{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2024/1689 Esas<br>KARAR NO: 2025/77<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 02/10/2024 <br>NUMARASI: 2024/275 D.İş<br>DAVANIN KONUSU: Tespit (D.İş)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/01/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:<br>DAVA DİLEKÇESİ: Talep eden vekili dava talepli dilekçesinde özetle; müvekkili ...'nin ürünleriyle tüm dünyada sektörünü aşan tanınmışlığa, tüketiciler nezdinde yüksek güven ve saygınlığa sahip olduğunu, ...'ın tanınmış markalarını taşıyan ürünler, gerek özgün tasarımları ve yüksek teknolojiye dayalı malzeme ve üretim teknikleri ile imalat yatırımları, gerek yıllardır sürdürülen yoğun reklam, promosyon ve satış faaliyetleri ile kalite, performans ve popülaritenin simgesi haline geldiğini, karşı tarafça, müvekkiline ait markaların üzerlerinde izinsiz kullanıldığı, taklit ürünlerin pazarlama ve satışının yapıldığının tespit olunduğunu, bu nedenlerle öncelikle, karşı tarafın delilleri yok etme tehlikesi karşısında; karşı tarafça tespit konusu, ihlal yaratan taklit ürünlerin pazarlama ve satışının yapıldığı https://www...com.tr isimli websitesi, https://www...com isimli websitesi, ... ve ... isimli instagram hesapları ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... online satış platformu mağazaları/ hesapları, vd. websiteleri, sosyal medya hesapları, online satış platformları üzerinde karşı tarafa tebligat yapılmaksızın bilgisayar uzmanı bilirkişi incelemesi marifetiyle delil tespiti yapılmasını, arşiv kayıtlarıyla ve Url adresleriyle birlikte tüm içeriğin ve anılan internet sitesi, instagram vd. sosyal medya hesapları ile online satış platformlarındaki mağazaların sahiplerinin tespit edilmesini, bildirilen adreslerde müvekkili markalarıyla iltibas yaratacak şekilde ürün üretilip üretilmediğinin, üretim yok ise ürünlerinden nereden/kimden temin edildiğinin, ürün pazarlama ve satışının yapılıp yapılmadığının, mevcut ürünlerin hangi ürün kodları ile satıldığının, ürünlerden kaç adet olduğunun, ürünlerin hangi fiyatlardan ve kaç adet satıldığının, müvekkiline ait markalar aleyhine iltibas tehlikesi yaratıp yaratmadığının, markalara tecavüz ile haksız rekabet çok açık olduğundan, halihazırda süren haksız eylemler nedeniyle müvekkilin ciddi boyutlara varan mağduriyetinin önlenmesi bakımından ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile; karşı tarafa tebligat yapılmaksızın müvekkiline ait markaları izinsiz taşıyan ve/veya müvekkilin orijinal tasarımlarının kopyası olan ürünlere her türlü ticaretinin önlenmesini teminen nerede bulunurlarsa bulunsunlar perakende / toptan satış noktalarında / gümrüklerde el konulması ve dava sonuna kadar muhafazası yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine ve ilgili internet sitelerine ve sosyal medya hesaplarına erişimin engellenmesine,  karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK  DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince 25/09/2024 tarihli ara kararı ile; \"Somut olayda, talep eden, tedbiren el koyma ve yed-i emine teslim ile aleyhine tedbir istenen tarafın ürünlerinin bulunduğu internet adreslerinin erişiminin tedbirle engellenmesini istemektedir. Bu talep SMK 159 ve HMK 390. Maddedeki usul ile esaslar ile 389. Maddedeki soyut koşullar ile uyumludur. Mahkeme, HMK 159 HMK 390/2 maddesinin kendisine verdiği yetkiyi kullanarak, kaybedilecek zamanı, gerçekleşecek riskleri önlememek maksadıyla, tedbiri tarafların vicahında değerlendirme tutumu sergilenmiştir. Talepçi HMK 389. Madde ile uyumlu bu talebini, HMK 390/3. Fıkradaki yükümlülüğe uygun olarak, yaklaşık ispat vasıtası ile desteklemiştir.  