{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ <br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E   A D L İ Y E   M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ: 18/07/2024<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 23/12/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ: 23/12/2024<br><br>İlk Derece Mahkemesinin ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili,  davalının müvekkiline karşı 14.12.2017 tarihli ortaklıktan kaynaklı olarak 20.000,00-TL alacaklı olduğunu iddia ederek Antalya 8. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, Kanunda öngörüldüğü ve hak tanındığı gibi her tüzel ve gerçek kişiliğin ispatlanabilir alacak haklarını dava ederek talep edebileceğini, bu nedenle davalının iddia ettiği alacak için öncelikle müvekkilinin tek yetkilisi ve %100 hissedarı olduğu ....'nin ortağı olması gerektiğini, ilgili şirketin tek kurucusu ve ortağının müvekkili olduğunu, davalının iddia ettiği gibi alacaklı olması talep ettiği miktarda bir paranın müvekkiline vermiş olmasını ispat etmesi gerektiğini, gerek davalı tarafından kanıtlanabilir bir borcun olmayışı ve gerekse iddia  edildiği üzere borca ilişkin ve ya haricinde bir ticari ortaklığın bulunmaması nedeniyle müvekkilinin davalı tarafa Antalya 8. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından dolayı borçlu olmadığının tespitine, davalı tarafın kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı vekili, müvekkili tarafından; davacının kurucusu ve yöneticisi olduğu ....'den ortaklıktan doğan alacağının tahsili maksadi ile Antalya 8. İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz edilmemesi sebebi ile kesinleşmiş olup icra takibinin derdest olduğunu, davacı tarafından açılan menfi tespit davası dava dilekçesi ile; ....'nin tek kurucusu ve yöneticisinin davacı olduğunu, davalının şirkete hiçbir aşamada ortaklığının olmadığı ve buna istinaden bir bedel ödenmediğinin beyan edildiğini, keza; aksi durumda da ödenen bedelin şirketten talep edilmesi gerektiği belirtildiğini,  ...nin davacı ... tarafından kurulduğunu; ancak müvekkiline ekte sunulan pay defteri suretinden görüleceği üzere 12/10/2017 tarihinde 25.000,00-TL bedelli hisse verildiğini, pay defterinden kayıtlı söz konusu hissenin ticaret siciline tescil edilmediğini; ancak anonim şirketlerde pay/hisse devirlerinin ticaret siciline tescili ve Ticaret Sicil Gazetesinde ilanının zorunlu olmadığını, yine şirket merkezinin kurulu olduğu adreste mukim taşınmazın müvekkili ve davacı tarafından birlikte kiralandığını, buna ilişkin şirket merkezinin kurulu olduğu taşınmazın malikinin ...lehdarı olduğunu ve davalı ile davacının birlikte borçlu olduğunu, 01/08/2017 düzenleme tarihli kira karşılığı olan iki adet senedi mahkemeye sunduklarını, şirketin ortağı olmayan veya şirketle ilişkisi bulunmayan bir şahsın şirket merkezinin kiralanması için borçlu sıfatı ile senet keşide etmiş olmasının ortaklık haricinde başka bir sebeple açıklanabilmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafın müvekkiline keşide ettiği ihtarnamelerde de müvekkilinin ortaklığının kabul edildiğini, müvekkili tarafından, davacıya, pay defterinde kayıtlı 25.000,00-TL bedelli hisselerin devredildiğini, ancak davacı tarafından müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmadığını, müvekkili tarafından,  şirket için yapılan masraflardan ziyade hisse bedelinin ödenmesi talebi ile davacı ile görüşmeler yapılmışsa da olumlu netice alınamamış olması sebebi ile Antalya 8. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibine başlandığını, yine davacı tarafça ortaklık kabul edilmemekle birlikte ortaklıktan doğan bir alacağın mevcut olması halinde bunun şirketten talep edileceğine ilişkin beyanlarının da kabul edilemeyeceğini, müvekkili şirketin hisselerinin davacıya devri sebebi ile davacıdan alacaklı olup icra takibinin bu hali ile usul ve yasaya uygun olduğunu,  açıklanan sebeplerle, davacının davasının reddine ve haksız ve kötüniyetli iş bu dava sebebi ile davacı aleyhine alacağın %20'si oranında tazminata hükmedilmesine karar verilmesini  talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>Mahkemece, \".... Davalı taraf 25.000,00-TL bedelli hissenin davacı lehine pay defterine işlenmesinden bahisle icra takibine girişmiş ise de pay defterindeki iş bu kayıt davacıyı borçlandırıcı bir işlem sayılmaz. Zira taraflar arasında yapılmış hisse devrine ilşkin bir sözleşme bulunmadığı gibi sözleşmenin varlığı kesin delillerle davalı tarafından ispat edilememiştir. Hisse devrinin nominal değeri 25.000,00-TL olmasına rağmen taraflar arasında hisse devrinin başka bir bedel karşılığı veya bedelsiz olarak kararlaştırılması mümkündür. Bunun yanında hisse