{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2021/1261 <br>KARAR NO\t\t: 2025/15<br>KARAR TARİHİ\t: 14/01/2025<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 17/03/2021<br>NUMARASI\t\t: 2019/409 Esas 2021/311 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 14/01/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 22/01/2025<br><br>Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br> Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ile davalı arasında cari hesap ilişkisi olduğunu, müvekkili tarafından davalı şirket aleyhinde İzmir 28 İcra Müdürlüğü'nün 2019/8342 esas sayılı dosyası ile  icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun takibe itiraz ettiğini, takibin durduğunu,  davalının itirazının haksız olduğunu,15/01/2019 tarihinde taraflar arasında cari hesap mutabakat mektubu imzalandığını belirterek davalı borçlunun itirazın iptali, takibin devamına ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  Davalı şirketin  davacı ... şirketine herhangi bir borcunun bulunmadığını, davalı ... şirketi yetkilisi ile müvekkili şirket yetkilisi arasında imzalanmış herhangi bir cari hesap mutabakat metni de bulunmadığını belirterek davanın reddine, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece \"..İtirazın iptali davasının koşullarını; ilamsız bir icra takibine girişilmesi, bu takip nedeniyle çıkarılan ödeme emrine 7 günlük itiraz süresi içinde itiraz edilmiş olması, borçlunun itirazının alacaklıya tebliğinden itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içinde mahkemeden itirazın iptalinin talep edilmesi şeklinde sıralamak mümkündür.<br> İtirazın iptali davası icra takibi ile sıkı sıkıya bağlıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 06.10.2004 tarih 2004/19-410 Esas, 2004/471 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, itirazın iptali davasının görülebilmesi için, öncelikle ortada takip hukuku kuralları çerçevesinde yasaya ve yöntemine uygun şekilde yapılmış geçerli bir icra takibinin bulunması gerekir. Ortada geçerli bir takibin bulunmadığı durumlarda, itirazın iptali davasının görülebilmesine usulen olanak yoktur. Bu husus dava şartıdır ve mahkemece re’sen gözetilmesi gerekmektedir. \t<br>2004 Sayılı İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca icra inkar tazminatına hükmedilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının dava ederek haklı çıkması zorunludur. Borçlunun kötüniyetle itiraz etmiş olması yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatına, işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı alacağın likit ve belli olması gerekir. Borçlu, yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve belli olduğunun kabulü gerekir. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. İİK 67/2. madde hükmünün amacı, borçlu olduğu miktarı bilebilecek veya bilebilecek durumda olan borçlunun icra takibine konu alacağın varlığına haksız olarak itiraz etmesini önlemektir. (Prof.Dr.B.Kuru İ.İ.Huk.2008.İst.sh.230-231).<br>Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde;  davacının, davalı aleyhinde İzmir 28. İcra Dairesinin 2019/8342 sayılı dosyasında cari hesaptan kaynaklanan alacağa istinaden 8.470,00 TL asıl alacak üzerinden takip başlattığı, ödeme emrinin borçluya 23/05/2019 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun  28/05/2019 tarihinde yasal süresi içerisinde borca ve ferilerine itiraz ettiği, icra müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verildiği, işbu itirazın iptali davasının bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde ikame edildiği, borçlunun itirazının iptalinin talep edildiği,  mahkememizce dava konusu uyuşmazlığa ilişkin olarak tarafların ticari defter ve kayıtlarının bilirkişi tarafından incelenmesine karar verildiği, tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelendiği, yapılan incelemede tarafların