{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2025/382 <br>KARAR NO: 2025/350<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 19/09/2024<br>NUMARASI: 2023/852 E - 2024/704 K<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali   <br>KARAR TARİHİ: 06/02/2025<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın  istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyasıyla ödenmeyen kaçak elektrik kullanım bedelinin tahsili için davalı ... aleyhine 02.10.2015 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığını, borçlunun ise, 20.07.2017 havale tarihli dilekçesi ile işbu icra takibi açısından borca ve tüm ferilerine itiraz ettiğini, borçlunun iş yerinde kaçak elektrik kullandığı tespit edildiğini ve hakkında 28.05.2015 tarihinde kaçak elektrik tüketim tespit tutanağının tutulduğunu, bu tutanak gereğince müvekkil şirket görevlilerince yapılan incelemede; perakende satıs sözleşmesiz kaçak elektrik tespit tutanağı düzenlenildiğinin belirtildiğini, bu tutanağa istinaden müvekkil şirket tarafından davalı adına faturalandırma yapıldığını ve Elektrik Piyasası in 28. Maddesi uyarınca icra takibimize konu borcun tahakkuk ettirildiğini ancak borçlunun bakiye hesap özetine iliskin SAP sistem kaydında da görüldüğü gibi borçlu hakkındaki kaçak tespit tutanağına dayanarak düzenlenen fatura bedelini ödemediğini, davalının  20.07.2017 havale tarihli itiraz dilekçesinde bir borcu bulunmadığı iddiasıyla takip konusu borca, faize ve ferilerine itirazda bulunduğunu fakat davalı borçlunun amacı bu anlamda tükettiği elektrik bedelini ödememek için bahaneler üretmekten ibaret olduğunu, borçlunun, asıl alacağa işletilen faize itirazlarının da haksız olduğunu, bu itibarla ödeme emrinde takip konusu asil alacağa işletilen ve 6183 sayılı kanun gereği değişecek oranlar üzerinden işletilecek gecikme zammı uygulamasının usul ve yasaya uygun olduğunu, davalının kaçak olarak tükettiği elektrik bedelini ödemediği gibi yapılan icra takibine de itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiğini, borçlunun haksiz itirazının iptali ile alenen kötü niyetli olan borçludan %20'den az olmamak üzere tazminatını talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı taraf açtığı davadaki iddialarını, alacağını ispatlayamadığını en son 11.06.2020 tarihinde mahkeme tarafından davacıdan \"Kayıtlarınızın tetkiki ile davalı ... (T.C. Kimlik No ...) ile yapılan tüm sözleşme ve ekleri ile bunlara ilişkin fatura ve ödemelerinin birer örneklerinin çıkartılarak ivedilikle mahkememize gönderilmesi\" talep edilmiş ise de bir kez daha alakası olmayan yanıtlar vererek davalı lehine olan delilleri sunmaktan kaçındığını bilirkişi tarafından alacağın varlığının tespiti bakımından davacının takip konusu yaptığı bedelin neye ilişkin ve ne tutarda olacağına, fatura borcunun bulunup bulunmadığına gerek delil gerekse de dilekçelerinde yer vermediği, dosya kapsamında sunulan delil ve bilgilerin yetersiz olduğu ve buna göre herhangi bir tespit veya mütalaa verilemeyeceğini açıkça belirtildiğini, buna göre süresinde dosyaya ibraz edilmediği, delil ve süresinde takip konusu alacağını kanıtlar şekilde beyanda bulunmayan davacının iddiaları doğrultusunda alacağın varlığının tespiti mümkün olmadığından davanın bu aşamasında davacı tarafından delil ve beyan sunulmasına muvafakatinin olmadığını beyan etmekle, HMK madde 30 uyarınca ve ispat külfeti davacıda olan ispatlanamayan davanın reddini ettiklerini, açıklanan nedenlerle; davanın reddine, kötüniyetli olduğu açıkça görülen davacının %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.<br>İlk derece mahkemesince; \" kısmen kabulüne \" kararı verilmiştir. Söz konusu kararı davalı vekili istinaf etmiştir. Dava dosyası istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmiş ise de, 12/01/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunununda Bazı Değişiklikler Yapılmasına Dair 6763 sayılı yasa ile, HMK 341. madde 2. fıkrasında \"Miktar veya değeri üçbin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. Ancak manevi tazminat davalarında verilen kararlara karşı miktar veya değere bakılmaksızın istinaf yoluna başvurulabilir\" şeklinde yapılan yasa değişikliği 02/12/2016 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Karar tarihi itibarıyla, kesinlik sınırı ise 17.830,00 TL'dir. Dairemizce HMK 353/1-a-6 hükmünün 2023 yılı itibariyle verildiği, 2023 yılı itibariyle kesinlik sınırının 17.830,00 TL olduğu, davalı  tarafından istinaf edilen kabul edilen kısmın 10.502,06 TL olmakla karar tarihinde davalı önünden miktar itibarıyla karar kesindir. Bu itibarla, istinaf konusu kararın HMK 341. ve 346. maddelerine göre kesin olması sebebiyle, davalı istinaf dilekçesinin HMK 341, 346 ve 352/1-b maddeleri uyarınca reddine karar verilmesi  gerekmiştir. <br>K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalı istinaf dilekçesinin, HMK 341, 346 ve 352/1-b maddeleri uyarınca karar kesinlik sınırı altında kaldığından reddine, Peşin alınan istinaf karar harcının, istinaf edene isteği halinde ilk derece mahkemesince iadesine, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa, karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.  06/02/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"15813bb4dc94ac51","SID":"68ff79f1ba2b355d"}}