{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/1803 <br>KARAR NO\t: 2024/2046<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                          K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ... <br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>ÜYE \t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ...\t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 13/06/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/312 E.  -  2022/166 K.<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ<br>DAVALILAR\t<br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararı İptali, Marka Hükümsüzlüğü <br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 13/06/2022 tarih ve 2021/312 E. - 2022/166 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, davalı gerçek kişilerin 2019/136240 sayılı \"...\" ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, müvekkilince adına tescilli 2016/49621 sayılı \"...\" ibareli markaya dayalı olarak bu başvuruya itiraz edildiğini, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından müvekkili itirazının kısmen kabulüne karar verildiğini ve 35. sınıf hizmetlerin başvuru kapsamından çıkarıldığını, bu karara müvekkili ve davalılar tarafından itiraz edildiğini, YİDK'in müvekkili itirazını reddederken davalıların itirazının ise kabulüne, başvuru kapsamından çıkarılan hizmetlerin başvuruya iadesine karar verdiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkili markası arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, başvuruda yer verilen \"...\" ibaresinin tanımlayıcı olduğunu ve ayırt ediciliğinin bulunmadığını, emsal yargı kararları da gözetildiğinde markaların karıştırılacağını, müvekkili markasının tanınmış olduğunu, bu nedenle de başvurunun reddinin gerektiğini, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2021-M-6928 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep  ve dava etmiştir. <br>        \t\t\t\t\t\tDavalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet marka arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>\tDiğer davalılar vekili, taraf markalarında ortak olarak yer alan \"...\" kelimesinin ses, gürültü ve sağlam anlamlarına geldiğini, davacının da \"...\" ibaresini, gürültüyü engelleyen ses bariyeri sistemlerini ifade etmek amacıyla kullandığını, bu nedenle anılan ibarenin ayırt ediciliğinin zayıf olduğunu, taraf markalarında ortak olarak yer alan \"...\" kelimesinin ayırt ediciliğinin düşük olduğu gözetildiğinde, taraf markaları arasında ayırt edilemeyecek kadar benzerlik bulunmadığını, markaların karıştırılmayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.  \t<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalının \"...\" ibareli marka başvurusu ile davacıya ait \"...\" ibareli tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle ve özellikle markanın bütünselliği ilkesi kapsamında görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi nezdinde başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar / hizmetler algısının da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK'nın 6/1 maddesindeki koşulların bulunmadığı, aynı Kanunun 6/5 maddesi koşullarının da oluşmadığı, dava konusu başvurunun kötü niyetli yapıldığı iddiasının kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.      <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, müvekkilinin markasını ciddi ve yoğun bir şekilde kullanarak markasına ayırt edicilik kazandırdığını, müvekkili markasının iyi bilinen, tanınmış bir marka haline geldiğini, her ne kadar davalı markasında bir şekil unsuru bulunuyorsa da markada baskın unsurun \"...\" ibaresi olduğunu, başvuruda bu ibarenin ön plana çıkacak şekilde oluşturulduğunu, hem şekil hem kelime içeren markalarda kelime unsurunun ayırt edicilik bakımından öncelikli olarak değerlendirilmesi gerektiğini, markaların asli unsuru aynı olduğundan markaların karıştırılacağını, aksi yöndeki bilirkişi değerlendirmesinin yerinde olmadığını, aynı ve ayırt ediciliği yüksek esas unsuru, aynı mal ve hizmetler için kullanan bu iki markanın, bir şekil unsuru dolayısıyla benzer olmadığı değerlendirmesinin marka hukukuna aykırı olduğunu, müvekkili markasının ayırt ediciliğinin oldukça yüksek bulunduğunu, davalının, dava konusu marka içinde \"...\" ibaresini kullanarak müvekkilinin seri markaları arasına sızmayı amaçladığını, dolayısıyla başvurunun kötü niyetli ve haksız kazanç sağlamaya yönelik olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.    <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tİşlem dosyasının incelenmesinden; davalı gerçek kişilerin 31.12.2019 tarihinde 2019/136240 sayılı \"...+şekil\" ibareli marka başvurusunda bulunduğu, başvuru kapsamında 7,8,16,21. sınıf mallarla 35. sınıf hizmetlerin yer aldığı, davacının 2016/49621 sayılı \"...\" ibareli markasına dayalı olarak başvuruya itiraz ettiği, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından itirazın kısmen kabulüne karar verildiği ve başvuru kapsamından 35. sınıf hizmetlerin çıkarıldığı, bu karara hem davacının hem de davalıların itiraz ettiği, YİDK'in 08.09.2021 tarih, 2021-M-6928 sayılı kararıyla davacı itirazının reddedildiği, davalıların itirazının ise kabul edildiği ve başvuru kapsamından çıkarılan hizmetlerin başvuruya iade olunduğu, kararın 09.09.2021 tarihinde davacıya tebliğ edildiği anlaşılmıştır. <br>\tSomut olaya uygulanması gereken 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.<br>Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında; dava konusu başvuru \"...\" ibaresi ile \"...