{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/2271 - 2024/1716<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t: 2022/2271 <br>KARAR NO\t: 2024/1716<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 15/06/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/324 Esas 2022/475 Karar<br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t: <br><br>DAVANIN KONUSU\t: Trafik Kazası Nedeniyle Maddi Tazminat <br>KARAR TARİHİ\t: 27/12/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 14/01/2025<br><br>\tİlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacı vekili; 06.02.2010 tarihinde zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi bulunmayan dava dışı ...’in sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla davacının yolcu olarak bulunduğu  ...’nin sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın karıştığı kaza sonucu davacı küçük ...'nin yaralandığını ve malul kaldığını Ankara Üniversitesi ATK’nın 09.07.2014 tarihli raporu ile davacının maluliyet oranının %10,3, iyileşme süresinin 4 ay olarak belirlendiğini, davalıya başvurmalarına rağmen ödeme yapılmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere sürekli ve geçici iş göremezlik zararları, bakıcı giderleri ve SGK tarafından karşılanmayan sağlık, tedavi-yol giderleri için şimdilik 100 TL maddi tazminatın, kaza tarihinden, kabul edilmediği takdirde temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; 06.06.2016 tarihli bedel arttırım dilekçesi ile 10,00 TL geçici işgöremezlik, 156.869,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 3.327,24 TL bakıcı gideri ve 10,00 TL belgesiz tedavi giderinin tazminini istemiştir.<br>\tDavalı ... vekili; İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğunu, talebin açıklanmasını, davanın zaman aşımına uğradığını, davadan önce davacıya 21.05.2013 tarihinde %75 kusur oranı %15 maluliyet oranına göre 18.121,00 TL ödeme yapıldığından sorumluluklarının kalmadığını, kusur müterafik kusur yönünden İTÜ veya KGM Fen Heyetinden, maluliyet yönünden ATK’dan, zarar yönünden de KTK’nın 111 maddesi gereğince aktüer bilirkişiden rapor alınmasını, müterafik kusur ve hatır taşıması nedeniyle tazminattan indirim yapılmasını temerrüt gerçekleşmediğinden faiz istenemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece davanın; trafik kazasından kaynaklanan tazminat talebine ilişkin olduğu, kusur yönünden yapılan incelemede, davalının sigortalısı olan ... plakalı aracı ile kendisine kırmızı fasılalı ışık yanarken kavşağa girdiği, davacının içinde yolcu olarak bulunduğu ... plakalı araca çarpması sonucu kaza meydana geldiği, davacının ... plakalı araçta yolcu konumunda bulunduğundan herhangi bir kusurunun bulunmadığı, maluliyete ilişkin, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 18.06.2014 tarihli maluliyet raporunda davacının 2010 yılında geçirdiği kaza nedeniyle vücut genel çalışma gücünden %10,3 oranında kaybettiği ve dört ay sürecinde geçici iş göremezlik halinde kaldığının bildirildiği, mahkemece daha önce verilen kararın Ankara BAM 26. Hukuk Dairesi tarafından kaldırıldığı, maluliyet raporunun taraflara tebliğ edildiği, raporun oluşa uygun olması nedeniyle itirazların reddedildiği, 21.02.2022 tarihli kusur ve aktüer bilirkişi tarafından hazırlanan raporda, TRH 2010 yaşam tablosu kullanılarak, 2022 tarihi verilerine göre hesaplama yapıldığında davacı lehine, toplam 455.121,75 TL sürekli iş göremezlik zararı hesaplanmış olup, davalı ... tarafından, davacıya ödenen 18.121,00 TL’nin işbu rapor tarihine kadar yasal faiz oranı ile güncellemesi sonucu bulunan 32.410,28 TL’nin mahsubu sonucu davacı lehine 22.711,47 TL bakiye sürekli iş göremezlik zararı hesaplandığı, dava konusu kaza tarihi (06.02.2010) itibariyle ölüm ve sakatlanma teminat limiti 150.000,00 TL olup, (01.01.2009-28.02.2010 tarihi arası teminat limiti 150.00,00 TL’dir) davalı tarafından 18.121,00 TL ödeme yapıldığından, poliçede 131.879,00 TL bakiye limit bulunduğu, her iki durumda da hesaplanan toplam zararın, bakiye limiti aşmakta olup, davacının, davalı ... bakiye poliçe limiti olan 131.879,00 TL tazminat talep edebileceğinin hesaplandığı, dosyada mevcut maluliyet raporunda geçici bakıcı süresi belirtilmediğinden, geçici bakıcı zararı hesabı yapılmadığı, tedavi gideri hesabının doktor bilirkişi tarafından