{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2024/457 - 2025/213<br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2024/457 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/213<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 19/10/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/1021 Esas -  2023/959 Karar<br><br>İSTİNAF YOLUNA<br>BAŞVURAN DAVACILAR\t: 1-...<br>\t\t2-...<br>\t\t3-...<br>VEKİLLERİ\t: Av. ...<br>\t  Av. ...<br>\t  Av. ...<br>İSTİNAF YOLUNA <br>BAŞVURAN DAVALI\t: BEREKET SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ \t  <br>VEKİLİ\t: Av. ...<br><br>İSTİNAF YOLUNA<br>BAŞVURAN DAVALI\t: ÖZEL DİYARBAKIR İÇ VE DIŞ TİC. LTD ŞTİ <br>VEKİLİ\t: Av. ...<br><br>İSTİNAF YOLUNA<br>BAŞVURAN DAVALI\t: TÜRKİYE SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ <br>VEKİLLERİ\t: Av. ...<br>\t  Av. ...<br><br>DAVALI\t: ...<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazm.)<br><br>BAŞVURU TARİHİ\t: 01.12.2023 - 05.12.2023 - 06.12.2023 - 14.12.2023 <br>İSTİNAFA GELİŞ TARİHİ: 12.03.2024 <br>KARAR TARİHİ\t: 05.02.2025 <br>YAZIM TARİHİ\t: 05.02.2025 <br><br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla;<br><br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ\t: <br>Davacılar vekili dava dilekçesinde; müteveffa ...'ın; 20.08.2022 tarihinde ... plakalı araç ile yolculuk yaparken Gaziantep Şanlıurfa otoyolunda tek taraflı olarak kaza yaptığını ve şarampole yuvarlandığını, yaşanan bu ilk kazada müteveffa eş ve baba ...'ın hayatını kaybettiğini, ardından ... plakalı Özel Diyarbakır firmasına ait şoförlüğünü ...'in yapmış olduğu otobüsün bu trafik kazasına müdahale eden emniyet, sağlık ve itfaiye ekiplerine arkadan çarpması suretiyle ikinci kaza meydana geldiğini, müteveffa ...'ın ise ilk kazadan yaralı olarak kurtarıldığını, ancak ikinci kaza olan otobüsün ambulansa çarpması sebebiyle hayatını kaybettiğini, kaza esnasında hızının 130 km/sa olduğunu, Nizip Cumhuriyet Başsavcılığı'ca soruşturma dosyasında alınan 20/08/2022 tarihli bilirkişi raporunda söz konusu firmaya ait otobüs şöforünün %100  ve asli kusurlu olduğunun tespit edildiğini, Nizip Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2022/413 esas sayılı dosyasından ceza davası açıldığını, ...'ın söz konusu kaza nedeniyle vefat etmesi sonucunda davacılar annesi ve kardeşlerinin ...'in ailesine sağlayacak olduğu destekten yoksun kaldıklarını belirterek fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla davacı ... için şimdilik 1.000,00 TL maddi ve 500.000,00 TL manevi tazminat, davacılar ..., ... ... için ayrı ayrı,  250.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 1.000,00 TL maddi tazminat ile 1.000.000,00 TL manevi tazminatın müteveffanın vefat tarihi olan 20.08.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacılar vekili 13.09.2023 tarihli dilekçesi ile davacı ... için maddi tazminat alacağını 812.171,10 TL'ye ıslah etmiştir. <br>Davalı Özel Diyarbakır İç ve Dış Ticaret Limited Şirketi vekili cevap dilekçesinde;  yetkili mahkemenin Diyarbakır olduğunu, mesleki işten kalma süresindeki kazanç kayıplarına ilişkin isteklerin ZMMS poliçesi kapsamında olduğunu,<br>trafik kazasına karışan aracın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (Trafik Sigortası) veya poliçe kapsamına göre İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortası (Kasko Sigortası) hangi sigorta şirketi tarafından yapılmışsa, o sigorta şirketi de ölüm, yaralama veya diğer zararlardan