uyuşmazlığa konu dönemde ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu ve kendisi lehine delil vasfına sahip olduğu, davacı şirketin sigorta acentesi olduğu,  davacı defterlerinde  davalı ile dava dışı ... Şti, ..., ..., ... ve ...'e ilişkin sigorta poliçe tutarlarının ve yapılan tahsilatların davalıya ait alıcılar hesabında takip edildiği, davacı defterlerine göre davacının davalıdan 8.470,00TL alacaklı olduğu, davalı defterlerinde ise davacıya ait herhangi bir cari hesap kaydının tutulmadığı, sigorta poliçe tutarı olarak  davacıya 83.368,27 TL nakit ödeme yapıldığı şeklinde kayıt bulunduğu, davalı defterlerine göre davalının davacıya borçlu olmadığı şeklinde tespit yapıldığı, her ne kadar taraf defterleri, takibe konu alacak  miktarı hususunda uyuşmamakta ise de, davacının cari hesaba ilişkin olarak davalıya cari hesap mutabakat mektubu gönderdiği, davalının bu mutabakat metnine \"8.470,00 TL borçlu olduğumuz hususunda mutabıkız\" şeklinde cevap verdiği,  mutabakat altındaki kaşenin davalı şirkete ait olduğu, yine davacı tarafından sunulan mail yazışmalarına göre  mutabakat mektubunun davalı şirkete ait ... com kurumsal hesabından davacı şirkete gönderildiği, yine SGK İzmir İl Müdürlüğünün cevabı yazısına göre cari hesap mutabakatına cevap veren ...'ün davalı şirket çalışanı olduğu, bu sebeple davacı defter ve kayıtları ile davalı şirketten sadır olan mutabakat bir arada değerlendirildiğinde davacının davalıdan 8.470,00 TL alacaklı olduğu, davalının mutabakat mektubunun şirket yetkilisi tarafından imzalanmadığına ilişkin savunmasının yapılan açıklamalar doğrultusunda itibar edilebilir olmadığı, dosya kapsamına göre davacının iddiasını ve alacağının varlığını ispat ettiği, davalının takibe itirazının yerinde olmadığı ve itirazında haksız olduğu, mahkememizce alınan bilirkişi raporunun usul ve yasa ile dosya kapsamına uygun, gerekçeli, denetime ve hükme esas alınmaya elverişli olduğu, ayrıca uyuşmazlığa konu alacak miktarı likit olduğu\" gerekçesi ile; \"Davanın KABULÜ ile, İzmir 28. İcra Müdürlüğü'nün 2019/8342 esas sayılı takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin aynen DEVAMINA, 8.470,00 TL alacak üzerinden %20 oranında hesaplanan 1.694,00 TL icra inkar tazminatının  davalıdan  alınarak davacıya  VERİLMESİNE, \" karar verilmiştir. <br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; öncelikle deliller toplanmadan eksik inceleme ve değerlendirme ile hüküm tesis edildiğini, bilirkişi raporuna yapmış oldukları itirazlar değerlendirilmeden  ve de yeni bir bilirkişi incelemesi yapılmadan, denetime açık olmayan bilirkişi raporuna göre hüküm kurulduğunu, hukuki dayanaktan yoksun ve eksik inceleme ve tespitlerle alınan bilirkişi raporunun hükme esas alınarak karar verildiğini, bilirkişi raporuna yapmış oldukları itirazda, bilirkişinin  Türk Ticaret Kanunu ve Vergi Usul Yasasına aykırı olarak rapor düzenlediğini, müvekkili şirket defterlerinin ve dava dışı diğer kişilerin defterlerinin de incelenmediğini, söz konusu  bu rapor ile hüküm kurulmayacağına ilişkin itirazda bulunduğunu,  dava dışı olan ... Ltd. Şti,..., ... ve ...’a ait cari hesapların ve ticari defterlerinin aynı cari hesap grubu altında tutulmasının mümkün olmadığını,  bilirkişinin bu yönü ile kanunlara aykırı hareket ettiğine ilişkin itirazlarımız mahkeme tarafından dikkate alınmadığını,  bilirkişi tarafından gerçek ve tüzel kişilere ait poliçe bedelleri üzerinden hesaplama yapılması gerekirken Vergi Usul Kanunun dosya içinde dava dışı olan şirket ve kişilere ait poliçe  ödemelerinin Borçlar Kanununa göre borcun temliki olmadığı, temlike dair bir  belgenin de dosyada  olmaması  değerlendirilmeden ve  bu yönü ile  illiyet bağının olduğuna ilişkin bir belge de yokken hatalı bilirkişi raporuna göre hüküm kurulduğunu,   gene bilirkişi tarafından sigorta ve kasko poliçelerinin tasnifinin yapılmadığını, bu