş ve hesaplamalarda değişiklik yapılmasını gerekli kılacak bir husus bulunmadığı sonucuna varıldığını, mahkemece temerrüt tarihlerinin ve sorumluluk miktarlarının tamamen yanlış belirlendiğini, işbu bilirkişi raporunu esas alarak hüküm kurulduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşme maddeleri ve kanunun amir hükümlerinin mahkemece göz ardı edilerek hüküm tesis edildiğini,  anılan bilirkişi raporunun esas alınarak hüküm kurulduğunu, davalı kefil ...'in, müvekkilince başlatılan icra takibinde sorumlu bulunduğu asıl alacaktan ve fer'ilerinden sorumlu olduğunu, davalı kefilin müvekkilinin alacağından sorumlu olmadığına ilişkin tespite yer veren mahkeme kararının tarafların iradesini ve taraflar arasında akdedilen sözleşme maddelerini yok saydığını, DBS kredisinin 25.07.2017 tarihli genel kredi sözleşmesine istinaden kullandırılmışsa da bu kredinin davalı borçluya asıl tanımlanması ve müteselsil kefilin sorumluğunun kaynağının 12.03.2008 tarihli genel kredi sözleşmesi olduğunu, söz konusu sözleşmede kefil ...'in müşterinin doğmuş ve doğacak tüm  borçlarına belirlenen limit ile kefil olduğu ve bu nedenle kefil olarak sorumluluğu kabul ettiği konusunda hiçbir şüphe bulunmadığını, borcun doğduğu tarih tespit edilirken dikkat edilmesi gereken en önemli hususun kredinin hangi gks'ye dayalı olarak kullandırıldığı değil, kredinin hangi gks ile müşteriye tanımlandığı ve müşterinin müvekkili karşısındaki sorumluluğunun ilk hangi sözleşme ile başladığı olduğunu, banka ile müşteri arasındaki kredi ilişkisi ilk imzalanan kredi sözleşmesi ile başladığını, kredi borcu ilk kredi sözleşmesinin imzalanması ile doğduğunu, başkaca imzalanan kredi sözleşmeleriyle de banka kredi ürünleri müşterinin talebi doğrultusunda kullandırıldığını, kredinin müşteriye tanımlanması ile kredinin müşteriye kullandırılmasının hukuki sonuçları çok farklı olduğunu, müşterinin bankaya karşı sorumluluğu kredinin kendisine tanımlandığı tarihte başlamakla birlikte bu kredinin ne şekilde kullanılacağının tamamen müşterinin tercihine bağlı olarak gelişen bir durum olduğunu, müşterinin banka kredi ürünlerini kullanması ve sonrasında temerrüte düşmesi halinde kefil, borçlunun temerrüdünün hukuki sonuçlarından sorumlu olduğunu, ...'in müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı 12.03.2008 tarihli genel kredi sözleşmesi'nin 10.9 maddesine göre müteselsil kefillerin, bankanın merkez ve tüm şubelerinde müşteri lehine açılmış veya açılacak her türlü krediler ile bu kredilere ilişkin olarak doğmuş ve doğacak tüm borç ve taahhütlerinden, mevzuattan kaynaklanan çek garanti tutarlarından ve gerek yalnız olarak, gerekse diğer kişilerle birlikte asaleten veya müteselsil kefil sıfatıyla, krediler sebebiyle doğmuş ve doğacak bütün borçlarından bankaya karşı, her bir müteselsil kefilin el yazısı ile belirtmiş oldukları kefalet limitlerine kadar; limit arttırımı halinde ise ilgili limit arttırım sayfalarında yazılı tutarlar dahil olmak üzere hesaplanacak toplam tutara kadar, müteselsil kefil sıfatıyla imza tarihinden itibaren 10 yıl süreli olarak sorumlu olduklarını, davalı kefil ...'in imzaladığı 12.03.2008 tarihli genel kredi ve teminat sözleşmesi'nin 35. maddesinde ise müşterinin bu sözleşmeden veya her ne sebeple olursa olsun gerek yalnız olarak, gerekse diğer kişilerle birlikte asaleten veya müteselsil kefil sıfatıyla borçlandığı veya borçlanacağı bütün meblağları, bankaya karşı, işbu sözleşmenin ikinci maddesinde yazılı kredi limitine veya limit arttırımı halinde ilgili limit arttırım sayfalarında yazılı tutarlar dahil olmak üzere hesaplanacak toplam tutara kadar müteselsil kefil olarak üstlenirler denildiğini, davalı kefil ..., imzasının bulunduğu 12.03.2008 tarihli gkts'ye tanımlı olarak kullandırılan dbs kredisinden ve bu kredinin işlemiş faizinden sorumlu bulunduğunu, diğer yandan davalı şirket ile diğer davalı kefil ...'