{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/7 <br>KARAR NO\t\t: 2024/2164<br>KARAR TARİHİ\t: 28/11/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 02/11/2023<br>NUMARASI\t\t: 2020/508 Esas  2023/831 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 28/11/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 28/11/2024<br><br><br>Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  davacının sigortacılık işi ile iştigal ettiğini, davacı şirketin, dava dışı ... Ltd.Şti. (Sigortalı veya ...)’nin yürüttüğü ticari işler kapsamında doğabilecek olası rizikoları, 420191000071 numaralı Taşıyıcı Mali Mesuliyet Sigortası Abonman Sözleşmesi ile teminat altına alındığını, ... Tic.A.Ş. (...)’nin İzmir’deki üretim tesisinden, Bursa ve Tekirdağ illerinde bulunan bölge bayilerine gönderdiği alkollü içecek türü emtianın taşıma işi, sigortalı ... tarafından üstlenildiğini, fiili taşıma ise davalı ... Tic.Ltd.Şti. (...)  ve bu firmanın yetki belgesi altında faaliyet gösteren, dava dışı ...- ... tarafından gerçekleştirildiğini, dava dışı gönderici ..., İzmir’deki üretim tesisinde bulunan muhtelif alkollü içecekler türündeki emtianın  Bursa ve Tekirdağ’da bulunan bölge bayilerine taşınması konusunda dava dışı sigortalı ... ile anlaştığını, ... ise fiili taşıma işinin gerçekleştirilmesi maksadıyla ...-... ile taşıma sözleşmesi imzaladığını, taşıma davalı ... yetki belgesi altında ve ... tarafından bizzat ve kendi adına kayıtlı ... plakalı araç ile gerçekleştiğini, taşıma için belirlenen süre sonunda, emtianın varış noktasına ulaşmadığının fark edildiğini, emtianın; davalının ve dava dışı ...-...’ın sevk ve idaresinde olduğu süre içerisinde alıcıya ulaşmadığını, alanında uzman eksper tarafından hazırlanan ekspertiz raporu incelendiğinde emtianın, davalının yetkisi ve sorumluluğu kapsamında ve dava dışı ... tarafından çalınmış olduğu kuvvetle muhtemel olduğunu, emtianın varış noktasına ulaşmamasının ardından dava dışı ... tarafından suç duyurusunda bulunulduğunu, bu süre zarfında hırsızlık olayı neticesinde meydana gelen 396.000,00 TL tutarındaki zararın davacı tarafından dava dışı sigortalı ...’a ödediğini ve davacının TTK m.1472 uyarınca sigortalının haklarına kanunen halef olduğunu, davalı ..., dava konusu zararın meydana geldiği ... plakalı aracın yetki belgesi sahibidir. Dolayısıyla, taşınan emtianın çalınması/alıcısına teslim edilmemesi sebebiyle oluşan zarardan yetki belgesi sahibi sıfatıyla sorumlu olduğu beyan edilerek, İzmir 18.İcra Müdürlüğü 2019/12111 E.sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan haksız itirazın iptali ile takibin devamına, haksız olarak itiraz edilen takip konusu alacağın davalı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine  karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaları ve beyanları kabul etmediklerini, dava konusu ... plakalı araç ...-...’ın E devlet sistemi üzerinden davalı şirketimize L1 belgesi işletip 24.06.2019 tarihinde araç sahibi tarafından başvuru yapılmış, sözleşme imzalaması için şirketin adresine çağrılmış olup,  gelmediğini, davalı şirketin iradesi dışında   davacı vekilininde dava dilekçesinde belirttiği üzere kuvvetle muhtemel ... tarafından çalınmış olduğu ve tamamen davalı şirketin bilgisi dışında hareket etmiş zarara uğrayan firma tarafından davalı şirketimiz aranıp nakliye konusunda teyitleşilmemiştir. Olay tamamen aracın sahibi tarafından gerçekleştirildiği zarara uğrayan firma yetkilileri tarafından şirketimizin haberi olduğunu ve taşıt kartının iptal edildiğini, ayrıca söz konusu aracın kendilerine kiralandığında zarara uğratılan firma tarafından kira bedeli ödenmemiş, herhangi bir sözleşme yapılmamış, tamamen kötü niyetli olarak malları çalan ... sahibi ... tarafından kendi kimliği, aracın ruhsatı, kendine ait fatura ve irsaliyelerini kullandığını, davalı şirketin bu konuda hiçbir sorumluluğunun bulunmadığını,  iddiaları, belgeleri, faturaları, sevk irsaliyeleri davalı şirkete ait olmadığından bu belgeleri kabul etmediklerini, davanın 6325 Sayılı Kanunda öngörülen usul ve şartlara uygun olarak yapılmadığından, dava şartı yokluğu nedeniyle yetki itirazlarının kabul edilerek yetki yönünden HMK hükümlerine göre; mecburi dava arkadaşlığı hükmünün yerine getirilmediğinden davanın ESAS’tan  reddine, %20 inkar tazminatının davacıya tahminine, masraf ve ücreti vekaletin davacıdan tahsiline, karar verilmesini talep etmiştir. <br>MAHKEMECE: \"...,Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Davacı yanın sigortalısı dava dışı .....Şti ile ile davalı yan arasında taşıma sözleşmesi bulunmadığı, taraflar arasında sözleşme ilişkisinin kurulmadığı, fiili taşıyıcı ...