devrinin 25.000,00-TL bedelle gerçekleştiği iddiası kabul edilse dahi hisse devrine uygulanması gereken TBK.'nın taşınır satış sözleşmesi hükümlerinden olan TBK.'nın 207/2 gereği davalının, hisse senedinin davacıya devri karşılığında satış bedelini peşin olarak aldığının kabulü gerekir. Bu kanuni karinenin aksini iddia eden, yani satışın  veresiye olduğu yönündeki iddianın davalı tarafından ispatı gerekir. Buna göre, somut olayda ispat yükü davalı taraftadır. Bunun yanında, davalı, kanuni karinenin aksine sözleşme veya bir adet bulunduğunu iddia ve ispat etmemiştir. Bu sebeple davalının iddiasına itibar edilmemiştir. Somut dava yukarıdaki açıklamalar ve emsal karar ışığında değerlendirildiğinde; davalı taraf sözleşmeyi, sözleşmenin unsurlarını ve alacağını kesin delillerle ispat edemediğinden ve yemin deliline de dayanmadığından  icra takibine konu alacak nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının kötü niyeti ispatlanamadığından davacının kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilerek davanın kabulüne\" karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı,  davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;....'nin davacı... tarafından kurulduğunu, davalı müvekkiline 12/10/2017 tarihinde 25.000,00-TL bedelli hisse verildiğini; ancak pay defterinde kayıtlı söz konusu hissenin ticaret siciline tescil edilmediğini, müvekkilinin ortaklık sebebi ile tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, müvekkilinin ortaklığının hukuken ve fiilen başladığını, ancak süregelen anlaşmazlıklar ve müvekkilinin işyerine dahi alınmamasına kadar uzanan süreç neticesinde davacıya ortaklıktan çıkma ve hisselerinin bedeli karşılığında devralınması talepli Antalya 5. Noterliği'nin... yevmiye numaralı 21/11/2017 tarihli ihtarnamenin keşide edildiğini, dava dilekçesi ile kabul edilmeyen ortaklığın ihtarnameye cevaplarında açıkça kabul edildiğini, müvekkilinin aynı zamanda şirket bünyesinde sigortalı çalışan olarak gösterildiğini, 21/12/2017 tarihinde Antalya 13. Noterliği'nin ... yevmiye numarası ile davacı tarafından iş aksinin feshine ilişkin müvekkiline bir ihtarname daha keşide edildiğini, söz konusu ihtarnameye Antalya 5. Noterliği'nin 23/01/2018 tarihli ... yevmiye nolu ihtarı ile cevap verdiklerini, davalı müvekkili tarafından, davacıya, pay defterinde kayıtlı 25.000,00-TL bedelli hisselerin devredildiğini; ancak davacı tarafından müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmadığını, müvekkili tarafından, şirket için yapılan masraflardan ziyade hisse bedelinin ödenmesi talebi ile davacı ile görüşmeler yapılmışsa da olumlu netice alınamamış olması sebebi ile Antalya 8. İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibine başlandığını, yerel mahkemece aldırılan bilirkişi raporunda da davalı tarafından davacıdan devir alınan 25.000,00-TL karşılığı 25 hissenin tekrar davalı tarafından davacıya devir edildiği,  hisse devrine ilişkin işlemin pay defterine işlendiği, ancak devir işleminin ticari defter kayıtlarına ve ticaret siciline işlenmediğinin görüldüğünün bildirildiğini, mahkemece hisse devir bedellerinin miktarı ve ödenmediği konusunda yemin teklifi hakkının kullanılıp kullanılmayacağına ilişkin taraflarına süre verilmesi gerekirken aksi hususta eksik inceleme ile tesis edilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, tüm bu sebeplerle yerel mahkemenin kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Dairemizin 10/05/2024 tarihli ve... Esas... Karar sayılı ilamı ile;<br>\"Antalya 8. İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinde; davalı alacaklı tarafça davacı borçlu aleyhine hisse devir bedeli alacağından kaynaklandığı belirtilerek 20.000,00-TL toplam alacak tutarında ilamsız icra yoluyla takip başlatıldığı, takibin itiraz edilmeksizin kesinleşmiş olduğu anlaşılmıştır.<br>Dava dilekçesinde, dava değerinin 17.000,00-TL olarak gösterildiği, peşin harcın bu miktar üzerinden yatırıldığı ve icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespiti talep edildiği halde, mahkemece menfi tespit davasının bölünemeyeceği gözetilmeden icra dosyasındaki borç miktarı üzerinden bakiye peşin harç tamamlattırılmadan yargılamaya devam edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olmuştur. <br>O halde mahkemece yapılacak iş; icra dosyasındaki borç miktarı olan 20.000,00-TL üzerinden alınması gereken peşin harç hesaplanıp daha önce alınan peşin harç miktarı mahsup edilerek belirlenecek bakiye harcın yatırılması için davacı vekiline uygun bir süre verilip harcın tamamlanması istenmeli, harç ikmal edilmediği takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi, harç ikmal edildiği takdirde yargılamaya devam edilerek oluşacak sonuç dairesinde karar verilmesinden ibarettir. <br>Sonuç olarak, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine geri gönderilmesine\" karar verilmiştir. <br>Dairemizin kaldırma kararından sonra yerel mahkemece verilen 18/07/2024 tarihli kararında; \"..Davalı taraf sözleşmeyi, sözleşmenin unsurlarını ve alacağını kesin delillerle ispat edemediğinden ve yemin deliline de dayanmadığından icra takibine konu alacak nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının kötü niyeti ispatlanamadığından davacının kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilerek davanın kabulüne\" karar verilmiştir.