{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/2150 <br>KARAR NO: 2025/50<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2023/207<br>KARAR NO: 2023/787<br>KARAR TARİHİ: 21/09/2023<br>DAVA TÜRÜ: İflas<br>DAVA TARİHİ: 05/03/2023<br>KARAR TARİHİ: 15/01/2025<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Afyonkarahisar 2. Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla), 03/11/2022 T., 2022/105 E., 2022/761 K. sayılı ilamı ile davalıdan alacaklı olduğu, ilamın 27/12/2022 tarihinde kesinleştiği, Eskişehir ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas numaralı dosyasıyla icraya konulduğu, icra emrinin davalı şirkete 22/01/2023 tarihinde tebliğ edildiği, davalı şirket, müvekkile olan borcunu 7 gün içinde ödemediğinden icra takibinin kesinleştiğini belirterek ... Temizlik ve Medikal Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nin 2004 sayılı yasanın 177. maddesinin birinci fıkrasının dördüncü bendi uyarınca iflasını talep etmiştir.<br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin yapmış olduğu ticari faaliyetler neticesi arsa sahiplerinin haksız sözleşme iptalleri, şirketin alacaklarını alamamış olması ve piyasalarda yaşanan sıkıntıların da etkisi ile mali durumu bozulduğunu, borçlanma maliyetlerinin yükseldiğini, faaliyetlerinde aksamalar meydana geldiğini ve şirketin icra tehdidi ile karşı karşıya kaldığını, şirketin bu hususta hali hazırda alacakları ile ilgili hukuk mücadelesi sürdüğünü, görülmekte olan davalarında karar çıkması halinde müvekkil şirket ekonomik durumunu toparlanacağını ve borçlarını ödeyecek duruma geleceğini, müvekkili şirketin iyi niyetli olup davacıya karşı olan ilamdan kaynaklı borcunu mali durumunu toparlaması durumunda derhal ödeme gayesi içinde olduğunu, ancak iflası halinde bu durumun ortadan kalkacağını, iflasın davacıya da bir yararı olmayacağını savunarak davanın reddedilmesini mahkeme aksi kanaatte ise müvekkili şirketin alacak davalarının bekletici mesele yapılmasını istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İİK.nun 177/4 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılmış davalının  iflâsı istemine ilişkin davada, iflâs talebi ilan edildiği, 35.000,00 TL iflâs avansının davacı tarafça yatırıldığı, davalı şirketin sicil kaydının faal olarak devam ettiği, firma adresi itibariyle davaya bakmanın mahkememiz yetki alanında kaldığı, davacı tarafından alacağın tahsili için açılan davanın davacı lehine sonuçlandığı, davacının Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyası üzerinden davalı aleyhine ilamlı icra takibine geçtiği, davalı tarafından ilama müstenit alacağın ödenmediği ve dosyada bir tehiri icra kararının da bulunmadığı, şirket yetkilisinin İİK'nın 177/4 ncü maddesi uyarınca dinlenmek üzere duruşmaya davet edildiği ve beyanda bulunduğu gerekçesiyle Davanın KABULÜNE, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde ... sicil numarası ile kayıtlı ve muamele merkezi \"... Mahallesi ... Sk. ... Blok Apt.No:... Esenyurt/İstanbul \" olan ... TEMİZLİK VE MEDİKAL SANAYİ TİCARET LİMİTED  ŞİRKETİ'nin 21/09/2023 günü saat: 11:14 itibariyle İFLASINA karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkili şirketin yapmış olduğu ticari faaliyetler neticesi arsa sahiplerinin haksız sözleşme iptalleri, şirketin alacaklarını alamamış olması ve piyasalarda yaşanan sıkıntıların da etkisi ile mali durumu bozulduğunu, borçlanma maliyetlerinin yükseldiğini, faaliyetlerinde aksamalar meydana geldiğini ve şirketin icra tehdidi ile karşı karşıya kaldığını, şirketin bu hususta hali hazırda alacakları ile ilgili hukuk mücadelesi sürdüğünü, görülmekte olan davalarında karar çıkması halinde müvekkil şirket ekonomik durumunu toparlanacağını ve borçlarını ödeyecek duruma geleceğini, müvekkili şirketin iyi niyetli olup davacıya karşı olan ilamdan kaynaklı borcunu mali durumunu toparlaması durumunda derhal ödeme gayesi içinde olduğunu, ancak iflası halinde bu durumun ortadan kalkacağını, iflasın davacıya da bir yararı olmayacağını, nitekim davacının alacak kaleminin yabancı para cinsinden olması, günümüzün ekonomik koşulları ve döviz kurundaki artış sebebiyle müvekkil şirket tarafından ödenemediğini, İlk Derece mahkemesinin döviz cinsinden davayı kabul etmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, İlk derece mahkemesinin depo kararı verip borcu ödemek için bir gün belirlememiş olmasının açıkça hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı Kanunun 341 nci maddesi uyarınca istinaf kanun yolu açık olan davadaki yasal şartları taşıyan istinaf incelemesi, 6100 sayılı Kanunun 355 nci maddesi uyarınca resen gözetilen kamu düzenine aykırılık halleri dışında, taraflarca yargılama aşamasında ileri sürülen iddia ve savunma kapsamında kalan ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır. Dava, ilama dayalı alacağın icra emriyle istenilmesine rağmen ödenmemesi sebebiyle 2004 sayılı İcra İflas Kanununun 177 nci maddesi uyarınca açılan iflas istemine ilişkindir. Davacının Afyonkarahisar 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla) 2022/105 E., 2022/761 K. sayılı ilamı uyarınca başlattığı Eskişehir ... İcra Dairesinin ... E. sayılı ilama dayalı takip dosyasında davalıya icra emrinin 22.01.2023 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, alacağın davalı tarafça ödenmediği, ilamın 27.12.2022 tarihinde kesinleştiği görülmektedir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 2004 sayılı Kanunun 177 nci maddesinde, “ Doğrudan Doğruya İflas Halleri “ üst başlığı altında, “Evvelce takibe hacet kalmaksızın iflas”, “ Alacaklının talebi” düzenlenmiştir.  