{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO: 2024/629 <br>KARAR NO: 2024/1427<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 13/12/2023<br>NUMARASI: 2018/408 (E) -  2023/892 (K)<br>DAVANIN KONUSU: Maddi ve Manevi Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 16/10/2024<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;       <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... uygulaması üzerinden çağırdığı motosiklet sürücüsü davalı ...'ün sevk ve  idaresindeki motosikletin arkasında kaskını, bonesini ve eldivenini giymiş bir şekilde seyahat ederken kontrollü geçilmesi için yanıp sönen ışıklara aldırış etmeyen ve dörtyol ağzından karşıya geçerken diğer davalı ...'un idaresinde bulunan ... plakalı ticari minibüs ile çarpışması sonucu meydana gelen kazada davacının çarpma ivmesiyle 8 metre kadar havadan ters şeride uçarak düştüğü ve çok ağır bir şekilde yaralanan müvekkilinin malul kaldığını, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 100 TL tedavi gideri, 100 TL geçici ve sürekli iş göremezlik olmak üzere toplam 200 TL maddi tazminat ile 30.000 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiş; 23/11/2021 tarihli bedel artırım dilekçesiyle 111.514,50 TL maddi tazminatın zararın istem tarihi olan 05/03/2018 tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalılardan  müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. Davalılar ... Sigorta AŞ vekili, ... vekili, ... vekili, ...  Limited Şirketi vekili cevap dilekçelerinde, davanın reddini savunmuşlardır. İlk derece mahkemesince; davanın, davalılardan ... Limited Şirketi yönünden feragat nedeniyle reddine, diğer davalılar yönünden feragattin sirayeti nedeniyle reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; işbu davada davalıların ihtiyari dava arkadaşı olup işleten sıfatını haiz olmayan ... Limited Şirketi yönünden yapılan kısmi feragatin diğer tüm davalılara sirayet ettirilemeyeceğini, motorun sahibi ve sürücüsü ... olup motorun çağrıldığı uygulama ... Limited Şirketinin işleten sıfatını haiz olmadığını, davalı ... ile ... Limited Şirketini arasında işçi işveren ilişkisi dahi olmadığını, maddi tazminat istemli davaların  tamamının reddi durumunda maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.Davacı taraf dava dilekçesinde, meydana gelen kazada yolcu olduğu motosikletin sürücüsü ve işleteni ile karşı aracın sürücüsü, işleteni ve zorunlu trafik sigortacısından müştereken ve müteselsilen  maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Yargılama sırasında davacı vekili tarafından davalı ... Şirketi yönünden davadan feragat ettikleri belirtilmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 61. maddesi uyarınca birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun (KTK) 85. maddesinin 1.  fıkrası gereğince  bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar. Aynı maddenin son fıkrasına göre de, işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur. Davadan feragatin diğer borçlulara sirayetinin düzenlendiği TBK'nin 168. maddesinin 2. fıkrası hükmüne göre alacaklı diğerlerinin zararına olarak borçlulardan birinin durumunu iyileştirirse, bunun sonuçlarına katlanır. Aynı Kanun'un 166. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, borçlulardan biri, ifa veya takasla borcun tamamını veya bir kısmını sona erdirmişse, bu oranda diğer borçluları da borçtan kurtarmış olur. Anılan maddenin 2. fıkrası gereğince de, borçlulardan biri, alacaklıya ifada bulunmaksızın borçtan kurtulmuşsa, diğer borçlular bundan, ancak durumun veya borcun niteliğinin elverdiği ölçüde yararlanabilirler. Yine TBK'nin 168. maddesinin 1. fıkrası hükmüne göre, diğerlerine rücu hakkından yararlanan müteselsil borçlulardan her biri, ödediği miktar oranında alacaklının haklarına halef olur. Burada, ifada bulunan müteselsil borçlunun alacaklıya halef olması hali düzenlenmekte olup madde metninden de anlaşılacağı üzere, alacaklının müteselsil borçlulardan biri hakkındaki davadan feragat etmesi, alacaklıya yapılan ödeme nedeniyle olması durumunda, diğer müteselsil