sorumlu olduğunu(KTK md.91), davacı tarafın, diğer davalılardan olan sigorta şirketine usulüne uygun başvurmamışken ve kendisinden hukuka uygun bir şekilde talep de bulunmamışken taraflarından talepte bulunmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı otobüs sürücüsü ...'in şerit izleme ve hız sınırı kurallarına riayet etmediği için kazaya sebebiyet verdiği yönündeki beyanına katılmadıklarını, olayın daha detaylı şekilde araştırılması, tanıkların dinlenmesi ve keşif yapılması sonucu, kazaya sebebiyet veren asli unsurun daha önce gerçekleşmiş kazaya müdahale edilmesi esnasında emniyet ve güvenlik tedbirlerinin yeterli ölçüde alınmamasının olduğu net bir şekilde görüleceğini,  davacı yanca talep edilen manevi tazminat miktarının yüksek olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı Türkiye Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; Davada görevli ve yetkili mahkemenin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davacının davalı şirkete başvuru yapmadan dava açtığını, kazaya karışan ... plakalı aracın, davalı şirket nezdinde Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi ile ... numaralı poliçe numarası ve başlangıç tarihli 14.07.2022 - 14.07.2023 bitiş tarihli teminat altına alındığını, poliçenin kaza tarihi  20.08.2022 itibariyle şahıs başına daimi sakatlık/ölüm teminat limiti ile sınırlı olduğunu, davacı tarafından ... plakalı araç sürücüsünün dava konusu kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunduğunun ispat edilmesi gerektiğini, dava konusu kaza nedeniyle tazminat hesabı yapılmasına karar verilmesi halinde destekten yoksun kalma tazminatının, Sigorta Aktüerleri Yönetmeliği uyarınca Hazine Müsteşarlığınca yetkilendirilen aktüerler listesine kayıtlı, lisanslı aktüerler tarafından ve TRH 2010 ulusal mortalite tablosunda yer alan verilere göre yapılması gerektiğini, huzurdaki olayda giderlerden SGK'nın sorumlu olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla kusurlu olduğu iddia edilen aracın ZMMS poliçesinin Bereket Sigorta A.Ş.'ye ait olduğunu, tazminat taleplerinin öncelikli olarak bu poliçeden karşılanması gerektiğini belirterek davanın esastan ve usulden reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı Bereket Sigorta vermiş  olduğu cevap dilekçesinde; görevli ve yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davacı tarafça davalı sigorta şirketine usulune uygun şekilde başvuruda bulunulmadığını, ceza yargılamasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, davalı sigorta şirketinin davacı tarafın manevi tazminat talebi yönünden herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, davalı sigorta şirketinin, sigortalısının kusuru oranında maddi tazminat ödemesi yapmakla yükümlü olduğunu, ancak somut olayda müvekkili sigorta şirketi sigortalısının herhangi bir kusuru bulunmadığını, somut olayda kazanın meydana gelmesinde, davalı sigorta şirketi sigortalısı araç sürücüsünün, kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusuru bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İlk derece mahkemesi tarafından; davacı ... tarafından, davalılar Özel Diyarbakır İç ve Dış Ticaret Limited Şirketi, ... ve Bereket Sigorta Anonim Şirketi aleyhine açılan maddi tazminat davasının kabulüne, 812.171,10 TL maddi tazminatın, davalılar Özel  Diyarbakır İç ve Dış Ticaret Limited Şirketi, ... ve Bereket Sigorta Anonim Şirketi'nden müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, davalılar Özel  Diyarbakır İç