{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi               21.Hukuk Dairesi  2022/1378  Esas 2024/1654  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2022/1378 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2024/1654<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 11/05/2022<br>NUMARASI\t\t: 2019/470 Esas 2022/336 Karar<br>DAVACI \t:<br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI \t: <br>DAVA\t: Haklı Nedenle Şirket Ortaklığından Çıkarma<br>DAVA TARİHİ\t: 04/09/2019<br>KARAR TARİHİ\t: 30/12/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 23/01/2025<br><br>\tTaraflar arasındaki haklı nedenle şirket ortaklığından çıkarma istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.  <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkili şirkette 1.000 adet payın sahibi olduğunu, yüzde olarak ortaklığının %2,5'lik oranını oluşturduğunu, davalının aynı zamanda müvekkili şirkette hizmet akdi ile çalıştığını, davalının İş Kanunu kapsamında çalışırken şirkete zarar vermeye başladığını ve işten ayrıldığını, davalının işten ayrıldıktan sonra İş Kanunu'ndan doğan haklarını talep etmek için haklı bir nedeni olmaksızın dava açtığını, işçilik alacakları iddiası ile açılan davanın derdest olduğunu, iş mahkemesinde görülen davada davanın haksızlığını belirtmek için davalının çalışma şartlarını uygun davranmaması, davalının sürekli olarak işten ve Ankara'dan bıktığını belirterek gerekli özeni göstermediğinden 2018 Ağustos, Eylül ve Ekim aylarında müşteri şikayetlerinin artması ve satışların düşmesi, bir çok müşterinin şikayet etmiş olması, 16 Ekim tarihinde dükkana ödeme olarak gelen bir paraya el koyması, aynı gün işten erken çıkıp gitmesi, buna benzer maddi vakıaların belirtildiğini, söz konusu maddi vakıaların davalının aynı zamanda haklı nedenle ortaklıktan çıkarılmasına da neden olacak olaylar olduğunu, davalının haklı nedenle ortaklıktan çıkması için ileri sürdükleri maddi vakaların şirket esas sözleşmesinde ortaklıktan çıkarma nedeni olarak sayılmadığı için usulüne uygun olarak genel kurul toplantısı yapıldığını ve karar alındığını, bu toplantıya davalının katılmadığını, davalının devir yolu ile elde etmiş olduğu bu pay için devir edene herhangi bir bedel ödemediğini, sahip olduğu payın sembolik nitelikte bir pay olduğunu, davalının söz konusu hisse payını devir alacak ekonomik gücü bulunmadığını, davalının çalıştığı sürenin son döneminde şirket ortaklığından çıkarılmasına neden olacak davranışlarda bulunduğunu, davalının da iş mahkemesindeki davada kendisini işçi olarak değerlendirdiğini, davanın kabulü halinde davalının payını bedelsiz ve sembolik nitelikte elde ettiğinin keza işçi olması hususları dikkate alınarak ayrılma akçesinin hesaplanmasının buna göre yapılmasını öncelikle davalıya ayrılma akçesi ayrılmamasını talep ettiklerini belirterek davalının şirket ortaklığından çıkarılmasına, ayrılma akçesi ödemesi yapılmamasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin şirket ortaklığından çıkarılmasını gerektiren haklı bir neden olmadığını, dava dilekçesinde belirtilen iddiaların şirket ortaklığıyla ilgisinin bulunmadığını, salt işçi-işveren ilişkisiyle ilgili olduğunu, şirket ortaklığından çıkarma için haklı neden oluşturmayacağını, davacı ile müvekkili arasındaki iddiaya konu bu eylemlerin İş Kanunundan kaynaklı işçilik alacaklarını etkilediğinden bu iddialara konu alacakların zaten iş mahkemesinde tartışıldığını, iddiaya konu iş akdinin de müvekkilinin kusurları nedeniyle sona erdirilmediğini, davacı tarafından nedensiz olarak sona erdirildiğini, davacının SGK'ya verilen işten ayrılış bildirgesinde açıkça işten çıkış kodu olarak ”4” (Belirsiz süreli iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı sebep bildirilmeden feshi) olarak bildirildiğini, davacının ileri sürdüğü