{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t: 2021/1562 <br>KARAR NO\t\t: 2025/34<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (DENİZ İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA) <br>TARİHİ\t\t: 09/12/2020<br>NUMARASI\t\t: 2020/71 Esas  2020/630 Karar <br>DAVA\t\t: ALACAK<br>KARAR TARİHİ\t: 16/01/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ   : 16/01/2025<br> <br>İzmir 5. Asliye Ticaret (Deniz İhtisas) Mahkemesi'nin 2020/71 Esas ve 2020/630 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın yargı yetkisi şartı yokluğundan reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.<br><br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br><br>Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...Davacı ... Sigorta A.Ş vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirkete nakliyat blok emtia poliçesi ve abonman blok poliçesi ile sigortalı ... AŞ ye ait olan küçük ev aletleri emtiasının 27.11.2018 tarihli 18/T0189 numaralı fatura ile Polonya’da Birleşik ... S.A. firmasına satıldığını, emtianın Çin’den sevk edilmek ile Çin-Polonya arasındaki taşıma işi ... firması tarafından üstlenilmekle, emtia ... isimli gemiye 27.11.2018 tarihinde tam ve sağlam bir şekilde yüklendiği, ... isimli gemiden 01.01.2019 tarihinde Hollanda açıklarında 280 adet konteynırın okyanusa düşerek müvekkili şirketin sigortalısına ait emtiaların taşındığı konteynırlardan FCIU7417906 nolu konteynırın da okyanusa düştüğünü ve tam zayii olduğunu, denize düşen emtia bedelinin 63.954,98 Euro olarak tespit edildiği ve sigortalıya %10 ilave bedelle 69.954,42 Euronun 01.11.2019 tarihinde ödendiğini, müvekkilinin TTK m. 1472 ve TBK m. 183 gereğince halef olduğunu, emtianın halen taşıyanın elinde iken taşıma esnasında zarara uğradığını, deniz yolu taşımasını üstlenen ... acentesi ... A.Ş.'ne karşı dava açıldığını,  buna göre 63.594,98 Euro’nun ödeme tarihi olan 01.11.2019 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun’un 4/a maddesi uyarınca Devlet Bankaları’nın EURO ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranına göre işleyecek faizi ile birlikte TBK m. 99 uyarınca fiili ödeme günündeki TÜRK PARASI karşılığının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ... A.Ş. vekili 21.02.2020 tarihli cevap dilekçesinde; konşimentoda 10. maddede Londra Mahkemelerinin yetkili kılındığı ve uygulanacak hukukun İngiliz Hukuku olduğunu, davanın yabancı mahkemede görülmesi gerektiğini, KIRKAMBAR taşıması olan konteynır taşımasında yapıldığını navlun sözleşmesinin konşimentoda yer aldığını konşimentonun arkasındaki şartların tarafları bağladığını, arkadaki taşıma şartlarının navlun sözleşmesi hükümleri olduklarını, konşimentonun 10 maddesi ile uyuşmazlıklar hakkında Londra Mahkemelerinin ve yetkili olup uygulanacak hukukun İngiliz Hukuku olduğunu, MÖHUK m. 47 ve HMK m. 17’e göre Londra Mahkemelerinin yetkisinin kabul edildiğini, esas bakımından da müvekkiline atfedilecek herhangi bir kusur bulunmadığını, somut olayda mücbir sebep oluştuğunu, fırtına ve aşırı yağmur nedeniyle olayın meydana geldiğini, 01-02.01.2019 tarihinde Almanya nın Borkum Adası açıklarında yaşanan yağmur ve fırtına nedeniyle konteynırların zayi olduğunu, müvekkilinin her türlü tedbiri gösterse dahi olayın meydana gelmesinden kaçınamayacağını, basiretli bir tacir olarak gerekli tüm önlemleri aldığını, yine taşıma sırasında meydana gelen fırtına nedeniyle taşıyanın sorumsuzluk halleri mevcut olduğundan müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, TTK m.1182/1-a da yer alan denizin veya geminin işletmesine elverişli diğer suların tehlike ve kazaları nedeniyle müvekkilinin kusursuz olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirterek davanın yetki, mücbir sebep ve esas yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.   <br>Davacı vekili 10.03.2020 tarihli replik dilekçesinde; davalı tarafın yetki itirazının yerinde olmadığı, konşimentonun ciro edilemez, kıymetli evrak niteliğinde olmayan deniz yük senedi (SEA WAY BİLL) niteliği bulunduğu, konşimentonun aslının da ibraz edilmediği, yine 10. maddede ki yetki şartının genel işlem şartlarına uymadığı, yetki şartının konşimentoda küçük harflerle yazıldığı, bu nedenle yetki şartının geçersiz olduğu, davalının kusuruna ilişkin olarak ise cevap dilekçesinde yer alan mücbir sebebin kabul edilemeyeceği, bu gemiyle ilgili olarak yapılan soruşturmalarda konteynırların denize düşen 200 tanesinin gemi personelince 4 saat sonra fark edildiği, 5,5 metre yüksekliğindeki dalgalarla ... Gemisinin başa çıkabileceği ancak geminin kara kutusunun arızalı olduğu, geminin deniz tabanına çarptığı ve gövde hasarı olduğu, istif sorununun bulunduğu, gemiye sabitleme yapılmadığı, ayrıca Güney rotadan gitmesi gerekirken Kuzey rotanın takip edildiği, mücbir sebep derecesinde bir fırtınanın oluşmadığı, 02.01.2019 tarihinde davalı tarafın vermiş olduğu rapor ile kendi dilekçelerinin ekinde ki 12 numaralı hava durumuna ilişkin raporun birbirine tutmadığı, TTK m.1182 de yer alan deniz tehlike ve kazalarının bu durumu kapsamadığı, kaptanın TTK m.1187 de yer alan pervasızca tutumu nedeniyle bu zararın meydana geldiğini belirterek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>Dava; sigorta sözleşmesine dayalı taşıma şirketine karşı sigorta konusu malın ziyaına istinaden açılan tazminat davasıdır. <br>Tarafların delilleri toplanmış ve değerlendirilmiştir.<br>Gümrük beyannamesi, ihtarname, konşimento, sigorta sözleşmesi, poliçe, genel şartlar, ekspertiz raporu incelenmiş ve değerlendirilmiştir.<br>Dosya kapsamı itibari ile dosyamıza sunulan ... no'lu konşimento kapsamında konşimentoda yazılı  küçük ev aletlerini Çin'in Yantian Limanından alınarak Polonya'nın Gdansk Limanına götürülmek üzere acentenin bağlı olduğu ...'ya  ... isimli gemi ile davacının sigortalısı olan ... A.Ş.'ne ait  küçük ev aletlerini taşıma işinin yaptırıldığı, taşıma esnasında Hollanda açıklarında gemide bulunan konteynerların denize düştüğü, sigortalı şirkete ait FCIU7417906 nolu konteynırında okyanusa düştüğü, sigortalıya ait emtianın zayi olduğu, bu sebeple sigortalısına hasar bedelinin ödendiği, TTK m. 1472 göre sigortalının haklarına halef olarak ödenen bedelin taşıma şirketinden tahsilinin talep edildiği, davalı vekilinin süresinde yetki itirazında bulunmuş olup, bu durumda ilk itirazlardan olan yetki itirazının öncelikle ele alınması gerekmiştir. <br>Yukarıda belirtilen konşimentonun incelenmesi ile  taşımanın ... tarafından gereçekleştirildiği, konşimentonun eki olan taşıma şartlarının 10/3. maddesinde uyuşmazlık halinde İngiliz Hukukunun uygulanacağı, Londra Mahkemelerinin yetkili olduğunun belirtilmiş olduğu, buradan kaynaklanan tüm anlaşmazlıkların başka ülke mahkemesinin yetkisi bertaraf edilmek suretiyle Londra'daki İngiliz Yüksek Mahkemesinin yetkili olacağı belirtilmiş olduğu, dava konusu olayda Türk Mahkemelerinin münhasır yetki durumu ya da  kamu düzenine ilişkin bir hususun bulunmadığı, MÖHUK 47. maddesi \"Yer itibariyle yetkinin münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hâllerde, taraflar, aralarındaki yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkilerinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devletin mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşabilirler. Anlaşma, yazılı delille ispat edilmesi hâlinde geçerli olur.....\" hükmünü içerdiği, eldeki davada yabancılık unsuru söz konusudur. Dosyamızdaki dava konusu taşımanın kırkambar  sözleşmesi ile yapıldığı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi 2017/160 Esas 2018/47 sayılı karar gerekçesinde \"kırkambar sözleşmelerinde hemen daima yazılı bir sözleşme olmadığından taşıma için düzenlenen konşimentonun hem taşıyan hem taşıtan hemde konşimento hamili arasında ki ilişkileri düzenlemektedir. Bu sebeple kırkambar sözleşmeleri gereğince düzenlenen konşimentolar kapsamlı olup taraflar arasında geçerli olacak tüm şartları arka yüzünde içerirler.