Bu hükümle aşılacak kuşkular baki kalmak koşulu ile tedbir için yeterlidir şeklindeki gerekçeleri ile, -Tedbiren el koyma ve yed-i emine teslim talebi bakımından: 1.Açılan talebin kabulü ile, SMK 159 ve HMK 389 maddeleri baz alınarak 1.500.000,00 TL nakdi teminat ya da muteber kesin ve süresiz teminat mektubu mukabilinde talep edene ait ..., ..., ... tescil numaralı markalara ürünlere tedbiren el konulup yed-i emine tevdine, -Teminat mektubunun 1 haftalık kesin süre içerisinde mahkeme veznesine tevdi ya da nakdi teminatın mahkememiz hesabına yatırıldığında tedbir kararının infazına, -Gümrük bölgesindeki ürünle sınırlı ihtiyati tedbir talebi bakımından: -Gümrük bölgesinde aleyhine tedbir talep edilen kişi ile ilgili tespit edilmiş ve ele geçirilmiş herhangi bir emtia veya ürün mevcut olmamakla, bu kısımla ilgili talebin reddine, -Ürünün pazarlandığı internet sitelerine erişimin tedbiren önlenmesi talebi bakımından:Kararda gösterilen çok fazla  Url  internet adreslerine Türkiye'den erişimin tedbiren engellenmesine, şeklinde hüküm kurulmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesinin 02/10/2024 tarihli ara kararıyla; \"Tüm dosya kapsamına göre ihtiyati tedbir hakkında mahkememizce takdir edilen teminat miktarı HMK'nun 392/1 maddesi uyarınca makul olduğundan, karşı taraf vekilinin teminata itirazının reddine karar vermek gerekmiştir. Karşı taraf vekilinin, ihtiyati tedbir kararının teminat karşılığında kaldırılması talebinin ise HMK 395/3 maddesine göre duruşmada değerlendirilmesine karar vermek gerektiği\" şeklindeki gerekçeleri ile; -Karşı taraf vekilinin, Mahkememizce takdir edilen teminat miktarına karşı yapmış olduğu itirazın reddine, şeklinde hüküm kurulmuştur. Karşı taraf vekili 04/10/2024 tarihli itiraz dilekçesinde özetle; mahkemenin İhtiyati Tedbir Kararına dayanak olarak gösterdiği bilirkişi raporunun hatalı ve eksik inceleme neticesinde hazırlanıldığını, bilirkişi raporuna karşı detaylı beyan ve itirazlarını 18.09.2024 tarihinde sunduklarını, raporda her ne kadar ürünler arasında benzerlik bulunduğu belirtilse de yapılan incelemenin teknik olarak yetersiz ve hatalı olduğunu, müvekkili şirkete ait ürünler incelendiğinde, yan yüzeyinde iki çizgiye yer verildiğini, buna karşın talep eden tarafa ait ürün incelendiğinde ise müvekkili şirket tasarımından farklı olarak ürünün yan yüzeyinde üç çizgiye yer verildiği görüldüğünü, doğada yer alan figüratif çizgiler ile grafik şekillerinin tüm spor ürünlerinde özellikle spor ayakkabılarında kullanıldığı bilinen bir gerçek olduğunu,  spor ayakkabılarında bu tür figüratif çizgi ve şekillerin kullanılması ise harcıâlem olup bir çizginin tekli, ikili, üçlü, beşli gibi her türlü konumlandırılmasının herhangi bir kişiye yâda şirkete özgülenemeyeceğini, konuyla ilgili olarak AB Genel Mahkemesinin, ...'