<br>Karara karşı davalı vekili istinaf talebinde bulunmuştur. <br>Mahkemece verilen 29/08/2024 tarihli ek karar ile; Dosyanın tetkikinde anılan kararın kesin olarak verilmiş olduğu görülmekle, davalı vekilinin istinaf talebinin HMK.'nın 346/1. maddesine gereğince reddine karar verilmiştir.<br>Davalı vekili istinaf başvurusunun reddi üzerine verdiği 09/09/2024 tarihli istinaf başvuru dilekçesi ile; yerel mahkemenin 29/08/2024 tarihli ek kararının kaldırılmasını talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava, şirket hisse devri nedeniyle doğan alacağın tahsili amacıyla girişilen ve kesinleşen icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. <br>Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. <br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>İstinafa konu kararda davanın değeri 20.000,00-TL 'dir. <br>02 Aralık 2016 gün ve 29906 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 Sayılı Yasanın 41. maddesi ile yapılan değişiklik sonucu 6100 Sayılı HMK'nın 341/2. maddesinde öngörülen kesinlik sınırı 3.000,00-TL'ye çıkarılmıştır. Bu miktar 2018 yılı için 3.560,00-TL, 2019 yılı için 4.400,00-TL'dir, 2020 yılı için 5.390,00-TL, 2021 yılı için 5.880,00-TL, 2022 yılı için 8.000,00-TL, 2023 yılı için 17.830,00-TL'dir. 2024 yılı için 28.250,00-TL'dir.<br>İstinafa konu karar anılan yasanın yürürlüğünden sonra 18/07/2024 tarihinde verildiğinden miktar itibariyle kesin niteliktedir.<br>Öte yandan, 14/11/2024 tarih ve 32722 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan 7531 sayılı Kanun'un 22. maddesi ile 6100 sayılı HMK'nun Ek-1. maddesine eklenen 3. fıkrada \"İstinaf ve temyiz kanun yoluna başvuruda esas alınan parasal sınırda yeniden değerleme nedeniyle meydana gelen artış, bölge adliye mahkemesinin kaldırma veya Yargıtayın bozma kararları üzerine yeniden verilen kararlar hakkında uygulanmaz, ilk karar tarihinde geçerli olan parasal sınırlar esas alınır.” hükmü getirilmiş; 7531 sayılı Kanun'un geçici madde 1(6) hükmünde de; \"Üçüncü fıkra olarak eklenen düzenleme ise; bölge adliye mahkemesinin kaldırma veya Yargıtayın bozma kararları üzerine bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yeniden verilen kararlar hakkında uygulanır.\" düzenlemesi öngörülmüştür.<br>Buna göre, her ne kadar eldeki dosyada Dairemizin kaldırma kararı bulunmakta ise de; 7531 sayılı Kanun'un 22. maddesi ile 6100 sayılı HMK'nun Ek-1. maddesine eklenen 3. fıkranın 14/11/2024 tarihinde yürürlüğe girdiği, bu durumda parasal sınırlara ilişkin yukarıda anılan düzenlemenin bölge adliye mahkemesinin kaldırma kararları üzerine bu maddenin yürürlüğe girdiği 14/11/2024 tarihten itibaren ilk derece mahkemelerince yeniden verilen kararlar hakkında uygulanacağı, eldeki davada Dairemizin kaldırma kararından sonra yapılan yargılamada İlk Derece Mahkemesinin karar tarihinin belirtilen tarihten önce olduğu ve yukarıda anılan istinaf parasal sınırlara ilişkin değişikliğin eldeki olaya uygulanmasının mümkün olmadığı değerlendirilmiştir.<br>Yukarıda açıklandığı üzere; istinafa konu karar miktar itibariyle kesin nitelikte olup, ilk derece mahkemesince kesin nitelikteki kararın istinaf talebinin reddine ilişkin 29/08/2024 tarihli istinaf başvurusunun değerlendirilmesi kararının usule uygun olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle mahkemece kararın kesin olduğu gerekçesiyle istinaf talebinin reddine ilişkin ek karar usul ve yasaya uygun olduğundan davalı vekilinin ek karara ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,<br>2-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,<br>3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, <br>4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6-Kararın İlk Derece Mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE, <br>Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince dava değerinin karar tarihi itibariyle temyiz kesinlik sınırı olan 378.290,00-TL'nin altında kalması nedeniyle kesin olarak karar verildi.<br> 23/12/2024<br>...</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0a80cf082f7f09cc","SID":"d47a3f2216096e1d"}}