{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2021/813 <br>KARAR NO\t\t: 2024/2157<br>KARAR TARİHİ\t: 28/11/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 13/01/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/23 Esas 2021/20 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 28/11/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 28/11/2024<br><br>Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkili ile davalı taraf arasında 12/07/2017 tarihli aracılık sözleşmesinin imzalandığını, sözleşmedeki birinci madde hükmüne göre davacının hizmetini tamamlayıp bedele hak kazandığının tartışmasız olduğunu, adı geçen futbolcunun davalı kulübe transferinin sağlandığını, futbolcunun iki sezon davalı kulüpte görev yaptığını, davacının yaptığı ödemelerle sözleşmeyi kabul ettiğini, ancak 17/07/2018 ve 05/02/2019 vade tarihli toplam 100.000,00-Euro alacağın ödenmediğini, yapılan icra takibine davalının haksız ve kötü niyetli olarak alacağı geç ödemek amacıyla itirazda bulunduğunu, bu nedenle icra inkar tazminatı ile sorumlu bulunduğunu, icra takibinde talep edilen faizin usul ve yasalara uygun olarak talep edildiğini bildirmiş itirazın iptali ile takibin devamına, davalının icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  taraflar arasındaki sözleşme ile dava dışı futbolcunun transferi konusunda aracılık yapan davacının hizmetine karşılık müvekkili davalının sözleşmede belirlenen vadelerde hizmet bedelini ödemeyi taahhüt ettiğini, ödemelerin  dava dışı futbolcu ile yapılan üç yıllık sözleşme göz önünde bulundurularak, üç yılı kapsayacak şekilde düzenlendiğini, müvekkili davalı kulüp ile dava dışı futbolcu arasındaki sözleşmenin süresinden önce sona ermesi nedeniyle davacının sözleşmede belirtilen ve icra takibine konu edilen tutara hak kazanamadığını, sözleşmenin 2017-2018, 2018-2019 ve 2019-2020 futbol sezonunda geçerli olmak üzere akdedildiğini, futbolcunun üç sezon yerine iki sezon oynadığını, müvekkili Kulübün edimlerini yerine getirerek dava dışı futbolcunun müvekkili davalı kulüp nezdinde yalnızca 2017-2018 ve 2018-2019 futbol sezonlarında oynamasına karşılık, davacıya sözleşmede belirtilen 17/07/2017 tarihli 75.000,00-Euro ve 05.02.2018 tarihli 50.000,00-Euro'luk ödemelerin yapıldığını, ardından dava dışı futbolcu ile müvekkili kulübün karşılıklı olarak anlaşarak aralarındaki Profesyonel Futbolcu Sözleşmesi'ni feshedip TFF'ye bildirdiklerini, taraflar arasında imzalanmış olan aracılık sözleşmesinin ikinci maddesinin son kısmında aracılık sözleşmesinin sona ermesine ve müvekkili kulübün bütün yükümlülüklerinden muaf olmasına neden olacak durumlar listelendiğini, bunlardan birinin kulüp ile oyuncunun karşılıklı mutabakatı ile oyuncu sözleşmesinin sona ermesi olduğunu, futbolcu ile imzalanmış olan sözleşmenin karşılıklı olarak sona erdirilmesi ile birlikte davacı taraf ile imzalanmış olan aracılık sözleşmesinin de sona erdiğini ve tarafların sözleşmede anlaştıkları üzere müvekkili kulübün sözleşme kapsamında yer alan yükümlülüklerinden muaf olduğunu, dava dışı futbolcunun 2019-2020 futbol sezonunda müvekkili davalı kulüp nezdinde oynamaması nedeniyle davacının talep ettiği alacak tutarına hak kazanmadığını, ayrıca davacı tarafın dava konusu  alacak için daha önce başlattığı icra