{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS     NO\t: 2021/1582 <br>KARAR NO\t\t: 2024/2118<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 09/04/2021<br>NUMARASI\t\t: 2018/1446 Esas  2021/357 Karar <br>DAVA\t\t: TAZMİNAT  <br>KARAR TARİHİ\t: 28/11/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ   : 28/11/2024 <br> <br>İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1446 Esas ve 2021/357 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.<br><br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br><br>Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; taraflar arasında karayolları taşıma sözleşmesinin düzenlendiğini ve davalı şirketin, müvekkili şirketin taşıma işlerini üstlendiğini, tarafların bu sözleşme ile “29/11/2018 tarihinde, kullanılmış sayaçların ...’nden davalı tarafından alınarak davacı müvekkiline teslim edilmesi” konusunda anlaşmaya vardıklarını, yapılan anlaşma doğrultusunda 29/11/2018 tarihinde davalı tarafından sevk aracının bilgilerinin e-posta yoluyla bildirildiğini, 29/11/2018 tarihinde ... tarafından sayaçların davalı firma çalışanı olan ve kendisini ... olarak tanıtan kişiye teslim edildiğini, ... tarafından “30.360 kg kullanılmış sayacın teslim edildiği” hususunun tutanağa yazıldığını, bu sayaçların 29/11/2018 tarihinde yola çıktığını ancak kendisini ... olarak tanıtan şoförün teslim aldığı sayaçları çalarak “hırsızlık” suçunu işlediğini, 30/11/2018 tarihinde ise bu kişinin yönetimindeki aracı Işıkkent otoparkına boş olarak terk ettiğini, şoför hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2018/141300 sayılı dosyasında soruşturma başlatıldığını, davalı şirketin bu hususu müvekkiline ivedilikle bildirmediğini ve hatta “çalışanının gerçek adının ... değil, ... olduğu” hususunu hırsızlık suçu işlendikten sonra bildirdiğini, yaşanan bu olay sonucunda 600.000,00 TL değerindeki sayaçların çalınması nedeniyle müvekkilinin maddi olarak zarara uğradığını, zararın tazmin edilmesi için davalıya 04/12/2018 tarihinde Karşıyaka 5. Noterliği’nden 36472 yevmiye numaralı ihtarnamenin gönderildiğini, tebliğe rağmen davalının ihtarnameye cevap vermediği gibi müvekkilinin zararını tazmin etmediğini, davalının 6102 sayılı TTK’nın 850-893 maddeleri uyarınca hukuki sorumluluğunun bulunduğunu belirterek, davalı şirket üzerine kayıtlı araçlar üzerine teminatsız olarak ihtiyati haciz kararı verilmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 600.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.<br>CEVAP                     ;<br>Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; karşı tarafın dava konusu olan su saatleri için fahiş fiyat ileri sürdüklerini, bunun kabulünün mümkün olmadığını, dava konusu malların 150.000,00 TL teminatlı olarak sevk edildiğini, taraflar arasında taşıma sözleşmesi kurulmadan önce müvekkilinin davacıya “herhangi bir rizikonun gerçekleşmesi durumunda sigorta limitinin 150.000,00 TL olduğu, taşınacak malların bedelinin fazla olması durumunda kendilerine haber verilmesi gerektiği, bu bedele göre sigorta teminatının yükseltileceği” hususunun bildirildiğini, davacı tarafın ise “zarara konu taşıma emtialarının değerinin 150.000,00 TL’yi geçmeyeceğini, bu durumun herhangi bir sorun yaratmayacağını” bildirdiğini, bu nedenle sigorta poliçesine ek zeyilname yapılmadığını, taşıma işine konu malların bedelinin ne kadar olduğu konusunda davacı tarafça düzenlenen belgelerde hiç bir bilgi bulunmadığını, kaldı ki çalınan mallar hurda su saatleri olup, bedellerinin 600.000,00 TL olmasının mümkün olmadığını, davacı yetkilisi ...’