{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi               21.Hukuk Dairesi  2022/1164  Esas 2024/1310  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2022/1164 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2024/1310<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br>BAŞKAN\t\t: ... \t  ...<br>ÜYE\t\t: ... \t  ...<br>ÜYE\t\t: ...\t\t  ...<br>KATİP\t\t: ...\t...<br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br>TARİHİ\t\t: 12/04/2022<br>NUMARASI\t\t: 2019/411 Esas 2022/261 Karar<br>DAVACI\t:\t<br>VEKİLİ<br>DAVALI\t:<br><br>DAVA\t: Menfi Tespit<br>DAVA TARİHİ\t: 31/07/2019<br>KARAR TARİHİ\t: 05/12/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 03/01/2025 <br><br>\tTaraflar arasındaki menfi tespit istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.  <br>\tDAVA<br>\tDavacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından müvekkilleri aleyhine icra takibi başlatıldığını, müvekkillerinin tanıdığı dava dışı ...'ın davalı bankadan kredi kullandığını, müvekkillerinin krediye müteselsil kefil olduğunu, bankayla aralarında kefalet sözleşmesi imzalandığını, asıl borçlunun kredi borcunu ödemediğini, davalı banka tarafından çekilen ihtar üzerine müvekkillerinin kefil olduğu 100.000,00 TL'yi masraflarıyla birlikte davalı bankaya 112.218,38 TL olarak ödediklerini, davalı bankanın müvekkillerinden aldığı ve imzalatırken hiçbir açıklama yapmadığı belgeyi kambiyo senedi haline getirerek alacaklı hanesine de asıl borçluyu yazarak müvekkillerini borçlu gösteren kambiyo senedi düzenleyip, senede dayalı olarak müvekkilleri aleyhine icra takibi başlattığını, müvekkillerinin kefaletten kaynaklı borçlarını ödediklerini, başka bir borçlarının bulunmadığını belirterek müvekkillerinin davalıya borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. <br><br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan sözleşmeye istinaden kullandırılan kredinin ödenmediğini, kredi kullanılırken davacılar tarafından müvekkiline verilen senetlere dayanılarak icra takibi başlatıldığını, davacılar tarafından yapılan ödemeyle borcun kapanmadığını, davacıların hür iradeleriyle kefil olduğunu, takibin kambiyon senedine dayalı olarak başlatıldığını, müvekkilinin elinde bulundurduğu senede ilişkin işlem yapmakta herhangi bir kısıtlamaya tabi olmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, davalı banka ile asıl borçlu ... arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davacının 100.000,00 TL kefalet limiti kadar kefil olduğu, söz konusu kredi sözleşmesi kapsamında dava ve takibe konu senedin tanzim edildiği, davalının 21.12.2021 tarihli yazısında söz konusu senedin borçlu tarafından kanuni takibe aktarılan 03.09.2014 tarihli genel kredi sözleşmesi nedeniyle verildiğinin bildirildiği, bononun genel kredi sözleşmesi ile kullandırılan kredinin teminatı olduğunun görüldüğü, bu kapsamda bilirkişi raporuna göre  takip tarihi itibariyle dava dışı asıl kredi borçlusuna 03.09.2014 tarihli gks tahtında verildiği, davacı ...'ın da müteselsil kefaletinin olduğu tespit edilen 5584**** ****5494 nolu üretici kartın 04.09.2019 hesap kesim ve son ödeme tarihli ekstre borcundan kaynaklanan ödenmemiş 21,02 TL borcun bulunduğunun tespit edildiği, davacının davalıya takip dosyasına konu borçtan ve senetten kaynaklanan 101.988,57 TL yönünden borçlu olmadığının anlaşıldığı, davalının kötüniyetli olduğunun ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının davalıya takibe konu borçtan ve senetten kaynaklanan 101.988,57 TL yönünden borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu senedin teminat senedi niteliği taşımadığını, bahse konu senedin asıl borçlu tarafından ödeme aracı olarak verildiğini, ve kambiyo senedi niteliğinde olduğunu, illetten mücerretlik ilkesi gereği kambiyo senetlerinin doğumuna sebep olan ilişkiden bağımsız ve soyut olduğundan taraflar arasında başkaca borç ilişkisinin bulunup bulunmadığına bakılmayacağını, dava konusu senet