{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ   27. HUKUK DAİRESİ        <br>     Esas No: 2023/28 - Karar No:2025/131<br>                        T.C.<br>                   ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         27. HUKUK DAİRESİ       <br>DOSYA NO\t: 2023/28 <br>KARAR NO\t: 2025/131<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 26/09/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/92 E-2022/699 K<br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLLERİ\t:<br>DAVALI\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br><br>KARAR TARİHİ\t:04.02.2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t:04.02.2025\t<br><br>\tDavacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan  itirazın iptali istemine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>\tDavacı vekili: Taraflar arasında 13/10/2016 tarihli taşeron sözleşmesi imzalandığını, işin görülmesi sırasında meydana gelen iş kazasından kaynaklı olarak ... 'ün mirasçılarına müvekkili tarafından tazminat ödenmek zorunda kalındığını,  bu hususta davalının sözleşmesel sorumluluklarını ihlal etmesi nedeniyle müvekkilinin ödemek zorunda kaldığı tazminatların, sözleşmenin ilgili hükümleri doğrultusunda müvekkiline ödenmesi konusunda Ankara 53. Noterliğinden 16.11.2020 tarihinde ihtarname keşide edildiğini, ancak davalı tarafından ödeme yapılmadığını  ve bu nedenle Ankara 31. İcra Müdürlüğünün 2020/10713  sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğunu,  taraflar arasında imzalanan 13/10/2016 tarihli ve \"... Parselde bulunan taşınmazın kalıp işlerinin yapımı, kalıbın yapılması sökülmesi, çıkan kalıbın temizlenmesi, yağlama işleri velhasıl hafriyattan betonarmenin bitimine kadar tüm kalıp işleri, kerestenin işverenin belirteceği yere istifinin yapılması \" konulu sözleşmenin \"Ana Firma Yükümlülükleri\" başlıklı maddesinin 19. fıkrası dikkate alındığında davalı şirketin iş kapsamında ortaya çıkabilecek risklerin ortadan kaldırılması maksadıyla mali mesuliyet sigortası yaptırma yükümlülüğü altında olduğu, bu hükme aykırı davranılması durumunda ise sözleşmenin \"Teminat ve Cezalar\" başlıklı maddesi uyarınca  taraflarca yükümlülüklerin kısmen veya tamamen veya gereği gibi verine getirilmemesi durumunda ihmalkar davranan tarafın sözleşme bedelinin %5'i  oranında cezai şart yükümlülüğü altında olduğu hükmünün düzenlendiğini, sözleşmeye uygun olarak mutabık kalınan hakediş ve istihkaklar doğrultusunda davalı şirket tarafından müvekkiline bugüne kadar 3.197.000,00 TL ödeme yapıldığını, bu kapsamda basit bir hesaplamayla cezai şart miktarının 159.850,00 TL tutarında olduğunu,  öte yandan müvekkilinin davalıdan sözleşmesel alacağı da bulunduğunu, bu  bağlamda sözleşme kapsamında davalı ile mutabık kalınan, ödemesi daire teslimi olarak tapu devri veya satış bedelinin ödenmesi yoluyla yapılacak olan ... B Blok 5. kat 20 numaralı bağımsız bölüm satışının müvekkilince yapıldığını ve fakat satış bedelinden 300.000,00 TL’nın işin ifası sırasında meydana gelen ölümlü iş kazası nedeniyle müvekkili şirketin teminatı olarak davalı yedinde tutulduğunu ve buna ilişkin davalı ile müvekkili vekili arasında tutanak tutularak müteveffa yakınlarına 200.000,00 TL tutarında ödeme yapılacağının düzenlendiğini, davalının bu tutarı yedinde tutmasının hukuki bir dayanağının bulunmadığını, bu durumun “Hiç kimse kendi kusurundan yararlanamaz” prensibi ile ters düştüğünü, zira iş kazası nedeniyle ortaya çıkan zararın  müvekkili veya davalı şirkete yüklenmesinin sebebinin sözleşmede düzenlenen mali mesuliyet sigortasının yaptırılmamasının bir sonucu olduğunu,  belirtilen tutanakla aynı gün imzalanan Sulh, Feragat ve İbraya İlişkin Protokol ile iş kazası sonucu hayatını kaybeden ...’