takibinden feragat ettiğini, müvekkili kulübün davacı ile mail yoluyla iletişim kurarak kendisine sözleşmenin feshedilmesi sebebiyle aralarında imzalanmış olan aracılık sözleşmesinin de sona erdiğinin ve sözleşmenin ruhu gereği menajerlik ücretinin 2/3'üne hak kazandığının, hak kazandığı kısım açısından ödeme yapmaya hazır olduklarını bildirmelerine rağmen cevap alamadıklarını bildirmiş davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br><br>MAHKEMECE: \"...,Dava, taraflar arasında varlığı ve içeriği uyuşmazlık konusu olmayan aracılık sözleşmesi uyarınca sözleşmede belirtilen hizmetin davacı tarafça verilmesine rağmen davalı tarafın sözleşmede kararlaştırılan bedeli kısmen ödediği iddiası ile ödenmeyen bölümünün tahsili için yaptığı icra takibinde davalı tarafın borca ve ferilerini ilişkin yaptığı itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>Davaya konu icra dosyasında davacı taraf ödenmediğini iddia ettiği sözleşmeden kaynaklanan alacak bölümü için ilamsız takip yoluyla icra takibi yapmış, ödeme emrinin tebliğinden sonra yasal süre içinde davalı taraf borca ve ferilerine itiraz etmiş bu nedenle takip durmuştur.<br>İtiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmemiş olması nedeniyle davanın hak düşürücü süre içinde açıldığı görülmüştür.<br>Taraflar arasında düzenlenmiş davaya konu 12/07/2017 tarihli aracılık sözleşmesinin varlığı ve içeriği ile sözleşmede adı geçen futbolcunun davalı kulübe transferinin sağlandığı, davacının bu yönden sözleşmedeki edimini yerine getirdiği, buna karşılık sözleşmede kararlaştırılan ve vadeleri belirlenen ödemelerden 17/07/2017 tarihli 75.000,00-Euro ve 05/02/2018 tarihli 50.000,00-Euro'luk toplam 125.000,00-Euro'luk ödemenin davalı tarafça davacı tarafa yapıldığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık yoktur.<br>Uyuşmazlık, sözleşmede belirlenen ve davacı tarafça ödenmeyen 17/07/2018 ve 05/02/2019 vade tarihli toplam 100.000,00-Euro'luk ödemenin sözleşme hükümleri çerçevesinde ödenmesinin gerekip gerekmediği noktasındadır. <br>Taraflar arasında varlığı ve içeriği söz konusu olmayan davaya konu sözleşmenin bütün hükümlerinin tarafları bağlayıcı olduğu açıktır. Sözleşmenin ikinci maddesinde davalı tarafça davacı tarafa yapılacak ödeme tarihleri ve miktarları ve hesap bilgileri belirtilmiş olup  bununla birlikte kulüp ve oyuncu arasında imzalanan sözleşmenin kulüpten kaynaklı bir nedenle oyuncu sözleşmesinin sona ermesi, oyuncudan kaynaklanan bir durum yaşanmaksızın oyuncu sözleşmesinin sona ermesi ve kulüp ve oyuncunun karşılıklı mutabakatı ile oyuncu sözleşmesinin sona ermesi hallerinde sözleşmenin kendiliğinden sona erecek olup kulübün sözleşme kapsamında yer alan tüm yükümlülüklerinden muaf olacağı düzenlenmiştir.<br>Dosyaya sunulan belge örnekleri ve TFF'den gelen müzekkere cevabına ekli belgelerden sözleşmede adı geçen futbolcunun davalı kulüple 10/07/2017 başlangıç ve 31/05/2020 bitiş tarihli olarak 2017-2018, 2018-2019 ve 2019-2020 futbol sezonunu kapsayan sözleşme addettikleri, sözleşmenin TFF'ye bildirildiği, ardından 14/01/2019 tarihli tadil sözleşmesinin düzenlendiği ve sonrasında 10/07/2019 tarihli karşılıklı sona erdirme yazılı sözleşmesi ile davalı kulüp ile sözleşmede adı geçen futbolcunun karşılıklı rıza ve mutabakat ile 10/07/2017 tarihli sözleşmeyi sona erdirdikleri imza altına alınmış ve bu anlaşma da TFF'ye bildirilmiş, bu belgelere göre sözleşmede adı geçen futbolcunun davalı kulüpte iki sezon görev yaptıktan sonra üçüncü sezonda oynamadığı ve başlangıçta yapılan sözleşmenin karşılıklı rıza ile feshedildiği belirlenmiştir.