-... ile davalı yan arasında da sözleşme ilişkisi bulunmadığı, dolayısı ile halefiyet  ilkesi gereğince dava açan davacı ile davalı arasında yürütülen icra takibinde yetkili yerin genel yetki kuralları çerçevesi ile değerlendirilmesi gerektiği, İİK 50.maddesi yetki hususunda HMK'ya atıf yapmakla; taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunmadığı, genel yetki kuralları uyarınca 6100 sayılı HMK 6.madde uyarınca davalının yerleşim yerinin yetkili olduğunun anlaşıldığı, bu hali ile davalı ... ŞTİ adresinin \"... Mah. ... Cad. ... Sitesi No:... .../...\" adresi olduğu, davalının icra dairesine yönelik usule uygun itirazının kabulü gerektiği kanaati ile kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur,\" gerekçesi ile; <br>\"Davaya konu icra takibinin yetkili icra dairesinde yapılmadığı anlaşılmakla davanın 6100 sayılı HMK'nın 115/2. maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,<br>Karar tarihi itibariyle alınması gerekli 269,85 TL harcın evvelce peşin olarak alınan 4.782,69 TL harçtan mahsubu ile fazladan alınan 4.512,84TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde DAVACIYA İADESİNE,,\" şeklinde karar verilmiştir.<br>Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  HMK M. 7 ve İİK M. 50 uyarınca İzmir mahkeme ve icra dairelerinin yetkili olduğunu, bilindiği üzere İİK m. 50'de yetki ve yetki itirazlarının düzenlendiğini, yetki kuralları ve yetki itirazlarına ilişkin HMK'nın kıyasen uygulanacağının söylendiğini, birden fazla davalının bulunduğu hallerde Kanun, davacıya seçimlik bir yetkinin tanıdığını, davacının, davasını isterse davalılardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açabileceği gibi, kesin olmayan özel yetki kuralı belirlenmiş ise özel yetkili mahkemede de açabileceğini, yetkisiz olduğuna hükmedilen icra müdürlüğünde açılan takibin borçlularının davalı ... ile dava dışı ... olduğunu, dava dışı ...'ın dava dilekçesi ekinde sunulan taşıma sözleşmesi ve sevk irsaliyesi uyarınca taşımayı üstlendiğini, bu sebeple ilgili uyuşmazlığın taşımadan doğan uyuşmazlık olduğu dikkate alındığında ... açısından malın teslim alındığı yer mahkemesi olan İzmir mahkemelerinin ve İİK m. 50 uyarınca İzmir İcra dairelerinin yetkili olduğunun açık olduğunu, açıklanan tüm sebeplerle dava dışı takip borçlusu ... bakımından İzmir İcra daireleri yetkili olduğundan, diğer takip borçlusu davalı bakımından da İzmir İcra dairelerinin yetkili olduğunu beyanla ve açıkladıkları diğer nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın yetkili olan yerel mahkemede görülmek üzere ilk derece mahkemesine iadesine karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.<br><br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, taşıma sigorta poliçesine dayalı zararın rücuen tazmini kaynaklı icra takibine yapılan itirazın  istemine ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br> Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) genel yetkiyi düzenleyen 6. maddesinin 1. fıkrasında \"Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir\" düzenlemesine; aynı Kanun'un 7. maddesinde ise \"Davalı birden fazla ise dava, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir. Ancak, dava sebebine göre kanunda, davalıların tamamı hakkında ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme belirtilmişse, davaya o yer mahkemesinde bakılır. Birden fazla davalının bulunduğu hallerde, davanın, davalılardan birini sırf kendi yerleşim yeri mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek amacıyla açıldığı, deliller veya belirtilerle anlaşılırsa, mahkeme, ilgili davalının itirazı üzerine, onun hakkındaki davayı ayırarak, yetkisizlik kararı verir\" düzenlemesine yer verilmiştir.\t<br> Öte  yandan aynı yasanın 10.maddesi uyarınca sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir. Sözleşmenin ifa edileceği yer ise, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 89.maddesine göre tespit edilmelidir. Buna göre borcun ifa yeri, tarafların açık veya örtülü iradelerine göre belirlenir. Aksine bir anlaşma yoksa  para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilir.  Öte yandan Taşıma Sözleşmelerinin düzenlendiği TTK’nın 890.maddesine göre birinci ve ikinci kısım hükümlerine tabi taşımadan doğan hukuki uyuşmazlıklarda, malın teslim alındığı veya teslim için öngörülen yer mahkemesi de yetkili olduğu gibi, fiilî taşıyıcıya karşı açılacak davanın, asıl taşıyıcının yerleşim yeri mahkemesinde, asıl taşıyıcıya karşı açılacak dava fiilî taşıyıcının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabileceği düzenlenmiştir.