{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/88 <br>KARAR NO: 2025/73<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ARA KARAR TARİHİ: 10/12/2024 <br>NUMARASI: 2024/795 Esas <br>DAVA: Ticari Şirket (Fesih İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/02/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati tedbir talep eden davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesi ile; ... A.Ş. 26.03.2008 tarihinde “elektrik enerjisi üretim tesisi kurulması, işletmeye alınması, kiralanması, elektrik enerjisi üretimi, üretilen elektrik enerjisinin ve/veya kapasitesinin müşterilere satışı ile iştigal etmek” üzere 50.000 TL sermaye ile kurulduğunu, Davalı şirketin sermayesi çeşitli defalar artırılmış ve 24.07.2019’da 36.732.475,00.-TL’na yükseltildiği, Davacı müvekkilleri ... Üretim A.Ş.’nin ortakları olup müvekkillerin davalı şirketteki payları toplam olarak %30’dur. Davalı şirketin pay sahiplerinin babası olan ...’ın 2012 yılındaki vefatından sonra şirketler ... tarafından yönetilmeye başlandığı, ...’ın çoğunluk pay sahibi olarak belirtildiği şirketlerin yönetim kurulu başkanı yine ... olduğu, ...’ın keyfi yönetim üslubu, diğer pay sahiplerine bilgi vermekten kaçınması ve şirketlerin kaynaklarını kendisinin veya çoğunluk pay sahibi olduğu şirketlerin menfaatine kullandığına ilişkin alınan duyumlar ve bunlar üzerine yapılan tespitler, pay sahipleri arasında 2017 yılından itibaren ihtilafların baş göstermesine sebep olduğunu, Davalı şirketin ... tarafından kötü ve yanlı yönetimi nedeniyle, davalı şirket de dahil, çeşitli şirketler aleyhine açılmış olan pek çok dava ve verilen kararların icrasına ilişkin açılan takiplerle ilgili şikayetler gibi çok sayıda derdest dava dosyası bulunduğunu, Davalı şirket, yenilenebilir jeotermal enerji üretmek ve satmak için kurulmuş bir şirket olup bu nedenle bankalardan krediler alınmış ve 2018-2019 yıllarında ... ve ... ismi verilen iki adet tesis kurulduğu,  enerji santralleri halihazırda aktif olarak işlediği, buna rağmen şirket, halen kara geçememiş olup kredi borcunu ödemeye devam ettiğini, şirketin kara geçememe sebeplerinden biri davalı şirketin tesislerinin kurulumu tamamlandığı ve üretiminde son iki senedir herhangi bir artış olmadığı halde yüksek tutarlarda yatırımlar yapılmasından olduğunu, halbuki davalı şirketin tesisleri için yapılan yatırımların yeni olduğu ve halen garanti altında olması gerektiği göz önünde bulundurulduğunda çok kısa bir süre içinde şirketin tekrar toplamda 302.920.080.-TL’lik “verimlilik ve iyileştirme” yatırımına ihtiyaç duyması gerçekçi değildir ve başka bir amacın olduğunu göstermekte olduğunu, diğer yandan şirketin 2023 yılı sonu itibariyle dönen varlıkları 284.340.984.-TL, Kısa Vadeli Yükümlülükleri 1.179.510.241.-TL’dir. Buna göre kısa vadeli yükümlülükler dönen varlıkları 895.169.257.-TL aştığını, bu durum şirketin borçlarını karşılamayacağı ve şirketin sürekliliğine ilişkin ciddi şüphe oluşturabilecek önemli bir belirsizliğin varlığını gösterdiğini, davalı şirketin bankalara yatırım kredisinden kaynaklanan borç bakiyesinin 2023 mali yılı sonu itibariyle 100.181.486.-USD olduğu belirtildiğini, bunun dışında davalı şirketin, müvekkillere toplam 2.850.000-USD ana para borcu  bulunduğunu, davalı şirketin müvekkillerine olan borcunun ne zaman ödeneceği her sorulduğunda, şirketin bankalarla imzaladığı “kredi sözleşmeleri” gerekçe gösterilerek ödeme yapılamadığı, buna karşılık davalı şirket, ...’ın çoğunluk paya sahip olduğu diğer şirketlere çeşitli bahaneler yaratarak düzenli sayılabilecek başka ödemeler yapıldığı, ..., ... Holding A.