{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2025/86 <br>KARAR NO:2025/65<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:20/12/204 (Ara Karar)<br>NUMARASI:2023/133 Esas <br>TALEP:İhtiyati Tedbir<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:23/01/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati tedbir isteyen davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:TALEP:İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili talep dilekçesinde özetle; ... şirketinin makine ve teçhizatlarının şirket değerine etkisi konusunda hesaplamadaki yanlış ve eksik tespitlere ilişkin somut verilere dayanarak yaptıkları önceki itirazlarının dikkate alınmadığını ve davalı şirketin değerinin tespitinde eksiklik ve hatalar yapıldığını, üçüncü şahıs davayı şirketin iştiraki ... şirketinin 2024 hesapları yapılan değerlendirmede dikkate alınmadığını, 2023 ve 2024 verileri bir bütün olarak hesaplamaya dâhil edilmediğini, raporda haklı sebeple şirketin feshi gerektiği kesin olarak tespit edildiğini, Bölge Adliye Mahkemesi’nin gerekli gördüğü ve aradığı denetim kayyımı atanması kanuni şartları olaylarında gerçekleştiğini, bu nedenlerden dolayı; 30.09.2024 tarihli bilirkişi raporundaki tespitler neticesinde davalı şirket hakkında çok sayıda icra takibinin ve açılan iflas davalarının bulunması da göz önüne alınarak davalı şirkette yönetim zafiyetinin bulunmasından dolayı davalı şirket ve hissedarları açısından ileride telafisi imkânsız zarar doğma ihtimali bulunduğu açık olduğunu, fesih davası süresince şirket ve hissedarların hak ve menfaatlerinin korunması için yaklaşık ispat şartının sağlanması nedeniyle davalı şirkete denetim kayyımı atanması karar verilmesini talep etmişlerdir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince ihtiyati tedbir talebi hakkında yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda, \"Tüm açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin davalı şirkete yönetim kayyımı atanmasına yönelik talebi hakkında Mahkememizce bu hususta tedbir talebinin kabulüne karar verilerek davalı şirkete denetim kayyımı atandığı, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusu sonrası İstinaf dairesince davalı şirkette organ boşluğu bulunmadığı ve yaklaşık ispat şartının bulunmadığından bahisle Mahkememizin tedbir kararının kaldırıldığı, yargılamanın bulunduğu aşama itibariyle de şirkette halen yönetim/organ boşluğu söz konusu olmadığı, şirketin telafisi imkansız zararlara uğrayacağına yönelik yaklaşık ispat şartının da sağlanmadığı ve mevcut delil durumunda davalı şirkete denetim kayyımı atanmasını gerektirir haklı bir neden bulunmadığı anlaşıldığından davacı tarafın davalı şirkete yönetim kayyımı atanmasına ilişkin tedbir talebinin reddine,\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacının kötü niyetli olup davacı şirketin işleyen sistemini sekteye uğratmaya çabaladığını, 6102 sayılı TTK'nun 365. maddesinde, anonim şirketlerin yönetim kurulu tarafından yönetilip ve temsil olunacağının düzenlenmiş, YK üyelerinin seçimi, süreleri, ibraları hakkında karar verilmesi ve görevden alınmaları, TTK 408 maddesi uyarınca genel kurulun, devredilemez ve vazgeçilemez görev ve yetkileri arasında sayıldığını, TTK da anonim şirketlerde yönetim kurulunun yönetim yetkisinin mahkemelerce kaldırılacağına veya sınırlandırılacağına ilişkin yasal düzenlemenin bulunmadığı gibi anonim şirkete mahkemece yönetim kayyımı atanmasına olanak sağlayan açık bir kanun hükmü bulunmadığını, kural olarak şirketler genel kurul tarafından seçilen yöneticileri tarafından temsil ve ilzam edildiğini,TMK'nın 427/4. Maddesi uyarınca bir tüzel kişinin gerekli organlarından yoksun kalması ve yönetiminin başka yoldan sağlanamaması durumunda yönetim kayyımı atanacağı düzenlendiğini,Davalı şirketin haklı sebeple feshi şartlarının bulunup bulunmadığı, yapılacak tahkikat neticesinde davalı şirketin savunmaları değerlendirildikten ve taraf delilleri toplandıktan sonra belirleneceğiri, buna göre dosyanın geldiği aşama itibarı ile ibraz edilen deliller, genel kurul tarafından şeçilen YK yetkilerinin sınırlandırılmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için gerekli olan yaklaşık ispata elverişli olmadığını, davalı şirkette organ boşluğu da bulunmadığından mahkemece ihtiyati tedbire itirazın kabulü ile ihtiyati tedbir kararının kaldırılması yerine yazılı gerekçe ile itirazın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.''  