ın sorumluluğuna ilişkin yapılan tespit ve hesaplamalarda bu davalıların sorumlu oldukları temerrüt faizi miktarlarının eksik hesaplandığını, bilirkişi ihtarnamede belirtilen alacak kalemlerine, hesap kat edilme bilirkişinin uygulamış olduğu hesap yöntemi eksik ve hatalı olmasına rağmen mahkemece hükme esas alındığını, temerrüt faizinin uygulanması için ihtarnamenin tebliğ şartı bulunmadığını, dolayısıyla temerrüt faizi hesabı yapılırken ihtarnamenin tebliğ edildiği tarihin saptanmaya çalışılmasının hukuka aykırı olduğunu, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda da yer verilen sözleşme hükümlerinde açıkça ihbar veya ihtara gerek olmaksızın alacakların muaccel hale geleceği ve temerrüt faizi talep edilebileceğinin hüküm altına alındığını, yasal mevzuat ve taraflarca imzalanmış sözleşme maddeleri uyarınca vadeli borçlarda vade geldiğinde hiçbir ihtar veya ihbara gerek kalmaksızın borçlunun temerrüte düştüğünü, müşteriye kullandırılan business karta ilişkin olarak müvekkilinin son ödeme tarihinin ve asgari ödeme tutarının yer aldığı bir hesap özeti gönderilmekle birlikte, müşteri hesap özetinde yer alan son ödeme tarihinde borcun tamamı veya hesap özetinde yer alan asgari miktar ödenmediği takdirde temerrütün oluştuğunu, bu nedenle gerek doğrudan borçlandırma kredilerine gerek business kart alacağına işleyen temerrüt faizi hesaplanırken ihtarnamenin tebliğ tarihinin temerrüt tarihi olarak dikkate alınması ve bu şekilde hesaplama yapılmasının taraf iradelerine ve hukuka aykırı olduğunu, davalı şirket ile davalı kefil ...'ın sorumlu olduğu temerrüt faizi miktarı eksik hesaplandığından temerrüt faizinin %5'i olarak hesaplanan gider vergisi alacağının da eksik hesaplandığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br><br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br><br>\tAnkara 18. İcra Müdürlüğünün 2019/14652 sayılı icra takip dosyası sureti, genel kredi sözleşmeleri, hesap kat ihtarnamesi, yargılama aşamasında bankacı bilirkişiden alınan 06/07/2021 tarihli kök, 01/11/2021 tarihli birinci ek, 07/03/2022 tarihli ikinci ek rapor, davalı ... tarafından davacıya gönderilen 10/07/2019 tarihli ihtarname sureti, kredi kartı hesap özetleri, davalı şirketin banka hesap ekstreleri, kefalete ilişkin ek protokol, davalı ... tarafından davacıya ve dava dışı bankalara gönderilen 25/10/2010 tarihli ihtarname sureti, temlikname sureti dosya içerisinde yer almaktadır.<br>\tİstinaf aşamasında işbu davaya konu nakit alacak davacı banka tarafından 02/05/2023 tarihli temlikname ile ... A.Ş'ye temlik edilmiştir. <br>\tDavacı vekilinin davalılar ... ve şirket hakkında kurulan hükme yönelik istinaf itirazı incelendiğinde, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun'un 41. maddesi ile değiştirilen 341/2. fıkrasında öngörülen kesinlik sınırı üç bin Türk Lirasıdır. 