incelendiğinde üzerinde teminat amaçlı verildiğine yönelik bir açıklama bulunmadığını, nitekim asıl borçlu ile imzalanan genel kredi sözleşmelerinde de takip dayanağı senedin teminat olarak verildiğine dair bir kayıt bulunmadığını, bu yöndeki itirazlarının mahkemece kabul görmeyerek senetlerin 03.09.2014 tarihli gks'ye istinaden kullandırılan kredilerin teminatı olduğunun kabulü ile söz konusu gks'den kaynaklı herhangi bir borç kalmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verildiğini, yazılı beyanlarında belirtildiği üzere dava konusu senet asıl borçlu tarafından takibe aktarılan kredilerin tahsili için temlik cirosunun müvekkiline verildiğini, asıl borçlunun ise 13.10.2014 tarihli gks ve ek cari hesap sözleşmelerinden kaynaklı devam eden ve takibe aktarılan kredi riskleri bulunduğunu, davacılar tarafından asıl borçlu lehine düzenlenen senedin, devam eden kredi risklerinin tahsili amacı ile müvekkiline sunulduğunu, mahkemece eksik araştırma yapılarak asıl borçlunun müvekkili nezdinde devam eden kredi risklerinin tespitinin yapılmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; kambiyo senedine dayalı olarak davalı banka tarafından başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tİlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında 26/01/2021 tarihli celsede davacılar ... ve ... yönünden açılan davanın tefrikine karar verilmiş, işbu davada davacı ... tarafından açılan dava yönünden yargılamaya devam olunarak hüküm kurulmuştur. <br>\tAnkara 20. İcra Müdürlüğünün 2019/5565 sayılı icra takip dosyası sureti, takip dayanağı kambiyo senedi, genel kredi sözleşmesi suretleri, hesap kat ihtarı, yargılama aşamasında bankacı bilirkişiden alınan 09/03/2021 tarihli kök, 17/09/2021 tarihli birinci ek, 27/12/2021 tarihli ikinci ek, 11/03/2022 tarihli üçüncü ek bilirkişi raporu, davalı banka müzekkere cevabı, davalı vekilinin 01/11/2021 tarihli yazılı beyan dilekçesi, banka dekontları, davacı tarafından davalıya gönderilen 09/04/2020 tarihli ihtarname, kefaletnameye ilişkin sözleşme suretleri, üretici kart ekstreleri, dava dışı asıl borçlunun banka hesap ekstreleri, Ankara 20. İcra Müdürlüğünün 2019/4305 sayılı takip dosyası sureti dosya içerisinde yer almaktadır. <br>\tDava konusu Ankara 20. İcra Müdürlüğünün 2019/5565 sayılı icra takip dosyası incelendiğinde, davalı alacaklı banka tarafından davacı ve diğer borçlular aleyhine toplam 102.009,59 TL alacağın tahsili talebi ile, Ankara 20. İcra Müdürlüğünün 2019/4305 sayılı takip dosyasıyla tahsilde tekerrür olmamak üzere, kambiyo senedine dayalı olarak icra takibi başlatıldığı görülmüştür. <br>\tAnılan icra takip dayanağı kambiyo senedi incelendiğinde, tanzim tarihinin 13/10/2014, vade tarihinin 18/03/2019, borçlularının ..., ... ve ..., lehtarının ... olduğu, ihdas nedeninin nakden yazılı bulunduğu anlaşılmıştır. <br>\tDavalı banka ile dava dışı ... arasında 02/04/2014 tarihli 20.000,00 TL limitli, 03/09/2014 tarihli 100.000,00 TL limitli, 13/10/2014 tarihli 100.000,00 TL limitli, 11/07/2017 tarihli 900.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmeleri imzalanmış olup,  sözleşmelerde doğrudan davacının müteselsil kefil sıfatıyla imzası yer almamaktadır. <br>\tDavacı ile davalı banka arasında ...'ın bankayla akdettiği 02/04/2014 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandığı/kullanacağı kredilerin teminatını teşkil etmek üzere 02/04/2014 tarihli 20.000,00 TL limitli müteselsil kefil sıfatının yazılı bulunduğu kefaletname imzalanmış, aynı tarihte davacının eş rızası alınmıştır. <br>\tTaraflar arasında ...'ın bankayla akdettiği 03/09/2014 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandığı/kullanacağı kredilerin teminatını teşkil etmek üzere 03/09/2014 tarihli 100.000,00 TL limitli müteselsil kefil sıfatının yazılı bulunduğu kefaletname imzalanmış, aynı tarihte davacının eş rızasının alındığı görülmüştür. <br>\tDavalı tarafından dava dışı asıl borçlu ...'