yapılması gerektiği, Yargıtay’ın güncel kararlarına göre gelir getiren bir işte çalışmayan ve kaza tarihinde 3 yaşında olan davacı için geçici iş göremezlik zararının oluşmayacağı, ancak olay tarihi itibariyle zararın oluşacağı kabul edilerek, olay tarihinden itibaren sürekli iş göremezlik zararı hesaplandığı, dava konusu kazaya karışan ... plakalı aracın hususi-otomobil olduğunun anlaşıldığından, davacı lehine hükmedilecek tazminata 21.05.2013 ödeme tarihinden itibaren yasal faiz uygulanması gerektiği şeklinde değerlendirme yapıldığından 06.12.2010 tarihinde meydana gelen kaza nedeniyle davacının malul olduğu, davacının araçta yolcu konumunda bulunduğundan kusursuz olduğu, kaza ile zarar arasında uygun illiyet bağının bulunduğu, ... limitinin 150.000.TL olduğu, dava öncesinde davacıya ödeme yapıldığı, yapılan ödemenin limitten mahsubu yapılarak 131.879.00TL sürekli maluliyet tazminatın bulunduğu, davacının kaza tarihi itibariyle yaşının küçük olması nedeniyle geçici iş göremez tazminatına hak kazanamayacağı, ATK, kusur ve aktüer raporlarının açık ve ayrıntılı bulunması nedeniyle hükme esas alınarak davanın kısmen kabulüne, 131.879,00-TL sürekli işgöremezlik tazminatının 21.05.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\t1-Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece yeterli inceleme, hukuki değerlendirme ve nitelendirme yapılmadan, hakkaniyet ilkesi gözönünde bulundurulmadan karar verildiğini, davacının tazminat taleplerinin eksik ve hatalı hesaplandığını, hukuki dinlenilme hakkı ihlal edilerek itirazları değerlendirilmeden dosyanın karara çıkarıldığını, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarındaki davacı aleyhine olan tüm tespit, değerlendirme, hesaplama ve diğer hususları kabul etmediklerini ve itiraz ettikleri itirazlarının değerlendirilmediğini, davacının geçici ve kalıcı iş göremezlik, bakıcı giderleri ve SGK tarafından karşılanmayan tedavi- refakatçi, yol vs giderlerini hesaplanması konusunda rapor düzenlenmesi için konusunda uzman olması gereken bilirkişiye dosyanın tevdii edilmediğini, bu nedenlerle raporu ve bilirkişi raporunda yer alan ve hukuka uygun olmayan bilirkişiye ait sübjektif görüşleri kabul etmediklerini, yerel mahkeme tarafından hükmedilen sürekli iş göremezlik tazminatı eksik ve hatalı olup hesap bilirkişisi tarafından kaza tarihi yanlış tespit edilerek poliçe limitinin eksik hesap edildiğini, dosya kapsamında görüleceği üzere kaza tarihi 06.12.2010 olup, kaza tarihi itibariyle Karayolları Trafik Kanunu Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Poliçesi limitinin 175.000,00 TL olduğunu, oysa bilirkişinin kaza tarihini yanlış tespit etmiş olduğundan poliçe limitini 150.000,00 TL olarak hesapladığını, hatalı bilirkişi poliçe limitinden kalan bakiye tutar 131.879,00 TL olarak hesap ve tespit edilmiş olup oysa poliçe limitinden kalan bakiye sakatlanma ve ölüm tazminatı için 156.879,00 TL olduğunu, artırım dilekçesinin de bu kısım üzerinden yapılmış olmasına rağmen yerel mahkemece bu itirazları değerlendirilmeden hatalı olan bu raporun hükme alınmış olmasının hatalı olduğunu, davacının üniversiteden mezun olacağı kabul edilerek, üniversite mezunu bir kişinin alabileceği gelir üzerinden tazminat hesabı yapılması doğru olmakla birlikte gelirin düşük hesap edildiğini, davacının anne ve babası üniversite mezunu olup davacının da üniversite eğitimi alması ihtimali çok yüksek olduğundan TUIK verilerine göre tespit edilen gelir üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, 4 aylık geçici iş göremezlik dönemi için geçici işgöremezlik zararının hesap edilmemesi hatalı olduğu gibi bakıcı gideri zararı ve SGK tarafından karşılanmayan zararlara dair hesaplama da yapılmamış olup talepleri olduğu halde bu konuda karar verilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının bakıcı-bakım gideri zararının brüt asgari ücret üzerinden yapılması gerektiğini,  davacı adına geçici iş göremezlik dönemi zararı ve bu dönem için bakıcı gideri talep edilmiş olup Yargıtay içtihatları uyarınca geçici işgöremezlik dönemi için bakıcı giderlerinin hesap edilmesi gerekirken bu zarara yönelik talebinin hukuka aykırı olarak reddedildiğini, poliçe limiti kaza tarihi itibariyle sakatlık ve ölüm tazminatı için 175.000,00 TL ve tedavi ve bakıcı giderleri zararı için de ayrıca 