{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. KONYA BAM   6. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: ......<br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  6. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: ......<br>KARAR NO\t: ......<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t: ......  (.........)<br>ÜYE\t\t: ......  (.........)<br>ÜYE\t\t: ......  (.........)<br>KATİP\t\t: ......  (.........)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 21/02/2024<br>NUMARASI\t\t: ......... Esas ......... Karar<br><br>İSTİNAF EDEN DAVACI\t: ......... Ve Ticaret Anonim Şirketi   <br>VEKİLİ\t\t\t\t: Av. ......<br>DAVALI\t\t: ......... Sanayi Ve Ticaret Ltd.Şti.<br>VEKİLİ\t\t\t: Av. ......<br>DAVA\t\t: İstirdat <br>İSTİNAF KARARININ<br>KARAR TARİHİ\t: 21/01/2025<br>YAZIM  TARİHİ\t: 22/01/2025<br>Davacı tarafından davalı aleyhine Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ......... Esas sayılı dosyası ile açılan istirdat davasında 21/02/2024 tarihinde tesis edilen davanın reddine ilişkin karara karşı,  davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;<br>DAVA:  Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkili aleyhine Konya.... İcra Müdürlüğü'nün ......... Esas sayılı dosyası ile başlattığı takip ile, aslen hakkı olmadığı bir alacağı, kötü niyetle ve müvekkilini zarara uğratmak kastıyla, usulsüz tebligat yapılarak müvekkilini haciz tehditi altında bırakarak tahsil ettiğini,  taraflar arasında uzun yıllardır ticari ilişkinin mevcut olduğunu, bu süren ticari ilişki içerisinde davalının müvekkili şirketten 2 adet lastik satın aldığını, bu lastiklerin 03.11.2020 tarihli ......... numaralı faturaya konu edildiğini, davalıya  faturanın ve lastiklerin teslim edildiğini, süresi içerisinde faturaya itiraz edilmediğini, lastikler konusunda ayıp ihbarı yapılmadığını, davalı tarafından lastiklerin tesliminden 1 yıl sonra Konya.... İcra Müdürlüğü'nün ......... Esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını beyanla haklı davalarının kabulü ile takip konusu alacaktan dolayı  borcunun bulunmaması nedeni ile icra dosyasına haciz tehdidi ile ödenmiş olan 36.817,60 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde ileri sürülen hususların gerçek dışı olduğunu, dava dilekçesinde belirtildiği gibi müvekkili şirketin davacı şirketten kepçe olarak tabir edilen iş makinesi için 2 adet lastik aldığını, lastikleri kullanmaya başlayan müvekkili şirketin 4 ay sonra lastiklerin arıza yapması üzerine bu lastikleri davacı şirkete ayıplı lastiklerin garanti kapsamında değiştirilmesi için teslim ettiğini, davacı şirketin de bu lastikleri üretici firmaya gönderdiğini, üretici firma olan ......... A.Ş.'nin 22.02.2021 tarihli rapor ve üst yazılarına istinaden lastiklerin aşırı yükleme ve düşük hava basıncı nedeniyle hasarlandığı iddiası ile kullanıcı hatası sayarak lastik değişim talebinin reddedildiğini, müvekkili şirket tarafından davacı şirket ile yapılan iletişimde böyle bir durumun olmasının mümkün olmadığının belirtildiğini, öncelikle açılan dava istirdat davası olup işbu dava niteliği itibariyle bu davanın açılabilmesi için kanunun öngörmüş olduğu cebri icra tehdidi altında icra dosyasına ödeme yapılması şartının olayda bulunmadığını, davacı borçlu adına 3.şahıs tarafından icra dosya borcu, haricen herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürülmeksizin alacaklı vekili olarak taraflarına ödendiğini, davacı tarafın süresinde ayıp ihbarı yapılmadığı yönündeki iddiasının asılsız olduğunu, öncelikle açılan istirdat davasının dava şartları yokluğundan usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte olur ise davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; \"....Davacı vekili, müvekkili olan şirketin davalıya Konya.... İcra Müdürlüğü'nün ......... Esas sayılı dosyasında talep edilen alacaktan dolayı borçlunun bulunmaması nedeni ile icra dosyasına haciz tehdidi ile ödenmiş olan 36.817,60 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı ......... San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği,<br>6102 Sayılı TTK'nın 18. maddesinde; \"Tacir, her türlü borcu için iflasa tabidir; ayrıca kanuna uygun bir ticaret unvanı seçmek, ticari işletmesini ticaret siciline tescil ettirmek ve bu Kanun hükümleri uyarınca gerekli ticari defterleri tutmakla da yükümlüdür. (2) Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir. (3) Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır. (4) Tacir sıfatına bağlı olan diğer hükümler saklıdır.