tasnifin yapılması halinde Karayolları Trafik Kanununa göre Zorunlu Trafik Sigorta Poliçelerinin peşin ödendiği, sigorta poliçesinin kesildiği günde ödemenin yapılmasının yasal bir zorunluluk olduğu da değerlendirilmediği, bilirkişi raporuna karşı  itirazlarının tamamı dikkate alınmadan ve ara karar ile itirazlarının reddine karar verilmeden hüküm tesis edildiğini, mahkeme tarafından geçerli olmayan bir hesap mutabakatına göre hüküm kurulduğunu, TTK 89. maddesinde  cari hesap sözleşmesinin  yazılı şekilde yapılacağı açık olduğunu, müvekkili şirket kayıt ve defterlerinde böyle bir sözleşmeye de rastlanmadığını, yapılan mutabakatın TTK hükmüne uygun olarak yapılmadığı, her iki şirketin yetkililerinin imzasını taşıyan bir hesap mutabakatı bulunmadığını,  dosyaya davacı tarafından ibraz edilen mutabakatın müvekkili şirket kayıtlarında bulunmadığını, dava dışı ...’ün mutabakatın yapıldığı iddia edilen tarihte müvekkili şirket personeli dahi olmadığı ortaya çıktığını, mahkeme tarafından SGK’ya yazılan yazı cevabında  da anılan tarihte ...’ün şirket çalışanı olmadığı ortaya çıktığını, müvekkili şirket yetkilisinin veya çalışanının imzasını taşımayan, geçerli olmayan bir mutabakata dayalı hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğunu, hükmün bu yönü ile kaldırılarak davanın reddine karar verilmesinin gerektiğini, dava konusu edilen alacağı kabul etmemekle birlikte alacağın likit olduğu gerekçesi ile icra -inkar tazminatına hükmedilmesini kabul etmediklerini, dava konusu alacağın likit olmadığını, yargılama gerektiren bir alacak olması ve talep edilen alacağın  hangi şirket ya da gerçek kişinin borcuna ilişkin olduğunun belli olmadığını, icra takibine  belli olmamasından ve işin niteliği gereği yargılama gerektireceğinden hükmedilen icra ve inkar tazminatının kaldırılarak hüküm kurulması gerektiğini belirterek istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava; İİK 67.maddesi gereğince açılmış olan itirazın iptali davası olup davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmış olduğu anlaşılmıştır.<br>6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek  ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve  yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır.<br>İlk derece mahkemesince, \"Davanın kabulü ile, İzmir 28. İcra Müdürlüğü'nün 2019/8342 esas sayılı takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin aynen devamına, 8.470,00 TL alacak üzerinden %20 oranında hesaplanan 1.694,00 TL icra inkar tazminatının  davalıdan  alınarak davacıya  verilmesine\" karar verilmiştir.<br>İş bu karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>Davaya konu İzmir 28.İcra Müdürlüğü'nün 2019/8342 E sayılı dosyasının incelenmesinden, davacı tarafça davalı hakkında 21/05/2019 tarihinde 8.470,00 TL asıl alacak üzerinden ilamsız icra takibinin başlatıldığı, takibe dayanak olarak 15/01/2019 tarihli mutabakat mektubunun eklendiği, davalı borçlu tarafından süresi içinde icra takip dosyasına sunulan itiraz dilekçesi kapsamında takibin durduğu ve davalının icra takibine vaki itirazının iptali amacıyla eldeki davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır.<br>Takibe dayanak olarak gösterilen ve bir sureti dosya arasında bulunan 15/01/2019 tarihli mutabakat mektubunun incelenmesinden, davacı şirket tarafından davalı şirkete hitaben düzenlenen mutabakat mektubunda 15/01/2019 tarihi itibariyle borç bakiyesinin 8.470,00 TL olduğunun belirtildiği mutabakat mektubu altında davalı şirkete atfen atılan kaşe ve imza ile el yazısıyla \"mutabıkız\" ibaresinin bulunduğu görülmüştür. Davalı tarafça dosyaya sunulan cevap dilekçesinde taraflar arasında düzenlenmiş herhangi bir cari hesap mutabakat metninin bulunmadığı ve dava dilekçesi ekinde sunulan mutabakat belgesindeki imzanın davalı şirket yetkilisine ait olmadığınını savunma olarak ileri sürülmesi  üzerine mahkemece oluşturulan ara kararı kapsamında davacı vekili tarafından dosyaya sunulan 20/01/2020 tarihli dilekçeyle mutabakat mektubunun mail yoluyla davalı borçluya gönderildiği, davalı borçlu tarafından da mutabık oldukları belirtilerek imzalı ve kaşeli olarak yine mail yoluyla kendilerine gönderildiği, bu nedenle aslının kendilerinde mevcut olmadığının bildirildiği görülmüştür.