ın ... isimli kişiye kimlik kontrolü yapmadan ve malların çalınmaması için hiç bir tedbir almadan malları teslim etmesi nedeniyle asli ve tam kusurlu olduğunu, kimlik kontrolü yapılmış olsaydı gerçekte ... isimli birisinin olmadığı hususunun anlaşılacak olduğunu, diğer yandan dava konusu zarar gerçekleştikten ve mallar ziya olduktan sonra davacının taşınacak malların değerlerini tek tek bildirdiğini ve bu değerler üzerinden müvekkilinin zeyilname yaptırarak ek prim ödediğini, 20/12/2018 ve 25/12/2018 tarihli maillerde de görüldüğü gibi davacının malların çalındığı taşıma işinden sonra müvekkiline bedel bildirimi yapmaya başladığını, dolayısıyla zararın artmasında asli kusurlu olduğunu, müvekkilinin taraflar arasında gerçekleşen daha önceki taşıma işlerinden kaynaklı olarak davacı uhdesinde 109.750,00 TL navlun alacağının bulunduğunu, bunun tazminattan mahsubunun gerektiğini belirterek, davanın reddine, davacının davasında haklı olduğu kanaatine varılır ise fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla mahsup isteklerinin kabulü ile 109.750,00 TL taşıma ücreti alacaklarının davacı alacağından mahsup edilmesine karar verilmesini istemiştir.<br>DELİLLER               ;<br>İhtarname, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2018/139854 sayılı soruşturma dosyası, bilirkişi raporları.<br>GEREKÇE              ;<br>Dava; taraflar arasındaki taşıma sözleşmesi kapsamında davacıya ait malların çalınması nedeniyle uğranılan maddi zararın taşıma işini yüklenen davalıdan tazmini istemine ilişkindir.<br>Davalı vekili 17/01/2019 tarihli dilekçesi ile; müvekkilinin taşıdığı malların 26/01/2018-26/01/2019 dönemini kapsayacak şekilde taşıyıcı abonman poliçesinin dava dışı ... Sigorta A.Ş. tarafından düzenlendiğini ve sigortalandığını, davaya konu rizikonun poliçenin kapsadığı dönem içerisinde gerçekleştiğini, sigorta şirketinin zarardan sorumlu olduğunu, zararın oluşmasından sonra ... Sigorta A.Ş.’ye ihbarda bulunduklarını, hasar dosyasının açıldığını belirterek, davanın ... Sigorta A.Ş.’ye ihbarına karar verilmesini istemiştir.<br>Mahkememizce dava ... Sigorta A.Ş.’ye ihbar edilmiştir.<br>Dava dışı ... Sigorta A.Ş. vekili 08/05/2019 havale tarihli dilekçesi ile; dava konusu olay ve poliçe nedeniyle istenen tazminatla ilgili olarak davacı vekili ile müvekkili arasında haricen yapılan görüşmeler sonucunda anlaşmaya varıldığını, müvekkili tarafından davacı vekiline asıl alacak, faiz, vekalet ücreti, yargılama gideri vs. kalemler olmak üzere dava sonrasında 25/04/2019 tarihinde 198.227,00 TL ödeme yapıldığını, arada “ibraname, feragatname ve makbuz” belgesinin düzenlendiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İhbar olunan ... Sigorta A.Ş. vekili bu dilekçesinin ekinde davacı vekilinin imzaladığı 17/04/2019 tarihli “İbraname, Feragatname ve Makbuz” başlıklı belge örneğini sunmuştur. Bu belge incelendiğinde; 149.500,00 TL’si asıl alacak 11.551,00 TL’si yargılama gideri, 14.710,00 TL’si vekalet ücreti, 10.153,00 TL’si faiz ve 12.313,00 TL’si icra vekalet ücreti olmak üzere toplam 198.227,00 TL’nin ödenmesi konusunda davacı şirket ile ihbar olunan ... Sigorta A.Ş.’nin anlaşmaya vardıkları, bu anlaşma çerçevesinde davacı şirkete 29/04/2019 tarihinde ... Bankası aracılığıyla 198.227,00 TL tutarında ödemenin yapıldığı görülmüştür.<br>Davacı vekili 10/06/2019 tarihli dilekçesi ile; dava açıldıktan sonra ihbar olunan ... Sigorta A.Ş. tarafından yapılan teklif dahilinde sigorta şirketinin poliçeyle sorumlu olduğu miktar üzerinden ve davalıya karşı dava ve istek hakları saklı kalmak koşuluyla anlaşmaya varıldığını, dava konusu 650.000,00 TL tutarındaki alacağın 149.500,00 TL’sinin ve buna ilişkin ferilerinin ödendiğini, bu miktarla ilgili ödemenin karar aşamasında dikkate alınması gerektiğini belirtmiştir.<br>Davacı, davalıya Karşıyaka 5. Noterliği’nden gönderdiği 03/12/2018 tarihli 36421 yevmiye numaralı ihtarname ile “tebliğden itibaren 1 iş günü içerisinde zayi olan mal bedeli olan 650.000,00 TL’nin ödenmesini” istemiştir. İhtarname davalıya 05/12/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir.