{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/147 <br>KARAR NO: 2025/52<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2020/660<br>KARAR NO: 2023/508<br>KARAR TARİHİ: 26/10/2023<br>DAVA TÜRÜ:  İflas <br>DAVA TARİHİ: 23/11/2020<br>KARAR TARİHİ: 15/01/2025<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketten olan alacağını İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. ve İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. dosyaları vasıtasıyla tahsil etmeye çalışmış ise de alacağını alamadığını, müvekkilinin hamili olduğu çekler tek başına değerlendirildiğinde bile davalının Eylül 2019'dan bu yana ödemelerini yapamadığından tatil etmiş olduğunun açık olduğunu, davalı şirketin bir yılı aşkın süredir muaccel borçlarını ödeyemediğini, özellikle bankalara olan borçlarında temerrüte düşmesi hasebiyle borcuna teminat olarak göstermiş olduğu bir çok gayrimenkulünün de satılmak üzere olduğunu ve/veya satıldığını, kamu borçları nedeniyle de adına kayıtlı araç, menkul ve gayrimenkulleri için de çeşitli hacizler tatbik edildiğini ve satışlar gerçekleştirildiğini, borçlunun ekonomik durumunun düzelme ihtimalinin bulunmadığını ve borca batık olduğunun öğrenildiği belirterek davanın kabulü ile davalının iflâsına karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının bildirdiği icra dosyalarına müvekkili tarafından muhtelif zamanlarda kısmi ödemeler yapıldığını, dolayısıyla tek başına bu durumun dahi müvekkilinin borçlarını tatil etmediğini gösterdiğini, müvekkilinin borçlarından bir kısmını ödemiş olduğunu dosyaların prosedürel işlemler gereği kapatılmadığından açık gözüktüğünü, bazıları ile sulh olunduğunu ve ödemelerin devam ettiğini, bazılarının yapılandırıldığını, bazıları yönünden ise ticari defter ve kayıtlara göre mutabık olunmadığı için ticari hayatın olağan akışı gereği ihtilaf hali olduğundan yasal işlemler devam ettiğini, müvekkilin aktiflerinin pasiflerini fazlasıyla karşıladığını, karşı tarafın kanunun kendisine tanıdığı iflas müessesesini hukuki bir baskı ve zorlama unsuru olarak kullanarak haksız şekilde huzurdaki davayı ikame ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı şirketin davacıya borçlu olup olmadığının, davalı şirketin İİK 177 1-2 bendi uyarınca borç ödemelerini tatil edip etmediğinin, borca batık olup olmadığının ve davalı şirketin iflası koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti talebine ilişkin davada, davacı vekili 26/10/2023 tarihli duruşmadaki beyanında davaya konu alacağın dava tarihinden sonra tahsil edildiğini, bilirkişi raporunun dava tarihi itibari ile haklılık durumlarını ispat ettiğini, karşı taraftan vekalet ücreti ve yargılama gideri talepleri bulunduğunu beyan etmiş, 6100 sayılı HMK'nun 331/1 maddesi gereğince davanın konusuz kalması halinde dava tarihindeki haklılık durumuna göre yargılama gideri ve vekalet ücreti takdiri gerekmekte olup somut olayda dava tarihi itibari ile davacının davasında haklı olduğu kanaatine varıldığından davacı lehine vekalet ücreti ve yargılama giderine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerektiği kanaatine varıldığı gerekçesiyle Davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde; yazılı yargılama usulünün geçerli olduğu işbu davada sözlü yargılama günü bildirilmeyerek dosya esasına ilişkin beyanda bulunmak üzere süre verilmeden hüküm kurulduğunu, gerekçeli kararda herhangi bir gerekçe yer almadığını, davanın açıldığı tarih itibari ile davacının davasında haksız olduğunu, müvekkili şirketin tüm borçlarını ödemiş olduğu alacaklıya karşı derdest bir dosyasının bulunmadığı hususları dikkate alındığında kararın hatalı olduğunu, dosya kapsamında hükme esas alınacak bir rapor alınmadığını, müvekkilinin borçlu olduğu icra dosyaları incelenmediğini, davacının başlatmış olduğu takipler dışında müvekkilinin hiçbir muaccel ve çekişmesiz borcu bulunmadığı belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı Kanunun 341 nci maddesi uyarınca istinaf kanun yolu açık olan davadaki yasal şartları taşıyan istinaf incelemesi, 6100 sayılı Kanunun 355 nci maddesi uyarınca resen gözetilen kamu düzenine aykırılık halleri