iddiaların asılsız olduğunu, çalışanın, çalıştığı şirkette pay sahibi olmasını engelleyen hukuki hir düzenleme bulunmadığını, ortağın ortaklıktan çıkarılması konusunda da bu pay oranının düşük olmasının haklı bir neden oluşturmayacağını, davanın işçilik alacakları davasının açılmasından sonra ikame edildiğini, müvekkilinin davacı şirketin işleyişini olumsuz etkileyecek, ortaklığın devamını imkansız kılacak hiçbir davranışının da olmadığını, şirketin olağan işleyişine devam ettiğini, pay devrinin bedelsiz yapıldığı iddiasının geçersiz olduğunu, pay devrinde o günkü nominal değerin esas alındığını, devrin tarafların rızasıyla gerçekleştiğini, müvekkilinin çıkarmaya ilişkin kararın alındığı toplantıya usulüne uygun davet edilmediğini, müvekkilinin Ankara'da yaşadığı bilinmesine, şirkette toplam iki ortak bulunmasına, ortakların yıllardır birbirlerini tanımasına, iletişim bilgilerine sahip olmalarına karşın, müvekkiline ulaşma yönünde yeterli gayretin sarf edilmediğini bildirerek davanın reddini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, TTK'da şirket ortağının ortaklıktan çıkarılması için gereken usul işlemleri yanında haklı bir nedenin bulunması da gerektiği, davacının davalının payının küçüklüğü, şirkette işçi olarak çalışması ve işçilik alacaklarının tahsili için dava açmış olmasını haklı sebeple ortaklıktan çıkarma gerekçesi olarak ileri sürülmüşse de bu durumlardan bir kısmının davalının ilk şirket ortağı olduğu zamanda da var olduğu, sırf ortaklık payının küçüklüğü ve ortağın şirket işçisi olmasının ortaklıktan çıkarma için geçerli bir gerekçe olmadığı gibi ortağın şirkete karşı işçilik alacaklarının tahsili için dava açmasının da bu kapsamda değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; karar duruşmasında bir önceki duruşmada hakim yokluğu nedeni ile taraflarının dahilisi olamayan bir güne duruşmanın atıldığını, aynı gün başka bir yerde duruşmaları olması nedeni ile e-duruşma talep edildiğini, e-duruşma talebinde sistemsel  bir sorun olması halinde mazeretli sayılmalarının istenildiğini, karar duruşmasında e-duruşmaya ilk anda bağlanıldığını, ancak sonra teknik bir nedenle duruşmaya iştirak edilemediğini, mazeretli sayılmamıza karar verilmeksizin yokluklarında hüküm kurulduğunu, HMK gereği karar duruşmasında davacı olarak bulunamamış olmaları, mazeret talepleri ve hukuki dinlenilme hakkı ilkesi göz önünde bulundurularak kararın kaldırılması gerektiğini, davalının sembolik nitelikte payı olan bir şirket çalışanı olduğunu, şirket ortağı olmadığını, pay sahibi olurken hiç bir bedel ödemesi yapmadığını, dosyaya  ibraz edilmiş olan belgeden anlaşılacağı üzere davalının telefon yolu ile yazdığı beyanla hisse için  hiç bir bedel ödemediği ve kağıt üstü bir ortaklık olduğunu kabul ettiği, yazılı ikrarı karşısında davanın reddinin yasal düzenlemeye ve yerleşik yargı kararlarına aykırılık teşkil ettiğini, açık ikrarı içeren bu delilin davalı tarafından reddedilmediğini, davalının gerçek bir ortaklık olmadığını kabul etmiş iken bu açık kabul ve beyan karşısında davanın reddine karar verilemeyeceğini, davalının hissesinin sembolik nitelikte olduğu, işverene bağımlı, denetimi altında ve ücret karşılığı çalıştığının, kendisi tarafından açılan iş mahkemesindeki dava dilekçesi, dava dosyası ve tanık ifadeleri ile sabit bulunduğunu, ticari  faaliyet esnasında bazı ayrık durumların ortaya çıkmasının mümkün olduğunu, bir kimsenin biçimsel anlamda anonim şirket ortağı gözükmesine karşın, bağımlı çalışma koşulları ve aldığı ücret, bağımsız çalışma ve kazanç sağlama durumundan baskınsa bu takdirde ortaklık statüsünün şekilsel olduğu, kişinin şirket içerisindeki pozisyonu, gördüğü iş, çalışma koşulları, aldığı ücretin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, taraflar arasında işçi işveren ilişkisinin bulunduğunu, bu