Ş.’nde %84,5, ... A.Ş.’nde %70 ve ... Ticaret A.Ş.’nde %70 oranında pay sahibi olup bu şirketlerin yönetim kurulu başkanı olduğunu, Davalı şirket, bu şirketlere son üç yıl içinde danışmanlık, garantörlük komisyonu, vs. isimler altında 146.060.971.-TL ödediği, ... Holding A.Ş.’ne son üç yıl içinde yapılan 24.533.101.-TL ödenmiş ve ödemenin önemli bir kısmını danışmanlık hizmetleri oluşturduğu, 2018 yılından bu yana verilen danışmanlık hizmetlerinin kapsamı, neye ilişkin olduğu ve nasıl ücretlendirildiği konusundaki sorulara  ise davalı şirketten hiçbir zaman tatminkar bir açıklama alınamadığını, ayrıca, davalı şirkette 102 kişi çalışırken, 38 çalışanı olan ... Holding A.Ş. den danışmanlık alması hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Davalı şirket 26.03.2019 tarihli genel kurulda, ...’ın kendi oyları ile çoğunluk pay sahibi ve yönetim kurulu başkanı olan ...’a aylık net 360.000.-TL ücret ödenmesine karar verdiğini, bu genel kurul kararının iptali için İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan 2019/347E. sayılı dava, 12.11.2020 tarihli ve 2020/557K. sayılı karar ile kabul edilmiş, genel kurul kararının iptaline karar verildiğini, Davalı şirket bu mahkeme kararını takiben yönetim kurulu üyelerine ücret ödemeyi bıraktığını beyan ettiğini, ancak davalı şirketin finansal tablolarına göre üst düzey yöneticilerine 2022 yılında 18.477.866.-TL ve 2023 yılında da 31.102.497.-TL ödendiğini yani şirket yöneticilerine fahiş tutarlarda ödemeler yapılarak, şirket kaynakları tüketildiğini, davalı şirket aleyhine genel kurul karar iptali, özel denetçi atanması ve bilgi alma talebi kapsamında davalar açıldığını, haklı davanın kabulü ile davalı şirketin TTK’nın 531. Maddesine göre haklı nedenle  feshine veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer  bir çözüm olarak, davacı müvekkillerin şirketteki paylarının, karar tarihine en yakın tarihteki gerçek pay bedelleri ödenerek şirketten çıkarılmasına ve bu nedenle şirketçe payların iktisap edilmesine, olmazsa şirket yönetiminin tarafsız üçüncü kişi kayyıma devredilmesine ve/veya örnek ama tahdidi olmayacak şekilde, “Şirketin bugünkü sermayesini kaybetme ve özkaynaklarını yitirme” noktasına gelmesine sebep olan bu yönetim kurulu sultası ve “Daimi Egemenliği”nden kurtaracak şekilde, şirket paylarının gruplara ayrılarak, güçlü bir azınlık dahi olsa bugüne kadar daimi olarak mağdur edilmiş paydaşların da yönetimde temsilini sağlayıcı ana sözleşme değişikliğine hükmolunmasına ve böylece şirkette bir denetimin sağlanmasına, ve/veya yapılacak kalıcı ana sözleşme değişikliği ile yönetim kurulu üyelerine ücret veya başka bir ad altında yapılan ödemeler dahil, tüm gereksiz harcamaların kontrol alınmasının sağlanmasına, ve Davalı şirketin malvarlığının korunması için dava süresince şirkete tedbiren denetim ve onay kayyımı atanmasına, kayyım atanıncaya kadar ve/veya kayyım yerine verilecek  tedbir kararı ile şirket malvarlığını azaltacak her türlü işlemin engellenmesi için, yönetim kurulu üyelerinin şirketi temsil ve ilzam yetkisine kıst getirilmesine, yönetim kurulu üyelerine ödeme yapılmamasına, şirketin gayrimenkullerinin üzerine tedbir şerhi işlenerek devri ve üzerine takyidat getirilmesinin engellenmesine, şirketin menkullerin üzerine de tedbir şerhi konulmasına ve keyfiyetin Ticaret Siciline bildirilmesine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalı tarafa  yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" ...HMK m.389 vd. maddeleri uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için gerekli olan yaklaşık ispat bu aşamada yerine