<br>Davacı vekili 07/01/2019 tarihli dilekçesi ile; müvekkili ile davalı arasında yazılı bir sözleşmenin bulunmadığını, taşıma sözleşmesi düzenlenmemiş olsa bile TTK’nın 856. maddesi gereğince tarafların karşılıklı ve birbirine uygun iradeleri ile taşıma sözleşmesinin kurulacağını, eşyanın taşıyıcıya tesliminin taşıma sözleşmesinin varlığına karine olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin varlığına ilişkin olarak dosyaya sayaç teslim tutanağını ve e-posta örneklerini sunduklarını belirtmiştir.<br>Taraflar arasında taşıma işine ilişkin olarak düzenlenmiş yazılı bir sözleşme bulunmamaktadır.<br>Gerek davacı vekilinin dilekçesi ekinde sunduğu e-posta çıktılarından gerek sayaç teslim tutanağından ve gerekse davalı vekilinin cevap dilekçesindeki kabulünden yola çıkıldığında taraflar arasında davacıya ait sayaçların davalı tarafça taşıma işinin yapılması konusunda bir anlaşma bulunmaktadır.<br>29/11/2018 tarihli sayaç teslim tutanağında “30.360 kg kullanılmış sayacın 20 H 7362 plakalı araca yüklenerek teslim edildiği” belirtilmiştir. Bu tutanakta “teslim alan” (yüklenici vekili) olarak davacı şirket yetkilisi ...’ın, “teslim eden” olarak taşınır kayıt yetkilisi ...’in ve ayrıca ... isimli kişinin imzalarının bulunduğu görülmüştür.<br>Taraflar arasında; “davacı vekilinin de ileri sürdüğü şekilde taşıma ilişkisinin bulunduğu, bu ilişki ve anlaşma çerçevesinde davacıya ait kullanılmış sayaçların taşıma işinin davalı tarafından yapılarak davacıya teslim edilmesi konusunda anlaşmaya varıldığı, taşıması yapılacak sayaçların kendisini ... olarak tanıtan şoföre teslim edildiği ancak bu kişi tarafından teslim alınan sayaçların davacıya ulaştırılmadığı” konularında uyuşmazlık bulunmamaktadır.<br>Taraflar arasındaki uyuşmazlık; “davalı tarafından taşıması üstlenilen sayaçların çalınması şeklindeki olayda davalıya yüklenebilecek kusurun bulunup bulunmadığı, bu anlamda davalının sorumluluğundan söz edilip edilemeyeceği, davacı tarafın ileri sürdüğü zararının fahiş miktarda bir zarar olup olmadığı, davacının ne miktar zarara uğradığı, davacının bu zararın artmasına sebebiyet verip vermediği, dava konusu olayın gerçekleşmemesi yönünde davacı tarafın alabileceği önlemin bulunup bulunmadığı, davalının davacıdan daha önceki taşıma işlerinden kaynaklı olarak ve takas mahsuba konu taşıma ücretinin alacağının bulunup bulunmadığı, varsa miktarının ne olduğu, takas mahsup koşullarının bulunup bulunmadığı” konularındadır.<br>İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2018/139854 sayılı soruşturma evrakı incelendiğinde; şikâyetçilerin ..., ... ve ...; şüphelilerinin ..., ... ve ... olduğu, bu kişiler hakkında dava konusu olay kapsamında “birden fazla kişiyle birlikte dolandırıcılık” suçlamasıyla ve şüpheli ... hakkında “suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi” iddiasıyla 08/04/2019 tarihli iddianame ile İzmir 17. Asliye Ceza Mahkemesi’nde 2019/353 Esas sayılı davanın açıldığı görülmüştür.<br>6098 sayılı TBK’nın “Adam çalıştıranın sorumluluğu” başlıklı 66. Maddesinde; (1) Adam çalıştıran, çalışanın, kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlüdür.(2) Adam çalıştıran, çalışanını seçerken, işiyle ilgili talimat verirken, gözetim ve denetimde bulunurken, zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse, sorumlu olmaz. (3) Bir işletmede adam çalıştıran, işletmenin çalışma düzeninin zararın doğmasını önlemeye elverişli olduğunu ispat etmedikçe, o işletmenin faaliyetleri dolayısıyla sebep olunan zararı gidermekle yükümlüdür. (4) Adam çalıştıran, ödediği tazminat için, zarar veren çalışana, ancak onun bizzat sorumlu olduğu ölçüde rücu hakkına sahiptir.” düzenlemesine yer verilmiştir. <br>Davalı yönünden ortada TBK’nın 66. maddesi gereğince adam çalıştıranın sorumluluğu söz konusu olduğundan ve kusursuzluk sorumluluk hali olduğundan ceza davasının sonucu beklenmemiştir.