{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2021/937 <br>KARAR NO\t\t: 2025/81<br>KARAR TARİHİ\t: 16/01/2025<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 03/12/2020<br>NUMARASI\t\t: 2019/969 Esas 2020/564 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 16/01/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 16/01/2025<br><br>Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  davacı şirket ... A.Ş. uzun yıllardır gerek yerel gerekse uluslararası piyasada lojistik ve nakliyat sektöründe faaliyet gösteren, sektörün güvenilir ve lider firmalarından olduğunu, faaliyetlerini tedarikçileri ile sürdürdüğünü, davalı şirket davacı şirket'in tedarikçilerinden biri olup,  davacı şirket davalı şirket ile olan ticari ilişkisini cari hesaba dayalı olarak sürdürdüğünü,  davalı şirket tarafından  davacı şirket'e tedariken sunulan nakliye hizmeti sırasında, davalı şirketin araçlarından olan \"...\" plakalı araca  Kemalpaşa fabrikasından  ... A.Ş.'nin ürünlerin yüklenmesinden sonra aynı plaka ile taşınmakta olan ürünlerin bir kısmı hasar gördüğünü,  hasar bedeli  ... A.Ş. tarafından  davacı şirkete rücu edildiğini,  hasar sonucunda  ve haklı olarak bu hasar  davacı şirket tarafından emtianın hasar görmesinde kusurlu olan davalı tedarikçiye fatura edilmiş ve davalı tedarikçinin cari hesabına borç olarak kaydedildiğini, söz konusu yansıtma faturası  davacı şirket ile davalı şirket arasındaki çalıştıkları süre boyunca yapmış oldukları uygulama gereğince davalı şirkete ... Kargo aracılığı ile ... gönderi kodu ile gönderilmiş ve faturalar 23.01.2019 tarihinde davalı şirket çalışanı ... tarafından teslim alındığını, söz konusu faturaya  yasal süresi içinde davalı şirket tarafından itiraz da edilmediğini,  davacı şirket tarafından TTK 89. maddesi uyarınca tutulan cari hesap uyarıca, davalı tedarikçinin  davacı şirkete  14.952,67-TL borcu bulunduğunu, davalı şirket türk ticaret kanunun taşımacılık ve hasara ilişkin hükümlerine göre fiili taşıyıcı olarak sorumlu olduğunu, tüm bunlara rağmen  davacı şirket tarafından davalıya birden çok kez başvuruda bulunulmuşsa da davalı taraf borcunu ödemekten imtina ettiğini, bu sebeple, 14.052,67-TL tutarındaki alacağının tahsili amacıyla davacı şirket tarafından davalı tedarikçi aleyhine İzmir 11. İcra Müdürlüğü’nün 2019/11168 Esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, ancak davalı tedarikçi 03.09.2019 tarihinde icra takibine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ederek takibi durdurduğunu belirterek  davanın kabulü ile davalı borçlunun İzmir 11. İcra Müdürlüğü’nün 2019/11168 Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu haksız ve kötü niyetli itirazının iptali ile icra takibinin devamına, itirazında haksız ve kötü niyetli olan davalı borçlu tarafından davacı şirkete ödemek üzere takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı taraf dosyaya cevap dilekçesi sunmamıştır.<br>MAHKEMECE: \"...,Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan rücu alacağına istinaden düzenlenen faturaya dayalı ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatı istemlerine ilişkindir. <br>Tüm dosya kapsamından, davacının dava dışı ... AŞ'ye ait emtianın taşıma işini üstlenerek bu taşımayı davalı şirkete yaptırdığının, taşıma sırasında dava dışı şirkete ait emtianın hasarlandığının ve davacının bu hasara ilişkin olarak dava dışı şirkete ödeme yaptığının, bu ödemeyi de davalıya rücu  ederek fatura düzenleyip davalı aleyhine icra takibine girişildiğinin, davalı tarafça takibe itiraz edildiğinin, iddia edildiği,  bu iddialara dayanılarak eldeki davanın  açılmış olduğu anlaşılmaktadır.<br>  Mahkememizce dosya Taşıma Sektör Bilirkişisi ve  SMMM bilirkişiye tevdi edilerek rapor aldırılmıştır. 28/08/2020 havale tarihli bilirkişi raporunda;  taraflar arasında ticari ilişkiye yönelik tetkiklerde karşılıklı nakliye hizmeti işlerinden kaynaklı ticari ilişkinin mevcut olduğu, davacı firmanın 26/02/2019 tarihli icra talebine konu 14.952,67 TL cari hesap bakiyenin 6102 sayılı TTK'nun 64/3 maddesine göre usulüne uygun tutulmuş ticari kayıtlarına yansıtılmış olduğu, dosya içeriğinde bahsi geçen hasara ilişkin taraflarca bilirkişilere görsel material (fotoğraf vb) ibraz edilmediği, Taşıma Hukuku açısından, davacının taşıyıcı, davalının da fiili taşıyıcı olarak değerlendirilmesinin mümkün olduğu, TTK amir hükümleri karşısında dosya içeriği ve bilirkişilerce yapılan tespit ve değerlendirme sonucunda davalının kusuruna ilişkin her hangi bir veriye ulaşılamadığı  olduğu tespitlerine yer verilmiştir. Oluşa, dosya içeriğine ve bilimsel verilere uygun bulunan rapor mahkememizce benimsenmiş ve hükme esas alınabilir kabul edilmiştir.