ün mirasçıları ..., ..., ... ve ... tarafından müşterek ve müteselsil sorumluluk gereğince müvekkili ile birlikte davalı şirket aleyhinde açılan Ankara 11.İş Mahkemesinin 2017/635 esas sayılı dosyasında hükmedilen tazminat tutarı ve yargılama giderleri ile feri nitelikteki tüm alacakların ödeneceğinin düzenlendiğini, bu protokole göre mirasçıların vekiline 10.11.2020 tarihinde tutanakla müvekkilinin alacaklarından kesilerek 200.000,00TL’nın ödendiğini, belirtilen 20 nolu bağımsız bölüm satışı neticesinde iş kazası teminatı olarak davalı tarafından yedinde tutulan 300.000,00TL tutarındaki bakiyenin 100.000,00TL’sının müvekkiline ödenmemesi için bir nedenin bulunmadığını, davalının bu miktar kadar sebepsiz zenginleştiğini, davalının sözleşme kapsamında sigorta yapma yükümlülüğünü ihlal etmiş olması nedeniyle ... vekili Av. ...'a müvekkilinin hak kazandığı tutarlardan kesinti yapılmak suretiyle 200.000,00 TL ödeme yapılmış  olmakla 200.000,00 TL tutarındaki bedelin iş kazası nedeniyle hak sahiplerine taşeronluk sözleşmesinden doğan alacaklarına ilişkin barter olarak verilen dairenin satım bedelinden kesilerek ödendiğini, ancak bu durumun ne sözleşme hükümleriyle ne de Türk Borçlar Kanunu hükümleriyle bağdaştığını, sözleşmenin “ana firma yükümlülüklerini” düzenleyen maddesinin 19. fıkrasında düzenlenen sigorta yaptırma yükümlülüğü davalı tarafça yerine getirilmiş olsa idi 200.000,00 TL'lik zararın mali mesuliyet sigorta şirketi tarafından karşılanmış olacağını, yani  söz konusu riskin bertaraf edilmiş olacağını, davalının mali mesuliyet sigortası  yaptırmamış olmasının kendi kusurunu açıkça ortaya koyduğunu,  bu nedenle müvekkilinin ödemek zorunda kaldığı 200.000,00TL tutarındaki bedelin  müvekkiline ödenmesi gerektiğini ancak bu tutarın fazlaya ilişkin hakları saklı olarak şimdilik müspet zararın cezai şart ile karşılanamayan 40.150,00TL’lık kısmının dava edildiğini, keşide edilen ihtarnamenin sonuçsuz kalması üzerine Ankara 31. İcra Müdürlüğünün 2020/10713 sayılı  dosyasında takip başlatıldığını, davalının itiraz ettiğini belirterek itirazın iptali ile takibin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 300.000,00 TL(159.850,00TL cezai şart, 40.150,00TL sözleşmesel zarar ve 100.000,00 TL sebepsiz zenginleşme olmak üzere) üzerinden devamına, haksız ve kötü niyetli itiraz eden davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.<br>\t\tDavalı vekili 23.03.2021 havale tarihli dilekçesinde müvekkili şirketin eski adresine tebligatın usulsüz bir şekilde yapıldığını haricen öğrendiklerini, müvekkilinin Ticaret Sicil Müdürlüğünde ve Mersis kayıtlarında yer alan resmi adresinin \" ...