01/01/2022 tarihinden itibaren ise bu sınır 8.000,00 TL'dir. İlk derece mahkemesince davacının toplam 414.478,07 TL nakit alacağın tahsili, 26.390,00 TL gayri nakit alacağın depo edilmesi istemiyle başlatılan icra takibinde borcun tamamına yönelik anılan davalıların itirazı üzerine açılan işbu itirazın iptali davasında, davalılar ... ve şirket hakkında davanın kısmen kabulüne, toplam 410.004,79 TL nakit alacak ile 26.390,00 TL gayri nakit alacağa anılan davalıların itirazının iptaline, takibin anılan miktar üzerinden devamına karar verilmiştir. Mahkemece toplam 410.004,79 TL nakit alacak ile 26.390,00 TL gayri nakit alacak yönünden davanın kısmen kabulüne karar verildiğinden davacı vekilinin istinafa konu ettiği reddedilen miktar davalılar ... ve şirket yönünden 4.473,28 TL olup, 31/03/2022 tarihli karar kesin niteliktedir. Kesin olan kararlara karşı HMK'nun 346/1. maddesi hükmü uyarınca ilk derece mahkemesince istinaf dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi, HMK'nun 352. maddesi gereğince yapılan ön inceleme neticesinde Bölge Adliye Mahkemesince de bu yönde karar verilebilir. Bu karar usule ilişkin nihai bir karardır. (Tolga Akkaya, Medeni Usul Hukukunda İstinaf sayfa 176)<br>\tHMK'nun 352. maddesindeki düzenleme gereğince mahkeme hükmünün reddedilen kısım gözetildiğinde davalılar ... ve şirket yönünden kesin olması nedeniyle davacı vekilinin anılan davalılar hakkındaki istinaf başvurusunun usulden reddine karar vermek gerekmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince verilen bu usulden red kararına karşı miktar gözetildiğinden temyiz yolu açık değildir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05/01/2018 tarih ve 2017/3597 Esas 2018/5 Karar sayılı ilamı).<br>\tDavacı vekilinin diğer davalı ... hakkında kurulan hükme yönelik istinaf itirazları yönünden dosyanın incelenmesine gelindiğinde; <br>\tDava konusu Ankara 18. İcra Müdürlüğünün 2019/14652 sayılı icra takip dosyası incelendiğinde; davacı tarafından davalı borçlular aleyhine toplam 414.478,07 TL nakit alacağın tahsili, 26.390,00 TL gayri nakit alacağın depo edilmesi (davalı ... yönünden toplam 62.196,24 TL nakit alacak ile sınırlı olmak üzere) talebi ile icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçlular şirket ve ...'a 11/11/2019, diğer davalıya 14/11/2019 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlu şirket ve ...'ın 18/11/2019 tarihinde, diğer davalı 21/11/2019 tarihinde borcun tamamına itiraz ettiği, itirazın 7 günlük yasal süre içerisinde yapıldığı, itirazın davacı alacaklı vekiline tebliğ edilmediği, işbu itirazın iptali davasının İİK'nun 67. maddesi uyarınca, itiraz dilekçesinin davacı alacaklı vekiline tebliğ tarihinden itibaren başlayacak olan 1 yıllık hak düşürücü süre olan 20/12/2019 tarihinde açıldığı dosya içeriğiyle sabittir.<br>\tDavacı ile davalı şirket arasında 12/03/2008 tarihli ve 500.000,00 TL limitli akdedilen genel kredi sözleşmesinin limitinin 22/01/2010 tarihinde 1.000.000,00 TL'ye, 19/03/2010 tarihinde 2.000.000,00 TL'ye artırıldığı, anılan sözleşmede diğer davalıların müteselsil kefil sıfatıyla imzalarının yer aldığı, 20/07/2012 tarihli 3.000.000,00 TL limitli, 25/07/2017 tarihli 2.500.000,00 TL limitli, 09/11/2011 tarihli 5.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmelerinde diğer davalı ...'ın müteselsil kefil sıfatıyla imzasının yer aldığı, davalı ...'in ise kefaletinin bulunmadığı, kefaletlerin sözleşme tarihlerinde yürürlükte bulunan mülga BK'nun 484 vd. ile TBK'nun 583 vd. maddelerinde yer alan şekil koşullarına uygun olduğu dosya içeriğiyle sabittir.  <br>\tYargılama aşamasında alınan bilirkişi kök raporunda, mahkemece yapılan görevlendirme gereği şube kayıtları üzerinde yerinde inceleme yapılması yetkisi verilmiş ise de, taraflar arasındaki uyuşmazlıkta, özellikle davalı ...'in sorumluluğunun tespiti bakımından, söz konusu hesapların açılış tarihlerinden kat tarihine kadarki hesap ekstrelerinin incelenmesi gerektiği, bu halde de yaklaşık 10 yıla sari hesap ekstrelerinin teminine ihtiyaç duyulduğu, şubelerde yapılan incelemelerde ise, bu kadar geriye dönük kayıtların şubece temininin çoğunlukla mümkün olmayıp eskiye yönelik kayıtların ancak genel müdürlükten talep<br>edilerek temin edilebileceğinin ifade edildiği, bu hususun da belirli bir zamana ihtiyaç gösterdiği dikkate alınarak yerinde inceleme ilgili şubeye gidilmediği, bu nedenle taraflar arasındaki kredi ilişkisinin incelenemediği belirtilerek eksik belgeler tespit edilmiştir. <br>\tRaporda belirtilen eksik belgelerin dosyaya kazandırılması üzerine alınan birinci ek raporda, kefil davalı ...'in takip talebinde sorumlu tutulduğu DBS kredisinin anılan davalı kefilin kefalet imzasının bulunduğu sözleşmeye istinaden açılmış olmakla birlikte, takibe konu edilen borç miktarının kefaletinin bulunmadığı 25.07.2017 tarih 2.500.000,00 TL tutarlı kredi sözleşmesine istinaden yapılan kullandırımlardan kaynaklandığı, davalı kefil ... yönünden mahkemece yapılacak hukuki değerlendirme sonucunda kefaletinin bulunmadığı 25.07.2017 tarihli sözleşmeye istinaden kullandırılan kredi borcundan davalı kefil ...'in sorumlu tutulamayacağına kanaat getirilmesi halinde takip konusu borç nedeniyle adı geçen kefile gidilemeyeceği, aksi kanaat ile kefil davalı ...'in 12.03.2008 tarihli sözleşmeye olan kefaletinin, 25.07.2017 tarihli sözleşmeye de şamil olacağı yönünde oluşması halinde, adı geçen davalının 85513144 nolu doğrudan borçlandırma kredisinden sorumlu olacağı tutarın 54.184,23 TL asıl alacak, 7.630,49 TL işlemiş faiz, 381,52 TL BSMV olmak üzere toplam 62.196,24 TL olarak kabulü gerekeceği yönünde kanaat bildirilmiştir. <br>\tAlınan ikinci ek raporda, davalı ...'in kefaletinin bulunmadığı 25/07/2017 tarihli sözleşmeye istinaden kullandırılan krediden sorumlu tutulamayacağı, aksi durumda ise anılan davalının toplam 61.645,80 TL'den sorumlu olacağı tespit edilmiştir. <br>\tDavacı vekili 28/12/2020 tarihli açıklama dilekçesinde, davalı kefil ...'in müvekkili ile 12/03/2008 tarihli genel kredi ve teminat sözleşmesi (22/01/2010 tarihli limit arttırım ve 19/03/2010 tarihli limit arttırım) imzaladığı, davalı kefil ...'in hesap kat ihtarnamesinin 3. maddesinde 85513144 sayılı doğrudan borçlandırma hesabı 54.184,23 TL'den imzalamış olduğu 12/03/2008 tarihli genel kredi ve teminat sözleşmesi (22/01/2010 tarihli limit arttırım ve 19/03/2010 tarihli limit arttırım) kapsamında sorumlu olduğunu bildirmiştir. <br>\tDavalı ... tarafından davacıya gönderilen 10/07/2019 ve 25/10/2010 tarihli ihtarnameler ile davalı şirketteki hisselerini 05/10/2010 tarihinde devrettiğini belirterek şahsi kefaletinden vazgeçtiğini bildirmiştir. <br>\tDavacı yan genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağı bulunduğunu, alacağının tahsili için başlatılan icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiğini iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile davalı ... hakkındaki davanın reddine, diğer davalılar hakkında açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>\tTaraflar arasında genel kredi sözleşmeleri imzalandığı, kredinin ödenmediği iddiasıyla davacının kredi hesabını kat ettiği, alacağın tahsili için icra takibi başlatıldığı, davalıların icra takibinde borcun tamamına itiraz ettiği hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. <br>\tİncelenen istinaf itirazı kapsamında uyuşmazlık, takip tarihi itibarıyla davacının davalı ...'ten talep edebileceği herhangi bir alacak bulunup bulunmadığı, alacak var ise miktarı, anılan davalının icra takibine itirazının haksız olup olmadığı, davalı ...'in borçtan sorumluluğu bulunup bulunmadığı, bir genel kredi sözleşmesindeki kefalet imzasının, kefalet imzası bulunmayan genel kredi sözleşmelerinden kaynaklanan borcun teminatı olup olmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır. <br>\tDavacı vekilinin davalı ... hakkındaki istinaf itirazları incelendiğinde; yukarıda açıklandığı üzere davacı banka ile davalı asıl borçlu şirket arasında 12/03/2008, 20/07/2012, 25/07/2017, 09/11/2011 tarihli genel kredi sözleşmeleri imzalanmış, anılan sözleşmelerden 12/03/2008 tarihli sözleşmede davalı ...'in müteselsil kefil sıfatıyla imzası bulunmakta ise de, diğer sözleşmelerde davalı ... ile dava dışı ...'