175.000,00 TL olduğunu,  gerekirse tedavi giderleri ve bakıcı gideri zararı konusunda da rapor alındıktan sonra hukuki değerlendirmenin mahkemece yapılarak davanın kabulüne karar verilmesini gerekirken tazminata hükmedilmemesinin hatalı olduğunu, davacı kaza sonrası iyileşme sürecinde, yol, ilaç, tıbbi malzeme, bandaj, eve doktor- hemşire gelmesi, pansuman, ambulans, taksi, refakatçi gideri gibi giderleri yapmak zorunda kalmış ve ayrıca tedavi sırasında vücudunda bir çok kemik kırığı olması nedeniyle hastaneye gidip gelirken her defasında ambulans veya taksi kullanmak zorunda kaldığını, yine fizik-tedavi aldığını, tedavisine yönelik evrakın bir kısmı dosyaya sunulmuş olduğundan davacının belgeli ve belgesiz bir çok tedavi gideri ( yol, ilaç, eve doktor- hemşire gelmesi, pansuman, ambulans, taksi, refakatçi gideri gibi) mevcut olup Yargıtay içtihatları doğrultusunda bu zararın da tespiti ve hükme bağlanması gerekirken bu talebinin hukuka aykırı olarak reddedildiğini, davacının muhtemel yaşam süresinin eksik hesap edildiğini, bilirkişi raporunda 1931 tarihli PMF yaşam tablosunu kullanmış ise de hesaplamada Yargıtay içtihatları ile de kabul edilen TRH 2010 yaşam tablosunun kullanılması gerektiğini, davacının tüm zararlarının eksik ve hatalı hükmedildiğini, raporda birçok hesaplama hatası olduğunu, aktif dönem süresi hatalı ve hukuka aykırı olarak kısa, pasif dönem süresi uzun hesap edilerek zararının eksik hesap edilmesine yol açıldığını, davalı tüm zarardan müştereken ve mütesilsilen sorumlu olup müşterek ve müteselsil sorumluluk esaslarına göre dava dilekçesinde talepte bulunulduğundan kusur oranına göre hükmedilen tazminatın yasaya aykırı olduğunu, bölge adliye mahkemesi kaldırma kararı sonrasında usuli kazanılmış hak doğması ve yine taleplerinin müşterek ve müteselsilen talep edilmiş olmakla hesaplanacak tazminat miktarından herhangi bir kusur indirimi de yapılmasının hukuken mümkün olmadığın, genel şartlara göre yapılan hesaplamaları kabul etmediklerini, adli tıp raporuna karşı yapmış olduğu itirazlarının yeniden değerlendirilmesi gerekmekte olup maluliyet oranına yönelik itirazları dosya kapsamında mevcut olup tespit edilen maluliyet oranı düşük olmakla maluliyet oranının yeniden tespiti ve yine tazminat hesabının yeniden yapılması gerektiğini, hükmedilen faiz başlangıç tarihi ve oranının hatalı olduğunu, davalı davadan önce temerrüde düşmüş olup temerrüt tarihinden itibaren aracın ticari araç olması nedeniyle ticari avans faizine hükmedilmesi gerekirken, hatalı başlangıç tarihi ile yasal faize hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, her bir talep için davacı lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir iken tüm taleplerin toplam olarak değerlendirilerek tek bir vekalet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu, yapılan yargılama giderlerine de eksik hükmedildiğini, davalı lehine vekalet ücretine ve yargılama giderlerine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu, davalı lehine hükmedilen yargılama gideri ve vekalet ücretinin de davalı lehine fazla olacak şekilde hatalı hükmedildiğini belirterek istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. \t<br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>\tHMK’nın 355 maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; <br>\tDava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle, kazaya karışan karşı aracın olay tarihini kapsayan ZMSS poliçesi olmadığından, davalı ... aleyhine açılan geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı, bakıcı ve belgesiz tedavi gideri istemine ilişkindir.<br>\tDavacı vekili; 06.02.2010 tarihinde zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi bulunmayan dava dışı ...’in sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla davacının yolcu olarak bulunduğu dava dışı ...’nin sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın karıştığı kaza sonucu davacı ...'nin yaralandığını ve malul kaldığını Ankara Üniversitesinin  09.07.2014 tarihli raporu ile davacının maluliyet oranının %10,3, iyileşme süresinin 4 ay olarak belirlendiğini, davalıya başvurmalarına rağmen ödeme yapılmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere sürekli ve geçici iş göremezlik zararları, bakıcı giderleri ve SGK tarafından karşılanmayan sağlık, tedavi-yol giderlerinin kaza tarihinden, kabul edilmediği takdirde temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; mahkemece davacının araçta yolcu konumunda bulunduğundan kusursuz olduğu, %10,3 maluliyet oranı, Güvence Hesabının 150.000TL ile sorumlu  olması, dava öncesinde davacıya ödeme yapıldığı, yapılan ödemenin limitten mahsubu yapılarak 131.879.00TL sürekli maluliyet tazminatın bulunduğu, davacının kaza tarihi itibariyle yaşının küçük olması nedeniyle geçici iş göremez tazminatına hak kazanamayacağından davanın kısmen kabulüne, 131.879,00-TL sürekli işgöremezlik tazminatının 21.05.