\"  olduğunu  belirtmiş, 21.06.2021  havale tarihli dilekçesinde  taraflar arasında imzalanan sözleşme gereğince tüm ödemelerin yapıldığını, barter sistemi ile devredilmesine karar verilen tüm dairelerin devredildiğini ve davacı tarafça ibranamenin imza altına alındığını, taraflar arasındaki taşeron sözleşmesinde yapılacak işin birim fiyatının 155,00TL olarak belirlendiğini ve belirlen bu fiyat üzerinden kesilen faturaların tamamının ödendiğini,  tarafların ticari defter ve kayıtları incelendiğinde davacının her hangi bir alacağı kalmadığının anlaşılacağını,  ekte sunulan ibranamelerde de davacının barter sözleşmesi gereğince satmış olduğu dairelerin tamamının satıldığı ve davacı tarafça bedelinin tahsil edilerek ibraname verildiğinin görüldüğünü, davacı tarafın işçisinin geçirmiş olduğu iş kazası neticesinde asıl işveren olarak müvekkilinin de sorumluluğu bulunduğundan ve davacı tarafça kaza geçiren işçinin zararı karşılanmadığından müvekkili tarafından işçinin zararı karşılanarak tazminat ödemesi yapıldığını, bu ödemenin de  müvekkili ticari defterlerinde kayıtlı olup ve davacının cari hesabına yansıtıldığını, davacının müvekkili şirketin sigorta yaptırmadığı, bu nedenle yaşanan kaza neticesinde işçiye tazminat ödemek zorunda kalındığı, sigorta yaptırmanın sözleşme gereğince davalıda olduğu bu nedenle tazminatın ödenmesinde kusurlu olduğu iddiasına da katılmadıklarını, taraflar arasında imzalanan sözleşme gereğince yaşanacak tüm kazalardan ve ödenmek zorunda kalınacak tüm tazminatlardan davacı taşeronun sorumlu olacağının açıkça belirtildiğini, davacı taraf gerekli güvenlik önlemlerini almış, gerekli eğitimleri yapmış ve kazanın yaşanmaması için gerekli tüm tedbirleri almış olsaydı iş kazasının gerçekleşmemiş olacak ve bu tazminat ödenmemiş olacağını,  iş bu nedenle kendi kusuruna dayanarak davacının hak iddia etmesinin kabul edilemeyeceğini, yaşanan kazada tüm sorumluluk davacının olup ödenmesi gereken tazminattan da davacının tek başına sorumlu olduğunu belirterek  davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>\t\tİlk derece mahkemesince: Davanın  eser sözleşmesine aykırılık iddiasıyla alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkin olduğu, Ankara 11. İş Mahkemesinin 2017/635 E. Sayılı Dosyası incelendiğinde;06/11/2017 tarihinde açılan davanın davacılarının ..., ..., ..., ..., davalıların ... İnş… Ltd. Şti. ve ... … A.Ş., ihbar olunanın ... olduğu,  davacıların “20/08/2017 tarihinde ... inşaatında davalının işçisi olarak çalışan müteveffa ...’ün iş kazası geçirdiğini ve aynı gün hayatını kaybettiğini, eşi için belirlenecek destekten yoksun kalma tazminatı ile davacılar için toplam 300.000,00-TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini…” talep ettiği,  kararda; “11/07/2019 tarihli raporda belirtilen kusur oranlarına itibar edilerek, müteveffa ...’ün %15 kusurlu olduğu, davalı ... A.Ş.’nin %45 kusurlu olduğu, ... Ltd. Şti.’nin %40 kusurlu olduğu\" gerekçesine yer verildiği, mahkemece verilen 26/10/2020 tarihli kararla; davanın kısmen kabulü ile 94.822,93TL. maddi tazminatın, kaza tarihi olan 20/08/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine,  davacı ... için net 64.000,00TL.  davacı ... için 10.000,00'er TL.’nin kaza tarihi olan 20/08/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacılara ödenmesine... karar verildiği,  kararın 11/02/2021 tarihinde istinaf edilmeyerek kesinleştiğinin görüldüğü, toplanan delillere göre; davanın eser sözleşmesine aykırılık iddiasıyla davacının davalıdan iş kazasında vefat eden işçisinin desteklerine ödediği tazminat yönünden rücuen alacak, sözleşmeye aykırılık sebebiyle  ceza-i şart  ve bakiye  alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkin olduğu, taraflar arası sözleşmenin incelenmesinde; iş güvenliğine ilişkin hükümlerin uygulanmasının davacı sorumluluğunda olduğu, keza “İş güvenliği ekipmanları (baret, emniyet kemeri, işe uygun bot,…) düzenli şekilde kullanılması taşeron tarafından sağlanacaktır.”denildiğinin görüldüğü,  Ankara 11. İş Mahkemesinin kararında müteveffa ...’