ve Dış Ticaret Limited Şirketi, ... ve Türkiye Sigorta Anonim Şirketi'nden müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, hükmedilen maddi tazminata davalı Bereket Sigorta Anonim Şirketi yönünden temerrüt tarihi olan 22.09.2022 tarihinden diğer davalılar yönünden kaza tarihi olan 20.08.2022 tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi işletilmesine,  davacı ... tarafından, davalılar Özel  Diyarbakır İç ve Dış Ticaret Limited Şirketi, ... ve Türkiye Sigorta Anonim Şirketi aleyhine açılan manevi tazminat davasının kısmen kabulüne, kısmen reddine, 240.000,00 TL manevi tazminatın,  davalı Türkiye Sigorta Anonim Şirketi'nin garameten sorumlu olduğu miktar olan 200.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere, davacı ... ... tarafından, davalılar Özel  Diyarbakır İç ve Dış Ticaret Limited Şirketi, ... ve Türkiye Sigorta Anonim Şirketi aleyhine açılan manevi tazminat davasının kısmen kabulüne, kısmen reddine, 60.000,00.-TL manevi tazminatın,  davalı Türkiye Sigorta Anonim Şirketi'nin garameten sorumlu olduğu miktar olan 50.000,00.-TL ile sınırlı olmak üzere,  davacı ... ... tarafından, davalılar Özel  Diyarbakır İç ve Dış Ticaret Limited Şirketi, ... ve Türkiye Sigorta Anonim Şirketi aleyhine açılan manevi tazminat davasının kısmen kabulüne, kısmen reddine, 60.000,00.-TL manevi tazminatın,  davalı Türkiye Sigorta Anonim Şirketi'nin garameten sorumlu olduğu miktar olan 50.000,00.-TL ile sınırlı olmak üzere, davalılar Özel Diyarbakır İç ve Dış Ticaret Limited Şirketi, ... ve Türkiye Sigorta Anonim Şirketi'nden müştereken ve  müteselsilen alınarak davacı ... ...'a verilmesine, hükmedilen manevi tazminatlara davalı Türkiye Sigorta Anonim Şirketi yönünden temerrüt tarihi olan 20.09.2022 tarihinden diğer davalılar yönünden kaza tarihi olan 20.08.2022 tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi işletilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine dair karar verilmiştir.<br>Yerel mahkemenin bu kararına karşı davacılar vekili, davalı Bereket Sigorta A.Ş vekili, davalı Türkiye Sigorta A.Ş vekili, davalı Özel Diyarbakır İç ve Dış Ticaret Limited Şirketi vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; müteveffa ...'ın ilk  kazadan yaralı olarak kurtarıldığını ve sağlık ekipleri tarafından müdahale edilirken otobüsün ambulansa çarpması sebebiyle hayatını kaybettiğini, maddi tazminat alacağından ihtiyari mali mesuliyet sigortası poliçesinin bulunduğu davalı Türkiye Sigorta'nın sorumlu tutulmamasının hatalı olduğunu, bu kararın somut olay açısından değerlendirildiğinde eksik olmakla davacıları da ileriye dönük olarak mağdur edecek nitelikte olduğunu, davalı otobüsün poliçesine başvuru yapacak pek çok kişi  olduğunu, Nizip Cumhuriyet Başsavcılığı 2022/6792 Soruşturma nolu  soruşturma dosyası ve Nizip Ağır Ceza Mahkemesi 2022/413 Esas sayılı dava dosyasındaki  müştekilere bakıldığında sayısının çok fazla olduğunu, bu müştekiler dışında da tazminat talep edecek aile yakınlarının olacağı göz önüne alındığında kaza başına total poliçe teminatlarının tüm kazazedelere yetmeyeceğinin açık olduğunu, mahkemenin de bildiği üzere poliçelerde hem kişi başına hem de kaza başına teminat limiti mevcut olduğunu, Türkiye'nin pek çok farklı yerinden mağdurların olduğunu ve dosyaların istinaf vs aşamasında olacağı göz önüne alındığında davacılara tahsilat sırası gelene kadar kaza başına olan total teminat limiti 15.500.000-TL nin aşılması bu sebeple de davacıların ödeme alamama