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine dair verilen karara karşı davacı vekili kaza tarihinin hatalı belirlenmesi nedeniyle tazminat hesabının ve poliçe limitinin hatalı olmasına, sakatlık ve tedavi limitinin tek limit olarak esas alınmasına, davacının gelirine, geçici işgöremezlik, tedavi ve bakıcı giderinin reddine, TRH 2010 yaşam tablosu yerine PMF 1931 yaşam tablosunun kullanılmasına, aktif ve pasif dönemin hatalı tespitine, kusur oranında karar verilmesine, maluliyet oranına, faiz başlangıcı ve türüne, vekalet ücretine ve yargılama giderlerine yönelik istinaf sebepleri ileri sürmüştür.<br>\t1-Mahkemece verilen 26.12.2017 tarihli kararla, davacının içinde olduğu araç sürücüsünün %20, Güvence Hesabının sorumlu olduğu araç sürücüsünün %80 kusur oranı, davacının %10,3 maluliyeti 4 ay süre ile geçici iş göremez halde kaldığı, PMF 1931 yaşam tablosu esas alınarak ve davacının üniversite tahsili alacağı kabul edilerek 25 yaşın hitamına kadar asgari ücret, 25 yaş hitamı ile asgari ücretin 1,72 katı gelir elde edeceğinin kabulü ve davalı ... tarafından dava tarihinden önce yapılan ödemenin güncellenmiş değeri mahsup edilmek ve ayrıca trafik sigorta poliçesi bulunmayan karşı araç sürücüsünün %80 kusuruna isabet eden kısım belirlenmek suretiyle davacı lehine 107.579,14-TL iş göremezlik tazminatı ile davacının geçirdiği kaza, tedavi süreci, yaşının küçüklüğü gibi hususlar değerlendirilerek bakım ve belgelendirilemeyen tedavi giderleri yönünden kusur durumu da gözetilerek 1.990,48-TL maddi tazminatın 21.05.2013 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş davacı vekili tarafından, kusura göre karar verilmesi, gelirin düşük olması, bakıcı giderinin brüt asgari ücretten hesaplanmaması, geçici işgöremezlik, bakıcı ve tedavi giderlerinin hüküm altına alınmamasına faiz başlangıcı ve türüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretine, davalı ... vekili de maluliyet oranının tespitine ilişkin yargılama sırasında alınan raporun tebliğ edilmemesine, kaza tarihinde 3 yaşında olan küçük için geçici iş göremezlik tazminatı verilmesine, davacının gelir elde etme yaşının 18 olarak esas alınmamasına, davacının gelirine, ödeme tarihi itibarıyla zararın belirlenmemesine, tedavi giderlerinden sorumlu tutulmalarına, faiz başlangıcına yönelik istinaf sebepleri ileri sürmüş karar Dairemizin 08.11.2019 Tarih 2018/1700 Esas 2019/1848 Karar sayılı kararı ile kararın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297/2. Maddesine aykırı olması nedeniyle mahkemece, öncelikle hükme esas alınan 21.07.2017 tarihli aktüer bilirkişi raporunda tespit edilen 2.488,10TL'nın, davacı tarafça talep edilen hangi zarar kalemine ilişkin olduğu hususunun bilirkişiye açıklattırması, bu konuda gerektiğinde ek rapor alınması, daha sonra davacı tarafın bu talebine ilişkin bedel artırım dilekçesindeki talep miktarı da göz önünde bulundurularak, belgesiz tedavi giderine ilişkin adli tıp uzmanı doktor bilirkişiden rapor aldırılması ya da hakim tarafından TBK'nın 50/2 maddesi gereğince bu zarar miktarının belirlenmesi, ondan sonra davacı tarafın dava dilekçesinde ayrı kalemler halinde talep ettiği geçici ve sürekli iş göremezlik zararı, bakıcı - bakım gideri ve SGK tarafından karşılanmayan belgesiz tedavi gideri talepleri yönünden ayrı ayrı ve gerekçelendirilmek sureti ile hangi talebin ne kadarının kabul, ne kadarının ret edildiği hususunda olumlu yada olumsuz, infazda tereddüt yaratmayacak mahiyette, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların tek tek sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüte mahal vermeyecek şekilde gösterilerek karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu biçimde tüm talepler yönünden inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın, eksik inceleme ve değerlendirme ile gerekçe gösterilmeden, taraflara yükletilen hak ve sorumluluklar ile infaza elverişlilik yönünden açık olmayan, taraflar yönünden şüphe ve tereddüt uyandıracak nitelikte hüküm kurulması (10.4.