{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/1845 <br>KARAR NO\t: 2024/2047<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                  K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ... <br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>ÜYE \t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ...\t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 14/04/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/136 E.  -  2021/284 K.<br><br>DAVACI\t<br>VEKİLİ\t <br>DAVALI\t: <br><br>DAVANIN KONUSU\t: Maddi Tazminat <br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 14/04/2021 tarih ve 2020/136 E. - 2021/284 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraflarca istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasında 12.11.2019 tarihli sözleşme akdedildiğini, bu sözleşmeye göre müvekkilinin, davalının yapımını üstlendiği proje kapsamındaki her cins hafriyat malzemesi, dolgu malzemesi vs. naklinin yapılması işini üstlendiğini, sözleşmenin akabinde 20.11.2019 tarihli iş yeri teslim tutanağı ile müvekkilinin işe başladığını, sözleşme gereği tüm edimlerini yerine getirerek çalışmasına devam eden müvekkilinin araçlarına, 05.12.2019 tarihinde davalı tarafça yakıt verilmediğini ve aynı gün davalının yazısı ile sözleşmenin tek taraflı feshedildiğini, davalının haksız feshi üzerine ihtarname çekildiğini, davalı şirketçe cevap verilmediği gibi müvekkilinin hiçbir alacağının da ödenmediğini ileri sürerek, davalının sözleşmeye aykırı davranışlarından kaynaklanan 20.000 TL'nin (10.000 TL alacak ve 10.000 TL munzam zararın) sözleşmenin fesih tarihi olan 05.12.2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslah yoluyla 115.513,64 TL'ye yükseltmiştir. <br>\tDavalı vekili, müvekkili tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini, davacının, sözleşme ile üstlenmesine rağmen yeteri kadar araç ve ekipmanı sahada bulundurmadığını, bu nedenle işlerin aksadığını, davacının zarara uğradığı iddiasını kabul etmemekle birlikte sözleşme haklı nedenle feshedildiğinden, talep edilen alacaklara hak kazanılmadığını aksinin kabulü halinde talep edilen alacak kalemlerinin soyut olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br> \t<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca, fesih için öncelikle davalının 15 gün süreli olarak yazılı ihtarda bulunması gerekli iken bunun yapılmadığı, sözleşmenin feshi için yazılı ihtar yükümlülüğüne uyulmadığından sözleşmenin haklı olarak feshedilmediğinin kabulünün gerektiği, davalı taraf her ne kadar araç sayısının yetersiz kaldığını ileri sürmüş ise de bu eksikliği gidermek için sözleşme gereği süre tanıması gerektiği gibi sözleşmede tespit edilmiş araç sayısının da bulunmadığı, diğer yandan sözleşme uyarınca davalının bedeli karşılığında akaryakıt temin edeceği, davalı tarafça dosyaya sunulan süre verilmesine ilişkin tutanaklarda davacının imzasının olmadığı, davacı yönünden bağlayıcılığının bulunmadığı, davacının sözleşme bedeli kapsamında kalan kiraladığı kamyon bedellerini isteyemeyeceği, ancak sözleşmenin fesih ile iade arasındaki kira bedelini isteyebileceği, kamyonları temin yükümlülüğü davacıda olduğundan, kiralandığı yerden gidiş ve geliş yakıt giderini isteyemeyeceği, şantiye kurulum bedeline ilişkin belge sunamadığı, sözleşme gereği bu yükümlülüğün de davacıya ait olduğu, davacının ödenmeyen hak ediş bedeli ile kazanç kaybı bedelinin hesaplandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, maddi alacak olarak 8.800,00 TL kamyon kira bedeli, 2.713,64 TL hak ediş alacağı toplamı 11.513,64 TL'nin, 05.12.2019 fesih tarihinden ticari faizi ile davalıdan tahsiline, bu konu ile ilgili fazla talebin reddine, 1.618,97 TL kazanç kaybının 05.12.2019 tarihinden ticari faizi ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.       <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:  Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında imzalanan 12.11.2019  tarihli sözleşmedeki edimlerini yerine getirmek için müvekkilinin 4 adet kamyon kiraladığını ve bedelini peşin ödediğini, dosyaya sundukları kamyon kira sözleşmesinden anlaşılacağı üzere 4 adet kamyon için aylık 155.760,00 TL ödeme yapıldığını, davalının sözleşmeyi feshetmesi üzerine müvekkilinin bu kamyonları çalıştıramadığını ve ödediği kira bedelleri nedeniyle zarara uğradığını, bilirkişi ek raporunda, bu nedenle 83.600,00 TL zarar hesaplandığını, bu miktarın hüküm altına alınması gerektiğini, ancak mahkemece bu miktarın hüküm altına alınmadığını, zarar miktarının tespitinde,   kamyonların iade edildiği 08.12.2019 tarihinin esas alınamayacağını, çünkü kamyonları iade eden müvekkilinin, kamyon kiralarını peşin ödediğini ve iade nedeniyle kira ücretini geri almadığını, kamyon kira sözleşmesinde de bu hususun açık olduğunu, ayrıca bu ödemenin yapıldığının ve ticari defterlere kayıt edildiğinin de bilirkişi raporunda açıkça belirtildiğini, kamyon ulaşım bedellerini de davalının karşılaması gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir.  \tDavalı vekili, taraflar arasındaki sözleşmenin müvekkili tarafından haklı nedenle feshedildiğini, bu nedenle davacının taleplerinin reddinin gerektiğini, hükme esas bilirkişi raporunda, dosyadaki verilerin kazanç kaybı ve hak ediş bedelini hesaplamaya yeterli olmadığı belirtilmesine rağmen bu alacak kalemlerine de hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davacının talep ettiği alacak kalemlerini ispatlayamadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t:Dava, taraflar arasındaki sözleşmenin haksız olarak feshedildiği iddiasına dayalı uğranılan zararların tahsili istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDavacı tarafça, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshedildiği ileri sürülerek, sözleşmedeki işin yapılması için kiralanan kamyonların kira bedelinin, bu araçların işin ifa edileceği yere getirilmesi ve sözleşmenin haksız feshi üzerine geri götürülmesi için yapılan masrafların, bakiye hak ediş bedelinin, işin yapılması için şantiye kurulması gerektiğinden, şantiye kurulması için yapılan masrafların ve son olarak kazanç kaybının davalıdan tahsili talep edilmiştir. <br>\t Borcun ifa edilmemesinin sonuçları, Türk Borçlar Kanunu'nun 112 ile 126. maddelerinde düzenlenmiştir. Kanun'un 112. maddesinde, borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi halinde borçlunun, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlü olduğu düzenlenmiştir. Türk Borçlar Kanunu'nun 125. maddesi uyarınca ise karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde, taraflardan birinin temerrüde düşmesi halinde diğer taraf, her zaman borcun ifasını ve gecikme sebebiyle tazminat isteme hakkına sahip olduğu gibi borcun ifasından ve gecikme tazminatı isteme hakkından vazgeçtiğini hemen bildirerek, borcun ifa edilmemesinden doğan zararın giderilmesini isteyebilir veya sözleşmeden dönebilir. Sözleşmeden dönme hâlinde taraflar, karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulurlar ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler. Bu durumda borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat edemezse alacaklı, sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir. Aynı Kanun'un 126. maddesinde ise ifasına başlanmış sürekli edimli sözleşmelerde, borçlunun temerrüdü hâlinde alacaklının, ifa ve gecikme tazminatı isteyebileceği gibi, sözleşmeyi feshederek, sözleşmenin süresinden önce sona ermesi yüzünden uğradığı zararın giderilmesini de isteyebileceği hüküm altına alınmıştır. <br>\t\"Türk Borçlar Kanunu’nun 112 nci maddesi kapsamında tazmini istenilen yani sözleşmeden doğan zarar, müspet yahut menfi zarar olabilir. Müspet zarar; borçlu, edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durumla eylemli durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarardır. Kuşkusuz kâr mahrumiyetini de içine alır (Hâluk Tandoğan, Türk Mesuliyet Hukuku, İstanbul 2010, s. 426-427; Ejder Yılmaz, Hukuk Sözlüğü, Genişletilmiş 5. Baskı, s. 591). Müspet zarar, alacaklının ifadan vazgeçerek zararının tazminini istemesi hâlinde söz konusu olur; alacaklının ifaya ilişkin talep hakkının yerini müspet zararının tazminine dair talep hakkı almaktadır. Müspet zarar kapsamında kâr kaybı, kârdan mahrum kalma karşılığı meydana gelen zarardır ve  sözleşmeyi kusuruyla fesheden taraftan istenir. Aslında kâr kaybı açısından kârdan yoksun kalan tarafın mal varlığında kusurlu fesihten önce ve sonra bir değişiklik mevcut olmaz. Burada kârdan yoksun kalan kusurlu fesih yüzünden mal varlığında ileride meydana gelecek çoğalmadan mahrum kalır. Menfi zarar ise; uyulacağı ve yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin hüküm ifade etmemesi ve yerine getirilmemesi yüzünden güvenin boşa çıkması dolayısıyla uğranılan zarardır. Başka bir anlatımla, sözleşme yapılmasaydı uğranılmayacak olan zarardır. Menfi zarar borçlunun sözleşmeye aykırı hareket etmesi yüzünden sözleşmenin hüküm ifade etmemesi dolayısıyla ortaya çıkar (Tandoğan, s. 427). Burada alacaklının sözleşmenin hükümsüzlüğünden kaynaklanan zararının tazmini söz konusudur. Çünkü sözleşme fesih edilerek hükümsüz olduktan sonra tekrar sözleşmeye dayanarak borcun ifa edilmemesinden doğan zarardan söz edilemez; istenilecek zarar menfi zarardır. Başka bir anlatımla, genel olarak menfi zarar, sözleşmenin kurulmamasından veya geçerli olmamasından; müspet zarar ise, ifa edilmemesinden doğan zararı ifade eder (Fikret Eren, Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, 12. Baskı, İstanbul 2010, s. 482).\" (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.02.2023 tarih, 2021/874 E., 2023/118 K. sayılı ilamı). Somut olayda, davacı tarafça hem müspet zarar hem de menfi zararların tahsili istenilmiştir. Oysa, aynı hukuki ilişkiye dayalı olarak hem müspet zararın hem de menfi zararların talep edilmesi mümkün değildir. Çünkü, müspet zarar, sözleşmenin hiç ya da gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarar iken, menfi zarar ise sözleşme yapılmasaydı uğranılmayacak olan zarardır. Bu durumda ilk derece mahkemesince, HMK'nın 31. maddesi kapsamında davacının seçimlik haklarından hangisini kullandığı açıklattırılarak, müspet zararın mı yoksa menfi zararın mı talep edildiğinin belirlenmesi ve sonucuna göre değerlendirme yapılması gerekirken, yazılı şekilde hem müspet zarara hem de menfi zarara hükmedilmesi doğru olmamış, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre taraf vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 14/04/2021 gün ve 2020/136 E. - 2021/284 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA;<br>\t2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,<br>\t3-Taraf vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,<br>\t4-Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 59,30-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, davalı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 197,00 TL nispi istinaf karar ve ilam harcının istek halinde yatıran taraflara iadesine,<br>\t5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\t6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, <br>\t7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,\t<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 13/12/2024 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/12/2024<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5b9292c837313f6b","SID":"89a8f244bbb3447c"}}