getirilmediğinden  davacı tarafın ihtiyati tedbir taleplerinin reddine,\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle;  tedbir talebinin reddi hakkındaki ara kararın gerekçesiz olduğunu, mahkemenin değerlendirmesinin, huzurdaki fesih davasına uygun yapılmış bir değerlendirme olmadığını, davalı şirketin malvarlığının korunmasının davacılar için elzem olduğunu, taraflar arasında pek çok dava bulunduğunu, davalı şirketin zarar ettiğini, davalı şirket yönetim kurulu başkanına ödenen fahiş ücrete ilişkin verilen genel kurul kararının iptali kararının kesinleştiğini, azlık paya sahip ve şirket yönetiminde yer almayan müvekkillerden, davalı şirketin kötü niyetli faaliyetlerini belgeleri ile birlikte ispatlamalarının beklenemeyeceğini, davalı şirket açısından da dava sürecinde malvarlığının korunmasının zorunluluk olduğunu, bu nedenle ihtiyati tedbir taleplerinin reddi kararının kaldırılarak şirkete kayyım atanması ve ayrıca kayyım atanıncaya kadar ve/veya kayyım yerine verilecek tedbir kararı ile şirket malvarlığını azaltacak her türlü işlemin engellenmesi için, yönetim kurulu üyelerinin şirketi temsil ve ilzam yetkisine kısıt getirilmesine, yönetim kurulu üyelerine ücret veya başka bir ad altında herhangi bir ödeme yapılmamasına, şirketin gayrimenkullerinin üzerine tedbir şerhi işlenerek devri ve üzerine takyidat getirilmesinin engellenmesine, şirketin menkullerin üzerine de tedbir şerhi konulmasına ve keyfiyetin Ticaret Siciline bildirilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: tedbirin reddedilmesi ile davacıların haklarının elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması veya imkânsız hale gelmesinin söz konusu olmadığını, tedbir kararıyla davanın neticesinde elde edilecek olan sonucun yasaya ve usule aykırı bir şekilde eda tedbirleriyle öne çekilmek istenmesinin hukuka uygun olmadığını, davanın esasını çözer nitelikte ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğini, davalı şirket ve topluluk şirketleri nezdinde her açtıkları davada haksız ve yersiz sebeplerle tedbir talebinde bulunan davacıların bu taleplerinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Talep; şirketin haklı sebeple feshi bunun mümkün olmaması halinde duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüm olarak;  davacıların  çıkma payı ödenerek ortaklıktan çıkmasına, olmazsa şirket yönetiminin tarafsız üçüncü kişi kayyıma devredilmesine, ve/vaya şirket paylarının gruplara ayrılarak azınlık olan paydaşların da yönetimde temsilini sağlayıcı ana sözleşme değişikliğine hükmolunması, yapılacak ana sözleşme değişikliği ile ücret ve prim ödemeleri dahil yönetimin  gereksiz harcamalarını kontrol altına alınmasına karar verilmesine ilişkin davada; davalı şirketin mal varlığının korunması için dava süresince şirkete tedbiren denetim ve onay kayyımı atanmasına, kayyım atanıncaya kadar veya kayyım yerine verilecek tedbir kararı ile; şirket malvarlığını azaltacak her türlü işlemin engellenmesi için yönetim kurul üyelerinin şirketi temsil ve ilzam yetkisine kıst getirilmesine, yönetim kurulu üyelerine ücret veya başka bir ad altında ödeme yapılmamasına, şirkete ait taşınmaz üzerine ihtiyati tedbir konularak devri ve üzerine takyidat getirilmesinin engellenmesine, şirketin menkulleri üzerine tedbir konulmasına ve keyfiyetin ticaret siciline bildirilmesine ilişkindir. İlk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebin reddine karar verilmiş, davacılar vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davalı şirketin hakim ortağı tarafından usulsüz işlemler yapıldığı, şirketin finansal açıdan kötü yönetildiği, çoğunluğun