<br>Dava İİK 67.maddesi gereğince açık hesaba dayalı olarak davacı tarafça davalı hakkında başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davası olup takibe sıkı sıkıya bağlı davalardandır. Kural olarak takip tarihi itibariyle takibe konu tutar kadar davalı borçludan alacaklı olduğu yönündeki iddianın HMK 200 ve devamı maddeleri gereğince dava değeri itibariyle davacı tarafça yazılı delillerle kanıtlanması gerekmektedir.<br> Davacı vekili tarafından dayanak mutabakat mektubunun davalı şirket çalışanı olduğu belirtilen ... adına açılan mail adresinden gönderildiği, ayrıca dosyaya sunulan 22/01/2021 tarihli dilekçe ekindeki mail çıktılarına göre taraflar arasındaki ihtilafsız döneme ilişkin yazışmaların ... isimli davalı çalışanına ait mail adresinden gerçekleştirildiği belirtilerek dayanak olarak sunulan mutabakat mektubunun davalıyı bağlayacağı iddia edilmiştir.<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi açısından her iki tarafa ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde alınan 31/08/2020 tarihli rapora göre, davacı tarafın 2017 yılından devreden alacağının 2.916,10 TL olduğu, 2018 yılında davalı ve dava dışı ... Ltd.Şti,..., ..., ... ve ... adına toplamda 258.808,29 TL tutarında sigorta poliçesi düzenlendiği ve 2017 yılından devreden alacakla birlikte davalı şirketin toplam 261.724,39 TL borçlandırıldığı, davalı taraftan 178.269,79 TL müşteri çeki alındığı, 23.061,25 TL bankadan yapılan havale kaydı, davalı ve dava dışı kişilere ait sigorta poliçelerine 3.349,85 TL tutarında uygulanan iskonto  ve yine 48.573,50 TL tutarındaki sigorta poliçelerinin iptal edilmesi ile  davalı tarafın toplamda 253.254,39 TL alacaklandırıldığı, 29/11/2018 tarihi itibariyle davacının davalıdan (261.724,39 - 253.254,39 )= 8.470,00 TL tutarında alacaklı olduğuna dair kayıt bulunduğu, davalı tarafın incelenen 2018 yılı ticari defterlerin ise davacı tarafa ait cari hesap tutulmadığı, davacı tarafın davalı tarafa düzenlenmiş olduğu sigorta poliçe tutarlarının 100- Kasa Hesabından nakit olarak ödeme yapıldığı şeklinde toplam 29 adet 83.368,27 TL tutarında kayıt bulunduğunun tespit edildiği bildirilmiştir. <br>Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; gerekçeli, tarafların ve mahkemenin denetimine elverişli, oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenmiş olmakla mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu uyarınca karar verilmiş bulunmasına; davacı tarafça dosyaya sunulan  07/12/2020  ve 22/01/2021 tarihli  dilekçe ekinde sunulan mail yazışmalarına göre taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamındaki yazışmalar ile davaya dayanak mutabakat mektubunun davalı şirkete ait olduğu belirtilen aynı mail adresinden gönderildiğinin sabit olmasına göre davalı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM      : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br> İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/03/2021 tarih, 2019/409 Esas ve 2021/311 Karar sayılı kararına karşı davalının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 578,58 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 145,00 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 433,58 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, <br>Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,<br>İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere  karar verildi. <br>\t\t\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"709a0ca2b1c41da4","SID":"831ffd6f846b265a"}}