dışında, taraflarca yargılama aşamasında ileri sürülen iddia ve savunma kapsamında kalan ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır. Dava, davalının ödemelerini tatil ettiği iddiasına dayalı 2004 sayılı İcra İflas Kanununun 177 nci maddesi uyarınca iflas istemine ilişkindir. Davacı kambiyo senetleri nedeniyle başlattığı icra takipleri neticesinde alacağını tahsil edemediğini iddia ederek davalının ödemelerini tatil etmesi nedeniyle doğrudan doğruya iflasını talep etmiş, yapılan yargılaması sırasında ödemenin yapılması nedeniyle mahkemece davanın konusuz kaldığından bahisle davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiş, dava tarihi itibariyle davacının haklı olduğu gerekçesi ile davacı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmiş, davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İflas davasında yetkili mahkeme, 2004 sayılı Kanunun 154 ncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yerdeki ticaret mahkemesidir. Bu yetki, kamu düzenine ilişkindir. Davalı şirketin muamele merkezi Sarıyer/İstanbul olup, dava görevli ve yetkili mahkemece açılmış, davacı tarafından iflas avansı yatırılmış ve yasal ilanlar yapılmıştır. 2004 sayılı Kanunun 158 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca dava basit yargılama usulüne tabi olduğundan, davalı vekilinin yazılı yargılama usulünün geçerli olduğu iş bu davada sözlü yargılama günü bildirilmeyerek hüküm kurulduğuna ilişkin istinaf sebebine itibar edilmemiştir. Davanın konusuz kalabilmesi için davacının alacağının tamamen ödenmesi gerekmektedir. İlk derece mahkemesince konusuz kalan davada esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar vermiştir. Davalının borcu ödediği dosya kapsamı itibariyle sabittir. 6100 sayılı Kanunun 331 nci maddesinin birinci fıkrası:\"Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder.\" şeklindedir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 2004 sayılı Kanunun 177 nci maddesinde, “ Doğrudan Doğruya İflas Halleri “ üst başlığı altında, “Evvelce takibe hacet kalmaksızın iflas”, “ Alacaklının talebi” düzenlenmiştir.  Maddenin birinci fıkrasında, aşağıdaki hallerde alacaklının evvelce takibe hacet kalmaksızın iflasa tabi borçlunun iflasını isteyebileceği ifade edilmiştir. Yasada belirtilen “4” bent ise sırasıyla,\"1-Borçlunun malum yerleşim yeri olmaz, taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla kaçar, alacaklıların haklarını ihlal eden hileli muamelelerde bulunur veya bunlara teşebbüs eder yahut haciz yoluyla  yapılan takip sırasında mallarını saklarsa; 2-Borçlu ödemelerini tatil eylemiş bulunursa; 3-308 inci maddede ki hal varsa; 4-İlama müstenit alacak icra emriyle istenildiği halde ödenmemişse,..” şeklinde sayılmıştır. İlk Derece Mahkemesince SMMM ..., SMMM ... ve Nitelikli Hesaplama Uzmanı Prof. Dr. ...'den alınan 01.03.2022 tarihli kök raporun 3. sayfasında:\"Davalı şirkete ait incelenen 2019-2020-2021 yılı ticari defterlerine ail Özel dönem açılış tasdik/beratları ile 2019-2020 yıl sonu kapanış tasdiklerinin/beratlarınım yasal süresinde yaptırılmış olduğu, 2021 yılı kapanış beratı oluşturulma yasal süresinin henüz dolmadığı, bu anlamda ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğu görülmüştür. Davalı şirket ticari defter kayıtlarında, davalıya ait herhangi bir muhasebe hareketi ve buna bağlı cari hesap ilişkisinin mevcut olmadığı, bununla birlikte davacı yanın huzurdaki davaya konu ettiği çeklerden ...-...-...-... ve ... nolu çeklerin şirket kayıtlarında yer aldığı, ... ve ... nolu çeklerin ise kayıtlarda yer almadığı görülmüştür.\" 4. sayfasında:\"Şirketin 08-2018 / 08-2019 - 08-2019 / 08-2020 özel hesap dönemlerine ait detay mizatıları karşılaştırıldığında, 300 numaralı kısa vadeli krediler hesabının önceki döneme göre büyük miktarda azalma gösterdiği, 329 numaralı diğer ticari borçlar hesabında birtakım alacaklılara ödemeler yapıldığı, bazı alacaklılar yönünden ise bakiyelerin hareketsiz kaldığı, 400 numaralı uzun vadeli krediler hesap bakiyesinin önceki döneme göre artış gösterdiği, Vergi ve SGK borçlarının yapılandırılarak 368 mumaralı hesapta takip edildiği ve taksit ödemelerinin yapılmaya devam edildiği görülmüştür.