{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO:2021/1401 <br>KARAR NO:2024/1686 <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ:20/01/2021<br>NUMARASI:2018/1188 (E) - 2021/50 (K)<br>DAVANIN KONUSU:Rücuen Tazminat <br>KARAR TARİHİ:27/11/2024<br>Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ... Poliçesi ile sigortalı ... plakalı çekici ve ... dorse plakalı araca kepçe ile yükleme yapıldığı sırada kepçenin kovası geri çekilirken dorseye takılması sonucunda maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, düzenlenen Kaza Olay Formunda kepçe operatörünün hatalı yükleme yapması ve dikkatsizliği nedeniyle kazanın meydana geldiğini, ekspertiz raporuyla 7.670 TL hasar tespiti yapıldığını, müvekkilince hasar bedelinin sigortalılarına ödendiğini, davalı şirketlerin 3. havalimanı inşaatı için adi ortaklık kurduklarını, adi ortaklığın hukuki temsil ve hükmü şahsiyetinin bulunmaması nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 7.670 TL sigorta tazminatının 15/05/2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.Davalılar vekili cevap dilekçesinde, davanın reddini savunmuştur. İlk derece mahkemesince; davanın kabulü ile 7.670 TL'nin 15/05/2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Davalılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava konusu kazaya sebebiyet verdiği iddia edilen aracın müvekkili şirketlerin aracı olmayıp müvekkil şirketlerin kurmuş olduğu adi ortaklı... İşletmesi kayıtlarında da belirtilen tarihlerde böyle bir kazanın gerçekleşmiş olduğu bilgisinin yer almadığını, bu nedenle müvekkil şirketlere husumet yöneltilemeyeceğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda maddi zarar yönünden inceleme yapılmayıp davacının almış olduğu tek taraflı tutulan eksper raporunun dikkate alındığını\tbelirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda:Dava, kasko sigortacısı davacının, dava dışı sigortalısına yaptığı araç hasar tazminatı ödemesinin, zarar sorumlularından rücuen tahsili istemine ilişkindir. KTK'nin 3. maddesinde, \"İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır.\" şeklinde tanımlanmıştır. Aynı Kanun'un  85/1. maddesine göre \"Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar. \" maddenin son fıkrasına göre ise \"işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.\" İşletenin bu sorumluluğu bir tehlike sorumluluğudur. 2918 sayılı KTK'nin 3. maddesinde işleten sıfatının belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçüden yararlanılmıştır. Şekli ölçüye göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir. Maddi ölçüye göre ise trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. İşletenin belirlenmesinde doktrin ve Yargıtay'ın kabul ettiği görüş maddi ölçüdür (Yargıtay  17. Hukuk Dairesinin  28/02/2019 tarih, 2016/6712 E. ve 2019/2237 K. sayılı kararı).Davalıların oluşturduğu ... İşletmesi adına yapılan çalışma sırasında aracı kullanan sürücünün kusurundan dolayı doğan zarardan davalı sorumludur.  Aracın bir başkası adına kayıtlı olup, davalılar ile dava dışı aracı işleten şirket arasında anahtar teslim usulü iş sözleşmesi yapılmış olması da bu sorumluluğu kaldırmayacaktır. Bu nedenle bu yöne ilişkin istinaf itirazı yerinde değildir.Mahkemece hükme esas alınan 30/10/2019 tarihli kök ve 29/06/2020 tarihli ek raporda olayın kum yükleme alanı içinde meydana geldiği ve davacı tarafından kasko sigortalı aracın emniyetli bir şekilde yükleme alanına yaklaşarak yüklemenin yaplması için durduğu, daha sonra loder operatörü tarafından yükleme işinin de güvenli bir şekilde yapılmış olduğu, daha sonra yükleme operatörnün yüklenen kumun düzeltilmesi işlemini yaparken gereken dikkat ve özeni göstermemesi sonucu, loder kepçesinin sigortalı aracın dorsesine çarpması ile kaza meydana geldiğinden, kazanın meydana gelmesinde loder operatörü tamamen %100 oranında kusurlu olduğu, dava dışı, davacıya kasko sigortalı aracın sürücüsünün olay sırasında yönetimindeki araç ile yükleme sahasında yüklemenin yapılmasını için durmakta olduğundan, loder kepçesinin dorseye çarpmasında kazayı önlemek için alabileceği tebdirin bulunmadığı ve kusursuz olduğu belirtilmiş, dosyada mevcut eksper tespiti, faturalar ve hasarlı araç fotoğraflarının incelenmesi sonucu araca ait hasarlanan parçaların uyumlu olduğu, malzeme ve işçilik giderlerinin uygun olduğu, davacı tarafın kasko sigortalısı aracın hasar onarım bedelinin 7.670 TL olduğu, davalıların bu bedelin tamamından sorumlu olduğu yönünde görüş bildirmiştir. Yasaya ve usule, kazanın oluş şekline uygun bilirkişi raporunun hükme esas alınması yerindedir.Toplanan delillerin ilk derece mahkemesinin kararı ile birlikte istinaf başvuru nedenleri de göz önüne alınarak incelenmesi ve değerlendirilmesi neticesinde; dosyadaki bilgi ve belgelere göre ilk derece mahkemesince delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırılık olmamasına göre, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. <br>KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalılar vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesinin hükmüne yönelik istinaf başvurusunun, HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine,2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 523,94 TL istinaf karar ve ilam harcının, fazla yatırılan 654,95 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubu ile bakiye 131,01 TL harcın talep halinde davacıya iadesine, 3-Davalıların istinaf kanun yolu başvurusu nedeniyle harcadıkları yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından, vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf kanun yolu incelemesi için yatırılan gider avansından artan tutarın, HMK'nin 333. maddesinin, 1. fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 27/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7455b33200af0608","SID":"0d5696df99032bae"}}