<br>HMK'nın 16. maddesinde ise, \"Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir\" hükmü yer almaktadır.<br>\tBir davada birden fazla genel ve özel yetkili mahkeme varsa, davacı bu mahkemelerden birinde dava açmak ya da icra takibi yapmak hususunda bir seçimlik hakka sahiptir. Davacı, davasını bu genel ve özel yetkili mahkemelerden hiçbirinde açmaz ve yetkisiz bir mahkemede  açarsa, o zaman seçme hakkı davalıya geçer.<br>\tDiğer bir husus ise davalı tarafından, açılan itirazın iptali davasında mahkemenin yetkisine itiraz etmiş olması yanı sıra, davaya konu icra takibine itiraz sırasında icra müdürlüğünün yetkisine ve  borca itiraz etmiş ise, itirazın iptali davalarında, yetkili icra dairesinde usulüne uygun olarak yapılmış icra takibi bulunması dava şartı olup HMK'nın 138 ve 140. maddeleri gereğince dava şartlarının öncelikle incelenmesi gerekmektedir. Bu durumda dava yetkisiz mahkemede açılmış olsa dahi öncelikle davalının icra dairesinin yetkisine yaptıkları itiraz değerlendirilerek, icra müdürlüğünün yetkisiz olması halinde, yetkili icra müdürlüğünde usulüne uygun yapılan takip olmadığından açılan davada, dava şartı bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmeli, icra müdürlüğünün yetkisine ilişkin itirazın yerinde olmaması yahut usule uygun yapılmamış olması halinde ise bu kez  mahkemenin yetkisine itirazı değerlendirilerek bir karar verilmelidir. <br>6102 sayılı TTK'nın 1472. maddesinde halefiyet düzenlenmiştir. Maddede, sigortacının sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçeceği, sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hakkın tazmin ettiği bedel kadar sigortacıya intikal edeceği ifade edilmiştir. Sigortalının tazminat alacağının hukuki temelinin haksız eylemden, kanundan veya sözleşmeden kaynaklanmış olması arasında hiçbir fark yoktur. TTK'nın 1472. maddesinden kaynaklanan halefiyet hakkı sigortacıya, zarar sorumlusundan, sigortalısına ödediği sigorta bedeli kadar talep hakkı ve bunun doğal sonucu olarak da zarar sorumlusuna karşı dava hakkını sağlamaktadır. Bu dava türüne doktrin ve uygulamada sigortacının rücu davası adı verilmektedir. Halefiyete dayalı olan rücu davasında, esas itibariyle sigortalının kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır.<br>Somut olayda ise; taşıma ilişkisinden kaynaklı davalı ve dava dışı  ...-...'ın malların taşınması sırasında varış noktasına ulaşamadan hırsızlığın meydana gelmesi olayında uğranılan zarardan dolayı davacı sigortacı zarar görenin zararını ödediğinden bahisle, davalının  dava konusu zararın meydana geldiği ... plakalı aracın yetki belgesi sahibi olması nedeniyle sorumlu olduğunu iddia ettiği miktarı davalıdan ve dava dışı taşıyandan icra takibi ile talep etmiş, davalı borçlunun icra müdürlüğünün yetkisine ve borca itirazı üzerine itirazın iptali davası açmıştır.  Davacının rücu hakkı aynı zamanda haksız fiilden  kaynaklandığından ve davacı alacaklının halefi olduğundan, haksız fiilde yetkili mahkemeyi belirleyen kanun hükümleri, rücu davasında da uygulanır. Buna göre, tazminata konu haksız fiil İzmir Asliye Ticaret mahkemesinin yargı sınırları içerisinde meydana gelmiş olup, icra takibinde İzmir İcra Daireleri de yetkili olduğundan, işin esasına girilip hasıl olacak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken mahkemece  davanın usulden reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.<br>Bu itibarla, davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı HMK.'nun 355 ve 353/(1)-a-4. maddeleri uyarınca kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin KABULÜNE,<br>2-İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/11/2023 Tarih,2020/508 Esas 2023/831 Karar sayılı kararın 353/1-a-4 maddesi uyarınca  KALDIRILMASINA,<br>3-Yukarıda yapılan açıklamalara göre davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine İADESİNE,<br>4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından davacı yararına  istinaf vekalet ücreti verilmesine yer olmadığına,<br>5-İstinaf yoluna başvuran davacı vekili tarafından yatırılan 269,85 TL istinaf  peşin (maktu)  karar  harcının istek halinde kendisine iadesine,<br>6-İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından alınan 738,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, <br>7-İİK 36.md gereğince istinaf aşamasında tehiri icra talebi uyarınca yatırılan teminatın yatıran tarafa iadesine,<br>8-Davacı vekili tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a bendi gereğince  kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 28/11/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7b0b69b99219e7e2","SID":"cd0b4bd1bf5875ae"}}