{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    21. HUKUK DAİRESİ     2022/874 Esas  - 2024/1421 Karar<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2022/874 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2024/1421<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br>TARİHİ\t\t: 29/12/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/436 Esas 2021/911 Karar<br>DAVACI<br>VEKİLİ<br>DAVALI \t<br><br>DAVA\t: Tazminat <br>DAVA TARİHİ\t: 30/09/2020<br>KARAR TARİHİ\t: 13/12/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 13/12/2024<br><br>\tTaraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... envanterine kayıtlı ... plakalı  aracın 01/10/2018 tarihinde sürücünün İstanbul D100  Kuzey Yan Yol Haliç Köprü Mevkiine geldiği esnada direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu tek araçlı maddi hasarlı yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini,  kaza sonrasında 80.290,26 TL yedek parça tutarı, 6.000,00 TL 'de işçilik maliyeti olmak üzere 86.290,26 TL hasar tutarının belirlenmesi üzerine aracın perte ayrılmasına karar verildiğini ve davalı sigorta şirketi nezdinde pert total işlemlerinin başlatıldığını, sigorta şirketi tarafından yaptırılan eksper sonucunda dava konusu aracın rayiç bedelinin 80.000,00 TL belirlendiğini, ancak aracın gerçek rayiç  bedelinin 127.226,00 TL olduğunu, 47.226,00 TL daha eklenmesi halinde kabul edileceğinin bildirildiğini, ancak davalı şirket tarafından bu talep kabul edilmeyerek herhangi bir ödeme yapılmadığını iddia ederek fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla aracın rayiç bedeli olarak belirlenen 127.226,00 TL muaccel olduğu tarihinden itibaren temerrüt faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  bahsi geçen ... plaka sayılı aracın müvekkili şirkette 348045918 numaralı ve 13/072018 - 13/07/2019 vadeli genişletilmiş kasko sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, davacının iddialarını kabul etmemekle poliçede belirtildiği üzere aracın tam hasara uğraması durumunda hasar anı itibariyle eksper tarafından yapılan piyasa araştırması neticesinde rayiç bedel tespit edildiğini, davacının iddialarının aksine TSB bedeli rayiç bedeli ifade etmediğini,  eksper raporu tarafından özel şart gereği tespit edilen rayiç bedele ilişkin  itirazın kabul edilmesinin mümkün olmayacağını, TTK hükümleri ve Yargıtay içtihadına göre  ihbar yükümlülüğünün iyi niyet kurallarına  aykırı kullanılması halinde davacı sigorta ettirenin münferit olayda kazanın poliçe teminat kapsamında ve sigorta himayesi için bulunduğunu ispat etmesi gerektiğini, talep edilen hasar bedelinin davacı tarafından ispatlanması gerektiğini, davacının talebinin fahiş olduğunu, müvekkili şirket yalnızca dava tarihinden itibaren yasal faizden sorumlu  olabileceklerini, müvekkili şirketin sorumlu bulunması durumunda sorumluluğunun açıklanan nedenlerle ve azami limit ile sınırlı olacağını bildirerek  davanın reddini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece;  davalı ... Sigorta Şirketi tarafından, uyuşmazlık konusu 348045918 no.lu Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi teminat limitleri dahilinde 107.665,00 TL'nin davacı ... Bakanlığı'na ödenmesi gerektiğinin bilirkişi raporunda belirtildiğini, sigortacı hesap  bilirkişinin raporu  dosya kapsamına  ve uyuşmazlığa uygun,  karar ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, davalı sigorta şirketi  tarafından kasko sigortası yapılan davacıya ait araçta meydana gelen trafik kazası nedeniyle pert total bedelinin 107.665,00 TL olduğu gerekçeleriyle davanın  kısmen kabulü ile, 107.665,00 TL tazminat alacağının TTK'nun 1427/2.maddesine göre muaccel olduğu tarihten itibaren temerrüt faizi ile ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın tamamen kabulünün gerektiğini, ... Şirketi tarafından yayınlanan kasko değer listesinde aracın rayiç bedelinin 127.226,00 TL olarak belirlendiğini, bu nedenle mahkemece hükmedilen bedelin düşük olduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.<br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun eksik inceleme ile düzenlendiğini, sigortalı aracın kaza tarihindeki rayiç bedelinin tespit edilmediğini, rapora karşı itirazlarının değerlendirilmediğini, poliçede düzenlenen 9.madde gereği davacının eksper tarafından bu maddeye göre belirlenen rayiç bedele itirazının hukuki dayanağı bulunmadığını, ekspertiz raporunun delil niteliğinin mahkemece gözetilmediğini, bilirkişi raporunda tespit edilen rayiç bedelin yüksek olduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.