nedenle  ortaklıktan çıkarma için yeterli koşul olmadığının kabul edilemeyeceğini, davalı tarafından açılan dava şirket ortağı olmaktan kaynaklı bir dava niteliğinde olmayıp, iş mahkemesinde görülen ve nihayetlenen davanın çalışan sıfatı ile meydana gelen olaylarla ilgili bir dava olduğunu, gerekçede belirtilen şekilde şirket ortağının ortaklıktan kaynaklı olarak şirkete yönelttiği bir dava olarak görülemeyeceğini, bu davanın ortaklıktan çıkarma için yeterli haklı  bir neden olmasının kanunun amacına uygun olduğunu, davalının müvekkili şirkette, hizmet akdi ile çalışmakta iken şirkete zarar vermeye başladığını, nihayetinde hizmet akdinin sonlandırıldığını, sembolik bir  pay sahibi olan davalının tutum ve davranışları nihayetinde ise  ikame ettiği dava ile ortaklığın devamına engel olacak bir husumet ve çekilmez hali fiili olarak  oluşturmuş olup, davanın  ortaklıktan çıkarma için haklı neden olmadığı gerekçesine katılmadıklarını, davalı ile ilgili olarak 2018 ağustos, eylül ve ekim aylarında müşteri şikayetlerinin arttığını, satışların düştüğünü, bir çok müşterinin şikayetçi olduğunu, davalının şirket işleyişinde hiç bir toplantıya iştirak etmeyen, şirketin işleyişini olumsuz etkileyen, ortaklığın devamını imkansız kılacak  davranışlarının  bulunduğunu, aksi iddia edilemeyen  konular olmakla söz konusu maddi vakıalar davalının haklı nedenlerle ortaklıktan çıkarılmasına  neden olacak maddi vakıalar olduğunu, sermaye koyma borcunu tayin edilen müddet içinde yerine getirmeyen limited şirket ortağının aslında şirket işleyişine engel olduğunu, şirketin uygun gördüğü kararların alınıp uygulanmasına azlığın çeşitli nedenlerle karşı çıkarak şirketi ve diğer ortakları bunaltıcı ve engelleyici davranışlarının önüne geçilmesinin TTK'daki temel amaç olduğu dikkate alındığında sermaye koyma borcunu yerine getirmeyen davalının bu eylemi ve diğer eylemlerinin şirketi engelleyici bir davranış olduğunu, dosyaya delil olarak sunulan tanıkları dinlenilmeden hüküm kurulduğunu, tanık delili toplanılmamış olmasının usule aykırı bulunduğunu, tanık delili toplanılmış olsaydı davalının hukuksal durumu, şirket ile münasebeti, ortaklıktan çıkarılma haklı nedenlerine ilişkin iddialarının dinlenilmiş olacağını, hukuki dinlenilme hakkının bir gerekçesi olarak dosyada delil olarak bildirdikleri bir  kalemin dosyaya kazandırılmamış olmasının hatalı bulunduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; haklı nedenle limited ortaklığından çıkarma istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tAnkara 30. İş Mahkemesinin 2018/523 Esas 2020/278 Karar sayılı karar sureti, 17/05/2019 tarihli davacı şirket genel kurul karar sureti, davacı şirket ticaret sicil kayıtları, yargılama aşamasında mali müşavir ve hesap uzmanı bilirkişi heyetinden alınan 20/09/2021 tarihli kök, 16/02/2021 tarihli ek rapor, davacının SGK'ya sunduğu davalının sigortalı işten ayrılış bildirgesi, whatsapp yazışmaları, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi suretleri dosya içeresinde yer almaktadır.<br>\tDavacı tanıkları ... 06/03/2020 tarihli celsede, davalı tanığı ... 21/10/2020 tarihli celsede dinlenmiştir.<br>\tYargılama aşamasında alınan bilirkişi heyeti kök raporu ile, kök rapordaki görüşü tekrar eden ek raporda, davalının davacı şirkette 16/07/2005- 16/10/2018 tarihleri arasında iş sözleşmesine bağlı olarak çalıştığı, 16/10/2018 tarihinde iş sözleşmesinin feshine müteakip işçilik alacaklarının tahsili amacıyla açtığı davada işverenin iş akdinin haklı nedenle sonlandırıldığını usulüne uygun olarak ispatlayamadığının iş mahkemesince kabul edildiği, davalının limited şirket ortaklığından çıkarılması için haklı nedenlerin gerçekleşip gerçekleşmediğinin takdirinin mahkemede olduğunu, davacı şirkette 39.000 hissenin ...'a, 1.000 adet hissenin davalıya ait bulunduğu, davacı