{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/1980 <br>KARAR NO\t: 2025/6<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                        K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ... \t     ...<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 02/03/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/67 E.  -  2022/80 K.<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLLERİ\t<br>DAVALI\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 02/03/2022 tarih ve 2021/67 Esas - 2022/80 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br> TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili, müvekkilinin ürünlerinin 1987 yılından bu yana Türkiye’de de satılmakta olup farklı modelleri ile Türkiye’nin en popüler sandalet/terlik markası haline geldiğini, nitekim müvekkilinin \"...\" markasını taşıyan ortopedik terlik, sandalet ve ayakkabılar rahatlığının yanı sıra, önemli bir moda aksesuarı haline de gelmiş olup, özellikle son 10 yılda tüketiciler tarafından aşırı derecede arzulanan bir tüketim objesine dönüştüğünü, müvekkilinin “...” markalı ürünlerinde bulunan taban desenine ilişkin şekil markasının müvekkilinin menşe ülkesi olan Almanya, İngiltere, İspanya ve İtalya’da da 10. ve 25. sınıflarda bulunan mallar bakımından tescil edildiğini, “...” markasının, dünya çapında, aralarında ülkemizin de bulunduğu pek çok ülkede tescilli bulunduğunu, bu markayı taşıyan özel ürünlerin dünyanın pek çok ülkesinde olduğu gibi, ülkemizde de  tüketiciler nezdinde yüksek bir tanınmışlığa ulaştığını, müvekkili ile özdeşleşen ... modeline ilişkin üç boyutlu şekil markasının tescili için davalı Kuruma yaptıkları başvurunun  SMK'nın 5/1-b-c-e maddeleri uyarınca reddine karar verildiğini, oysa dava konusu şeklin müvekkili ile özdeşleştiğini, dava konusu başvurunun, ilişkin olduğu ürün grubu bakımından beklenmedik, alışılmadık bir şekle sahip, yani “ekstra” birtakım unsurlar içeren ve tüketici bakımından da bir kişiye ait olduğu anlaşılabilecek olan bir desen şekli olduğunu, müvekkilinin başvurusuna konu ... modeli tüm unsurları ile birlikte incelendiğinde ayırt ediciliği oldukça yüksek ve müvekkili ile bütünleşmiş, müvekkilinin uzun yıllardır yoğun kullanımı ve tanınmışlığı sayesinde, ilk göründüğü anda doğrudan müvekkilini kaynak gösterecek derecede ayırt edici nitelik kazanmış bir marka olduğunu, dava konusu başvuru bakımından SMK'nın 51/-b-c-e maddelerinde düzenlenen tescil engellerinin bulunmadığını, dava konusu başvurunun, tescil başvurusundan önce kullanım yoluyla ayırt edicilik kazanmış olduğundan, SMK'nın 5/2 maddesi gereğince de tescilinin reddedilemeyeceğini ileri sürerek, 2020-M-11214 sayılı YİDK  kararının iptalini talep ve dava etmiştir.<br>  Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu  başvurunun bir terlik görselinin muhtelif açılardan görünümlerini içerir şekilde oluşturulan bir şekil markası olduğu,  tescil edilmek istendiği  \"Tabanlar; iç tabanlar; ortopedik amaçlı olmayan ayakkabı dolguları; ayak giysileri.\"  malları yönünden ayırt ediciliği bulunmadığı gibi tanımlayıcı da olduğu,  ayrıca dava  konusu başvurunun bütününe hakim unsurların tamamı itibariyle standart bir çift bantlı terlik modeli olduğu, bu nedenle de malın doğal şekline en yakın modellerden biri olduğu, başka bir ifadeyle tüketicilerin bu işareti belirli bir taciri gösteren bir marka olarak değil sadece yaygın kullanılan bir şekil olarak görecekleri, davacının dava konusu başvuruyu kullanım sonucu ayırt edici hale getirdiği iddiasını da ispatlayamadığı, dava konusu YİDK kararının yerinde bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.  <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, ilk derece mahkemesi kararının bilirkişi raporunun birebir aynısı olduğunu,  dava konusu markanın ayırt ediciliği haiz, tanımlayıcı olmayan ve teknik zorunluluktan kaynaklanmayan üç boyutlu bir şekil markası olduğunu, üç boyutlu şekil markalarının ürünün kendi şeklinden de oluşabildiğini, ürün şekline ilişkin işaretlerin tek başına marka olarak tescil edilebilirliğinin Yargıtay kararlarında  da kabul edildiğini, müvekkilinin ... modeli olarak anılan davaya konu şekil markasının, ilişkin olduğu ürün grubu bakımından beklenmedik, alışılmadık bir şekle sahip, yani “ekstra” birtakım unsurlar içeren ve tüketici bakımından da bir kişiye ait olduğu anlaşılabilecek olan bir ürün modeli olduğunu, müvekkilin markasının alelade bir şekilde oluşmadığını ve kendiliğinden ayırt ediciliğe sahip bir şekil markası olduğunu,  müvekkilinin ürünlerinde kullanılan ve davaya konu üç boyutlu şekil markasında da yer alan taban desenine ilişkin yaptığı 2015/10573 sayılı şekil markası hakkındaki uyuşmazlıkta da aynı tespitlere yer veren mahkeme kararının kesinleştiğini, aynı  şekilde müvekkilinin 2015/12595 sayılı markası hakkında açılan davada aynı tespitlere yer verilen mahkeme kararının kesinleştiğini, bu hususların mahkemece dikkate alınmadığını, ayrıca dava konusu başvurunun kullanım sonucu ayırt edici hale geldiğini, bu hususta sunulan delillerin başvurunun kullanım sonucu ayırt edici hale geldiğini ispatlar mahiyette bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br><br><br>GEREKÇE\t: Dava, başvurunun reddine dair YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu başvurunun  standart bir çift bantlı terlik modelinden oluştuğu, mahkemece alınan bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere , dava konusu başvurunun tescil edilmek istendiği 25. sınıfta yer alan   \"Tabanlar; iç tabanlar; ortopedik amaçlı olmayan ayakkabı dolguları; ayak giysileri.\" malları bakımından ayırt ediciliği bulunmadığı gibi tanımlayıcı da olduğu, dava  konusu başvurunun bütününe hakim unsurların tamamı itibariyle standart bir çift bantlı terlik modeli olduğu, bu nedenle de malın doğal şekline en yakın modellerden biri olduğu, başka bir ifadeyle tüketicilerin bu işareti belirli bir taciri gösteren bir marka olarak değil sadece yaygın kullanılan bir şekil olarak görecekleri, bu itibarla dava konusu başvurunun SMK'nın 5/1-b-c-e maddeleri kapsamında tescili engeli bulunduğu, dava konusu başvurunun kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığının da ispatlanamadığı, ayrıca her başvurunun kendi koşullarına göre değerlendirilmesi esas olduğundan, davacı vekilinin istinaf itirazında belirttiği başka başvurularına ilişkin uyuşmazlıklarda verilen kararların işbu dava için emsal teşkil etmeyeceği  anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 534,70-TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 16/01/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/02/2025   <br>\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3fcd0251b8ee4612","SID":"a96d3e4421ee89e2"}}