\" \"..., taşıyanın konşimento içeriğinden sorumluluğu, İstanbul 2008 sf. 109\" atıf yapılan doktirin görüşlerinde de belirtildiği üzere kırkambar sözleşmelerinde ayrı bir navlun sözleşmesi genellikle düzenlenmemekte  konşimentodaki şartların, gönderici için yükleten ile taşıyıcı arasındaki ilişkilerde uygulanacağı kabul edilmektedir. Taşıyan ile gönderilen (konşimentonun meşru hali ile) arasındaki ilişkilerde konşimento esas alınır. (TTK m. 1237/1) Dolayısıyla konşmento hamili gönderilen eşyayı teslim alma hakkının kapsam ve koşulları navlun sözleşmesinden bağımsız olarak konşimentoya göre belirlenir. Türk Ticaret Kanununun 1237/2 hükmünde taşıyan ile taşıtan arasındaki ilişki ise navlun sözleşmesi hükümlerine bağlı kalacağı ön görülmüş olmakla birlikte navlun sözleşmesi hakkında ayrı bir belgenin düzüenlenmediği hallerde, taşıyan ile taşıtan arasındaki ilişkide de konşimento esas alınır. Zira konşimento bir navlun sözleşmesi yapıldığını ve şartlarını tespit eder. (Türk Ticaret Kanunu 1228/1) (Kender/Çetingir/Yazıcıoğlu, a.g.e sf. 193) Konşimento da ki yetki şartının gönderici yükleten ve onun halefi olan kişilerden bağlayıcı olduğu, konşimentodaki yetki şartına göre Londra İngiliz Yüksek Adalet Mahkemelerinin yetkili kılındığının belirtilmiş olduğu, dosyamızda mevcut konşimentolardaki konulan şerhte de \"Mal makbuz nezaret  taşıma ve teslimi iş bu belgenin ön ve arka yüzündeki koşulları ve taşıyıcının uygulanabilir tarifesine tabidir, taşıyıcı tarafından istenileceği takdirde usulüne uygun şekilde ciro edilmiş iş bu konşimento, teslim belgesi veya mal değişiminde teslim edilecektir.\" ifadesinin  yer aldığı, bu şerh kapsamına göre de konşimentoya ekli şartların taraflar arasında uygulanması gereken navlun sözleşme şartları olduğu görülmüştür.<br>Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2015/7979 Esas - 2015/9216 sayılı kararında taşıma için düzenlenen konşimentonun  taşıma sözleşmesi şartlarını taşıdığını açıkça belirterek konşimentoya ekli şartlardaki yetki şartının taraflar için geçerli olduğunun belirtilmiş olduğu, halef olarak dava açan sigorta şirketi için geçerli olduğunu belirtmiş olduğu,<br>Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2013/11349 Esas - 2014/1461 K. sayılı kararında yabancılık unsuru bulunan davalarda yetki konusu ele alınarak  yabancılık unsuru olan anlaşmalarda tacirler arasında ki, yetki itirazında yer Mahkemesinin belirlenmesine ilişkin HMK hükümlerine başvurulamayacağının belirtilmiş olduğu, Türk Mahkemelerinin yargı hakkının bulunması yani milletlerarası yetkisi  HMK 114/1-a maddesinde dava şartı olarak düzenlenmiştir. <br>Mahkememize açılan bu dava ve benzeri davalar bakımından 6098 sayılı Borçlar Kanununun 20 ve devamı maddelerinde düzenlenen genel işlem şartlarının uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi bakımından evveliyatla genel işlem şartlarının tüketici işlemlerinde uygulanması düşünülen hükümler olup tüketicilerin korunması amaçlanmaktadır. <br>5718 sayılı MÖHUK m. 5 ve 6 değerlendirildiğinde; Türk Mahkemelerinde yapılan yargılamada yabancı hukukun uygulanmasının gerektiği hallerde Türk yasal düzenlemelerine göre kamu düzenine aykırı olan hususların uygulanmayacağı gerektiğinde uygulama alanı kapsamında Türk Hukukunun doğrudan uygulanan kurullarını kapsamına giren hallerde o kuralların uygulanacağının hüküm altına alındığı, burada dikkat edilmesi gerekilen husus Yabancı Devlet Hukukunun uygulanması halinde ön görülen bir düzenlemenin mevcut olduğu, dava konumuzda ise yabancı hukukun uygulanmasının söz konusu olmadığı, taraflar arasında yapılan sözleşme hükümlerinin uygulanması gerektiği, bu hükümler içerisinde yetkili mahkeme ve uygulanacak hukukun belirlenmiş olduğu, sözleşme bakımından ve dosyamız açısından m. 5 ve 6 kapsamında bir uygulama yapılmasının söz konusu olmayacağı ve m. 5 ve 6 kapsamında ve taraflar arasındaki sözleşme ve Deniz Ticaretinin uygulama ve teamüllerine göre Türk Borçlar Kanunu m. 20 ve devamına göre genel işlem şartlarının kamu düzenini oluşturmayacağı ve kamu düzenine dayanılması mümkün değildir.  <br>Ticaret kanunu hükümlerine göre yapılan yargılamada tacirler arasında yapılacak işlemlerde genel işlem şartlarının uygulanması mümkün değildir. Çünkü taraflar tacir olup ticari hayatta ticari ilişkilerin oluşturulmasında taraflar görüşmekte olup, taraflar çıkarları doğrultusunda sözleşmeleri yapmaktadırlar. Ticari alanda tacirin alışveriş yapacağı ve hizmet sözleşmesi yapacağı pek çok tacir ve ticari işletmenin olması mümkündür. Kendisine uygun gelen teşebbüs sahibi tacirle anlaşması mümkündür. Deniz taşımacılığında da dünya üzerinde pek çok deniz taşımacılığı yapan firmalar mevcut olup taşıma yaptıracak olan tacirler kendilerine uygun olan deniz taşıma şirketleri ile anlaşma yapmaktadırlar. Bu sebeple genel işlem şartlarının uygulanmasının söz konusu olmayacağını, ayrıca dünya üzerinde deniz ticareti yapan deniz taşıma şirketleri yapmış oldukları sözleşmelere göre taşıma işlemlerini yapmakta olup sözleşmeye imza koyan taşıtan, yükleten veya bunların haleflerinin ahde vefa ilkesi gereğince sözleşme  şartlarına uyması gerekir. Aksine davranış gösterilmesi  deniz taşıma şirketlerinin güvenini sarsacaktır. Deniz taşıması ile ilgili olarak yetki konusunda konşimento ve konşimento ekindeki taşıma şartlarının ve bu şartlardaki yetki şartının geçerli olduğuna dair pek çok içtihatlar mevcut olup bir kısmını gerekçeli kararda belirtilmiş olup ayrıca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 2018/1794 Esas - 2018/1336 Karar sayılı kararında \"İstinafa konu uyuşmazlıkta, konişmentonun incelenmesinde, gönderenin ... AŞ, alıcısının ... olduğu, yükleme limanının İzmit, tahliye limanın ...- Senegal olduğu ve taşıyanın ... A/S olup, acentesi ... AŞ(Davacının iddiasının aksine bu şirket taşıyan değil taşıyanın yetkili acentesidir) tarafından imzalandığı, geminin (...) yabancı bayraklı olduğu,dolayısıyla dava konusu ihtilafta yabancılık unsurunun bulunduğu tartışma konusu değildir.Bu nedenle davalı tarafın ileri sürdüğü yetki itirazı,milletlerarası yetki itirazı olup,milletlerarası yetki itirazı ve milletler arası yetki anlaşmasının dayanağı MÖHUK tur.<br>5718 Sayılı MÖHUK madde 24/1'e göre,sözleşmeden doğan borç ilişkileri tarafların açık olarak seçtikleri hukuka tabidir.Aynı Kanunun 29/1 maddesine görede,eşyanın taşınmasına ilişkin sözleşmeler,tarafların seçtikleri hukuka tabidir.Aynı Kanun  \"Yetki anlaşması ve sınırları\" başlıklı 47. maddesi hükmü ile; Türk mahkemelerinin yer itibariyle yetki kurallarının münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hâllerde, tarafların, aralarındaki yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkilerinden doğan  bir uyuşmazlığın yabancı  bir devletin  mahkemesinde görülmesini kararlaştırmalarının Türk Hukuku bakımından geçerli olacağı düzenlenmiştir. Yabancı devlet mahkemesine yetki tanıyan anlaşmanın Türk hukuku bakımından hukuki değer taşıması için öncelikle, yazılı ve taraflar arasında yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkisinden doğan bir uyuşmazlığa ilişkin olmalıdır. İkinci olarak söz konusu uyuşmazlık yönünden münhasır bir mahkeme tayin edilmiş olmalıdır. Üçüncü olarak ise yetki anlaşması \"uyuşmazlığın yabancı bir devletin mahkemesinde görülmesi konusunda\" olmalıdır. Diğer yandan yetki anlaşmasıyla yetkilendirilen yabancı devlet mahkemesinin HMK 17 ve 18. maddelerindeki düzenlemeye paralel olarak \"belirli\" olması şartı MÖHUK'un 47. maddesi yönünden de aranmalıdır. Seçilen mahkemenin belirli olduğunun kabulü için yetkili kılınan mahkeme ismen zikredilmiş olmalıdır.