ın Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi (EUIPO) tarafından tescil edilen “üç şerif” markasının hükümsüzlüğüne de karar verildiğini, dolayısıyla doğada veya geometride yer alan hercai nitelikte herkes tarafından kullanılan bu çizgilerin benzerlik sebebi olarak kabulü adeta bu şeklin talep eden tarafa özgünleştirilerek münhasırlık yaratılmasına sebebiyet verdiğini, ulusal ve uluslararası firma ve markalar tarafından harcıalem kullanıma ilişkin birkaç örneğe aşağıda yer verildiğini, https://www...com/... müvekkilinin şirket tasarımı incelendiğinde, iki çizginin kullanıldığı, ayakkabının sayasında yer alan burun kısmının daha yuvarlak şekilde tasarlandığı, buna karşın talep eden tasarımının burun kısmının ise daha sivri olduğu görüldüğünü, yine ayakkabıda taban ve saya bir bütün tasarım olup talep eden şirket ürünlerinde yer alan tabanlar ile müvekkili şirketin farklı tasarımlarındaki tabanlar arasında hiçbir benzerlik olmadığını, talep edenin tasarımlarının taban kısımlarının iki ayrı malzemeden oluşan (beyaz yumuşak malzemeden topuk, siyah ve beyaz sert malzemeden zemin ve burun) arkası düz zeminli, burun kısmı yüksek destekli iken müvekkilinin tasarımında yer alan tabanın tek parça, yan yüzeyi geniş  müvekkili parça ve tüm yüzey tek parça ince taban şeklinde tasarlandığı görüldüğünü, talep eden şirkette bunun bilincinde olup bu sebeple spor ayakkabı biri olan tabanların karşılaştırılmasına yer vermekten özellikle kaçındığını, müvekkili şirket tasarımında ürünlerin bağcık kısmının talep tasarımıyla farklı olduğu zira müvekkilinin tasarımlarında 6 adet bağcık deliği olduğunu, tep eden tasarımında ise 7 adet bağcık deliği bulunduğunu, talep eden tarafa ait tasarımda ürünün burun kısmında çizgilerin bitiminden itibaren bağcık kısmına kadar tek ve bütün bir kıvrım oluşturulduğunu, buna karşı müvekkili tasarımında ise böyle bir bütünsellik bulunmadığı, iki çizginin bitiminde yandan ayağa doğru parçalı bir desen mevcut olduğu gibi burun kısmında küçük bir parçanın bulunduğu ancak bunun kadar bütünsel olarak devam etmediğini ve her iki ürün üzerinde üretici firmayı gösteren açık marka, işaret ve açıklamalar içerdiğini, müvekkilin ürünlerinde yer alan iki çizginin hemen yanına müvekkil “...” tanınmış markası yazıldığını, buna karşı talep eden şirket tasarımlarında ise böyle bir şekillendirme olmadığını, tespit eden tarafın ürünü ile müvekkilinin şirket ürünlerinin bütün olarak karşılaştırıldığında herhangi bir benzerlik bulunmadığı ve ürünler arasında özellikle tasarım konusu kullanım şekli hareket özgünlüğü ile taban ve saya kompozisyonu  açısından çok açık ve baskın farklılıklar bulunduğunu, bilirkişi ürünler arasındaki farklılık/benzerliği tek tek ayrıntılı olarak açıklanıp ortaya konulmak yerine yalnızca ayakkabılar üzerinden yer alan ve belirli bir kişiye özgülenecek çizgi deseni üzerinden hareketle benzerlik nitelemesi yapıldığını, talep eden tarafın tasarımı ile müvekkili şirket tasarımları arasında belirgin farklılıklar bulunmakla birlikte davaya konu tasarımlar üzerinde müvekkili şirkete ait TPE nezdinde ... sayılı ... tanınmış markası kullanılmadığını, teknik olarak hatalı ve yetersiz rapora dayanılarak erişimin engellenmesi yönünde verilen ihtiyati isabetli olmadığını, bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesinde de belirtildiği ve bahse konu www...com.tr isimli internet sitesi ile yine ... kullanıcı adlı instagram hesabı