<br> Mali müşavir bilirkişi ... tarafların ticari defterlerini ve dayanağı belgeleri inceleyerek hazırladığı 23/12/2019 tarihli raporunda özetle; davacı ve davalı şirketlerin 2018 yılı ticari defterlerinin e-defter uygulamasına tabi olduğunu, usulüne uygun tutulduğunu, kayıtların birbirini doğruladığını, ticari defterlerin delil niteliğinin bulunduğunu, dava tarihi itibariyle davalı şirket hesaplarında davacı şirketin borcunun 83.438,55 TL şeklinde olduğunu,  31/12/2018 tarihinde ise bu bakiyenin 107.472,85 TL’ye ulaştığını, 27/11/2019 tarihi itibariyle ise davalı şirketin muhasebe hesaplarında davacının hesap bakiyesinin kapandığını, sıfır olduğunu, 07/12/2019 ve rapor düzenleme tarihi itibariyle davacının 1.770,00 TL borçlu göründüğünü, tarafların ticari ilişkilerinin devam ettiğini, dava tarihi itibariyle tarafların 12/12/2018 tarihi itibariyle 83.438,55 TL davalının davacıdan alacaklı olduğu tutar yönünden mutabık olduklarını, rapor düzenleme tarihi itibariyle (25/11/2019 / 27/11/2019) hesap bakiyesinin sıfır olduğu hususunda tarafların mutabık olduklarını, davalı şirket kayıtlarında 07/12/2019 tarihi itibariyle davacı şirketin 1 adet fatura tutarı karşılığı 1.770,00 TL borçlu kaldığını, , ... tarafından zayi olan su sayaçlarının da dahil olduğu belirtilen kullanılmış sayaçların KG fiyatının 16,60 TL + KDV olarak davacıya fatura edildiğini, davacı vekilinin dava dilekçesinde 600.000,00 TL zararlarının olduğunun belirtildiği hususunda yapılan hesaplama tablosunun raporun önceki sayfasında sunulduğunu, davalı şirketin zayi mallar ile ilgili faturasına dahil ettiği  “Nakliye Bedeli”nin davacının zarar hesabında toplam tutara dahil edildiğini, sigorta şirketinin ödemiş olduğu 149.500,00 TL tazminat bedeli tenzil edilerek davalının davacıya 448.168,82 TL borçlu olması gerektiğini, davalı şirketin takas mahsuba konu olabilecek taşıma ücreti alacağının 1.770,00 TL (davacı tarafça ödenmediği taktirde) olduğunu bildirmiştir.<br>Davacı vekili; mahsup iddiasının dinlenecek olduğu düşünülecek dahi olsa bu miktarın raporda belirtilen 83.438,55 TL’den fazla olamayacağını, takas mahsupta muacceliyet şartının arandığını, 12/12/2018 tarihinde davalının muaccel alacağının 83.438,55 TL olduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişki devam etmekle birlikte müvekkilinin davalı nezdinde doğmuş tüm borçlarını düzenli olarak ödemesine bağlı olarak mahsup edilecek herhangi bir davalı alacağının kalmadığını, rapor ile birlikte haklılıklarının ortaya çıktığını, reeskont faizi isteklerinin bulunduğunu, toplam alacağın hesabında faizin de dikkate alınmasını gerektiğini belirterek, rapora bu yönleriyle itiraz etmiştir.<br>Davalı vekili de; raporun 5. sayfasında 120.04.338 cari kod ikinci tabloda görüleceği gibi 05/01/2019 tarihi itibariyle müvekkilinin davacıdan 109.757,92 TL alacaklı olduğunu, takas isteklerini 15/01/2019 tarihinde ileri sürdüklerini, bu durumda takas isteklerinin haklı olduğunu, her ne kadar taraflar arasındaki ilişkin devam etse de mahsup tarihindeki ve en kötü ihtimalle dava tarihindeki rakamın nazara alınması gerektiğini, zayi mallara ilişkin nakliye bedelinin de zarar hesabında toplam tutara dahil edilmesinin isabetsiz olduğunu belirterek, yeni bir rapor ya da ek rapor aldırılmasını istemiştir.<br>Makine mühendisi ... 02/01/2020 tarihli raporunda özetle; dava konusu su sayaçlarının niteliği itibariyle “değerli hurda” özelliği taşıdığını, güncel kg fiyatının ortalama 20,00 TL/kg olduğunu, 2019 yılı Kasım ayında 607.200,00 TL olan parasal değerinin 2018 yılı Kasım ayında TÜFE’ye göre 549.194,87 TL olduğunu, 30/11/2018 zarar tarihi itibariyle değerinin piyasa araştırmalarına göre 549.194,87 TL olduğunu (30.360,00 x 20,00 TL/kg) bildirmiştir.