<br>Uyuşmazlık konusu taşıma bakımından düzenlenen Konişmentonun 26. maddesinde \"... İşbu konşimento İngiliz yasalarına tabi olarak yorumlanıp, buradan kaynaklanan tüm anlaşmazlıklar başka bir ülke mahkemesinin kaza dairesi hariç tutularak Londra'daki İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesi'nin kaza yetkisine tabii olacaktır.\" yazılıdır. Taraflar arasında yabancılık unsuru taşıyan borç ilişkisi mevcut olup, bu ilişkiden doğan uyuşmazlıkların yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda tarafların anlaşması mümkündür.Dava da münhasır yetki veya ve kamu düzeni sözkonusu değildir.Konişmento da yükleten (shipper )davacının sigortalısı olup, konişmentonun koşulları ile yükleten ve onun halefi davacı sigorta şirketi bağlıdır. Yetkili kılınan  mahkemenin belirli bulunduğu, yetki sözleşmesinin taraflarının tacir olduğu, tacirler arasında TTK hükümlerinin uygulanması gerektiğinden TBK nun 20.vd.maddelerinin uygulanma olanağı bulunmadığı, buna göre yetki sözleşmesi geçerlilik koşullarını taşımakta olduğu,HMK 17. maddesi gereği de,yetki sözleşmesinde belirlenen yetki şartının münhasır yetki şartı olup,davanın, yetki sözleşmesinde belirlenen mahkemeden başka,somut uyuşmazlıktaki gibi,Türk Mahkemesinde açılamayacağı açıktır.<br>Heriki tarafıda Türk olan davada,uyuşmazlığın çözümünde,TTK 1237/2 maddesi gereği ,navlun sözleşmesi hükümleri uygulanması gerekirken,sigortalının(... AŞ) tarafı olmadığı konişmento hükümleri esas alınarak yetkisizlik kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu davacı tarafça ileri sürülmüş isede,TTK.nun 1200 maddesine göre,navlun borçlusu taşıtandır. Deniz ticareti hukukunda navlun faturası kime kesilmişse,o kişi taşıtan sıfatını haizdir.Somut uyuşmazlıkta,navlun faturası,... A/S tarafından davacının sigortalısı ... AŞ,ye kesilmiş olup,davacının sigortalısı dava konusu taşımada taşıtan sıfatını haizdir.Aynı zamanda dava konusu konişmentoda , yükleten (Shipper) sıfatıda bulunmaktadır. Bu durumda,uyuşmazlık konusuu taşımada, davacının sigortalısı taşıtan ve yükleten,davalı taşıyan,... AŞ ise ise taşıyanın acentesi olup,davada da,davalı taşıyana izafetle acentenin bulunduğu açıktır.Dosya kapsamına göre, davalı taşıyan ... A/S firması Ticaret Sicil müdürlüğünden bildirilen cevabi yazıya göre Türkiye Ticaret sicilinde kayıtlı olmayan yabancı(Danimarka) bir şirkettir.Dolayısıyla,taşıyan ve taşıtanın ve dolayısıyla davanın heriki tarafının Türk olduğu,bu nedenle,davalının kendi lehine olan Türk mahkemelerinin yetkisine itirazının dürüstlük kuralına aykırı olduğu iddiası yersizdir. Davacının sigortalısı dava konusu taşımada, taşıyan, konişmentoda yükleten sıfatına sahip olup,doktrindeki baskın görüşe göre, konteyner(kırkambar) taşıması niteliğindeki taşımada esas alınması gereken konişmento ve arkasındaki taşıma şartlarıdır ve bu şartlar taşıtan ve yükleten sıfatındaki sigortalıyı ve halefi sigorta şirketini bağlar. Dolayısıyla yetki şartı, taşıyan ve taşıtan(aynı zamanda yükleten) bakımından bağlayıcıdır. Konişmentodaki münhasır yetki şartı nedeniyle mahkemenin, davalının milletlerarası yetki itirazını kabul edip bu nedenle davanın reddine karar vermesinde hukuka aykırılık bulunmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.nun 353/1-b/1 maddesi gereği esastan reddine karar verilmiştir.\" konşimento ve ekindeki yetki şartlarında belirtilen yetki sözleşmesinin geçerli olduğu, genel işlem şartlarının uluslararası taşımacılık sözleşmesinde uygulanmasının mümkün olmadığını belirtmiştir. <br>Konşimento şartlarına göre taraflar arasında çıkacak uyuşmazllıklarda Londra Mahkemelerinin yetkili olduğu ve İngiliz Hukukunun uygulanması belirtildiği...