ün %15 kusurlu olduğu, davalı ... A.Ş.’nin %45 kusurlu olduğu,  davacı ... Ltd. Şti.’nin %40 kusurlu olduğunun değerlendirildiği, müteveffanın yakınları, davacı ve davalı arasında imzalanan 10/11/2020 tarihli Protokol ile, Ankara 11. İş Mahkemesince hüküm altına alınan alacaklara karşılık 270.000,00TL. ... A.Ş. ve ... tarafından ödenmesi kararlaştırılmış olup, bu tutarın 200.000,00TL'lık kısmı aynı tarihli tutanakla davacının alacaklarından kesileceği belirtilerek hem davacı hem davalı tarafından imza altına alındığı, bu durumda, dava dışı mirasçılara ödenmesi kararlaştırılan 270.000,00TL' nın 270.000,00 X 100  =317.647,05 X %40 = 127.058,82TL.'lık kısmı davacının sorumluluğunda olup, davacı alacağından kesilen 200.000,00 – 127.058,82 = 72.941,18TL. bakiye alacağı bulunduğunun hükme esas alınan  bilirkişi kurulunca hesaplandığı ve davacının davalıdan 72.941,18-TL. bakiye alacağı bulunduğu, bu alacak yönünden  Ankara 11. İş Mahkemesinin kararında da müteveffa ...’ün %15 kusurlu olduğu, davalı ... A.Ş.’nin %45 kusurlu olduğu,  davacı ... Ltd. Şti.’nin %40 kusurlu olduğu değerlendirildiğinden  alacağın  baştan beri likit olduğu, davalı tarafından hesaplanabilir olduğundan davacı yararına icra inkar tazminatına ve talebin de belirtildiği şekliyle yasal faize hükmedildiği, davacının  alacaklı olduğu kısım için icra takibinden önce davalıyı BK. 101 maddesi anlamında  usulüne uygun temerrüde düşürmek maksadıyla Ankara 53.Noterliğinin 16/11/2020 tarih ve 33740 yevmiye sayılı ihtarnamesini keşide ettiği ve davalıya 17/11/2020 günü tebliğ olduğu, ihtarda ödeme için 3 iş günü  mühlet verdiği,  23/11/2020 pazartesi günü ise ilamsız icra takibine geçildiği, işlemiş faize ilişkin süre dolmadığından davacının işlemiş faiz talep edemeyeceği, davacı yanca 300.000,00 TL. tutarında teminatı davalı yed’inde tutulduğu, bu teminattan bakiye 100.000,00 TL alacağı bulunduğu ifade edilmekte ise de, sunulan daire satışına ilişkin tutanaklarda davacının alacağı kalmadığını beyan ettiği görülmüş olup, bahse konu 300.000,00 TL'lık teminata ilişkin herhangi bir kayıt sunulmadığından, 100.000,00 TL bakiye alacak iddiasının yerinde olmadığından bu talep yönünden davanın reddine karar vermek gerektiği, davacının cezai şart talebinde ise; davacının davalının mali sorumluluk sigortası yaptırmanın davalının sorumluluğunda olduğunu iddia etmekte ve sözleşmeye aykırılık oluşturduğu gerekçesiyle, sözleşme bedelinin %5’i oranında cezai şart talep ettiği, ne var ki, taraflar arası sözleşmede “iş güvenliği” ve iş güvenliğine ilişkin teçhizatın kullanımını sağlama ve denetlemek de davacının sorumluluğunda olup, bahse konu iş kazası nedeniyle ödenen tazminatın illiyet bağının, mali sorumluluk sigortasına değil, iş güvenliği hükümlerine ilişkin olduğu, bu nedenle davacının cezai şart talebinin yerinde olmadığından reddine karar verildiği gerektiği gerekçesiyle,  davanın kısmen kabulüne; Ankara 31. İcra Müdürlüğünün 2020/10713 sayılı dosyasında 72.941,18 TL'lik asıl alacak kısmı ile ilgili borçlu itirazının  iptali ile takipten itibaren asıl alacağa