<br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; davalı sigorta şirketi  tarafından kasko sigortası yapılan davacıya ait araçta meydana gelen trafik kazası nedeniyle pert total bedelinin tam ödenmesine ilişkin tazminat  davasına ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tKasko sigorta poliçesi ve hasar dosyası, ekspertiz raporu, davalının davacıya hitaplı 04/12/2018 tarihli yazısı, trafik tescil kayıtları, kaza tespit tutanağı, aracın rayiç bedeline ilişkin internet çıktıları, aracın renkli fotoğrafları, kasko değer listesi ve sair deliller dosya arasında mevcuttur.  <br>\t01/02/2021  tarihli 1.bilirkişi raporunda özetle; dava konusu araca ait kasko poliçesi kapsamında, dava konusu araca için rayiç bedel, poliçede belirtilen yöntemle eksper tarafından piyasa araştırması sonucu belirlenen değer olduğunu,  Davacı tarafın talep ettiği, 127.226,00 TL tutarındaki tazminatın haksız ve fahiş olduğunu. Sonuç olarak davacıva ait aracta mevdana gelen gercek hasar ekspertiz raporunda belirtilen 86.290,26 TL tutarındaki bedelin çok üzerinde olacağını,   348045918 nolu kasko poliçesi genişletilmiş kasko olduğu ve araçta meydana gelen hasarın poliçe kapsamında olduğu bildirilmiştir.<br>\t08/07/2021 tarihli 2.bilirkişi raporunda özetle; Uyuşmazlığın 348045918 nolu Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi teminat kapsamında olduğunu,  01.10.2018 tarihli Kasko Kesin Ekspertiz Raporunun ilgili mevzuata uygun şekilde tanzim edilmediğini,   mahkeme tarafından raporun hükme esas alınmasının takdir edilmesi durumunda anılan rapordaki toplam sigorta bedelinin 107.665,00-TL, araç bedelinin 107.665,00-TL ve yedek parça toplam tutarının 107.335,46-TL. olarak tespit edildiği göz önüne alınarak davalı ... Sigorta Şirketi tarafından, uyuşmazlık konusu 348045918 no.lu Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi teminat limitleri dahilinde 107.665,00-TL'nin davacı ... Bakanlığı'na ödenmesi gerektiğini, aşan tutardan duvalı sigortacının sorumlu tutulamayacağı bildirilmiştir. <br>\t 16/11/2021 tarihli ek bilirkişi raporunda özetle; Endekssiz Toplam Sigorta Bedeli, aracın sigortalanabilir bedelini ortaya koymakta olup ekspertiz raporunda araç bedeli de aynı tutarda tespit edildiğinden hukuka aykırı olan enflasyon klozu uygulanmaksızın 107.665,00-TL bedel üzerinden  tazminat talebinin mümkün olduğu, buna göre sonuç olarak  348045918 no.lu Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi kapsamında 107.665,00-TL tazminattan davalının sorumlu tutulabileceği bildirilmiştir. <br>\tDosya kapsamından, davacı ... envanterine kayıtlı ... plakalı  aracın 01/10/2018 tarihinde sürücünün İstanbul D100  Kuzey Yan Yol Haliç Köprü Mevkiine geldiği esnada direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu tek araçlı maddi hasarlı yaralamalı trafik kazası meydana geldiği,  kaza sonrasında 80.290,26 TL yedek parça tutarı, 6.000,00 TL 'de işçilik maliyeti olmak üzere 86.290,26 TL hasar tutarının belirlenmesi üzerine aracın perte ayrılmasına karar verildiği ve davalı sigorta şirketi nezdinde pert total işlemlerinin başlatıldığı, sigorta şirketi tarafından yaptırılan eksper sonucunda dava konusu aracın rayiç bedelinin 80.000,00 TL belirlendiği, ancak davacı yanca bu bedelin kabul edilmeyerek aracın gerçek rayiç  bedelinin 127.226,00 TL olduğunu, 47.226,00 TL daha eklenmesi halinde kabul edileceğinin 23/10/2018 tarihli yazı ile davalıya bildirilmesi üzerine davalı tarafından davacı hitaplı 04/12/2018 tarihli yazı ile aracın rayiç bedelinin 80.000,00 TL olarak tespit edildiği belirtilerek ödeme yapılmaması üzerine eldeki davanın açıldığı, mahkemece alınan 08/07/2021 tarihli kök ve 16/11/2021 tarihli ek bilirkişi raporlarında tespit edildiği üzere sigortalı aracın rayiç bedelinin 107.665,00-TL olduğu, bilirkişi raporunun ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli ve dosya kapsamına uygun olmakla hüküm kurmaya yeterli olduğu, sigortalı aracın pert total kabul edilmesine yönelik taraflarca ileri sürülen bir itiraz bulunmadığı anlaşılmakla ilk derece mahkemesince sigortalı aracın rayiç bedelinin 107.665,00TL olduğuna yönelik kabulünde bir isabetsizlik görülmediğinden taraf vekillerinin bu yönlere ilişkin istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. <br>\tBununla birlikte, davacı