borçlular o ödeme oranında borcun sona ermesinden yararlanırlar. Davadan feragat, öncelikle bir usul işlemidir. Dava konusu olayda, davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğundan davacı tarafın davalılardan birisi hakkındaki feragati usul hukuku bakımından diğer davalı aleyhine bir sonuç doğurmaz ise de, davadan feragat aynı zamanda bir maddi hukuk işlemi olduğundan, TBK’nin 166 vd. maddeleri çerçevesinde diğer müteselsil borçlu davalıya da sirayet edip etmeyeceği, feragat beyanının bu davalıyı da kapsayıp kapsamadığı hususunun değerlendirilmesi gerekmektedir.Davacı vekili, dava dilekçesinde motosikletin maliki olarak belirttiği ... şirketiden de tazminat talebinde bulunmuş, dosyaya sunduğu 22/06/2023 tarihli dilekçesi ile de davalı ... şirketi yönünden davadan feragat ettiğini bildirmiş, 13/12/2023 tarihli karar duruşmasında ise hiçbir ödeme almadıklarını sadece bu davalı yönünden davadan feragat ettiklerini, diğer davalılara yönünden davalarının devam ettiğini beyan etmiştir.Yukarıda da değinildiği üzere; Türk Borçlar Kanunu'nun 61. maddesi, müşterek ve müteselsil sorumluluğu ortak kusura göre değil, farklı hukuksal nedenlere bağlamıştır. Eksik teselsül olarak da bilinen bu düzenleme gereğince haksız eylem sorumlusu zarar görenin zararını karşılamışsa, bunu kimseye rücu edemeyecektir. Yasadan dolayı sorumlu olan kişi, zarar görenin zararını ödemişse haksız eylem sorumlusuna rücu edebilecektir.  Eldeki davada ise davacıların zararının karşılandığına ilişkin bir iddia olmadığı gibi feragat edilen davalı  ... Ltd. Şti. davacının yolcu olduğu ... plakalı motosikletin işleteni, davalılardan ... ise bu aracın sürücüsü olup haksız eylemi gerçekleştiren kişidir. Sürücü  ...'ün işleten ... Ltd. Şti.'ne rücu hakkı bulunmamaktadır. Rücu hakkı olmadığına göre iç ilişkide davalı sürücünün durumunun ağırlaştırılması söz konusu olamaz. Haksız eylemi gerçekleştiren sürücünün işletene rücu hakkı olmadığından ve iç ilişkide davacıların işleten hakkındaki feragati sürücünün durumunu ağırlaştırmadığından davalı sürücü hakkındaki davanın reddedilmiş olması doğru değildir. Dolayısıyla  davalı  ... yönünden işin esası incelenip sonucuna göre karar verilmelidir. Diğer yandan davalı motosiklet işleteni hakkındaki davadan feragat edilmesi nedeniyle,   müteselsil sorumluluk ilkelerine göre iç ilişkideki durumu ağırlaşan  davalı ... plakalı aracın  sürücüsü ..., işleteni ... ve sigortacısı ... ...şirketi (motosiklet sürücüsü ve işletenine karşı, motosiklet sürücüsünün kusuruna karşılık gelen tazminat miktarınca durumu ağırlaşan)  hakkında da yargılamaya devam edilip koşullarının oluşması halinde, bu davalıların, tazminatın diğer davalılara rücu edilemeyecek kısmı (tazminatın %35'i oranında) bakımından değerlendirme yapılarak karar verilmesinin gerekmesine rağmen bu hususlar nazara alınmaksızın  yerinde olmayan gerekçeyle yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın kaldırılması gerekmiştir. Kabule göre de; ilk derece mahkemesinin karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/4. maddesinde \"Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur.\" düzenlemesine yer verilmesine rağmen, mahkemece nispi vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı olmuştur. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nin 353/1-a/6. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nin 353/1-a/6. maddesi uyarınca kaldırılmasına,2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine,3-İstinaf başvurusu için yatırılan karar ve ilam harcının istek halinde ilk derece mahkemesince  yatırana  iadesine, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf talep eden tarafından istinaf aşaması için yatırılan gider avansının yatıran tarafa iadesine,7-İİK'nin 36/5. maddesi gereğince, istinaf sonucuna göre davacı tarafından tehiri icra talebi kapsamında icra dosyasına sunulan teminat mektubunun davacıya iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.16/10/2024\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"98029eb46178bce4","SID":"3ffd7d465310d912"}}