şirketin 2019 bilançosu üzerinden yapılan incelemede şirketin aktif toplamının 11.377.933,54 TL, pasif toplamının 11.377.933,54 TL olduğu, davalının hisse değerinin 69.998,82 TL olarak hesaplandığı yönünde kanaat bildirilmiştir. <br>\tAnkara 30. İş Mahkemesinin 2018/523 Esas 2020/278 Karar sayılı dosyasında, davalı tarafından davacı aleyhine hizmet akdinin haksız feshinden kaynaklanan işçilik alacaklarının tahsili talebiyle dava açıldığı, yapılan yargılama sonunda davalı şirketin davacının hizmet akdinin haklı nedenle feshedildiğini ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verildiği görülmüştür.<br>\tDavacının ticaret sicil kayıtlarının incelenmesinde, şirketin Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasına kayıtlı olup, şirket ortaklarının ... (dava dışı) ve ... (davalı) olduğu, şirketin sermayesi 40.000 hisseye ayrılarak davalının 1.000 hisseye, dava dışı ...'ın 39.000 hisseye sahip bulunduğu, dava dışı ...'ın davacı şirket müdürü olduğu anlaşılmıştır. <br>\tDavacı şirketin 17/05/2019 tarihli genel kurul toplantısında, davalı ...'ın şirket ortaklığından çıkarılmasına oy birliğiyle karar verildiği, toplantıya ilişkin toplantı çağrısının davalıya usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, davalının toplantıya katılmadığı, 40.000 hisseden 39.000 hisseye sahip ...'ın katılımı ile toplantının gerçekleştirildiği görülmüştür.<br>\tDavacı şirketin iki ortaklı olduğu, şirketin %2,5 hissesinin davalıya, %97,5 hissesinin ise dava dışı ...'a ait bulunduğu, dava dışı ortağın şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkili olduğu dosya kapsamıyla sabittir. <br>\tDavacı yan davalı ortağın şirkette %2,5 ortak olduğunu, hisseleri devraldığı sırada hisseler için bedel ödemediğini, davalının aynı zamanda şirkette hizmet akdi ile çalıştığını, şirkete zarar vermeye başladığını, işten ayrıldığını, şirket aleyhine haklı neden olmaksızın işçilik alacakları için dava açtığını, davalının sahip olduğu payın sembolik nitelikte bir pay olduğunu, iş verene bağımlı, onun denetimi altında, ücret karşılığı çalıştığını, çalışma şartlarına uygun davranmadığını, sürekli olarak işten bıktığını söylediğini, müşteri şikayetlerinin arttığını, satışların düştüğünü, dükkana ödeme olarak gelen paraya el koyduğunu, haklı nedenle limited şirket ortaklığından çıkarılmasına ilişkin koşulların oluştuğunu iddia etmiş, davalı ile davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. <br>\tUyuşmazlık, davalının davacı şirket ortaklığından çıkarılması için haklı sebebin gerçekleşip gerçekleşmediği hususundan kaynaklanmaktadır. <br>\tDavacı vekilinin hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğine yönelik istinaf itirazı incelendiğinde, mahkemece 11/05/2022 tarihli karar duruşmasında davalı vekili e-duruşma yöntemi ile duruşmaya katılarak davanın reddini talep ettiğini bildirmiştir. Davacı vekili de e-duruşma talep ettiğinden e-duruşma talebi kabul edilerek duruşma sırasında davacı vekiline çağrı yapıldığı, davacı vekilinin e-duruşmaya bağlanmaya çalıştığı, ancak bağlantısının sürekli kesildiği ve düştüğü tutanağa geçirilmiştir.<br>\tAçıklanan bu durum karşısında, davacı vekilinin e-duruşma talebi kabul edildikten sonra bağlantısının sürekli kesilmesi ve düşmesinin teknik olarak davacı vekilinin mi yoksa mahkemenin mi bağlı bulunduğu Uyap sisteminden kaynaklandığının dosya üzerinden tespitinin mümkün bulunmadığı, mahkemenin bağlı bulunduğu Uyap sisteminden kaynaklanması durumunda anılan husus davacı vekilinin hukuki dinlenilme hakkının ihlali sonucu doğuracak ise de, üst dereceli istinaf mahkemesinde davacı vekilince ileri sürülen hususlar değerlendirildiğinden netice itibarıyla anılan husus Dairemizce kaldırma sebebi yapılmamıştır. <br>\tDavacı vekilinin diğer istinaf itirazları incelendiğinde, 6102 Sayılı TTK'nun