\" gerekçesi ile; Davanın yargı yetkisi şartı yokluğundan REDDİNE karar verilmiş, verilen bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br> <br>İSTİNAF NEDENLERİ: <br><br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davaya konu taşımaya ilişkin olarak müvekkili şirket sigortalısına ibraz edilen konşimento orijinalinde davalı vekili tarafından sunulan yetkiyi içeren klozların bulunmadığını, davalı vekilinin öncelikle yetki klozunu içerir konşimentonun sigortalıya sunulduğunu ve sigortalı tarafından bu klozu içerir konşimentonun imza edildiğini ispat etmesi gerektiğini, davalı vekilinin yetki klozunu içeren ve sigortalının da imza ettiği orijinal konşimentoyu mahkemeye sunamadığını, sunulan tercümenin sadece boş bir sayfadaki bir kloza ait olup dava konusu bakımından herhangi bir delil niteliği taşımadığını, bir an için imzalı konşimento mahkemeye sunulsaydı dahi konşimentoda varlığı iddia edilen yetki şartının kanunda öngörülen zorunlu şartları taşımadığını, yetki şartının genel işlem şartlarına, emredici hükümlere aykırı olduğunu ve geçersiz olduğunu, Türk Mahkemelerinin milletlerarası yetkisini ortadan kaldıramayacağını, mahkemenin yetkili ve görevli olduğunu ileri sürerek mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.  <br><br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: <br><br>Dava, uluslararası deniz yolu ile taşımadan kaynaklı olarak sigortalı emtianın hasar görmesinden dolayı rücuen tazminat istemine ilişkindir. <br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, dava konusu uyuşmazlığın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisinde kalıp kalmadığı ve konişmentodaki yetki şartının geçerli olup olmadığı noktasındadır.<br>Dosyada mevcut olan ve Türkçe tercümesi sunulan ... konşimentoda,  satıcının/gönderenin ... AŞ., alıcının/gönderilenin (Polonya'da yerleşik) ... A.S., yükleme limanının Yantıan-Çin, tahliye limanının Gdansk-Polonya olduğu ve taşıyanın ... S.A. olup, taşıyanın acentesi ... tarafından konşimentonun düzenlendiği, geminin (...) yabancı bayraklı olduğu, dolayısıyla dava konusu ihtilafta yabancılık unsurunun bulunduğu ihtilafsızdır. Bu nedenle davalı tarafın ileri sürdüğü yetki itirazı, milletlerarası yetki itirazı niteliğinde olup, milletlerarası yetki itirazı ve milletlerarası yetki anlaşmasının dayanağı MÖHUK’tur.<br>\t\t5718 Sayılı MÖHUK madde 24/1'e göre, sözleşmeden doğan borç ilişkileri tarafların açık olarak seçtikleri hukuka tabidir. Aynı Kanunun 29/1 maddesine göre de, eşyanın taşınmasına ilişkin sözleşmeler, tarafların seçtikleri hukuka tabidir. Aynı Kanun  \"Yetki anlaşması ve sınırları\" başlıklı 47. maddesi hükmü ile; Türk mahkemelerinin yer itibariyle yetki kurallarının münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hâllerde, tarafların, aralarındaki yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkilerinden doğan  bir uyuşmazlığın yabancı  bir devletin  mahkemesinde görülmesini kararlaştırmalarının Türk Hukuku bakımından geçerli olacağı düzenlenmiştir. Yabancı devlet mahkemesine yetki tanıyan anlaşmanın Türk hukuku bakımından hukuki değer taşıması için öncelikle, yazılı ve taraflar arasında yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkisinden doğan bir uyuşmazlığa ilişkin olmalıdır. İkinci olarak söz konusu uyuşmazlık yönünden münhasır bir mahkeme tayin edilmiş olmalıdır. Üçüncü olarak ise yetki anlaşması \"uyuşmazlığın yabancı bir devletin mahkemesinde görülmesi konusunda\" olmalıdır. Diğer yandan yetki anlaşmasıyla yetkilendirilen yabancı devlet mahkemesinin HMK 17 ve 18. maddelerindeki düzenlemeye paralel olarak \"belirli\" olması şartı MÖHUK'un 47. maddesi yönünden de aranmalıdır. Seçilen mahkemenin belirli olduğunun kabulü için yetkili kılınan mahkeme ismen zikredilmiş olmalıdır.<br>Uyuşmazlık konusu taşıma bakımından düzenlenen ve dosyada mevcut konşimentonun 10.3 maddesinin tercümesine göre, uyuşmazlık halinde İngiliz Hukukunun uygulanacağı ve Londra Mahkemelerinin yetkili olduğu belirtilmiştir. <br>Taraflar arasında yabancılık unsuru taşıyan borç ilişkisi mevcut olup, bu ilişkiden doğan uyuşmazlıkların yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda tarafların anlaşması mümkündür. Davada münhasır yetki ve kamu düzeni sözkonusu değildir.