ın kredi hesabı kat edilerek davacı, dava dışı asıl borçlu ve diğer borçlulara 19/02/2019 tarihli hesap kat ihtarnamesi gönderilerek toplam 572.467,39 TL'nin 3 günlük atıfet süresi içerisinde ödenmesi istenmiştir. <br>\tDavacı tarafından 23/11/2018 tarihinde davalı bankaya ...-... kefilliğe istinaden açıklamasıyla 79.050,00 TL ödendiği, 23/11/2018 tarihli dekontta ..., 16 ek no'lu taksitli kredi hesabında kredi borcu kalmamıştır, kredi borcu kapama işlemi ibarelerinin yer aldığı, 23/11/2018 tarihinde ... tarafından üretici kart geri ödemesi açıklamasıyla 33.168,38 TL ödendiği banka dekontlarıyla sabittir. <br>\tDavacı tarafından davalıya gönderilen 09/04/2020 tarihli ihtarname ile davalı bankaya yapılan ödemelerin icra dosyasına haricen tahsil olarak bildirilmesi talep edilmiştir. <br>\tAnkara 20. İcra Müdürlüğünün 2019/4305 sayılı takip dosyası ile, davalı tarafından dava dışı ...  ve ... aleyhine toplam 599.645,89 TL alacağın tahsili talebiyle kambiyo senedine dayalı olarak icra takibi başlatılmıştır.<br>\tDavalı vekili 01/11/2021 tarihli yazılı beyan dilekçesi ile, dava konusu icra takibine dayanak senedin teminat senedi olmadığını bildirmiştir. <br>\tDavalı bankaya yazılan müzekkereye verilen 21/12/2021 tarihli cevapta, takip konusu senedin borçlu tarafından kanuni takibe aktarılan risklerin tahsili için temlik cirosuyla bankaya verildiği, kanuni takibe atılan risklerin 03/09/2014 tarihli genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığı bildirilmiştir.<br>\tYargılama aşamasında alınan bilirkişi kök raporunda eksik belgelerin bildirilmesi üzerine banka kayıtları üzerinde yerinde yapılan inceleme ile hazırlanan bilirkişi birinci ek raporunda, davacıların kefil olduğu 03/09/2014 tarihli genel kredi sözleşmesi tahtında kullanılan üretici karttan doğan borcun davacılar tarafından 23/11/2018 tarihinde yatırılan 79.050,00 TL ile kapatıldığı ancak  04/09/2019 hesap kesim ve son ödeme tarihli 21,02 TL olarak tahakkuk eden kredi kartı ekstre borcunun ödenmediği, bu tutardan davacıların kefil olarak sorumlu olduğu, davacıların kefalet imzalarının bulunmadığı 11/07/2017 tarihli genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borçtan sorumluluklarının bulunmadığı, takip konusu alacağın kaynağının 11/07/2017 tarihli genel kredi sözleşmesine istinaden kullandırılan kredi olduğu, davacıların kefil olarak sorumlu bulundukları kanaatine varılırsa takip tarihi itibarıyla davalının 102.009,59 TL alacaklı bulunduğu tespit edilmiştir. <br>\tAlınan ikinci ek raporda, 02/04/2014 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında devam eden borcun tespit edilmediği, dava dışı asıl borçluya 03/09/2014 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında verildiği ve davacının müteselsil kefil olduğu üretici kart nedeniyle 21,02 TL borçlu bulunduğu yönünde kanaat bildirilmiştir. <br>\tAlınan üçüncü ek raporda, 21,02 TL tespit edilen borcun 19/04/2019 takip tarihinden sonra 04/09/2019 hesap kesim, son ödeme tarihi, ekstre ile tahakkuk ettiği, davalı bankanın 21,02 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. <br>\tDavacı yan, kefaletten kaynaklanan borcun kefalet limiti dahilinde ödendiğini, takip dayanağı senedin davalı banka tarafından hiçbir açıklama yapılmadan alınarak kambiyo senedi halinde getirildiğini, takip nedeniyle davalı bankaya borçlu olmadığını iddia etmiş, davalı yan ise senedin kambiyo senedi olmadığını, illetten mücerret olduğunu, senetten kaynaklanan alacak bulunduğunu savunmuştur. Mahkemece, davalı bankanın yazısında senedin kanuni takibe aktarılan 03/09/2014 tarihli genel kredi sözleşmesi ile kullandırılan kredi sözleşmesi nedeniyle verildiğinin bildirildiği, senedin kullandırılan kredinin teminatı olduğu, bilirkişi raporuyla bu sözleşmeden kaynaklanan ödenmemiş borcun 21,02 TL olduğunun tespit edildiği, bakiye takip bedeli yönünden davacının davalıya borçlu olmadığı gerekçesiyle yukarıda özetlendiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. <br>\tTaraflar arasında