çıkarılma başlıklı 640/3. maddesinde, şirketin istemi üzerine ortağın mahkeme kararıyla haklı sebebe dayanılarak şirketten çıkarılması halinin saklı olduğu, aynı yasanın genel kurulun yetkileri başlıklı 616/(1)-h. maddesinde bir ortağın şirketten çıkarılması için mahkemeden istemde bulunulması hususunun genel kurulun devredilmez yetkileri arasında sayıldığı, yine aynı yasanın önemli kararlar başlıklı 621/(1)-h. maddesinde ise bir ortağın haklı sebepler dolayısıyla şirketten çıkarılması için mahkemeye başvurulması ve bir ortağın şirket sözleşmesinde öngörülen sebepten dolayı şirketten çıkarılması için de genel kurul kararıyla temsil edilen oyların en az 2/3'ünün ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması halinde alınabileceği düzenlenmiştir.\t<br>\tDavalının haklı sebeple davalı limited şirket ortaklığından çıkarılması için davacı limited şirket tarafından mahkemeye başvurulmadan önce, şirket genel kurulunda TTK'nun 621/1-h maddesi uyarınca ve nitelikli çoğunluk tarafından bu kapsamda bir kararın alınması dava şartıdır. İşbu davada dava şartı olan nitelikli çoğunluk tarafından alınan ortaklıktan çıkarmaya ilişkin 17/05/2019 tarihli genel kurul kararı bulunmakta olup anılan dava şartı gerçekleşmiştir. <br>\tDavacının işbu davada davalı ortağın şirket ortaklığından çıkarılması için haklı sebep olarak ileri sürdüğü husus, davalının şirkette %2,5 oranında ortak olması, hisseleri devraldığı sırada hisseler için bedel ödememesi, davalının aynı zamanda şirkette hizmet akdi ile çalışması, şirkete zarar vermeye başlaması, şirket aleyhine haklı neden olmaksızın işçilik alacakları için dava açması, davalının sahip olduğu payın sembolik nitelikte bir pay olması, iş verene bağımlı, onun denetimi altında, ücret karşılığı çalışması, çalışma şartlarına uygun davranmaması, sürekli olarak işten bıktığını söylemesi, müşteri şikayetlerinin artması, satışların düşmesi, dükkana ödeme olarak gelen paraya el koymasıdır. <br>\tYukarıda açıklandığı üzere davalı tarafından davacı şirket aleyhine Ankara 30. İş Mahkemesinde açılan davada yapılan yargılama sonunda şirketin davalı işçinin hizmet akdinin feshinin haklı olduğunu ispatlayamadığı kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. <br>\tNitekim davacı tarafından SGK'ya verilen sigortalı işten ayrılış bildirgesinde davalı sigortalının işten ayırılış nedeni \"4\" kodu olarak belirtilmiştir. <br>\tDavalının davacı şirketin %2,5 ortağı olması şirketten çıkarılması için haklı neden oluşturmadığı gibi, pay oranının sembolik olması, ortağın şirkette hizmet akdi ile çalışıyor olması, hizmet akdinin davacı tarafından feshi üzerine işçilik alacaklarının tahsili için dava açması haklı neden oluşturmayacaktır. \tKaldı ki, anılan hususlar davalının davacı şirkete ortak olduğu zamanda da mevcut durumdadır. <br>\tHal böyle olunca mahkemece, davada davalı şirket ortağının limited şirket ortaklığından çıkarılması için haklı sebep koşulunun gerçekleşmediği gözetilerek davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>\tÖte yandan, davacı vekilinin tanıklarının dinlenmediğine yönelik istinaf itirazı dosya içeriğine uygun olmayıp, davacı tanıkları 06/03/2020 tarihli celsede dinlenmiştir. Dinlenen tanık anlatımlarından da, davalı şirket ortağının limited şirket ortaklığından çıkarılması için haklı sebep koşulunun gerçekleşmediği anlaşılmıştır.<br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacıdan alınması gerekli olan 427,60 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davalı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, \t<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 30/12/2024<br><br>Başkan -              Üye -                      Üye -              Zabıt Katibi - <br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a58caa8b5c46887d","SID":"96df32f308b57658"}}