<br>Makine mühendisi bilirkişi itirazlar üzerine hazırladığı 08/07/2020 tarihli ek raporunda özetle; dava konusu kullanılmış su sayaçlarının niteliği itibariyle değerli hurda özelliğinde bulunduğunu, 30/11/2018 zarar tarihi itibariyle değerinin yapılan piyasa araştırmaları ve hesaplamalarına göre 503.976,00 TL olduğunu bildirmiştir. <br>Bilirkişi raporu gerekçeli, somut olaya uygun, hüküm kurmaya elverişli bulunmuştur. <br>Toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporları ve tüm dosya içeriğine göre; davacı ve davalı arasında karayolları taşıma sözleşmesinin düzenlendiği, bu sözleşme ile davalı tarafça “29/11/2018 tarihinde, kullanılmış sayaçları ...’nden alarak davacıya teslim edilmesi” konusunda taraflar arasında anlaşmaya varıldığı, taşınacak emtianın 30.360 kg kullanılmış sayaç olduğu, bu sayaçların davalının çalışanına teslim edildiği ancak çalınmaları nedeniyle sayaçların davacıya tesliminin gerçekleştirilemediği, davalının TBK’nın 66. maddesi gereğince “adam çalıştıran” sıfatıyla kusursuz sorumluluğunun bulunduğu, 30/11/2018 zarar tarihi itibariyle kullanılmış sayaçların değerinin 503.976,00 TL olduğu, davacının bu miktar alacağa hak kazandığı, dava açıldıktan sonra ihbar olunan ... Sigorta A.Ş. tarafından poliçe limiti çerçevesinde davacıya 149.500,00 TL tutarında ödeme yapıldığı, davanın bu miktarlık kısmı yönünden konusuz kaldığı ancak davanın açılmasına davalı tarafın sebebiyet vermiş olması nedeniyle davalının vekalet ücreti ve yargılama giderinden sorumlu olduğu anlaşıldığından, 503.976,00 TL’nin ödenen 149.500,00 TL’lik kısmı yönünden davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına, kalan 354.476,00 TL’nin ise davalıdan tahsiline karar vermek gerekmiştir.<br>Davalı tarafın takas-mahsup isteğine gelince; taraflar arasındaki taşıma ilişkisinin devam etmektedir. Her ne kadar davalı vekili “05/01/2019 tarihi itibariyle müvekkilinin davacıdan 109.757,92 TL alacaklı olduğunu, takas isteklerini 15/01/2019 tarihinde ileri sürdüklerini” belirtmiş ise de ve mali müşavir bilirkişiden aldırılan bilirkişi raporunda davalının 15/01/2019 tarihinde davacıdan 109.757,92 TL tutarında taşıma ücreti alacağının olduğu gözüküyor ise de; bu miktarın taraflar arasında devam eden taşıma ilişkisi çerçevesinde ödendiği, takas definin ileri sürüldüğü tarih itibariyle davalının başkaca muaccel alacağının olmadığı, bu süreçte gerçekleşen yeni taşımalar yönünden takas-mahsup isteğinin ileri sürülemeyeceği kanaatine varıldığından, davalı vekilinin takas-mahsup isteğinin haklı görülmediği...\" gerekçesi ile; Davanın 503.976,00.TL üzerinden KISMEN KABULÜ ile; Alacağın 149.500,00.TL’sinin dava açıldıktan sonra ödenmiş olması nedeniyle; 149.500,00.TL yönünden konusu kalmayan dava hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 149.500,00.TL ödeme düşüldükten sonra kalan 354.476,00.TL alacağın dava tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, Davacının fazlaya ilişkin isteğinin reddine karar verilmiş, verilen bu karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br> <br>İSTİNAF NEDENLERİ: <br><br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın kısmen reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı tarafça taşınması sırasında hırsızlık olayı sonucu zayi olan hurdaların \"değerli hurda\" niteliğinde olup, zarar tarihindeki piyasa değerine göre bir hesaplamaya gidilmesi, zarar tarihinde hurda su sayaçlarının gerçek değerinin ne olduğunun piyasa araştırması ile tespit edilip müvekkili şirketin uğradığı gerçek zarar bulunarak hesaplama yapılması gerekirken, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki hesaplamanın tamamen hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda hurda su sayaçlarının değerinin piyasa araştırmaları ile hesaplandığını ancak hatalı şekilde geçmişe dönük TÜFE indirimi yapılması sebebiyle rapora itiraz ettiklerini, itirazları dikkate alınmaksızın, ek rapor ile dosya içerisinde mevcut davalı sigorta şirketinin tanzim ettiği ekspertiz ve mali bilirkişi raporu değerlendirmeye alınarak bir hesaplama yapıldığını, dava tarihindeki güncel değeri üzerinden hesaplama yapılmadığını, müvekkili şirketin gerçekte uğradığı zararın, bilirkişi raporunda hesaplanandan çok daha fazla olduğunu, hükme esas alınan kök bilirkişi raporu ile ek bilirkişi raporu arasında çelişkilerin mevcut olduğunu ve bu çelişkiler