müvekkili şirkete ait şirketin resmi internet sitesi ile sosyal medya hesabı olduğunu, şirketin TPE nezdinde tanınmış markası ile tescilli/tescilsiz binlerce kendi ürünün uzun yıllardır satışını yaptığı bu sitede talep edenin markasını ihlal edecek bir kullanım mevcut olmadığını, dolayısıyla-ürünler arasında benzerlik olduğu ve talep edenin haklı olduğunu, talep edenin erişimin engellenmesi talebinde bulunmasında hukuki yararı olmadığını, diğer yandan kararda belirtilen bir kısım alışveriş sitelerine ilişkin Url adresleri incelendiğinde, bu sitelerdeki ürünlerin satıcısı müvekkili şirket olmadığı ve müvekkili şirketle ilgisi olmayan 3. kişiler olduğunu, ancak dayanak raporda bu yönde bir ayrım ve inceleme yapılmadığı, belirtilen tüm online satış sitelerinde sanki müvekkili şirket tarafından satış yapılıyor gibi afaki kabul ile değerlendirmede bulunulduğunu, bu yönüyle de yapılan inceleme hatalı olup verilen erişimin engellenmesi kararı yasal olmadığını, huzurdaki dava delil tespiti niteliğinde olduğunu, talep eden tarafından henüz açılmış esas dava bulunmadığı da dikkate alındığında, bu sebeplerle talep konusu olayda  ihtiyati tedbirin yasal şartları oluşmadığından ihtiyati tedbir kararına yönelik itirazların kabulü ile kararın kaldırılması gerektiğini, Bakırköy 2 FSHH 2024/275 D. İş dosyasında verilen 25.09.2024 tarihli usul ve yasaya aykırı ihtiyati tedbir kararına yönelik itirazların kabulü ile kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF: Karşı taraf vekili istinaf dilekçesinde özetle; Bakırköy 2 FSHH 2024/275 D. İş dosyasında talep edilen delil tespiti kapsamında yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde talep eden tarafın ihtiyati tedbir talebiyle ilgili olarak 05.09.2024 tarihli ara karar ile duruşmada inceleme yapılmasına karar verildiğini, 25.09.2024 tarihli mürafaa duruşmasında talep edenin ihtiyati tedbir talebinin 1.500.000,00 TL teminat karşılığında kabulüne karar verildiğini, talep eden tarafından 27.09.2024 tarihli dilekçe ile, takdir edilen teminatın yüksek olduğundan bahisle karara itiraz edildiğini, itiraz üzerine bu kez bir başka Nöbetçi Hâkim tarafından talep edenin itiraz dilekçesi kabul edilerek, teminatın takdiren 100.000,00 TL olarak değiştirilmesine karar verildiğini, talep eden tarafın itiraz dilekçesi tarafa tebliğ edilmediğini, tedbir kararına dayanak gösterilen bilirkişi raporu alenen önyargılı, talep edenin dilekçesinde dayandığı ürünler harici inceleme yapılarak hazırlanan teknik olarak hatalı bir rapor olduğunu, mahkemenin 01.10.2024 tarihli ara kararında, dosya kapsamındaki deliller ve ihtiyati tedbirin mahiyetine göre talep edenin itirazı kabul edilerek teminatın değiştirilmesine ve takdiren 100.000,00 TL teminat karşılığında tedbir kararının uygulanmasına karar verildiğini, teminatın değiştirilmesi; HMK 395/2 Maddesinde düzenlenmiş olduğunu,  talep edenin tek iddiasının teminatın fahiş nitelikte olduğu olup bu itirazın HMK 87. Maddesine göre teminatın değiştirilmesi gerekçesi olarak ileri sürülemeyeceğini, farklı hakimler tarafından belirlenen teminat miktarı arasında fahiş oranda farkın bulunduğunun, başlangıçta belirlenen 1.500.000,00 TL teminatın hiçbir haklı gerekçe olmadığı halde sonrasında düşürülerek 100.000,00 TL olarak belirlenmesi taraflar arasındaki menfaatler