bir bütün olarak incelendiğinde karşı tarafın iddia ettiği gibi ''delillerin toplanması ve bilirkişi raporunun alınması ile bu konuda yeniden tedbiren karar verilebileceğini hükme bağlanmış'' bir durumun söz konusu olmadığını, bu durumda bir şirkete Mahkeme Tarafından kayyım atanabilinmesinin asıl unsuru genel kurul tarafından seçilmiş bir yönetimin bulunmaması, diğer ifade ile ''şirkette organ boşluğu''  olması halinde mümkün olduğunu, davacı şirketin Genel Kurul Tarafından seçilmiş bir yönetimi bulunması nedeniyle  kayyım atanması şartları oluşmadığını, açıklanan bu nedenlerle davacı şirkete denetim kayyımı atanmasını gerektirir bir sebep bulunmadığını beyanla, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve şirkete yönetim kayyımı atanmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE:Talep, anonim şirketin fesih ve tasfiyesi istemli davada şirkete yönetim kayyımı atanması suretiyle ihtiyati tedbir kararı verilmesi, istemidir.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, talep konusuna ilişkin olarak ihtiyati haciz şartlarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 531. Maddesi, \"Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir.\" şeklinde düzenlenmiştir. TTK'nda, anonim şirketin münfesih olma durumlarının ortaya çıkması halleri dahil şirkete yönetim kayyımı atanmasına ilişkin herhangi bir düzenleme yoktur. Zira şirketin genel kurul tarafından seçilen yönetim kurulu tarafından idare olunması esastır.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu(TMK)'nun 427/4. Maddesinde, bir tüzel kişinin gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa yönetim kayyımı atanacağı düzenlenmiş olmakla birlikte, davalı şirkette organ boşluğu bulunduğuna dair herhangi bir iddia mevcut değildir.Yönetim kayyımı atanabilmesi için şirketin yönetim kurulunun bir şekilde oluşturulmasının mümkün olmaması ve bu boşluğun başkaca hukuki yollarla giderilmemiş olması şarttır. Şirketin seçilmiş yönetim kurulu bulunduğu takdirde organ yokluğundan söz etmek mümkün olmadığı gibi, mevcut yönetim kurulunun, çalışamaz halde olması da TTK' nin sistematiği içinde giderilmesi her zaman mümkün bir durumdur. (Yargıtay. 11. H.D'nin 08/03/2018 Tarih ve 2016/7714 E-2018/1804 K. sayılı kararı) 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 389/1. Maddesi ise, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir, şeklindedir. HMK'nın 390/2 maddesine göre de, tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. İhtiyati tedbir yasada düzenlenen geçici hukuki korumalardan olup, Kanun hükmü, tedbir talep edenin  haklılığını yaklaşık olarak  ispat etmek zorunda olduğunu düzenlemiştir.Davacının, davalı Şirketin imkânları ve varlıklarının tamamen belirli pay sahiplerinin kullanımına tahsis edildiği, davalı şirketin sürekli kötü yönetilmekte ve zarara uğratılmakta olduğu, davalının fiilen hiçbir ticari faaliyeti olmayan bir tabela şirketi konumunda bulunduğu, muvazaalı sözleşmelerle şirket kazancının dışarı çıkarıldığı, davacının genel kuruldan önce, sonra ve genel kurul sırasında sorduğu hiçbir soruya cevap alınamadığı gibi sebeplerle ihtiyati tedbir yoluyla davalı şirkete yönetim kayyımı atanması talep edilmiş olmakla birlikte, iddianın ileri sürülüş biçimine göre eldeki istem yönünden yaklaşık ispat şartı gerçekleşmemiştir. Bilirkişi raporuna davacının da itirazlarının bulunması ve ilk derece mahkemesince, bilirkişi heyetine şirketler alanında uzman bilirkişi eklenerek ek rapor alınmasına karar verildiği de nazara alındığında dosyada bulunan bilirkişi raporu yaklaşık ispat şartını karşılamaya elverişli değildir. Davalı şirkette yönetim boşluğu bulunmadığına göre yönetim kayyımı atanmasının koşulları oluşmamıştır. Bu nedenle ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.<br>HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 23/01/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"45e2b8b44cb5e0af","SID":"f373c4e089d15f21"}}