<br>6102 sayılı TTK'nın 1237. maddesine göre; Taşıyan ile konişmento hamili arasındaki hukuki ilişkilerde konişmento esas alınır, taşıyan ile taşıtan arasındaki hukuki ilişkiler ise navlun sözleşmesinin hükümlerine bağlı kalır. Anılan bu düzenlemede 'taşıyan ile taşıtan arasındaki ilişkinin navlun sözleşmesi hükümlerine bağlı kalacağı öngörülmüş olmakla birlikte navlun sözleşmesi hakkında ayrı bir belgenin düzenlenmediği hallerde, taşıyan ile taşıtan arasındaki ilişkide de konişmento esas alınır; zira konişmento bir navlun sözleşmesi yapıldığını ve şartlarını tespit eder (Kender/Çetingil/Yazıcıoğlu, a.g.e, s.193). TTK'nın 1228. maddesine göre ise; Konişmento, bir taşıma sözleşmesinin yapıldığını ispatlayan, eşyanın taşıyan tarafından teslim alındığını veya gemiye yüklendiğini gösteren ve taşıyanın eşyayı, ancak onun  ibrazı karşılığında teslimle yükümlü olduğu senettir. <br>Bu belge bir gemi şirketinin veya onun yetkili acentesinin veya yükleme limanında acentesi yoksa gemi kaptanının malı yükletene verdigi, nama, emre ve hamile yazılı olarak düzenlenebilen ve belge konusu malların taşınmak üzere kabul edildigini gösteren kıymetli evrak niteliğinde taşıma senedidir. Bu durumda, konişmentonun davacı yükleten/alıcıya verildiği ve konişmentoda yer alan hüküm ve koşullarına itiraz edilmediği gibi taşıyan ile taşıtan alıcı arasındaki hukuki ilişkiler için uygulanması gereken navlun sözleşmesinin bulunmadığından onun yerine kaim olarak uygulanacak kıymetli evrak niteliğindeki konişmento arkasında yer alan ve konşimentonun ön yüzünde \"arka sayfada bulunan birden yirmialtıncı maddeye kadar numaralandırılmış şart ve koşullar taşıyanın tarifesine dahildir.\" şeklindeki şerh karşısında 10. maddede düzenlenen yetki şartı davacı sigortacının haklarına halef olduğu dava dışı alıcı yükletenin imzasını ihtiva etmese dahi geçerli olduğunun kabulü gerekir. <br>Davaya konu taşımaya ilişkin konşimentonun davalının Türkiye acentesi tarafından düzenlenmediğine ve taşıma sözleşmesi yapılmasına davalının Türkiye acentesinin aracılıkta bulunduğu iddia ve ispat edilmediğine göre, acentenin aracılık ettiği sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı açılacak davalara ilişkin bir düzenleme olan TTK'nın 105. maddesinin eldeki davada uygulanma olanağı yoktur.<br>Genel işlem koşulları, bir sözleşme yapılırken düzenleyenin, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden, tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleridir. Buna göre bir sözleşmede genel işlem koşulları bulunması bu düzenlemeleri geçersiz kılmaz. Ancak sözleşme kapsamındaki karşı tarafın menfaatine aykırı genel işlem koşullarının geçerli olması, sözleşmenin yapılması sırasında düzenleyenin karşı tarafa, bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi verip, bunların içeriğini öğrenme imkânı sağlamasına ve karşı tarafın da bu koşulları kabul etmesine bağlıdır. Sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı olan genel işlem koşulları da yazılmamış sayılır.<br>6098 sayılı TBK'nın 20 vd. maddelerinde düzenlenen genel işlem koşullarına ilişkin hükümler tacirler hakkında da geçerli olmakla birlikte, genel işlem koşullarının TTK'nın 18/2. maddesinde düzenlenen her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğü ile birlikte değerlendirilmesi gerekir. Konişmentonun arka sayfasında bulunan taşıyanın hüküm ve koşullarına ilişkin düzenlemeler ticari hayatta yaygın olarak kullanıldığından, deniz yoluyla itharacat işiyle uğraşan sigortalı gönderen/yükleticinin davalı taşıyanın  \"taşıma şart ve koşullarını\" basiretli bir iş adamı gibi davranarak incelemiş olması gerekir. Yukarıda açıklandığı gibi genel işlem koşulları ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden hazırlanmış sözleşme hükümleri olup, bu özellikleri itibariyle bu sözleşmeler genellikle ilgili firmalar tarafından İnternet sitelerinde paylaşılmaktadır. Aksi yönde bir iddia ve ispat dosya kapsamında mevcut değildir. Taşıyıcı tarafından taşıma şart ve koşullarının içeriğinin öğrenilmesine imkân sağlanmadığı kabul edilemeyeceğinden ve  taşımanın bu şart ve koşullar altında davalıya yaptırılması nedeniyle bu şart ve koşullar tahtında taşıma da tamamlandığına göre genel işlem koşullarının geçersiz olduğunun kabul edilmesi mümkün değildir.