\" <br>Aynı kanunun 23. maddesinde; (1) Bu maddedeki özel hükümler saklı kalmak şartıyla, tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde de Türk Borçlar Kanununun satış sözleşmesi ile mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulanır. a) Sözleşmenin niteliğine, tarafların amacına ve malın cinsine göre, satış sözleşmesinin kısım kısım yerine getirilmesi mümkün ise veya bu şartların bulunmamasına rağmen alıcı, çekince ileri sürmeksizin kısmi teslimi kabul etmişse; sözleşmenin bir kısmının yerine getirilmemesi durumunda alıcı haklarını sadece teslim edilmemiş olan kısım hakkında kullanabilir. Ancak, o kısmın teslim edilmemesi dolayısıyla sözleşmeden beklenen yararın elde edilmesi veya izlenen amaca ulaşılması imkânı ortadan kalkıyor veya zayıflıyorsa ya da durumdan ve şartlardan, sözleşmenin kalan kısmının tam veya gereği gibi yerine getirilemeyeceği anlaşılıyorsa alıcı sözleşmeyi feshedebilir. b) Alıcı mütemerrit olduğu takdirde satıcı, malın satışına izin verilmesini mahkemeden isteyebilir. Mahkeme, satışın açık artırma yoluyla veya bu işle yetkilendirilen bir kişi aracılığıyla yapılmasına karar verir. Satıcı isterse satış için yetkilendirilen kişi, satışa çıkarılacak malın niteliklerini bir uzmana tespit ettirir. Satış giderleri satış bedelinden çıkarıldıktan sonra artan para, satıcının takas hakkı saklı kalmak şartıyla, satıcı tarafından alıcı adına bir bankaya ve banka bulunmadığı takdirde notere bırakılır ve durum hemen alıcıya ihbar edilir. c) Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.\" şeklinde yapılan düzenlemeler ışığında,<br>6098 Sayılı TBK'nın 223. Maddesinde; \"Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş  sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.\" düzenlemeleri dikkate alındığında,<br>Ankara BAM 22. Hukuk Dairesi'nin 2019/575 Esas - 2021/2020 K. Sayılı ilamı (Özü: TTK 18'inci maddesindeki düzenleme artık geçerlilik şartı değil, ispat şartıdır.) da dikkate alındığında,<br>İstirdat Davasının Şartları <br>İstirdat davasının, biri takip hukukuna diğeri maddi hukuka ilişkin olmak üzere, iki şartı vardır. Bunlar başka, davanın açılması için bir yıllık hak düşürücü süre  öngörülmüştür. <br>I-) İstirdat Davasının Takip Hukukuna İlişkin Şartı <br>1-)İstirdat davası için ilk şart, geri verilmesi istenen paranın  icra takibi sırasında ödenmiş olmasıdır. Para, borçlu (veya üçüncü kişi) tarafından icra dairesinin banka hesabına (m.9,I) ödenmiş  olabileceği gibi, borçlunun mallarının haczedilip, satılması suretiyle de ödenmiş olabilir. İstirdat davası açılabilmesi için paranın  (borcun) icra dairesine ödenmiş (icra veznesine girmiş) olması yeterli olup, paranın icra dairesince alacaklıya ödenmiş olması da şart değildir. <br>2-) Borcun Cebri İcra Tehdidi Altında Ödenmiş Olması:<br>İcra dairesine yapılmış olan ödemenin, borçlunun ödeme emrine itiraz etmemiş veya itiraz etmiş olup da itirazının kesin olarak kaldırılmış(m.68) olması yüzünden yapılmış olması gerekir (m.72,VII). Yani, borçlunun, ödeme emrine itiraz etmemesi veya itirazının kesin kaldırılması nedeniyle kesinleşmiş olan icra takibi icra takibi dolayısıyla, bu parayı (borcu) gerek doğruca (nakten), gerek mallarının haczedilip satılması suretiyle cebri icra tehdidi altında ödemek zorunda kalmış olması gerekir. (Mahmut Coşkun, Yargıtay Üyesi, İtirazın İptali, Menfi Tespit ve İstirdat, Tasarrufun