sistematik olarak şirketin ve azlığın haklı menfaatlerini ihlal ettiği, şirket ortakları arasında süregelen ihtilaflar nedeniyle ortaklığın çekilmez hale geldiği gerekçeleriyle  şirketin feshinin talep edildiği, şirkete ait mal varlıkları üzerine tedbir konulmasının ve denetim  kayyımı atanmasının talep edildiği görülmektedir. İlk derece mahkemesince 10/12/2024 tarihli ara karar ile talebin reddine karar verilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 389/1. maddesi ise, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir, şeklindedir. HMK'nun 390/2 maddesine göre de, tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. İlk derece mahkemesince davacı talepleri talep konusuna göre ayrı ayrı değerlendirme yapılarak bir karar verildiği anlaşılmakla davacıların kararda gerekçe bulunmadığına yönelik istinaf istemi yerinde değildir. Davacıların  şirket adına kayıtlı taşınmazların 3. Kişilere devri ile taşınmazlar üzende herhangi bir takyidat tesisisin önlenmesine, menkul mallar üzerine tedbir konulmasına  yönelik  ihtiyati tedbir talebi yönünden yapılan değerlendirmede; haklarında tedbir istenilen şirket adına kayıtlı taşınmazlar ve menkul mallar uyuşmalık konusu olmadığı gibi bu yönde verilecek bir ihtiyati tedbirin şirketin olağan faaliyetlerini yürütemez hale getireceği anlaşılmakla bu yöne ilişkin istinaf istemi yerinde bulunmamıştır. Davalı şirkete denetim kayyımı atanması şirket malvarlığını azaltacak her türlü işlemin engellenmesi için yönetim kurul üyelerinin şirketi temsil ve ilzam yetkisine kıst getirilmesi,  yönetim kurulu üyelerine ücret veya başka bir ad altında ödeme yapılmaması talebinin reddine yönelik istinaf istemi yönünden yapılan değerlendirme de; TMK'nın 427/4. Maddesi uyarınca bir tüzel kişinin gerekli organlarından yoksun kalması ve yönetiminin başka yoldan sağlanamaması durumunda yönetim kayyımı atanacağı düzenlenmiştir. Şirketlerin normal şekilde seçilmiş yönetim tarafından idare ve temsili asıldır. Eldeki davada davalı şirketin yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine engel bir durum ve  şirkette organ boşluğu bulunmadığı gibi yönetiminin başka yoldan sağlanamaması ve genel kurulun toplanamaması gibi bir durum  da  söz konusu değildir. Ayrıca  davacı iddialarının varlığı ihtilaflı ve tespite muhtaç olduğu, bu durumda eldeki davanın konusu da dikkate alındığında mevcut yönetim kurulu üyelerinin tedbiren görevden alınmalarını veya genel kurul tarafından şeçilen Yönetim Kurulu yetkilerinin sınırlandırılmasını gerektirir herhangi bir olgu yaklaşık olarak ispatlanmış olmadığından davalı şirketin seçilmiş yönetim kurulu üyelerinin tedbiren görevden alınarak şirkete yönetim yada denetim  kayyım atanması ve yönetim kurulu yetkilerinin sınırlandırılması talebinin reddine  ve şirket yönetim  kurulu üyelerine ücret ve başka ödeme yapılmamasına yönelik verilen kararda bir isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi ara kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından ihtiyati tedbir talep edenler vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-İhtiyati tedbir talep edenler vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İhtiyati tedbir talep edenler tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın, alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 187,80‬ TL istinaf karar harcının ihtiyati tedbir talep edenden alınarak hazineye irat kaydına, 3-İhtiyati tedbir talep edenler tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 05/02/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"37927a9750c1bed8","SID":"1d6dc14237447b88"}}