<br>Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen ve yabancılık unsuru içeren eldeki davada, konşimentonun arka sayfasında bulunan taşıyanın şart ve koşullarının 10. maddesi ile taraflarca Londra'da İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesinin inhisari yetkisinin kabul edilmesi karşısında MÖHUK 47/1 ve HMK'nın 18. maddeleri uyarınca davaya konu uyuşmazlık ve bu uyuşmazlıkta yetkili mahkeme ismen belirlenmiş olup geçerli bir yetki sözleşmesi bulunduğuna göre, Türk mahkemelerinin yargı yetkisi bulunmamaktadır. Bu dava, ancak yabancı mahkemenin kendisini yetkisiz sayması veya Türk mahkemelerinde yetki itirazında bulunulmaması hâlinde yetkili Türk mahkemesinde görülebilir.<br>Davalı cevap dilekçesiyle süresi içerisinde milletlerarası yetki itirazında bulunmuştur. Bu halde uyuşmazlığın Türk mahkemelerinde görülmesi mümkün değildir. Davacı, eldeki davanın  İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesinin görev alanına girmediğini iddia etmiş ise de, dosya içerisinde İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesinin kendisini görevsiz saydığına ilişkin bir kayıt bulunmadığından bu durum tek başına Türk mahkemelerini yetkili kılan bir husus değildir. <br>Yukarıdaki açıklamalar ışığında; dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle konşimentoda satıcının/gönderenin ... AŞ., alıcının/gönderilenin (Polonya'da yerleşik) ... A.S., yükleme limanının Yantıan-Çin, tahliye limanının Gdansk-Polonya, taşıyanın ... S.A., taşıyanın acentesinin ..., geminin yabancı bayraklı (...) olmasına, Türkiye'deki davalı acentenin davaya konu taşıma sözleşmesinde ve taşımada herhangi bir görev ve sorumlulukta bulunmamasına, uyuşmazlığın Türk Mahkemelerinin münhasır yetkisine giren bir işlemden kaynaklanmamasına, deniz ticaretiyle ilgili özel hukuka ilişkin olmasına, konşimentonun 10.3. maddesine göre, davanın Londra Yüksek Mahkemesi'nin inhisarı yetkisinde ve İngiliz kanunlarına tabi olmasına, yabancılık unsuru taşıyan borç ilişkileri nedeniyle uyuşmazlıkların yabancı bir devlet mahkemesinde çözümlenmesine ilişkin anlaşma yapılabileceğine, dava konusu olayda münhasır yetkiye ve kamu düzenine ilişkin bir hususun bulunmamasına, davanın sigorta sözleşmesinden değil taşıma sözleşmesinden kaynaklanmasına ve davacı sigortacının sigortalıya halef sıfatıyla açtığı davada yetkiye dair anlaşmanın davacıyı bağlayacağına (aynı yönde bknz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 04.04.2016 tarih ve 2015/8733 Esas  2016/3559\tKarar sayılı, 14.09.2015 tarih ve 2015/7979 Esas 2015/9216 Karar sayılı, 18.09.2012 tarih ve 2011/6367 Esas 2012/13582 Karar sayılı, 17.05.2010 tarih ve 2008/14017 Esas 2010/5405 Karar sayılı ilamları), kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-İzmir 5. Asliye Ticaret (Deniz İhtisas) Mahkemesi'nin 09/12/2020 tarih ve 2020/71 Esas 2020/630 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, <br>2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 615,40.TL maktu karar harcından peşin olarak alınan 59,30.TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10.TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,    <br>3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan karar verildiğinden davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 16.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b96393fc76d009bf","SID":"7bf14ad419b5da7d"}}