davalı banka ile dava dışı asıl borçlu arasında akdedilen genel kredi sözleşmeleri nedeniyle kullandırılan kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesabın kat edildiği, davacının borçlu olarak imzasının yer aldığı, davalının hamili olduğu bonoya dayalı olarak davalı tarafından davacı ve diğer borçlular aleyhine dava konusu icra takibinin başlatıldığı hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. <br>\tUyuşmazlık, dava konusu icra takip dayanağı bononun genel kredi sözleşmesinin teminatı olup olmadığı, teminatı ise hangi sözleşmesinin teminatı niteliği bulunduğu, takibe konu alacağın hangi genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığı, dava tarihi itibarıyla davacının dava konusu icra takibi nedeniyle borçlu olmadığı bir miktarın bulunup bulunmadığı, var ise miktarı hususlarından kaynaklanmaktadır. <br>\tDavalı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, taraflar arasında 03/09/2014 ve 02/04/2014 tarihli kefalet sözleşmeleri imzalanmış olup, anılan sözleşmelerde davalı ile dava dışı asıl borçlu arasında akdedilen aynı tarihli genel kredi sözleşmelerine atıf yapılarak davacının kefaletinin asıl borçluyla davalı arasında akdedilen 03/09/2014 ve 02/04/2014 tarihli genel kredi sözleşmelerinden doğmuş ve doğacak borçların teminatı olduğu hükme bağlanmıştır.<br>\tDava konusu icra takibinde ise davacının borçlu, dava dışı asıl borçlunun lehtar, davalının ise hamil olduğu bono dayanak gösterilerek davalı tarafından davacı aleyhine kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlatılmıştır. Bir başka anlatımla dava konusu icra takibinde kefalet sözleşmeleri, genel kredi sözleşmeleri dayanak olarak gösterilmemiştir.<br>\tDavalı yan cevap dilekçesinde ve aşamalarda dava konusu icra takibine dayanak bononun teminat olmadığını savunmuş ise de, yargılama aşamasında davalı bankaya yazılan müzekkereye verilen 21/12/2021 tarihli cevapta, takip konusu senedin kanuni takibe aktarılan risklerin tahsili için temlik cirosuyla bankaya verildiğini bildirdikten sonra kanuni takibe aktarılan risklerin 03/09/2014 tarihli genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığını bildirmiştir.<br>\tYargılama aşamasında alınan ve banka kayıtları üzerinde yerinde yapılan inceleme sonucu hazırlanan  bilirkişi ek raporları ile davalının 03/09/2014 tarihli genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının 21,02 TL olduğu, takibe konu bakiye borcun davacının kefaletinin bulunmadığı 11/07/2017 tarihli genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığı tespit edilmiştir.<br>\tAlınan rapor ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli niteliktedir.<br>\tHal böyle olunca, mahkemece bilirkişi ek raporlarının ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunduğu, davalı bankaya yazılan müzekkereye verilen cevapta, takip konusu senedin kanuni takibe aktarılan risklerin tahsili için temlik cirosuyla bankaya verildiğini bildirdikten sonra kanuni takibe aktarılan risklerin 03/09/2014 tarihli genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığını bildirdiği, davalının anılan sözleşmeden kaynaklanan alacağının 21,02 TL olduğu, takibe konu bakiye borcun davacının kefaletinin bulunmadığı genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığı, bu borçtan davacının sorumlu tutulamayacağı gözetilerek  yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>\t2-Davalıdan alınması gerekli olan 6.966,84 TL istinaf karar harcından peşin alınan 1.743,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.223,84 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, <br>\t3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,  <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi.  05/12/2024<br><br>Başkan - ...              Üye - ...                  Üye - ...              Zabıt Katibi - ...<br>...       ...       ...        ... <br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4a76bc8cde70a4e3","SID":"b5a567d391511596"}}