İptali, İflas ve İflasın Ertelenmesi, Sıra Cetvelline İtiraz, 4. Baskı). Bilgileri dikkate alındığında,<br>Somut olayımızda; icra tehdidi altında ödemenin ne olduğunun değerlendirilmesi gerekir. Bu yorumlama yapılırken de olağan hayat akışı içerisinde tarafların konumlarını da değerlendirmek gerekir. Başka bir söylemle eldeki davada taraflar tacirdir. (her iki tarafın basiretli olması yasa gereğidir. ) Buradan hareketle; eldeki olayda; lastiklerin davacıya teslim edildiği ve uhdesinde olduğu dosya kapsamı ile sabittir. <br>Davacıya lastikler ile ilgili müracaatın yapıldığı da davalıya verilen cevap ile teyit edilmiştir.<br>Ödeme haricen 3. Kişi tarafından (ve davacı yönünden de) herhangi bir çekince konmadan ödeme yapılmıştır. Davacı yan ödeme yaparken itirazı kayıtla ödeme yapmadığından (tacir olduğu - basiretli olduğundan) ödemenin bu hali ile cebr-i icra tehdidi altında ödediğinin kabulü mümkün olmamıştır. Cebri icra tehdidinin ne olduğu; yasada ve öğretide tam bir tanımlaması olmadığından ancak yorumla neticeye gitmek mümkün olmuştur. (haciz sırasında yapılan bir ödeme icra tehdidi altında ödeme olduğu kuşkusuzdur. Kaydına haciz konulan aracın trafikten meni durumunda yapılan ödeme, çekinceli ödeme vs. gibi)<br>Diğer taraftan; dava konusu lastiklerin dosyamıza kazandırılan bilirkişi raporu ile de sabit olduğu üzere \"İMALAT HATALI\"dır.<br>Tüm bu hususlar değerlendirildiğinde davacının iddia ve itirazlarına itibar etmek mümkün olmamıştır. TMK 1/3. Maddesinde; \"Hâkim, karar verirken bilimsel görüşlerden ve yargı kararlarından yararlanır.\" <br>Anayasa'nın 138/1. Maddesinde; \" Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler.\" şeklinde düzenlemeler olduğu,<br>Somut olayımızda; tüm dosya kapsamı, dosyadaki tüm bilgi - belgeler, tüm deliller, alınan bilirkişi rapor/ları, tarafların iddia - savunmaları, yukarıda yapılan açıklamalar, bir bütün halinde değerlendirildiğinde, Mahkememizce benimsenen hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu  sonuç ve kanaatine varılarak, TMK 1/3 ve 6100 Sayılı HMK 297. maddesi kapsamında Anayasa'nın 138/1 maddesi atfı ile davacının davasının reddine...\" karar verilmiştir. <br> İSTİNAF SEBEPLERİ:  Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararda ödemenin gerçekleştirilmesi sırasında ödeme yapan şirket ile davacı şirket arasındaki bağlantı-ilişki incelenmeden istirdat kapsamındaki değerlendirmenin eksik yapıldığını, mahkemece ayıpların hukuki nitelendirilmeleri sırasında hata yapıldığını, satın alınan lastiklerin üretim tarihinin eski olduğunu, istirdat iddialarının yerinde olduğunu, ödeme gerçekleştiren şirket ile, aleyhine icra takibi başlatılan şirket arasındaki bağ incelendiğinde, ödemenin cebri icra tehdidi karşısında gerçekleştirildiği ve muhtemel zararların bir an önce def edilmesi iradesi ile gerçekleştirildiğinin açık olduğunu, yerel mahkemece bu hususun gözetilmediğini, ayıp ihbarının süresinde yapılmadığını, dosya kapsamında kabul etmemekle birlikte bir ayıbın varlığı kabulünde dahi ayıbın gizli mi açık ayıp mı olduğu değerlendirmesi yapılmadan dosyanın karara bağlanmasının hukuka aykırı olduğunu, dosya kapsamında satılanların ayıplı olduğu taraflarınca kabul edilmediğinden davalı tarafından ürünlerin gelinip alınması gerekirken üstüne düşen bu yükümlülüğü de yerine getirmeyen davalı yanın işbu sebeple hak kaybına uğradığı iddiasının kabul edilebilir olmadığını beyanla hukuka aykırı yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda davanın tümden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava; istirdat istemine ilişkindir.