<br>6102 Türk Ticaret Kanunu'nun 850.maddesinde taşıyıcının, taşıma sözleşmesi ile eşya veya yolcu taşıma işini veya ikisini birlikte üstlenen kişi olduğu, taşıyıcının taşıma sözleşmesiyle eşyayı varma yerine götürmeyi ve orada gönderilene teslim etmeyi, gönderenin ise taşıma ücretini ödemeyi borçlanacakları, taşıma işlerinin ticari işletme faaliyeti olduğu hususlarında düzenlemeler bulunmaktadır. Bu şekilde kurulan sözleşme ve yapılan taşıma esnasında  taşıyıcının eşyaya ilişkin hasar, ziya ve gecikmeden dolayı sorumlu olduğu aynı kanunun 875.maddesinde hüküm altına alınmıştır. Aynı kanunun 888.maddesinde ise taşıma işini üstlenen taşıyıcının taşımayı kısmen veya tamamen üçüncü bir kişiye yaptırması halinde  taşıma esnasında meydana gelebilecek bir zarardan bu fiili taşıyıcının da asıl taşıyıcı gibi sorumlu olduğu hükmü yer almaktadır. <br>Az yukarıda değinilen yasal düzenlemeler ve somut olay birlikte değerlendirildiğinde, davacının dava dışı şirkete ait emtiayı taşıma işini üstlendiği, söz konusu taşımayı ise davalıya yaptırdığı anlaşılmaktadır. Bu hususlar taraflar arasında ihtilaflı değildir. Davacı taraf, bu taşıma ilişkisinde taşımayı yapan fiili taşıyıcı davalının taşıma esnasında emtianın hasara uğradığını, bu hasar nedeniyle emtianın sahibi dava dışı taşıtana tazminat ödediğini, ödediği bu bedelin davalı tarafça kendisine ödenmesi gerektiğini iddia etmektedir. Oysa dosyada mevcut ve mahkememizce de benimsenen bilirkişi raporunda da belirlendiği üzere, davacı taraf söz konusu emtianın hasarına ve bu kapsamda meydana geldiğini iddia ettiği zarara ve zarara davalının sebep olduğuna ilişkin herhangi bir delili dosyaya ibraz etmemiştir. Başka bir deyişle davacı, iddia ettiği ve icra takibine ve davaya konu uyuşmazlığın özü olan hasar ve kusura  ilişkin bir delil getirmemiştir.     <br>Diğer yandan eldeki dava ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali davası olup konuya ilişkin 2004 sayılı icra ve iflas kanununun 67. Maddesinde, takip talebine itiraz edilen alacaklının itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebileceği, devam eden ikinci fıkrada ise dava sonunda borçlunun haksızlığına karar verilir ise borçlunun, alacaklının haksız olduğu kanaatine varılır ise karşı tarafın talebi üzerine alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminatla sorumlu tutulmasına karar verileceği, hususları düzenlenmiştir.<br>Yukarıda bahsi geçen somut olay ve yasal düzenlemeler hep birlikte değerlendirildiğinde, davacının alacağın varlığını ispat edemediği hususunda mahkememizde vicdani kanı oluşmuş ve davanın reddine ve takip yapmakta kötü niyetli hareket ettiği mahkememizce kabul edilen davacının kötü niyet tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar vermek gerektiği takdir ve sonucuna ulaşılmıştır.<br>Mezkur nedenlerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur,\" gerekçesi ile; <br>\"Davanın REDDİNE,<br>Alacağın asıl alacak tutarı olan 14.952,67 TL'nin %20'si oranında 2.990,53 TL kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>Davalı duruşmada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre hesap ve takdir edilen  4.080,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,..\" şeklinde karar verilmiştir.<br>Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  birçok yönüyle mevzuata ve hakkaniyete aykırı olan yerel mahkeme kararının taraflarınca kabulünün mümkün bulunmadığını, davalı şirketin ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmadığını, yerel mahkemeye ibraz etmiş oldukları bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerinde de belirttikleri üzere ticari defterlerin sadece noter onaylarının olmasının, ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğuna karine teşkil etmesinin mümkün olmadığını, hükme esas alınan raporlarında bilirkişilerin \"davalı şirketin kasa hesabına davacı şirket tarafından alacak konusu edilen faturaların