dengesini açıkça zedelediğini, bilirkişi raporuna yönelik kapsamlı ve gerekçeli itirazların bulunduğu dosya kapsamıyla sabit olduğu halde tüm bu hususlar göz ardı edilerek adeta uyuşmazlığı çözecek mahiyette verilen kararın yasallıktan uzak olduğunu, bu nedenle, hukuka aykırı kararın kaldırılması gerektiğini, istinaf başvuru dilekçelerinin kabulü ile, Bakırköy 2 FSHH 2024/275 D. İş dosyasında verilen 02.10.2024 tarihli teminata itirazın reddine dair usul ve yasaya aykırı kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAFA CEVAP: Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; müvekkiline ait markaları taşıyan ürünler, geniş kitleler nezdinde sahip oldukları yüksek imaj ve kaliteyi garanti fonksiyonu sayesinde tüketici hafızasında oluşturdukları sağlam yer nedeniyle, tüm tanınmış markaları taşıyan ürünler gibi daha yüksek fiyata ve daha kolay alıcı bulduğunu, bu nedenle; kötü niyetli üçüncü şahıslar için istismar veya haksız yararlanma bakımından daha cazip ürünler olduğunu ve daha fazla tecavüz ve iltibas tehdidi altında olduğunu, karşı tarafça, müvekkiline ait markaların üzerlerinde izinsiz kullanıldığı taklit ürünlerin pazarlama ve satışının yapıldığı tespit olunmuş ve delil tespiti zımnında numune alımı gerçekleştirildiğini, tespit konusu ürünlerle talep edene ait ürünün karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesi neticesinde, tespit konusu ürünlerde talep edenin 3 şeritli şekil markasına benzer şekilde, 2 şeritli şekil unsurunun kullanıldığını, tespit edilen ürünün karton etiketinde, talep eden tarafa ait ve ayakkabı emtiasında tescilli ... ibareli markanın kullanıldığını, yine tespit talep eden tarafa ait ... tescil numaralı şeklindeki markasına benzer olarak benzer şeklinde ürün satışını yapıldığını, 25.09.2024 tarihli mürafaada ise taraflar dinlenmiş ve karşı tarafın tüm itirazları değerlendirilerek, gerek ürünler üzerinde gerek ürünlerin satış ve pazarlamasının yapıldığı Url adresleri üzerinde 1.500.000 TL teminat  karşılığında ihtiyati tedbir kararı verildiğini, taraftan dosya kapsamı karşısında fahiş teminat tutarına karşı kapsamlı itirazları sunulduğu ve itirazları haklı gören İlk Derece Mahkemesi 01.10.2024 tarihli ara karar ile dosya kapsamına uyumlu şekilde, teminat tutarının 100.000 TL olarak takdirine karar verdiğini, 100.000 TL teminat tarafından mahkeme nezdinde yatırılmış ve ihtiyati tedbir kararının gerek ürünler gerek Url adresleri üzerinde infazı için taleplerde bulunulduğunu,  mahkemece İhtiyati tedbir kararında hükmedilmiş olan teminat tutarı, karşı tarafın tespit konusu ürünlerinin değeri karşısında da fahiş  ve hatalı olduğunu,  bilirkişi heyeti raporunda da belirtilmiş olduğu gibi, karşı tarafın adresinde inceleme esnasında 25 adet ürün tespit edildiğini, ihtiyati tedbir kararlarında esasen teminata, talep edenin haksız çıkması ihtimalinde karşı tarafın uğrayacağı muhtemel zarara karşılık hükmedildiğini, müvekkili kanunun kendisine mevcut zararının artmasını engelleme için sağladığı geçici tedbire başvurma hakkını kullanması böylelikle sınırlandırıldığını, karşı tarafın tespit konusu, müvekkilinin ve markalarının yüksek tanınmış olduğu ürün grubu olan, spor ayakkabısı ürünleri üzerindeki şeritler müvekkilinin “üç şerit” markasının iltibas yaratacak derecede benzer olduğunu, tespit