Maddenin birinci fıkrasında, aşağıdaki hallerde alacaklının evvelce takibe hacet kalmaksızın iflasa tabi borçlunun iflasını isteyebileceği ifade edilmiştir. Yasada belirtilen “4” bent ise sırasıyla,\"1-Borçlunun malum yerleşim yeri olmaz, taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla kaçar, alacaklıların haklarını ihlal eden hileli muamelelerde bulunur veya bunlara teşebbüs eder yahut haciz yoluyla  yapılan takip sırasında mallarını saklarsa; 2-Borçlu ödemelerini tatil eylemiş bulunursa; 3-308 inci maddede ki hal varsa; 4-İlama müstenit alacak icra emriyle istenildiği halde ödenmemişse,..” şeklinde sayılmıştır.İlamı icraya koyarak borçluya icra emri gönderen alacaklı, icra emrine konu alacağın ödenmemesi üzerine haciz yolu ile takibe devam edebileceği gibi haciz yolu ile takibini İİK 43/2'ye göre iflas yoluna çevirmeden ticaret mahkemesine başvurarak borçlunun doğrudan doğruya iflasına karar verilmesini isteyebilir. Bu halde borçluya icra emri tebliği yeterli olup, ayrıca iflas ödeme emri tebliğine gerek bulunmamaktadır. 2004 sayılı Kanunun 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (4) bendi gereğince doğrudan doğruya iflas davası açmak için kural olarak ilamın kesinleşmesine gerek yoktur. Ancak, takibin dayanağı ilam için istinaf mahkemesinden ya da Yargıtay'dan \"icranın geri bırakılması\" kararı alınması halinde ticaret mahkemesi, ilamın kesinleşmesini \"bekletici mesele\" yapmalıdır (Mahmut Coşkun, Konkordato ve İflas, 2. Baskı, sayfa 726). Somut olaydaAfyonkarahisar 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla) 2022/105 E., 2022/761 K. sayılı ilamı 27/12/2022 tarihinde kesinleşmiştir. İflas davasında yetkili mahkeme, 2004 sayılı Kanunun 154 ncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yerdeki ticaret mahkemesidir. Bu yetki, kamu düzenine ilişkindir. Davalı şirketin muamele merkezi Esenyurt/İstanbul olup, dava görevli ve yetkili mahkemece açılmış, davacı tarafından iflas avansı yatırılmış ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde 29.09.2023 tarihinde yasal ilan yapılmıştır. 2004 sayılı Kanunun 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (4) bendi 2. cümlesi, ''Türkiye'de yerleşim yeri veya mümessili bulunan borçlu dinlenmek için kısa bir müddette mahkemeye çağırılır'' hükmü uyarınca davalı şirket temsilcisinin dinlenilmek üzere meşruhatlı davetiye ile çağrılması, davetiyeye uyarak gelmesi halinde dinlenmesi gerekmektedir. Bu hüküm emredici nitelikte olduğundan mahkemece re'sen gözetilmesi zorunludur. Dosya kapsamı incelendiğinde; davalı şirket yetkilisinin 13.07.2023 tarihli celseye katılarak dinlendiği görülmüştür. 2004 sayılı Kanunun 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (4) bendi hükümlerine dayanılarak açılan iflas davalarında depo emri çıkartılmasına gerek bulunmamaktadır. Mahkemece icra emri tebliğine rağmen ödeme yapmayan davalı şirketin iflasına karar verilebileceğinden davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebine itibar edilmemiştir (Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 19.01.2023 tarih ve 2021/6212 E., 2023/139 K. sayılı ilamı). Davalı vekilinin başka mahkemelerdeki alacaklı oldukları dosyaların bekletici mesele yapılması gerektiğine ilişkin istinaf sebebine ise, 2004 sayılı Kanunun 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (4) bendi hükmünün açık olması ve davalının ödeme yapmadığının sabit olması nedeniyle itibar edilmemiştir. Davalı vekilinin mahkemenin döviz cinsinden davayı kabul etmesinin açıkça hukuka aykırı olduğu yönündeki istinaf sebebine ise, Afyonkarahisar 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla) 2022/105 E., 2022/761 K. sayılı ilamı uyarınca Euro cinsinden hükmedilen ilama konu alacağın icra emrinde fiili ödeme tarihindeki T.C. Merkez Bankasının efektif satış kuru üzerinden Türk Lirası karşılığının istenilmiş olması nedeniyle itibar edilmemiştir. Sonuç olarak, istinaf başvurusunda bulunan davalı taraf icra emri tebliğine rağmen ilama bağlı alacağı ödemediğinden iflas kararı verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Açıklanan sebeplerle; incelenen mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davalı tarafın istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından yatırılan 738,00 TL istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından, davalı tarafından yatırılan 269,85 TL'nin mahsubu ile bakiye 345,55 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince iadesine, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.15/01/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"28b483c358aa79da","SID":"9819067463110031"}}