yanca dava dilekçesinde muacceliyete ilişkin herhangi bir tarih belirtilmeksizin ve açıklama yapılmaksızın 127.226,00 TL'nin \"muaccel olduğu tarihten itibaren\" temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi talep edilmiş, ilk derece mahkemesi kararında da muacceliyetin hangi tarihte gerçekleştiğine ilişkin herhangi bir gerekçe yazılmadığı gibi hüküm kısmında da herhangi bir tarihe yer verilmeksizin 107.665,00 TL alacağın TTK'nun 1427/2.maddesine göre \"muaccel olduğu tarihten itibaren\" temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. <br>\t6100 sayılı HMK'nun 297. maddesinde, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiği açıklanmıştır. Buna göre; bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hâkim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini resen araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar (Arslan, Ramazan/Yılmaz, Ejder/Taşpınar Ayvaz, Sema/Hanağası, Emel; Medeni Usul Hukuku, Ankara, 2018, s. 474.).<br>\t 6100 sayılı HMK'nun 297/2. maddesi ise; \"Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.\" düzenlemesini içermektedir.  Hükmün infazda tereddüt oluşturup oluşturmadığının incelenmesi kamu düzeni ile ilgilidir.<br>\tAnayasa'nın 141. maddesi gereğince de bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup, gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. <br>\tKanun’un aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve istinaf ve temyiz sırasında hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur. <br>\tNitekim 07/06/1976 tarihli ve 1976/3-4 Esas 1976/3 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde yer alan \"Gerekçenin ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde geçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği yasa koyucunun amacına uygun olduğu gibi kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir.\" şeklindeki açıklama ile de aynı ilkeye vurgu yapılmıştır.<br>\tÖte yandan mahkeme kararlarının taraflar, bazen de ilgili olabilecekleri başka hukuki ihtilaflar yönünden etkili ve bağlayıcı kabul edilebilmeleri, başka bir dava yönünden kesin hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi hukuksal değerlendirmeler de bu kararların yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür. Hem esastan hem de zaman aşımından ret kararı verilmesi HMK'nun 297. maddesi ile Anayasanın 143. maddesine aykırıdır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 31/01/2019 tarih ve 2017/11-149 Esas 2019/49 Karar sayılı ilamı). \t<br>\tAnılan hükümler kamu düzenine ilişkin olup re'sen gözetilecektir.<br>\tYukarıdaki düzenlemeler ışığında somut olayın değerlendirilmesine gelince;   dava dilekçesinde muacceliyete ilişkin herhangi bir tarih belirtilmeksizin ve açıklama yapılmaksızın 127.226,00 TL'nin \"muaccel olduğu tarihten itibaren\" temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi talep edilmiş, ilk derece mahkemesince 107.665,00 TL alacağın TTK'nun 1427/2.maddesine göre \"muaccel olduğu tarihten itibaren\" temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş olup, mahkemece muacceliyetin hangi tarihte gerçekleştiğine ilişkin herhangi bir gerekçe yazılmadığı gibi hüküm kısmında da herhangi bir tarihe yer verilmeksizin hükmedilen alacağın \"muaccel olduğu tarihten itibaren\" temerrüt faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi  nedeniyle alacağa hangi tarihten itibaren faiz işletileceği gerek gerekçeden, gerekse de hüküm kısmından anlaşılamamaktadır. <br>\tHal böyle olunca ilk derece mahkemesi kararı infazda tereddüte neden olduğu gibi faizin başlangıç tarihi yönünden herhangi bir gerekçe yazılmadığından HMK'nun 297. ve Anayasa'nın 141/3.maddesine aykırılık teşkil ettiğinden kamu düzenine aykırılık oluşturan bu husus re'sen gözetilmiş, dosya kapsamı, yargılamanın geldiği aşama ve usul ekonomisi nazara alınarak Dairemizce değerlendirme yapılarak yeniden hüküm kurulması yoluna gidilmiştir. <br>\t6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun  1427. maddesinin 2. fıkrasında \"Sigorta tazminatı veya bedeli rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve riziko ile ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her halde 1446. maddeye göre yapılacak ihbardan 45 gün sonra muaccel olur. Can sigortaları için bu süre on beş gündür. Sigortacıya yüklenemeyen bir kusurdan dolayı inceleme gecikmiş ise süre işlemez.