konusu, karşı tarafa ait ürünler üzerindeki marka kullanımları müvekkilinin tescilli markalarının aynısı/benzeri olduğu, tüketiciler nezdinde müvekkilin markaları aleyhine iltibasa sebebiyet vereceğini, tespit konusu ürünler ile müvekkile ait ürünlerin toplu intiba, görsel bütünü ayniyet derecesinde benzer olduğunu, müvekkil “üç şerit” markasının iltibas yaratacak derecede benzeri şerit kullanımlarının yanında dünyaca bilinen “...” markasının da kullanılması, müvekkili ve markaları aleyhine tüketiciler nezdinde iltibası kaçınılmaz hale getirdiğini, taklit ürünler üzerindeki gerek tespit konusu URL adreslerinde altında tespit konusu ürünlerin pazarlamasının yapıldığı “...” kullanımları müvekkili “...” markası aleyhine iltibasla marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini, ürün/hizmet benzerliği-niteliği ile hitap edilen tüketici kesiminin niteliği nazara alındığında, tespit konusu ürünler ile müvekkilin ürünleri arasında iltibas oluşacağını, müvekkilin davaya mesnet “üç şerit” /...” markalarının yüksek tanınmışlığı tüketiciler nezdinde iltibas oluşma ihtimalini kuvvetlendirdiğini,  karşı tarafın kötü niyetli olduğunu, tespit konusu ürünler üzerindeki gerek “şerit” gerek “...” marka kullanımlarını kasten seçtiğini, karşı taraf müvekkilinin markaları aleyhine girişimlerini ısrarla sürdürdüğünü, karşı tarafın kötüniyetini gösteren, mütecaviz kullanımları işbu tespit davası konusu ürünleri ile de sınırlı olmadığını, müvekkili adına karşı tarafa çekilen ihtarname üzerine, 1999 yılında karşı taraf protokol imzalamış ve bu protokol ile esasen müvekkilinin markaları ve modelleri aleyhine faaliyette bulunmayacağını kabul ve taahhüt ettiğini,  mahkemece 25/09/2024 tarihli tedbir kararında takdir edilen teminat miktarına, talep eden tarafça yapılan itiraz haklı bulunduğu ve tedbirin ve tedbire konu ürünlerin mahiyeti dikkate alınarak 01/10/2024 tarihli karar ile teminatın değiştirilmesine karar verildiğini, karşı taraf vekilinin hukuki dayanaktan yoksun, haksız istinaf talebinin reddine, karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Talep eden vekilinin ihtiyati tedbir talebi mahkemece 25/09/2024 tarihinde 1.500.000,00 TL teminat karşılığında kısmen kabulüne karar verildiği, talep eden vekilinin itirazı üzerine Mahkemece 01/10/2024 tarihli ara karar ile teminatın takdiren 100.000,00 TL olarak değiştirilmesine, 25/09/2024 tarihli tedbir kararındaki sair kararların aynen korunmasına karar verildiği ve 02/10/2024 tarihli ara karar ile Karşı taraf vekilinin, Mahkemece takdir edilen teminat miktarına karşı yapmış olduğu itirazın reddine karar verildiği görülmüştür. İstinafa onu karar Mahkemenin  02/10/2024 tarihli ara  kararıdır. HMK Madde 392- (1) İhtiyati tedbir talep eden, haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlara karşılık teminat göstermek zorundadır. Talep, resmî belgeye, başkaca kesin bir delile dayanıyor yahut durum ve koşullar gerektiriyorsa, mahkeme gerekçesini açıkça belirtmek şartıyla teminat alınmamasına da karar verebilir. Adli yardımdan yararlanan kimsenin teminat göstermesi gerekmez. Madde 395- (1) Aleyhine ihtiyati tedbir kararı verilen veya hakkında bu tedbir kararı uygulanan kişi, mahkemece kabul edilecek teminatı gösterirse, mahkeme, duruma göre tedbirin değiştirilmesine veya kaldırılmasına karar verebilir. (2) Teminatın tutarı, tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılmasına göre; türü ise 87 nci maddeye göre tayin edilir.   (3) İtiraza ilişkin 394 üncü maddenin üçüncü ve dördüncü fıkrası, kıyas yoluyla uygulanır. HMK'nun 87/1. maddesine göre,  bir davada verilecek teminatın tutarını ve şeklini hâkim serbestçe tayin eder. Aynı yasa maddesinin ikinci fıkrasında ise, teminatı gerektiren durum ve koşullarda değişiklik olması hâlinde, hâkim teminatın azaltılması, artırılması, değiştirilmesi ya da kaldırılmasına karar verebilir. Mahkemece teminata  itiraz üzerine duruşmalı inceleme yapılarak karar verilmesi gerekir iken  dosya üzerinden karar verilmiş ise de tedbire itirazın duruşmalı incelenmesi sebebi ile istinaf incelemesi yapılmıştır. Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde mahkemece 25/09/2024 tarihinde 1.500.000,00 TL teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı verildiği itiraz üzerine 01/10/2024 tarihli ara kararı ile teminatın 100.000,00 TL olarak değiştirildiği ve bu ara kararına yapılan itirazın 02/10/2024 tarihinde takdir edilen teminat miktarına karşı yapmış olduğu itirazın reddine, ve Karşı taraf vekilinin, ihtiyati tedbir kararının teminat karşılığında kaldırılması talebinin duruşma açılarak değerlendirilmesine karar verilmiş olup, mahkemece birden fazla çok sayıda url internet adreslerine erişimin önlenmesine karar verildiği anlaşıldığından takdir edilen teminat miktarının dosya kapsamına göre yeterli olmadığı kanaatine varılmıştır. Tüm bu nedenlerle aleyhine tedbir kararı verilen vekilinin istinaf başvurusunun  6100 sayılı HMK 353/1-b/2 maddesi gereğince  kısmen kabulüne, 02/10/2024 tarihli mahkeme kararının kaldırılmasına, teminat miktarına yapılan itirazın kısmen kabulü ile  teminatın 300.000,00 TL olarak takdir edilmesine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Aleyhine tedbir kararı verilen vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile, 2-Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 02/10/2024 tarih, 2024/275 D.İş Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden  yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, 3-Teminatın 300.000,00 TL olarak takdir edilmesine, daha önce yatırılan 100.000,00 TL teminatın mahsubuna, HMK 393/1 maddesine göre kararın tebliğinden itibaren 1 hafta içinde teminatın ihtiyati tedbir talep eden tarafından mahkeme veznesine yatırılmasına, 4-İstinaf talebi kabul edildiğinden karşı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 5-Yargılama için davacı tarafından yapılan 1.169,40-TL istinaf yoluna başvurma harcı, 260,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 1.429,4‬0 TL'nin ileride haksız çıkan taraftan tahsiline,6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 7-6100 Sayılı HMK'nın 302/5. maddesi uyarınca kararın tebliği ve harç tahsil işlemleri ile infazının yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, 8-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 6100 Sayılı HMK'nın  353/1-b/2. maddesi hükmü gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-f. ve 2004 Sayılı İİK'nın 258/(3). maddeleri gereğince, kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 16/01/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2096674d1b399f50","SID":"3ecef4e66afbad28"}}