ihtimalinin olduğunu, Türkiye Sigorta'nın da zorunlu mali mesuliyet sigortasından karşılanamayan  maddi tazminat kısmı için feri olarak (2. Derecede) müşterek ve müteselsil olarak sorumlu tutulması gerektiğini,   hükmedilen maddi tazminat miktarı yargılamanın sonuçlanma süreci ve yine enflasyon karşısında oldukça az kaldığını, yine davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat miktarları oldukça az olduğunu,  gerekçeli karara bakıldığında davacılar aleyhine bir sürü karşı vekalet ücretine hükmedildiğini, ödeme yapılsa dahi büyük kısmının karşı vekalet ücretine harcanacağından davacılara tatmin edici ve hayatlarını kurabilecekleri bir rakam kalmadığını, zaten maddi olarak da zor durumda olan davacıların icra tehdidiyle karşı karşıya olduklarını, bunu karşılayacak maddi güçleri de bulunmadığını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı Bereket Sigorta A.Ş vekili istinaf dilekçesinde; davacı tarafça davalı sigorta şirketine usulüne uygun şekilde başvuru yapılmakla birlikte, yapılan başvuru eksik evrak ile yerine getirildiğini, mahkemece olayın büyüklüğü ve kapsamı, işbu davaya konu kaza ve bu kazanın öncesinde meydana gelen kaza, meydana gelen can kayıpları ve yaralanmalar göz önüne alındığında; olayın meydana gelmesindeki gerçekliğin ceza yargılaması ile ortaya konulabileceğini, davacı tarafın iddia ettiği gibi davalı şirket nezdinde sigortalı olan Özel Diyarbakır otobüs firmasının kusurunun tespit edilmediğini, bu nedenlerle ceza soruşturması ve devamında başlatılacak olan ceza kovuşturmasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, mahkeme HMK m.266 uyarınca kusur belirlemesinin hukuki bir konu olmadığından bahisle bilirkişilere kusur incelemesi yaptırmadığını ve tazminat miktarlarında da kusur indirimi yapmadığını, kazada davalı sigorta şirketi sigortalısının, kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusuru da bulunmadığını,  ayrıca işbu davaya konu kazanın hangi sebeple meydana geldiği her durumda araştırılmalı ve Karayolları Genel Müdürlüğü’nün dava konusu kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunup bulunmadığının da ayrıca belirlenmesi gerektiğini, , öncelikle davacıların murisinin ölüm anı ve ilk kazadan sonraki durumunun belirlenmesi gerektiğini, müteveffanın davaya konu kazadan önce, başka bir kaza geçirmiş olduğundan ölüm zamanın belirlenmesinin davanın seyrini tamamen değiştireceğini, müteveffanın gelir hesabı yaparken \"somut aktif dönem\" başlığı altında müteveffanın asgari ücret ile çalıştığını varsayarak ölüm tarihinden rapor tarihine kadar hesaplama yaptığını, fakat müteveffanın o dönemde çalıştığını gösterir herhangi bir kayıt bulunmadığını,  bilirkişi raporunda payların yanlış hesaplandığını, zararın haksız fiilden kaynaklandığından uygulanması gereken faizin de yasal faiz olacağını, davacının hem dava dilekçesinde hem bedel artırım dilekçesinde manevi tazminat taleplerini davalı şirketten de talep ettiğini ancak mahkemenin davalı şirket lehine vekalet ücretine hükmetmediğini, davalı şirketin zmms kapsamında manevi tazminat sorumluluğu bulunmadığını belirterek ilk derece mahkemesince verilmiş olan kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>\tDavalı Türkiye Sigorta A.