<br>Taraflar arasındaki sözleşmenin ikinci maddesinde kararlaştırılan kulüp ve oyuncunun karşılıklı mutabakatı ile oyuncu sözleşmesinin sona ermesi halinde davalı kulübün sözleşmedeki tüm yükümlülüklerinden muaf olacağının kararlaştırılması karşısında sözleşmede adı geçen oyuncu ile davalı kulübün bu anlaşma maddesine uygun olarak karşılıklı mutabakat ile aracılık sözleşmesinden kaynaklanan sözleşmeyi feshettikleri, buna göre davalı tarafın davaya konu sözleşmede belirtilen ödeme yükümlülüklerinden muaf olduğu, her ne kadar sözleşmenin ikinci maddesinde ödemelerin sözleşmenin feshinden önceki vadelerde ödenmesi karşılanması kararlaştırılmış ise de sözleşmedeki tarafların kabulündeki karşılıklı mutabakat halinde davalının yükümlülüklerinden muaf olacağına ilişkin hüküm karşısında davacı tarafa ödenmeyen alacak bölümünün talep hakkı vermeyeceği, hatta davalı tarafın sözleşmedeki bu hükme dayanarak ödediğinin iadesini dahi talep edebileceği, bunun yanında davaya konu sözleşmede 2017-2018 ve 2018-2019 futbol sezonu için yapılacak ödemelerin adı geçen futbolcu ile davalı kulüp arasında iki yıllık sözleşme imzalanacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması ve sözleşmenin üç futbol sezonunu kapsayacak şekilde yapılmış olması karşısında sözleşmenin ikinci maddesinin sözleşmede belirtilen yalnız iki futbol sezonu için futbolcunun oynaması karşılığında kararlaştırılan bedel olarak yorumlanmasının mümkün bulunmadığı, belirtilen tarihlerin ancak belirtilen futbol sezonları dönemi içinde ve belirtilen tarihlerde ödeme tarihlerinin belirlenmesi amacıyla yapıldığının kabulünün gerektiği, davalı tarafça davacının iki sezon için ücreti hakettiğini bildirip iyi niyetli olarak kalan kısmı ödeyeceklerini beyan ettiklerini bildirmesi ancak davacı tarafça bir cevap verilmemesi nedeniyle ödeme yapmadıklarını, bildirmelerine rağmen  bu kısım yönünden davayı kabul ettiklerine dair açık bir kabul beyanında bulunmadıkları ve sözleşmenin ikinci maddesindeki hüküm uyarınca davalı kulübün tüm edimlerini yerine getirip davacının talep edebileceği alacağının ve davalının  yükümlü olduğu bir ödemenin bulunmadığının dile getirilerek davanın reddinin talep edildiği birlikte değerlendirilerek kanıtlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiştir.<br>\" gerekçesi ile; \"Davanın REDDİNE,\"şeklinde karar verilmiştir.<br>Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br><br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Hakimin (Heyetin) reddi taleplerinin mevcut olduğunu, her ne kadar HMK md.38 gereğince Hakimin reddi dilekçesinin en geç ilk duruşmada Hakimin mensubu olduğu mahkemeye verileceği düzenlenmiş olsa da hak kaybına uğramamak için hakimlerin reddini talep ettiklerini, bilindiği üzere Hakimin tarafların iddiaları ve savunmaları ile bağlı olduğunu, HMK md.36/1/a maddesi gereğince Hakimin davada,  iki taraftan birine öğüt veremeyeceğini ya da yol gösteremeyeceğini, oysa yerel mahkemenin 