kayıtlara alınmamış olduğu\" yönünde tespitlerde bulunduklarını, davaya konu faturaların müvekkili şirket kayıtlarında yer almakta olup, davalı tarafından söz konusu faturalara karşı yasal süresi içinde herhangi bir itirazda bulunulmadığı gibi davalı şirket tarafından faturalara istinaden müvekkili şirkete kısmi ödeme yapıldığını, faturalarda yer verilen hasar bedeli - hasar yansıtma bedeli ifadesinin dar yorumlanmasının hatalı olduğnu, somut olaydaki hasarın, davalı şirketin çeşitli bölgelerden aldığı müşteriye ait emtiayı, emtianın kaybolduğunu ileri sürerek müşteriye teslim etmemesi suretiyle meydana geldiğini, emtianın aracın geçirdiği bir kaza yahut uygun olmayan taşıma koşullarında taşınması sebebiyle gözle görülür ya da bilirkişilerin belirttiği gibi fotoğraflanabilir, belgelendirilebilir şekilde zarar görmesi durumunun söz konusu olmadığını, kaybolan bir emtianın mevcut durumunun herhangi bir şekilde belgelendirilemeyeceğinin de açık olduğunu, sektörün olağan uygulamasında emtianın fiili taşıyıcının sorumluluğundayken kaybolması suretiyle zayi olması halinde de emtia bedelinin \"hasar\" bedeli olarak yansıtıldığı göz önünde bulundurulduğunda, burada hasar kavramının dar yorumlanmaması gerektiğinin son derece açık olduğunu, kaldı ki, gerek bilirkişilerin gerekse  mahkeme nezdinde bu konuda bir tereddütün olması halinde bu tereddütün dava dışı müşteriye yazılacak bir müzekkere ile giderilebilecekken, bu konuda mahkeme tarafından bir araştırma yapılmaksızın davanın karara bağlanmasının yerinde olmadığını, müşteriye ait emtia davalı şirketin sorumluluğundayken kaybolduğundan, zararın meydana gelmesinde asli kusurlunun davalı şirket olduğunu, mahkemenin davanın reddine ilişkin kararını hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte, somut uyuşmazlıkta müvekkili şirket aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin mümkün olmadığını, bilirkişi heyetinin çift sayıda bilirkişi görevlendirilmek suretiyle oluşturulmasının yasaya aykırı olduğunu, kötü niyet tazminatının dilekçeler aşaması sonrasında talep edilmesinin savunmanın genişletilmesi yasağına aykırı olduğunu, dava dilekçesinin usulüne uygun tebliğine rağmen davalı şirketin cevap dilekçesi sunmadığını, ancak her nasılsa mahkemenin davalı şirketin 27.08.2020 tarihli bilirkişi raporuna beyan dilekçesi ile talep ettiği kötü niyet tazminatına hükmettiğini, yerel mahkeme kararının bu yönüyle de ortadan kaldırılmasının gerektiğini, zira takip hukukundan kaynaklanan tazminatların, ıslah ve karşı tarafın açık muvafakatine ilişkin hükümler saklı kalmak üzere, yalnızca dava ve cevap (olması halinde replik ve düplik) dilekçeleri ile talep edilmesinin mümkün olduğunu beyanla ve açıkladıkları diğer nedenlerle yerel mahkeme kararının  ortadan kaldırılarak davanın kabulüne, davalının asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.<br><br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br><br>Dava, taşıma sözleşmesine dayalı rücuen alacak yönünden icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br> TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi \" (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.<br>    (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. \" şeklinde düzenlenmiştir.<br>Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, ispat yükü üzerinde davacı tarafından davalının sorumluluğunun kanıtlanmamış olmasına, yansıtma faturalarının davalı kayıtlarında yer almamasına,  denetime elverişli bilirkişi heyeti  raporu doğrultusunda davanın red edilmiş olmasına, kötü niyet tazminatı yönünden hükmün kaldırılmasının açıkça davacı aleyhine olacağından istinaf edenin sıfatına göre davacı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM    : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 03/12/2020 tarih, 2019/969 Esas ve 2020/564 Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 615,40 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 255,34 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 360,06 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,<br>4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, <br>5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere  karar verildi. 16/01/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e7f8438a3355bbb7","SID":"a2fb04ea275479e2"}}