Ş vekili istinaf dilekçesinde; davacı taraflarca davalı sigorta şirketine usulune uygun şekilde başvuruda bulunulmadığını, sigorta şirketinin sorumluluğunun, poliçe limitleri dahilinde ve sigortalısının kusuru oranında olduğunu, davacılar tarafından davalı şirket sigortalısı ... plakalı araç sürücüsünün karıştığı kaza ile desteğin vefatı arasında illiyet bağının mevcut olduğunun ispatı gerektiğini, müteveffanın ölümünün yaşanan hangi kazada olduğu tespit edilmeden kusur atfedilmesinin hatalı olduğunu, davalı şirketin kazanın oluşumunda herhangi bir kusurunun bulunmadığını, aracın olay yerinde halen belirlenemeyen sebepten kaydığını, olay yerinde görüntü kayıtlarından anlaşılacağı üzere önceden kaza olmasına rağmen emniyet şeridi veya herhangi bir güvenlik olmadığını, mahkemece HMK m.266 uyarınca kusur belirlemesinin hukuki bir konu olmadığından bahisle bilirkişilere kusur incelemesi yaptırmaması ve tazminat miktarlarında kusur indirimi yapmamasının yerinde olmadığını,  ceza soruşturması ve devamında başlatılacak olan ceza kovuşturmasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacı yanın müteveffanın işe başlayacağına dair iddiaları da gerçek dışı olduğunu, müteveffa çalışmamakla beraber önceki kazadan ötürü ağır yaralı olduğunu, o esnada yaşam mücadelesi de verdiğini, hal böyleyken işbu kaza olmasaydı da durumunun ne olacağı belli olmadığı gibi bu hususun da mahkemece araştırılması gerektiğini, bilirkişi raporunda hesaplamaların yanlış yapıldığını, manevi tazminat talep edilebilmesi için hukuka aykırı bedensel zarara veya ölüme sebep olunması, zarar ile eylem arasında illiyet bağı kurulması, zarar verenin kusurunun mevcut olması gerektiğini, davacıların zenginleştirmeyecek şekilde tazminata hükmedilmesi gerekeceğini, tazminat hesaplamasında “TRH 2010 mortalite tablosu” ve “1,65 teknik faiz” formülüyle tespiti gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın davalı şirket yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDavalı Özel Diyarbakır İç ve Dış Ticaret Limited Şirketi vekili istinaf dilekçesinde müteveffanın olay yerinde önceki kazadan ötürü ağır yaralı olarak bulunduğunu, bu hususa dair araştırma yapılmadan davacının durumu belirlenmeden karar alınmasının hukuka aykırı olduğunu, dava konusu olayda meydana gelen kaza için tutulan trafik kaza tespit tutanağından görüldüğü üzere, trafik kaza tespit tutanağında müteveffanın kazanın meydana gelmesindeki kusuru,  sigortalı aracın kaza mahallinde olmaması nedeniyle olay yeri krokisinin çizilemediğini ve  mütevefanın kazanın meydana gelmesindeki kusuru tespit edilemediğini, mahkemece hiçbir keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmadan soruşturma dosyasındaki bilgilerle yetinilerek karar verildiğini, kaza tarihinde ki, asgari destekten yoksun kalma hesaplaması yapılması gerekirken 2023 tarihindeki asgari ücretin esas alınması da ayrı hukuka aykırılık olduğunu,  kusur oranlarının yargılama aşamasında değişme ihtimalinin göz önünde bulundurulması gerektiğini, söz konusu kazada güvenlik tedbirlerinin eksik alınmış olması, uyarı işaretlerinin gerekli yerlere konulmamış olmasından dolayı elim kazanın önlemediğini, mütefarik kusurun olduğu sabitken bu hususunda göz ardı edildiğini, ceza dosyasında olaya dair görüntüler yer almakta iken, mahkemece bu konuda da herhangi bir araştırma yapılmadığını, ticari faize karar verilmesinin hatalı olduğunu, ıslah edilen kısım için hükmedilecek faizinin başlangıç tarihi ıslah tarihi olması gerektiğini,  müteveffanın ölüm tarihinde çalışmadığının göz önünde bulundurulmadan hüküm kurulduğunu, kazadan ötürü müteveffa ailelerine manevi tazminat anlamında devlet kurumlarınca destek olunduğunu ve bu hususun  davalı şirkete bildirildiğini, bu hususta Gagev ve Sosyal Yardımlaşma ve dayanışma vakfı tarafından ödeme yapıldığı tespiti mevcut olmasında karşısında cevap dilekçelerinde araştırma yapılmasını talep etmişler ise de mahkemece hiç bir araştırma yapılmadığını, hükmedilen  manevi tazminat miktarı hak ve nesafet kurallarını ve sınırlarını aşacak yoğunlukta bir miktar olduğunu, sebepsiz zenginleşmeye neden olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDava, destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir.<br>\tSomut olayda, 20.08.2022 tarihinde, davalıların sürücüsü, işleteni, zorunlu ve ihtiyari mali mesuliyet sigortacısı oldukları aracın, ilk yardım yapılan müteveffa kazazade ...'ın bulunduğu ambulans ve olay yerinde bulunan itfaiye aracı ile diğer ambulansa çarpması sonucu, davacılardan ...'ın oğlu diğer davacılar kardeşi olan olay tarihinde yaklaşık 22 yaşlarında bulunan destek ...  vefat etmiştir.<br>\tKaza sonrası düzenlenen kaza tespit tutanağında davalı sürücüye kural ihlali verildiği, ambulans ve itfaiye sürücülerinin kazanın oluşumunda kusursuz olduğunun belirtildiği, olaya dair yürütülen soruşturma dosyasında makine mühendisi ve bilirkişi heyetinden alınan raporlarda davalı sürücünün asli kusurlu, ambulans ve itfaiye sürücülerinin kusursuz olduğunun rapor edildiği, Kazaya dair yürütlen ceza kovuşturmasında Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan raporda ise davalı sürücünün kazanın oluşumunda asli derecede kusurlu olduğu, müteveffa ...'ın yapmış olduğu ilk kazaya müdahale etmek için olay mahalinde bulunun araç sürücülerinin ve ilk kazaya karışan araç sürücüsünü ve yolcusunu kurtarmak için önlem alınmış mahalde yaya olarak  bulunanların meydana gelen kazanın oluşumunda atfı kabil bir kusurlarının olmadığı belirtilmiş, bu rapora yani davalı sürücünün asli kusuruna göre verilen ceza kararı UYAP sisteminden yapılan sorgulamada istinaf ve temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği anlaşılmıştır.<br>\tMahkemece müteveffanın ilk yardım yapılan kazazede olduğundan kusur raporu alınmaksızın karar verildiği  anlaşılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı,  ilk müdahale yapılan müteveffanın kazaya neden olacak, trafik kuralı ve yasağı ihlal edecek davranışta bulunmadığından müteveffaya kazanın oluşumunda kusur atfedilemeyeceği, kusur durumunun müteselsilen sorumlu olanlar arasındaki iç ilişkide değerlendirilmesi gerektiği, mahkemece müteveffanın kazanın oluşumunda kusursuz olduğu kabul edilmesinin yerinde görüldüğü, davacı tarafça davalı sigorta şirketilerine yazılı müracatta bulunulduğu , Anayasa Mahkemesinin KTK'nın 90.maddesinde yapılan değişikliği iptal etmesi üzerine Yargıtay uygulama birliği sağlanması için tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosunun esas alınmasını, ancak hesaplamalarda progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen devredeki gelirlerin her yıl için %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi suretiyle tazminatın hesaplanması yönünde içtihat geliştirildiği ,hükme esas alınan aktüer raporun TRH2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemine göre usulüne uygun şekilde düzenlendiği, bakiye ömürlerin ve destek paylarının doğru alındığı, karar tarihine en yakın veriler ve asgari ücretteki artış da dikkate alınarak hesaplamanın asgari ücret üzerinden yapıldığı, davalı sigorta şirketleri  bakımından temerrüt tarihi esas alınarak faize hükmedildiği, davaya konu  zarara  neden  olan  otobüsün  ticari  