ın müteselsil kefil sıfatıyla imzası bulunmaktadır. Bir başka anlatımla, 20/07/2012, 25/07/2017, 09/11/2011 tarihli genel kredi sözleşmelerinde davalı ... müteselsil kefil sıfatıyla yer almamaktadır. <br>\tGenel kredi sözleşmesi cari hesap şeklinde işleyen çerçeve sözleşme niteliğindedir. Bir başka anlatımla sözleşmenin asıl borçlusu ve kefillleri imzalarının bulunduğu sözleşme kapsamında kullandırılan kredilerden sorumlu olup, borcun herhangi bir tarihte sıfırlanmış olması asıl borçlu ve kefillerin sorumluluğunu ortadan kaldırmayacaktır. Sorumluluk ise ancak aynı sözleşme kapsamında yeniden kredi kullandırılması halinde söz konusu olacaktır. <br>\tSomut olaya gelindiğinde, yargılama aşamasında alınan bilirkişi ek raporları ile, davalı ...'in kefalet imzasının bulunduğu 12/03/2008 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan kredilerden kaynaklanan bir borç bulunmadığı tespit edilmiştir. Banka tarafından davalı asıl borçlu şirkete kullandırılan ve icra takibine konu olan kredi davalı ...'in imzasının bulunmadığı yeni bir çerçeve sözleşme niteliğinde olan 25/07/2017 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamındadır. Anılan sözleşmede ise, davalı ...'in kefaleti bulunmadığından borçtan sorumluluğu da söz konusu değildir. <br>\tHal böyle olunca mahkemece, takip konusu borcun 25/07/2017 tarihli genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığı, davalı ...'in anılan sözleşmede kefalet imzasının bulunmadığı, borçtan sorumlu olmadığı, davalı ...'in 12/03/2008 tarihli genel kredi sözleşmesindeki kefaletinin 25/07/2017 tarihli sözleşmeden kaynaklanan borcun teminatı olmadığı, anılan davalının takibe itirazının haklı olduğu gözetilerek davalı ... hakkındaki davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>\tTüm bu nedenlerle davalı ... hakkında açılan davanın reddine ilişkin ilk derece mahkemesi kararında bir isabetsizlik görülmediğinde davacı vekilinin anılan davalı hakkında kurulan hükme yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, davalılar ... ve şirket hakkında kurulan hükme yönelik istinaf itirazının ise reddedilen kısım yönünden kararın kesin olduğu anlaşıldığından usulden reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-İlk derece mahkemesi hükmünün davalılar ... ve şirket yönünden reddedilen miktar itibarıyla HMK'nun 341/2. maddesi gereğince kesin olduğundan davacı vekilinin anılan davalılar hakkında kurulan hükme yönelik istinaf başvurusunun USULDEN REDDİNE,<br>\t2-Davacı vekilinin davalı ... hakkındaki istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t3-Davacıdan alınması gerekli olan 427,60 TL istinaf karar harcının peşin alınan 1.139,00 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 711,40 TL harcın talep halinde davacıya iadesine, <br>\t4-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,  <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 05/12/2024<br><br>Başkan -               Üye -                     Üye -             Zabıt Katibi - <br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1ff4ac51d216bdc3","SID":"5e80d398bbc05abe"}}