giderilmeden hüküm kurulmasının hatalı olduğunu ileri sürerek yerel mahkeme kararının davanın kısmen reddedilen bölümü yönünden kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili davalının davacıdan taşıma işini alan üst taşıyıcı olup taşıma işinin fiili alt taşıyıcı olan dava dışı ... tarafından gerçekleştirildiğini, dava konusu emtiayı çalan şahsın da alt taşıyıcının çalışanı olup müvekkili davalı ile herhangi bir hizmet akdinin bulunmadığından TBK 66 maddesi gereği adam çalıştıranın kusursuz sorumluluğu bulunduğundan bahisle davanın kısmen kabulünün hatalı olduğunu, zararın doğmasında davacı çalışanlarının kusurunun, müterafik kusurunun da bulunduğunu, sigorta limitinin 150.000.TL olduğunu, taşınacak malların bedelinin fazla olduğunun davacı tarafından bildirilmediğini, emtia bedelinin 150.000.TL'yı geçemeyeceğini, takas mahsup taleplerinin hatalı gerekçe ile reddedilmesinin de isabetsiz olduğunu, ihbar olunan sigorta şirketi tarafından davacıya yapılan 149.500,00TL hasar/ziya bedeli yanında 14.710,00.TL dava vekalet ücreti ile 11.551,00.TL yargılama gideri ve harç ödendiğinden bu bedellerinde mahsubunun yapılması gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. <br><br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: <br><br>Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>  İspat, bir olayın veya hukuksal durumun varlığı veya yokluğu hakkında hâkimde kanaat uyandırmak için girişilen, ispat yükü üzerinde olan tarafın deliller vasıtasıyla yürüttüğü inandırma faaliyetidir.<br>İddia ve savunmaya dayanak gösterilen ve mahkemenin karar vermesinde etkili olacak olgulardan hangisinin kim tarafından ispat edileceği hususu ispat yükü kavramıyla ilgilidir. İspat yükünün ne şekilde dağılacağına ilişkin genel kural 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.”<br>Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190. maddesinin 1. fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmış; 2. fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Buna göre<br>“(1)İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.<br>(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.”<br>İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir.<br>İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir.<br>Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır. <br><br>Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi heyet rapor ve ek raporun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, taraflar arasındaki taşıma sözleşmesinin ifası sırasında haksız fiilden doğan zarardan davalı taşıyanın sorumlu olmasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekili ile davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/04/2021 tarih ve 2018/1446 Esas  2021/357 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan taraf vekillerinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, <br>2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 427,60.TL maktu karar harcından peşin olarak alınan 59,30.TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30.TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,    <br>3-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 34.426,60.TL nispi karar harcından peşin olarak alınan 8.606,65.TL harcın mahsubu ile bakiye 25.819,95.TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,    <br>4-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan davacı ve davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,<br>5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan karar verildiğinden taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>6-Kararın kesinleştirme, harç ikmali ve gider/delil avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,<br>7-Kararın Dairemizce taraf vekillerine tebliğine, <br> Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere 28/11/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d7a35582d19da07e","SID":"a9ef8dbb2cb5f2af"}}