işleyecek yasal faizi ile takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, İİK'nun 67/2.maddesi gereğince alacağın %20'si oranında  (14.588,23TL) icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. <br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Taraflar arasındaki 13/06/2016 tarihli taşeron sözleşmesinin “Ana Firma Yükümlülükleri” başlıklı maddesinin 19. fıkrası dikkate alındığında davalı şirketin iş kapsamında ortaya çıkabilecek risklerin ortadan kaldırılması maksadıyla mali mesuliyet sigortası yaptırma yükümlülüğü altında olduğunu,  iş bu hükme aykırı davranılması durumunda ise sözleşmenin “Teminat ve Cezalar” başlıklı maddesinde “taraflarca yükümlülüklerin kısmen veya tamamen yerine getirilmemesi veya gereği gibi yerine getirilmemesi durumunda ihmalkar davranan tarafın sözleşme bedelinin %5’i (yüzdebeş) oranında cezai şart yükümlülüğü altında olduğu...\" hükmünün tanzim edildiğini, davalı tarafından müvekkiline bugüne kadar 3.197.000,00 TL ödeme yapıldığı gözetildiğinde davalı tarafından sözleşmeye aykırılık halinde ödenmesi taahhüt edilen cezai şart miktarının 159.850,00 TL tutarında olduğunu, söz konusu işin görülmesi sırasında meydana gelen iş kazasından kaynaklı olarak ...’ün mirasçılarına davalının All Risk sigortası yaptırma yükümlülüğünü ihlal etmesi nedeniyle müvekkili tarafından tazminat ödenmek zorunda kalındığını, bu hususta davalının sözleşmesel sorumluluklarını ihlal etmesi nedeniyle müvekkilinin bu bedeli ödemek zorunda kaldığını, 16.11.2020 tarihinde ihtarname keşidesine rağmen davalı tarafından ödeme yapılmadığından Ankara 31. İcra Müdürlüğünde 2020/10713 sayılı dosyada icra takibi başlatıldığını, mahkemece dosyanın bilirkişi raporu alınmak üzere, üçünün de hukukçu kimselerden oluştuğu bilirkişi heyetine tevdi edildiğini, bilirkişilerin raporda birden fazla kez hukuki niteleme yaptığını,  mahkemece de açıkça kanun hükmüne aykırı söz konusu rapora itibar edilerek hüküm kurulduğunu ve bu konudaki itirazlarının görmezden gelindiğini, 13/06/2016 tarihli taşeron sözleşmesi gereği inşaatın yapılması sırasında inşaat çalışanlarından ...'ün geçirdiği iş kazası sebebiyle mirasçılara 200.000,00 TL tutarında ödeme yapıldığını ve bu bedelin müvekkili alacağından kesildiğini, davalı sözleşmede üstlendiği üzere  All Risk sigortası yaptırmış olsa idi, ilgili bedel sigorta şirketi tarafından ödenecek iken müvekkilinin katlanmak zorunda kaldığını, bu hususta, davalının sözleşmesel sorumluluklarını yerine getirmemesi nedeniyle cezai şartın koşullarının oluştuğunu, yani davalı şirketin yükümlülüklerini ihlal ettiğini, bilirkişiler tarafından cezai şart talebinin yerinde olmadığı düşünüldüğü belirtilerek hukuki değerlendirme yapıldığını,  davalının yükümlülüklerini ihlal ettiğinden,  bu halde hem cezai şart bedeli hem de uğranılan zararın davalı tarafından ödenmesi gerektiğini, müvekkilinin davalının sözleşme hükümlerine aykırı davranışından ötürü uğramış olduğu zararın salt bununla da sınırlı olmadığını, 159.850,00 TL'lik kısmı cezai şart olarak belirlenen kısmından herhangi bir indirim ve mahsup yapılmasının mümkün olmadığını, zira  davalının sözleşmesel yükümlülüklerini açıkça ihlal ettiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte kusur indirimi yapılabilecek tek tutarın dava dilekçesinde talep ettikleri 40.150,00 TL tutarındaki sözleşmesel müspet zarar olduğunu, müvekkilinin