{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS  NO: 2025/9 <br>KARAR NO: 2025/140<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 16/10/2024<br>ESAS NO: 2024/371<br>KARAR NO: 2024/890<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:15/01/2025<br>İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ:31/01/2025<br>KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 16/10/2024 tarih ve 2024/371 Esas 2024/890 Karar sayılı ilamına karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı taraf dava dilekçesinde özetle; Davalılar tarafından Kayseri Genel İcra dairesinin ... esas sayılı dosyası kapsamında tebliğ edilen ödeme emrine karşı yapılan itiraz üzerine İcra Müdürlüğü tarafından takibin durdurulmasına karar verildiği, karar ve borçlu itiraz dilekçelerinin taraflarına tebliğ edildiğini, davalı tarafın icra müdürlüğüne yapmış olduğu itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu, davalıların borcun kefili ...'ın mirasçıları olduğunu, senet üzerindeki imzanın müteveffaya ait olduğunu, senet üzerinde herhangi bir tahribat bulunmadığını, borç ilişkisinin gerçek bir borç ilişkisi olduğunu, davalılar tarafından yapılan haksız itirazın iptali ile takibin davamına asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere davalılar aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği anlaşılmıştır. <br>DAVALI ... VEKİLİ'NİN İLK DERECE MAHKEMESİNE SUNMUŞ OLDUĞU CEVAP DİLEKÇESİNDEN ÖZETLE: Dava için zamanaşımı ve yetki itirazında bulunduklarını, davalılardan birinin yerleşim yeri Antalya ili olup dava yetkisiz mahkemede açıldığını, icra dairesinin de yetkisiz olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, ödeme emrinde belirtildiği şekilde alacaklı olduğu iddia edilen takibe konu hususlarda müvekkilinin hiçbir borcu bulunmadığını, müvekkilinin ... adlı kişiyle hiçbir ilgisi alakası da olmadığını, gönderilen ödeme emrinin de geçersiz olduğunu, ...'ın terekesinin borca batık olduğunu, müvekkilinin annesinin ...'ın mirasçısı olduğunu, müvekkilinin annesi vefat edince müvekkilinin bu davada mirasçı olarak yer aldığını, yani müvekkili ile ...'ın babalarının farklı olduğunu, henüz muaccel olmamış borç hakkında temerrütten söz edilmesinin mümkün olmadığını, tanzim yerinin senette yazmaması nedeniyle kambiyo vasfı niteliğini yitiren bonoda borçlu/kefil temerrüde düşürülmeden mevduata uygulanacak en yüksek faiz talep edilmiş olup, faiz talep edilebilmesinin haksız olduğunu, bu nedenlerle açılan davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. <br>DAVALI ... VEKİLİ'NİN İLK DERECE MAHKEMESİNE SUNMUŞ OLDUĞU CEVAP DİLEKÇESİNDEN ÖZETLE: Mahkemenin yetkisiz olduğunu, müvekkilinin yerleşim yerinin icra takip tarihi itibarıyla Alanya/Antalya olması nedeniyle icra müdürlüğü Alanya İcra Müdürlüğü olduğunu, itirazın kaldırılması davasının İcra Hukuk Mahkemesinde açılması gerektiğini, takibe konu alacağın İİK 'nın 68-68/a maddelerinde sayılan belgelerden birine bağlı olması halinde alacaklı icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını isteyebileceğini, takip talebinde ve ödeme emrinde belirtilmiş olan iki senetin mevcut olmadığını, takibe dayanak belgede 1 adet senetin mevcut olduğunu ve mevcut olmayan bir ikinci senede karşı icra takibi yapılmasının hukuka uygun olmadığını, takibe dayanak senetteki imzanın muris ...'a ait olmadığını, imzaya itiraz ettiklerini, talep edilen faizin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, takip konusu senetlerin kambiyo senedi vasfı taşımayıp temel borç ilişkisinin açıklığa kavuşması gerektiğini, davanın açılmasına müvekkilinin sebebiyet vermediğinden vekalet ücreti ve yargılama giderinden müvekkilinin sorumlu tutulamayacağından açılan davanın yetkesizlik nedeniyle reddine, aksi takdirde davanın reddine ve alacaklının takip miktarı üzerinden kötü niyetle takip yapması da dikkate alınarak %20den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.  <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda \"...Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... sayılı takip dosyasının incelenmesinde, alacaklının ... olduğu, borçluların ..., ..., ... ile ... olduğu, takibin toplam 10.611,04 Euro alacak nedeniyle ilamsız  takip başlatıldığı, anlaşılmıştır. Kayseri 11. Asliye Hukuk Mahkemesinin 22/11/2023 tarih 2023/203 esas 2023/416 karar sayılı görevsizlik kararı ile dosyanın mahkememize gönderilmiş olduğu anlaşılmıştır. Dava şartı medeni usul hukukuna ait bir kurumdur. Bunun amacı bir davanın esası hakkında incelemeye geçilebilmesi için gerekli bütün şartları ve bunların incelenmesi usulünü tespit etmek; böylece davaların daha çabuk, basit ve ekonomik bir şekilde sonuçlanmasına yardımcı olmaktır. Dava şartları dava açılabilmesi için değil mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi (davanın esasına girebilmesi) için gerekli olan şartlardır.  Buna davanın dinlenebilmesi şartları da denir. Mahkeme dava şartlarından birinin bulunmadığını tespit ederse davanın esası hakkında inceleme yapamaz; davayı dava şartı yokluğundan (usulden) reddetmekle yükümlüdür. Dava şartlarının bulunup bulunmadığı davada hâkim tarafından re'sen gözetilir.6100 sayılı HMK’nun 114/1. maddesinde, dava şartları açıkça sayılmış ve yine HMK'nın 114/2. maddesi gereğince diğer kanunlarda sayılan dava şartlarına da atıfta bulunmuştur.6102 sayılı TTK'nun 5/A maddesinde (Ek:6/12/2018-7155/20 maddesi):\"(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır...\" şeklinde getirilen düzenleme ile arabuluculuk müessesesine başvurunun bir dava şartı olduğunu benimsenmiştir. Öte yandan 05/04/2023 tarihli ve 32154 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 7445 sayılı \"İcra İflas Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun\" 31. Maddesi ile 6102 sayılı TTK’nın 5/A maddesinin birinci fıkrasında yer alan “paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında” ibaresi “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında,” şeklinde değiştirilmiştir. Davacı tarafça 11. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde davanın 17/07/2023 tarihinde açıldığı, Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından 22/11/2023 tarihinde görevsizlik kararı verildiği, verilen kararın 06/05/2024 tarihinde kesinleştiği, davacı tarafça arabuluculuğa başvurulduğuna ilişkin belgenin dosyaya sunulmadığı, dosyanın Mahkememize 10/05/2024 tarihinde tevzi edildiği görülmüştür.     Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 2022/4534 E, 2023/3417 K sayılı ilamında “…Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ticari dava niteliğindeki alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğu, arabuluculuk dava şartının tamamlanabilir dava şartı niteliğinde olmadığı, dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulü yönünde hüküm tesisi yerinde görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, TTK'ya eklenen 5/A maddesi ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddeleri kapsamında dava şartı yokluğu nedeni ile davanın usulden reddine karar verilmiştir. (ONANMASINA)” denildiği görülmüştür.    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin: 2023/1047 E, 2024/4340 K tarihli kararında “…..Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile  her iki tarafın tacir ve ticari işletmesiyle ilgili olan  nispi ticari davada davanın asliye hukuk mahkemesinde açıldığı, asliye hukuk mahkemesinin görevsizlik kararından sonra davacı tarafından arabulucuya başvurulduğu, dava tarihinin davanın asliye hukuk mahkemesinde açıldığı tarih olduğu,  davacı tarafından,  6325 sayılı Kanun'un 18/A, 2 fıkrasına göre dava açılmadan önce, arabulucuya başvurulmadığının sabit olduğu bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. (ONANMASINA)” denildiği görülmüş olup iş bu davada da Kayseri Bölge Adliye Mahkemesinin 2024/523 E, 2024/629 K sayılı kararı ile sabit olduğu üzere davanın Ticaret Mahkemesinin görevi kapsamına girmesi ve dava konusu itibari ile davanın arabuluculuğa tabi olmasına rağmen davacı tarafın dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurmadığının duruşmadaki beyan ile sabit olduğu anlaşılmakla tamamlanamayan dava şartı eksikliği nedeni ile davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Arabulucuya başvurulmadan işbu davanın açıldığının anlaşılması nedeniyle 6102 sayılı TTK'nun 5/A. maddesi ile 6325 sayılı kanunun 18/A. maddesi uyarınca dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden REDDİNE karar vermek gerekmiş ve hüküm kurulmuştur.1-Arabulucuya başvurulmadan işbu davanın açıldığının anlaşılması nedeniyle 6102 sayılı TTK'nun 5/A. maddesi ile 6325 sayılı kanunun 18/A. maddesi uyarınca dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden REDDİNE...