\" ibaresinin üzerinde konumlandırılmış bir şekil unsurundan oluşmaktadır. Başvuruda yer verilen \"...\" ibaresi tanımlayıcı nitelikte olduğundan, ayırt ediciliğe katkısı yoktur. Yine şekil unsuru da ayırt ediciliğe etkisi bakımından tali konumda bulunduğundan, başvurunun esas unsuru \"...\" ibaresidir. Davacının itirazına mesnet marka ise küçük standart karakterlerle yazılmış \"...\" ibaresinden oluşmaktadır. Davacı markasında yer alan \"...\" kelimesi, Türkçe'ye \"bloke\" olarak geçmiş İngilizce bir kelime olup, \"...\" ibaresinin doğrudan bir sözlük anlamı yoktur. Bu haliyle davacı markasının asli unsuru bir bütün olarak \"...\" ibaresidir. Buna göre, taraf markalarının, \"...\" ibareli aynı kelime ile başladığı, tüketicilerin markaların ilk kısmına daha çok dikkat ettikleri, \"...\" ibaresinin, başvuru kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden tanımlayıcı ve tasviri bir işaret niteliği taşımadığı, dolayısıyla ayırt ediciliğinin bulunduğu, dava konusu başvuruda farklı olarak yer verilen \"...\" ibaresinin ise ayırt ediciliğinin olmadığı, şekil unsurunun ise tali unsur olduğu ve ayırt ediciliği sağlamaya elverişli bulunmadığı, tüketicilerin markaları her zaman yan yana görüp karşılaştırma imkanlarının olmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesi bulunduğu kanaatine varılmıştır. Her ne kadar hükme esas alınan bilirkişi raporunda \"...\" ibaresinin ses anlamına geldiği ve yaygın olarak bilindiği açıklanmış ise de yukarıda belirtildiği üzere bu ibarenin, başvuru kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden tanımlayıcı ve tasviri bir niteliğinin olmadığı, anlamı itibariyle ayırt ediciliğinin çok yüksek olmadığı söylenebilir ise de asgari bir ayırt ediciliğinin bulunduğu, dava konusu başvuruda da bu ibarenin asli unsur olarak kullanıldığı ve başvuruya davacı markası karşısında yeterli ayırt ediciliğin sağlanmadığı anlaşıldığından, bilirkişi raporundaki değerlendirmeye iştirak edilmemiştir.    <br>Taraf markalarının kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin  karşılaştırılmasına gelince; dava konusu başvuru kapsamında 7,8,16 ve 21. sınıf mallarla, 35. sınıf hizmetler yer almakta iken davacının itirazına mesnet markanın kapsamında ise 35. sınıf hizmetler bulunmaktadır. Görüldüğü üzere, 35. sınıf hizmetler yönünden taraf markaları ortak olmakla birlikte başvuru kapsamındaki 7,8,16 ve 21. sınıf mallar, davacı markasının kapsamında yer almamaktadır. Ancak, başvuru kapsamındaki malların satışına özgülenmiş 35/5. sınıftaki mağazacılık hizmetleri, davacının markasının kapsamında bulunduğundan, bu mallar yönünden de emtia benzerliğine ilişkin koşul gerçekleşmiştir. Zira, bir mal ile o malın satışına özgü mağazacılık hizmetleri arasında SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında benzerlik vardır. Nitekim bu husus, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05.12.2024 tarih, 2024/4560-8755 E.K. sayılı ilamında da kabul edilmiştir. O halde, dosyada mevcut bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere başvuru kapsamında yer alan tüm mal ve hizmetler yönünden emtia benzerliğine ilişkin koşulun gerçekleştiği kabul edilmiştir. <br> Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir.<br>Her ne kadar davacı tarafça hem davalı Kurum nezdinde ileri sürdüğü itirazında hem de dava dilekçesinde tanınmışlık ve kötü niyet vakıalarına dayanmış ise de başvuru aşamasında ve dava sırasında sunulan delillerle, davacı markasının tanınmışlığı ve başvurunun kötü niyetli yapıldığı ispat edilemediğinden, bu yöndeki davacı iddiaları yerinde görülmemiştir.   <br>Bu itibarla; dava konusu başvuru ile davacının \"\"...\" ibareli markası arasında, dava konusu başvuru kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin tamamı yönünden 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibas koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru değilse de HMK.'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 13/06/2022 Tarih ve 2021/312 Esas - 2022/166 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA;<br>\t2-DAVANIN KABULÜ ile YİDK'in 08.09.2021 tarih, 2021-M-6928 sayılı kararının İPTALİNE,<br>\t3-Dava konusu 2019/136240 sayılı markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve sicilden TERKİNİNE,<br>\t4-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 427,60 maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3‬0.TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>\t5-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 40.000,00.TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,<br>\t6-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 2.350,00.TL bilirkişi ücreti, 221,00.TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 109,50.TL tebligat ve posta giderleri, 220,70 istinaf kanun yoluna başvurma harcı toplamı 2.901,2‬0.TL yargılama giderine 59,30.TL peşin harç, 59,30.TL başvurma harcı eklenerek oluşan toplam 3.019,8‬0 TL'nin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>\t7-Davalılar tarafından herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından  bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,<br>\t8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),<br>\t9-Davacıdan peşin olarak alınan 80,70.TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,<br>\t10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 13/12/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/12/2024<br>\t\t<br> <br>Başkan<br>...<br> <br> <br>Üye<br>...<br> <br> <br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e81674ae263e35e3","SID":"0f80f31cc5316650"}}