alacaklarından 100.000,00 TL'lık bakiye kısmın davalı yedinde tutulduğuna ilişkin efektif bir araştırmanın mahkemece yapılmadığını, müvekkiline atfı kabil bir kusur bulunmamakla beraber davanın tümden reddi gerektiğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Ankara 11. İş Mahkemesinde 2017/635 E. Sayılı dosyasında ödemesine karar verilen tazminatın taraflar arasında uzlaşılarak 200.000,00 TL olarak ödenmesi karşısında  iş mahkemesi dosyasında yer alan rapor doğrultusunda müvekkili  şirketin %40 oranında yaşanan kazada kusurlu olduğu gerekçesi ile ödenen tazminatın 72.941,18 TL kısmından sorumlu olduğu hususuna itiraz ettiklerini, iş mahkemesi  dosyasında alınan bilirkişi raporunda İş Kanunundan kaynaklı olarak inceleme yapıldığını ve  müvekkili şirketin sadece İş Kanunu kapsamında gerekli denetimi yapmadığı gerekçesi ile sorumlu tutulduğunu, İş Mahkemesinde alınmış olan bu karar ile müvekkilinin ödenen tazminattan %40 oranında sorumlu olduğu sonucunu doğurmayacağını, bu doğrultuda mahkeme tarafından verilmiş olan kararda  iş mahkemesindeki raporun değerlendirmesinin de hatalı olduğunu, öncelikli olarak iş hukuku kapsamında alınan rapordaki kusur oranının iş bu davada değerlendirilemeyeceğini, kabul etmemekle beraber  hesaplamada hata yapıldığını  ve kazazedenin de kusurunun müvekkiline yansıtıldığını, iş kazasına ilişkin tazminat davasında zaten dosyada belirlenen 270.000,00 TL tazminatın müvekkili ile davacı şirketin toplam %85 kusuruna göre belirlendiğini, yani normalde iş kazası dosyasındaki davacı kazazedenin 310.500,00TL tazminat alması gerekirken kendisine atfedilen %15 kusur düşülmesi neticesinde 270.000,00 TL tazminata hükmedildiğini, bu nedenle ödenen 270.000,00TL 'nın % 45'inden davacı sorumlu olacağı hesaplaması hatalı olup ödenmesi gereken 310.500,00 TL'nin %45'inden davacının sorumlu olması gerektiğini,  İş mahkemesi kararı ve bilirkişi raporunun Yargıtay ya da istinaf incelemesi görmediğinden işbu davada esas alınamayacağını yeniden kusur oranının hesaplanması ve incelenmesi gerektiğini, bu hususunda İş Kanunu kapsamındaki sorumluluk esas alınarak değil, eser sözleşmesinden kaynaklı davalardaki sorumluluk esas alınarak yapılması gerektiğini,  mahkeme tarafından karara esas alınmış olan  raporda taraflar arasındaki eser sözleşmesini incelediğini ve müvekkilinin sorumluluğunun olmadığını, sözleşme gereğince tüm yükümlülüğün davacıda olduğunu belirlediğini,  fakat daha sonrasında iş hukuku kuralları çerçevesinde müvekkilinin sorumlu tutulduğunu,  emsal Yargıtay kararı doğrultusunda değerlendirme yapılarak sorumluluğun ve varsa tazminatın yeninden değerlendirilip karar verilmesi gerekirken mahkeme tarafından tüm bu unsurların göz ardı edilerek  eksik ve  hatalı karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tEser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin davada  mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. <br>\tTaraflar arasındaki sözleşme 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesidir.<br>\tDava, taraflar arasında ... parsel sayılı taşınmazda kalıp işlerinin yapımı, kalıbın yapılması, sökülmesi, çıkan kalıbın temizlenmesi, yağlama işleri, hafriyattan betonarmenin bitimine kadar tüm kalıp işleri, kerestelerin işverenin belirteceği yere istifinin yapılması işini konu alan eser sözleşmesi kapsamında işçinin vefatı nedeniyle mirasçıları tarafından Ankara 11. İş Mahkemesinin 2017/635 esasında açılan dava nedeniyle ödenen bedel, cezai şart ve davalı yedinde tutulan alacağın tahsili istemiyle yapılan icra takibine itirazın iptali, icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. <br>\tEser sözleşmelerinde, yüklenici üstlendiği işin uzmanı olup basiretli bir tacir ve iş adamı olarak işin tekniğine göre yerine getirilmesi yönünden iş sahibinden talimat almayacağından, yüklenici veya elemanının kaza sonucu uğradığı zararlardan kural olarak iş sahibi sorumlu değildir. Ancak olayın ve bunun sonucu yaralanma veya ölümün meydana gelmesinde etkili ve nedensellik bağı bulunan bir ihmal ve eyleminin bulunması ve kusurlu olması halinde sorumlu tutulabilir. Bu durumda iş sahibinin kusurlu olup olmadığının iş ve sosyal güvenlik mevzuatı ile iş güvenliği hükümlerine göre değil eser sözleşmesi ve Borçlar Hukukunun sorumluluk ilkelerine göre saptanması gerekir.(Yargıtay 15 HD'nin 2017/2546 E,2018/1106 K sayılı, 22/03/2018 tarihli ilamı)\t<br>\tBu durumda eser sözleşmesinden kaynaklanan davalarda iş kazasına dayalı rücuan alacak taleplerin de tarafların sorumluluklarının eser sözleşmesi çerçevesinde incelenip değerlendirilmesi gerekir.\t<br>\t\tDava konusu somut olayda; bu kapsamda mahkemece taraflar arasındaki sözleşmede tarafların hak ve sorumlulukları, rücu davasına konu olayın meydana gelmesinde eser sözleşmesi kapsamında   tarafların sorumlulukları incelenip değerlendirilmesi gerekirken iş güvenliği ilkelerine göre inceleme yapan bilirkişi raporuna dayanılarak, kusur yönünden yaptırılan inceleme ve alınan bilirkişi raporunun hükme yeterli kabul edilmesi doğru olmamıştır.\t<br>\tYine yerleşik içtihatlarda da kabul edildiği üzere davaya konu olaya ilişkin davanın taraflarını etkileyecek şekilde ceza davası açılmış ve maddi olayın tespiti noktasında hüküm kurulmuş ise bu durumda eldeki davada tarafların sorumlulukları noktasında sonuca etkili olacağından ceza davasının da açılıp açılmadığı araştırılarak, varsa ceza davası da değerlendirilmek suretiyle sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ve araştırmayla hüküm kurulması doğru olmamıştır. <br>\tAçıklanan nedenlerle taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, sair istinaf nedenleri ve esası incelenmeksizin mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.<br>               HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne,<br>2-Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26.09.2022 tarih, 2021/92 E- 2022/699 K sayılı kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi  gereğince kaldırılmasına,<br>3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>4-Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,<br>5-Davalı tarafından yatırılan 1.245,65 TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,<br>6-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve ödedikleri istinaf başvuru harçlarının ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, <br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak  04.02.2025  tarihinde oybirliği ile karar verildi.\t\t<br><br>\t<br>           Başkan  ...                   Üye ...              Üye ...                Katip...\t\t\t\t<br>e-imzalıdır       e-imzalıdır        e-imzalıdır       e-imzalıdır<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f1dc98762272fcb9","SID":"44f90524ad6292fc"}}