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 K sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararı), doğru olmadığı gibi; kabule göre de hükme esas alınan tazminat raporunda davacı küçüğün fiilen işe başlayacağının kabul edildiği tarihe kadar AGİ'siz net asgari ücret düzeyinde gelir elde edebileceği gözetilmeden, AGİ dahil edilmiş net asgari ücret üzerinden gelir elde ettiğinin kabulü ile tazminat hesabı yapılması ve davacı vekilinin bedel artırım dilekçesinde ki talepleri ile bağlı kalınarak karar verilmesi gerektiği gözetilmeden hüküm kurulması da isabetli görülmediğinden davacı vekili ile davalı ... vekilinin istinaf taleplerinin kabulü ile HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca yerel mahkeme kararının kaldırılmasına kararın kaldırılma sebebine göre taraf vekillerinin sair istinaf taleplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiş; kaldırma kararından sonra 24.12.2020 tarihli ikinci kararla bilirkişiden ek rapor alındığı, tazminat tutarlarının güncellendiği, 247.541,97 TL tutarında sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplandığı, ... %80 oranında kusurlu olduğundan bu kusura isabet eden tazminatın 198.033,00 TL olduğu, bu tutarın sigorta poliçe limiti 175.000,00 TL'den yüksek olduğu,175.000,00 TL poliçe limitinden daha önce ödenen 18.121,00 TL mahsup edildiği, davacının 156.879,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı talep edebileceğinin anlaşıldığı, 2.488,00 TL'nin hangi alacak kalemine ilişkin olduğu hususunda bilirkişinin bu tutarın sehven rapora eklendiğini bildirdiği, karşı araç sürücüsünün %80 oranında kusurlu bulunması, poliçe limitinin 175.000,00 TL olması, davacının %10,3 oranında malul kalması, 4 ay süreyle geçici iş göremez kalması, davacının bedel arttırım dilekçesinde bakıcı giderine dair de talepte bulunulması, bakıcı giderinin sehven hesaplanması nedeniyle bakıcı gideri hariç diğer alacak kalemleri olan sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatları yönünden kabule karar vermek gerektiği, sigorta şirketine başvuru tarihinden 8 iş günü sonrasından itibaren taleple bağlı kalınarak yasal faize hükmedildiğinden bahisle davanın kısmen kabulüne, 156.869,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile 10.00 TL geçici iş göremezlik tazminatının davalı sigorta şirketinden 21.05.2013 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hükme karşı taraf vekillerince aynı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 08.04.2020 Tarih 2021/612 Esas 2021/722 Karar sayılı kararı ile; yeniden hüküm kurulmuş ise de Dairenin kaldırma kararının gereğinin aşağıda belirlenen hususlarda tam olarak yerine getirilmediği; hükmün HMK’nın 297 maddesine uygun kurulmadığı, davada mahkemece hükme esas alınan kusur ve maluliyete dair bilirkişi raporları, davalı ... tarafından, dava dışı müteveffa sürücü ... mirasçıları aleyhinde Ankara 1. AHM'nin 2013/482Esas-2015/224 Karar sayılı dosyasında davacıya ödenen 18.121,00TL tazminatın rücuen tahsili istemi ile açılan davanın yargılamasında alınan raporlar olup, iş bu cismani tazminata ilişkin davalı ... hakkında açılan davada ayrıca davacının maluliyetine ve sürücülerin kusur durumuna ilişkin bilirkişi raporu alınmadığı anlaşıldığından mahkemece, AÜTF Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Adli Tıp ABD Başkanlığı tarafından düzenlenen 18.06.2014 tarihli maluliyet raporu ile makine mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen 28.04.2014 tarihli raporlardan birer örneğinin davalı tarafa tebliği ile itiraz ve beyanda bulunma hakkının sağlanmamasının doğru olmadığı, tazminatlar TBK’nın 162-168 maddeler gereğince müştereken ve müteselsilen davalıdan talep edildiğinden yolcu olan davacının kazanın oluşumunda her hangi bir kusuru bulunmadığı anlaşılmakla, bu durumda kusur oranı gözetilmeden davacının davaya konu kaza sonucu yaralanması nedeniyle talep edebileceği tazminatlar hesaplanarak, davalının olay tarihinde geçerli azami ZMSS poliçe limiti (18.121,00 TL ödemenin, poliçe limitinden tenzilinden