\" 6. sayfasında:\"Yukarıda yer verilen mizan tablolarından, davalının ... Bankasına olan TL ve ... kredi borçlarını yapılandırdığı anlaşılmaktadır. Davalı şirket vekilinden yapılandırma protokolü talep edilmiş olup protokolde gizlilik hükümleri yer aldığından bahisle protokol tarafımıza verilmemiştir. Protokol temin edilemediğinden, protokol çerçevesinde ödemelerin yapılıp yapılamadığı konusunda bir inceleme gerçekleştirilememiştir.\" sonuç kısmının yer aldığı 10. Sayfasında ise:\"...Davalı vekilinin 18/03/2021 tarihli dilekçesinin 2 no'lu ekinde yer alan listeden, davalı aleyhine 2018, 2019 ve 2020 yıllarında İstanbul, İstanbul Anadolu, Büyükçekmece, Ayvalık, Bakırköy ve Antalya İcra Daireleri üzerinden toplam 171 icra takibi başlatıldığının tespit edildiği, Esenyurt Tapu Müdürlüğünün 11/03/2021 tarihli yazısına ekli tapu kaydından, söz konusu taşınmazın üzerinde ilki 11/06/2019 tarihinde konulmuş 28 adet haciz bulunduğunun saptandığı, Borçluya karşı başlatılan takiplerin çoğalmış olmasının, ödemelerin tatil edildiğinin göstergelerinden olduğu, 2018 ile 2020 yılları arasında borçlu aleyhine 171 icra takibi başlatılmış olmasının ödemelerin tatil edildiğinin emaresi olarak değerlendirilebileceği, her ne kadar davalı tarafça, başlatılan takiplerin bir kısmının prosedürel işlemler gereği kapatılamadığı, bir kısım takip alacaklılarıyla anlaşma sağlanarak bu alacaklılara kısmi ödemeler yapıldığı savunulmuşsa da dosya kapsamındaki belgelerden bu yönde bir tespit yapılamadığı,\" bildirilmiştir. İlk Derece Mahkemesince aynı bilirkişi heyetinden alınan 23.05.2022 tarihli ek raporu ise:\"...2018 yılından huzurdaki davanın açıldığı tarihe kadar başlatılmış olup da dava tarihi itibariyle açık durumda olan 100'den fazla icra takibi mevcuttur. Sayın Mahkemenizce celp ettirilen belgelerden, davalının derdest davanın açılmasından sonraki süreçte aleyhine başlatılan takiplere ilişkin olarak ödemeler yaptığı, bu ödemelere istinaden bir kısım icra dosyalarının haricen tahsil bildirimi sonucunda kapalı duruma geldiği, bir kısım icra dosyalarının feragat sonucunda kapandığı anlaşılmıştır. Nitekim davacı da huzurdaki davanın açılmasından sonraki süreçte alacağını tahsil ettiğini bildirmiştir. Ancak bu gelişmeler huzurdaki davanın açıldığı tarihten sonra gerçekleştiğinden, bu gelişmelerin davacının dava tarihi itibariyle “haklılık” durumuna bir etkisi bulunmamaktadır. Kök raporda işaret edildiği üzere borçluya karşı başlatılan takiplerin çoğalmış olması ödemelerin tatil edildiğinin göstergelerindendir. Huzurdaki davanın açıldığı tarih itibariyle raporda işaret edildiği üzere, borçluya karşı başlatılan takiplerin çoğalmış olması, davalıya yöneltilen icra takiplerinin sayısı nazara alındığında, dava tarihi itibariyle “ödemelerin tatili” olgusunun varlığından söz edilebileceği, dolayısıyla davacının dava tarih itibariyle haklı olduğu kanaatine varılmıştır.\" şeklindedir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 25.04.2024 tarih ve 2024/1216 E., 2024/1074 K. sayılı ilamı:\"...Kamu düzenine aykırılık hallerinin re'sen gözetildiği, istinaf nedenleriyle sınırlı ve usulüne uygun olarak istinaf inceleme ve denetiminin yapıldığı; dosya içeriği, kararın dayandığı gerektirici sebepler ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı, keza; davalının muaccel borçlarını sürekli ve genel bir nitelikte ödeyememesi durumunun bulunmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.\"şeklindedir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 14.03.2018 tarih ve 2017/2823 E., 2018/2186 K. sayılı ilamı:\"...Mahkemece, davalı kooperatif adresine gidilip kapalı olması nedeniyle kooperatifin borçlarını ödemeyi tatil ettiği gerekçesiyle iflas talebinin kabulüne karar verilmiş ise de bu konuda yapılan inceleme karar vermeye yeterli değildir. Mahkemece varılan bu yargının aksine, dosya kapsamından ödemelerin yapıldığı, kooperatifin ödemelerini tatil etmediği anlaşılmaktadır. Dosyada bulunan deliller nazara alındığında davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.