13.01.2021 tarihli kararının gerekçesinde tarafsızlığından şüphe gerektiren bir durumun oluşmasına sebebiyet verdiğini, derdest itirazın iptali davasında davalı-borçlunun kısmi olarak borcu olduğunu kabul etmiş ise de yerel mahkeme kararının davalının borcu olmadığına  (Davanın Reddine) hükmettiğini ve kararın 3. sayfasının sondan 4. satırında görüldüğü üzere “ hatta davalı tarafın sözleşmenin bu hükmüne dayanarak ödediğini talep edebileceği” yönünde hüküm kurduğunu davalı-borçlunun böyle bir talebi olmamasına rağmen, böyle bir hususun davada konu dahi edilmemesine rağmen yerel mahkemenin bu tutumunun HMK md36/1/a-b maddelerine aykırılık teşkil ettiğini, taraflar arasındaki dava konusu uyuşmazlığın spor hukukundan kaynaklandığını, kulüpler ve futbolcular veya menejerler arasındaki uyuşmazlıkların 02.03.2019 tarihine kadar konunun uzmanı olan Türkiye Futbol Federasyonu Uyuşmazlık Çözüm Kurulu ve Tahkim Kurulu’nda çözümlenirken, bu tarihten sonra yerel mahkemelerin de görevli hale gelmesiyle henüz bir ihtisaslaşma sağlanmadığını, dolayısıyla spesifik bir inceleme gerektiren dava konusu hakkında, taraflarınca alanında uzman “spor hukuku konusunda” bilirkişi olan, davaların çokluğu nedeniyle daha deneyimli spor hukuku uzmanlarının bulunduğu İstanbul’dan bir spor hukuku bilirkişisine gönderilmesi talep edilmişse de bu taleplerinin reddedildiğini, davacı-alacaklı müvekkilinin ... Ltd. ile davalı-borçlu ... A.Ş. arasında 12.07.2017 tarihinde imzalanan Aracılık Sözleşmesi kapsamında müvekkilinin davalı kulübünde kabulünde olan hizmeti karşılığında toplam net 225.000,00-Euro bedele hak kazandığı ve bu bedelin protokolün 2.a. maddesinde belirtilen vade ve şekillerde ... A.Ş. tarafından ödeneceğinin açıkça düzenlendiğini, nitekim davalı Kulubün işbu Aracılık Sözleşmesi kapsamında 17.07.2017 vadeli net 75.000,00-Euro ve 05.02.2018 vadeli net 50.000,00-Euro ödediğini, ancak Davalı-borçlu Kulübün müvekkilinin 17.07.2018 vadeli net 50.000,00-Euro tutarında alacağı ile 05.02.2019 vadeli net 50.000,00-Euro tutarında alacağı olmak üzere toplam net 100.000,00-Euro alacağını ödememesi üzerine davalı-borçlu Kulübe karşı İzmir 18. İcra Müdürlüğü 2019/12353E. nolu dosyası ile icra takibi başlatıldığını,  ilgi icra dosyası davalı borçlunun yapmış olduğu borca, faize ve tüm ferilerine ilişkin itiraz ile durduğunu, dava konusu ihtilafın müvekkilinin vadesi geçmiş menajerlik ücret alacağının ödenip ödenmeyeceği noktasında toplandığını, müvekkilinin alacağının ödenmesi noktasında vadelendirmelerin söz konusu olduğunu, alacağı talep ettikleri tarihte tüm vade tarihlerinin de muaccel olduğunu, talep konusu vadesi gelmiş alacakların tamamının 2019-2020 futbol sezonundan bir evvel ki sezonlarda doğduğunu, bu sebeple dava dışı futbolcu sözleşmesinin 2019-2020 futbol sezonu içerisinde  müvekkilinin iradesi dışında karşılıklı sona erdirilmesinin müvekkilinin vadesi daha önceki futbol sezonlarında (2017-2018 ve 2018-2019) doğmuş fakat davalı tarafından ifa edilmemiş alacaklarının ödenmesine engel olmadığını, müvekkilinin taraflar arasında menajerlik sözleşmesine göre edimini ifa ettiğini, müvekkilinin ediminin dava dışı futbolcunun kulüple sözleşme yapmasını sağlamak olduğunu, müvekkilinin edimini yerine getirmesi sonrasında sözleşmede