\" dair karar verilmiştir. <br>İş bu kararı davacı vekili süresinde istinaf etmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinden özetle; müvekkilinin davalılardan alacaklı olması nedeni ile Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan takipte takibe dayanak senette düzenlenme yeri olmaması nedeni ile kambiyo senedi sayılmayacağından genel haciz yolu ile takip başlatılmış olup, davada gösterilen borçlulara da örnek no 7 ilamsız takiplerde ödeme emrinin tebliğ edildiğini, icra müdürlüğü tarafından durdurulan takipte itirazların iptali için Kayseri 11. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2023/203 Esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığını, Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından öncelikli olarak görev yönünden değerlendirme yapılması gerekirken arabuluculuk şartı değerlendirmesine girilerek usuli yanlışlık yapıldığını, görevsiz olan Asliye Ticaret Mahkemesinin dava şartlarını incelerken görevli olup olmadığını incelemeksizin direk olarak zorunlu arabuluculuk şartının yerine getirilmediğinden bahisle taraflarına bir haftalık kesin süre verdiğini, görevsiz yerel mahkeme kararının taraflarınca kabul edilmesinin mümkün olmadığını, tüm bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile yerel mahkemenin kararının kaldırılmasını, görevsizlik kararı verilmesini, istinaf yargılamasının duruşmalı yapılmasını  talep etmiştir. <br>Davalı ... vekilinin istinafa cevap dilekçesinden özetle; fazlaya ilişkin dava haklarının saklı kalmak kaydıyla istinaf başvurusunun reddini, haksız ikame edilen davadan  dolayı davacı aleyhine %10 dan aşağı olmamak kaydıyla tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. <br>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda; <br>Dosya kapsamına göre davaya konu olayda, davanın niteliği gereği (ticari dava olması ve konusu dolayısıyla) dava şartı olan zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu, mahkemece 08.10.2024 tarihli müteraffik karar ile davacıya  arabuluculuk son tutanağının sunulması için (1) haftalık kesin süre verildiği,  davacı taraf vekilinin 16.10.2024 tarihli duruşmadaki beyanında daha önce arabuluculuk başvurusunda bulunulmadığını arabuluculuk tutanağının sunulması için taraflarına verilen süreninde dolmadığını beyan ettiği, davacı vekilinin istinaf dilekçesinde ise taraflarına verilen süre içerisinde arabuluculuk başvurunu yaptıklarını ancak işlemelerin devam ettiği sırada davanın usulden reddine karar verildiğini beyan ettiği görülmüştür.<br>Bu durumda, mahkemece öncelikle davacı tarafın arabulucuğa başvurup başvurmadığının, başvurmuş ise hangi tarihte başvurduğunun tespiti yapılmalıdır. Bu hususa ilişkin olarak ilk derece mahkemesince varsa ilgili tutanak ve belgeleri ibraz etmesi için davacı yana iki haftalık kesin süre verilmesi ya da söz konusu belgelerin bizzat ilgili birimlerden getirtilmesi ve incelenip değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekir.<br>Açıklanan nedenlerle mahkemece yukarıda belirtilen şekilde eksik inceleme ve değerlendirme ile davanın usulden reddine karar verilmiş olduğundan davacının istinafının kabulü ile, HMK 353/1-a-6 md. uyarınca kararın kaldırılmasına ve açıklanan yönden işlemleri yapılmak ve eksiklikleri giderilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemesine geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; <br>2-HMK'nın 353/1-a.6 md. gereğince, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  istinafa konu edilen 16/10/2024 tarih ve 2024/371E - 2024/890K sayılı kararın  KALDIRILMASINA, <br>3-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye  GÖNDERİLMESİNE,<br>4-Davacı  tarafça yatırılan istinaf karar harcının talepleri halinde kendilerine iadesine,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>6-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,<br>7-H.M.K. 302/5 maddesi gereğince iş bu ilamın kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirilmlerin, H.M.K. 359/4 maddesi gereğince iş bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,<br>Dair, dava dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince, KESİN olarak oybirliği ile karar verildi. 15/01/2025<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c6505e984b9c009d","SID":"e8d97255d8545067"}}