\"şeklindedir. İlk Derece Mahkemesince alınan bilirkişi heyeti raporunda davalı şirket aleyhine dava tarihi itibariyle açık durumda olan 100'den fazla icra takibi mevcut olması nedeniyle ödemelerini tatil ettiği kanaat olarak bildirilmiş mahkemece de bu tespite itibar edilmiş ise de, açık olduğu bildirilen icra takip dosyalarının kesinleşip kesinleşmediği ve dosyalara davalı tarafından ödemeler yapılıp yapılmadığı tespit edilememiştir. Davacının alacaklı davalının borçlu olarak yer aldığı İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasına dava tarihinden önce davalı tarafça herhangi bir ödeme yapılmamış ise de, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı yine davanın tarafları arasındaki dosyada iş bu davanın açıldığı tarih olan 23.11.2020 tarihinde önce takip borçlusu davalı tarafından 30.10.2020 tarihinde 10.000,00 TL, 11.11.2020 tarihinde 10.000,00 TL ve 13.11.2020 tarihinde 5.000,00 TL olmak üzere kısmi ödemeler yapılmıştır. Ayrıca bilirkişi kök raporunun ticari defter ile kayıtlar üzerinde inceleme ile oluşturulan ve yukarıda yer verilen dördüncü ve altıncı sayfalarında davalının diğer borçlarına dava tarihi itibariyle yapılan kısmi ödemelerinden bahsedilmiştir. Bu hali ile davalının muaccel borçlarını sürekli ve genel bir nitelikte ödeyememesi durumunun bulunmadığı bu nedenle de ödemelerinin tatil etmesine ilişkin doğrudan doğruya iflas sebebinin dava tarihi itibariyle mevcut olmadığı kanaatine varılmış olmakla davalının dava tarihinde haklı olması nedeniyle davalı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken aksi yönde karar verilmiş olması isabetsiz bulunduğundan davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebine itibar edilmiştir. Açıklanan sebeplerle; davanın esasıyla ilgili olarak yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, mahkemece kanunun olaya uygulanmasında hata edilmiş ise de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı anlaşıldığından, davalı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (2) numaralı alt bendi uyarınca kararın kaldırılarak yeniden esas hakkında karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere, 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/10/2023 tarihli 2020/660 E. 2023/508 K. sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA ve YENİDEN HÜKÜM TESİS EDİLEREK, a-Dava konusuz kaldığından ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, b-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar harcının davacı tarafından peşin yatırılan 54,40 TL harçtan  mahsubu ile bakiye 561,00 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, c-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, ç-Davalı ve feri müdahiller tarafından yapılan yargılama giderleri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, d-Davalı taraf vekille temsil olunduğundan Dairemizin karar tarihi itibariyle yürürlükte olan AAÜT'nin 2/3 ile 6. maddeleri uyarınca takdir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, e-Yatırılan gider/delil avansından artan kısmın taraflara ilk derece mahkemesince iade edilmesine, 2-İstinaf yargılama giderleri yönünden; a-Davalı tarafça yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, b-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından, davalı tarafça yatırılan 269,85 TL'nin mahsubu ile bakiye 345,55 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, c-Davalı tarafça yapılan 738,00 TL istinaf başvurma harcı, 269,85 TL istinaf karar harcı ve 180,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.187,85 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ç-Yatırılan delil avansından kalan kısmın taraflara karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesince iade edilmesine, d-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, e-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğ edilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK'nın 361/1. fıkrası ve 7499 sayılı Yasa'nın 37/1.a maddesi ile değişik 2004 sayılı İİK'nın 164. maddesi uyarınca, kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.15/01/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"002136e7a1175f4f","SID":"d5d0a9d35a6e24db"}}