sonra kalan bakiye kısım) ile sınırlı sorumlu olmak üzere tazminatla sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken, sürücü ...'ye izafe edilen kusur oranında tazminattan indirim yapılmasının doğru olmadığı, dava dilekçesinde davacı için bakıcı gideri talep edilerek bu konuda talep arttırımı yapıldığı, ancak davacı için alınan maluliyet raporunda yaralanması nedeniyle bakıcıya ihtiyacı olup olmadığı, bakıcı ihtiyacı varsa süresi yönünden her hangi bir değerlendirme yapılmadığı, davacı kaza tarihindeki yaşı itibari ile küçük çocuk olmakla zaten bakıma ihtiyacı olduğu aşikar ise de, davaya konu kaza sonucu yaralanması nedeniyle ayrıca bakıma ihtiyacı olup olmadığının tespiti gerektiğinden davacıya ait tüm tedavi evraklarının (gerektiğinde davacının muayenesinin de yapılarak) maluliyet raporunu düzenleyen AÜTF Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Adli Tıp ABD Başkanlığına gönderilerek yaralanması sebebiyle bakıcıya ihtiyacı olup olmadığı, bakıcıya ihtiyacı olduğunun tespiti halinde, süresine ilişkin denetime elverişli bir rapor alınması, bakıcı ihtiyacı ve süresinin tespitinden sonra aktüer bilirkişiden bakıcı giderine dair rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu hususlarda rapor alınmadan eksik inceleme ile hüküm kurulması; dava dilekçesinde davacının SGK tarafından karşılanmayan sağlık, tedavi, yol giderleri de talep edilmiş olup bu konuda talep arttırımı yapıldığı, ancak dosya kapsamında SGK'nın sorumluluğunda bulunmayan belgesiz tedavi giderinin tespitine dair bilirkişi raporu bulunmadığı, bu zararın tespiti hususunda adli tıp uzmanı doktor bilirkişiden davacının yaralanma durumu, derecesi, maluliyeti, iyileşme süresi vs. hususlar gözetilerek rapor alınabileceği gibi, hayatın olağan akışına ve dosya kapsamına göre hakim tarafından da belgesiz tedavi giderinin tespit ve takdir edilebileceği, o halde mahkemece, davacının yaralanması sebebiyle yapılması gereken belgesiz tedavi giderinin tespitine ilişkin adli tıp uzmanı doktor bilirkişiden rapor aldırılması ya da hakim tarafından TBK'nın 50/2 maddesi gereğince bu zarar miktarının belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu hususta her hangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmaması, davacı kaza tarihinde 2 yaş 9 ay 5 günlük olup, SED araştırması, ailenin eğitim durumu, mesleği vs. hususlar gözetilerek ileride davacının üniversite eğitimi almasının kuvvetle muhtemel olduğunun kabulü ile tazminat hesabı yapıldığı, aktüer bilirkişi raporunda davacının 25 yaş hitamı ile üniversiteden mezun olacağının kabulü ile tazminat hesaplanmış ise de, anılan raporda davacının okuldan mezun olur olmaz üniversite mezunu olarak mesleğini icra edip gelir elde edeceğinin kabulü ile mezun olduğu tarihten itibaren Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü tarafından bildirilen (üniversite mezunu bekar personelin 9. Derece 1. Kademeden alacağı net maaşı) gelirden hesaplama yapılmasının doğru olmadığı, bu durumda mahkemece; davacının üniversite mezuniyetinden sonra ortalama iş bulma süresinin tespiti ile, iş arama süresinde mesleğine bağlı gelir elde edemeyeceği de gözetilerek hesaplama yapılması için konusunda uzman aktüer bilirkişiden rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmesi, davacının kaza nedeniyle %10.3 oranında sürekli malul kaldığı, 4 ay geçici iş göremezlik süresi tespit edildiği, davacının kaza tarihinde yaşının küçük olması sebebiyle gelir getirici işte çalışmadığı ve bu nedenle geçici iş göremezlik tazminatı talep edemeyeceği anlaşılmakta ise de, beden gücü kaybı nedeniyle yaşıtlarına göre maluliyet oranı dahilinde daha fazla efor sarf ederek hayatını idame ettirmek durumunda kalacağından, bu dönem için asgari ücret düzeyinde efor kaybı zararı tespitinde isabetsizlik bulunmamakla birlikte, davacı küçüğün olay tarihinden, üniversiteden mezun olup işe başlayacağının kabul edildiği 01.05.2032 tarihine kadar AGİ'siz net asgari ücret düzeyinde gelir elde edebileceğinin kabulü gerektiği gözetilmeden, AGİ dahil edilmiş net asgari ücret üzerinden gelir elde ettiğinin kabulü ile tazminat hesabı yapılması da doğru olmadığından, bu durumda belirlenen dönem aralığı için AGİ'siz net asgari ücret üzerinden tazminat hesabı yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, hatalı tazminat