belirtilen ücretin tamamına taksitler halinde hak kazandığını, müvekkilinin hak kazandığı ve vadesi gelmiş alacaklarından 1 yıl sonra dava dışı futbolcu ile davalı-borçlu kulübün arasındaki futbolcu sözleşmesinin müvekkilinin iradesi dışında karşılıklı anlaşılarak sona erdirilmesinin müvekkilinin vadesi gelmiş alacaklarının ödenmesi noktasında davalı-borçluya bir hak bahşetmeyeceğini beyanla ve açıkladıkları diğer nedenlerle öncelikle hakimin (heyetin) reddi taleplerinin değerlendirilerek, yasal unsurlar oluştuğundan “yerel mahkemenin hükmünü tarafsız olarak kurmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına  karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.<br><br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br><br>Dava, simsarlık sözleşmesinden kaynaklı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>Davacı tarafça ilk derece hüküm tarihinden sonra heyetin reddi talebinde bulunulup, bu husus istinaf konusu edilmiş ise de; HMK'nın 43/2 maddesinde \" Esas hüküm bakımından istinaf yolu açık bulunan dava ve işlerde ise ret talebi hakkındaki merci kararlarına karşı tefhim veya tebliği tarihinden itibaren bir hafta içinde istinaf yoluna başvurulabilir..\" şeklinde düzenleme bulunmakta olup bu hususta merci kararı bulunmadığından inceleme konusu yapılmamıştır.<br>Simsarlık sözleşmesi, simsar ile iş sahibi arasında haklar ve borçlar meydana getirmektedir. Kanunun 521-525. maddeleri arasında sadece simsarın ücret alacağı düzenleme konusu yapılmıştır. Simsarlık sözleşmesi ile ilgili diğer hususlarda, 520/2. maddesinin yollaması gereği vekâlete ilişkin Türk Borçlar Kanunu’nun 502. ve devam hükümleri uygulama alanı bulacaktır. <br>\tSimsarın ücrete hak kazanma zamanı ve giderlere ilişkin alacağını düzenleyen TBK’nın 521. maddesine göre \"simsar, ancak yaptığı faaliyet sonucunda sözleşme kurulursa ücrete hak kazanır\" (521/1). Böylece simsar, sözleşme konusu hizmetin bir akdin kurulmasıyla sonuçlanması durumunda ücrete hak kazanmaktadır. Simsar söz konusu hizmeti yerine getirmezse ücret alacağı elde edemeyecektir. Ancak sözleşmede aksi kararlaştırılabileceği gibi işin niteliğinden de aksi sonuca varılabilir.\t\t\t\t<br>\tSimsarın ücret alacağının doğumu için şu şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir:\t<br>\ta) Simsarın aracılık ettiği asıl sözleşmenin iş sahibi ile üçüncü kişi arasında kurulması gerekir. Bu şart, iş sahibinin, kendisine teklif olunan üçüncü kişilerle sözleşme yapmayı sebepsiz olarak reddetmesi hâlinde de gerçekleşmiş sayılmalıdır. Ücret alacağının doğumu için, bu sözleşmenin ifa edilmesi gerekli değildir. Taraflar, asıl akit kurulmamış olsa bile, ücret ödenmesini kararlaştırabilecekleri gibi ücretin, sözleşmenin ifa edilmesi halinde ödeneceğini de kararlaştırabilirler.\t\t\t\t\t\t\t\t\t<br>\tb) Asıl sözleşmenin kurulması ile simsarın faaliyeti arasında nedensellik ilişkisi bulunmalıdır. TBK’nın 521/1. maddesi bu şartı, \"yaptığı faaliyet sonucunda\" sözleriyle ifade etmiştir. Bu şartın aksi de kararlaştırılabilir.\t\t\t\t\t\t\t\t<br>\tc) TBK m. 523'de (BK. m. 407) düzenlenen ve simsarın ücret ve giderlere ilişkin alacağının kaybı sonucunu doğuracak durumlardan birinin gerçekleşmemesi gerekir (Yavuz, C.: Borçlar Hukuku Dersleri Özel Hükümler, 9. Baskı, İstanbul 2011, s. 604 vd). Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30.03.2016 tarihli ve 2014/859 E., 2016/428 K., 15.03.2017 tarihli ve 2017/644 E., 2017/460 K. ve 07.03.2018 tarihli ve 2017/555 E., 2018/442 K. sayılı kararlarında da aynı ilkelere işaret edilmiştir.<br>\tAnılan mevzuat hükümlerinde kanun koyucu simsarlık sözleşmesinin genel hatlarını çizmiş olup tarafların sözleşme serbestisi ilkesi gereği bu sınırlar dâhilinde hukuki ilişkilerini şekillendirebileceği açıktır...''(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 13.12.2018 tarih ve 2017/13-621 E., 2018/1929 K. sayılı kararı).<br>\tTaraflar arasında davaya konu 12/07/2017 tarihli \"Aracılık Sözleşmesi\" başlıklı sözleşme yapıldığı,  sözleşmede adı geçen dava dışı futbolcunun davalı kulübe transferinin sağlandığı, davacının bu yönden sözleşmedeki edimini yerine getirdiği, buna karşılık sözleşmede kararlaştırılan ve vadeleri belirlenen ödemelerden 17/07/2017 tarihli 75.000,00-Euro ve 05/02/2018 tarihli 50.000,00-Euro'luk toplam 125.000,00-Euro'luk ödemenin davalı tarafça davacı tarafa yapıldığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık yoktur. Uyuşmazlık, sözleşmede belirlenen ve davacı tarafça ödenmeyen 17/07/2018 ve 05/02/2019 vade tarihli toplam 100.000,00-Euro'luk ödemenin sözleşme hükümleri çerçevesinde ödenmesinin gerekip gerekmediği hususundadır. <br>Taraflar arasındaki sözleşmede ;<br>Hak ve yükümlülükler- Aracı, hizmetlerini tamamlamıştır ve ödenmesi gereken hizmet bedeli aşağıdaki gibidir. (2. Madde ile ilgili olarak) ” <br>Aracılık Sözleşmesinin Hizmet Bedeli Başlıklı 2. Maddesinde düzenlendiği üzere,<br>“a. Temsilci’nin alacağı hizmet bedeli aşağıdaki gibi olacaktır. Ödeme, Temsilci’ye ait aşağıdaki hesap numarasına yapılacaktır.<br>2017-2018 Futbol sezonu için;<br>-75.000 Euro (NET) – 17.07.2017<br>-50.000 Euro (NET) – 05.02.2018<br>2018-2019 Futbol sezonu için;<br>-50.000 Euro (NET) – 17.07.2018<br>-50.000 Euro (NET) – 05.02.2019<br>Ödemenin yapılacağı hesap bilgileri:  ...IBAN: GB ...  Swift kodu: ... ödeneceği Kulüp ile oyuncu arasında imzalanan sözleşmenin aşağıda listelenen sebeplerden herhangibiri nedeniyle sona ermesi durumunda, işbu sözleşme kendiliğinden sona erecek olup,klüp sözleşme kapsamında tüm yükümlülüklerden muaf olacaktır.<br>Kulüpten kaynaklı bir nedenle oyuncu sözleşmesinin sona ermesi<br>Oyuncudan kaynaklı bir durum yaşanmaksızın sözleşmesinin sona ermesi<br>Kulüp ile Oyuncu'nun karşılıklı mutabakatı ile oyuncu sözleşmesinin sona ermesi\" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.<br>Somut olayda ; Aracılık hizmetlerinin tamamlandığı, taraflarca  ödenecek menajerlik ücretinin 2017-2018 ve 2018-2019 futbol sezonundaki vadelerde ödeneceği konusunda anlaşıldığı, futbolcunun oynamadığı 2019-2020 sezonu için herhangi bir ödeme kararlaştırılmadığı, sözleşmede oyuncunun kaç yıl oynaması gerektiği konusunda bir hüküm bulunmadığı, kaldı ki dava dışı oyuncu ile  davalı kulüp, 10/07/2019 tarihi itibari ile aralarındaki sözleşmeyi sona erdirmiş olup davaya konu 17/07/2018 ve 05/02/2019 vade tarihli toplam 100.000,00-Euro'luk alacağın diğer sözleşmenin fesih tarihinden önce muaccel hale geldiği, bu durumda sözleşmedeki ücrete dair belirlemenin sezonluk alacağa değil davacının ücretinin ödenmesi konusunda vadelendirmeye dair olduğu kabul edilerek, icra takibinden önce temerrüt bulunmadığından davanın  kısmen kabulü yerine reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır.<br>HMK'nın 353/1-b-2 maddesinde yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına gerek duyulmadığı takdirde düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verileceği öngörülmüştür. Tüm bu tespitler doğrultusunda davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun  kabulü ile mahkemece verilen kararın 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kaldırılarak yeniden esas hakkında aşağıda belirtilen şekilde karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM   : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>A-6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca davacının istinaf başvurusunun KABULÜNE,<br>1-Davacı tarafça yatırılan 59,30 TL istinaf karar harcının istek halinde kendisine ödenmesine,<br>2-Davacı tarafça yatırılan 162,10 TL istinaf kanun yolu başvuru harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>3-Davacı tarafından yapılan 22,00 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>B- İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 13/01/2021 tarih, 2020/23 Esas ve 2021/20 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 6100  Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca yeniden esas hakkındaki kararla;<br>KALDIRILAN HÜKMÜN YERİNE GEÇMEK ÜZERE:<br>1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; davalı borçlunun İzmir 18. İcra Müdürlüğünün 2019/12353 esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptaline; takibin 100.000 Euro asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4a maddesi uyarınca  hesaplanacak faiz oranları  uygulanmasına,<br>Fazlaya ilişkin istemin reddine, <br>Hükmedilen asıl alacak tutarının TL karşılığı üzerinden hesaplanan %20 oranındaki  131.104,00 TL  icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>2-Alınması gereken 44.778,57 TL harçtan, peşin alınan 8.263,50 TL harcın mahsubu ile bakiye 36.515,07 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>3-Davacı vekili için kabul edilen bedel üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/1 maddesi uyarınca hesap olunan 102.328,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, <br>4-Davalı vekili için reddedilen bedel üzerinden  AAÜT 13/2 maddesi gereğince hesap olunan 17.645,15 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>5-Davacı tarafından yatırılan 8.263,50 TL peşin harç ve 54,40 TL başvurma harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>6-Davacı tarafından yargılama sırasında yapılan 107,00 TL yargılama giderinin davanın kabul oranına göre hesap olunan 104,19 TL.sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,<br>7-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, <br>8-Yatırılan gider avansının varsa kullanılmayan kısmının, 6100 Sayılı Kanunun 333.Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,<br>9-Kararın re'sen taraflara tebliğine,  <br>Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda;  HMK'nın 361/1. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 28.11.2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1e9622ea94487217","SID":"958f803acbba85dc"}}