araç olması nedeniyle mahkemece  temerrüt faizi olarak ticari faize hükmedilmesinin doğru olduğu, dosya kapsamından desteğin müterafik bir kusurunun  bulunmadığı anlaşıldığından mahkemece bu yönde indirim yapılmamasında isabetsizlik görülmediği, ihtiyari mali sorumluluk sigortası genel şartlarının 1. Maddesi gereğince davalı kasko sigortacısının ZMSS teminat limitinin üzerinde kalan kısmından sorumlu olduğu, mahkemece hüküm altına alınan tazminat miktarının davalı zorunlu sigortacının teminat limitini aşmadığından davalı ihtiyari mali sorumluluk sigortacısının sorumluluğuna gidilmemesinin doğru olduğu, olay tarihi ve olayın oluş şekli, kusur durumu, tarafların sasyal ve ekonomik durumları  ve manevi tazminata ilişkin ilkeler gözetildiğinde, davacılar yararına hükmedilen manevi tazminat miktarlarının olaya uygun düştüğü kanaatine ulaşıldığından taraf vekillerinin  istinaf istemlerinin de reddi gerekmiştir.   <br>\tDairemizce ilk derece mahkemesinin kararı hem maddi olay, hem de hukuka uygunluk yönünden incelenmiş olup, kararda esası etkileyen bir usul hatası bulunmadığı, vakıa tespitlerinin tam ve doğru olarak yapıldığı, maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulandığı, delillerin değerlendirilmesinde de usule aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br><br>H Ü K Ü M\t\t: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19.10.2023 tarih ve 2022/1021 esas, 2023/959 Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,<br>2-Adli yardım kararı nedeniyle alınmayan 1.846,20 TL ( 615,40 x3) maktu istinaf ilam harcı ve 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davacılardan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, <br>3-Yürürlükteki Yargı Harçları Tarifesi gereğince davalı Özel Diyarbakır İç ve Dış Ticaret Ltd Şti'nden alınması  gereken (55.479,41+24.591,60) toplam 80.071,01‬ TL nispi  istinaf  karar harcından peşin alınan toplam 20.154,00‬ TL harcın mahsubu ile bakiye 59.917,01 TL harcın  adı geçen davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, <br>4-Yürürlükteki Yargı Harçları Tarifesi gereğince davalı Bereket Sigorta A.Ş 'den    alınması  gereken 55.479,41 TL nispi  istinaf  karar harcından peşin alınan toplam 20.018,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 35.460,56‬ TL harcın  adı geçen davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, <br>5-Yürürlükteki Yargı Harçları Tarifesi gereğince davalı Türkiye Sigorta A.Ş'den  alınması  gereken 20.493,00 TL nispi  istinaf  karar harcından peşin alınan 5.125,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 15.368,00  TL harcın  adı geçen davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,<br>6-Tarafların istinaf başvurusu için yaptıkları giderlerin üzerlerinde  bırakılmasına, harcanmayan istinaf gider avansının yatıranlara iadesine,<br>7-Karar tebliği, harç takibi ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361/1 maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde dairemize dilekçe vermek suretiyle Yargıtay'da temyizi kabil olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 05.02.2025 <br><br>Başkan ...<br>   e-imzalıdır  <br><br>*Üye ...<br>   e-imzalıdır  <br><br>Üye ...<br>  e-imzalıdır   <br><br> Katip ...<br>   e-imzalıdır  <br> <br><br>            *İşbu evrak 5070 sayılı Kanunun 5. Maddesi gereğince Güvenli Elektronik İmza ile imzalanmıştır*<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"823bfbdd708adedc","SID":"9907ebc6d8b76f4a"}}