raporuna dayanılarak yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması; davacının ebeveynlerinin başvurusu üzerine, iş bu dava açılmadan önce davalı ... tarafından 21.05.2013 tarihinde davacı taraf hesabına 18.121,00 TL tazminat ödemesi yapıldığı, davalı tarafından ödenen tazminatın, ödeme tarihi itibariyle yeterli olup olmadığının belirlenmesi için öncelikle, ödeme tarihindeki verilere göre tazminat hesabının yapılması ve hesaplanan bu bedel ile davalı tarafından ödenen bedel arasında fahiş fark olup olmadığının saptanması; fahiş fark tespitinin yapılması halinde, hesap tarihindeki verilere göre hesaplanacak tazminattan, zarar ve yararın denkleştirilmesi ilkesi gereğince (... tarafından yapılan ödemeyi iş göremezlik tazminatı hesabı yapılmadan önce alan davacı, hesap tarihine kadar geçen sürede, aldığı paranın yasal faizi kadar kazanım elde etmiş olacağından, zarar ve yararın denkleştirilmesi ilkesi gereğince, davacıya yapılan ödemenin, ödeme günü ile iş göremezlik tazminatının hesaplandığı güne kadar geçen süredeki işlemiş yasal faizi de hesaplanarak ödeme tutarı ile birlikte hesaplanan iş göremezlik zararından indirilmesi gerektiğinden), davadan önce davalının ödediği bedelin yasal faiziyle güncellenmiş değerleri düşülerek sonuç tazminatın belirlenmesi gerektiği, mahkemenin hükme esas aldığı hesap bilirkişi raporlarında, anılan biçimde herhangi bir hesaplama yapılmadığı sadece, hesap tarihindeki verilere göre hesaplanan bedelden, davalı ödemesinin güncel değerlerinin düşülmesiyle yetinilmiş olup, raporun bu yönden hükme elverişli olmadığından, açıklandığı şekilde aktüer bilirkişi raporu alınarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yetersiz rapora göre karar verilmesinin doğru olmadığı, o halde mahkemece yukarıda 9 bent halinde açıklanan işlemler yerine getirildikten sonra, davacı tarafın dava dilekçesi ve bedel artırım dilekçesinde ayrı kalemler halinde talep ettiği geçici ve sürekli iş göremezlik zararı, bakıcı - bakım gideri ve SGK tarafından karşılanmayan belgesiz tedavi gideri talepleri yönünden ayrı ayrı ve gerekçelendirilmek sureti ile hangi talebin ne kadarının kabul, ne kadarının ret edildiği hususunda olumlu yada olumsuz, infazda tereddüt yaratmayacak mahiyette, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların tek tek sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüte mahal vermeyecek şekilde gösterilerek karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu biçimde davacı tarafın davaya konu ettiği tüm talepleri yönünden inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın, eksik inceleme ve değerlendirme ile gerekçe gösterilmeden, taraflara yükletilen hak ve sorumluluklar yönünden açık olmayan, taraflar yönünden şüphe ve tereddüt uyandıracak nitelikte hüküm kurulması (10.4.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 K sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararı), doğru olmadığı gibi; kabule göre de, davacı vekilinin dava ve bedel artırım dilekçesinde ki talepleri ile bağlı ve davalı ...'nın sorumlu tutulması gereken bakiye tazminat limiti ile sınırlı kalınarak karar verilmesi gerektiği gözetilmeden hüküm kurulması da isabetli görülmediğinden davacı vekili ile davalı ... vekilinin istinaf taleplerinin kabulü ile HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, kararın kaldırılma sebebine göre taraf vekillerinin sair istinaf taleplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. <br>\tDairemizin her iki kaldırma kararında da belirtildiği halde mahkemece verilen üçüncü kararda yine HMK’nın 297 maddesi aykırı olarak davacının talep konusu geçici işgörmezlik tazminatı -sürekli işgöremezlik tazminatı, bakıcı gideri ve SGK’ca karşılanmayan tedavi giderleri yönünden ayrı ayrı hüküm kurulmamıştır. Mahkemece davacı tarafın dava dilekçesi ve bedel artırım dilekçesinde ayrı kalemler halinde talep ettiği geçici ve sürekli iş göremezlik zararı, bakıcı - bakım gideri ve SGK tarafından karşılanmayan belgesiz tedavi gideri talepleri yönünden ayrı ayrı ve gerekçelendirilmek sureti ile hangi talebin ne kadarının kabul, ne kadarının ret edildiği hususunda olumlu yada olumsuz, infazda tereddüt yaratmayacak mahiyette, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların tek tek sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüte mahal vermeyecek şekilde gösterilerek karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu biçimde davacı tarafın davaya konu ettiği tüm talepleri yönünden inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın, eksik inceleme ve değerlendirme ile gerekçe gösterilmeden, taraflara yükletilen hak ve sorumluluklar yönünden açık olmayan, taraflar yönünden şüphe ve tereddüt uyandıracak nitelikte hüküm kurulması (10.4.