<br>İstinaf incelemesi; Kamu düzenini ilgilendiren konularda resen, diğer yönlerden HMK'nın 355.maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. <br>Ticari satış ve mal değişimi başlıklı 6102 sayılı TTK. 23/1  maddesinde; özel hükümler saklı kalmak şartıyla, tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde  TBK.  satış sözleşmesi ile mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümlerin uygulanacağı buna göre  malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmesi gerektiği,  açıkça belli değilse alıcının malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde inceleyip veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlü olacağı,  diğer durumlarda, TBK. 223. maddesinin ikinci fıkrasının  uygulanacağı düzenlenmiştir.<br>6098 sayılı TBK. ayıba karşı tekeffülü düzenleyen 219. maddesine göre “Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.”  düzenlemesi mevcuttur.<br>6098 sayılı TBK. 222. maddesinde ise; satıcının, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu olmayacağı, satıcının, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan da, ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse sorumlu olacağı düzenlenmiştir.<br>6098 sayılı TBK. 223/2 madde hükmünde ise alıcının gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal etmesi halinde, satılanı kabul etmiş sayılacağı. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hükmün uygulanmayacağı, bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmesi gerektiği; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılacağı düzenlenmiştir.<br>Aynı kanunun ayıp durumunda ise alıcının seçimlik hakları  227. maddesinde düzenlenmiştir. Madde hükmüne göre  ''Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir:<br>1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme.<br>2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme.<br>3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme.<br>4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme.<br>Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır.<br>Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir.<br>Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir. Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir.''<br>6098 Sayılı TBK'nun 231. maddesinde \"Satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def'i hakkı, bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmaz. Satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz.\" hükümlerinin yer aldığı, <br>Davalının dava konusu lastikleri satın aldıktan 3-4 ay kadar sonra davacıya iade ettiği, söz konusu lastiklerin halen davacıda olduğu, bu nedenle davacının lastiklerin ayıplı olduğunu kabul ettiği, Yargıtay 19.Hukuk Dairesi'nin 29/04/2014 tarih 2014/4391 Esas 2014/8078 Karar sayılı ilamında da belirtildiği gibi takibe konu borcun üçüncü bir kişi tarafından ödenmiş olması halinde dahi istirdat davasının borçlu tarafından açılması gerektiği, her ne kadar ilk derece mahkemesi gerekçeli kararında borcun üçüncü bir kişi tarafından ihtirazi bir kayıt konulmadan ödendiğinden cebri icra tehditi altında ödendiğinin kabulünün mümkün olmadığını  belirtmiş ise de bunun sonuca etkili olmadığı bu nedenle ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacının istinaf başvuru talebinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1- Davacının  istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE,<br>2- Alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,8‬0 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,  <br>3- İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,  <br>4- İstinafa başvuran davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>5- Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince; kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, <br>6- Dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 21/01/2025 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 362/1-a  maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.  <br>\t\t\t\t<br><br>Başkan .........<br> e-imzalıdır<br> <br>Üye .........<br> e-imzalıdır<br> <br>Üye .........<br> e-imzalıdır<br> <br>Katip .........<br>e-imzalıdır <br><br><br><br><br><br>......<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ac02ece0460ed89f","SID":"4bc324db002c9c3e"}}