\"; 4. fıkrasında ise \"Borç muaccel olunca sigortacı ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşer.\" hükmünü haizdir.<br>\tSomut olayda, dava konusu kaza sonrasında 80.290,26 TL yedek parça tutarı, 6.000,00 TL 'de işçilik maliyeti olmak üzere 86.290,26 TL hasar tutarının belirlenmesi üzerine aracın perte ayrılmasına karar verildiği ve davalı sigorta şirketi nezdinde pert total işlemlerinin başlatıldığı, sigorta şirketi tarafından yaptırılan eksper sonucunda dava konusu aracın rayiç bedelinin 80.000,00 TL belirlendiği, ancak davacı yanca bu bedelin kabul edilmeyerek aracın gerçek rayiç  bedelinin 127.226,00 TL olduğu ve 47.226,00 TL daha eklenmesi halinde kabul edileceğinin 23/10/2018 tarihli yazı ile davalıya bildirilmesi üzerine davalı tarafından davacıya hitaplı 04/12/2018 tarihli yazı ile aracın rayiç bedelinin 80.000,00 TL olarak tespit edildiği belirtilerek ödeme yapılmadığı, böylelikle davacının 127.226,00 TL tazminat talebini davalıya 23/10/2018 tarihli yazı ile bildirdiği, TTK'nun 1427/2.maddesi gereğince davacının tazminat istemi  bu bildirimden itibaren 45 gün sonra muaccel olacak ise de, davalının 04/12/2018 tarihli yazı ile davacının 127.226,00 TL'lik tazminat istemini kabul etmediği ve ödeme yapmadığı gözetildiğinde Dairemizce muaccelliyetin 04/12/2018 tarihinde gerçekleştiği, böylelikle hükmedilen alacağa 04/12/2018 tarihinden ve taraflar arasındaki ilişkinin, TTK’nda düzenlenen sigorta sözleşmesinden kaynaklandığı, sigorta sözleşmelerinden kaynaklı davaların TTK’nın 3. ve 4. Maddeleri hükmü uyarınca, tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, mutlak ticari işlerden  olmasından ötürü avans faizi işletilmesi gerektiği kabul edilmiştir  (Yargıtay 17. Hukuk dairesinin 24/01/2019 tarih 2018/5284 Esas 2019/633 Karar, aynı dairenin 02/02/2017 tarih 2014/18724 Esas 2017/925 Karar sayılı Emsal İçtihatları). <br>\tTüm bu nedenlerle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı ile ilk derece mahkemesi kararının kamu düzeni gözetilerek kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\tA)1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının  KABULÜ ile,<br>\tAnkara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin   29/12/2021 tarih ve 2020/436 Esas 2021/911 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/(1).b-2 maddesi uyarınca kamu düzeni gözetilerek  KALDIRILMASINA,<br>\tB)1-Davanın KISMEN KABULÜ ile, <br>\t107.665,00 TL tazminatın 04/12/2024 tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, <br>\tFazlaya ilişkin istemin reddine,<br>\t2- 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 7.354,60.TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine<br>\t3- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. maddesi uyarınca alınması gereken 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin, 202,95.TL'sinin davacıdan; 1.117,05.TL'sinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,<br>\t4-Davacının  yargılama sırasında yapmış olduğu  103,50.TL tebligat ücreti, 1.300,00.TL bilirkişi ücreti, toplamı 1.403,50.TL'nin davanın kabul oranı dikkate alınarak hesaplanan 1.187,71.  TL   yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>\t5-Davacının yargılamada vekil ile temsil edildiği anlaşıldığından yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 14.178,18.TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>\t6-Davalının yargılamada vekil ile temsil edildiği anlaşıldığından yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca red edilen miktar üzerinden hesaplanan 5.100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>\t7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider ve delil avansının HMK'nin 333. maddesi uyarınca karar kesinleştikten sonra Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi dikkate alınarak yatıranlara iadesine,<br><br>\tC)1-Davacı kurum harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığın, <br>\t2-Davalı taraftan istinaf karar harcı olarak alınan 1.838,65 TL harcın talep halinde davalıya iadesine, <br>\t3-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kararın kaldırılma gerekçesi gözetilerek üzerlerinde bırakılmasına, <br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,   <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 13/12/2024<br><br><br><br>Başkan-            Üye -                        Üye             Zabıt Katibi -<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f707cab22b8a27d2","SID":"f8764f4dd31857bb"}}