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 K sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararı) doğru görülmemiştir.<br>\t2-Davacı vekili dava dilekçesinde kaza tarihini 06.02.2010 tarihi olarak belirtmiş son istinaf dilekçesine kadar bu konuda düzeltme yapmamış tüm aktüer raporlarında kaza tarihi 06.02.2010 olarak esas alındığından davacının yaşına göre hatalı hesaplama yapılmış ayrıca kaza tarihindeki poliçe limitleri de hatalı belirlenmiştir. Dosya kapsamından dava konusu kazanın 06.12.2010 tarihinde meydana geldiği, 01.05.2007 doğumlu davacı küçüğün kaza tarihinde bilirkişi raporlarında belirlendiği gibi 2 yaş 09 ay 05 günlük değil 3 yaş 6 ay 5 günlük olduğu, poliçe limitinin de kaza tarihi itibarıyla kişi başına sakatlanma –ölüm 175.000 TL, tedavi gideri 175.000 TL olduğu anlaşıldığından hatalı kaza tarihine göre düzenlenen 21.02.2022 tarihli aktüer raporlarının hükme esas alınması doğru görülmemiştir. Bu durumda mahkemece 06.12.2010 kaza tarihi, 01.05.2007 doğumlu davacının yaşı ve kaza tarihindeki poliçe limitlerine (175.000- 18.121 TL ödeme bakiye limit/175.000 TL limit) göre aktüer bilirkişiden ek rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden hatalı rapora göre karar verilmesi doğru görülmemiştir.<br>\t3-Dairemizin 08.04.2020 tarihli kaldırma kararının 5 nolu bendinde belirtilen davacının bakıcı gideri, 6 nolu bendinde belirtilen SGK tarafından karşılanmayan sağlık tedavi yol giderleri yönünden mahkemece bir inceleme yapılmadığı gibi kaldırma kararı gereği de yerine getirilmediğinden mahkemece kaldırma kararında belirtildiği gibi davacıya ait tüm tedavi evraklarının (gerektiğinde davacının muayenesinin de yapılarak) maluliyet raporunu düzenleyen AÜTF Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Adli Tıp ABD Başkanlığına gönderilerek yaralanması sebebiyle bakıcıya ihtiyacı olup olmadığı, bakıcıya ihtiyacı olduğunun tespiti halinde, süresine ilişkin denetime elverişli bir rapor alınması, bakıcı ihtiyacı ve süresinin tespitinden sonra aktüer bilirkişiden bakıcı giderine dair rapor alınması; dosya kapsamında SGK'nın sorumluluğunda bulunmayan belgesiz tedavi giderinin tespitine yönelik olarak da davacının yaralanması sebebiyle yapılması gereken belgesiz tedavi giderinin tespitine ilişkin adli tıp uzmanı doktor bilirkişiden rapor aldırılması ya da hakim tarafından TBK'nın 50/2 maddesi gereğince bu zarar miktarının belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu hususta her hangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmaması da doğru değildir. <br>\tAçıklanan nedenlerle davacı vekilinin açıklanan yönlere ilişkin istinaf talebinin kabulü ile HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve yukarıda açıklandığı üzere davanın yeniden görülüp infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde HMK'nın 297/2 maddesinde yapılan düzenlemeye uygun bir karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kararın kaldırılma sebebine göre davacı vekilinin sair istinaf taleplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. <br>\tHÜKÜM \t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>\tDosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, kararın kaldırılma sebebine göre davacı vekilinin sair istinaf taleplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına <br>\t2-İstinaf başvurma harcı dışında istinaf peşin harcı olarak alınan karar harcının istek halinde davacıya iadesine,<br>\t3-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine,<br>\t4-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK’nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 27.12.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.\t\t\t\t<br><br>Başkan <br>Üye <br>Üye <br>Katip<br> <br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır. <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d92189bada9478d5","SID":"a63b1ee7a8c03bae"}}